Neden ve nasıl belgeselci oldum?

Bir deyim vardır “Olunmaz… Doğulur…”. Bu deyim bir çok meslek için geçerli ama gazetecilik ve belgeselcilik için daha çok geçerlidir. Gerek televizyonlarda ve gerekse gezdiğim yerlerde “niçin ve neden ve nasıl belgeselci olduğumu” soran okuyucu ve izleyicilerle karşılaşıyoruz. Artık bu sorulara cevap verme zamanı geldi.
Neden ve nasıl belgeselci olduğumu bugün sizlerle paylaşmak istiyorum. Belgeselci olmama vesile olan değerli bir dost, deyim yerindeyse “Belgeselci hocam” ile 20 sene sonra Gebze de karşılaştım. Hocama olan şükranlarımı ve vefa borcumu da bu yazı ile ifade etmiş olacağım. Gazeteciliğe nasıl başladığım aslında başlı başına bir yazı konusu.  Onu bir başka yazıda paylaşacağım. Öncelikle belgeselciliğe neden ve nasıl başladığımı bugünkü yazımda paylaşmak istiyorum.
TRT MUHABİRİ OLARAK TELEVİZYONCULUK HAYATINA BAŞLAMIŞTIM
1982 yılı haziran ayında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Seyir Hidrografi ve Oşinografi Daire Başkanlığı’nda askerlik görevimi tamamlayıp Gebze’ye yerleşmiştim. Gebze’de basın alanında büyük bir boşluk vardı. İhtilal olmuş herkes suskun ve “çok seslilik” yoktu. Küçük bir kitap ve kırtasiye dükkanı açarak 1982 Haziran ayında iş hayatına başladım. İlk işim TRT ve Anadolu Ajansı’nın Gebze temsilciliğine başvurmak oldu. TRT muhabiri olarak uzun yıllar Gebze’de temsilcilik yaptım. Televizyonculuğa ilk aktif olarak böyle başladım.

Not: Televizyon deyince biraz daha geçmişe gitmem gerekiyor.
1974 yılı idi. Henüz televizyon yaygın değil, siyah beyaz televizyon sahipleri de parmakla gösterilecek kadar azdı. Giresun’un Espiye ilçesinde okuyordum. Yüksek bir yerden Espiye ilçesindeki çatılara bakıldığında Espiye’de sadece 15 – 20 kişinin evinde televizyon olduğunu anlaşılıyordu. Siyah-beyaz televizyon büyük bir lükstü. Herkes o televizyonu alamıyordu.
İLK KEZ NE ZAMAN TELEVİZYON İZLEDİM
Ben ilk olarak televizyonda; o yıllarda dünya boks şampiyonu olan meşhur Müslüman boksör Muhammed Ali’nin yaptığı maçları izlemiştim. Muhammed Ali’nin rakibini yenip şampiyon olması bütün İslam dünyası coğrafyasında heyecan uyandırıyordu. Espiye’de bir beyaz eşya satan dükkanın vitrininden ilk kez Muhammed Ali’nin maçını izlediğim 1970’li yılları daha dün gibi hatırlıyorum.  Ama artık bunlar mazi oldu, geçmiş oldu. Mazi ve geçmiş diyerek de geçmemeliyiz. “Geçmiş yıllara baktığınız oranda geleceği görürsünüz” diyen düşünürün sözüne kulak vermeliyiz. Gerçekten de geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer.
TRT muhabiri olmuştum ama televizyonum yoktu. Mustafa Paşa Mahallesi’nde bugün dev binaların yükseldiği Yazı Caddesi’ndeki tek katlı, tek gözlü kiralık bir evcikte bir grup bekar arkadaşla oturuyorduk. Eski zabıta başkomiserlerinden Ali bey’in annesinin eviydi burası. Kendi yemeğimizi kendimiz yapıyorduk. Akşamları da arkadaşlarımızla Gebze’nin sakin ve sessiz sokaklarında geziyorduk. Gebze’den gönderdiğim haberleri ev o tarihlerde meşhur olan Shogun dizisini izlemek için İnönü parkının karşısında deniz ticaretin olduğu yerdeki kahvehaneyi tercih ediyordum. Kahvehanede oturup bir bardak çay içip haberleri izledikten sonra haftada bir yayınlanan o meşhur diziyi izliyorduk. O oyuncu karakterleri ve Japonların geleneklerine bağlılığı beni ciddi şekilde etkiliyordu.
İLK KEZ NE ZAMAN TELEVİZYON SAHİBİ OLDUM
Tarih 1984. Hayatımızın önemli dönüm noktalarından birisi. 15 Eylül 1984’te düğünümüzü yaparak evlilik hayatına başlamıştık. Ancak televizyonumuz yoktu. Güzeller Mahallesi Yumrukaya Caddesi üzerindeki iki katlı bir evin birinci katında yaşıyorduk. Bu ev Gebze Duraklı köyünden olan İbrahim beyin eviydi. O yıllarda Japonların bir başka meşhur dizisi yayınlanıyordu. İpek yolu belgesel dizisi. Yanılmıyorsam her hafta çarşamba günleri yayınlanıyordu. Dizi’nin yayın günlerinde İbrahim bey’in ikinci kattaki evine çıkıp hem misafir oluyor hem de diziyi izliyorduk. İpek yolu dizisi gerçekten önemli bir eserdi. Çok önemli bir dizi olarak bugün bile anılıyor. Kendine has müziği, kervanların Türkistan coğrafyasından geçişi, Urumçi, Semerkand, Buhara Taşkent ve Herat şehirlerindeki çekimler adeta beni büyülüyordu. Kendimi o ipek yolu kervanı içerisinde Türkistan Coğrafyası’nda seyahat ederken hayal ediyordum.
Artık her hafta ev sahibimizi rahatsız etmenin doğru olmadığına inanarak taksitle siyah beyaz bir televizyon almaya karar verdim. O günlerde çarşıda Kuzey mobilya’nın sahibi değerli dostum Bekir Katı’dan siyah beyaz 31 ekran bir televizyon satın aldığımda dünyalar benim olmuştu. Televizyonu eve kurduğumda ve kendi televizyonumda ilk kez İpek Yolu belgeselini izlediğimde duyduğum heyecanı ve mutluluğu hiç bir zaman unutamıyorum. İpek yolu dizisinin kültür belgeselciliğinde bugün bile yeri doldurulamadı. Kendimi o belgeselin bir parçası olarak hissediyor ve belgesel ekibiyle birlikte Türkistan coğrafyasını yakından tanıyordum.
İLK RENKLİ TELEVİZYONA NASIL SAHİP OLDUM
Türkiye hızla gelişiyordu. Artık rahmetli Özal iktidara gelmişti. 12 Eylül askeri darbenin etkisi azalıyor ve Türkiye her sahada kalkınıyordu. Özal’ın o meşhur “Transformasyon” sözleri kulaklarda çınlıyordu. Otoyollardan, telekomdan bahsediliyor, Türk parası koruma kanunu değişiyordu. Artık cebinde 10 dolar bulunanlar tutuklanmıyordu. Deyim yerindeyse Türkiye dünyayı tanıyordu. Video kaset kiralayıcılarından alınan beta ve VHS kasetler ve o kasetleri gösteren video cihazları ile kahvelerde video filmler renkli olarak izleniyordu. Tercüman gazetesinin de Gebze muhabiri idim. Tercüman gazetesi kupon karşılığı renkli televizyon kampanyası başlatmıştı. Türk medyası bunu konuşuyordu. Kuponları topladık. Televizyon almak istediğimizde kuponlar elimizde patlamıştı. Gazete, televizyonları dağıtmıştı ama 10 binlerce insan televizyon yerine hava almıştı. Müthiş bir hayal kırıklığına uğramıştım. Kuponlarımı alarak Tercüman gazetesinin Topkapı merkezde bulunan, şuan bir oto galeri olarak kullanılan binasının yolunu tutmuştum. Yurt haberler müdürü ile görüşerek “ben televizyonumu almak istiyorum” diye tutturmuştum. İnatçı ve ısrarkardım. Müdür ne derse ikna olmuyordum. O mücadele ile televizyonuma sahip oldum. Renkli televizyonumu sırtıma alarak Topkapı’dan kalkan Gebze dolmuşlarına binerek eve gelmiştim. Televizyonumu kurmuştum ve belgesellerimi izlemeye başlamıştım.
“DÜNYA’DA TÜRK VAKIF MEDENİYETLERİ BELGESELİ” KADER ANIM OLMUŞTU
Tarih 80’li yılların sonlarıydı. TRT’de müthiş bir belgesel var. Ufkumuzu açan, ekranlara bütün izleyicileri bağlayan bir belgesel. Dünya da Türk Vakıf Medeniyeti’nden söz ediyordu. Artık bu belgeselin müdavimi olmuştum. Yapımcılığını Şenol Demiröz’ün, sunuculuğunu Çetin Tekindor’un yapım ve teknik koordinatörlüğünü Mesut Günebakanlı’nın yaptığı belgeseli izlediğimde artık belgeselci olma kararımı çoktan vermiştim. Ben de bu tür belgeseller yaparak kültür ve medeniyet tarihimize hizmet etme kararı almıştım. Ama nasıl? Tam o yıllarda kameraya da sahip oluyordum. Beta  büyük kasetlere çekim yapan bir kameram olmuş artık. TRT için çektiğim görüntülü haberleri kasetlerle Gebze’den otobüslere veriyordum. Kasetler Topkap’ıdan TRT’deki görevliler tarafından alınıyordu. Gebze bölgesinin haberleri renkli olarak yayınlanıyordu.  Halen 80’li yıllarda çektiğim kasetler ve kamera belgesel yayıncılık kültür merkezi ve arşivinde en güzel şekilde muhafaza ediliyor. Bu tarihten itibaren artık kameram yanımdaydı. Her türlü detayı çekerek görüntüleri saklamaya başlamıştım. Dağda, yaylada, şehirde çektiğim görüntü kasetlerinin bir çoğu bugün arşivlerde yer almakta.
BELGESELCİ HOCAMLA TANIŞIYORUM
Bir gün menzilhane meydanındaki bodrum katta bulunan gazetemizin idare merkezine genç, dinamik, 30 yaşlarında bir beyefendi gelmişti. Sohbete başlamıştık. Kendisi Gebze’den evli olduğunu ve TRT’de çalıştığını söylemişti. Heyecanlanmıştım. Sohbet koyulaşınca beni televizyon ekranlarında büyüleyen meşhur Dünya’da Türk Vakıf Medeniyetleri belgesellerinin yapım ve teknik koordinatörü Mesut Günebakanlı olduğunu öğrendim. Heyecanımı gizleyemiyordum. Belgeseli büyük bir mutluluk içinde izlediğimi söylemiştim. Mesut bey “Bu belgesellerin VHS kopyasını hediye ederim” deyince sevincim artmıştı. Mesut beyin o yıllarda hediye ettiği kaset kopyalarını defalarca izlemiştim. Her izlediğimde de kendimi Osmanlı kültür coğrafyasını gezer hissetmiştim. Mesut bey sadece Osmanlı coğrafyası içerisinde bulunan Bulgaristan’ın belgeselini çekemediğini söylemişti. Bulgaristan’daki sosyalist yönetim izin vermemişti. Onun dışındaki Osmanlı coğrafyasındaki kırka yakın ülkeyi gezerek Türk kültür ve vakıf eserlerini belgeselleştirdiklerini söylüyordu. Ben daha o yıllarda kafama koymuştum. Bulgaristan’ı ben belgeselleştirmeliydim.
BULGARİSTAN’DA BELGESEL ÇEKMEK
Tarihler 1998, uzun uğraşlardan sonra Bulgaristan dış işleri bakanlığından belgesel çekim izni alıyor ve Mustafa Ablak arkadaşımla birlikte çekim yapmak üzere sponsor arıyoruz. Ama bulmak ne mümkün? Sadece Artı Ajans’ın sahibi BetaCam kamera ile ışık ve kasetlerimize sponsor oluyor. Kendi aracımıza binerek Bulgaristan’a gidiyoruz. Büyük tehlike ve badireler atlatarak  485 yıl Osmanlı idaresinde kalan Bulgaristan’ın Osmanlı kültür mirasının belgesellerini çekiyoruz. Türkiye’ye döndüğümüzde telefonum çalıyor. Arayan o yıllarda Dış İşleri Bakanlığı Basın Sözcüsü olan büyük elçi Sermet Atacanlı’ydı. Sermet Atacan’lı Bulgaristan’da belgesel çektiğimizi Türkiye’nin Sofya Büyük Elçiliği’nden öğrenmiş. Türkiye Devlet’i adına bizden çektiğimiz belgeselin bir kopyasını istemişti. Çünkü Bulgaristan’daki Türk eserleriyle ilgili devlet arşivi bomboştu.
Bir başka gün telefonum yine çalmıştı. Arayan; bizlerin belgeselci olmasına vesile olan Dünya’da Türk Vakıf Medeniyetleri belgeselinin yapımcısı İstanbul Kültür a.ş ve Trt’nin eski Genel müdürlerinden Şenol Demiröz’dü. Şenol bey’de Vakıflar Genel Müdürlüğü için hazırladığı bir belgeselde Bulgaristan’da çektiğimiz belgesel görüntülerinden yararlanmak istediğini söylüyordu. Beni asıl heyecanlandıran ve duygulandıran ise neredeyse 20 yıldır görüşemediğim benim belgeselci olmamda adeta kader anım olan  Dünyada Türk Vakıf Medeniyeti belgeselinin teknik ve yapım koordinatörü Mesut Günebakanlı ile bir araya gelmemiz oldu.
Geçen hafta telefonum çaldı. Arayan belgeselci hocam ve halen Trt’de eurovision şarkı yarışmaları, üniversiteler arası kış sporları gibi Uluslar arası işlerin koordinatörlüğünü yapan Mesut Günebakanlı idi. Belgesel yayıncılık kültür merkezinde devri alem programı stüdyolarında kendisiyle hasret giderdik. Belgesellerimizden bir kısmını hediye ettim. Bu vesileyle bir talebesi olarak teşekkür ettim. Bu teşekkürü ifa için bu yazıyı kaleme alırken neden ve nasıl belgeselci olduğumu da siz değerli okurlarımla paylaşarak tarihe not düşüp zamana noterlik yaptım.
İşe öyle hızlı başlamışız ki artık dur durak bilmiyoruz. Bugün Dünya’nın 70’e yakın ülkesini ve Türkiye’nin neredeyse tüm illerini elimizde kameramız ve fotoğraf makinemizle adım adım gezerek yüzlerce televizyon programı ve onlarca belgesel hazırladık. Hazırladığımız belgeseller bir çok televizyon kanalında Devr-i Alem adı ile yayınlanmasına imkan sağlayarak kültür ve medeniyet tarihimize vefa borcumuzu ödemeye çalışıyoruz. Amacımız para, pul makam, mevki, şöhret ve “desinler” değil.
Televizyon kanallarından telif ücretleri bile almıyoruz.  Bizim amacımız şu fani dünyada baki kalan gök kubbede hoş sedalar bırakmak. Gök kubbede hoş sedalar bırakarak bizden sonra bu idealler için koşacak gençlere bir nebze de olsa örnek olabilirsek ne mutlu…

Kocaeli’nin hafızası Tavşancıl arşivlerinde bulundu.

Arşiv, belge kültür ve medeniyet tarihimiz için en önemli delildir. Binlerce yıllık tarihi geçmişe sahip olan Türk kültür tarihinin ilk yazılı belgelerinden birisi Orhan Abideleri’dir. Bu abideler tarihimizin kültürümüzün yıkılıp yok olmayan delilidir. Osmanlı’yı üç kıtada büyük devlet yapan, 600 yıllık Cihan-ı şumul bir imparatorluk haline getiren devlet sistemidir. Osmanlı devleti arşive kayıta, bilgi ve belgeye büyük önem vermiştir. Osmanlı arşiv belgeleri bugün halen tasvip edilmekte yerli ve yabancı binlerce araştırmacı Osmanlıca öğrenerek Devlet arşivleri ve Osmanlı Arşivleri Genel Müdürlüğü’nde araştırmalar yapmaktadır. Belgeselciliğe başladıktan sonra arşiv belgelerinin belgeselci için ne kadar önemli olduğunu anladım. Osmalıca okuyup yazmayı çok iyi kavrayarak Başbakanlık Osmanlı arşivlerinde araştırma yapma belgesi alarak arşivde çalışmalar yapmaktayım.
TAVŞANCIL’DA BULUNAN ARŞİV BELGELERİ
Tavşancıl, Cumhuriyetin ilk yıllarında Kocaeli ilinin Gebze kazasına bağlı nahiye merkeziydi. 1940’lı yılların sonuna kadar Tavşancıl nahiye merkezi olarak kalmıştı. Nahiye merkezliği daha sonra Hereke’ye gitmişti. Tavşancıl her bakımdan tarihi geçmişi olan önemli bir yer. Tavşancıl’daki depremin hasar verdiği bir caminin restorasyonu sırasında caminin çatı katında binlerce arşiv belgesi ortaya çıktı. Cumhuriyetin ilk yıllarını ilgilendiren arşiv belgeleri sadece Kocaeli’nin değil Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş tarihine de ışık tutuyordu. Bu arşiv belgeleri tesadüfen ortaya çıkmış Dilovası Kaymakamı Sayın Hasan Göç’ün duyarlılığı, Vali Ercan Topaca’nın yakın ilgisi ve müze müdürü İlksan Özbay’ın duyarlılığı sayesinde bugün İzmit Müze Müdürlüğü’nde koruma altına alınmıştır.
Dilovası’yla ilgili tarihi araştırmalar yapıp belgesel çekimlerimiz devam ederken Kaymakam Sayın Hasan Göç bey arşiv belgelerinden söz etti. Heyecanlandım. Kaymakam Sayın Hasan Göç beyin bizzat nezaretinde müze müdürlüğündeki arşiv belgelerini görmek istedim. Başbakanlık Osmanlı Arşivleri araştırma belgesi yetkisine sahip olduğum için müze müdürümüz İksen hanım bulunan arşivleri gösterdi. Kolilerde ve klasörlerde binlerce arşiv belgesi var.  Adeta cumhuriyetin ilk yıllarının hafızası bu belgelerde yatıyor. Bu belgeler Kocaeli tarihine ışık tutarken çok önemli bilgileri de içeriyor. Bizim incelediğimiz bazı arşiv belgelerinde kurtuluş savaşında şehit ve gazi olanların, yetim ve malullerinin isim listesi, Osmanlıca olarak basılmış resmi gazetenin nüshaları, askeri bilgiler, tarım, ziraat ve hayvancılıkla ilgili çok önemli belgeler, evlilik cüzdanları, bakanlıklarla yazışmalar, tavşancıldaki devlet yatırımları ve daha bir çok bilgi ve belgeler bu arşivlerde. Arşivlerin bir kısmı Osmanlıca bir kısmı Türkçe. 1928 yılındaki harf devrimi dolayısıyla Osmanlıca ve Türkçe aynı yazılarda yer alıyor. Öyle ilginç bir belgeye rastladım ki Tavşancıl Nahiye Müdürü tarafından Gebze Kaymakamlığı’na yazılan bir yazının bir kısmı yeni harflerle bir kısmı da eski Türkçe harflerle yazılmış. Muhtemelen Nahiye Müdürü harf devrimine geçişte Türkçe yazmanın zor olduğunu görünce yazısına Osmanlıca olarak devam etmiş. İlginç bir durum.
TAVŞANCIL’DA Kİ BELGELER CUMHURİYETİN İLK YILLARINA IŞIK TUTUYOR
Tavşancıl’da bulunan ve müze müdürlüğünde koruma altına alınan arşiv belgeleri cumhuriyetin ilk yıllarına ışık tutuyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıl dönümü 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda bu belgeler cumhuriyet tarihimize önemli ışık tutacak. Belgelerin vakit geçirilmeden Devlet Arşivleri bünyesinde kurulacak resmi bir heyet tarafından belgelerin tek tek incelenerek bugünkü Türkçeye aktarılması diğer arşiv belgeleri gibi internet ortamında tüm araştırmacıların bilgisine sunulmasını istiyoruz.
VALİ ERCAN TOPACA’NIN DİKKATİNE…
Vali Ercan Topaca eğitime, çevreye, kültüre önem veren genç, dinamik ve heyecanlı bir yönetici. Bu arşiv belgelerinin muhafaza edilmesinde çok büyük emeği var. Vali Ercan Topaca’nın vakit geçirmeden ve bu belgelerle ilgili Başbakanlık Osmanlı Arşivleri’nden bir heyet getirtip belgeler üzerinde araştırma yapmasını istiyorum. Bu araştırma Kocaeli’nin hafızasını tazeleyecek, cumhuriyetin ilk yıllarındaki Kocaeli ve Gebze bölgesine ışık tutacak bir anlamda gençlerimize kültür ve tarih bilincini aşılayacaktır.
29 Ekim 1923’ten 9 ay önce, 26 ocak 1923’te Atatürk İzmit basın toplantısı ile devletin şeklinin cumhuriyet olduğu tüm dünyaya Kocaeli’den ilan etmişti. Atatürk’ün İzmit basın toplantısı Türkiye Cumhuriyeti’nin Kocaeli’de İzmit basın toplantısı ile duyurulması cumhuriyetin Kocaeli’de kurulduğunun da bir işaretidir. Bugüne kadar cumhuriyetin ilk yılları konusunda ciddi araştırmalar yapmayan İzmit lobisinin, ne olduğu tam olarak bilinmeyen Nikomedya kültürüne, misyonerlerin adeta bayraklaştırdığı Santa Barbara’ya verdikleri önemi bu arşiv belgelerine de vermelerini istiyorum. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı coşkuyla kutladığımız bugün, cumhuriyetin kuruluş yıllarındaki Kocaeli tarihine ışık tutan bu arşiv belgelerinin bir an önce Kocaeli kültür tarihimize kazandırılmasını tüm ilgili ve yetkililerden bekliyorum.
Tavşancıl’da tesadüfen bulunan arşiv belgeleri cumhuriyetin ilk yıllarına ışık tutan Kocaeli ve Gebze bölgesinin hafızası olduğunu unutmayalım.

Türkiye-Bulgaristan ilişkileri ve Cumhurbaşkanlığı seçimi

Bulgaristan diyince içim bir hoş olur. İhtişamlı Osmanlı tarihi, 485 yıllık Osmanlı yönetiminde Türkler ve Bulgarların hoş görüyle yaşadığı yıllar, Osmanlı’nın muhteşem izleri hatırıma gelir. 1998 yılında Bulgaristan devletinden izin alarak Bulgaristan’da ki Osmanlı eserlerinin ilk belgesel görüntüsünü çeken ve Bulgaristan’ı adım adım gezmiş bir gazeteci olarak, Bulgaristan’da ki Türkler üzerine söyleyecek ve yazı yazabilecek birisiyim.
BULGARİSTAN’DA SEÇİM
Geçtiğimiz hafta 23 Ekim Pazar günü Bulgaristan Cumhurbaşkanlığı seçimi vardı. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bir Türk Cumhurbaşkanı adayıydı. İlk nazarda böyle bir seçimde Cumhurbaşkanı adayları arasında bir Türk’ün olması önemliydi. Ancak olaya biraz daha genel baktığımızda hiç de Bulgaristan’da Türkler açısından durum iyiye gitmiyor. Ve şu an da Türkler üzerinde çok büyük oyunlar ve gizli Bulgar planları oynanıyor. Bu hafta Pazar günü de seçim yapılacak ve finale kalan iki aday arasında oy kullanılacak. Bu adaylardan birisi hak ve Özgürlükleri hareketinin de desteklediği sosyalist parti adayı ile sağ tantanslı GERP partisinin adayı yarışacak.
PAZAR GÜNKÜ SEÇİMLER NASIL GEÇTİ?
İsterseniz bir özet yapalım. 23 Ekim pazar günü yapılan seçimler tam anlamıyla fiyaskoydu. Kısa bir araştırma yaptım. Türkiye’de 90 bin soydaş seçmen var. 90 bin seçmenin sadece 23 bin 400’ü oy kullandı. Ve neredeyse 4’te 3’ü soydaşların lütfedip sandık başına gitmediler. Bu durum soydaşlar için gerçekten büyük bir ayıp. Bu durum çok iyi sorgulanmalı ve neden oy kullanmadıkları, neden seçim gibi hayati konumda ki bir olaya duyarsız kaldıkları araştırılıp öğrenilmeli. İşin en acı tarafı ise kullanılan 23 bin 400 oyun sudan bahanelerle 6 bininin geçersiz sayılması. Bu bile başlı başına bir skandal. Bulgaristan devleti üstü kapalı oy kullansanız da oyunuzu geçersiz kılacağız yaklaşımı içerisindeler.
Seçim değil zulüm
Seçim için sandık açmak gerekiyor. Yeni aldığımız bilgilere göre Bulgaristan devletine soydaşların yoğun olduğu yerde sandık koydurmak büyük bir zulüm. Bir sandık açılabilmesi için 101 seçmen ayrı ayrı dilekçe vermesi gerekiyor. İkinci sandık açmak için de 1001 seçmenin tek tek dilekçe hazırlayıp bunu postane aracılığıyla her bir dilekçeye 5 liralık ödeme yapmak suretiyle Bulgaristan başkonsolosluğu ve Bulgaristan büyükelçiliğine posta yoluyla iadeli taahhütle yollanması gerekiyor.  Sadece Gebze ve Şekerpınar bölgesinde ki sandık açılması için neredeyse 2 bine yakın tek tek dilekçeler gönderildi. Hem masraf hem israf hem de Bürokrasi. Doğrusu pes demek geliyor insanın içinden. Gebze bölgesinden 1300, Şekerpınar’dan 800 kişi sandık başına giderek oy kullanmışlar. Kocaeli genelinde kullanılan oyların sayısı ise 4 bin. Soydaşların yoğun olarak bulunduğu Bursa’da bile sadece birkaç sandık açılabilmiş. Onlarca Bulgaristan Türkleri derneği var. Neden seçim gibi çok önemli konuda ilgisiz ve duyarsızlar. Bu durum çok iyi tahlil edilip araştırılmalı. Pazar günü yapılacak seçimlerde 2 aday yarışacak. Birisi Türklerin desteklediği Sosyalist Partisinin adayı, diğeri ise GERP partisinin adayı. Bakalım seçim sonuçları nasıl olacak? Ancak buradan biz çağrıda bulunmak istiyoruz. Soydaşlar mutlaka sandık başına gidip oylarını kullanmalı ve destekledikleri adayı Cumhurbaşkanı seçtirmeliler.
BULGARİSTAN’DA Kİ TÜRKLER İKİYE Mİ BÖLÜNÜYOR?
1998 yılında Bulgaristan’da Osmanlı Medeniyeti belgeselini çekerken Sofya’da halk ve Özgürlükler Hareketi merkezine uğrayıp Höh’ün lideri Ahmet doğan ile söyleşi yapmıştım. Doğan’dan sonra Partinin ikinci adamı konumunda ki kasım dal ile de Şumnu’da görüşmüştüm. Bulgaristan Türkleri tam birlik içindeydi geçmişte. Ama bu birlik artık parçalanmaya başlamış. Partinin ikinci adamı Kasım Dal yeni bir hareket oluşturarak bu partinin liderliğine oynuyor. Türkiye ise ciddi anlamda bir Bulgaristan projesi ve programı yok. Dış Türkler ve akraba topluluklarından sorumlu genel müdürlük ise sadece tabela görevi yapıyor. Ciddi bir çalışma içinde değiller. Buna karşılık Bulgaristan derin devleti hem Bulgaristan’da ve hem Türkiye’de soydaşlar üzerinde büyük planlar ve oyunlar tezgahlıyor. Geçen dönem yapılan Seçimlerle ilgili Bulgaristan devleti İstanbul başkonsolosunu bile değiştirdi. Pazar günü Cumhurbaşkanlığı’nın ikinci tur seçimleri yapılacak. Temennim sadece Bulgaristan’da ki Türklere değil, Bulgaristan devletini dünya devletleri arasında saygın bir yere getirecek bir Cumhurbaşkanının seçilmesi.
Son söz olarak devletler arasında dostluklar ve düşmanlıklar ebedi değildir. Tarih boyu Türkiye-Bulgaristan ilişkileri inişli-çıkışlı acı tatlı dönemler yaşamıştır. Güneydoğu’da ki PKK terörü olayında Bulgaristan devletinin resmi haber ajansının “Türkiye isyan eden Kürtlere savaş açtı” anlamında ki haberi üzerinde çok durulması gereken önemli bir olaydır. Bulgaristan’da ki Yahudi ve İsrail lobisinin çalışmalarına dikkat etmek gerekiyor. Sonuç olarak Türkiye ile Bulgaristan devletlerinin ortak menfaatleri karşılıklı anlayış, iyi komşuluk ve dostluğa yönelik iyi ilişkilerden geçiyor. Bulgaristan devleti gerek Bulgaristan’da ki ve gerekse Türkiye’de yaşayan soydaşların Türkiye-Bulgaristan dostluğunun en temel unsuru olduğunu unutmayarak Türk soydaşlara gizli ve açık soykırım ve asimilasyon yapmamalıdır.

Sivil Savunma Müdürlükleri yeniden yapılandırılmalı

Van depremiyle deprem gerçeğini bir kez daha gördük. Sürekle tartışılan Kızılay’ın yönetim değişikliliğine rağmen sınıfta kaldığına şahitlik yaptık. Kızılanı beceriksizliği ve yetersizliği yüzünden Van’da ki depremzedeler mağdur oldu. Kızılay bütün devlet imkanlarına rağmen yardım organizasyonunu tam manasıyla gerçekleştiremedi. Bu yüzden haksız bir şekilde devlet ve hükümet eleştirilere muhatap oldu.
Sadece Kızılay değil, sivil savunma müdürlükleri de yetersizdi. Bu tür afetlere karşı ciddi önlem alması gereken Sivil Savunma müdürlüklerinin kurtarma ekipleri de sınıfta kaldı. Sivil toplum örgütü olarak kurulan Arama ve Kurtarma ekipleri oldukça başarılıydı. İtfaiye teşkilatlarının ekipleri bile sivil savunma müdürlüklerinden daha başarılı oldu. Sivil savunma müdürlükleri yeniden yapılandırılmalı, sivil toplum örgütü gibi arama ve kurtarma ekiplerinden teşkilatlar oluşturulmalı ve gençler bu teşkilatın gönüllü birer üyesi olarak çalışma yapmalıdır.
GEBZE SİVİL SAVUNMA MÜDÜRLÜĞÜ NEDEN KAPANDI?
Sivil Savunma Müdürlükleri yeniden yapılandırılarak gençlerin ve sivil toplum örgütlerinin desteğiyle birer Arama ve Kurtarma Merkezi olması gerekirken büyükşehir yasasının arkasına sığınılarak Gebze bölgesinde ki sivil savunma müdürlüğü kapatılıp İzmit’e alındı. Gebze gibi yoğun sanayi kuruluşlarının olduğu bölgelerde yöreye özgü arama kurtarma ve Afet Koordinasyon merkezleri olması gerekirken, Gebze’de teşkilatın tümüyle kapatılması acı bir gerçek. Vakit geçirilmeden Sivil Savunma bölge müdürlüğü olarak Gebze teşkilatlandırılmalı, sadece depremlere değil, kimyasal sanayi yangınlarına karşı özel bir ekip yetiştirilmelidir.
GEBZE AFET KOORDİNASYON MERKEZİ NEDEN KURULMUYOR
Gebze Sivil Savunma Müdürlüğü kapatırken, yerine Gebze afet koordinasyon merkezi kurulacaktı. B.unun için Osman yılmaz mahallesinden Emniyet’e ait 870 m2 alan bir alan afet Koordinasyon merkezi için tahsis edilmişti. Fakat hiç bir kurumun ödenek ve proje noktasında destek vermemesi nedeniyle merkezin ne projesi çizildi ne de inşaatına başlandı. Ve eğer yıl sonuna kadar hiç bur kurum sahip çıkmazsa buraya emniyet arsasını geri alacak. Bu yüzden acele etmeliyiz, bir an evvel proje hazırlamalıyız ve afet koordinasyon merkezinin çalışmalarına başlamalıyız. Elimizi sıkı tutalım yoksa çok geç kalmış olacağız.
GEBZE, DARICA, DİLOVASI VE ÇAYIROVA İLÇELERİNE TARİHİ GÖREV DÜŞÜYOR
Gebze bölgesi çok önemli. 17 ağustos depremini yaşamış birisi olarak Gebze’den depremin ilk günleri haber bile alınamadı. Allah’tan Gebze bölgesinde fazla hasar yoktu. Devletin TRT’si tam 2 gün Gebze bölgesinden haber alınamıyor şeklinde haber yayınladı. Ve insanlar Anadoludan Gebze’ye doğru akın akın döndüler ve yollar trafiğe kapatıldı.
Allah göstermesin Gebze bölgesinde bir afet ve deprem felaketi yaşanacak olursa ne İstanbul, ne de İzmit bölgesi kendi sorunlarını çözerek Gebze bölgesi ilme ilgilenemez. Bu husus dikkate alarak Gebze bölgesinde ki kaymakamlar, belediye başkanlarımız, meslek odaları, OSB’ler, kamu kuruluşları ve tüm sivil toplum örgütleri harekete seçmeli, kendi arama ve kurtarma kuruluşlarını oluşturmalı. Bu konuda tüm kamuoyunu tarihi göreve davet ediyoruz. Herkes elini taşın altına koymalı. Felaketlerde enkaz altında inim inim inlemek ve İzmit’ten İstanbul’dan kurtarma ekibi gelecek diye beklemek yerine kendi kurtarma ekiplerimizi oluşturalım, güçlü ve güvenilir akutlarımızı oluşturalım.
CUMHURBAŞKANI VE BAŞBAKANA TARİHİ GÖREV
Deprem felaketlerini yakından takip eden, 17 Ağustos depremini Gebze’de yaşamış 93 yılında ki Erzincan depremini görmüş, Dinar ve adana depremlerine yerinde şahitlik yapmış, deprem konusunda da belgesel çeken bir araştırmacı gazeteci olarak cumhurbaşkanı sayın Abdullah Gül ve Başbakan sayın Erdoğan’dan sivil savunma müdürlüklerimizin sivil toplum örgütleri ve kamu kuruluşlarının koordinasyonunda birer arama kurtarma ekibine dönüştürülmesini istiyorum. Bu konuda siz değerli okurlarımdan da öneri ve görüş bekliyorum.

Van depremi ve kardeşlik seferberliği

Terör olaylarının tartışıldığı ve Çukurca’da ki şehitlerimizin acısının taze olduğu günlerde Van Depreminin meydana gelmesi üzerinde durmak istiyorum. Türkiye, 30 yıldan fazladır Güneydoğu’da içte ki ve dışta ki güçlerle savaşıyor. Bir çok devlet direk veya dolaylı PKK terörü üzerinden Türkiye’ye savaş açmış durumda. Bu mücadele bir gün sona erecek ve 30 yıldır Türkiye’nin kimlerle savaştığı da gelecekte ortaya çıkacaktır.
Onlarca şehit verdiğimiz bu günlerde Van depreminin meydana gelmesi bölgeye karşı Türk milletinin kardeşlik seferberliği çok anlamlıdır. Türkiye Van depremine karşı tek yürek oldu, yardım seferberliğinin yanında destekleri ve dualarıyla Van halkına sahip çıktı. Türk milletinin bu fedakar, vefakar ve kardeşlik seferberliği dostları sevindirdi, düşmanları ise üzdü.
VAN’A HİÇ GİTTİNİZ Mİ?
Bugüne kadar hiç Van’a gittiniz mi? Gitmediyseniz Van’a gitmenin tam zamanı. Az veya çok elimize yardım taleplerimizi alarak Van’a gitmeliyiz. Dost ve düşmana karşı kardeşlik seferberliği başlatarak Vanlı kardeşlerimizin yanında olmalıyız. İnsan gitmeden, görmeden, hiçbir şeyi anlayamıyor.
Ben 2 kez Van’a gitmiştim. İlk fırsatta elime kamera ve fotoğraf makinemi olarak Van’a gidecek ve Van’da ki yaşananları belgesel görüntülerle tarihe not düşüp zamana noterlik yapacağım. 7 yıl önce THY Uçağı ile Van’a ilk gittiğimde Van Gölü üzerinden masmavi Van Gölü’nün suyu, Van dağlarında ki manzaralar, Tatvan’da ki Nemrut Dağı ve eteklerinde Malazgirt zaferi destanının yazıldığı süphan dağı göz ve gönül ziyafeti sunuyordu. Van’ın dost canlısı insanları, meşhur Van kahvaltı sofrasının kurulduğu sokaklar, binlerce yıllık tarihi geçmişi olan Van kalesi, Van’ın muhteşem medeniyet geçmişini yansıtıyordu. Muradiye şelalesi ve Çaldıran Zaferi’nin yaşandığı, çaldıran ovaları meşhur suyuyla Bahçesaray, adeta Doğu’nun incisi olan Tatvan, mezar taşı ile Kültür tarihimizin manevi tapu senedi oylan ahlat ve Adilcevaz sadece birer ilçe değil kültür ve medeniyet tarihimizi sinesinde barındıran muhteşem yerler.
ERCİŞ’DE BİR GECE
Gece geç vakitlerde Çaldıran’dan Erciş’e gelmiştik. Bizleri Anadolu insanının misafirperverlik örneği gösteren Ercişli gönül dostlarımız gecenin saat 01.00’de Van Gölü’nden özel olarak tuttukları baylıkları ikram etmeden yatırmamışlardı. Sabah erken Erciş cadde ve sokaklarını gezdiğimizde Ercişlilerin sıcak ve samimi misafirperverlikleri gözlerinden okunuyordu. Büyük binalar ve geniş Erciş caddeleri, Erciş’de ki ekonomik ve sosyal kalkınmayı gösteriyordu.
Pazar günü Van’da ki deprem haberini aldığımda yukarıda ki gezi notlarım hatırıma geldi. Depremde Erciş’in yerle bir olduğunu öğrendiğimde derin üzüntü içine girdim. Erciş’de olduğumuz günlerde bizimle yakından ilgilenen o insanlar bugün ölüm kalım mücadelesi veriyor. O gördüğünüz bir çok bina ve görüntülerini çektiğimiz apartmanlar, iki minaresi birden yıkılan Erciş Banyo cami’nin perişan hali, apartmanların adeta kibrit kutusu gibi üst üste devrilmeleri beni kahretti.
KARDEŞLİK SEFERBERLİĞİ BAŞLATMALIYIZ
İlk fırsatta Van ve Erciş’e gideceğimi tekrarlamak istiyorum. Sizleri de Van ve Erciş’e davet ediyorum. Az çok demeden, elimize yardım paketlerini alarak depremzede Vanlı kardeşlerimizin yanında olduğumuzu gösterelim. Bazı kargo firmaları, otobüs firmaları, PTT kargo’nun ücret almadan Van’a yardım paketi götürdüğünü sizlere duyurmak istiyorum.
17 Ağustos 1999 depremini bizzat Gebze’de yaşamış birisi olarak deprem felaketinin ne kadar yıkıcı olduğunu yakından biliyorum. Gün dostluğu ve kardeşliği gösterme günü. Dostları sevindirme, kardeşlerin yanında olduğunu gösterelim. 17z Ağustos depreminde Kocaeli, Sakarya ve Düzce’yi gezerek bu felaketi belgesel görüntülerle ekranlara getirip, fotoğraf ve gazete kupürleriyle arşivlerimize kaydetmiştik. Amacımız felaketlerden ders ve ibret almaktı. Türkiye deprem felaketinden önemli ders aldığını Van depremiyle bir kez daha gördüm.
Yazımı noktalarken Deprem felaketine uğrayan Vanlı kardeşlerimize bir kez daha geçmiş olsun diyor, yaralananlara acil şifalar, Deprem şehitlerine yüce Allah’tan rahmet niyaz ediyorum.

Eski Milletvekili Ayar’la devri Alem

Dün bu köşede CHP Kocaeli Milletvekili Doktor Mehmet Hilal Kaplan’ın basın toplantısına geniş yer vermiştim.  Yazımız çok büyük ilgi topladı. Dün Gebze gazetesi internet sitesinde en çok okunan yazı oldu. Bir çok yerden mesajlar aldık. Gerçekten ilgi topladı. Dünde AK Parti’nin eski Kocaeli Milletvekillerinden Eyüp Ayar gazetemizi ziyaret etti. Kendisi ile uzun bir söyleşi yaptık. Kendisine bir çok şeyi sorduk. Acık acık cevaplar aldık.
EYÜP AYAR’IN SİYASİ GEÇMİŞİ
Dünya ülkelerinde Kültür coğrafyamızda Devr-i Alem ile dolaşırken siyasetçileri ve geçmişi de ihmal etmiyoruz. Bugünde eski Milletvekillerinden Eyüp Ayar ile Devr-i Alem ederek geçmiş yılların bir özetini çıkaracağız. Eyüp Ayar’ı, Anavatan Partisinin 1983 yılındaki kuruluş yıllarından tanıyorum. Kaderin cilvesi Eyüp bey birlikte Anavatan Partisinde siyasete başlamıştık. Henüz 24 yaşındaydım. Seçilme yaşı 25 olduğu için ben il genel meclisi üyeliği seçimlerine katılamamıştım. Anavatan Partisinin kurucu ilçe Başkanı Niyazi Koca idi. Eyüp bey Niyazi Koca ile birlikte aktif siyaset yapmış ben ise gazeteciliğe döndüm. Ve Gebze Gazetesini 1985 yılında kurarak gazeteci olmayı tercih ettim.
Kader bizi Eyüp Ayar ile 2001 yılında AK Partinin Kocaeli kurucular kurulu üyeliğinde bir araya getirdi. Eyüp Ayar, Halit Yaşar ile birlikte AK Parti’nin Kocaeli kurucular kurulu üyeliği yaptık. Siyasette fazla bağdaşamadığımız Gebze bölgesinin Kocaeli Büyükşehir sınırlarına alınmasını Başbakan Tayyip Erdoğan nezdinde protesto ederek siyasetten bir kez daha soğudum. Eyüp bey milletvekili seçildi ben bu kez belgeselcilik yapmayı tercih ettim ve siyaset yerine Dünya Coğrafyasını gezerek , televizyon programları çekip çok sayıda belgesele imza attım.
EYÜP AYARLA SİYASETİ KONUŞTUK
Dün Eyüp Ayar gazetemizi ziyaret etti. Kendisiyle uzun bir söyleşi yaptık. Geçmişi konuştuk. AK Parti’nin yaptığı hizmetler, terörün nasıl bitirileceği, deprem gerçeğini yeniden hatırlayıp, Kocaeli’nin depreme hazır olup olmadığını sordum. Yaptığı hizmetlerin özetini dinledim. Geriye baktığımda vicdanını rahatsız eden keşkelerinin olup olmadığını sordum. Organize sanayilerden Gebze’nin sorunlarına TÜBİTAK ve Bilişim Vadisinden Gebze’deki vakıf ve tarihi esirlerin durumuna Gebze Kent Meydanı Projesinden Belediye Hizmetlerine, kendisi ile bir çok şeyi konuştuk. Aktif siyasete dönüp dönmeyeceğini, milletvekilliği sıralamasına giremediği için Başbakan’a kırgın olup olmadığını, il başkanı olup olmayacağını sordum. En önemlisi bundan sonra ne yapacağını ve Ankara’da hayatına devam edip etmeyeceğini öğrenmek istedim. Deyim yerindeyse Eyüp Ayar’la dobra dobra konuştum. Arkadaşlarımız Evren Kızıltaş ve Ömür Kavran Eyüp beyin ağzından çıkan her şeyi tane tane kaydettiler. Söyleşimiz saatlerce sürdü. Özel ve genel bir çok şeyi konuştuk. Sayın Ayar’ın 83 yılından beri aktif siyasetin içinde olmasını ve bugün siyasete adeta 83 teki gibi iştahlı ve heyecanla devam ettiğini gördüm. Arkadaşlarımız Eyüp beyle yaptığımız söyleşiyi yarından itibaren yarından itibaren yayınlamaya başlayacak. Çok önemli bir söyleşi mutlaka takip edip okunmasını istiyoruz
SİYASETTE VEFA NEDEN YOK?
Siyaset çok enteresan, çok sorunlu ve çık sıkıntılı bir meslek, siyasette dostluk, arkadaşlık, vefa ve dostluğa dahil hiç bir şey baki değil. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu’nun ifadesiyle siyasetten dostlukta yoktur, düşmanlıkta yoktur diyor. Dün dost olduklarıma siyaset gereği düşmanda olabiliyorsunuz. Dostluğa vefaya arkadaşlığı önem verenler siyaseti yapmamalı. 40 yıldan beri Türk siyasetini yakından takip ediyorum. Siyasette vefa ve arkadaşlığı önem veren iki lider tanıyorum. Birisi AK Parti lideri Recep Tayyip Erdoğan ve 6 kez gidip, 7 kez gelerek bir bilen olarak kendini lanse eden Demirel, Bu iki liderde zaman zaman en yakın dost ve arkadaşlarını feda ettiler. Erdoğan, AK Parti’nin kuruluşuna maddi ve manevi büyük emek veren eski Çevre ve Orman Bakını Osman Pepe’yi vekil bile yapmaması siyasetteki vefasızlığı ortaya koyuyor. Eyüp Ayar’a siyasetteki vefayı sordum ve siyasette vefanın ne olduğunu sordum. Sayın Ayar siyaset çok zor. Siyaset yapanlar zaman fukarası o kadar çok şeyle meşgul oluyorlar ki dostluk arkadaşlık vefa unutuluyor. Bende dostluk arkadaşlık vefayı zaman zaman ihmal edip, unutanlardan birisiyim.
EYÜP AYAR İL BAŞKANI ADAYI OLACAK MI?
Eyüp Ayar ile yaptığımız uzun sohbetin sonunda. Siyasetteki geleceği ve il başkanlığına aday olup olmadığını sordum. Sayın Ayar ‘Siyasetten kopmak mümkün değil. Hayatımız zaten siyaset. Şu anda herhangi bir yere aday değilim partim bana ne görev verirse, o görevi severek kabul eder yaparım. Bu il başkanlığı olur., ilçe başkanlığı olur veya her hangi bir başka görev olur. AK Parti beni iki kez milletvekili yaptı ve bir yerlere getirdi. AK Parti’nin bana ihtiyaç duyduğu her yerde siyaset yapmaya devam ederek diyerek son noktayı koydu
Özetle Eski Milletvekili Eyüp Ayar ile yaptığımız uzun ve ilginç söyleşiyi mutlak yarından itibaren gazetemizde okumanızı tavsiye ederim

Van depremi ve PKK’yı neden yenemiyoruz?

Van depremi ve PKK’yı neden yenemiyoruz?
Van’da ki depremi duyunca 1999 yılında bizzat yaşadığım Marmara depremini hatırladım. Deprem gerçeğini tam unuttuk dediğimiz sırada Van depremi bize gerçekleri hatırlattı. Depremle ilgili ilk ölçüm bilgileri 6.6 idi. Sonra 7.2’ye çıktı. Depremle ilgili yine kargaşa sürüyor, gazetemiz baskıya girdiği saatlerde tam detaylı bilgi alamamıştım. Deprem gerçeğini bilen ve on binlerce insanını kaybeden Kocaeli, depremden hemen sonra Van’a gitmesi, Kocaeli’nin ne kadar yardımsever olduğunu da gösterdi. Van başta olmak üzere Türkiye’ye geçmiş olsun derken, dün depremden önce yazdığım makaleyi sizlerle paylaşıyorum. Depremle ilgili ayrıntılı yazımı yarın yayınlamak istiyorum.

PKK’YI NEDEN BİTİREMİYORUZ

Bu soruyu dün 8 yaşındaki oğlum CHP Kocaeli Milletvekili Doktor Sayın Mehmet Hilal Kaplan’a sormuş. Evet, PKK’yı neredeyse 40 yılı yakındır bir türlü yenemedik oğlum bir futbol maçı bilgiçliği ile bu soruyu sormuştu ve yetişen çocuklarımız hep bombalar terör şehit ve terör haberleri ile büyüyor.
Sayın Hilal Kaplan’ın basın toplantısına davetliydim. Sayın Kaplan 40 yıla yıkındır Gebze bölgesinden sağlık sorunlarını bilen birisi olarak CHP’den milletvekili seçilmesi önemliydi. Bu basın toplantısını mutlaka takip etmeliydim. Ancak son 2 aydır hafta sonlarını neredeyse yırt içi ve yurt dışındaki belgesel çekimlerini ayırdığım için bir hafta sonunu 8 yaşındaki oğlumla geçirememiştim.
Oğlumla birlikte evde kahvaltı yapıp, onu evde bırakarak toplantıya gitmek istedim. Ancak beni bir türlü bırakmıyordu. Baba sen bu hafta sonu birlikte olalım işlerini gazetedeki elemanlar yapsın diyordu. Basın toplantıda önemliydi çünkü Türkiye bir terör belası ile inim inim inliyordu. Sayın Kaplan da aslen Güneydoğulu olması ve Karadeniz bölgesinden evli olmasıyla söyleyecekleri çok önemliydi. Oğlumla birlikte basın toplantısına gittik. Kendisini hiç yönlendirmeden, kendi aklınca park istedi, PKK’yı neden yenemediğimizi sordu ve akıllı bombanın ne olduğunu öğrenmek istedi.
Yaşadığımız günlerin bu günler âdete tarihe tanıklık ettiğimiz günler, yetişen gençler bizi affetmeyecek, çünkü onlara gerçekten iyi bir miras bırakmak istemiyoruz. Benim sekiz yaşındaki oğlumun sahsında son 40 yıldır yetişen bütün çoğu ve gençler hep bu türlü soruları cevap arayacak büyüdü. Artık gelecek kuşaklara iyi şeyler bırakmalıyız.
Basın toplantısında savaş konusu da çok tartışıldı. Evet, Türkiye 40 yıla yakın güneydoğuda savaştı ama bu savaş Kürtlerle değil, Türkiye’yi yıkmak isteyen emperyalist güçler ve Türkiye üzerinde emeli olan devletler (Bu konuda yazdığım yazıyı www.gebzegazetesi.com’daki 20 ekim tarihli ‘Türkiye kimle savaşıyor?’ başlıklı köşemdeki yazımda yayınladım.
Mehmet Hilal Kaplan Bey terör ile ilgili çok geniş bir perspektif çizdi tarihi süreci çok net ortaya koydu. Terörün bir emperyalist güçlerin sömürü savaşı olduğunu, dünyayı sömüren güçler başta Amerika olmak üzere, terörü silah olarak kullandığını devletler yıktıklarını rejimler kurduklarını, hükümetler oluşturduklarını, son Arap dünyasında yaşanan baharlarla sözde demokrasi baharları ortaya attıklarını söyledi ve emperyalist güçlerin Türkiye’de bir Arap bahar yapmak istediklerini söyleyen sayın Hilal Kaplan’a bende söz alarak, Türkiye’de bir Kürt baharı olur mu sorusunu sordum.

TÜRKİYE’DE KÜRT BAHARI OLUR MU?
CHP Milletvekili Sayın Kaplan, 5 kelimelik bu sorumu yaklaşık 8 dakika süren uzun bir açıklama ile cevaplandırdı. Türk ve Kürdün kardeş olduğunu asırlarca birlikte yaşadığını Türklerle Kürtler arasında bir sorunun olmadığını Kürtlerin yüzde 90’ınının birlik ve beraberlikten yana olduklarını ama hakim güçlerin emperyalistlerin ve Amerika İsrail gibi dünyayı sömüren güç odaklarının sözde demokrasi baharları ile ülkeleri karıştırdığını şimdiki hedeflerinin Suriye ve İran olduğunu İran dan sonra sıranın Türkiye’ye geleceğinin altını çizdi ve Türkiye’deki terör olaylarının arkasında da bu güçlerin olduğunu net bir şekilde ortaya koydu. Sayın Kaplan şu anda Türkiye ekonomik olarak güçlü bir konumda ancak ekonomik ve bölgesel güç olarak zayıfladığında Türkiye üzerinde de büyük oyunlar oynanabileceğini ve bugün olmasa bile 5 yıl sonra acı ama gerçek Kürt baharı gibi sözlerin tartışılabileceğinin altını çizdi.
Sayın Kaplan aydın bir siyasetçi ve bölgeyi yakından tanıyan birisi olarak önemli konuların altını çiziyordu. CHP’nin PKK terörünü önleme projeleri ile ilgili şu tespitlerde bulunuyordu ‘Biz CHP olarak, 1989 yılındaki Kürt sorunu programımızı güncelleştirerek PKK terörüne çözümün demokratik haklar ve demokrasiden geçtiğine inanıyoruz. Hükümet hoş görülü olmalı Kürtçe seçmeli ders olmalı, Türkçenin resmi devlet dili olduğu tartışılmamalı. Seçimlerdeki yüzde 10 barajı düşürülmeli. Bölgede ekonomik kalkınma artırılarak devam etmelidir.
NEDEN KÜRT BAHARI YAŞANMAZ?
Evet, Amerika yıllarca İslam coğrafyasını komünizm tehlikesi bahanesi adı altında yeşil kuşak projesiyle hep sömürdü. Kimler tarafından yapıldığı bugün belli olan 11 Eylül terör olayının arkasına sığınarak, İslam dünyasına karşı haçlı seferi başlatan Amerika İslam dünyasına hoş görünmek için Müslüman bir aileden gelen zenci bir lider Barak Hüseyin Obama’yı ortaya çıkarıp bugün demir parmaklıklar arkasındaki Mısır’ın lideri Hüsnü Mübarek ile birlikte Mısır’dan ‘İslam Dünyasına Selamun Aleykum’ mesajı vermesine rağmen İslam dünyasını sömürmek için değişik yollar ve yöntemler takip ediyor. Arap Dünyasında uydu liderler çıkarmakta Irak’a demokrasi getirme vaadiyle 2.5 milyon insanı katletmekte.
Arap Baharının fitilinin ateşlendiği Tunus’a 3 kez, Arap dünyasının lideri konumundaki Mısır’a 2 kez ve Suriye’ye de 2 kez araştırmacı gazeteci ve belgeselci olarak, belgeseller çekmiş 35 yıllık dünya siyasetini gazeteci olarak yakından takip etmiş 40 yıldan beri de Türkiye’de olup bitenleri günlük değil, tarihi geçmişin ışığı altında inceleyen birisi olarak Türkiye’de hiç bir zaman arap dünyasında ki sözde baharlar gibi baharlar yaşanmayacaktır. Türkiye’de insanlar arasında hiç bir sorun yok bütün dayatmalara rağmen, Türk ve Kürt kardeşliği yüzde doksanlar seviyesinde devam ediyor, Yeni hısım akrabalık bağları kuruluyor. Bu satırların yazarı güneydoğu bölgesinden de adım adam  gezerek belgesel çekmiş birisi Hizan’daki bir Kürt evinde yaşadığım misafir misafirperverliği Van’ın Bahçesaray ilçesinde piknik yapan bir Kürt ailenin kendi yiyeceğini bölerek, nasıl bizlere ikram ederek gece evlerinde misafir etmek istediklerini, Muş’un Malazgirt ilçesinde Ağrı’da, Diyarbakır, Bitlis ve Siirt’deki o insanların samimi ve sıcak tavırları benim umudumu artırıyor. Kuzey Irak’ın idari merkezi Erbil’de belgesel çekerken bizi yardım eden bir Kürt kameramanın hiç bir ücret talip etmeden kendi kamerasıyla belgesel çekimlerimizi gerçekleştirmesini unutmam mümkün değil. Sonuç olarak 1000 yıldır birlikte yaşadığımız Kürt kardeşlerimizi emperyalist güçler hiç bir zaman kullanamayacaktır. Yeter ki Türkiye’yi idare edenler emperyalist güçlerin oyununa gelmesin.

Basın toplantısında CHP Milletvekili Hilal Kaplan’ın Gebze’ye Üniversite kurulması GYTE ile ilgili görüşleri ve hükümete yönelik sert eleştirileri de önemliydi. Üniversitenin Gebze için önemli olduğunu Gebze’nin mutlaka il yapılması gerektiğini, Gebze Teknik Üniversitesi için kanun tasarısının hazır olduğunu ve meclis başkanlığına vereceğim açıklaması çok önemliydi. CHP İlçe Başkanı ve emekli asker Sedat Tatar’ın bölgede asker olarak bulunmuş biri olarak terörle ilgili tespitleri ve çözüm önerilerinin altını çizmek gerekiyor. Dün hem basın toplantısını takip ettim. Hem de 2 aydır bir Pazar bile geçiremediğim 8 yaşındaki oğlum ile birlikte güzel bir Pazar geçirdim
Dün 8 yaşındaki oğlumla birlikte bir gün geçirdim ama basın toplantısında oğlumun sorduğu Her şey var PKK neden yenilmiyor? Akıllı Bomba nedir? Ben mahalleme yeşil alan istiyorum sözleri hep zihnimde dolaştı durdu. Son cümlem işiniz ne kadar yoğun olursa olsun ailenize ve çocuklarına zaman ayırın, benim gibi gerekirse çocuğunuzla birlikte basın toplantısına gidin.

FOTO ALTI: 8 yaşındaki oğlum Emirhan Kahraman, Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan ve CHP Gebze İlçe Başkanı Sedat Tatar’la birlikte hatıra fotoğrafı çektirmeyi ihmal etmedi


Devlet’te devamlılık

Devlet’te devamlılık

Devlet kültür ve medeniyetimizde çok önemli yere sahiptir. Önce devlet ve devletin bekası düşünülmüş, devletin bekası için çok ağır bedeller ödenmiş. Biz biliyoruz ki devlet olmadan hiçbir şey olmaz. Hatta İslamiyeti şartları bile tam olarak yerine getirilemez.
Osmanlı’nın kuruluş felsefesinde şeyh Edebali’nin Osman Gazi’ye söylediği o ünlü sözü hepimizin kulağında küpe olmalıdır. “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın”. Devletin temel görevi insanları yaşatması ve can ile mal güvenliğini tesis etmesidir. Devleti yaşatma pahasına bugün nice canlar feda oluyor, nice gençler toprağın kara bağrına düşüyor.
KUTSAL DEVLET Mİ, DEVLET BABA MI?
Devletle ilgili çok güzel ata sözlerimiz vardır: “Devlette devamlılık vardır. Devlet ebed müddettir. Ya devlet başa, ya da kuzgun leşe. Allah Devlete millete zeval vermesin. İyi niyet, yarım devlet. Kutsal devlet. Her şey vatan için. Önce vatan. ” bu sözlere daha bir çok söz ilave etmek mümkün.
Ne olursa olsun Türk Milleti devletlerinin adı değişse de devamlılık esası olmuş. Ve devlet kurumları rejimler değişse bile hep ayakta kalmıştır. Devlet geleneğimiz binlerce yıllık tarihi geçmişe sahiptir.
116 DEVLET KURDUK
Tarihi kaynaklara göre 116 devlet, 16 imparatorluk kuran Türk Milleti kurumlarıyla çok köklü bir devlet geleneğine sahiptir. Devlet geleneği hiçbir zaman çökmemiş, hep payidar kalmıştır.
Son terör hadiseleri bizi biraz mutsuzluğa ve bıkkınlığa sevketse de silkinip, ayağa kalkıp, kendi kendimize gelmeliyiz. Dün PTT teşkilatının 171.yıl dönümü kutlandı. Neredeyse Cumhuriyetten 100 sene önce kurulmuş köklü bir devlet kurumu. Sadece PTT değil, bir çok devlet kurumumuzun yüzlerce yıllık tarihi geçmişi var. En köklü tarihe sahip devlet kurumumuz ise Türk kara Kuvvetleri teşkilatıdır.
Kara kuvvetleri kaçıncı yılını kutluyor
Hiç düşündünüz mü veya dikkatinizi çekti mi? Kara Kuvvetleri teşkilatımız kuruluşunun 2220 yılını kutluyor. Bu kutlama törenleri sadece bürokratik bir zorunluluk olduğu için bu önemli günleri gözden kaçırıyoruz.
2220 yıl önce acaba dünya da kaç devlet vardı? Bugün kendilerini dünyanın Jandarması gören ABD daha 250 yıllık geçmişe sahip. Neredeyse Kara Kuvvetleri teşkilatımızı ABD’den 2 bin yıl önce kurulmuş. Ve dünyaya adalet vermiş bir teşkilat.
Bugün 2220 yıl önce kurulan bir kara Kuvvetlerine sahibiz. Kara Kuvvetlerimiz zor şartlar altında görev yapıyor. Biz evlerimizde, odalarımızda ahkam keserken, askerlerimiz uçsuz bucaksız dağlarda teröristlere karşı mücadele veriyor.
ÜMİTSİZLİĞE KAPILMAYALIM
Ümitsiz olmaya, eskilerin deyimiyle yeise düşmeye gerek yok. Binlerce yıllık, şanlı tarihimiz, 116 devlet, 16 imparatorluk tecrübemiz bizlere devlette devamlılığı rejimler değişse de devlet kurumlarının ayakta durduğunu ve gelişerek büyüdüğünü gösteriyor. Bugün Türkiye içte ve dışta iş birlikçi ve hainlere karşı savaş veriyor. Bu savaş, bir gün sona erecek, her şey mazide kalacak, acı ama gerçek bugünleri unutacak ders ve ibret almayacağız.
Bugünleri unutmayalım, bugünler tarihin yeniden yazıldığı dost ve düşmanın açık seçik belli olduğu, iş birlikçi ve hainlerin ayan beyan ortada gezdiği bir dönem. Bugünleri moralimiz yüksek tutarak devletin, kurumlarıyla dimdik ayakta olduğunu hissederek, atlatabiliriz.
DEVLET KURUMLARIMIZ NE ZAMAN KURULMUŞTU?
Bu ümitsiz ve üzücü günlerde okurlarıma ve kamuoyuna moral olsun diye devlette devamlılığın devlet kurumlarında ki kuruluş tarihlerinin ne kadar eski olduğunu sizlerle paylaşarak yazıma devam etmek istiyorum. Bakın devlet kuruluşlarını birlikte okuyalım.

Genelkurmay Başkanlığı: 18 Temmuz 1920
Kara Kuvvetleri Komutanlığı: M.Ö 209
Deniz Kuvvetleri komutanlığı: 1081
Hava kuvvetleri Komutanlığı: 1911
Mit: 22 Temmuz 1965(Temelleri 1913’te Teşkilat-ı Mahsusa olarak atılmıştır)
Zabıta: 1826
Anayasa mahkemesi: 1961 Anayasası ile kuruldu.
Yargıtay: 6 Mart 1868
Danıştay: 10 Mayıs 1868
Diyanet İşleri başkanlığı: 3 Mart 1924
Emniyet Teşkilatı: Kökleri hunlara kadar uzanır. Resmi olarak 10 Nisan 1845’te kuruldu
PTT: 23 Ekim 1840

Sonuç olarak tarih boyu, en çok devlet kuran ama en çok da devlet yıkan üstelik de kendi devletimizi kendimiz yıkan sabıkaya sahip bir geçmişimiz var. Sevindirici durum en zor zamanlarda birlik ve beraberlik içimizde olmamız. Bugünleri birlik ve beraberlik içerisinde atlatacağız.

Gebze ve Köyleri’nin Şehit Listesi

Gebze ve Köyleri’nin Şehit Listesi

Hakkari’deki şehitlerimiz için yüreğimiz kan ağlamaya devam ediyor. Tarih boyu hep şehit vermişiz. Verdiğimiz şehitlerini sayısı bile belli değil. Bir araştırmacının tespitine göre, Türk milletinin bütün Türk dünyasında son 1500 yılda yüz milyondan fazla şehit verdiğini ifade etmekte.
Biz Türkiye olarak 1. cihan harbi ve kurtuluş savaşında kaç şehit verdiğimizi bile bilmiyoruz. Nereler de esir kampları ve hangi esir kamplarında kaç şehit var onları bile araştırmadık. Yarım yamalak yapılan araştırmalarda net rakamlar bile belli değil. Terörle mücadele de kaç şehit verildiğini bile doğru dürüst bilmiyoruz. 100’den fazla şehidimizin olduğu tahmin edilse de artık şehitlerimiz için bir şeyler yapmanın vakti. Bu şehitlerimiz unutulup gitmesin. Geçmişte verdiğimiz şehitler için hiç bir şey yapmadık bari bundan sonra onların hatıralarını yaşatalım. Gebze iki gündür ayağa kalkıp protestolar yapsa da  sesimiz artık daha gür çıkmalı.
Şehitlere karşı vefa borcumuzu ödememiz gerekiyor. Sadece olayın olduğu günlerde ortaya çıkıyoruz açıklamalar yapıyoruz ve orda kalıyor. Dedesi 1. cihan harbinde şehit olmuş anasının babası Sarıkamış’ta Ruslara esir düşmüş bir şehit ve gazi torunu olarak şehitler ve şehitliklerle ilgili bir çok belgeseller hazırlayıp, telif ücreti talep etmeden bir çok televizyon kanalında dağıtarak şehitlere vefa borcumu azda olsa ödemeye çalışıyorum. Şehitler ve şehitlikleri sürekli gündemde tutuyorum. Gebze bölgesinde şehitlerinin tek tek isimlerini bile ortaya çıkararak, cephanelik dağının şehitlik dağı adı ile düzenlenmesini ve şehitler parkı haline getirilmesi için ilgili ve yetkililere başvurdum.
GEBZE BÖLGESİNDEKİ 244 ŞEHİDİN LİSTESİ
Terörle mücadelede Gebze ve Kocaeli bölgesindeki şehitlerimiz ile ilgili dün bu köşede bilgiler vermiştim. Bugünde 1. Cihan harbi ve Kurtuluş savaşında Gebze bölgesinde verilen şehitlerin listesini sizlerle paylaşmak istiyoruz
Belgesel Yayıncılık, Devr-i Alem TV programı ve Gebze gazetesi; Başbakanlık Osmanlı Arşivleri, Milli Savunma Bakanlığı ve Genel Kurmay başkanlığı belge ve bilgilerinden, Gebze ve köylerindeki Şehitlerin isim listesini  tek tek araştırıp ortaya çıkartarak kamuoyuna açıkladık. Hazırladığımız listenin haricinde bu sayının daha fazla olduğu söyleniyor. 244 şehidimizin isminin ve şehit olduğu yerlerin açıklandığı bu listeyi incelemek için www.gebzegazetesi.com web adresimizde bulunan köşe yazımı inceleyebilirsiniz
Sonuç olarak önceki gece gerçekleşen hain saldırı sonrası 24 vatan evladın şehit olması yüreklerimizi bir kez daha yaktı. Her biri dün düzenlenen cenaze törenleri ile toprağa verildi. Cenazelerde her zaman olduğu gibi göz yaşları sel oldu, teröre lanet yağdırıldı. Bitlis’teki Şehit Polis Memurunun ardından, Hakkari’de gerçekleşen saldırı sonrası Kocaeli, son 2 günde 2 şehidini son yolculuğuna uğurladı. Gebze’de de şehitlerimizin için Gebze Şehitliğinde, Şehit Aileleri derneği tarafından basın açıklaması yapıldı. Önceki gece ve dün yürüyüşler yapıldı. Gebze Bölgesinde sokaklar protesto yürüyüşü yapan ve teröre lanet yağdıran vatandaşlarımızla doldu taştı. Her birini şehidimize Allah’tan rahmet , geride kalanlarına sabrı cemil niyaz ediyorum

•    Belgesel Yayıncılık  özel Araştırması (Yayın hakkı Belgesel  yayıncılığa aattir)
•    GEBZE BÖLGESİ ŞEHİTLERİ LİSTESİ..

1-Çanakkale cephesinde Hüseyin oğlu 1301 doğumlu er Cemal 25 haziran 1915 te Cenup gurubu ağır mecrunin hastanesinde şehit.
2- Gebzeden Abdurrahman oğlu İbiş 1304 doğumlu er, Şark (Kafkas) Cephesinde vuruldu. 10 mart 1916 da Bağdat Yedi Bekire gurubu hastanesinde şehit oldu.
3- Gebzeden Mehmetoğlu piyade İbrahim Çanakkale muharebesinde 5 nisan 1915 te Arıburnu muharebesinde vurularak şehit düştü.
4-Gebze Taşköprülü Mehmetoğlu 1304 doğumlu er Rıfat Çanakkale cephesinde vuruldu. 26 nisan 1915 te Gülhane askeri hastanesinde şehit düştü,
5-Mehmetoğlu piyade er İbrahim Çanakkale cephesinde Kumkalede 13 şubat 1915 te şehit düştü,
6-Piyade er Mustafa oğlu 1303 doğumlu Hüsnü Mollafenari Akviran köyünden 13 ağustos 1915 te Çanakkale cephesinde Anafartalar muharebesinde şehit.
7-Bekir oğlu 1303 doğumlu piyade er Hüsnü Kargalı köyünden 17 nisan 1915 te Çanakkale cephesi Kerevizderede şehit düştü.
8-Piyade er Ahmet oğlu 1303 doğumlu Hüseyin şerif 17 nisan 1915te Çanakkale Kerevizderede şehit düştü.
9-Gebzenin Denizli köyünden Salih oğlu 1305 doğumlu piyade er Hüseyin 19 nisan 1915 te Çanakkale cephesinde Tiryandafil çiftliğinde şehit düştü.
10-Ademoğlu Hüseyin Gencer Altınay 1 denizaltı gemisinin batması sonucu 24 temmuz 1942 de görev şehidi oldu.
11-Martoğlu sülalesinden Ademoğlu 1290 doğumlu piyade er Hüseyin 18 temmuz 1915 te Çanakkale cephesinde şehit düştü,
12-Tepepanayır köyünden İbrahimoğlu piyade er Hüseyin 5 haziran 1915 te Çanakkale Kireçtepede şehit düştü,
13-Gebze Arapoğulları sülalesinden Arifoğlu piyade er Hüseyin 13 şubat 1915 te Çanakkale cephesinde Kumkalede şehit düştü.
14-Piyade er Ali Osman oğlu 1297 doğumlu Hüseyin 17 nisan 1915 te Çanakkale cephesi Sebdülbahir bölgesi Kerevizderesinde şehit.
15-Sealebci oğullarından Ali oğlu 1294 doğumlu er Hüseyin 10 eylül 1917 de Filistin Cephesi Remle kazası Katra köyünde şehit düştü,
16-Kamiloğlu 1314 doğumlu ihtiyat teğmen Hayri Efendi 15 mayıs 1921 de Sivrihisar hastahanesinde şehit düştü.
17-Bayramoğlu Gebzeli Hasan Durmaz 23 haziran 1941 tarihinde İtalyan Denizaltısının vurup batırdığı Refah askeri gemimizde (Akdenizde Uluçreis yakınlarında) şehit düştü,
18-Muallimköyünden Çenekçioğullarından Ali Osmanoğlu 1302 doğumlu piyade er Hasan 22 eylül 1912 de Balkan Muharebesinde şehit düştü,
19-Kocaibrahimoğlu sülalesinden Salihoğlu 1302 doğumlu er Hasan 13 şubat 1915te Çanakkale cephesi Kumkale muharebesinde şehit.
20-Mehmetoğlu 1299 doğumlu er Hasan 3 mayıs 1915 te Çanakkale cephesi Sebdülbahir Kerevizderesi mevkiinde şehit.
21-Mehmet oğlu 1304 doğumlu piyade er Hasan şark (Kafkas) cephesinde 12 ağustos 1916 da 2. Kolordu, 4. Seyyar hastanesinde şehit.
22-İbrahimoğlu 1305 doğumlu piyade er Hasan 28 haziran 1915 te Çanakkale cephesi Cesaret tepesinde şehit düştü.
23-Hasanoğlu 1307 doğumlu piyade er Hasan 22 şubat 1917 de Filistin Cephesinde Gazzede şehit düştü,
24-Çarçaroğulları sülalesinden Halil oğlu 1302 doğumlu Piyade er Hasan 14 haziran 1918 de esnayı muharebede şehit düştü,
25-Bekiroğlu 1324 doğumlu piyade er Hasan 15 nisan 1915 te Çanakkale cephesinde Arıburnu Muharebesinde şehit,
26-Çerkeşli köyünden Musalıoğullarından Mustafaoğlu 1304 doğumlu er 7 mart 1917 de Gazzede şehit düştü.
27-Çerkeşli köyünden İsmail oğlu 1313 doğumlu piyade er Halit 4 temmuz 1916 da Galiçya cephesinde Rus ve Don Kazaklarıyla yapılan bir meydan muharebesinde şehit düştü,
28-Salimoğlu 1305 Gebze doğumlu Halim 25 mayıs 1915 te Çanakkale Cephesi Arıburnu muharebesinde şehit düştü,
29-Osmanoğlu 1308 doğumlu piyade er Halil İbrahim 25 mayıs 1915 te Çanakkale Cephesi Cesarettepesinde şehit.
30- Mustafa oğlu 1293 doğumlu er Halil İbrahim 16 mayıs 1915 te Çanakkale Cephesi Arıburnu muharebesinde şehit düştü,
31-Kuruoğullarından Halil oğlu 1306 doğumlu piyade er Halil İbrahim 28 mayıs 1915 te Çanakkale cephesi Kanlıdere mevkiindeki çatışmalarda şehit.
32- Yemendeki iç isyanlar sırasında Halil oğlu 1300 doğumlu teğmen Halil 2 mart 1911 tarihinde Konfide el Hacef muharebesinde şehit düştü,
33- Köseler köyünden Ayvaoğullarından Kara Ahmet oğlu 1296 doğumlu Er Hakkı 11 şubat 1917 de vurulup Mektebi Harbiye Mecrunin hastanesinde şehit düştü.
34- Kamiloğlu 1303 doğumlu piyade er Hakkı 12 ağustos 1916 da Musul Hastanesinde şehit düştü,
35- Hasan oğlu 1305 doğumlu piyade er Hakkı, 18 şubat 1915 te Çanakkale Cephesinde meydan harbi sırasında şehit.
36- Süleyman oğlu 1302 doğumlu piyade er Mustafa 24 mayıs 1915 tarihinde Şark (Kafkas) cephesinde Van Gölü civarında vurulup şehit düştü.
37- Halil İbrahimoğlu 1314 doğumlu er Galip Filistin Cephesinde savaşır iken vurulup 28 ekim 1917 de Halep Merkez Ramazaniye Hastanesinde şehit düştü,
38-Bekiroğlu 1297 doğumlu piyade er Fettah 2 mayıs 1915 te Çanakkale Cephesinde Sebdülbahir Muharebesi sırasında şehit düştü.
39- Mustafa oğlu Fettah ağa 2 kasım 1916 daki meydan muharebesi sırasında şehit düştü.
40-Ali oğlu 1304 doğumlu piyade er Emin 17 şubat 1915 te Çanakkale savaşları sırasındaki bir meydan harbinde şehit düştü.
41-İdris oğlu Cemal Ergin 23 haziran 1941 tarihinde İtalyan denizaltısının Akdenizde torpilleyip batırdığı Refah Gemimizin askeri personelinden idi. Uluç reis kasabası yakınlarında meydana gelen olayda görev şehidi oldu.
42-Tavşancl köyünden Süleymancık oğullarından Sinan oğlu 1294 doğumlu piyade er Cemal Filistin Cephesinde 27 temmuz 1918 de Dulkerim civarında ingilizler ile muharebe edilir iken şehit düştü.
43-Cumaköyünden Kurucuoğullarından Hüseyinoğlu 1305 doğumlu piyade er Cemal 4 eylül 1915 te Çanakkale cephesindeki bir meydan muharebesinde şehit düştü,
44- Abdullah oğlu 1302 doğumlu piyade er Bayram Çanakkale Cephesinde 15 eylül 1915 te bir meydan savaşı sırasında şehit düştü,
45-Abidinoğlu 1302 doğumlu piyade er A. Aziz Çanakkale cephesinde 17 nisan 1915 te Sebdülbahir Muharebesinde şehit,
46-Süleyman oğlu 1310 doğumlu piyade er Arif 17 haziran 1916 da Şark (Kafkas) Cephesinde Çatmaköy civarında şehit düştü,
47-Mustafa oğlu 1305 doğumlu ittihat yedek subayı Ali Riza Efendi 3 şubat 1916 da Şarkda Kafkas Cephesinde Koptepe muharebesinde şehit düştü.
48-Cumaköyünden Mehmet oğlu 1309 doğumlu er Ali Osman 29 nisan 1915 te Çanakkale cephesinde Sebdülbahirde şehit düştü.
49-Cumaköyünden İbrahimoğlu 1302 doğumlu er Ali Osman 12 nisan 1915 te Çanakkale cephesinde Kerevizdere Muharebesinde şehit düştü,
50-Yağcılardan Mehmet oğlu 1305 doğumlu piyade er Ali Aziz. Çanakkale Cephesinde Kanlıdere savaşları sırasında 1915 te şehit düştü.
51-Akkilise köyünden Muhacir Şerif oğlu 1298 doğumlu piyade er Ali 18 şubat 1915 te Şark Cephesinde Dilmanda (İranda Urmiye gölü civarı)  şehit düştü.
52-Şakir oğlu 1297 doğumlu er Ali 1 mayıs 1916 da Kafkaslarda Ruslarla yapılan savaşlar sırasında şehit,
53-Darıcadan Süleyman oğlu 1297 doğumlu piyade er Ali 22 nisan 1915 te Çanakkale cephesinde Sığındere mevkiinde şehit düştü.
54-Salih oğlu 1307 doğumlu piyade er Ali 5 eylül 1915 te Çanakkale cephesinde Anafartalar muharebesinde şehit düştü,
55-Mustafa oğlu 1297 doğumlu piyade er Ali Şarkda (Kafkas Cephesinde) 18 şubat 1915 te meydan Harbi sırasında şehit düştü.
56-Demircilerden Hüseyin oğlu 1303 doğumlu piyade er Ali 17 nisan 1915 te Çanakkale Cephesinde Sebdülbahir muharebesinde şehit düştü,
57-Balçık köyünden Halil oğlu 1302 doğumlu piyade er Ali Mayıs 1915 te Çanakkale Cephesinde Arıburnu muharebesinde şehit düştü.
58-Tavşancıllı Arif oğlu 1305 doğumlu piyade er Ali 23 mayıs 1915 te Çanakkale muharebeleri sırasında şehit düştü,
59-Çerkeşli köyünden Ali oğlu 1291 doğumlu er Ali Çanakkale cephesinde 22 nisan 1915 teki meydan muharebesinde şehit düştü.
60-Hacı Halim oğlu 1295 doğumlu piyade er Akif 6 nisan 1915 te Çanakkale Cephesinde Arıburnu muharebeleri sırasında şehit.
61-Tavşancıllı Bekaroğulları sülalesinden Eşref oğlu 1291 doğumlu er Arif 9 ağustos 1912 de Balkan Savaşları sırasında Geçitler muharebesinde şehit düştü.
62-İmamoğulları sülalesinden Ali oğlu piyade onbaşı 1306 doğumlu piyade onbaşı Ahmet 24 temmuz 1915 te Çanakkale Cephesinde Kanlıdere mevkiinde şehit düştü.
63-Demircilerden Helvacıoğullarından Şerif Mehmet oğlu 1290 doğumlu er Ahmet 22 mayıs 1916 da şark (Kafkas) cephesinde yapılan savaşlar sırasında şehit.
64-Pazarköylü Mehmet Çavuş oğlu 1302 doğumlu er Ahmet 17 haziran 1915 te Çanakkale cephesinde Büyük Anafartalar Muharebesinde şehit düştü.
65- Mehmet oğlu 1310 doğumlu er Ahmet 18 ekim 1915 te Çanakkale Cephesinde Sebdülbahir Muharebeleri sırasında şehit düştü,
66-İsmail oğlu 1303 doğumlu piyade er Ahmet Çanakkale cephesinde 17 nisan 1915 te Kerevizderesi mevkiindeki savaşlar sırasında şehit düştü.
67-Tavşancıllı Keleşoğullarından Hüseyin oğlu 1293 doğumlu er Ahmet 1915 te Çanakkale savaşları sırasında şehit düştü,
68-Bat Osman oğlu 1307 doğumlu er Ahmet 17 ekim 1915 te Çanakkale Cephesinde Sebdülbahir muharebeleri sırasında şehit,
69-Ali Osman oğlu 1290 doğumlu er Ahmet  13 mart 1915 te Çanakkale cephesinde Sebdülbahirde Kerevizdere muharebeleri sırasında şehit.
70-Darıcadan Ömer oğlu 1302 doğumlu piyade er Abdullah 11 mart 1917 de Gazzede şehit.
71-Hüseyinoğlu 1307 doğumlu piyade er Abdullah 9 nisan 1915 te Çanakkale Cephesinde Sebdülbahir savaşlarında şehit.
72-Eşşekli köyünden Alioğlu 1300 doğumlu piyade er Abdullah Çanakkale savaşları sırasında 17 nisan 1915 te Tiryandafil çiftliğinde şehit düştü,
73-Mehmet oğlu ihtiyatçı yedek subay Abdul Fettah 15 şubat 1915 te Çanakkale cephesinde şehit düştü.
74-Tahiroğulları sülalesinden Mehmetoğlu 1304 doğumlu piyade er Abdulfettah 7 mart 1915 te Çanakkale Cephesinde Arıburnu muharebesinde şehit düştü.
75-Piyade er Mehmetoğlu İbrahim Çanakkale savaşlarında vurulup 6 mayıs 1915 te Cenup Gurubu sevki Mecruhin hastanesinde şehit oldu,
76- Balçıktan Mehmet oğlu 1302 doğumlu piyare er İbrahim 13-şubat 1915 te Çanakkale cephesinde Kum kale muharebesinde şehit.
77-Mesutoğlu 1308 doğumlu piyade er İbrahim 11 temmuz 1915 te Arıburnu muharebelerinde şehit.
78- Hızıroğullarından Mehmetoğlu İbrahim 18 eylül 1890 da Japonyanın Oshima limanında batan Ertuğrul fırkateyninde görev şehidi,
79- Balçıktan Ahmet oğlu 1305 doğumlu piyade er İsmail Çanakkale savaşlarında 7 mayıs 1915 te Arıburnu muharebesinde şehit.
80-Cumaköyünden Mehmetoğlu 1305 doğumlu sıhhiye onbaşı İsmail 8 temmuz 1917 de Doğuda İbise köyünün jandarmaları tarafından şehit.
81- Akviranlı torunu Latifoğlu İzzet er 18 eylül 1890 da Japonyanın Oshima açıklarında batan Ertuğrul fırkateyninde görev şehidi.
82- Darıcadan Mustafa oğlu 1305 doğumlu piyade er Kadir 22 nisan 1915 te Çanakkale cephesinde Sığınderede şehit.
83-Fazlıoğlu 1313 doğumlu er Kamil 1915 te Çanakkale savaşları sırasında şehit düştü,
84-Kadıllı köyünden Feyzullah oğlu 1312 doğumlu piyade er Kamil Galiçya Cephesinde 30 ekim 1916 daki meydan muharebesinde şehit.
85-Hüseyin oğlu 1294 doğumlu er Kamil 27 temmuz 1916 da şark (Kafkas) cephesindeki bir savaşta şehit düştü,
86-Hamdi oğlu 1306 doğumlu piyade er Kazım 23 nisan 1915 te Çanakkale Cephesinde Arıburnu savaşlarında şehit düştü,
87-Hüseyin oğlu 1310 doğumlu piyade çavuş Mahmut 3 temmuz 1916 da Galiçya Cephesindeki bir meydan muharebesinde şehit.
88-Mustafa oğlu 1308 doğumlu Mehmet Çavuş 31 mayıs 1915 te Çanakkale savaşlarında vurulup kaldırıldığı Beylerbeyi Terbiyei Bedeniye Hastanesinde şehit,
89-Abdioğlu 1303 doğumlu piyade er Mehmet Çanakkale savaşları sırasında 20 nisan 1915 te Kerevizderesinde şehit.
90-Cumaköyünden Kerimoğulları sülalesinden Ahmet oğlu 1308 doğumlu çavuş Mehmet 18 şubat 1915 te İranda Urmiye gölünün kuzey batısındaki Dilmanda şehit.
91-Köselerden Ahmet oğlu 1303 doğumlu piyade er Mehmet Çanakkale savaşları sırasında 15 haziran 1915 te Anafartalar muharebesinde şehit.
92-Tavşancıldan Bıçakçıoğulları sülalesinden Ali oğlu Mehmet adlı 1297 doğumlu er 25 haziran 1915 te Çanakkale cephesinde şehit.
93-Darıcadan Ali oğlu 1303 doğumlu piyade er Mehmet Çanakkale cephesinde 17 nisan 1915 te Sebdülbahir muharebelerinde şehit.
94- Tepecikten Alioğlu 1312 doğumlu er Mehmet Romanyada 7 ocak 1917 de Sert şehrinin hattı müdafaasında şehit.
95-Sarı sülalesinden Ali Osman oğlu 1304 doğumlu er Mehmet 26 mart 1916 da Irak cephesinde şehit.
96-Ali oğlu 1303 doğumlu er Mehmet 8 ağustos 1915 te Çanakkale Savaşları sırasında Anafartalar Muharebesinde şehit.
97-Demircilerden Eyüpoğlu sülalesinden 1303 doğumlu er Mehmet 13 şubat 1915 te Çanakkale cephesinde Esnayı Muharebede şehit.
98-Demircilerden Hasanoğlu 1298 doğumlu piyade er Mehmet Irakta 1915 te Musul Cephesinde şehit.
99-Hüseyinoğlu 1298 doğumlu piyade er Mehmet Çanakkale Cephesinde 18 şubat 1915 te meydan muharebesinde şehit.
100-Eşşekliden Kerimoğulları sülalesinden Osmanoğlu 1304 doğumlu er Mehmet şark cephesinde vurulup 18 şubat 1915 te Urmiye gölünün kuzeybatısındaki Dilmanda şehit.
101 Kargalıdan Recepoğlu 1298 doğumlu piyade er Mehmet Çanakkale cephesinde vurulup 10 mayıs 1915 te kaldırıldığı Tekirdağ hastanesinde şehit.
102-Demircilerden Topal Mahmutoğlu sülalesinden Yusufoğlu 1302 doğumlu er Mehmet Kasım 1912 de Balkan Muharebesinde şehit.
103-Demircilerden Ahmet oğlu 1301 doğumlu piyade er Mehmet Ali 18 şubat 1915 te Çanakkale savaşlarında Dilmanda şehit.
104-Ali oğlu 1304 doğumlu er Mehmetali Çanakkale savaşlarında 17 nisan 1915 te Tiryandafil çiftliğinde şehit.
105- Balçıktan İbrahimoğlu 1298 doğumlu piyade er Mehmet ali Çanakkale cephesinde 8 mayıs 1915 te Dilmanda şehit.
106-Arifoğlu Teğmen Mehmet efendi Kafkas Cephesinde 16 ekim 1914 te Ruslarla yapılan Çerkes köyü muharebesinde şehit.
107-Belitli (Pelitli) köyünden Çorbacıoğlu sülalesinden Aşır oğlu 1303 doğumlu er Mehmet Faik Çanakkale cephesinde nisan 1915 te Sebdülbahir muharebelerinde şehit.
108-Çerkeşliden Hacı Osman efendi oğlu 1296 doğumlu Mehmet Galip Balkan Savaşlarında 9 ağustos 1912 de Balkan Harbi Geçitler muharebesinde şehit.
109-Halil Efendi hafidi Ahmet oğlu 1303 doğumlu piyade er Mehmet Hulusi Irak cephesinde 25 ocak 1916 da Felahiye muharebesinde şehit.
110-Tepecik köyünden Salih oğlu 1300 doğumlu piyade er Muharrem Şark (Kafkas) cephesinde 16 şubat 1915 teki meydan muharebesinde şehit.
111-Çerkeşliden Salih oğlu 1308 doğumlu piyade er Muharrem Çanakkale cephesinde 20 nisan 1915 te Kerevizderesinde şehit.
112-Mehmet oğlu 1304 doğumlu Mustafa Çavuş 25 ocak 1917 de Irak cephesindeki bir meydan muharebesinde şehit.
113-Kuloğlu damadı Bekiroğlu 1307 doğumlu piyade er Mustafa Çanakkale cephesinde 18 şubat 1915 te Sebdülbahir muharebesinde şehit,
114- Cumaköyünden Hacı Ali oğulları sülalesinin Eminoğlu 1299 doğumlu er Mustafa Çanakkale cephesinde 16 nisan 1915 te Arıburnu muharebelerinde şehit.
115-Hacı Ahmetoğlu piyade er Mustafa Irak Cephesinde 9 aralık 1915 te 8. orduya mensup 52.Fırka sıhhiye bölüğünde şehit.
116-Cumaköyünden Halil oğlu 1305 doğumlu piyade er Mustafa Çanakkale cephesinde 25 mayıs 1915 te Cesaret tepesinin siperlerinde şehit.
117-Halil İbrahimoğlu 1314 doğumlu piyade er Mustafa Romanya cephesinde 20 eylül 1916 daki Yalarya muharebesinde şehit.
118- İbrahimoğlu 1301 doğumlu piyade er Mustafa Çanakkale cephesinde vurulup 12 nisan 1915 te Gülhane Tebabeti Askeriyye Nazifan Mektebi Hastanesinde şehit,
119-Tepepanayır köyünden Koruçuoğullarından Mustafa oğlu 1297 doğumlu er Mustafa Çanakkale cephesinde 3 mayıs 1915 te Kerevizderesi muharebesinde şehit.
120-Cumaköyünden Kara Ahmet- Mehmet Nuri soyundan Recep oğlu 1304 doğumlu er Mustafa Şark cephesinde 18 şubat 1915 te İranda Urmiye gölü civarında Dilman muharebesinde şehit.
121-İmamoğullarından Eyüpoğlu 1299 doğumlu piyade er Osman 13 şubat 1915 te Çanakkale cephesinde Kumkalede şehit.
122-Çerkeşliden İbrahimoğlu 1307 doğumlu piyade er Osman Çanakkale cephesinde 2 şubat 1915 te Kirte savaşlarında şehit.
123-İbrahimoğlu 1302 doğumlu piyade er Osman Çanakkale cephesinde 13 nisan 1915 te Kerevizderesinde şehit.
124-Sadıkoğlu 1298 doğumlu piyade er Osman Çanakkale cephesinde 22 nisan 1915 te Sığınderesinde şehit.
125-İmamoğlu piyade er Osman Eyüp Çanakkale savaşlarında 13 şubat 1915 te Kumkale muharebesinde şehit.
126-Şerif Mehmetoğlu Osman Şerif 18 eylül 1890 da Japonyanın Oshima limanı açıklarında batan Ertuğrul Fırkateyninin mürettebatından görev şehidi asker.
127-Balçık köyünden Halil oğlu 1303 doğumlu piyade er Ömer Çanakkale cephesinde 15 haziran 1915 te 5. Ordu Menzil Müfettişliğine merbut fırkada şehit.
128-Mehmetoğlu 1305 doğumlu piyede er Ömer Çanakkale Cephesinde vurulup kaldırıldığı 23 haziran 1915 te şimal gurubu ağır mhacirin (yada mecrunin) hastanesinde şehit.
129-Mehmet Eminoğlu 1298 doğumlu piyade er Ömer Çanakkale Cephesinde 19 nisan 1915 te Tiryandafil çiftliğinde şehit.
130-Sinan oğlu piyade er Ramis Çanakkale cephesinde 13 şubat 1915 te Kumkale muharebesinde şehit.
131-Demircilerden Salihoğlu 1303 doğumlu piyade er Raşit 22 eylül 1915 te Irak cephesindeki Aziziyede şehit.
132-Halil oğullarından er Recep 8 ağustos 1915te Hayrettin Barbaros (1) zırhlısında şehit.
133-Kadıllı köyünden imamoğlu sülalesinden Hasan oğlu 1304 doğumlu er Recep nisan 1915 te Çanakkale cephesinde şehit.
134-Derebeyoğullarından Mehmet oğlu 1304 doğumlu piyade er Rıfat Çanakkale Muharebelerinde vurulup kaldırıldığı Maltepe hastanesinde 26 nisan 1915 te şehit düştü.
135-Hatipoğullarından İsmail oğlu 1305 doğumlu er Rıza 7 ocak 1916 da Karadere muharebesinde şehit.
136-Kamiloğlu Teğmen Sabri Garp cephesinde Mayıs 1921de Kurtuluş Savaşındaki meydanı harpte.
137-Ahmet oğlu 1298 doğumlu piyade er Salih Çanakkale Cephesinde 25 mayıs 1915te Cesaret tepesinde şehit.
138-Behçetoğlu 1298 doğumlu er Salih 12 şubat 1915 teki Kafkas (Şark) cephesindeki meydanı Harpte şehit.
139-İsmail oğlu piyade er Salih 17 mayıs 1915 teki 5. Kolorduya mensup 10. fırka sıhhiye bölüğünde şehit.
140-Tavşancıldan Mustafa oğlu piyade er 1302 doğumlu Salih Şark (Kafkas) cephesinde vurulup 3 mayıs 1916 da 8.Fırka seyyar hastanesinde şehit.
141-Seyyitoğlu ihtiyat teğmeni Salih efendi Galiçya cephesindeki 3 nisan 1917 deki baskın sırasında şehit.
142-Köselerden Seyyitoğlu teğmen Salih efendi Romanya Cephesinde temmuz 1917 deki baskın srasında şehit.
143-Tepecik köyünden Mehmet oğlu 1304 doğumlu piyade er Sami Çanakkale Cephesinde 17 nisan 1915 te Yüksek Sırtlarındaki bir taarruzda şehit.
144-Denizliköyünden Erkenoğullarından 1309 doğumlu piyade er Süleymanoğlu Seyyit Ahmet 9 eylül 1915 te Irak Cephesindeki Selmanı Pak savaşında şehit.
145-Emin oğlu er Süleyman Çanakkale Savaşlarında vurulup 27 mayıs 1915 te Cenup Gurubu sevk Mecruhin Hastanesinde şehit.
146-Ensas oğullarından Feyzi oğlu 1299 doğumlu er Süleyman Çanakkale cephesinde 1915 te Kerevizderede vurulup şehit,
147-Demircilerden Halil oğlu 1295 doğumlu piyade er Süleyman Çanakkalede vurulup 21 nisan 1915te Kerevizderesinde şehit.
148-Kasımoğlu 1307 doğumlu piyade er Süleyman Çanakkale cephesinde 17 haziran 1915 te Anafartalar muharebesinde şehit.
149-Molla Mehmet oğullarından Mustafa oğlu piyade er Süleyman Filistin Cephesinde 17 şubat 1917 de Gazzenin şarkında şehit.
150-Ahmet oğlu 1294 doğumlu er Şakir 18 şubat 1915 teki meydan muharebesinde şehit.
151-Mehmetoğlu 1304 doğumlu piyade er Talat Çanakkale cephesinde 17 mart 1915 te Cesaret tepesinde şehit.
152-Mehmet oğlu 1305 doğumlu piyade er Tevfik Çanakkale Cephesinde vurulup 17 nisan 1915 te Tiryandafil Çiftliğinde şehit.
153-Yüzbaşı Hacı Mehmet oğlu 1291 doğumlu er Tevfik Çanakkale cephesinde 19 şubat 1916 (yada 1915) Sebdülbahirde şehit.
154-Abdullah oğlu 1301 doğumlu piyade er Yusuf 1915 te Çanakkale cephesinde vurulup kaldırıldığı Gümüşsuyu hastanesinde şehit.
155-Rıza oğlu 1313 doğumlu er Nebi Galiçya cephesinde 13 kasım 1917 deki meydan muharebesinde şehit.
156-Osmanoğlu 1296 doğumlu piyade er Naim Irak Cephesinde 26 ocak 1916 daki Felahiye muharebesinde şehit.
157-Mahmut oğlu Mustafa 18 eylül 1890 da Japonyanın Oshima şehri açıklarında batan Ertuğrul Fırkateyninin mürettebatından görev şehidi asker.
158-İmamoğullarından Süleymanoğlu 1296 doğumlu er Mustafa 9 ağustos 1912 de Balkan Savaşlarında şehit.
159- Tavşanlıdan Süleymanoğlu 1301 doğumlu piyade er Mustafa 30 nisan 1915 te Çanakkalede vurulup kaldırıldığı Haydarpaşa hastanesinde şehit.
160- Süleymanoğlu 1305 doğumlu piyade er Mustafa 18 temmuz 1916 da Galiçya cephesinde şehit.
161-Süleymanoğlu 1304 doğumlu piyade er Mustafa Çanakkale cephesinde 20 nisan 1915 te Kerevizderesinde şehit.
162-Gebzenin Tuzla köyünden Molla Tevfikoğlu AliHalil
163- Tuzladan İbrahimoğlu Hacı 1. Dünya savaşında şehit.
164-Tuzladan Tevfikoğlu Halil 1.Dünya savaşında şehit
165-Tuzladan Mustafa oğlu Mehmet Şerif 1.Dünya Savaşında şehit
166- Tuzladan Ahmetoğlu Recep 1. Dünya savaşında şehit.
167-Gebzeli Feyzullah oğlu Sabri Kartal Askerlik Şubesince gönderildiği 1. Dünya Savaşında şehit düşerek Gebzeye dönemedi.
168-Gebzenin Çavuşlu köyünden Sarıoğulları sülalesinden Ali oğlu 1303 doğumlu er Mehmet Çanakkalede 17 nisan 1915 ta Kerevizderedeki çatışmalarda şehit oldu.
169-Gebzenin Karagöllü köyünden Dumanoğulları sülalesinden İbrahimoğlu 1303 doğumlu er Osman Şark (Kafkas) cephesinde 8 hasiran 1916 da şehit düştü.
170-Gebzenin Taşköprü nahiyesi Çavuşlu köyünden Küçük Mehmetoğulları sülalesinden Mustafa oğlu 1297 doğumlu er Rıfat Çanakkale cephesinde 29 nisan 1915 te Arıburnu muharebelerinde şehit düştü,
171-Gebzenin Taşköprü nahiyesi Osmanlı köyünden Alioğlu 1290 doğumlu ikmal er Ahmet Çanakkale Cephesinde 24 şubat 1915 te Sebdülbahir Kerevizderesindeki savaşlarda şehit düştü.
172-Gebzenin Şemsettin (Ekşioğlu) köyünden Hasanoğlu 1290 doğumlu piyade er Ahmet Çanakkale Cephesinde 29 nisan 1915 te Kerevizderede şehit.
173-Gebzenin Karayakuplu köyünden Kocapehlivanoğulları sülalesinden Eşrefoğlu 1298 doğumlu piyade er Ali Şark (Kafkas) cephesinde 29 mayıs 1916 da Kozla muharebesinde şehit.
174- Gebzenin Taşköprü nahiyesi Dikenli köyünden Himmetoğlu 1292 doğumlu piyade er Ali Çanakkale cephesinde 10 haziran 1915 te Arıburnu muharebelerinde şehit.
175-Gebzenin Taşköprü Sipahiler köyünden Kahyaoğulları sülalesinden Raşit oğlu 1298 doğumlu piyade er Ali Canakkale cephesinde 17 nisan 1915 te Kerevizdere muharebesinde şehit düştü,
176-Gebzenin Sevindikli köyünden İmamoğullarından Süleyman oğlu 1298 doğumlu er Ali Çanakkale cephesinde 18 ağustos 1915 te Anafartalarda şehit düştü.
177-Gebzenin Alihocalar köyünden Şakiroğlu 1297 doğumlu piyade er Ali Şark (Kafkas) cephesinde 30 nisan 1916 da Laçika Garbi Tepede şehit.
178-Gebzenin Alihocalar köyünden Köseoğullarından Şakir oğlu 1298 doğumlu piyade er Ali Şark (Kafkas) cephesinde 30 nisan 1916 daki meydan harbinde şehit.
179-Gebzenin Hereke köyünden Çakmakoğullarından Azizoğlu 1304 doğumlu piyade onbaşı Ali Irak cephesinde 28 eylül 1915 te Kutül Amarede şehit düştü.
180-Gebzenin Kalburcu köyü Mollaoğulları sülalesinden Mustafa oğlu 1295 doğumlu piyade er Bekir Çanakkale cephesinde 29 nisan 1915 te Arıburnu muharebesinde şehit.
181-Gebzenin Kalburcu köyünden Mehmetoğlu 1301 doğumlu piyade er Cemal Çanakkale cephesinde 17 nisan 1915 te Tiryandafil çiftliğinde şehit.
182-Gebzenin Taşköprü nahiyesi Cumaköyünden Mehmet oğlu 1299 doğumlu er Halil Garp cephesinde 7 ağustos 1922 de Kızancı Harbinde şehit.
183-Gebzenin Karayakuplu köyünden Kocabaşoğulları sülalesinden Ali Osmanoğlu 1301 doğumlu er Halil İbrahim Çanakkale cephesinde 24 haziran 1915 te şehit.
184-Gebzenin Sipahiler köyünden Nalband oğlu Hafidi İbrahimdğlu 1297 doğumlu er Hasan Çanakkale cephesinde 9 ağustos 1915 te Anafartalarda şehit.
185-Gebzenin Sipahiler köyünden Nalbantoğullarından İbrahimoğlu 1297 doğumlu piyade er Hüseyin Çanakkale cephesinde 9 ağustos 1915 te Anafartalar muharebesinde şehit.
186-Gebzenin Hereke köyünden Hasan oğlu teğmen Hüseyin Hüsnü Efendi Çanakkale cephesinde vurulup 24 şubat 1915 te Hamidiye Etfal Hastanesinde şehit.
187-Gebzenin Alihocalar köyünden Çorbaçıoğulları sülalesinden Ahmetoğlu 1308 doğumlu er İbrahim Çanakkale cephesinde 21 nisan 1915 te şehit,
188-Gebzenin Sipahiler köyünden İbrahimoğlu 1296 doğumlu piyade er İbrahim Çanakkale cephesinde 21 nisan 1915 te Sebdül Bahir muharebesinde şehit.
189-Gebzenin Elmacık köyünden Aşıkoğulları sülalesinden İsmail oğlu 1295 doğumlu er İbrahim Şark (Kafkas) cephesinde 1916 da Sevik köyü sırtlarında şehit.
190-Gebzenin Osmanlı köyünden Mehmetoğlu 1309 doğumlu piyade er İzzet Çanakkale cephesinde 25 mayıs 1915 te Sebdül Bahir muharebesinde şehit.
191-Gebzenin Osmanlı köyünden Etyemez oğulları sülalesinden Mehmet oğlu 1299 doğumlu er İzzet Çanakkale Cephesinde 25 mayıs 1915 te Arıburnu muharebelerinde şehit.
192-Gebzenin Elmacık köyünden Bakioğulları sülalesinden Rüstem oğlu 1302 doğumlu piyade er Kurban Irak cephesinde 24 aralık 1915 te Kutülamarede Salıtepesinde şehit.
193-Gebzenin Karayakuplu köyünden Tangıroğulları sülalesinden Hüseyinoğlu 1301 doğumlu er Mehmet Çanakkale Cephesinde 18 haziran 1915te Kerevizderesi muharebesinde şehit
194-Sevindikli köyünden Süleyman oğlu 1299 doğumlu piyade er Mehmet Çanakkale cephesinde 3 eylül 1915 te Anafartalar muharebesinde şehit.
195-Şemsettin köyünden Kahyaoğulları sülalesinden Ali Osmanoğlu 1310 doğumlu er Muharrem Hüseyin Galiçya cephesinde 9 ekim 1916 da Dobruca muharebesinde şehit.
196-Gebzenin Sipahiler köyünden Ahmetoğlu 1294 doğumlu piyade er Mustafa Çanakkale Cephesinde 10 ağustos 1915 te Anafartalar muharebesinde şehit.
197-Gebzenin Kalburcu köyünden İbrahimoğlu 1303 doğumlu piyade er Mustafa Çanakkale cephesinde vurulup 24 nisan 1915 te 9. Fırka seyyar hastanesinde şehit.
198-Gebzenin Naip köyünden Hacı Ömer oğulları sülalesinden İbrahim Ethem oğlu 1308 doğumlu er Mustafa Çanakkale cephesinde 29 nisan 1915 te Sebdül bahirde şehit.
199-Sipahiler köyünden Raşitoğlu 1305 doğumlu piyade er Mustafa Çanakkale cephesinde 17 nisan 1915 te Sebdülbahir muharebesinde şehit.
200-Dikenli köyünden Küreali oğulları sülalesinden Raşitoğlu 1304 doğumlu piyade er Mustafa Çanakkale cephesinde vurulup 8 ağustos 1915 te getirildiği Beyoğlu Hilali Ahmer Hastanesinde şehit.
201-Kutluca köyünden Davutoğulları sülalesinden Mustafa oğlu 1310 doğumlu er Mustafa Ferhat Galiçya cephesinde 2 ekim 1916 da Dobruca muharebesinde şehit.
202-Hereke köyünden Sinanoğlu piyade er Ramiz Çanakkale cephesinde 13 şubat 1915 te Kumkalede şehit.
203-Sipahiler köyünden Pireoğulları sülalesinden Mehmet oğlu 1305 doğumlu er Rıfat Çanakkale cephesinde 13 Nisan 1915te Geliboluda şehit.
204-Karayakuplu köyünden Mustafa oğlu 1302 doğumlu piyade er Süleyman Çanakkale cephesinde 17 nisan 1915 te Kerevizderede şehit,
205-Sevindikli köyünden Süleyman Hafidi Mustafa oğlu 1309 doğumlu er Süleyman 1915 yada 1916 da Arabistan cephesinde şehit.
206-Karayakuplu köyünden Memişoğulları Sülalesinden Mustafa oğlu 1304 doğumlu er Süleyman Çanakkale cephesinde 17 nisan 1915 te Kerevizderesi muharebesinde şehit.
207-Herekeden Çakmakoğlu sülalesinden Abdülaziz oğlu 1304 doğumlu er Şerif Ali Irak Cephesinde 28 eylül 1915 te Kutül Amarede şehit.
208-Şemsettin (Ekşioğlu) köyünden Serdaroğulları sülalesinden İbrahimoğlu 1309 doğumlu er ŞerifAli Galiçya cephesinde 18 nisan 1917 de Romanyada İbrail şehri civarındaki bir muharebede şehit,
209-Gebzenin Kutluca köyünden Himmetoğulları sülalesinden Mehmet oğlu 1305 doğumlu er Yusuf 1915 te Çanakkale cephesinde şehit.
210-Askere Gebze askerlik şubesinden giden aslen Kandıra Duraklıdan Çalık İbrahim hafidi Hüseyinoğlu 1307 doğumlu er Aziz Çanakkale cephesinde 2 mayıs 1915 teki Domuzderesi mevkiindeki muharebede şehit.
211-Askere Gebzeden giden Kandıra Duraklıdan Karagözoğulları sülalesinden Ahmet oğlu 1308 doğumlu er Hasan 25 mart 1915 te Çanakkale cephesinde şehit.
212- Nevşehirli Mehmet oğlu Kandıralı 1302 doğumlu er Ali Gebzeden gittiği şark cephesinde 1915 teki İran Urmiye gölü civarındaki Dilman muharebesinde şehit.
213-Hasan biraderi İbrahimoğlu 1305 doğumlu Kandıralı er Ali Gebzeden gittiği Filistin cephesinde 15 eylül 1915 teki meydanı harpte şehit.
214-Aslen Karamürsel Hersekli Akifoğlu 1305 doğumlu er Akif Gebzeden gittiği Irak cephesinde 18 ekim 1915 te Kutul Amarede şehit.
215-Karamürselli Halil oğlu 1307 doğumlu er Abdullah Gebzeden gittiği İstiklal Harbinde 8 ağustos 1922 de şehit.
216-Kandıra Duraklıdan Bayramoğulları sülalesinden Mehmet Tahir oğlu 1298 doğumlu er Şaban Gebzeden gittiği Çanakkale cephesinde 9 nisan 1915 te Sebdülbahir muharebesinde şehit.
217-Gebzeden giden aslen Kandıranın Duraklı köyünden Hasancıkoğulları sülalesinden olan Halil oğlu 1303 doğumlu er Rıfat Çanakkale cephesinde 17 nisan 1915 te Kerevizdere muharebesinde şehit.
218-Karamürselli Mehmetoğlu 1302 doğumlu er Hüseyin Gebzeden gittiği Çanakkale cephesinde 6 mayıs 1915 te şehit.
219-Karamürselli Hüseyinoğlu 1306 doğumlu er Hüseyin Gebzeden gittiği bir cephede 17 nisan 1916 (yada915) şehit.
220-Karamürselli Kubatoğlu 1302 doğumlu er Hicret Gebzeden gittiği Şark (Kafkas) Cephesinde 16 şubat 1915 te Dilman Muharebesinde şehit.
221-Karamürselli Mehmetoğlu 1305 doğumlu er Hasan Gebzeden gittiği Çanakkale cephesinde 13 nisan 1915 te Kumkale muharebesinde şehit.
222- Karamürselli Hacı ibrahimoğlu 1303 doğumlu er Hasan Gebzeden gittiği 1. Dünya savaşında 23 ağustos 1916 da şehit.
223-Karamürselli Salihoğlu 1310 doğumlu er Haceli Gebzeden gittiği 1. Dünya Savaşında 13-12-1915 te Kumkale muharebesinde şehit.

224-Karamürselli Hasanoğlu 1303 doğumlu er Davut Gebzeden gittiği Irak cephesinde 12 aralık 1915 te Felahiye muharebesinde şehit.
225-Karamürselli Mehmetoğlu 1307 doğumlu er Bekir Gebzeden gittiği Sakarya muharebesinde 12- mart 1921 de şehit.
226- Karamürselli Ahmetoğlu 1304 doğumlu er Bekir 11 nisan 1915 te Gebzeden gittiği Çanakkale cephesinde 11 nisan 1915 te Kumkale muharebesinde şehit.
227-Karamürselli Bayraktar sülalesinden Mevlütoğlu 1303 doğumlu er İlyas Gebzeden gittiği Tavşanlı karyesinde 19 haziran 1922 de şehit.
228-Karamürselli Hacı Emin Efendi sülalesinden Dervişoğlu 1305 doğumlu er İsmail Gebzeden gittiği Galiçya cephesinde 10 ağustos 1916 da şehit.
229-Karamürselli Haliloğlu 1290 doğumlu er İsmail Gebzeden gittiği Galiçya cephesinde 10 ağustos 1916 da şehit.
230-Karamürselli Mustafa oğlu 1304 doğumlu er Mahmut Gebzeden gittiği Irak cephesinde 1915 te şehit.
231-Karamürselli Çerkes Hüseyinoğlu 1307 doğumlu er Mehmet Gebze askerlik şubesinden gittiği İstiklal Harbi Garp cephesinde 15 haziran 1921 de Yalovanın Elmacık köyünde şehit.
232-Karamürselli Emin oğlu 1305 doğumlu er Mehmet Emin Gebze Askerlik şubesinden gittiği Turgut Reis zırhlısında 5 kasım 1912de şehit.
233-Karamürselli Ahmet oğlu 1305 doğumlu er Muharrem Gebzeden gittiği Çanakkale cephesinde 19-eylül 1915 teki meydan muharebesinde şehit.
234-Karamürselli Mehmetoğlu 1304 doğumlu er Mustafa Gebzeden gittiği 1915 te Kafkas (şark) cephesinde 2350 rakımlı tepede şehit.
235-Karamürselli sağıroğulları sülalesinden Ömer oğlu 1305 doğumlu er Mustafa Gebzeden gittiği Çanakkale cephesinde 17 nisan 1915 te Geliboluda şehit.
236-Karamürselli Eminoğlu 1303 doğumlu er Osman Gebzeden gittiği şark (Kafkas) cephesinde 28 şubat 1915 te Dilman muharebesinde şehit.
237-Karamürselli Mustafa oğlu Ömer Gebzeden gittiği Çanakkale cephesinde 22 nisan 1915 teki süngü muharebesinde şehit.
238-Karamürselli Osmanoğlu 1303 doğumlu er Salih Gebzeden gittiği şark (Kafkas) cephesinde 28 şubat 1915 te Dilman muharebesinde şehit.
239-Karamürselli Musa oğlu 1304 doğumlu er Süleyman Gebzeden gittiği İstiklal Harbinde 27-eylül- 1920deki Garp (batı) cephesinde Selimiye karyesinde şehit.
240-Karamürselli Caferoğlu 1302 doğumlu Şakir Gebzeden gittiği İstiklal Harbinde 6 temmuz 1922 de Garp (Batı) cephesinde şehit.
241-Karamürselli Feyzi oğlu 1302 doğumlu er Şükrü Gebzeden gittiği Karamürselde 22 mayıs 1920 de Yunanlılar tarafından şehit.
242-Karamürselli Hüseyinoğlu 1304 doğumlu er Şükrü Gebzeden gittiği askerde 28 haziran 1916 da Ermeniler tarafından Çavuş çiftliğinde şehit,
243-Karamürselli İshak oğlu 1300 doğumlu er Yakup Gebzeden gittiği Kafkas (şark) cephesinde 10 nisan 1916 da şehit.
244-Naim Aras Tatar kökenli Gebzeli şehit asker. 5 eylül 1961 de Çorluda birliğinde trafik kazası geçirerek 22 yaşında vefat etti. Mezarı Gebzenin Osmanyılmaz mahallesindeki eski mezarlıktadır.
Kaynak: Milli Savunma Bakanlığı  1998 yılı  Şehitlerimiz kitabı, jandarma genel komutanı 1998 yılı verileri.

Türkiye kimle savaşıyor?

Hakkari’de ki olayı duyduğumda tüylerim diken diken oldu. Hayatın baharında 24 askerimiz şehit düşüyor. Önceki gün de 8 polisimiz şehit oldu. Son bir iki yılı ele aldığımızda şehit ve yaralı sayımız korkunç boyutta. Yüreğimiz kan ağlıyor. Bu bir terör saldırısı değil, bir savaş hali. Türkiye PKK ile değil, kim ve hangi devletle savaşıyor?
PKK terörünün başladığı 1984 yılından itibaren on binlerce insanımız toprağın kara bağrına düştü. Bu kirli olaya çok yakınlarımızı da şehit verdik. Her olay çıktığında içim cız ederek haber bültenlerine bakıyorum. Dünkü olayı bir PKK saldırısı olarak değil, bir savaş hali olarak yorumluyorum, çünkü PKK büyük bir güçten ve bazı devletlerden destek almasa bu kadar güç sahibi olamazdı. Türkiye kimle ve hangi devletlerle savaştığını bilmelidir.
İsterseniz Hakkari’nin Çukurca ilçesinde ki olayı özetleyerek yazıma devam etmek istiyorum.
HAKKARİ’DE HAİN SALDIRI: 24 ŞEHİT
“Çukurca İlçe Emniyet Amirliği ile bazı askeri birliklere saat 00.30 sıralarında terör örgütü PKK üyeleri tarafından eş zamanlı taciz atışı yapıldı. Güvenlik güçlerinin anında karşılık vermesi üzerine sıcak temas sağlandı. Terör örgütü PKK üyeleri ile güvenlik güçleri arasındaki çatışmalar devam ederken, Hakkari’den de takviye ekiplerin istenmesi üzerine Hakkari İl Emniyet Müdürlüğü harekete geçti. Dağ ve Komando Tugay Komutanlığı’na da bilgi verilmesi üzerine ilçeye helikopterler gönderildi. İçişleri Bakanlığı Basın Müşaviri Mürselin Tan, yaptığı açıklamada, ”Çukurca’da saat 00.45 civarında terörist saldırısı meydana geldi. İlk tespitlerimize göre 24 şehit, 22 yaralı var. Yaralılar hastanelerde tedavi altına alındı. Güvenlik görevlilerinin sevk edildiği Çukurca’da güvenlik kontrol altına alındı. İlçede şu anda durum sakin. ” dedi.

Haberi kısaca sizlerle paylaştım. Bu bir terör saldırısı değil, olsa olsa bir savaş halidir. 200 kişilik terörist grup ilçede ki askeri birliklere, tugaya, Emniyete, Devlet kurumlarına saldırıyor. Ve sevkiyat ancak sabah yapılabiliyor. Haberde medyaya saat 09.00’dan sonra geçiliyor. Bu nasıl iş? Aradan saatler geçtikten  sonra medyaya bilgi veriliyor. Ve sevkiyatta gündüz yapılabiliyor. Bu olayı her yönüyle sorgulamalıyız. Bu saldırının olabileceğinden devletin istihbarat örgütlerinin nasıl haberi olmaz. Sorgulamak, sorumlulardan hesap sormak, sorumlu olan üst düzey devlet yöneticilerinde de istifasını istemek Türk vatandaşı olarak hakkımız.
Bugüne kadar terörle ilgili çok geniş yazılar yazdım. Yazdığım yazılar bir kitap haline gelir. Terör ve şehitlerimizle ilgili de çok sayıda TV ve belgesel programımız var. Biz yazılarımız ve belgesellerimizle bu acı olayları tarihe rot düşüp zamana noterlik yaparak kayıt altına alıyoruz.
Artık bıçak kemiğe dayandı. Türkiye’de güçlü bir sivil iktidar, siyasetten uzak bir askeri yönetim, TBMM’de de muhalefet partilerimiz var ve her şeyden önemlisi teröre top yekun karşı çıkan Türkiye kamuoyu var.
Vakit geçirilmeden TBMM olağan üstü toplanmalı, teröre karşı bir Meclis araştırma komisyonu kurup bütün partiler tek yürek olarak bu olaya karşı çıkmalıdır. Güneydoğu ve Kürt kökenli vatandaşlarımız seslerini yükseltmeli, bu kötü gidişe son verecek ortak tavır almalıdır.
Durum gerçekten kötü… Hakkari’de ki dünkü saldırıya terör saldırısı değil, savaş hali diyebiliriz.  Artık vicdanlar kan ağlıyor… Sabırlar tükendi. Terörün arkasında ki iç ve dış güçler mutlaka ortaya çıkartılmalı, kamuoyuna açıklanmalıdır. Ben terörün arkasında ki en büyük gücün İsrail olduğunu buradan ilan ediyorum. İşe İsrail’e karşı sözde değil, özde tavır ve hareket koyarak başlamalıyız. İsrail’in hem Ermenileri ve hem de PKK örgütünü kullandığını dünyaya belgeleriyle ilan etmeliyiz. Bunu basit bir İsrail düşmanlığı olarak algılanmamalı. Türkiye-İsrail ilişkileri Başbakan’ın Davos’ta ki “One minute” çıkışıyla bozulmadı, Türkiye ilişkileri kuzey Irak’ta ki askeri ve gizli çalışmalarından dolayı bozulduğunu bilenler bilir. İsrail hiçbir zaman gelişen, büyüyen, bölgesinde güçlü, dünyada sözü dinlenen bir Türkiye istemiyor. Güçlü bir Türkiye, İsrail’in hep aleyhine. İsrail, Türkiye’yi güçsüz kılmak için her türlü oyunları tezgahlıyor. Uluslarası sularda Mavi Marmara’ya saldırarak 9 Türk vatandaşını şehit eden İsrail, Türkiye’ye karşı zaten açık açık savaş ilan etmişti. Bugün Türkiye aleyhine olan bütün olayların altında İsrail ve Yahudi lobisi olduğunu unutmayalım. Türkiye’de ki İsrail ve Yahudi lobisinin de ne kadar güçlü olduğunu aklımızdan çıkarmayalım.
Terör ve şehitlerle ilgili yazdığım tüm yazıları bir dosyada toparlıyorum. Geçmişte bu köşede terörle ilgili yazdığım yazılardan bir bölümünü sizlerle paylaşmak istiyorum. Gazetemizin www.gebzegazetesi.com sitesinde ki İsmail Kahraman köşesinden yazıların tamamını okuyabilirsiniz.

———–

Terör’e  135 Şehit Veren Kocaeli  Ne Yaptı ? (8 Ekim 2008 Gebze Gazetesi)

Türkiye şehitlerine ağlamaya  devam ediyor.  Bugün unutulsa da  analarımız   Çocuklarının   beşiklerini “ Ya şehit ol..Ya gazi diye “ sallardı.
Analar  yavrularını askere gönderirken  saçlarını kınalayarak ,vatan, millet, namus ve din  uğruna  kurban olarak  gönderirler adına da “ kınalı Kuzular “ derdi..
Şehitlik ve şehitlerin   milli   ve manevi  kültürümüze de çok önemli yeri vardır. Yapılan bilimsel araştırmalarda  Tarih boyu  Türk milletinin verdiği şehitlerin  sayısı onlarca  milyonla  ifade edilmekte,

*Şehit Torunundan Şehitlere Vefa

Son 150 yıllık tarihi geçmişe baktığımızda;  Kırım, 93 harbi , Trablusgarp, Balkan ,Yunan ,Birinci  cihan harbi cepheleri,Milli Kurtuluş  Savaşı,Kore,Kıbrıs ve  Terörle  mücadeleye verdiğimiz şehitlerin  kesin sayısını bile bilemiyoruz.
Şehit torunu bir gazeteci olarak 10 yıldır “ Çanakkale’den Milli  kurtuluş  savaşına  “ Şehitlikler ve  şehitlerimizle ilgili araştırma yapıp  10 civarında  belgesel TV programı hazırladım.Bu  belgeselleri hiç bir  telif  ücreti  almadan   televizyonlarda yayınlatmaktayım.
Söz konusu belgesellerimizi  izlemek isterseniz   www.belgeselyayincilik.com’dan belgesel tv’ye girip belgesellerimizi izleyip görüş ve önerilerinizi  bekliyorum.
Şehitlerimiz için önemli olan ,canlarını seve  seve   feda eden şehitlerimiz bizden; minnet, şükran, vefa ve Fatiha bekliyor.
Acaba şehitlerimizle ilgili ne yaptık ?  Onlara karşı  tarihi görevimizi ifa ettik mi ? Acı ama gerçek şehitlerimizi  çoktan  unuttuk ve  Kocaeli ve Gebze’de  bir şehitlik abidesini bile çok gördük.
Şimdi  sizlere Kocaeli ve Gebze’den verdiğimiz şehit sayılarını hatırlatmak  istiyorum.

*  Gebze’den Teröre  51 Şehit verdik

Hafta sonu hain saldırı sonu şehit düşen İlhan Küçüksolak’la birlikte Gebze’miz  teröre 51. Şehidi verdi. Hafta sonu aldığımız bu haberle büyük üzüntü duyduk. Analar, babalar ve tüm Türkiye teröre lanet yağdırdı.
Gebze  bugüne kadar bir çok şehit verdi. Gebze’miz, 1987 yılından buyana Hakkari, Tunceli, Siirt, Şırnak, Şemdinli´de iç güvenlik çatışmasında toplam 51 şehit verdi.
45´i asker, 6´sı polis olan 51 şehidin 26´sı Gebze Şehitliği, 9´u Dilovası, 1´i Darıca, 1´i Şekerpınar, 1´i Çayırova mezarlıklarına defnedilirken diğerleri Kars, Ardahan, Malatya, Erzurum, Sivas, Samsun, Amasya, İstanbul, Hatay´a gönderildi.
Aralarında bir üsteğmen, bir teğmen, bir asteğmenin bulunduğu 51 Gebzeli şehitten 12´si evli 39´u bekar. Şafak sayarken Gebze´nin 51. şehidi olan komando çavuş İlhan Küçüksolak da bekardı. 4 ay sonra teskere aldığında sevdiği kızla nişanlanacaktı.Ama olmadı. Hain bir pusu sonrası şehitlik mertebesine yükseldi.

* Kocaeli halkı  135 Şehit’den  haberi var mı ?

Gebze bölgesi 51. Şehidinin yasını tutarken, Kocaeli genelinde şehit sayımız  135’e yükseldi. PKK teröristlerince şehit düşen Kocaeli nüfusuna kayıtlı Mehmetçiklerimizin 51´i Gebze, 45´i İzmit, 17´si Derince, 10´u Körfez, 4´ü Gölcük, 4´ü Kandıra, 4´ü Karamürsel´de ikamet ediyordu.
Anaları, babaları boynu bükük, eşleri dul, 46 çocuğu yetim bırakan 135 şehidimizin 21 evli, 89´u bekardı.Acaba  şehitlerimizin   emanetine ne kadar sahip çıktık.  Şehitlerimizin  yakınları  ne durumda ?
Aralarına bir binbaşı, bir yüzbaşı, 4 üsteğmen, bir teğmen, bir asteğmen, 7 üstçavuş, 4 uzman çavuş,  98 çavuş, onbaşı ve er, 18 polisin bulunduğu şehitlerimizin 75´i iç güvenlik çatışmasında, 60´ı mayın patlaması, uçak ve helikopter kazasıyla çeşitli şekillerde şehit olmuştu

*Şehitlerimize emanetine sahip çıktık mı ?.

Kocaeli ve  Gebze’de bir çok şehit cenazesine şahit oldum. Hepsinde terör’e lanetler yağdırıldı. Hepsinde analar, babalar, eşler akrabalar ve Tüm Türkiye göz yaşlarına boğuldu.
Gençliğimiz  vatan,namus  ve din için  canını  hiç düşünmeden  seve  seve  feda edecek güçte. Her ne olursa olsun hainler amacına ulaşamayacak. Bağımsızlığımızın sembolü   Türk Bayrağı ebediyen dalgalanacak. Minarelerden ezan susmayacak. Vatanımız ilelebet  payidar kalacaktır.
Şehitlerimize  vefa borcumuzu ödemek için onları minnet  şükran ve  rahmetle analım.
Şehitlerimizin bizlere  kutsal emaneti  olan  ana.baba, eş ve çocuklarına  sahip  çıkalım.
Acaba  devlet ve millet olarak  şehitlerimizin emanetlerine   sahip çıkıyor muyuz?
———–

PKK Terör Örgütü Nezaman Kuruldu? (7 Ekim 2008 Gebze Gazetesi)

İnsan hafızasının  en büyük hastalığı unutmaktır.  Gerek özel ve gerkse genel hayatda  yaşadığımız bir çok acı tatlı olayı unutmaktayız. Gerçi unutmak  Allah ‘ın bir nimeti. Eğer unutma olmasaydı  insan acılara dayanamaz ve yaşayamazdı.
Bazı olaylar varki unutmamak ve   sürekli hatırlamak  gerekiyor.  Önceki gün  bizleri acıya  boğan  15 şehit  verdeğimiz  hain  terör  saldırısı gibi. En önemlisi PKK’nin nezaman  ve kimler  tarafından  nasıl kurulduğunu  unutmamamız gerekiyor.
Daha önce 4 kez  PKK  terörünün hedefi olan Aktütün Jandarma Karakolu, 5’inci kez baskına uğradı. Hain saldırıda, 15 askerimiz şehit düştü. 2 erbaş halen  kayıp. 20’den fazla yaralı var.
Bu karakol’da yaşanan  5 saldırı’da toplam  44 Askerimiz şehit oldu. Genelkurmay  yaptığı  açıklama’da  Karakolun yerinin değiştirileceğini açıkladı.  Keşke daha önce  bu değişiklik yapılsaydı.

* Bu sözleri çok dinledik..

Her terör saldırısından sonra  yetkili ve yöneticiler  açıklamalar yapmakta  “ Şehitlerin kanları’nın yede  “kalmayacağını  söylemekte.  Son  hain saldırı’dan sonra basına yansıyan açıklamalara   kısaca göz atalım.
•  Teröre karşı yöntem değişikliği gündemde
•  Herkese bu saldırının hesabı mutlaka sorulacak
•  Milli seferberlik başlatılmalı
•  Zamanlaması çok manidar
•  Olaydan üzüntü duyduk
•  Dünyadan tepkiler
•  Bordo Bereliler hainlerin peşinde
•  Saldırı Türkiye’yi ayağa kaldırdı
•  Bu çığlık hepimizin
•  Annesiyle en son arefede görüştü
•  Havasını sorduğu memleketine cenazesi geldi
•  Acı haberi alan babanın dili tutuldu
•  Cenazeden döndü teröre yakalandı
Bu  haber başlıkları ve  şehitler  tıpkı daha öncekiler gibi unutulup gidecek. Önceki sadrılar ve şehitler unutulmasaydı. Devlet,Hükümet ve millet olarak her alanda  önlemler alınsaydı  bu hain  saldırı belkide hiç  yaşanmayacktı.

*16 yılda 5 baskın, 44 şehit verdik.

İran, Irak, Türkiye üçgenindeki Aktütün Jandarma Karakolu, sürekli olarak teröristlerin hedefinde oldu. Karakol 5 kez saldırıya uğradı. Bu saldırılarda 44 askerimiz şehit düşmüştü. Gelin kısaca bu saldırıları  bir kez daha hatırlayarak tarihe not düşelim.
Aktütün Jandarma Karakolu ilk olarak 13 Eylül 1992’de saldırıya uğradı. Yaklaşık 500 kişilik PKK grubuyla çatışan birlikten 22 asker şehit oldu.
5 Haziran 2007 günü kalabalık  terörist  grup, ikinci kez karakola saldırdı. Bu saldırıda ölen olmadı ve teröristler püskürtüldü. 22 Temmuz 2007 günü gerçekleşen üçüncü baskında ise Er Hüseyin Ay şehit düştü.
PKK 10 Mayıs 2008 tarihinde,  4. kez Aktütün’ü hedef aldı. Doçka uçaksavar, havan, makineli tüfek ve roketatarlarla yapılan saldırıda 6 asker şehit oldu. Sınırdaki ayni  karakol,  Beşinci   kez PKK’nın hedefi oldu. Sınırın Kuzey Irak tarafından düzenlenen saldırıda 15 asker şehit düştü. 2 Kayıp var.
16 Yılda  5 baskın ‘da 44 şehit verdiğimiz Karakolun yeri  nihyat değişiyor. Ancak bu karakolun yerine  bir abide dikerek Burada verdiğimiz 44 şehidimizin adını ebedileştirerek geçmişi unutmayalım.
Devir böyle devem etmeyec bir gün terör bitecektir.  Ortalık durulduğunda terör ve  baskın olayları   üzerinde daha sakin  düşünüp,içten ve dışdan  nasıl ihanete uğradığımızı daha iyi  anlar ve  ayni  olayları bir kez daha yaşamayız.
Hiç bir şeyi unutma ve unutturma.Tarih hatırlandığı sürece tekrar etmez.

Apocular veya  PKK nezaman ve nasıl  kuruldu?

Unutmamamız ve hatırlamamız gereken önemli bir gerçek var.  Terör   örgütü PKK’nın nezaman ve nasıl  kurulduğu ile ilgili bir çok şey  söylenebilir. Ancak  kısaca  değinerek geçmişi  hatırlatmak istiyorum.
Bize bunca acıyı  yaşatan ve onbinlerce insanımızı öldüren ve binlerce mehmetçiğimizi şehit eden    PKK terör örgütü nezaman  ve nasıl  kurulduğunu sürekli  hatırlamak  ve  unutmamak gerekiyor.
Tarihler 1978 li yıllar.  Sağ-Sol  yüzünden binlerce insanımızın   bir hiç uğruna öldürüldüğü  karanlık  yıllar.  Abdullah Öcalan’a  bağlı  “Apocular “adı ile marksist leninist  yeni bir örtgüt kurulur. Örgütün kurucuları arasında  türk  kökenlilerde  bulunmakta.
İşin garibi  Apocular   12 Eylül 1980 ihtilali olmadan    Lübnan’ın Bekaa vadisine kçar ve   terör kamplarında  eğitim almaya başlamışlardır.  12 Eylül ihtilalinde  hiç bir  Apocu’nun yakalanıp  ceza almaması  çok ilginçtir.
Tarihler 1984 daha dün gibi hatırlıyor hiç unutamıyorum. Apocular   Güneydoğu’da ilk eylemlerini  gerçekleştirmişler  kadın çocuk demeden  bir çok kürt vatandaşını  vahşice katl etmişlerdi. O günkü  tv ve gazete haberleri  tüm tazeliği  ile  halen gözümün  önünde.
12 Eylü darbesinin  kudretli  lideri  Kenan  Evren Apocuları  küçümseyerek   “ Bir gurup çapulcu “ demişti.  Evren’in çapulcu diye küçümsediği  ve ihtilalde  bu  terör örgütü  ile  ilgili hiç bir şey yapmadığı  terör  örgütü   30 yıldır bizlere kan kusturmakta.  Masum insanlarımızı  öldürmekte askerlerimizi şehit etmekte.
PKK veya  Apocular  diye bilinen  terör  örgütü’nün  kuruluşu ve  kururucuları ile ilgili daha çok şey  yazılıp söylenebilir .Ancak bir gerçek varki, Geçmişi nutmamak ve  sürekli hatırlamak gerekior.

———————————————–

Terör Belasından Nasıl Kurtuluruz.?… (6 Ekim 2008 Gebze Gazetesi)

Bölücü terör örgütü PKK’nın Hakkari’nin Şemdinli İlçesinde bulunan Aktütün Jandarma Sınır Bölülüğüne yaptığı saldırı terörün  acımasız yüzünü bir kez daha gösterdi.
Hakkaridaki teröre Gebze’de bir şehit verdik.   Gebze Emek mahallesinde oturan   İlhan  Küçüksolak’da şehit oldu. Son şehidimizle  Gebze teröre onlarca şehit  verdi.
İlhan’ın  anne ve babası’nın  feryadı ciğelerimizi dağladı. İlhan evlilik hazırlığı  yapıyormuş.Şehit  İlhanın’da bir sevdiği varmış. Babası Kemal’in ifadesine göre  Serpil adlı bir kızla  bir birini  seven İlhan izinde nişan terhisde’de  evleneceklermiş.

*Şehitlere  Vefasızlık.

Sadece Gebzeli Şehit piyada  Çavuş İlhan’ın değili  tüm şehitlerimizin yüreğimizi burkan  acı  hikayeleri var. Gebze şehitliğindeki  mezartaşına  vefalı  şehit nişanlısı tarafın’dan bağlanan  nişan yüzüğü  başlı başına,roman, filim ve  belgesel konusu.
Üzülerek  söylemek gerekirse şehitlerimizle ilgili ciddi hiç bir şey yapılamamakta.Şehitlerimiz unutulup gitmekte.Çanakkale,Sarıkamış ve Kurtuluş savaşı şehitlerimizi  yeni  yeni hatırlamaya başladık.Gebze’de bir anıt ve aideyi şehitlerimize çok görmemiz vefesızlığımızın  göstergesi.

*Milletimizin Başı Sağolsun

Ateş düştüğü yeri yakarmış. Acıyı  yaşayanlar bilir.Öncelikle acımasız  terörü kınıyor ve lanetliyorm,  Şehitlerimize Allahtan Rahmet, başta anne ve babaları olmak üzere  yakınlarına  sabır  Milletimize ve Türk Silahlı Kuvetlerine   baş sağlığı diliyorum.
Türkiye yaklaşık 30 yıldır terörle mücadele ediyor.  Acımasız törör  onbinlerce  isanamızı yok etti. Ocaklar söndü evler yıkıldı.geride  bağrı yanık anneler ve babalar ,yetim ve öksüzler kaldı. Yüzlerce milyar dolar  maddi  kaynağımız  uçup gitti.
Terörü  önleme adına  son dönemde  önemli adımları atılmıştı. Özellikle Türk ordusu terör örgütünün gücünü kırmak ve  kökünü kazımakta  her alanda ısrarlı çalışmalar yapıyordu. Genelkurmaybaşkanı sayın Başbuğ’un Diyarbakır ve Van gezilerindeki verdiği mesajlar  çok önemliydi.

*  Doğu Anadoluya kaç kez  gitttik ?

Doğu ve Güneydoğu Anadolu  bölgesindeki illere  defalarca  gidip gelen ve bir çok ilde belgesel çeken son olarak,  Elazığ, Tunceli, Bingöl, Diyarbakır,Van,Muş ve Bitlis  illerini karış karış gezerek tv  belgesel program çeken bir gazeteci olarak  Başbuğ Paşa’nın  Diyarbakır ve Van gezileri’nin  bölge halkı üzerindeki olumlu  etkisini yakından biliyorum.
Ayrıca Paşa’nın  gezisinden sonra  bölgede görev yapan  güvenlik   güçleri’nin  bölge halkına  karşı tavır ve hareketleride  çok değişti. Daha önce halka sert tavır takınan ve  yol kontröllerinde  yaşlı insanlara yapılan  muamele artık yok.
Bölgedeki halkın büyük  çoğunluğu terör örgütünü  desteklemiyor. Son genel seçimlerde  halkın  siyasi tercihi,  terör örgütüne  karşı  tavır aldığını göstermekte.Terör örgütü  bu  manzara karşısında paniklemekte.Halkın desteğini  kazanmak için  dini değerleri bile kullanmakta.
Kendi kendimize  şu  soruyu sormalıyız; Acaba kaç kez  doğu illerine gidip bölge halkı ile  kunuşup  dertleştik?

*Terör  nasıl sona  erer?

Altınovadaki  kışkırıtıcı  olaylar ve son  karakol saldırısı’nın  TBMM’de bekleyen   sınır ötesi tezkere’nin   görüşülmesi  arifesine denk  gelmesi  ilginiç ve düşündürücü.Sadece törör  örgütü değil  diş  güçler ve yerli işbirlikçiler’de  terörün  sona  ermesini istemiyor.
Devlet ve millet olarak burdan sonra terörün nasıl  sona ereceği üzerinde  çalışmala yapılmalı.Siyasiler, Sanayici ve işadamları, gönüllü kuruluşlar, Sivil toplum örgütleri ,medya kuruluşları ve   konuyla ilgili sözü olan  herkes tıpkı Başbuğ paşa gibi  bölgeye gidip  bizzat  araştırma yapıp  bölge halkı ile kaynaşmalı.
Yaz aylarında  güney sahillerini mesken tutup keyif yapanlar ,göstermelik vatan millet ve sakarya   edebiyatı yapanlar , Bugünekadar doğu ve güneydoğu illerine gitmeyenler vakit  geçirmeden   bu bölgelerin  yolunu tutmalı.

* Ekonomik  önlemler  yeterli mi?

Özellikle Doğu ve Güneydoğu’nun kalkınması için yapılan çalışmalar bir an önce hızlandırılmalı, gerekirse ekonomik anlamda bu bölgelerde ekonomik olağanüstü hal ilan edilmeli. Şunu çok iyi biliyoruz ki; terörün panzehiri ekonomik gelişmedir.
Bu bölgelerimizi kalkıldırdığımız zaman, bölgedeki işsiz gençlerimize iş verdiğimiz zaman, sosyo ekonomik anlamda kalkınan bu bölgelerimiz Türk ekonomisinde önemli bir güç haline gelecektir.
Ekonomik açıdan güçlü bir Doğu ve Güneydoğu bölgeleri, Türkiye’nin de bu anlamda daha güçlü hale gelmesi anlamına gelecektir.
Genelkurmay Başkanlığı’ndan yapılan açıklamalarda belirtildiği gibi, terör örgütüne katılımları kesemediğimiz takdirde, verilen mücedele yeteri kadar fayda sağlamayacaktır.

*Bir ve beraber olalım

Evet sonuç olarak  şunu  çok iyi bilip unutmamamız gerekiyor; Ülkemizin herzamankinden daha fazla birlik ve beraberliğe ihtiyacı vardır.
Ülkemizdeki iç barışı bozmak isteyen güçler, herzaman olduğu gibi yine elleri boş dönecek ve Türk milletinin gücünü göreceklerdir.
Şehitlerimize bir kez daha yüca  Allahdan ranmet, kederli aileleri, Milletimiz ve Türk  Silahlı Kuvvetlerine baş sağlığı diliyorum.
Hep birlikte gücümüzü birleştirmeli ve  terör  belasından nasıl kurtulabiliriz sorusuna cevap aramalıyız.Gün bir ve beraber olma günü.Birlik ve beraberliğimizi  tüm dost ve düşmana göstermeliyiz.

ÖRGÜTÜN 1985’TEN BU YANA GERÇEKLEŞTİRDİĞİ BASKINLAR VE ŞEHİT SAYILARI ŞÖYLE:
25 Ekim 1985-Hakkâri-Serin Karakolu: 9 şehit
4 Ağustos 1991-Şemdinli-Samanlı Karakolu: 10 er şehit, 7 er kaçırıldı, toplam 9 yaralı
10 Eylül 1991-Hakkâri-Çobanpınar karakolu: 6 şehit
7 Ekim 1991-Hakkâri-Taşlıtepe karakolu: 11 şehit
25 Ekim 1991-Çukurca’ya bağlı Çınarlı ve Çayırlı köylerindeki jandarma karakollarına 500 kişilik grupla saldırı: 17 er şehit
25 Aralık 1991-Şırnak-Dereler bölgesinde jandarma komando birliğine 250 kişilik grupla saldırı: 2 asteğmen, 1 astsubay, 6 er şehit
15 Mayıs 1992-Şırnak-Taşdelen karakolu 600 kişilik grupla baskın: 27 er şehit, 40 terörist ölü
26 Mayıs 1992-Hakkâri-Üzümlü karakolu: 15 şehit
22 Haziran 1992-Hakkâri-Perihan karakolu: 6 şehit
30 Haziran 1992-Şırnak-Betonpınar karakolu: 8 er şehit, 3 er kaçırıldı
20 Temmuz 1992-Hakkâri-Sivritepe karakolu: 10 şehit
10 ağustos 1992-Siirt-Eruh-Dikboğaz karakolu: 6 er şehit, 9 er yaralı
17 ağustos 1992-Diyarbakır-Tuzla karakolu: 7 er şehit
24 ağustos 1992-Şırnak-Milli karakolu: 3 er şehit
30 ağustos 1992-Şemdinli-Alan karakolu: 20 er şehit
13 Eylül 1992-Şemdinli-Aktütün karakolu: 25 şehit
29 Eylül 1992-Şemdinli-Derecik karakolu: 28 şehit
29 Eylül 1992-Şırnak-Ortaköy karakolu: 4 er şehit
2 Temmuz 1993-Şırnak-Çelik karakolu: 16 er şehit
22 Temmuz 1993-Hakkâri-Kısıklı karakolu: 5 şehit
1 ağustos 1993-Hakkâri-serbest karakolu: 10 şehit
10 ağustos 1993-Bingöl-Sancak karakolu: 1 astsubay, 2 er şehit
23 ağustos 1993-Iğdır-Sultantopu karakoluna 200 kişilik grupla baskın: 14 er şehit, 4 er kaçırıldı
25 Eylül 1993-Van-Kanalga karakolu: 12 şehit
23 Ekim 1993-Hakkâri-Kavaklı karakolu: 8 şehit
19 Kasım 1993-Hakkâri-Pirinçeken karakolu: 10 şehit
12 Aralık 1993-Hakkâri-Üzümlü karakolu: 7 şehit
29 Aralık 1993-Siirt-Okçular karakolu : 1 astsubay, 4 er şehit
13 ağustos 1994-Hakkâri-Ördekli karakolu : 5 şehit
11 Eylül 1994-Hakkâri-Çağlayan karakolu: 2 şehit
15 Haziran 1995-Şemdinli-Ortaklar karakolu : 15 şehit
4 Haziran 2007-Tunceli-Pülümür Kocatepe karakolu baskını: 7 şehit
21 Ekim 2007-PKK köprüyü havaya uçurdu, askerlere bomba ve roketatarlarla saldırdı: 12 şehit
10 Mayıs 2008-Aktütün Jandarma Sınır Karakolu’na PKK’lı grup saldırdı: 6 şehit