Antalya’da Fatih ve Fetih ruhu konferansı

Kumluca belediye Başkanı Hüsamettin Çetinkaya’nın davetiyle geldiğimiz Antalya’da çalışmalarımız tüm hızıyla sürüyor. Kumluca Belediyesi’nin organize ettiği “Fatih ve Fetih ruhu” konferansa katılmak için geldiğim Antalya’da dolu dolu üç gün geçiriyoruz.
Kumluca Belediyesi’nin organize ettiği ve açık havada düzenlenen Fatih ve fetih ruhu konferansı önceki akşam gerçekleştirildi. Yaklaşık 2 bin 500 kişi konferansı takip ederek İstanbul’un fethine giden yolda bilgi sahibi oldu. Kumluca Kültür Park’ta düzenlenen konferansı Kumluca Kaymakamı Salih Işık, Kumluca Belediye Başkanı Hüsamettin Çetinkaya, İlçe Emniyet Müdürü Nail Çetinkaya, Mavikent Belediye Başkanı Erdeniz Yavuz, belediye meclis üyeleri, siyasi parti ilçe yöneticileri, daire amirleri ve vatandaşlar izledi.

FATİH VE RUHU

İstanbul’un fethinin 559. yıl dönümü dolayısıyla Kumluca Belediyesi organizasyonluğunda düzenlenen fetih gecesi birbirinden renkli görüntülere sahne oldu. Gecede ilk olarak Kumluca Belediyesi Mehter Takımı sahnede yerini aldı. Konser yürüyüşüyle sahne çıkan Mehter Takımı, izleyiciler tarafından alkış topladı.
Gecenin açılış konuşmasını yapan Kumluca Belediye Başkanı Hüsamettin Çetinkaya, tarihte 559 yıl önce yaşanmış bir İstanbul’un Fethi’nin, düzenlemiş oldukları gecede yad ettiklerini söyledi. Çetinkaya, fethin tarihi maneviyatının yanı sıra farklı bir konuya değinmek istediği belirterek, sivil toplum örgütleri tarafından her yıl mayıs ayında öğrenci yurtları yararına düzenlenen kermes etkinliğinin önemine dikkat çekti.
Başkan Çetinkaya’nın konuşmasının ardından ben de bir saate yakın İstanbul’un fethi konulu konferans verdim. Slayt sunumuyla Orta Asya’dan, Orhun abidelerinden, fatih’in fethettiği Trabzon, Mora yarımadası, Kırım gibi yerleri izleyicilere görsel olarak sunarak ecdadı araştırmak için dünyanın birçok ülkesinde yaptığımız araştırmaları anlattım. Konuşmamda Gelecek nesillere tarihi gerçekleriyle emanet etmek için izleyicilerden kitap okumalarını ve araştırmalarını isteyerek, kermesin ve gecenin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ettim.
Sunumdan önce Kumluca Belediyesi’nin mehter takımı sahne aldı. Mehter takımı 70 yaşına kadar her yaş grubundan insanlardan oluşuyor. Belediye personeli olmayıp gönüllü halktan oluşan Mehter takımı eşsiz bir müzik ziyafeti sunarken, kumluca Belediyesi sadece sosyal belediyecilik değil, kültürel belediyecilik yönünden de önemli işler yapıyoruz.

ANTALYA ÇEKİMLERİMİZ SÜRÜYOR

Antalya temaslarımızda, Kumluca, Kemer, Finike, Demre, Kaş gibi ilçelerde araştırma yaptık. Antalya’da geçmişi 3 bin 500 yıllık süreci bulan antik kentler bulunuyor. Selçuklu dönemine ait ise bir medrese ve bir mezarlık bulunuyor. Burada çekimler yapan ilk Türk belgesel TV ekibi olurken, tarihimizin geniş örneklerini buradan bulduk.
Ayrıca Türk kültürü için büyük önem taşıyan Yörükleri de burada ziyaret ettik. Toros dağlarının zirvesine çıkarak buralarda yaşayan Yörüklerle söyleşiler yaptık. Sıkıntılarını, yaşam tarzlarını, beklentilerini dinlediğimiz Yörüklerle ilgili önemli bir çalışmayı başlattık.

Kumluca Kültür Park’ta düzenlenen konferansı Kumluca Kaymakamı Salih Işık, Kumluca Belediye Başkanı Hüsamettin Çetinkaya, İlçe Emniyet Müdürü Nail Çetinkaya, Mavikent Belediye Başkanı Erdeniz Yavuz, belediye meclis üyeleri, siyasi parti ilçe yöneticileri, daire amirleri ve vatandaşlar izledi.

İstanbul’un fethinin 559. yıl dönümü dolayısıyla Kumluca Belediyesi organizasyonluğunda düzenlenen fetih gecesi birbirinden renkli görüntülere sahne oldu. Gecede ilk olarak Kumluca Belediyesi Mehter Takımı sahnede yerini aldı. Konser yürüyüşüyle sahne çıkan Mehter Takımı, izleyiciler tarafından alkış topladı.

Gecenin açılış konuşmasını yapan Kumluca Belediye Başkanı Hüsamettin Çetinkaya, tarihte 559 yıl önce yaşanmış bir İstanbul’un Fethi’nin, düzenlemiş oldukları gecede yad ettiklerini söyledi. Çetinkaya, fethin tarihi maneviyatının yanı sıra farklı bir konuya değinmek istediği belirterek, sivil toplum örgütleri tarafından her yıl mayıs ayında öğrenci yurtları yararına düzenlenen kermes etkinliğinin önemine dikkat çekti.

Çetinkaya şunları kaydetti:

“Kültür Park’ta her yıl sivil toplum örgütleri tarafından 4 öğrenci yurdu yararına kermes etkinliği düzenleniyor. Kermes alanında insanlar kucaklaşıyor, birbiriyle kaynaşıyor ve ortaya maddi manevi bir harmanlama sezonuyla yaşanan güzelliklere katkı sağlanıyor. Biz Kumluca Belediyesi olarak sivil toplum örgütlerini bu ülkenin manevi teminatları ve manevi harçları olarak görüyoruz. Ülkemiz bu manevi harçlar üzerinde yükseliyor. Bundan sonrada benzer bir etkinliği herhangi bir sivil toplum örgütü yapmak isterse biz onlarında yanında olacağız.”

Başkan Çetinkaya’nın konuşmasının ardından gecenin konferansını yapmak üzere Gazeteci-Yazar İsmail Kahraman sahneye çıktı. Fatih ve Fetih Ruhu konulu konferansında slayt sunumuyla izleyicilere görsel olarak sunum yapan Kahraman, ecdadı araştırmak için dünyanın birçok ülkesinde araştırma yaptığını söyledi. Kahraman, son zamanlarda medyada ve dizilerde ortaya koyulan Osmanlı tarihin yalanlar üzerine kurgulandığını, toplumun yanlış bilgilendirildiğini ifade etti. Gelecek nesillere tarihi gerçekleriyle emanet etmek için izleyicilerden kitap okumalarını ve araştırmalarını isteyen Kahraman, kermesin ve gecenin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür etti.

Gecenin sonunda Kumluca Kaymakamı Salih Işık tarafından Gazeteci-Yazar İsmail Kahraman’a üzerinde kendi resminin işlendiği Kumluca Kalekule figürlü plaket takdim edildi.

Çayırova Maratonu’ndan Ballıkayalar festivaline

Bölgemizde gerçekten çok güzel şeyler oluyor. İnsan azmedip mücadele ederse başarılı olabiliyor. Azmin elinden hiçbir şey kurtulmaz. Gerçekten hafta sonu dolu dolu iki gün yaşadım. Çayırova yarı maratonu sadece Çayırova’yı değil Gebze ve Kocaeli bölgeseini uluslar arası areneda marka yapacak. Çok önemli spor organizasyonu. Ballıkayalar festivali ise bölgemizi dünya turizmine tanıtacak ve doğa turizmini marka haline getirecek müthiş bir çalışma. 

 Önce Cumartesi günü katıldığım Ballıkayalar festivalinden kısaca bahsedeyim. Doğa ve macera kulübünden bir grup gönüllü insan Balllıkayalar’da tam anlamıyla spor fırtınası estirdi. Jumping, kaya tırmanışı, Ballıkaya vadisi üzerinde kurulan halat üzerinden geçiş organşizasyonu ile gençlere doğa sevgisi dağ ve doğa sporunun aşılamak için müthiş bir performans sergilediler.

Gebze Spor İlçe Müdürü Mücahit Sak beyle birlikte Ballıkayalar festivalini takip etme imkanım oldu. Mücahit Bey ilk kez jumping atlayışı yaptı. Müthiş bir duygu bir çok insan sıraya girip kendilerini boşluğa bırakıyorlardı. Biz de kameramız ve fotoğraf makinemizle Ballıkayalar vadisine kurulan Jumping atlayışlarının kulesinden atlayışı takip ettik ve çekimler yaptık. Gerçekten müthiş bir organizasyondu. Burayla ilgili Sercan Atalay arkadaşımız hem resim çekip hem kamera görüntüsü ile tarihe not düştü

 

Çayırova yarı maratonu dünya markası oluyor

Çayırova Yarı maratonı ise başlı başına bir başarı ve spor olayı. Bölgemizin adeta yüz akı. Başta Çayırova Kaymakamı Abdullah Selim Parlar ve Çayırova Belediye başkanı Ziyaetin Akbaş olmak üzere bir grup idealist ve kendilerine başarı hedefini kitlemiş ekibin 3 sene önce başlattığı maraton bugün dünya çapında ses getiriyor. Bir çok ülke ve Türkiye’nin bir çok öbölgesinden yüzlerce atlet Çayırova’da maraton için koşuyor. Maraton heyecanını ben de kamera ve fotoğraf makinemizle belgeselleştirmek için o heyecanı doya doya yaşadım. Maraton ve koşu kültürü gerçekten Türkiye’de yaygın değil. 3 yıl önce başlayan Çayırova Maratonu adeta yıllardır yapılıyormuş gibi bir çok insan atkılıyor. Halk koşusuna binlerce Çayırovalı katıldı. Yüzlerce minik öğrenci ve engelliler Çayırova maratonu için koştular. Bir çok yetkili ve yönetici halk koşusuna kayıt yaptırıp maraton kültürünü Çayırova’da yaşattılar. Dünyanın bir çok ülkesinden gelen maratoncularla söyleşiler yaptım. Yetkililer ve spro adamlarıyla konuştum. Maratonun mimarı belediye Başkanı Sayın Ziyaettin Akbaş mutluluk ve heyecanını koşu esnasında kameramıza aktardı. Çayırova maratonu gelecekte dünya çapında marka olma yolunda ilerliyor. Binlerce kişinin nasıl buraya toplandığını hayretle gördüm. Atletizm federasyon başkanıyla yaptığımız söyleşide “insanlarımız koşuya , maratona büyük önem veriyorlar. Her bölgede her yerde bu tip maratonlar yapılmalı. Halk desteklediğinde bu koşular uluslar arası olabiliyor. Çayırova da gücünü Çayırova halkının temsilcisi olan belediyenin destekleriyle dünya çapında bir organizasyon olarak adından söz ettiriyor”. Dedi. Gerçekten dün maraton da ben de maraton koşucuları kadar heyecanlandım. Ama beni asıl heyecanlandıran Çayırova maratonuna katılan bazı maratoncuların Devr-i Alem programından bizleri tanıyarak “Bize tarih maratoncusu” ünvanını vermeleri oldu. Maratonla ilgili ayrıntılı haber ve ayrıca daha önce sporla ilgili yazdığım yazıları gazetemizin internet sitesinden okuyabilirsiniz. 

Uluslararası Çayırova Yarı Maratonu dün gerçekleştirildi 

Bu gurur bize yeter

Çayırova`da sporu ve kültürü buluşturan, ilk iki organizasyonda aldığı başarı ile Çayırova`nın tanıtımına büyük bir katkı sağlayan Uluslararası Çayırova Yarı Maratonu’nun 3.sü dün gerçekleştirildi ve muhteşem görüntüler yaşandı. 

Çayırova’da hayat durdu 
Yurt içinden ve yurtdışından profesyonel ve amatör sporcunun katıldığı Çayırova Yarı Maratonu’nun içerisinde bulunan 3K Halk Koşusu’na, 10K Çayırova Koşusu’na ve 21K Çayırova Yarı Maratonu’na da büyük bir katılım sağlandı. Çayırova’yı renklendiren organizasyonun 3’üncüsünde kayıt yaptıran yaklaşık 3 bin sporcu koşacak. Yurt dışından pek çok sporcunun katıldığı organizasyon muhteşem görüntülere sahne oldu.

Görkemli şölen 
Mini minik adımlar, 1 kilometre minik adımlar, 3 kilometre halk koşusu, 10 kilometre Çayırova Koşusu ve 21 kilometreden oluşan Çayırova Yarı Maratonu coşkusu tüm ilçeye yayıldı. Yenimahalle Fatih Caddesi Dede Korkut Çay Bahçesi’nin bulunduğu alandan verilen startla başlayan koşularda 3 kilometre halk koşusu, 0 kilometre Çayırova Koşusu ve 21 kilometre Çayırova Yarı Maratonu, Mini minik adımlarda Çayırova izci grubu öğrencileri ve 1 kilometre minik adımlar koşusu gerçekleştirildi.  

Renkli görüntülere sahne oldu
21 kilometre Çayırova Yarı Maratonu Fatih Caddesi’nden başlayarak, Adnan Kahveci Caddesi, Muammer Aksoy Caddesi boyunca koşuldu. Kılıç Emlak önünden geri dönüş yapılan koşuda, Muammer Aksoy Caddesi, Ragıp Demirkol Bulvarı, Veysel Karani Caddesi, Rahmi Dibek Caddesi, Nazım Hikmet Caddesi’nden geri dönüş olacak şekilde Ragıp Demirkol Bulvarı’ndan İnönü Mahalle muhtarlığı istikametine gitmeden direk Muammer Aksoy Caddesi’ne bağlanarak tamamlandı. 

Şölen tadında koşu 
Büyük katılıma sahne olan koşu bu sene de büyük şölene sahne olurken Çayırova inanılmaz bir gün yaşadı. Adından söz ettiren koşu bu sene de unutulmaz anlar yaşatırken koşu pek çok ulusal kanal haberlerinde de yer aldı. Hepimizin gururu olan Çayırova koşusu kültürlerin ve sporcuların buluştuğu bir mecra olmaya devam ederken binler hem koştu hem de bir geleneği sürdürdü. Çayırova Koşusunun tüm detaylarını yarın gazetemizde bulabilirsiniz. 3.sü düzenlenen koşu bizlere büyük bir anı yaşattı.

 

Sporla ilgili ikinci kez yazıyorum

Spor kültürüm maalesef yok. Olmamasının nedeni de Türkiye’de sporun spor gibi değil de maalesef spordan başka her şey için yapıldığından. İşte son şike olayları ve Türkiye’de spor kamu oyunu yönlendiren bir kaç kalemşör, birkaç iş adamı. Birkaç da sözde spor adamı. Aslında spor çok önemli bir alanç Sporu iyi kanalize edip gençlerin gelişmesi her alanda başarılı olması için değerlendirirsek sağlıkı mnesiller yetişmesine de vasıta olur. 

Sporla ilgili daha önce Milli takımın Dünya kupasında 3. olmasıyla ilgili bir ayzı yazmıştım. Hatta yazı yazmakla da kalmayıp çocuklarımla birlikte arabaya binip Türk bayrağı elimde saatlerce tur atıp şampiyonayı kutlamıştım. Gerçekten heyecanlı günlerdi unutmuyorum. Aradan yıllar geçti. Sporla ilgili ikinci yazımı yazmak nasip oldu. 

Gebze, sporla dünyaya tanıtılacak

Gebze’de son bir hafta içinde önemli spor etkinliklerine ev sahipliği yapacak. Yarın 3. sü düzenlenen Çayırova Koşusu gerçekleştiriliyor. Çayırova`da sporu ve kültürü buluşturan, ilk iki organizasyonda aldığı başarı ile Çayırova`nın tanıtımına büyük bir katkı sağlayan Uluslararası Çayırova Yarı Maratonu yarın Fatih Caddesi`nde start alacak. Yurt içinden ve yurtdışından profesyonel ve amatör sporcunun katılacağı Çayırova Yarı Maratonu`nun içerisinde bulunan 3K Halk Koşusu`na, 10K Çayırova Koşusu’na ve 21K Çayırova Yarı Maratonu’na da büyük bir katılım sağlanacak. Pazar günü Çayırova`yı renklendirecek olan organizasyonun 3.`sünde kayıt yaptıran yaklaşık 3.000 sporcu koşacak. Bu tanıtım için çok önemli bir unsur. Pek çok şeyle gerçekleştiremediğimiz ülke tanıtımını yapmak için 3.sü düzenlenen bu koşu büyük önem taşıyor koşuyu merakla bekliyorum emeği geçenleri de kutluyor. 

Haydi Ballıkayalar’a
Bugün ve yarın Ballıkayalar’da 2. kez düzenlenecek olan doğa sporları festivalinin tadını doyasıya yaşayacağız. Ülkemizin en büyük doğa sporları etkinliği olan Doğa Sporları Festivali’nin ikincisi, bugün ve yarın Ballıkayalar Vadisi’nde yapılacak. Doğa Sporları Festivali’ne katılanlar, Türkiye’nin önde gelen sporcuları eşliğinde etkinliklere katılacak, Moğollar ve Kurtalan Ekspresi konserlerini izleyecek. İlki geçen yıl yapılan doğa ve macera grupları tarafından düzenlenen Doğa Sporları Festivali, bu sabah başlayıp yarın akşam sona erecek. Katılımcılar buradaki kurulan kamplarda geceleyecek. Festivalde, bungee jumping, kaya tırmanışı, ATV, paintball, bisiklet etkinlikleri yapılacak, 100 metre uzunluğunda bir kaydıraç parkı da kurulacak. Doğa Sporları Festivali kapsamında Akut, Hayvan Severler Derneği, Down Sendromu Vakfı, Kanyon Araştırma Derneği, Düşler Akademisi, Lösev, Ümitliyiz.com, Cihangir Yoga gibi bir çok kurum ve kuruluşa ücretsiz stantların da verileceği, lösemili, Down sendromlu ve fiziki engelli tüm çocuklarla aileleri de festivalde ağırlanacak. Bu görkemli şöleni ben de bekliyorum. Bu festival Ballıkayaların imajı için çok değerli. Festival Ballıkayaların değerine değer katacak diye düşünüyorum.

10 Haziran’da büyük sınav vereceğiz
10 Haziran tarihinde gerçekleştirilecek olan Olimpik gün koşusu ve yürüyüşü de bizler için çok önemli. Bu koşuya tüm Gebzelilerin sahip çıkması ve ilgi göstermesi gerekiyor. Spor kültürleri buluşturan ve kaynaştıran önemli mecralardan biri. Bu olimpik koşunun toplantısı dün gerçekleştirildi. Türkiye Olimpiyat Komitesi, İl Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü ve Gebze Belediyesi tarafından ortaklaşa düzenlenecek olan Olimpik Gün Koşusu ve Yürüyüşü için dün tanıtım toplantısı düzenlendi. Gebze Kent Meydanı’nda bulunan kültür merkezinin ilk kez böylesine önemli bir toplantıda görücüye çıktığı bu toplantıda da görüldü ki 10 Haziran tarihi hepimiz için ciddi anlamlar taşıyor. Bölgemizdeki tüm spor faaliyetlerini önemseyelim ve hepsine ilgi gösterelim. Spor gerçek anlamda spor gibi yapıldığında çok büyük katkılar sağlar. Görüldüğü gibi sporla dolu bir haftadayız bizlere de sporun heyecanını yaşamak düşüyor.

Antalya’da Fatih ve Fetih ruhu konferansı

İstanbul’un fethinin yıl dönümü bir çok yerde coşku ile kutlanıyor. Toplantılar Fatih şenlikleri, İstanbul’un fetih konferansları düzenleniyor. İstanbul’un fethi ile ilgili düzenlenen bir çok konferans sadece İstanbul ile ilgili kalıyor. Aslında Fatih Sultan Mehmet ve fetih ruhu bu konferanslarda maalesef işlenmiyor. Fatih Sultan Mehmet sadece İstanbul’un fethi ile anılıyor. Aslında Fatih, Osmanlıyı cihan devleti yapan Fatih kültürü ve fetih ruhunu bizlere öğreten bir isim.

Fatih kültürü ve fetih ruhunu anlamak ve yaşatmak gerekiyor. Fatih, İstanbul ile birlikte Pontus Devleti’nin başkenti olan Trabzon’u da fethederek 2 başkent fetheden Anadolu’da  Türk fethini tamamlayanKaradeniz’i Türk gölü haline getirip Kırım coğrafyası, Kafkasya, Tuna boyları, Yunanistan, Mora Yarımadası Arnavutluk, Bosna Hersek bölgelerini fetheden, fethet- mekle kalmayıp, buralarda fetih ruhunu yaşatan ve halen kanunnamesi insan hakları evrensel beyannamesinden daha önemli olan büyük bir devlet adamıdır.

Fatih’i anlamak ve fetih ruhunu yaşatmak için Devri Alem TV programı ve belgesel yayıncılık olarak yıllardan beri çalışmalar yapıyor, Fatih’in fethe- derek Osmanlı topraklarına kattığı Osmanlı coğrafyasında çektiğimiz belgeseller bir TV kanalında büyük beğeni ile izleniyor. Bir çok yerden konferanslar ve belgesel sunumları için davetler alıyoruz. Bu sene Antalya bölgesinden gelen davete katılıyorum. Antalya Kumluca belediye başkanı Hüsamettin Çetinkaya Fatih ve fetih ruhu konulu konferansa bizleri davet etti. Burada hem konferansımızı vereceğim hem de Fatih ve fetih ruhu konulu belgeselimizin galasını da gerçekleştirmiş olacağız. İsterseniz gelin fatih ve fetih ruhu konulu belgeselimizden bir bölümü izlemek için gazetemizin www.gebzegazetesi.com, ve www.belgeselyayincilik.com sitelerinden fatih ve fetih ruhu adlı belgeselimi izleyebilirsiniz

Ayrıca daha önce bu köşede yayınladığımız Fatih Sultan Mehmet ve Fatih’in Çayırova’da vefatı ile ilgili belgesel ve yazılarımız var bu yazıları ve belgeseli de yine gazetemizin. www.gebzegazetesi.com ve www.belgeselyayincilik.com’da okuyabilirsiniz.

 

Antalya’da Fatih ve Fetih ruhu konferansı

İstanbul’un fethinin yıl dönümü bir çok yerde coşku ile kutlanıyor. Toplantılar Fatih şenlikleri, İstanbul’un fetih konferansları düzenleniyor. İstanbul’un fethi ile ilgili düzenlenen bir çok konferans sadece İstanbul ile ilgili kalıyor. Aslında Fatih Sultan Mehmet ve fetih ruhu bu konferanslarda maalesef işlenmiyor. Fatih Sultan Mehmet sadece İstanbul’un fethi ile anılıyor. Aslında Fatih, Osmanlıyı cihan devleti yapan Fatih kültürü ve fetih ruhunu bizlere öğreten bir isim.

Fatih kültürü ve fetih ruhunu anlamak ve yaşatmak gerekiyor. Fatih, İstanbul ile birlikte Pontus Devleti’nin başkenti olan Trabzon’u da fethederek 2 başkent fetheden Anadolu’da  Türk fethini tamamlayanKaradeniz’i Türk gölü haline getirip Kırım coğrafyası, Kafkasya, Tuna boyları, Yunanistan, Mora Yarımadası Arnavutluk, Bosna Hersek bölgelerini fetheden, fethet- mekle kalmayıp, buralarda fetih ruhunu yaşatan ve halen kanunnamesi insan hakları evrensel beyannamesinden daha önemli olan büyük bir devlet adamıdır.

Fatih’i anlamak ve fetih ruhunu yaşatmak için Devri Alem TV programı ve belgesel yayıncılık olarak yıllardan beri çalışmalar yapıyor, Fatih’in fethe- derek Osmanlı topraklarına kattığı Osmanlı coğrafyasında çektiğimiz belgeseller bir TV kanalında büyük beğeni ile izleniyor. Bir çok yerden konferanslar ve belgesel sunumları için davetler alıyoruz. Bu sene Antalya bölgesinden gelen davete katılıyorum. Antalya Kumluca belediye başkanı Hüsamettin Çetinkaya Fatih ve fetih ruhu konulu konferansa bizleri davet etti. Burada hem konferansımızı vereceğim hem de Fatih ve fetih ruhu konulu belgeselimizin galasını da gerçekleştirmiş olacağız. İsterseniz gelin fatih ve fetih ruhu konulu belgeselimizden bir bölümü izlemek için gazetemizin www.gebzegazetesi.com, ve www.belgeselyayincilik.com sitelerinden fatih ve fetih ruhu adlı belgeselimi izleyebilirsiniz

Ballıkayalar dünya gündeminde


Ballıkayalarda katliam ile gebzegazetesicom

Yıllardan beri Ballıkayalara sahip çıkılsın diye yazıp çizdik. Haberler yazdık belgesel çektik. Ancak sesimizi yeterince duyuramadık. Bir turizm ve tabiat harikası Ballıkayalar Tabiat Parkı, yıllardan beri kaderine terk edildi. Geçmişte Çevre ve Orman Bakanına sahip bir il olmamıza rağmen Sayın Osman Pepe Ballıkayalar’a verdiği sözü tutmadı ve bugün çevre katliamı ile karşı karşıya sahipsiz adeta kaderine terk edildi.

Ballıkayaların bu haline üzülürken beni umutlandıran bir gelişme yaşadık. Ballıkayalar’da ikinci doğa sporları festivalinin 26-27 Mayıs tarihlerinde yapılacağını öğrendim. İstanbul’dan organize edilen festival Gebze ve Kocaeli bölgesi için tam anlamıyla bir utanç vesilesi olmalı. Gebze ve Kocaeli bölgesi Ballıkayalar’a sahip çıkmazken göstermelik çalışmalar yaparken İstanbul’dan bir grup Ballıkayalar aşığı Ballıkayalar’da festival düzenliyorlar. Bu gönüllü Ballıkayalar aşıklarından Gebze ve Kocaeli bölgesindeki yetkililer utanır Ballıkayalara sahip ve Ballıkayaları bir kültür ve turizm haline getirirler.

Ballıkayalara sahip çıkan ve festival düzenleyen iki değerli yetkili ile görüştüm. Murat ve Fatih Beyler İstanbul’damn bu organizasyonu gerçekleştiriyorlar. Cumartesi ve Pazar günleri Ballıkayalar’da festival düzenleyip Ballıkayalar’ı dünya gündemine taşıyorlar. Bu organizasyon gerçekten önemli. Bu organizasyonu gerçekleştirenleri candan kutluyorum. Organizatör Murat Beyin ifadesine göre Ballıkayalara yönetmenler, sinema yapımcıları, maratoncular, sanatçılar ve daha bir çok gönüllü grup Ballıkayalar’a gelerek kamp kurup Ballıkayalar’a sahip çıkılması için etkinlik yapacaklar.

Ülkemizin en büyük doğa sporları etkinliği olan Doğa Sporları Festivali’nin ikincisi, cumartesi- Pazar günlerinde Ballıkayalar Vadisi’nde yapılacak. Doğa Sporları Festivali’ne katılanlar, Türkiye’nin önde gelen sporcuları eşliğinde etkinliklere katılacak, Moğollar ve Kurtalan Ekspresi konserlerini izleyecek. İlki geçen yıl yapılan doğa ve macera grupları tarafından düzenlenen Doğa Sporları Festivali, cumartesi sabahı günü başlayıp pazar akşamı sona erecek. Katılımcılar buradaki kurulan kamplarda geceleyecek. Festivalde, bungee jumping, kaya tırmanışı, ATV, paintball, bisiklet etkinlikleri yapılacak, 100 metre uzunluğunda bir kaydıraç parkı da kurulacak. Doğa Sporları Festivali kapsamında Akut, Hayvan Severler Derneği, Down Sendromu Vakfı, Kanyon Araştırma Derneği, Düşler Akademisi, Lösev, Ümitliyiz.com, Cihangir Yoga gibi birçok kurum ve kuruluşa ücretsiz.

Evet sonuç olarak Ballıkayaların geleceği için hem heyecanlandım hem de umutlandım. Doğa ve macera kulübü Ballıkayaları sadece Türkiye’ye değil dünya gündemine de taşıyacak. Gebze ve Kocaeliler olarak Ballıkayalar’a vefasız olsak da Ballıkayalar’a sahip çıkanlardan ders almalıyız. Ballıkayalar için bizler de bir şey yapmalıyız hiçbir şey yapamazsak bile cumartesi ve Pazar günü biz de kamp kurmalıyız. Sizleri daha önce gazetemizde Ballıkayalar ile ilgili hazırladığım yazılarla baş başa bırakıyorum.

Çevre katliamı ! (8 Ocak 2012)

Ballıkayalar Tabiat Parkı’nda dün yaşananlar görenleri hayrete düşürdü. Göle yayılan kimyevi maddeler aşırı kokuya neden olurken göldeki canlıların karaya çıkmasına neden oldu.

Deterjan kokusu çevreye yayıldı

En büyük değerlerimizden biri olan Ballıkayalar Tabiat Parkı dün görenleri hayrete düşürdü ve paniğe yol açtı. Çevreden yayılan kimyevi maddeler gölün kirlenmesine ve aşırı kokuya neden olurken çevre sakinleri bu tablo karşısında büyük panik yaşadı. Göldeki ördek kimyevi maddenin etkisiyle kendisini karaya atmak zorunda kalırken suyun üstündeki renk değişimi de gözlerden kaçmadı. Nereden geldiği belli olmayan kimyevi maddeler deterjan kokusundan farksızdı.

Yazık günah

En büyük milli değerlerimizden biri olan Ballıkayalar Tabiat Parkında yaşanan bu gelişmeler çevre sakinlerini paniğe sürüklerken nereden geldiği belli olmayan kimyevi maddeler suyun rengini kirletirken sudaki canlılar için büyük tehlike oluşturdu. Çevre katliamının bir gösterisi olan bu olay görenleri hem hayrete düşürdü hem de oldukça üzdü. Kimyevi maddelerin suya döküldüğü ve suda büyük değişim yarattığı gözlerden kaçmazken kimyevi maddelerin nereden geldiği ise henüz soru işareti durumda. Bu durum görenlere yazık günah dedirtti. (GEBZE GAZETESİ)

Dev-i Alem (8 Kasım 2008-11-07

Ballıkayalar Tabiat Parkında Yürüyelim

Gebze, Türk sanayi’nin kalbi, ekonomiye yön veren çok uluslu sanayi kuruşuna sahip. Sanayi ve ekonomik avantajı elinde bulundurun Gebze varlık içinde yokluk çekiyor.

Gazetecilik mesleğim süresince eksik olan hizmetler konusunda bir çok yazılar yazdım. Bugün makalemde Gebze’deki eksiklikler konusuna yer vereceğim.  Yatırımlara baktığımızda devletin Gebze’ye tam hizmet veremediğini anlıyoruz.Eğitim, Sağlık ve Emniyet hizmetleri sıkıntı içinde yapılıyor. Alt yapı tam değil. Gebze hak ettiği hizmetleri neden alamıyor?
Gebze’nin tarihi eserleri ve doğal güzellikleri hak ettiği hizmeti alamadığı için bir bir yok oluyor. Gebze’nin tarih, kültür ve doğal güzelliklerine sahip çıkılmıyor.  Bugün haftasonu , gelin hep birlikte Ballıkayalar tabiat parkına gidip parkta gezip yürüyüş yapalım. Ballıkayalar parkı ile ilgili daha öncede yazdım. Bugün birlikte bu bölgeye giderek acı durumu yerinde görelim.

Ballıkayalar neden yok oluyor?

Bölgemizin tabiat harikası Milli Parkımızda her geçen gün doğal hayatı yok olup gidiyor. Suyun ve ağaçların kurumaya yüz tuttuğu Ballıkaya’nın nasıl yok olduğuna üzülerek bir kaç ay önce o bölgeye yaptığım araştırmada şahit olmuştum. Geçen dönem Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe tarafından ballıkaya için, proje hazırlanmıştı. Şimdi geriye baktığımız da her şey sözde kaldı, Ballıkayalar unutuldu..

1995 yılında Bakanlar Kurulu Kararıyla Milli Park ilan edilen Balıklayalar Tabiat Parkı, tabir yerindeyse tamamen kendi kaderine terk edilmiş. Çevresine kontrolsüz sanayi kurulması ayrıca villa konutları gibi yapılaşmaya açılması buradaki yaban hayatını bitirme noktasına getirdi. Yapılan bir araştırma da Türkiye’deki 16 tabiat parkından ikisi sanayi kenti kimliğiyle ön plana çıkan Kocaeli’nde bulunuyor. Bunlardan biri ise Gebze’deki Ballıkayalar.

Ballıkayalara neden sahip çıkılmalı

Ballıkayalar Tabiat Parkı, 15’i bölgeye özgü 416 canlı türüne ev sahipliği yapıyor. Ancak son yıllarda buradaki yaban hayatı tabiat parkını kirleten unsurlar yüzünden yok olma durumuna geldi. Dünyada sadece Amerika Birleşik Devletleri’ndeki kanyonlarda bulunan eşi ve benzeri bir daha bulunmayan Balıklayalar Vadisi ve kanyonu gerek yerel yöneticiler, gerekse Ankara tarafından ihmal ediliyor.  Ballıkayalar Vadisi çevresine hiçbir yapılaşma olmaması gerekirken, son yıllarda büyük ihmal ve düşüncesizlik sonucu Tabiat Parkı’ın çevresi büyük erozyona uğradı, Bölgedeki aşırı çevre kirliliği her geçen gün artıyor. Tabiat Parkı daha önce mesken edinen pek çok canlı ya yok oldu, ya da burayı güvenli olmamasından dolayı terk etti.
Ballıkayalar Taibat Parkın hemen üzerine, Parkı besleyen dere yataklarına yeni sanayi bölgelerinin kurulması Parkın şelale ve derelerinin kurumasına neden oldu.
Sanayi için yapılan pek çok kazı ve hafriyat çalışmasının da dere yataklarını değiştirdiği belirtiliyor. Eğer çok kısa sürede bir çözüm bulunmazsa, Ballıkayalar Tabiat Parkı da tarihe karışmış olacak.

Devlet nerede ?
Ballıkayalar tabiat parkı konusunda başta Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu olmak üzere,Kocaeli Valiliği ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ile bütün siyasi partilere, İlçe Belediyelerine görev düşüyor.
Çevre ve Orman Bakanlığın bölgeye acil bir müffetiş göndermeli. Devlete büyük görev düştüğünü daha önceki yazılarımda belirtmiştim.
Tekrar belirtmek isterimki onca güzel nimetleri elinde bulunduran Gebze nimetler elden çıktık’dan sonra değerini anlayacaktır.Keşke değerlerimiz yok olmadan onlara sahip çıkalım. Devlet Ballıkayalar tabeat parkına hak etteği değeri vermali. Ballıkayalar yok olmaktan kurtarılmalı. Bugün Cumartesi,gelin sonbaharı doya doya yaşamak için Ballıkayalar tabiat parkınde hafta sonun yürüyüş yapalım.

Ballıkayalar tabiat parkı

Marmara Bölgesinde Kocaeli ili sınırları içerisindedir Ulaşım Ballıkayalar Vadisi; Kocaeli ili, Gebze ilçesi sınırları içerisinde Tavşanlı köyü yakınlarında yer almaktadır. Özelliği: Ballıkayalar Vadisi;uzunluğu 15 km genişliği 40-80 m arasında değişen kanyon görünümlü, dar ve derin kazılmış bir “Boğaz”dır Vadinin yükseltisi kuzeyde ağız kesiminde 5-10 m yükseklikte başlayıp, güneyde vadinin sonlarında, 80-100 m yüksekliklere kadar çıkmaktadır Ballıkaya Vadisi; kuzeyden güneye, Gürgenden adı verilen ve vadi içerisinde “Ballıkaya Dere” adını alan bir akarsu tarafından, yakın jeolojik geçmişte kireçtaşları içerisinde gömülerek açılmıştır.Aynı dere, vadi çıkışından sonra ufak bir göl oluşturup, göl çıkışını takiben Tavşanlıdere adını alarak güneyde Marmara Denizine kavuşur
Vadiyi enine kesen mikrofaylanmaların vadinin bugünkü görünümü üzerinde etkileri olmuştur. Bu tür etkiler sonucu;vadi tabanında görülen eğim kırıkları, ufak şelaleler, küçük göllenmeler vb şekiller oluşmuş, vadi yamaçları oldukça dik profiller meydana getirmiş, kuzeyden güneye %5 lik bir eğim kazanmıştır. Ballıkaya Vadisinin doğu yamaçları batı yamaçlarına oranla daha yatık ve parçalı görünümdedir . Havzanın hemen hemen tamamına yayılmış maki ve pseudomaki florası ile dere içlerinde kışın yapraklarını döken angyospherm taxonları görülür.
Atmaca, alaca karga, erkemez, hüthüt, tarla kuşu, bülbül kuşu populasyonunu oluşturmaktadır. Çakal, tilki, tavşan, domuz, köstebeğe Tabiat Parkı içerisinde rastlanılmıştır. Bu özelliğinin korunması ve devamlılığının sağlanması amacıyla 1847 hektarlık bölümü 1995 yılında Tabiat Parkı olarak ayrılmıştır.

Kocaeli il sınırları içerisinde yer alan Ballıkayalar Vadisi, şehrin gürültüsünden ve keşmekeşinden kaçmak isteyenler için ideal bir dinlenme yeri Vadi, yürüyüş, kaya tırmanışı gibi doğa sporları için çok elverişli. Ayrıca temiz havada, ırmak kenarında piknik yapmak isteyenlerin tercih edebileceği önemli bir mesire yeri Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Ballıkayalar Vadisi´ni görmek isteyen vatandaşlar ve okul öğrencileri için ücretsiz servis uygulaması başlatıyor. Vadi´yi tanımak isteyen okullardan gelecek istekler doğrultusunda Büyükşehir Belediyesi Ballıkayalar Vadisi´ne ücretsiz servisler koyacak. Tabiatı Koruma Alanı olan Ballıkayalar Vadisi, Kocaeli´nin Gebze ilçesi sınırları içerisindeki Tavşanlı köyü yakınlarında yer almakta.
Mağaralar ismini arıların bu mağaralarda bal yapmalarından alıyor. Büyük bir mağarayı kovan olarak benimseyen arılar, buralarda kendi peteklerini ve ballarını üretiyordu. Kara kovan olarak bilinen bu peteklerden dolayı zamanla bölge, bal mağaraları, ballı mağaralar, bal kayaları, ballıkayalar olarak farklı şekillerde anılmaya başlamış 15 kilometre uzunluğunda olan ve genişliği 40 ile 80 metre arasında değişen kanyon görünümlü, dar ve derin kazılmış bir boğaz olan vadinin yükseltisi kuzeyde 5 ile 10 metreden başlayıp, güneyde vadinin sonlarına doğru, 80 ile 100 metre yüksekliğe kadar çıkıyor Ballıkayalar, hem doğal bitki örtüsü, hem arazi şartları, hem temiz havası ile doğa sporcularının uğrak yerlerinden biri durumunda Özellikle Istanbul´daki üniversitelerin doğa spor kulübü üyeleri bölgeye gelerek kaya tırmanışları gerçekleştiriyor Yılda bir kere Türkiye´nin her yerinden doğa sporcuları buraya gelerek, kaya tırmanışları için ortak bir etkinlik gerçekleştiriyor. Bu etkinlikler genellikle yaz bitiminde yapılıyor Her hafta sonu Kocaeli´de bulunan bu doğa zenginliğinin tadını çıkaranların sayısı hiç de az değil Meraklıları Ballıkayalar, Beşkayalar gibi doğa harikalarını karış karış geziyor, kaya tırmanışları gerçekleştiriyor

Kocaeli’nin güneydoğusundaki, Kocaeli ve Sapanca çevresinin en yüksek tepesi olan eski adıyla Keltepe yeni adıyla Kartepe 1150 metre ile 1640 metre rakımları arasında bulunuyor. İstanbul’a yaklaşık 125km uzaklıktaki tepe Sapanca gölü ile İzmit körfezine hakim bir nokta Sapanca gölü kadar bilinmese de ziyaretçisi hiç eksik olmuyor desek yanlış olmaz, Gün geçtikçe de özellikle de kış sporları yapanlar arasında ünü artıyor. İstanbul, Kocaeli çevresinde ikamet edip hala görme fırsatı bulamadıysanız. Hem deniz manzarası seyredip hem kış sporları yapabileceğiniz ender yerlerden olan Kartepe’yi en kısa sürede görmenizi tavsiye ederiz. Son zamanlarda kış sporlarıyla anılan yörenin kışından bahsedelim; Yörede 1984 yılında yapımına başlanan otel ve kayak tesisleri, müteahhit firmanın işi bırakması yüzünden yarım kalmış. Yaklaşık 20 yıllık bekleyişten sonra 2005 yılında yapılan yatırımla, burası bir kayak merkezine dönüştürülebildi. Kartepe İstanbul’a yakınlığı, yüksekliği ve çekici doğası nedeniyle yavaş yavaş kayak yapanların gözdesi olmaya başlamakta. Diğer kayak merkezlerinden farklı olan tarafı ise deniz çok yakınlığı
Kayın, ıhlamur ve çan ağaçlarıyla çevrili yoldan dolanarak kuzu yaylasına gelindiğinde eşsiz manzarası oldukça etkileyici Kuzu Yaylası’nda piknik alanı ve kır lokantası bulunmakta.
Kartepe diğer mevsimlerde de görülebilecek güzellikte bir yer Doğa tutkunlarının yürüyüş yapabilecekleri potansiyele sahip Ayrıca piknik yapmak içinde ideal. Maşukiye ile Kartepe arası tamamen yürüyüşe uygun. Gücünüz yetiyorsa Kuzu Yaylası, Altıoluk Yaylası ve Şelale’ye kadar yürüyün Manzara ve doğanın renkleri muhteşem.

Çayırova’dan Dilovası OSB’ye

Uluslararası gazetecilik ve televizyonculuk yapmama karşın yurt içi ve dışında belgeseler çekimlerimizi sürdürürken hiçbir zaman bölgemizden kopmadım Gebze ve Kocaeli’yi terk ederek vefasızlık yaparak unutmadım. Önceki gün Çayırova Belediyesinin basın toplantısına katıldım. Dün akşam da Dilovası Organize Sanayi Bölgesinin 10. yıl kutlamalarını takip ettim.

Çayırova’dan Dilovası OSB’ye adeta bir Devr-i Alem yaptık. Çayırova Belediyesinin Kuştepe’deki Ziyaettin Akbaş’ın Çayırova Kuştepe’de bulunan mesire alanındaki basın toplantısında adeta Çayırova’yı yeniden keşfettim. Ama en önemlisi Çayırova Kuştepe mesire alanını ilk kez gördüm. Deyim yerindeyse bol oksijenli Çam kokulu mesire alanını elimde çay bardağımla doya doya seyrettim. Çayırova belediye başkanı Ziyaettin Akbaş ve Çayırova Ak Parti İlçe Başkanı Nazmi Özmen ile birlikte belediye hizmetleri ile ilgili verdiği bilgi gerçekten önemli. Deyim yerindeyse Çayırova İlçe olduktan sonra yeniden inşa edilmiş.

Çayırova yanı başımızda. Bir zamanlar birkaç evden ibaret olan Akse Köy ve Şekerpınar son 25 yılda devasa şekilde büyümüş halen boş alanlar var. Çayırova ilçe olduktan sonra adeta hizmet seferberliği yeni eğitim kurumları, modern toplu konutlar, parklar, yol ve alt yapı geleceğin ticaret ve kültür bölgesi olacak Çayırova’nın temellerini oluşturuyor. Çayırova gelecekte ticaret ve kültürde dünya kenti olmaya aday.

Dilovası OSB’nin onuncu yıl yemeklerinin düzenlendiği yemekte GOSB Başkanı Mustafa Türker, GOSB’un kurucu başkanı Doktor Metin Eriş, ünlü sanayici Necmettin Bitlis, İMES Organize sanayi bölge başkanı Sühey Erboz VE MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan ile sohbet etme Dilovası üzerine konuşma fırsatımız oldu.

Dilovası tıpkı Çayırova gibi ilçe olduktan sonra önemli çalışmalar yapılıyor. Dilovası yolların kavşak noktası dünya lojistik merkezi. Altı organize sanayi bölgesi ile organize sanayi bölgeleri başkenti. Dilovası tüm sıkıntıya rağmen gerçekten ilçe olduktan sonra büyük hizmet hamleleri yapılıyor. Belediye başkanı sayın Cemil Yaman ile Kaymakam Sayın Hasan Göç seferberlik oluşturmuşlar. Vali Ercan topaca da Dilovasına destek veriyor. Sanayicilerimiz biraz daha sahip çıksalar Dilovası gerçekten her bakımdan dünya kenti olur. Dilovası organie sanayi bölgesinin onuncu yıl kutlamaları Dilovası’ndaki beş yıldızlı bir otelde yapılması gerekirdi ama bugün Dilovası’nda otel bile yok. Organize sanayi bölgelerimiz öncelikle ortaklaşa bir şirket kurup bütün etkinliklerini yapabilecekleri bir otel yapmalılar. OSB’ler kuruluş yıllarını burada yapacakları bir tesiste yaptıkları zaman Dilovasına sahip çıkarlar. Ben şahsen Dilovası Organize Sanayi bölgesi yönetimine Viaport’taki otelde 10. kuruluş yılı kutlaması yapmalarını yakıştıramadım.

Çayırova Belediye başkanının Basın toplantısı ve Dilovası OSB’nin yemeği ile ilgili haberleri gazetemizin web sitesinden okuyabilirsiniz.

Dilovası OSB 10 yaşında!

Dilovası OSB, 10’uncu yılını üyeleriyle birlikte coşkuyla kutladı.Dilovası Organize Sanayi Bölgesi (DOSB), 10’uncu yılını geçtiğimiz Salıgecesi  Viaport Crowne Plaza Istanbul Asia’da düzenlenen gala yemeğiyle kutladı. Geceye, Kocaeli MHP Milletvekili Lütfü Türkkan, Kocaeli Vali Yard. Ali Sözen, Dilovası Kaymakamı Hasan Göç, Dilovası Emniyet Müdürü Kıvanç Demir, Gebze Ticaret Odası Meclis Başkanı Halit Ümran Nargül, Gebze Ticaret Odası Başkanı Nail Çiler, çok sayıda bölge sanayicisi ile çeşitli dernek ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı.
Gecenin ev sahipliğini yapan Çolakoğlu Metalurji A.Ş İdari İşler Koordinatörü ve DOSB Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Türker, açılış konuşmasında, “10 yıldır DOSB Yönetimi olarak, itibarlı şekilde hizmet vermiş, ülkemizin en önemli organize sanayi bölgelerinden biri olmanın gururunu yaşıyoruz. Türk ekonomisine yönelik katkılarımızı aynı kararlılıkla sürdüreceğimiz yeni bir döneme adım atıyoruz”  dedi. Türker, “1960’lı yılların son çeyreğinde Dilovası bölgesinde başlayan sanayileşme, 1980’lerde hızlanmıştır. Dilovası, bugün 45 bin nüfuslu, 200 tane sanayi tesisinin yer aldığı organize sanayi bölgesi ile ülkemiz sanayisinin ve Kocaeli’nin gözbebeği ilçesi haline gelmiştir. 2002 yılında kurmuş olduğumuz DOSB’nde sanayicilerimizin de desteğiyle bugüne kadar çok sayıda iyi işler yaptık.  Bunların en başında çevre yatırımlarımız gelmektedir. Hava kirliliği sorunumuzu ortadan kaldırmaya çalıştık. Bugün Türkiye’de sadece Dilovası’nda 24 saat hava ölçümü yapılmaktadır” dedi ve daha sonra DOSB’nin bugünlere gelmesinde katkısı olan herkese teşekkür etti.

DOSB’nin 10 yıllık anılarının tazelendiği gecede davetliler, Türk sanat müziği dinletisi ve ardından düzenlenen sıra gecesiyle doyasıya eğlendiler.

Çayırova Belediye Başkanı Ziyaettin Akbaş, dün sabah düzenlediği basın toplantısıyla üç yıllık hizmetlerini masaya yatırdı ve ileriye dönük projeler hakkında bilgi verdi. Başkan yardımcıları ve AK Parti Çayırova İlçe Başkanı Nazmi Özmen ile birlikte Kuştepe mesire alanında bölge basının karşısına çıkan Başkan Akbaş, ulaşımdan eğitime, sağlıkdan, spora, kültürden alt yapıya kadar bir çok konuda bilgi verdi.

ÇALIŞTAYLARDA GELECEK ŞEKİLLENDİ

Çayırova’ya en önemli hizmetlerinin Çayırova Çalıştaylarının olduğunu belirten başkan Akbaş, akademisyenlerle yapılan bu Çalıştaylarda ilçenin gelecek vizyonunu ve eylem planlarını belirlediklerini belirterek, Çalıştayların büyük önem arz ettiğini belirtti. Seçim beyannamesinin icraat kitabı haline dönüştüğünü ve Çayırova halkına verdikleri sözleri tuttuklarını belirten Akbaş, kısıtlı bütçe ve yoğun borca rağmen önemli işler yaptıklarını belirtti.

GELECEK PROJELERİ

Yapılan yatırımları ayrıntılı olarak anlatan Akbaş, geleceğe dönük projeler hakkında şu bilgileri verdi. Şekerpınar’da 50 dönüm arazinin devlet hastanesi için ayrıldığını belirten Akbaş, 3 bilgi evi, 3 semt konağı, GOSB; Hurdacılar ve Şekerpınar kavşağının yapılacağını bildirdi. Kültür Merkezi ve Kent Meydanının yapılacağını belirten Akbaş, Çayırova’nın E-5 girişinin düzenleneceğini, Kapalı Spor salonu yapılacağını, Şifa Mahallesine bağlantı yolu yapılacağını ve Gaziler ile menderes caddelerinin açılacağını söyledi.

Gençler ve tarih bilinci

    Gençlik ve spor bayramını kutladık. Her nedense bayramlarımızı bir türlü bayram gibi kutlayamıyoruz. Dini bayramlarımızda yollar trafik kazasından kan gölüne dönüyor. Milli bayramlarımız ise yasak savma kabilinden göstermelik törenler halkın katılmadığı adet yerini bulsun kabilinden anmalar şeklinde geçiyor. Bu sene ise milli bayramlar üzerinden siyasi tartışmalar da yapıldı. Bayramları bir türlü ağız tadıyla kutlayamaz olduk.

   Gençlik bayramını kutladık. Acaba kaç gencimiz Milli tarih bilincine sahip? 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramının ne ifade ettiğini Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşlarının İstanbul’dan Samsun’a getiren Bandırma vapurunun nerede nasıl yapıldığını Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti devletinden hangi hizmetleri gördüğünü ve bugün Samsun’daki Bandırma vapurunun maket olduğunu gerçek Bandırma vapurunun ise jilet olup satıldığından kaç gencin haberi var?

 Bir başka tarihi gerçek daha var ki, eski başbakan Ecevit, açıklayana kadar bunu dillendirenleri vatan haini ilan ediyorlardı. Artık tarihi belgeler üzerindeki tozlar kalkmaya başladı bunu bugün herkes dillendiriyor. Atatürk ve silah arkadaşlarının Samsun’a götüren Bandırma vapurunun bizzat Sultan Vahdettin Han tarafından görevlendirildiğini üstelik yüklü miktarda da Osmanlı hazinesinden Atatürk ve silah arkadaşlarına para verildiğini acaba kaç gencimiz öğrenip araştırmak istiyor?

Yıllarca ‘Satar mıydı Vahdettin keyfi için vatanı’ şeklindeki yalan yanlış şiirlerle zihinler bulandırıldı. Ancak tarihi gerçekler ortaya çıkınca bugün bu şiiri söyleyenler kaçacak delik arıyorlar ama ne acıdır Sultan Vahdettin Han’ın kabri bugün Suriye’de vefalı ziyaretçiler bekliyor. Gençlerimize Sultan Vahdettin Han’ı Türkiye Cumhuriyetini kuran kadronun başta Mustafa Kemal Paşa olmak üzere tüm paşaların Abdülhamit Han’ın açtığı askeri okullarda okuyup yetiştiğini tek tek öğretmeliyiz ve gençlerimize tarih bilinci aşılamalıyız.

    19 Mayıs Gençlik bayramı siyasi tartışmaların gölgesinde geçti, çok yazık. Gençlerimiz için bu bayramı tarih bilinci kampanyasına dönüştürebilirdik. Atatürk ve silah arkadaşlarını 19 Mayıs’ta Amasya Tamimi’ni yayınladıktan sonra Erzurum ve Sivas kongrelerini düzenleyip 23 Nisan 1920’de Ankara’da T.B.M.M’yi açtığını meclis çalışırken askeri , sivili, genci ve yaşlı Anadolu insanını Anadolu’nun dört bir tarafından düşmana karşı kurtuluş mücadelesi başlattığını öğreterek gençleri tarih bilinci verebilirdik. Bunları yapacağımıza siyasi tartışma ve gerginlik havasında bir bayram daha gelip geçti.

    Biz Devri Alem programı ve belgesel yayıncılık olarak yıllar önce Samsun’dan Kurtuluş savaşına giden milli mücadele destanını belgeselleştirerek tarihe karşı vefa borcumuzu ödedik. Bu konuda hazırladığımız belgesel bir çok tv kanalında yayınlanmaya devam ediyor. Gelin b belgeseli birlikte gazetemizin www.gebzegazetesi.com sitesi ve www.belgeselyayincilik.com sitesinden izleyelim. Anadolu’da kurtuluş savaşının nasıl kazanıldığını Anadolu insanının nasıl hep birlikte düşmana karşı mücadele ettiğini bir kez daha öğrenelim ve gençlerimize öğretelim.

    Bugün, gençlik bayramını kutladığımız bu günlerde gençlerimiz yabancı kültürlerin büyük baskısı altında. Kurtuluş savaşı destanı Anadolu’da kurtuluş savaşını gerçekleştiren komutanları Sütçü İmamları, Şerife bacıları, kara Fatmaları, özetle Anadolu’nun yiğit ve isimsiz kahramanlarını acaba kaç gencimiz biliyor. Yabancı sporcular, sözde bilmem hangi sinema sanatçısını tanıdıkları kadar gençlerimiz milli ve manevi kahramanlarımızı tanıyorlar?
Bugünkü gençlik büyük bir kültürel yozlaşma ve yabancı kültürün işgali altında. Bırakalım tarihi geçmişi kurtuluş savaşını milli ve manevi kahramanları bugün ülkenin yönetimiyle ilgili bile fikir sahibi değiller. Ülkenin nasıl yönetildiğini ülke yönetimi ile ilgili eleştiri ve görüş beyan etmek bir yana büyük bir vurdumduymazlık içerisinde. Bu gençliğe bakınca aklıma 68 kuşağı ve 70’li yıllarda ülkenin geleceği için canlarını veren yiğit ve mert gençliği düşünüyorum. 80’li yıllardaki gençlik ister sacı ister solcu olsun ülkenin geleceğinde söz sahibi olabilmek ve ülkenin kendi düşüncelerine göre kurtuluşu adına gözünü kırpmadan can verebiliyorlardı.

    Ne oldu gençliğimize? Ne olacak? 60 ihtilalı, 12 Eylül muhtırası, 80 darbesi, 28 Şubat süreci, gençliğimizi mahvetti. Üstüne üstlük son 30 senedir köşe dönme, rantçılık, üretmeden tüketmek, çalışmadan yaşamak yabancı hayranlığı ve daha birçok şey gençliğimizi bizden koparıp elimizden aldı. Gençlik bayramında siyasi tartışmalar yerine gençlerimizi nasıl milli ve manevi tarih bilinciyle yetiştirerek ülkemizin hizmetine sunabilirizi konuşmalıydık. Gençlerimize nasıl ulusal değerlerimizi ve tarihi geçmişimizi ve en önemlisi şu an huzur ve mutluluk içerisinde yaşadığımız bağımsız Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin nasıl kurulduğunu yerinde anlatıp öğretebilirdik. Bu bayramı da siyasi tartışmalarla geçirdik, yazık hem de çok yazık.

    Yazımı noktalarken bugün akıbeti belli olmayan gerçek Bandırma vapurunun hikâyesiyle ilgili yaptığım kısa bir araştırmayı gazetemizin www.gebzegazetesi.com sitesindeki İsmail Kahraman köşesinden okuyabilirsiniz.

BİR GİZLİ KAHRAMAN: BANDIRMA VAPURU

    Türkiye Cumhuriyeti’nin kurtuluş mücadelesinin başlangıcı olarak tarihe geçen 19 Mayıs 1919’un önemli aktörlerinden bir tanesi Bandırma Vapuru. Mustafa Kemal Atatürk’ü ve bağımsızlık kıvılcımını Anadolu’ya taşıyan Bandırma vapurunun nev-i şahsına münhasır hikayesinden bir kesit sunmak istedik.

*  1878 yılında İskoçya’da inşa edilen vapuru, beş sene boyunca Dussey and Robinson adlı şirket işletti.

* 1883 yılında Yunanlı bir armatör geminin Londra’da olan kaydını Pire Limanı’na aldı.

*1890 yılında gemiyi satın alan armatör Andreadis başka bir Yunanlı armatör Rama Derasimo şirketine sattı.

* 1894 senesinde gemi idare-i Mahsusa’ya (Deniz Yolları İşletmesine) nakledildi.

* İdare-i Mahsusa’nın adı 1910 senesinde Osmanlı Seyrüsefain İdaresi (Osmanlı Denizcilik İşletmesi) olunca gemi, posta vapuru olarak kullanılmaya başlandı.

* Tarihler 15 Mayıs 1919’u gösterirken Bandırma vapuru Mustafa Kemal, 18 silah arkadaşı, İsmail Hakkı Kaptan ve mürettebatıyla Samsun’a doğru
yola çıktı. Bugün ise vapurun bir benzeri Samsun Doğupark’ta ziyaretçilerini bekliyor. (PEGASUS DERGİSİ MAYIS 2012)

Gençlik bayramı ile ilgili son 3 gündür yazdığım yazılara da yine birlikte göz gezdirelim.

Gençlik Bayramı ve Kurtuluş savaşı

    Bugün 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor bayramı. Gençlere yönelik tarih ve kültür bilinci için televizyon proğramları, belgeseller hazırlayıp, konferanslar veriyoruz. Önceki gün Gençlik Spor İlçe Müdürlüğündeki konferansımıza gençlerin ilgi göstermesi beni sevindirdi. Gençlere
yönelik tarih bilinci kampanyası başlatmayız. Gençlik bayramı dolayısıyla “Samsun’dan Anadolu’ya kurtuluş savaşı belgeseli filmi hazırladım. Bugün bir çok Tv Kanalında yayınlanan bu belgesel ayrıcawww. belgeselyayincilik.com sitesinden izleyebilirsiniz

    19 Mayıs Atatürk’ü anma gençlik ve spor bayramını kutladığımız bugünlerde 2011 – 2012 eğitim yılının sonuna da gelmiş bulunuyoruz. Gençlerimizin ciddi tehdit ve tehlikelere maruz kaldığı bir dönemde çocuk velisi olmak gerçekten çok zor. Önemli olan zoru başarmak ve gençlerimizi geleceğe hazırlamak için bilinçli olmaktır.

    Gençleri çok iyi yetiştirmenin yolu çok iyi eğitimden geçiyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın okullara gönderdiği yardım miktarları belli. Her yıl Gebze bölgesindeki okullarında birçok sorun yaşanıyor. Malzeme eksik, hizmetli yok, yakacak sıkıntısı yaşanıyor. Okullara ilgi göstermek sadece devletin görevi değildir.Velilerimize de büyük görevler düşüyor. Veli olarak okullara bu yıl kaç kez gittik? Bu yıl çocuklarımızın karne ve diplomasını kendimiz almak için okula gitmeliyiz.

    Bakanlık her yıl bağış konusunda genelge yayınlar ve zorla bağış alınmasını yasaklar ancak okulların sorunları ile İlgilenmez. Bakanlık genelgesine rağmen veliler olarak her ay en az bir sigara paketi parasını okullara vermeliyiz. Unutulmamalıdır ki, Devlet – okul yönetimi – veli işbirliği ile mevcut birçok sorun çözülebilir. Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın çok iyi eğitilmesi için bizlerde önemli görev düşüyor. Çocukları okula göndermekle veli olunmayacağını unutmamalıyız.

    Gebze bölgesinin eğitim sorunu çözmek için hükümet ve milletvekillerine de büyük görev düşüyor. Her eğitim yılı açılışında velilerden zorunlu bağışı yasaklayan Milli Eğitim Bakanından Gebze bölgesinin derslik ve yüzlerce öğretmen açığını çözmesini istiyoruz. Devletin Anayasa teminatı altında olan eğitimdeki sorunların çözülebilmesi için şimdiden gelecek eğitim yılına hazırlanmalı. Şimdiden yeni bir sayfa açıp Devlet, Vatandaş, Veli ve Sanayici işbirliği ile, “Gebze Eğitimine destek kampanyası başlatmalıyız.

    Evet, veliler ve okul koruma dernekleri çok sevdiği çocuklarının geleceği için ortak çalışma yapmalı. Okul yönetimi her ay velileri toplayıp hesap vermelidir. Tüm okurlarımı bu yıl çocuklarının karnesini bizzat kendilerinin alması için okula davet ediyorum. Geleceğin Türkiye’sini emanet edeceğimiz gençlik için, devletin öncülüğünde veliler, okul yönetimi ve koruma derneklerine tarihi görev düşüyor. Geleceğin gençleri olacak çocuklarımız ülkemizin ve bizim geleceğidir. Atatürk ün gençlere armağan ettiği,19 Mayıs bayramını kutladığımız bu gün geleceğimiz olan gençlere ne kadar sahip çıkıyoruz.

GENÇLERLE DEVRİ ALEM

    Geçtiğimiz günlerde Gebze İlçe Spor Müdürü Mücahit Sak, gençlere 19 Mayıs gençlik bayramı haftası dolayısıyla bir konuşma yapmamı istedi. Memnuniyetle kabul ettim, gençlere Türk tarihinin önemli kesitleri ve kurtuluş savaşının cepheleri, Atatürk’ün 19 Mayıs’ta Samsun’a çıkmasıyla başlayan Kurtuluş savaşı harekâtının önemli, evrelerini belgesel görüntüler eşliğinde sundum. Konferanstan sonra gençlerden olumlu tepkiler aldım. Hatta bazı gençler “Biz konuşacağını sanıyorduk ancak bize tarihi sevdirdin.” diyerek iltifat bile ettiler. Gençler gerçekten duyarlı. Müdür Bey çok ilgili. Gençlerin kurtuluş savaşı tarihine ilgi göstermeleri beni memnun etti.

Konu ile ilgili olarak yazdığım köşe yazısını www.gebzegazetesi.com adresindeki İsmail Kahraman köşesinden okuyabilirsiniz.

Bu vatan için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum. Gençlerimizin bayramını tebrik ediyorum.


Amerikalılarla yemek sohbeti


eskihisar ile gebzegazetesicom

Amerika deyince biraz durmak gerekiyor. Son 70 yıldır hep Amerikalılarla içli dışlı olmuşuz. Türkiye’de ne olmuş ne yapılmışsa bunda Amerikalıların dolaylı ve direk parmağı bulunmakta. Örneğin 60 ihtilali, 70 muhtırası ve 28 Şubat Darbesi daha neler neler. Deyim yerinde ise malesef Türkiye yıllarca Amerikanın bir eyaleti gibi olmuş. Bundan malesef Türkiye hep zararlı çıkmış ve ağır bedeller ödemiş. Türkiye askeri ihtilaller olmasaydı bugün çok farklı bir noktada olup işsizliğin olmadığı, siyasi tartışmaların yaşanmadığı refah seviyesi yüksek kişi başına gelirin 30 bin doların olduğu bir ülke olurdu

Önceki akşam Gebze Ticaret Odası tarafından Amerikalı heyete verilen akşam yemeğine davetliydim. Yemekte Amerikalılar ile bire bir ilk kez yakından temasım oluyordu. Yıllardan beri gazeteci olmama ve 70 fazla ülke gezmeme rağmen her nedense Amerika hiç ilgili çekmemişti. 15 yıl önce bir kez Amerika vizesi almak için konsolosluğa başvurmuş red cevabı almıştım. Sonradan yaptığım araştırmada red cevabı verilmesinin nedeninin Giresun doğumlu olmamdan olduğunu anladım. Zire Giresun Yağlıdere ilçesi neredeyse tümüyle Amerikada yaşıyor. Amerika Yağlıderelilerin bür türlü Amerika’ya gitmesini engelleyememiş bize de bu yüzden vize vermemişlerdi. Hiç te önemsemedim ve ondan sonra bu ülkeye gitmek gibi bir düşüncem olmadı.

Dün akşam GTO tarafından verilen yemek gerçekten müthiş ve olumlu atmosferde geçti. Amerikalılar sıcak ve cana yakın insanlar. Davetliler Virgina eyaleti senatör ve milletvekilleriydi. Virgina eyaleti Ameriknın önemli eyaletlerinden birisi. Eskihisar’a hakim Dil-Asa Restaurantaki yemekte Eskihisar manzarası eşliğinde Amerikalılara kısada olsa Gebze tarihini anlatma fırsatı buldum. Daha sonra Gebze Ticaret Odası Başkanı Nail Çiler Amerikalı heyete tam anlamıyla bir Gebze konferansı verdi. Heyet verilen bilgilerden çok etkilendi. Virgina Senatörleri ve milletvekilleri Virgina hakındada önemli bilgiler verdi

Daha sonra Ramazan Zor, Türk tasavvuf müzikisinden söylediği ilahi ve şarkılar heyeti oldukça etkiledi. Zaman zaman Ramazan Bey’e Gebze Kaymakam vekili Hasan Göç güzel sesiyle eşlik etti. İşin en önemlisi Amerikalılar Ankara havası çalarken kendilerini tutamayıp oyunlar oynayıp halaylar çektiler. Kadınlı erkekli 8 kişilik heyet, müthiş performans çizdiler ve Amerikanın Virgina eyaleti senatörlerine Gebze lobisi kurdurma fırsatımız oldu. Hatta Fransız asıllı senatör “Eskihisar ve Gebze’ye hayran kaldım. Yakın dostlarıma burayı getirip gezdireceğim” dedi.
Yemekte Amerikalı heyet ayrıca Gebze Ticaret Odası’nı Virgina’ya davet etti. Önceki akşam deyim yerinde ise müthiş bir amerikan ve Gebze dostluğu yaşandı. Temennim bu dostluktan her iki tarafta iyi ders çıkarır, zira dostluklar baki, düşmanlıklar baki değildir. Türkiye, Amerika ile karşılıklı menfaatler içinde karşılıklı dostluklar kurmalı
Yemeğin sonunda ise Gebze Ticaret Odası 40 yıl hatırı olan kahve fincan takımını Virgina senatörleri ve Milletvekillerine hediye etti. Gebze belediyesi ise Amerikalı heyete Gebze’yi anlatan Gebze Rehberi ve CD hediye ederken, Amerikalı heyet Gebze’den mutlu bir şekilde ayrıldı.

VİRGİNA HAKKINDA

Virjinya (İngilizce: Virginia) ABD’nin Atlas Okyanusu sahilinde eyâlet. ABD’nin eyaletleri arasında 7,7 milyon kişiyle nüfus açısından 12., yüzölçümü açısından 35. sırada gelir. Washington, D.C.’ye yakınlığından dolayı stratejik önemi yüksektir. CIA ve Pentagon’a ev sahipliği yapan eyâletin kodu VA’dır.

Vakıf Medeniyeti ve Kermes Kültürü

Vakıf Medeniyeti, Türk-İslam kültürünün en önemli değeridir. Vakıflar insanlığa hizmet eden önemli değerlerdendir. Vakıf Kültürü, sadece İslam medeniyetinde bulunur. İnsanlığa hizmet için ortaya çıkan Vakıf kültürü, İslam inancıyla başlayıp, Osmanlı devleti döneminde zirveye çıkmıştır.
Osmanlı Medeniyeti’nde ilk vakfı kuran sultan Orhan Gazidir. Osmanlı devletinin ikinci padişahı olan Orhan bey, İznik’te bir medrese kurarak insanlığa ilk önemli vakıf eserini bırakmıştır. Başbakanlık Osmanlı Arşivlerine bakıldığı zaman bugün Gebze’de 20’ye yakın vakıf medeniyetinin kurulduğu görülür. Gebze’de bu vakıfların kimi ise yaşatılmaya çalışılıyor.
Bugün vakıfların yerini dolduran en önemli temel unsur ise kermeslerdir. Kermesler gerçekten çok önemli bir hizmet gerçekleştiriyorlar. Bir çok sivil toplum ve hayır kuruluşları kermesler düzenleyerek insanlığa önemli hizmetler sunuyorlar. Geçmişin vakıf kültürü bugün kermeslerle yaşatılıyor. Vakıf kültürümüz hep Allah rızası güdülerek yapıldı, kermeslerde yardım amacıyla yine Allah rızası gözetilerek yapılıyor. İmece usulüyle gerçekleştirilen, el birliğiyle kurulan ve hayır amaçlı bu kermesler hizmet etme düşünceyle ortaya çıkıyor. Kermeslerden elde edilen gelir tamamen hayır hizmetlerine aktarılıyor. Dileyenler bu kermeslere giderek kazancın nereye gittiğini görebilirler. Kermeslere güvenmeyenler için bunlar apaçık ortadadır.

ÖĞRENCİLER İÇİN KERMES

  Dün sabah Gebze’de yine önemli bir kermes açıldı. Yaklaşık 300 öğrencinin kaldığı ve eğitim aldığı Fatih Talebe Yurdu öğrencilerinin yararına hayır kermesi düzenledi. Bende bu kermesin açılışına konuk oldum. Kermesin Mustafa Paşa Camii yanında açılması ayrı bir anlam katarken, Gebze kaymakamımız ve Belediye Başkanımızın da kermesin açılışında yer alması gerçekten çok güzel oldu. Bu kermesten elde edilecek gelir öğrencilerimizin ihtiyaçlarını karşılayacak. Yurtta eğitim alan, 3 öğün yemek yiyen ve ihtiyacı bulunan öğrencilerimizin eksikleri bu şekilde giderilecek. Sizlerde kendi imkanlarımızla bir şeyler alarak öğrencilerimize yardımcı olabilir, en azından bir öğrencinin ihtiyaçlarını karşılayabilirsiniz. Dün sabah kermesi gezerken gerçekten çok mutlu oldum. Vatandaşlarımızın gösterdiği ilgi ise bu hoşnutluğumu daha da artırdı.

GÖRÜNMEYEN KAHRAMANLAR

Her başarılı olayın arkasında olduğu gibi kermeslerin de görünmeyen kahramanları var. Kermes olayının en önemli faktörü hanımefendilerdir. Düzenlenen kermeslerde sergilenen ve satışa çıkarılan, yiyeceğinden giyeceğine kadar her ürün birer el emeği ve göz nurudur. Bunları hazırlayanlar ise değerli hanımefendilerdir. Onlar vakitlerinden feda ederek, gece gündüz demeden bu kermeslere hazırlandılar. Çoğu geceyi uykusuz geçirerek en azından bir öğrenciye fayda sağlamak için çalışıp didindiler. Bir çok kadın oturup dizi film izleme derdine düşerken, bu insanlar hizmet ve katkı sağlamak için gecelerine gündüzlerine katıyorlar. Onlar gerçekten gizli kahramanlar ve hepsini ayrı ayrı tebrik ediyorum. El emeği göz nuru eserlerini çocukların yararına sundukları için onlara kocaman bir alkış gerekiyor.
Kermesin ayrı bir önemi ise Çoban Mustafa Paşa Camii’nin hemen yanı başında yapılmış olmasıydı. Gebze’nin 550 yıllık geçmişine canlı tanıklık eden Mustafa Paşa Külliyesi, Osmanlı Medeniyeti’nin Gebze’de ki en önemli eserlerinden birisi. Vezir Mustafa Paşa tarafından Mimar Sinan’a yaptırılan külliye bugün hala dimdik ayakta duruyor. Çoban Mustafa Paşa çok önemli bir Vakıf adamıdır ve külliye Mimar Sinan’ın kalfalık eserlerindendir. Mustafapaşa’nın manevi havasında kermes gerçekten çok anlamlı oldu.
Sonuç olarak şunu söylemek gerekir ki, Vakıf Medeniyeti kermeslerle varlığını devam ettiriyor. Türk-İslam medeniyetlerini ayakta tutan vakıfların kermesler eliyle bugün hala yaşatılıyor olması gerçekten çok güzel. Yardımlaşmanın ve dayanışmanın ortaya çıktığı bu kermeslere elimizden geldiğince destek olmalıyız. Bu kermeslerin hepsinin amacının yardım etmek olduğunu unutmayalım ve en az bir öğrencimizin ihtiyaçlarının karşılanması için gönlümüzden koptuğu kadar destek olalım.

Gençlerle Kurtuluş Savaşı tarihinde Devr-i Alem

Gençler, milletle devletler için çok önemli. Türkiye’nimn en büyük zenginlik kaynağı genç nüfusa sahip olmak. Bugün birçok Avrupa yaşlı nüfustan kurtulmak adına çeşitli önlemler alıyor. Türkiye’de ise nüfus planlaması adı altında sinsi tehlikenin önüne geçmek için başbakan Erdoğan’ın 3 çocuk tavsiyesi Türkiye’nin bir anlamda geleceğini kurtardı.Yunanistan büyük bir ekonomik kriz içerisinde. Bana göre Yunanistan’ın ekonomik krize girmesinin temel nedeni yaşlı nüfusa sahip olması. Bir milyona yakın genç nüfusu dünyanın pek çok ülkesi ve Kafkaslardaki Türkçe konuşan Rumları, Yunan devletini Yunanistan’a getirdiği daha önce açıkladım. Yunanistan’da herkes tüketici. Üretim yapacak genç yok.Gebze İlçe Spor Müdürü Mücahit Sak, gençlere 19 Mayıs gençlik bayramı haftası dolayısıyla bir konuşma yapmamı istedi. Memnuniyetle kabul ettim, gençlere Türk tarihinin önemli kesitleri ve kurtuluş savaşının cepheleri, Atatürk’ün 19 Mayıs’ta Samsun’a çıkmasıyla başlayan Kurtuluş savaşı harekâtının önemli, evrelerini belgesel görüntüler eşliğinde sundum. Konferanstan sonra gençlerden olumlu tepkiler aldım. Hatta bazı gençler “Biz konuşacağını sanıyorduk ancak bize tarihi sevdirdin.” diyerek iltifat bile ettiler. Gençler gerçekten duyarlı. Müdür Bey çok ilgili. Gençlerin kurtuluş savaşı tarihine ilgi göstermeleri beni memnun etti.

Gençlere yaptığım konuşmayla ilgili konuşmanın ana hattını Spor Müdürümüz ve değerli gazeteci arkadaşımız Refik Sıla Güvenç ayrıntılı şekilde sayfamızda yer verdi. Ben de yazımın devamında daha önce bu sütunda kaleme aldığım 19 Mayıs yazımı sizlerle paylaşıyorum.

19 MAYIS VE GENÇLERİMİZ

Cumhuriyetimiz kuruluşuna giden yolun başlangıcı olan günün yıl dönümü. 23 Nisan bayramını çocuklara armağan eden Atatürk,19 Mayısı da gençlere armağan etmiştir.  Gençlerimiz bu tarihi günleri milli tarih bilinci ile anlamalı. Tarih bilincine sahip olmak her şeye sahip olmak demektir. Atatürk cumhuriyeti gençlere emanet etmiştir. Ancak ne yazık ki devlet olarak gençlerimize yeterince sahip çıkmadık. Bugün on binlerce gencimiz ne yazık ki işsiz, birçoğu üniversite eğitiminden mahrum kalmış durumda.Gebze’de gençlerimize ne bir üniversite verebildik ne de onlara iş imkanları sağladık. Birçok gencimiz işsiz, bir çoğu da asgari ücretle geçimini sağlıyor. Bugün gençlerimize sahip çıkma günüdür.
19 Mayıs Türk tarihi için önemli bir gün. Ben bir şehit torunu olarak tarihimize gereken değeri vermeye çalışıyor ve Kurtuluş Savaşı’yla ilgili gerçekleri araştırmaya çalışıyorum.   Bu bağlamda Devri Alem ve Belgesel  Yayıncılık olarak  Samsun, Merzifon, Amasya,  Erzurum, Sivas ve Ankara’da  çektiğimiz belgesel tv programlarını birçok TV kanalında  yayınlattık.
19 Mayıs 1919 tarih ile Türk Milleti, kendi makûs talihini tersine döndürmeye başlayarak, esaret altında var olunamayacağını ve kutsal vatan topraklarımızın ilelebet işgal edilemeyeceğini tüm dünyaya kabullendirdi. 19 Mayıs 1919 da Samsun’dan yakılan özgürlük ateşi,  23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla birlikte kısa sürede dalga dalga tüm yurda yayıldı. Bugünkü mevcudiyetimizi ve özgürlüğümüzü o günlere borçluyuz

GENÇLERİMİZE SAHİP ÇIKALIM
Binlerce şehit vererek, sıkıntı ve yokluklar içinde, büyük özverilerle kurulan Türkiye Cumhuriyetini Atatürk gençlere emanet etti.. Bu değerli emaneti yaşatmak ve sonsuza kadar korumak, gelecek kuşaklara en iyi şekilde aktarmak gençlerin en büyük sorumluluğu.
Yakın bir gelecekte ülke yönetiminde siz gençler de söz sahibi olacaksınız. Gençlerimiz hiç bir zaman başka bir Türkiye’nin olmadığını akıllarından çıkartmamalı.
Sevgi, saygı, hoşgörü ve uzlaşma ortamı içinde üstesinden gelinemeyecek hiç bir sorun yoktur. Birlik ve bütünlüğümüze yönelik her türlü saldırı ve tehdit karşısında daha fazla kenetlenmeli.  Dış güçler ve yerli işbirlikçilerine huzur ve güvenliğimizi bozmasına fırsat vermemeliyiz. Devlet olarak da gençlerimize sahip çıkmalı, onları eğitmeli, okuma imkana sağlamalı ve istihdam oluşturmalıyız. Bugünün gençleri yarın ülkemizi yönetecek kişilerdir. Bu yüzden sorumluluklarımız var.
MİNNET VE ŞÜKRANLA ANIYORUZ
Kurtuluş Savaşı’nın tüm cephelerini gezen bir gazeteci ve TV belgeselcisi olarak,  lise ve üniversite öğrencilerine Kurtuluş Savaşı’nın geçtiği Polatlı, Haymana, Sakarya Ovası,  Afyon, Kütahya ve Eskişehir bölgesi gezdirilerek milli tarih bilinci verilmesini tavsiye ediyorum. Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının bu vatan için verdiği mücadele tarihin yazıldığı yerlerde gençlerimize öğretilmeli. Bu vatan için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum. Gençlerimizin bayramını tebrik ediyorum.