Teşekkürler sayın Valim

Gebze bölgesinde bir ilk gerçekleşti. İlk kez devleti temsil eden Vali, fakir fukara ve engelli vatandaşlar ile Gebze’de iftar yemeğinde bir araya geldi. Nuh Çimento fabrikasının sponsorluğunda organize edilen iftar yemeğinde ilk kez adam yerine konan Gebze bölgesinde Sosyal Dayanışma’dan yardım alan vatandaşlar ve çocukların mutluluğuna biz de ortak olduk.

  Vali sayın Topaca, göreve geldiği günden beri bir çok ilke imza atıyor. Çevreye duyarlılığı, eğitime verdiği önem, tarihi eserlere sahip çıkmasıyla dikkat çeken Vali Topaca’nın fakir fukara ile birlikte iftar yemeğinde buluşması gerçekten görülmeye değerdi. İftara katılan vatandaşlar bu güzel anı ebedileştirmek için cep telefonlarıyla fotoğraf çekiyorlardı.

   İftar yemeğine katılan başta vali Sayın Topaca olmak üzere diğer yetkililerle görüşerek ayak üstü de olsa demeçler almaya ve gazetecilik görevimi yapmaya çalıştım. Vali Topaca’dan Gebze Cumhuriyet Başsavcısı’na kadar bir çok yetkili ve yöneticiyle bölgemiz üzerine konuştuk. Yaptığım görüşmeleri kısaca sizlerle paylaşmak istiyorum.

VALİ HÜNKAR ÇAYIRI İLE İLGİLİ NE DEDİ?

Vali Ercan Topaca’ya Hünkar çayırı üzerinde oynanan rant oyunu ile ilgili sorular yönelttik. Vali konuyla ilgili ne tür araştırmalar yaptınız diye sordu. Biz de Devlet Malzeme Ofisi’nin bölgeye inşaat yapmak için yatırım kararı aldığını,  Karadeniz Holding’in liman yapmak için siyasi baskılar kurduğunu, Anadolu Sağlık Vakfı’nın da kendi alanına Üniversite İnşaatı yapmak için çalışmalarını sürdürdüğünü söyledik.

  Vali bey, “Hünkar Çayırı bölgemizin en önemli tarihi değeri. Valilik olarak Hünkar Çayırı ile ilgili biz de araştırma ve inceleme yapacağız. Hünkar Çayırı’na sahip çıkmak, tarih ve kültüre sahip çıkacaktır.” diye konuştu. Hünkar Çayırı ile ilgili daha önce bu köşede yer alan ayrıntılı yazılarımı www.gebzegazetesi.com sitesinde ki köşe yazılarımdan okuyabilirsiniz.

İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ’NDEN ÖNEMLİ AÇIKLAMA

Kocaeli Milli Eğitim müdürü nevzat İspirli ile Kocaeli’de ki eğitimin başarısını konuştuk. Sayın İspirli’den eğitimle ilgili aldığımız önemli bilgileri özetle sizinle paylaşmak istiyorum. Nevzat bey şunları söyledi: “Kocaeli’ye haksızlık yapılıyor. Kocaeli ilköğretim okulu seviyesinde ki başarısı 15-20’lerde. Yani İlköğretim okulunda ki öğretmenlerimiz, eğitimde çok başarılı. Çocuklarımızı çok iyi yetiştiriyorlar ve liselere gönderiyorlar. Ancak ne oluyorsa liselerde oluyor, ilk 15-20 sırada Liseye giden öğrencilerimiz Türkiye’nin 75. sırasına düşüyor. Bunu kabul etmemiz mümkün değil. Bu konuda çok ciddi çalışmalar ve kararlar alıyoruz. Vali bey de eğitimde başarının yükseltilmesi için kararlı. Başarısız Liselerin Müdürlerinin görevden el çektirileceğini açıkladı. Eğitim sadece öğretmenin değil, velilerin ve topluca insanlarımızın desteği ile başarılı olunabilecek. Bunun için var gücümüzle çalışıp, eğitimde ki seviyeyi yükseltmemiz gerekiyor.” dedi.

GEBZE’YE HUZUREVİ MÜJDESİ

Gebze Bölgesi bazı özel hizmetlerden maalesef mahrum. Bunlardan en önemlisi Huzurevi. Yaşlı insanlarımız maalesef sıkıntılı. Gebze bölgesine ciddi bir Huzurevi yapılması gerekiyor. huzurevi ile ilgili müjdeyi de Sosyal Hizmet İl Müdürü Bekir Yümnü’den aldık. Bekir bey Gebze bölgesine Huzurevi yapmak için yer aradıklarını, bölgemiz için Huzurevi’nin önemli bir ihtiyaç olduğunu söyledi.

GEBZE MÜFTÜSÜ’NDEN GÜZEL BİR HİZMET

İftar yemeğinde Gebze Müftümüz sayın Şükrü Balkan bey ile de sohbet ettik. Şükrü bey, gerçekten Gebze’ye dini hizmetler yönünde önemli katkısı olan bir isim. Kendisi ile Gebze’de ki tarihi camilerimiz ve Gebze’de yetişen dini ve Milli şahsiyetler üzerine fikir alış verişinde bulunduk. Başta Çoban Mustafa Paşa olmak üzere Gebze’de eser ve hizmeti olan şahsiyetleri bir anma ve vefa toplantısı ile hayırla yad edeceklerini açıkladı.

GENÇSİAD BAŞKANI’NDAN MHP AÇIKLAMASI

 İftar yemeğinde Gençsiad Başkanı Muzaffer Koşan bey ile de MHP İl Başkanını yemeğe katılmaması konusunu konuştuk. Sayın Koşan hem İl hem de İlçe Başkanının iftar yemeğine davet edildiğini ama katılmadıklarını, buna rağmen yaptıkları açıklamayı üzüntüyle okudum.” Demekle yetindi.

  Vali’nin fakir fukara ve özürlü vatandaşlara verdiği iftar yemeğinin sponsoru olan Nuh Çimento’nun yetkililerinden Özer Yurtbulur bey ile de Türk sanayi tarihiyle ilgili sohbet ettik. Özer bey Nuh Çimento’nun kuruluşundan beri Hereke’de olduğunu, Türkiye’nin hızla geliştiğini söyledi. Nuh Grubuna Nuh’un Ankara Makarna fabrikasını kuruluşunda başladığını söyledi. Bizde kendisinden Türk Sanayi tarihinin gelişimine ışık tutacak bir hatıra kitabı yazmasını istedik. Keşken insanlarımız hatıralarını yazıp yayınlayabilseler.

ÖZÜRLÜ VATANDAŞLARLA İFTAR YEMEĞİ YEMEK

Valiliğin organize ettiği iftar yemeği beni duygulandırdı. İlk kez engelli vatandaşlarla birlikte Ramazan orucumuzu açtık. Kalpten rahatsız olan iki çocuk babası yüzde yüz engelli vatandaş ile 7 çocuk babası ve çocuklarının biri özürlü olan diğer vatandaş eşi ve çocuklarıyla birlikte aynı masayı paylaşarak Ramazan Orucu ve iftar heyecanını paylaştık. İftar yemeğinden sonra uzun süredir görüşemediğimiz dostlarla da sohbet edip hasret giderdik.

İLYASBEY CAMİİ’NDE HATİMLE TERAVİH

İftar yemeğinden sonra her akşam ayrı bir camide kıldığım teravih namazını Gebze’nin en eski tarihi camilerinden olan ve bugün yepyeni inşaat ile göz ve gönül ziyafeti sunan İlyasbey camindeydim. Hatimle kıldırılan Teravih namazı insana çok farklı duygu yaşatıyor. Genci, yaşlısı çok sayıda Gebzeli ile Hatimle teravih namazını kılma heyecanını yaşadıktan sonra Gebze’de ki gençlik arkadaşlarımdan bazılarıyla da burada karşılaşma imkanım oldu.

   Vali beyin organize ettiği iftar gerçek anlamda bir iftar programıydı. Vali Sayın Topaca’ya böyle bir anlamlı iftar organize ettikleri için Gebze kamuoyu adına teşekkür etmeyi bir borç biliyorum. Vali bey sadece Gebze’de değil, İzmit’te de bu tür iftar programları organize etmiş. Valilik basın Müdürü sayın Birsen hanım Ramazan ayında Valiliğin organize ettiği iftar yemekleriyle ilgili listeyi bizimle paylaştı. Vali bey bu ramazını şerifte önce şehit yetim, dul ve gazilerle ardından yetiştirme yurdu ve sosyal hizmetlerden hizmet alan kimsesiz vatandaşlar ve diğer ihtiyac sahibi vatandaşlarla iftarını açmış. Vali bey son olarak ise Gebze, Darıca ve Çayırovalı maddi durumu kötü olan vatandaşlarla iftarını açtı

Deprem felaketi neden unutuldu?

17 Ağustos 1999 deprem felaketi üzerinden 13 yıl geçti. Yarın deprem felaketinin 13. yılı. 13 yıldır deprem ile ilgili ciddi hiçbir şey yapılmadı. Sürekli konuştuk, ders ve ibret alınmaya yönelik çalışma yapılmadığı gibi deprem gündemimizden tümü ile çıktı.
Deprem felaketini yaşanlar bile depremi çoktan unuttu. Enkaz altında kalanlar, yakınlarını kaybedenler, depremden sakat kalanların sesi soluğu bile çıkmıyor. Devletin ilgili ve yetkili birimleri ise deprem gerçeğini kamuoyuna tam anlatamadılar.
Depremi bizzat yaşamış deprem felaketinde adım adım gezerek belgeselleştirip fotoğraflar yazılarla tarihi not düşüp zamana noterlik yapan gazeteci olarak depremle ilgili birçok bilgi belge, doküman toplayarak araştırmacıların bilgisini sunmuş bulunmaktayım.

DEPREM FİLMİ İLE BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNİ KİMLER DOLANDIRDI?

Deprem ile ilgili Büyükşehir Belediyesi film çekmek için büyük paralar harcamış, film çekecek firma deyim yerinde ise büyükşehir belediyesini dolandırmış ve ortadan kaybolmuştu. Bu konuyu defalarca gündeme getirmemize rağmen Büyükşehir Belediyesi açıklama yapmadı. Deprem filmi çekeceğiz diye büyükşehir belediyesini kimler dolandırdı. Mutlaka ortayla çıkarılmalı ve hesap sorulmalıdır. Bu konuda daha önce bu köşede çıkan makaleyi sizlerle paylaşıyorum.Birlikte okuyalım ve okuduktan sonra yorumu sizleri bırakıyorum.

 KBB’nin Deprem Filmi’nden ne haber ?

Büyük umutlarla geçtiğimiz yıl çekimlerine başlanılan ve 17 Ağustos  Kocaeli  Depremi´ni konu edinen ” Her Şey Bittiği Yerden” filmi, için  Kocaeli büyükşehir belediyesi yüzlerce milyar liralık bütçe ayırdı ve  bu paranın bir kısmı da   filim çekilmeden  ilgili firmaya  avans olarak ödendi.
Filmin çekimi  çok önemliydi.On binlerce kişini hayatını kaybettiği 17 Ağustos  Kocaeli Depremi arkasında binlerce acılı ev ve yürek bıraktı. Gün geçtikçe ortaya çıkan bu acı hikâye tablolarının bazıları ise toprağın altında kalmaya devam ediyor.

Depremzedeler üzerinden rant vurgunu mu?

Acı ama gerçek  hem depremden sonra ve hem de tıpkı deprem filmi çekimlerinde olduğu  gibi bir çok kurum ve kuruluş haksız olarak  deprem zedeler üzerinden  trilyonlarca  lira rant  vurgunu yaptı.
Depremi  bizzat yaşamış. Deprem bölgelerini tek tek gezerek belgesel çekmiş bir belgeselci olarak  o günlerde bir çok acı olay şahit oldum
Sayın Başkan Karaosmanoğlu iyi niyetli olarak  depremden ders alınsın diye  Bu binlerce acı öyküden biri  olan Gölcüklü  depremzede  Sami Dündar´ın  yaşadıklarını filmleştirecekti..

Deprem Filmi önemli  bir projeydi

17 Ağustos depreminde 27 saat göçük altında kalan, öldü diye ceset torbasına konan Sami  Dündar, büyük bir azim örneği göstererek, başından geçenleri anlatmak, kendisiyle aynı durumu yaşayan binlerce insanın duygularına tercüman olabilmek için, çalışma yapmıştı.
Başlangıçta istediği filmi çekmek için aradığı senaristi bulamayan Dündar, tam umudunu kaybetmek üzereyken Okan Bayülgen ile tanıştı ve Bayülgen´in “Önce kitap yaz, sonra senaryolaştırması kolay olur” tavsiyesine uyarak ” Her Şeyin Bittiği Yerden” adlı kitabı yazdı. Bundan 5 yıl sonra ise Dündar´ın hayali gerçek oldu. Dündar filmi yönetmesi için yönetmen Ezel Akay ile anlaştı. Film için geri kalan tek eksik ise filmin nerede çekileceğiydi. Bu noktada imdada Kocaeli Büyükşehir Belediyesi yetişmişti.

 Filmi için  KBB ne kadar para harcadı ?

Belediye,  Deprem  film için yaklaşık 600 dönümlük İzmit Seka arazisinin film ekibine tahsis etti. Bu arazi içine Büyükşehir Belediyesi  büyük paralar harcayarak  42 bina maketi, onlarca eski araç ve inşaat malzemeleri taşındı. Filmin çekimlerine, 17 Ağustos 2008´de depremin 9. yıldönümünde başlandı. Filmin çekimini üstlenen firma belediye’den büyük  miktarda avans bile aldı.
Ama ne olduysa bundan sonra oldu. Film yapımcılığını üstelenen firma ekonomik krizi bahane ederek ortadan kayboldu. Film rafa kalktı. Film çekimleri durdurulmuş olmasına rağmen, film için oluşturulan yapay enkaz hala ortada.

Film  için yapılan harcamalar kimden geri alınacak ?

   Film çekimlerinin durdurulmasının ardından 8 ay geçmesine rağmen hala ortadan kaldırılmayan enkaz, Seka arazisinde  sadece görüntü kirliliği oluşturmuyor, Başkan sayın  Karaosmanoğlu’nun iyi niyetinin kullanıldığını ve belediye’nin büyük çapta parasının deprem filmi çekme  bahanesi ile birileri  tarafından  iç edilip  haksız olarak alındığını da gösteriyordu.
Evet  Biz gazete olarak bilgi edinme yasası çerçevesinde  belediye’nin bu filimden ne kadar zarara uğratıldığını , yapılan harcamaların  geriye alınıp alınmayacağını sorgulayacağız.  Deprem filmi gibi KBB’de büyk çapta  israf ve  yanlışlar yapılıyor.
Sayın İbrahim Karaosmanoğlu’nun iyi niyeti  kötüye kullanılıyor.

DEPREM MÜZESİ NEDEN YOK?

Deprem felaketinin 13 . yıldönümü bu konu da hiçbir kalıcı eser maalesef yok. Ciddi bir deprem müzemiz bile yok. Depremde kaç kişinin öldüğünü bile bilmiyoruz keşke deprem ile ilgili uluslar arası çapta bir müze kurup depremle ilgili bilgi doküman ve belgeleri bu müzede toparlayarak depremden ders ve ibret alabilseydik. B konuda hiçbir çalışma maalesef yapılmadı.
Deprem ile ilgili yazdığım yazıların bir kısmını sizlerle internetteki www.gebzegazetesi.com internet sitesinden okuyup bizlere yorum yazabilirsiniz

DEPREM BELGESELİ GEBZE GAZETESİ TV DE

Biz araştırmacı gazeteci ve belgesel yönetmeni olarak tarihe karşı görevimizi yapıyoruz . Hiçbir resmi ve özel kurumdan maddi ve manevi talebi bile istemeden geniş çaplı deprem belgeseli hazırlayarak bir çok televizyon kanalında devri alam olarak yayınlanmaya devam ediyor. Deprem belgeselimiz bugün deprem ile ilgili eldeki tek materyal. Bu konuda çalışmalarımız devam ediyor. Depremi yaşamış, deprem gecesi hiç unutmayan bir gazeteci olarak hazırladığım deprem belgeselini http://www.gebzegazetesi.com.tr/Video-32-Asrin-felaketi-Marmara-Depremi.html  linkinden izleyebilirsiniz
Keşke, bizim deprem ile ilgili yaptığımız çalışma ve araştırmalar gibi devlet kurumları belediyeler üniversiteler sivil toplum örgütleri de kendi çapında da çalışmalar yapabilseydi. Geç kalmadan yine bu çalışmalar yapılabilir. Deprem ile ilgili geniş çaplı araştırma ve çalışmalar yaptırmayız

  Devr-i Alem…(26 Hazarına 2009

   Başkan Karaosmanoğlu’nun iyi niyeti Kötüye mi kullanılıyor ?

   Dost acı söyler ama gerçekleri söyler. Geçmiş de bir çok kişi dalkavukluk yaparken  Çevre ve Orman eski  bakanı sayın  Osman Pepeyi  eleştirmiştim. Bugün Ak parti teşkilatı ve Gebze’ye haksızlık yapan değerli siyaset arkadaşım Sanayi bakanı Nihat Ergün’ü eleştirdim. Şimdi’de KBB başkanı sayın Karaosmanoğlu’nu geçek bir dostu olarak eleştiriyorum.
Kocaeli büyükşehir Belediye başkanı Sayın İbrahim Karaosmanoğlu’nu Yuvacık belediye başkanı ve Gebze Belediye başkan yardımcılığından tanıyorum. Çok iyi niyetli ve çalışkan bir  siyasetçi ve devlet adamı.

KBB’deki yanlış ve haksızlıklar..

    Sayın Karaosmanoğlu ile Ak partinin kuruluş yıllarında kurucu il yönetim kurulu üyesi olarak birlikte siyaset yaptık. Sayın Karaosmanoğlu iyi niyetli.  Sayın Başkan’ın iyi niyetini kötüye kullanan bazı çevreler var. Belediye’de bir çok haksızlık, usulsüzlük, israf ve yanlışlar yapılıyor.
KBB’nin kültürel ve sosyal faaliyetlerinde Gebze bölgesi tümü ile devre dışı. Kitap fuarı, Eğlenceler, sosyal faaliyetler, İzmit fuarı ve Ramazan etkinlikleri gibi Kocaeli’ye kent kültür bilinci kazandıracak çalışmalarda  sadece Gebze  değil  Kocaeli’nin tüm ilçeleri dışlanıyor.   Başkana Karaosmanoğlu her hafta Gebze’ye geliyor. Gaziler dağında yürüyüş yapmaya zaman ayıran sayın başkan’ın gerçek dostu ve eski bir siyaset arkadaşı olarak küçük bir tavsiyem var. Tebdili kıyafet yaparak belediye birimlerini denetlemesi.
Geçekten KBB bünyesinde birçok yanlış ve eksiklik ve haksızlık yapılıyor. Başkan beyin iyi niyeti kötüye kullanılıyor.

KBB’nin Deprem Filmi’nden ne haber?
Büyük umutlarla geçtiğimiz yıl çekimlerine başlanılan ve 17 Ağustos Kocaeli Depremi’ni konu edinen ” Her Şey Bittiği Yerden” filmi, için Kocaeli büyükşehir belediyesi yüzlerce milyar liralık bütçe ayırdı ve  bu paranın bir kısmı da   filim çekilmeden  ilgili firmaya  avans olarak ödendi.
Filmin çekimi çok önemliydi. Onbinlerce kişini hayatını kaybettiği 17 Ağustos Kocaeli Depremi arkasında binlerce acılı ev ve yürek bıraktı. Gün geçtikçe ortaya çıkan bu acı hikâye tablolarının bazıları ise toprağın altında kalmaya devam ediyor.

Depremzedeler üzerinden rant vurgunu mu?
Acı ama gerçek hem depremden sonra ve hemde tıpkı deprem filmi çekimlerinde olduğu gibi bir çok kurum ve kuruluş haksız olarak deprem zedeler üzerinden trilyonlarca lira rant vurgunu yaptı.
Depremi bizzat yaşamış. Deprem bölgelerini tek tek gezerek belgesel çekmiş bir belgeselci olarak o günlerde birçok acı olay şahid oldum
Sayın Başkan Karaosmanoğlu iyi niyetli olarak  depremden ders alınsın diye  Bu binlerce acı öyküden biri  olan Gölcüklü  deprem zede  Sami Dündar´ın  yaşadıklarını filmleştirecekti..

Deprem Filmi önemli bir projeydi
17 Ağustos depreminde 27 saat göçük altında kalan, öldü diye ceset torbasına konan Sami Dündar, büyük bir azim örneği göstererek, başından geçenleri anlatmak, kendisiyle aynı durumu yaşayan binlerce insanın duygularına tercüman olabilmek için, çalışma yapmıştı.
Başlangıçta istediği filmi çekmek için aradığı senaristi bulamayan Dündar, tam umudunu kaybetmek üzereyken Okan Bayülgen ile tanıştı ve Bayülgen´in “Önce kitap yaz, sonra senaryolaştırması kolay olur” tavsiyesine uyarak ” Her Şeyin Bittiği Yerden” adlı kitabı yazdı. Bundan 5 yıl sonra ise Dündar´ın hayali gerçek oldu. Dündar filmi yönetmesi için yönetmen Ezel Akay ile anlaştı. Film için geri kalan tek eksik ise filmin nerede çekileceğiydi. Bu noktada imdada Kocaeli Büyükşehir Belediyesi yetişmişti.

Deprem Filmi için  KBB ne kadar para harcadı ?
Belediye,  Deprem film için yaklaşık 600 dönümlük İzmit Seka arazisinin film ekibine tahsis etti. Bu arazi içine Büyükşehir Belediyesi büyük paralar harcayarak 42 bina maketi, onlarca eski araç ve inşaat malzemeleri taşındı. Filmin çekimlerine, 17 Ağustos 2008´de depremin 9. yıldönümünde başlandı. Filmin çekimini üstelene firma belediye’den büyük  miktarda avans bile aldı.
Ama ne olduysa bundan sonra oldu. Film yapımcılığını üstelene firla ekonomik krizi bahane ederek ortadan kayboldu. Film rafa kalktı. Film çekimleri durdurulmuş olmasına rağmen, film için oluşturulan yapay enkaz hala ortada.

Filim  için yapılan harcamalar kimden geri alınacak?

   Film çekimlerinin durdurulmasının ardından 8 ay geçmesine rağmen hala ortadan kaldırılmayan enkaz, Seka arazisinde  sadece görüntü kirliliği oluşturmuyor, Başkan sayın  Karaosmanoğlu’nun iyi Niyeti’nin kullanıldığını ve belediye’nin büyük çapta parasının deprem filmi çekme  bahanesi ile birileri  tarafından  iç edilip  haksız olarak alındığını da gösteriyordu.
Evet  Biz gazete olarak bilgi edinme yasası çerçevesinde  belediye’nin bu filimden ne kadar zarara uğratıldığını, yapılan harcamaların  geriye alınıp alınmayacağını sorgulayacağız.  Deprem filmi gibi KBB’de büyük çapta  israf ve  yanlışlar yapılıyor.
Sayın İbrahim Karaosmonoğlu’nun iyi niyeti kötüye kullanılıyor.
…………

Devr-i Alem. (15 ağustos 2009-08-14

    Sanayi Bakanı Ergün ve   Deprem  Gerçeği….

Yıllar gelip geçti. Daha dün gibi hatırladığım 17 Ağustos 1999 depremin üzerinden 10 yıl geçti. Depremi Gebze’de yaşayan biri olarak o günlerde yaşanan sıkıntıları yerinde görüp yazma fırsatı bulmuştum
Bugün 15 Ağustos. İki gün sonra büyük depremin yıldönümünü geliyor. Gazeteci ve belgesel tv programcısı olarak, günlerdir Deprem ile ilgili çok önemli araştırmalar yaptım. Depremi, depremin yaşandığı bölgelerde araştırma yapıp belgesel çekimi yaptım
Bugün baktığımızda 17 Ağustos’dan ders çıkarılmamış, Gittiğim bir çok bölgede hiç bir hazırlık yok. Deprem unutulmuş gibi
Bugün Gebze bölgesinde 13 OSB bulunuyor. Her birinden binlerce tonluk yakıt tankları mevcut. Özellikle Dilovası sahillerinde bir çok yakıt tankları patlamaya hazır bir bomba gibi duruyor. OSB’lerin depreme duyarsız kalışı çok düşündürücü. Konu ile ilgili gazetemizde geniş çaplı haber yaptık. Haber üzerine 13 OSB’den sadece GEPOSB duyarlı davranarak, deprem ile ilgili yaptığı çalışmaları gazetemize gönderdi. GEPOSB’un gönderdiği açıklamaya bugün gazetemizde arkadaşlarımız geniş yer verdi.
GEPOSB, bünyesinde bulundurduğu Arıtma tesisi ile geçtiğimiz aylarda çevre ödülüne layık görülmüştü. Bugün baktığımızda GEPOSB her konuda önlem alıyor. Ya diğer OSB’ler. Diğerleri ne yapması gereken arıtma tesisini yapıyor, Nede deprem ile ilgili ne gibi çalışmalar yapmışlar açıklama yapmaktan kaçıyor. Bu durum çok üzücü.
Yıllar 1999 gösterirken, bugünün sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, depremi Derince Belediye Başkanı olarak yaşamıştı. Sayın Bakan, Depremi yaşayan bir belediye başkanı olarak bölgesinde ne gibi sıkıntılar yaşandığının çok iyi farkında olduğunu düşünüyorum. Bugün Sayın Nihat Ergün’e çok büyük bir görev düşüyor. Sanayinin kalbi konumundaki Gebze bölgesinde çok ciddi bir OSB araştırma yapması gerekiyor. OSB’leri her konuda denetleme yapmalı. 17 Ağustos yaklaşırken, sayın bakandan ricamız bölgemizde bulunan OSB’lerin depreme ne gibi hazırlığı olduğunu takip etsin ve kamuoyu ile paylaşsın
Evet yıllar gelip geçti. Deprem sadece 17 Ağustos yaklaşırken gündeme geliyor. Artık Deprem’i depremin yıl dönümü yaklaşırken değil her zaman hatırlamayız
Bizden uyarması. Sanayi kenti Kocaeli bölgesindeki sanayi kuruluşları depreme hazır değil. OSB’lerde bile yeterli  deprem önlemi yok.
Başta Sanayi Bakanı Nihat Ergün olmak üzere, Büyükşehir Belediyesi ve Kocaeli Valiliğine büyük görev düşüyor.  Deprem’le ilgili önlemler alınsın. Depremi unutmayalım ve unutturmayalım

İSMAİL KAHRAMAN´IN DİĞER KÖŞE YAZILARINI OKUMAK İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKİ TIKLAYABİLİRSİNİZ

Nurs’dan Adana’ya

Ramazan ayı getirdiği; bereketi, huzuru ve mutluluğu ile yavaş yavaş veda etmeye hazırlanıyor. Daha dün başladı…Nasıl geçti anlayamadık. Bayram arifesindeyiz. Kültürümüzün çok değerli ve temel taşı olan Ramazan ayını çok özleyeceğiz. En çok da o iftar sofraları, sahur yemekleri, teravih namazında camilerin doldurulması ve o sıcak uzun yaz günlerinde sırf Allah rızası için tuttuğumuz oruçlar…

   Her Ramazan ayında mutlaka bir yurt dışı seyahat planlamaktayım. Hiç unutamadığım Ramazan ayı seyahatlerinden birisi Rodos diğeri de geçtiğimiz yıl Çeçenistan’ın başkenti Grozni’deki Ramazan coşkusu. 2 yıl önce Rodos’daki o sakin, huzur dolu ramazan günlerinin huzuru ile geçtiğimiz yıl Çeçenistan’daki binlerce Çeçen Müslüman ile birlikte açtığımız oruçlarımız Grozni Merkezdeki Sultanahmet Cami’nin benzeri Grozni Camii’nde kıldığımız teravihler Ramazan hatırası olarak hafızalarımızda yaşayacak.

  Bu yıl ramazan ayında yurt dışı yerine Türkiye’de kalmayı tercih ettim. Gebze ve İstanbul’daki Ramazan coşkusuna Akdeniz’i de ilave ederek Çukurova’nın bereketli toprakları Adana’da bir Ramazan coşkusunu yaşama fırsatı buldum. Değerli dost, vefalı insan Nurs Lokman hekim Şifalı bitkiler dünyası ve Koza TV yönetim kurulu başkanı Ercan yılmaz beyin davetlisi olarak Ramazanoğulları Beyliğine başkentlik yapmış, Adana’da Ramazan coşkusunu doya doya yaşadım.

   Adana’da Ramazan coşkusu bir başka güzel. Türkiye’nin bir çok yerinde ki sıcaklıktan çok daha fazla sıcak ve adeta güneşin beyinleri kaynattığı Adana’da ramazan coşkusunu yaşamak, Adanalıların o sıcak günlerde ki yaşadıkları sıkıntıları ve oruç tutma heyecanına biz de ortak olmak istedik. Adana gerçekten sıcak…O sıcak Adana’yı bana göre samimi ve sıcak insanlar serinletiyor.

   Adana’nın en önemli özelliği Seyhan nehri sahilinde ki Sabancı Camii. Ortadoğu’nun en büyük camilerinden birisi burası. Adeta Adana’nın sembolü. Adana’yı değerli arkadaşım Ercan Yılmaz bey ile gezdik. Adana’dan tüm dünyaya yayın yapan Koza TV’nin stüdyolarını gezip mikrofonlarına konuştuk.

   Nurs Lokman hekim şifalı bitkiler dünyası ve Koza TV’nin ortaklaşa organize ettiği geleneksel iftar yemeğine katılıp yüzlerce Adanalı ile birlikte oruçlarımızı açtık. Koza TV’nin canlı yayınına konuk olarak İslam dünyasında belgesel çektiğimiz ülkeler ile ilgili Koza TV izleyicileri ve iftar davetine katılanlara bilgiler verdik.

   Koza TV yönetim kurulu başkanı Ercan Yılmaz ve kardeşleri adeta bir birlik tablosu oluşturarak, 1990’da 22 yıl önce sıfırdan kurdukları tesislerde bugün yüzlerce kişi çalışıyor. Türkiye’de 800 civarında şifalı bitkiler satış noktası var. Dünyanın bir çok ülkesinin Türkiye’nin şifalı bitkilerini ihraç ederek Türkiye’ye döviz kazandırıyorlar, şifalı bitkiler dünyasında ki başarısını medya sektörüne de aktaran Ercan bey, medya sektöründe de başarısını tescillemiş durumda.

  Ercan bey ile  birlikte 3 yıl önce baba memleketi Bitlis’in Hizan ilçesi Nurs köyüne gitmiştik. Nurs köyü büyük fikir adamlarından Said Nursi ile adını dünyaya duyurmuş bir köy. Ercan bey köyünü çok seviyor. Geçmişinden kopmayan Ercan bey, köyünün büyük boy bir billboardını yaptırarak Adana’da ki fabrika binasına astırmış. Ercan bey her gün fabrikasına gidip gelirken köyünün resmini, dünyaya geldiği toprak damlı evi görerek fabrikaya girip çıkıyor. Bana göre Ercan beyin başarısında temel faktör geçmişinden kopmaması ve aile birlikteliği.

   Geçmiş çok önemli. Bir yerlere gelenler para kazanıp makam sahibi olanların bir çoğu, geçmişinden utanırlar, geçmişini adeta sır gibi karşılarlar. Geçmiş, geleceğin aynasıdır. İnsanlar geçmişleriyle gurur duymalı. Geçmişleri olmayanların geleceği de olmaz. Bir düşünürdün ifade ettiği gibi “Devlet ve milletler geçmişlerine ne kadar bakarlarsa  geleceklerine o kadar başarılı görürler.” Keşke başarılı olan herkes geçmişini unutmasa.

Evet sonuç olarak bu Ramazan coşkusunu Gebze ve İstanbul dışında Adana’da da yaşama fırsatım oldu. Adana’da bir başka başarılı vefalı dostla da karşılaşma imkanım oldu. Türkiye’nin çok önemli tarih araştırmacılarından Başbakanlık Osmanlı Arşivi uzmanlarından Adana Kozanlı tarihçi yazar Cezmi Yurtsever ile de sohbet edip hasret giderdik. Cezmi bey özellikle Orta Doğu tarihi üzerinde uzman. Bugün bir çok televizyonda kendini tarihçi olarak lanse eden ama Osmanlıca bile bilmeyen sözde tarihçilerin yanında Cezmi Yurtsever gibi gerçek tarihçilerinde olması kültür ve medeniyet tarihimizin açısından sevindirici.

  Bu yazıyla Nurs’dan Adana’ya bir başarı hikayesini anlatırken, Adana’da doya doya bir Ramazan-ı Şerif coşkusunu yaşadım. Sizleri de mübarek Ramazan ayı çıkmadan Ramazan coşkusunu farklı bir mekanda, farklı bir il de doya doya yaşamınızı tavsiye ediyorum. Şimdiden tüm İslam Aleminin Ramazan bayramını tebrik ederken akan Müslüman kanının durmasını, İslam coğrafyasına barış ve huzur getirmesini yüce Allah’tan niyaz ediyorum.

Kandiller ve Kadir gecesi

  Dini ve milli günlerimiz içerisinde kandillerin çok ayrı yeri ve önemi var. Bu dini günlerimize kandil denmesinin en önemli nedeni bu günlerde yaşanan hadiselerin insanlığı ve dünyayı kandil gibi aydınlatmalarıdır. Kandiller bütün İslam coğrafyasında kutlanmaktadır.

   Kandiller dolayısıyla cep telefonlarımız mesajlarla kilitlenmekte. Tanıyıp tanımadığımız herkesten kutlama mesajları almaktayız. Kandiller ne güzel günler. Camiler dolup taşmakta. Evlerimiz ve işyerlerimizde  bir başka huzur yaşamaktayız.

İsterseniz zamanı bir durduralım çocukluk yıllarımızda yaşadığımız kandillere tarihi bir yolculuğa çıkalım.

Kandil günleri,  bayram arefeleri, Ramazan ve Kurban bayramları çocukluğumuzu doya doya yaşadığımız o coşkulu yıllar. Hatırladığımızda bazen hüzünlenip bazen duygulanıp bazen de yaptığımız yaramazlıklarla kendi kendimize güldüğümüzü görür gibi oluyorum.

   Kandiller içerisinde Veladet Kandili’nin çok ayrı yeri ve önemi var. Mevlid Kandili olarak da bildiğimiz veladet kandilinde Allah Rasülü 571 yılında dünyayı şereflendirdiği gündür. Bunun dışında peygamberimizin Mirac’a çıktığı Miraç Kandili, ana rahmine düştüğü Regaip Kandili, bütün Müslümanların affedildiği berat Kandili, bin aydan hayırlı olan ramazan-ı şerifin 27’sinde idrak ettiğimiz Kadir Gecesi insanlığın aydınlandığı güzel ve anlamlı geceler.

    Bu gece İslam aleminin 5 kutsal gecesinden biri olan Kadir Gecesi. Ramazan sevincini coşkuyla yaşadığımız ve Ramazan ayının sonuna geldiğimiz şu günlerde Bin aydan daha hayırlı Kadir Gecesi’ni yad edeceğiz. Aslında Kadir Gecesi’nin tam olarak hangi gün olduğu bilinmemekle birlikte, gelenek üzere Ramazan ayının 27.gecesi Kadir Gecesi olarak idrak edilip, ihya ediliyor.

    Bin aydan daha hayırlı olması ve içinde daha bir çok önemi barındırdığı için olsa gerek Kadir Gecesi’nin hangi gün olduğu bir sır. Tabi biz peygamber Efendimizin “Kadir Gecesi’ni Ramazan ayının son 10 gününde arayın” Hadis-i Şerifine  uyararak şu günlerde ve bilhassa 27.gece olan bu gece Kadir Gecesi’ni coşkuyla ihya edeceğiz.

   Böyle önemli bir geceyi fırsat bilelim, ellerimiz semada dualar edelim. Ülkemizde akan şehit kanının, yeryüzünde akan Müslüman kanının durması için dualarda bulunalım. Sevdiklerimizle, ailemizle güzel bir gece geçirelim. Böyle önemli bir geceyi fırsat bilelim.

  Evet Kadir Gecesi Kuran-ı Kerim’in indirilmeye başladığı gecede. Onun için ramazan ayına Kuran ayı da denmekte. Kadir Gecesi Ramazan’a veda anlamı da taşıyor. Bin aydan hayırlı olan ve Kuran-ı Kerim’in indirildiği gece olarak da bildiğimiz Kadir Gecesi’nin tüm İslam alemine huzur ve barış getirmesi dileğiyle ihya etmeliyiz. Kadir Gecenizi tebrik ediyor, mübarek Kadir Gecesi yüzü suyu hürmetine akan Müslüman kanlarının durmasını, insanlığa barış ve huzur getirmesini yüce yaradandan diliyorum. Kadir Geceniz mübarek olsun.

Türkmenistan dan Gebze’ye Enerji çıkarması

Türkmenistan Orta Asya’nın ve Türk dünyasının enerji merkezi. Türkiye ile Türkmenistan arasında ilişkiler her geçen gün güçlenerek büyüyor. Türkmenistan ile Türkiye arasındaki ilişkinin iyi olması her iki ülkü için çok önemli. Türkiye’nin doğalgazdaki açığı gelecekte Türkmen gazı ile karşılanacak. Bu konuda iki ülke arasındaki iş birliğinin gelişmesi Türk dünyası içinde örnek teşkil edecek.

Türkmenistan Enerji bakanı Başkent Aşkabantın Belediye Başkanı ve Valisinin Gebze bölgesini gelerek Türkiye’nin önemli fabrikalarından Alstom da inceleme yapması ile ilgili Alstom dan yapılan açıklamada önemli konularına işaret edildi. Türkmenistan ın üst düzey yöneticilerinin Gebze’deki fabrikaya ilgi göstermesi iki ülke arasındaki ilişkinin gelişmesine de işaret ediyor.

Türkmenistan a giderek bu ülkede belgesel çekip araştırma yapan başykent aşka battan Selçuklu devletine başkentlik yapmış tarihi Merv şehrinde araştırma yaparak Türkmenistan gezimle ilgili ayrıntılı bir yazı kaleme almış Türkmenistan’ın orta Asya’nın  İsviçre’si olduğunu vurgulamıştım. Türkmenistan Cumhurbaşkanının geçtiğimiz aylarda yaptığı Türkiye ziyaretinden sonra Türkiye Türkmenistan ilişkisi ile geniş bir değerlendirmede bulunmuştum. Söz konusu yazımı  http://www.belgeselyayincilik.com/ismail-kahraman/makaleler/orta-asya%e2%80%99nin-isvicresi-turkmenistan%e2%80%99da-devri-alem linkinden inceleyip okuyabilirsiniz.

TÜRKMENİSTAN BELGESELİNİ İZLEDİNİZ Mİ?

Türkmenistan Türk tarihi içinde çok anlam ifade ediyor. Oğuz Türklerinin ata yurdu burası Selçuklu devletinin kuruluşuna başkentlik yapmış tarihi Merv şehri burada. Mevr ve Aşkabat şehrinde kaldığım birkaç gün benim için çok anlam ifade ediyor. Türkmenistan da binlerce yıllık Türk tarihini doya doya yaşadım. Türkmenistan ile ilgili hazırladığım belgeseli www.belgeselyayinciyik.com adresindeki belgeseller Linkinden izleyebilirsiniz

Araştırma yazımda da vurguladığım gibi Türkmenistan doğalgaz ve petrol zengini bir ülke ancak enerji alanında iki ülke arasında büyük kopukluklar var. Bugün hem Türkmenistan da hem de Türkiye’de binlerce Türk ve Türkmenistan vatandaşı yaşamasına rağmen, ticaret hacmi de istenilen seviyede değil. Ticaretin gelişmesi için özel çalışmalar yapılması iki ülke arasındaki üst düzey heyetin karşılıklı ziyaretleri ticareti de artıracaktır.

Gebze de kurulu Alstom fabrikasına Türkmenistan üst düzey devlet yöneticilerin ziyareti ile ilgili yapılan basın açıklamasında özetle sizlerle paylaşıyorum. Ümidimiz ve beklentimiz Türkiye Türkmenistan ilişkileri daha da gelişir ve güçleşerek büyür.

TÜRKMENİSTAN ENERJİ BAKANI ALSTOM TÜRKİYE’Yİ ZİYARET ETTİ 

Türkmenistan Enerji Bakanı Murad Artıkov ve Aşkabat Valisi ve Belediye Başkanı Şamuhammed Durduliyev, Çalık Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çalık, Çalık Enerji CEO’su Osman Saim Dinç ve Çalık Holding üst düzey yöneticileri ile birlikte Alstom’un Gebze’deki Güç Transformatörleri Fabrikası’nı ziyaret etti.

Dünyanın önde gelen güç transformatör fabrikalarından biri olan ve üretiminin %85’ini ihraç eden Alstom Gebze tesisini yerinde görmek isteyen heyete; Alstom Türkiye Ülke Başkanı Adil Tekin, Alstom Grid SECA (Güney Avrupa/Orta Asya) Ticaret Başkan Yardımcısı Tunç Tezel ve Alstom Grid Türkiye Anahtar Teslim Sistemler Ünitesi Genel Müdürü İlter Cambazoğlu eşlik etti.

Alstom Grid Türkiyen’in bölge ve dünyadaki referansları hakkında Türkmenistan Enerji Bakanı Murad Artıkov liderliğindeki heyeti bilgilendiren Alstom ekibi,  fabrika gezisi sırasında fabrikanın üretim süreçleri, kapasitesi ve kalitesi ile ilgili detaylı bilgi verdi.

Gezi boyunca, Alstom Gebze fabrikasının alanında dünyanın en büyüklerinden biri olduğunu ve dünyadaki sayılı akredite test laboratuarlarından birinin burada bulunduğunu öğrenen Artıkov; fabrikanın Türkmenistan’ın ihtiyacına uygun gerilim ve güç seviyelerinde muazzam bir referansı olduğunu görmekten dolayı memnunluk duyduğunu ifade etti.

Çalık Holding yetkilileriyle birlikte gelen Murad Artıkov ve Türkmenistan ekibinin ziyaretinden dolayı mutlu olduklarını söyleyen Alstom Türkiye Ülke Başkanı Adil Tekin; ‘Gebze’deki Güç Transformatörü Fabrikası’nda gurur duyduğumuz dünya standartlarındaki ürün ve hizmet kalitemizi Türkmenistan heyeti ile paylaşma fırsatı bulduk, ziyaretlerinden dolayı kendilerine ve Çalık Holding yetkililerine teşekkür ediyoruz’ dedi

Geçtiğimiz günlerde 36.000 MVA üretim kapasiteli Gebze tesislerinde dünyanın en büyük 3 fazlı ayarlı şönt reaktörünü üreten Alstom Grid Türkiye,  Nisan ayında da Alman Demiryolları için dünyanın en büyük konverter transformatörünü üretmişti. Firma 2010 yılında ürettiği dünyanın en büyük ark ocağı transformatörü (300 MVA) ile de rekoru hala elinde tutuyor.

Alstom Grid Türkiye Gebze tesisi; kalite standartları, modern üretim teknikleri ve kapsamlı test laboratuarları ile güç iletimi alanında sadece Türkiye’de değil dünya genelinde öncelikli tercih ediliyor. Üretiminin yaklaşık %85’ini dünyanın dört bir yanındaki ülkelere ihraç eden firma elektrik iletim ve dağıtım alanında ‘ihracat şampiyonu’.

Evet, sonuç olarak Türkiye Türkmenistan dost ve kardeş iki ülke bir başka ifade ile iki devlet bir millet. Ama ne acıdır Türkiye, Türkmenistan doğalgazını Rusya üzerinden alıyor. Ticaret hacmi istenilen seviyede değil. Türkmenistan devletinin üst düzey yöneticilerin Gebze’ye yaptığı bu ziyaret ticari gelişmelere ivme kazandırır. Türkmenistan gerçekten Orta Asya’nın İsviçre’si.

Validen Hünkar Çayırı açıklaması

 Hünkar Çayırı ile ilgili yazılarımız büyük ilgi uyandırdı. Bir çok okurumuzdan ve Devri Alem Belgesel TV programı izleyicisinden mesajlar, telefonlar alıyoruz. İmza kampanyası başlatalım diyenler, Hünkar Çayırı’nda toplanarak kültürel organizasyon yapalım diyenler, bir çok öneride bulunanlar var. Öncelikle kendilerine teşekkür ederek bugün yine Hünkar Çayırı ile ilgili yazmaya devam ediyorum.

 VALİ AÇIKLAMA YAPMALI
Vali Ercan Topaca, Kocaeli’de göreve başladıktan sonra kültürel hizmetler, tarihi eserlere verdiği önemle de dikkat çekti. Göreve gelir gelmez Kocaeli’nin kültür ve tarih değerlerinin envanterini çıkardı. Fatih’in Otağı’nda bizzat inceleme yapıp, Gebze kervansarayı ile ilgili çalışma başlattı. Fatih Otağı’nın bulunduğu alanı Modern Kent Park yapılacağını açıklamıştı. Bununla ilgili haber ve fotoğrafları  http://gebzegazetesi.com/GebzeHaber/haber_detay.asp?haberID=11706&haber-hunkar-cayiri-kent-park-oluyor  Adresinden okuyup görebilirsiniz
Vali beyin bu açıklaması üzerine bizde heyecanlandık, işin takipçisi olduk. Ve her fırsatta kendisine Hünkar Çayırı’nı hatırlattık. En son görüşmemizde bazı pürüzler ve engellerden söz etti. Vali Bey’den Gebze kamuoyu ve okurlarımız adına Hünkar Çayırı ile ilgili net bir açıklama bekliyoruz. Hünkar Çayırı’nda Kent Parkı yapılmasına kimler karşı çıkıyor, hünkar Çayırı’nda neler oluyor, Kocaeli kamuoyu bunları bilip öğrenmelidir. Ümidimiz Vali bey kısa sürede bu konuda açıklama yapar ve kamuoyunu bilgilendirir.

VALİ BEYİN KOCAELİ KÜLTÜRÜNE BÜYÜK HİZMETİ
Bir çok Vali gördük. Vali Ercan Topaca’yı ilk gördüğümüzde “Recep Yazıcıoğlu gibi bir Vali”! diye vasıflandırmıştık. Gerçekten de Kocaeli’de iz bırakan, çevreye verdiği önemle tanınan, halkın içinden çıkmayan, en önemlisi kültürel eserlere sahip çıkan bir Vali olarak tanınıp algılanacaktır.
Vali beyin kültürel sahada ki hizmetleri Devri Alem programı olarak bizimde ilgimizi çekti. Vali Ercan Topaca ile “Marka şehir Kocaeli’de Devri Alem” adıyla bir belgesel TV programı hazırlayarak bir çok televizyon kanalına gönderdik. Ve hala ulusal ve yerel TV kanallarında yayınlanan “Marka şehir Kocaeli” belgeseli büyük beğeniyle izlenmekte.
Bugüne kadar bu belgeseli izleyemeyenler http://www.belgeselyayincilik.com/belgesel-tv/belgeseller/yurt-ici/koceli-kultur-belgeseli Adresinden izleyebilirsiniz. Vali beyin belgeselde yaptığı açıklamalar, Kocaeli’de ki tarih ve kültür değerlerine verdiği önemi marka şehir Kocaeli bölgeselinde belgeselleştirdik. Sizlerde bu belgeseli izlediğinizde Vali beyi bir kültür adamı olarak da minnet ve şükranla anacaksınız.
Hünkar Çayırı ile ilgili yazdığımız yazılar adeta tıklanma rekoru kırdı. Binlerce kişi siteyle girerek yazımızı okuyup belgeseli izledi. Bu durum konunun ne kadar önemli olduğunu göstermekte. Buradan milletvekillerimize, belediye başkanlarımıza ve özellikle AK Parti Kocaeli il başkanı sayın Mahmut Civelek beye seslenmek istiyorum. Hünkar Çayırı’na sahip çıkarak tarihi bir hizmete imza atıp, şu fani dünyanın gök kubbesinde hoş sedalar bırakabilirsiniz. AK Parti il başkanı sayın Civelek ile Gebze belediyesi tarafından organize edilen Fatih’i anma programında yaptığımız söyleşiyi http://gebzegazetesi.com/GebzeHaber/yazar.asp?yaziID=12592 Adresinden okuyabilirsiniz.
Tarihi Hünkar Çayırı ile ilgili araştırma yazılarımız ve Belgesel TV program çekimlerimiz önümüzde ki günlerde de devam edecek. Yine sizleri daha önce kaleme aldığım “Hünkar Çayırı’na Fatih müzesi” başlıklı bu sütunda yer alan yazımla baş başa bırakıyorum. Daha önce yazdığım yazıları www.gebzegazetesi.com ‘dan okuyabilirsiniz. (10.08.2012)

Hünkar Çayırı ranta kurban mı gidiyor?

Anadolu Sağlık Vakfı’nın Tıp Fakültesi için hastane kurma girişimi ve Büyükşehir Belediye Başkanı’nın konuyu Başbakan’a taşıyarak aracılık yapması Hünkar Çayırı’nı yeniden gündeme getirdi. Türk tarihi için çok önemli olan Hünkar Çayırı üzerinde bugüne kadar büyük oyunlar oynandı.   Anadolu Sağlık Vakfı’nın şimdi de Tıp Fakültesi kurma adı altında birinci derecede sit alanı olan Fatih’in vefat ettiği tarihi Hünkar Çayırı üzerinde sinsi ve gizli planlar yapılıyor. Sadece Anadolu Hastanesi değil, Türkiye’nin Milli Otomotiv endüstrisi olan TOE’nin arazisini bir oldu bittiyle ele geçiren Karadeniz Holding’de Hünkar çayırı sahillerine konteynır limanı yapmak için var gücüyle çalışıyor, hatta kendilerini bazı Bakanların yakını bile olduklarını iddia ediyorlar.

  Bu konuda sayın Karaosmanoğlu’nun Başbakan ile yaptığı görüşmeyle ilgili haber basında geniş şekilde yer almıştı. Gazetemizde de yer alan bu yazıda açık açık Anadolu Hastanesi’nin Hünkar Çayırı’na Tıp fakültesi kurması konusunda açıklama da yapılmıştı. İsterseniz Büyükşehir Belediyesi basın merkezinden gelen haberi www.gebzegazetesi.com Adresinden okuyabilirsiniz.

BAŞKAN NEDEN ARACI OLDU?

Hünkar Çayırı üzerine büyük oyunlar oynanırken Büyükşehir Belediye Başkanı sayın İbrahim Karaosmanoğlu’nun Anadolu Hastanesinin Tıp Fakültesi yapma girişimiyle ilgili Başbakan’a gitmesi üzerinde ciddi olarak durulması gereken husus. Burası üzerinde oynanan oyunları, gizli planlar ve birinci derecede sit alanı olan tarihi Hünkar Çayırı’nı betonlaştırmaya yönelik girişimlere sayın Karaosmanoğlu destek değil tam anlamıyla karşı olmalıdır.

HÜNKAR ÇAYIRI’NIN TARİHİ ÖNEMİ  

Bu konuda biz Gebze Gazetesi ve Devri Alem belgesel TV programı olarak üzerimize düşen tarihi görevi yerine getirmeye ve her türlü mücadeleye dün olduğu gibi bugünde devam edeceğiz. Hünkar Çayırı sadece Osmanlı-Türk tarihi için değil, İslam tarihi, Bizans ve Doğu Roma tarihi içinde çok önemli. Tarihi Hünkar Çayırı bir çok olaya sahne olmuş, Bitinya, Roma ve Bizans döneminde bir çok olaylar yaşamış, İstanbul’u fethe gelen İslam askerleri Hünkar Çayırı’nda karargah kurmuşlar, Osmanlı’yı modern anlamda devlet olarak kuran Sultan Orhan Gazi, Bizans askerleriyle gerçekleştirdiği Palekanon Savaşı’nı Çayırova bölgesinde yaparak, Bizans ordusunu yenerek Osmanlı’nın cihan devleti olduğunu kanıtlamış, Fatih Sultan Mehmet hünkar Çayırı’nda karargah kurduğu zaman 3 Mayıs 1481’de burada vefat etti. Konuyla ilgili bilgi ve belgeleri içeren, “Orhangazi’den Fatih’e, Hünkar Çayırı’nda Çayırova’ya belgeseli” www.gebzegazetesi.com sitesinde ki Gebze Gazetesi TV bölümünden izleyebilirsiniz. Ayrıca Gebze Belediyesi tarafından geniş çaplı gerçekleştirilin Fatih’i anma programıyla ilgili haber ve açıklamaları http://gebzegazetesi.com/GebzeHaber/yazar.asp?yaziID=12592 adresinden okuyup, izleyebilirsiniz.

BAŞBAKAN’A MEKTUP YAZACAĞIZ

   Yukarıda ki açıklamalarımız ışığı altında Başbakan sayın Erdoğan’a bir mektup kaleme almak ve konuyu kendisine iletmek istiyorum. Hünkar Çayırı üzerinde oynana büyük oyunları ve Hünkar Çayırı’nın Türk Kültür tarihine kazandırılması konusunda kamuoyunun istek ve taleplerini kendisine iletmek istiyorum. Başbakan Erdoğan’a yazacağım mektubu yarın sizlerle bu sütunda paylaşacağım.

Gebze Milli Eğitim’in başarısı

İstanbul’dan sonra Türkiye’nin en çok vergi veren istihdam meydana getirip, üretim yapan en zengin ili olan Kocaeli’nin Lisans Yerleştirme sınavlarında ki başarısızlığı yani sondan üçüncü olmamız üzerine tartışmalar ve tepkiler devam ederken, önemli bir gerçeği de göz ardı ettik. Kocaeli genelinde ki bu başarısızlıktan Gebze’de etkilendi. Ancak Gebze’nin her geçen dönem başarı oranının da arttığı önemli bir gerçek.

Milli Eğitim ile ilgili ayrıntılı bir araştırma yaparak Kocaeli ilçeleri arasında Gebze Milli Eğitim Müdürlüğü’nün başarısını rakamlarla bugün ortaya koyduk. Vekaleten yürütülmesine rağmen Milli Eğitim müdürlüğü ve Gebze Eğitim camiasını kutlamamız gerekiyor. Canla başla çalışarak Türkiye sıralamasında Gebze’nin adından söz ettirdiler.

EĞİTİM SEFERBERLİĞİ BAŞLATMALIYIZ

Eğitim sadece devletin ve eğitimcilerin üzerinde kalmamalı. Eğitim için topyekun seferberlik başlatılmalı. Çocuklarımızı okula gönderiyor, bir kez olsun okula giderek araştırma yapmıyor, okulla ilgilenmiyoruz. Bu kadar ilgisizlik elbette başarısızlığı getirecektir.

2012-2013 eğitim ve öğretim yılı için hazırlıklar yapılıyor, kayıtlar başladı. Bazı veliler gelerek kayıt parası alınıyor diye feryat edecekler. Aslında veliler olarak biz eğitim kurumlarına maddi ve manevi destek olmalıyız. Çocuklarımızın okuduğu her okulu birer özel eğitim kurumu haline getirmek için canla başla çalışmalıyız. Okullarda ki sorunu çözmek için çocuk velileri olarak öncelikle biz maddi ve manevi katkıda bulunmalıyız.

ÇOCUKLAR GELECEĞİMİZ

Üzülerek söylemek gerekirse son 20 yıldır bir çok devlet hizmetinde olduğu gibi eğitimde ticarileşti. Dershanecilik ve özel eğitim eğitimde ki sorun ve sıkıntıları körükledi. Çocukların okuduğu okula az veya çok maddi katkıda bulunmayan veli, dershanelere milyarlar vermekte. Aslında iyi bir okulda eğitim gören, özverili öğretmenden ders alan öğrencilerin dershaneye ihtiyaç duymayacağına inanıyorum. Öğretmenler sınıfını ve okullarını her bakımdan örnek bir kurum haline getirerek eğitim ve öğretim hizmeti verebilirler. Veliler olarak bizde eğitimcilere maddi ve manevi olarak destekleyip teşvik etmemiz gerekir. Çocuklarımızın geleceği için bütün okulları birer özel eğitim kurumu haline getirmeliyiz.

 LYS’DEKİ GEBZE’NİN BAŞARISI

2012 LYS’de Gebze’nin büyük başarısı göze çarptı. Kocaeli’nin MF puan türünde 77.sırada yer aldığı 2012 LYS’de Gebze, Kocaeli’yi sırtlayan ilçe oldu. Türkiye sıralamasında ilimizden 63 öğrenci ilk 1000’e girerken, bu 63 öğrencinin 26 tanesi Gebze’den çıktı. İlçeler bazında Gebze birinci olurken, İzmit’ten 21, Başiskele’den 8, Darıca’dan 6 ve Kartepe’den 2 öğrenci ilk 1000’de yer aldı. Vekalet düzeyinde yönetilen Gebze’nin Milli Eğitim’de elde ettiği başarılar göz kamaştırırken, milli eğitim müdür vekili Hakkı Özgür ve şube müdürleri gece gündüz çalışarak sorunların çözümüne ve çıtanın daha da yükselmesine yönelik adımlar atıyor.

İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün yoğun gayretleriyle SBS’de de başarı grafiği her geçen yıl artıyor. 2009 SBS’de 283 puan alan ilçemiz, 2010’da 302, 2011’de 287 ve 2012 SBS’de 304 puan ortalaması tutturdu. Geçtiğimiz yıl ilçeler bazında 7.sırada yer alan Gebze’nin bu yıl ilk dörde girdiği tahmin ediliyor. SBS’de bu yıl Gebze’den 5065 öğrenci sınava girerken, 743 öğrenci 400 puan barajını aştı, 4 öğrenci de 500 tam puan almayı başardı.

TEBRİK EDİYORUZ

Evet görüldüğü gibi Kocaeli genelinin durumu ve Gebze’nin başarısını rakamlarla ortaya koyduk. Tekrar Gebze’nin adını zirveye yazdırdıkları için Gebze milli Eğitim müdürlüğü ve eğitim camiasını tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum.

Kutsal Aile Yuvası korunmalı

İnsanın, toplumun ve devletin kutsalları vardır. Aile yuvası kutsallarımızın başında gelir. Ancak kutsal aile yuvası her geçen gün çatırdıyor. Boşanmalar, hızla artarken, en ağır bedeli çocuklar ödüyor.

TRT’de “Ömür dediğin” adlı dizi çok önemli. Yapımcısını gerçekten kutluyorum. Bu program dizisinden o kadar ders ve ibret alınacak hikayeler var ki, keşke gençlerimiz bu programı izleseler. Gençlerimiz bu programı izlemek yerine aile yuvasını dinamitleyen programları izliyorlar.

Dünyada yaşayan bütün toplumlarda ailenin önemli olduğu bir gerçek. Bizim toplumumuzda ise çok daha önemli. Ancak her geçen gün boşanmalarda ki artış, incelendiğinde eften püften sebeplerle boşanıldığını üzülerek görmekteyiz.

Geçtiğimiz yıllarda Gebze Aile mahkemesi ile ilgili yaptığım bir araştırmada bir yılda 2 bin 40 çiftin boşanmak için Gebze’de aile mahkemelerine başvurduğunu üzülerek gördüm. Kocaeli’de son altı ay içerisinde 734 çiftin boşanması acı gerçeği ortaya koyuyor. Türkiye genelinde ise bu altı aylık dönemde Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre 33 bin 474 çift mahkeme kararıyla boşanmış.

Osmanlı’nın 623 yıllık süre içerisinde toplam 20 bin çiftin boşandığını dikkate alırsak, kutsal aile yuvasının nasıl erozyona uğradığını net olarak görmüş oluruz. TÜİK verilerine göre Kocaeli genelinde 2012 yılının ilk 6 ayında boşanma oranlarıyla ilgili verileri özetle sizlerle paylaşmak istiyorum:

“Boşanma istatistikleriyle ilgili gazetemizin yaptığı inceleme de boşanma yaşının erkeklerde en çok 30-34 yaş aralığında 179 olarak yansırken, kadınlarda ise boşanma en çok 25-29 yaş aralığında meydana geldi. 16-19 yaş aralığı ve 60 yaş üstünde boşanma olayı neredeyse hiç görülmezken, evlilik süreleri göz önüne alındığında birbirleriyle uzun yıllar beraber olan evli çiftlerin daha çok boşandığı görüldü. 16 yıldan fazla evli olan 169 çift boşanırken, bu kadar yıl aynı yastığa baş koyan insanların ayrılmaları şaşırttı.”

Görüldüğü gibi durum dehşet. Bu kötü gidişe dur demek gerekiyor. bu noktada daha önce bir çok yazı kaleme almıştık. Yazdığım bu yazılar büyük ilgi uyandırmış ve bir çok okurdan mesajlar almıştım. Yazdığım yazıları

http://gebzegazetesi.com/GebzeHaber/yazar.asp?yaziID=11674

http://gebzegazetesi.com/GebzeHaber/yazar.asp?yaziID=8587 adreslerinden okuyabilirsiniz.

Geçtiğimiz günlerde Gebze Tübitak Bilim Olimpiyatlarına gelen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sayın Fatma Şahin ile Kocaeli milletvekili Sibel Gönül’e kutsal aile yuvasının yıkılmakta olduğu, boşanmaların arttığı ve boşanan çiftlerin çocuklarının çok zor durumda olduğunu ortaya koyan araştırmamı kendileriyle paylaşmıştım. Ailenin korunmasıyla ilgili TV dizileri yapılması noktasında talebimi kendisine iletmiştim. Yaptığımız bu talebin ısrarla takipçisi olacağız. Başta TRT olmak üzere özel kanallar, ailenin önemini anlatan, eşler arasında sevgi, saygı, vefa ve özveri duygusunu teşvik eden diziler ve programlar yapmalı. Bir kez daha talebimizi buradan yazılı olarak Sayın Bakan Fatma Hanıma iletiyorum.

 

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na

                                                                                                                               Ankara

 

Türkiye’nin en büyük sorunlarından birisi kutsal aile yuvasının yıkılmaya yüz tutması ve boşanmalar yüzünden, çocukların ortada kalmasıdır. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın Toplumsal yara olan bu önemli soruna çare bulması için eğitici ve öğretici faaliyetler yapmalıdır.

Bu kapsamda başta TRT olmak üzere özel kanallar, radyo ve gazeteler aracılığıyla ailenin önemini ortaya koyan programlar hazırlanarak kamuoyu aydınlatılmalıdır. Bu konuda Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın yaptığı çalışmalar ve yapacağı çalışmalar hakkında bilgi edinme yasası çerçevesince bilgi istiyor, başarı dileklerimizle saygılar sunuyoruz.

 

MHP Suriye politikasına neden karşı?

Hafta sonu Gençsiad’ın Dilaş restoranda düzenlediği iftar programına katıldım. Değerli dostum Gençsiad Başkanı Muzaffer Koşan bey, iftara MHP Genel başkan yardımcısı, eski Bakanlardan Konya Milletvekili Faruk Bal’ın da katılacağını söyleyince iftar programının benim için ayrı bin anlamı oldu.

   Faruk Bal, Türk siyasetinin önemli isimlerinden ve MHP’nin A takımından. İftar öncesi Muzaffer Koşan bey, sayın Bal ile bizi tanıştırdı, Türk-İslam coğrafyasında belgesel çektiğimizi söyleyince kendisine Türk dünyası ile ilgili belgesel çekimleri yaptığımız bölgeler hakkında bilgi verip, 73 ülkede yaptığımız çekimlerin kısa bir özetini sunduk.
AFGANİSTAN’DA Kİ MEVLANA’NIN EVİYLE İLGİLENECEK
Sayın Bal’ı Mevlana diyarı Konya’dan olması dolayısıyla kendisine Afganistan’ın Belh kentinde Mevlana’nın dünyaya geldiği evi bulduğumu, evin Afgan Devlet yöneticileri tarafından tamir ettirilmediğini, Mevlana’nın evine sahip çıkılması için kendisinden destek istedim. Sayın Bal konuyla yakından ilgilendi, bu konuda bilgi ve belge istedi, bizde kendisine gerek Türk Makamları ve gerekse Afganistan’ın Ankara Büyükelçiliği ile yaptığımız görüşmelerin özetini kendisine göndererek, Pamir dağları eteklerinde Maveraünnehir bölgesinde yıkılmaya terk edilen Mevlana’nın eviyle ilgili belgeleri göndereceğimizi söyledik.
Afganistan ile ilgili en kapsamlı araştırmayı Devri Alem belgesel programı olarak bizler yaptık. Bu konuda 4 ayrı belgesel hazırladık. “Belh’ten Konya’ya Mevlana belgeseli”, “Horasan’dan Afganistan’a Kültür dünyamız”, “Afganistan 1 ve 2. bölüm” şeklinde 4 ayrı belgesel hazırlayarak kültür tarihimize hizmet etmenin haklı gurur ve mutluluğunu yaşıyoruz. Mevlana belgeselinin hazırlanmasında maddi ve manevi destek veren sayın Muzaffer Koşan’a buradan teşekkür etmek istiyorum. Yaptığımız bu çalışmaları www.belgeselyayincilik.com adresinden Afganistan’da Devri Alem ve Belh’ten Konya’ya Mevlana başlığından okuyup, izleyebilirsiniz.
KONYA İŞADAMLARI İLE KONYA BELGESELİ

Gençsiad iftarında değerli dostum Muzaffer Koşan, Konya İşadamları Derneğinin kurulduğunu, Konyalı işadamlarının  kültürel çalışmalar yapmak istediğini ve Mevlana diyarı Konya’nın tanıtımına yönelik bir belgesel çekimi yapmak istediklerini de söyledi. En önemli hizmet kültürel hizmetler. Makam ve mevkilerin gelip geçtiğini, kubbede baki kalan hoş sedaların olduğunu görüp yaşıyoruz.
MHP NEDEN HÜKÜMETİN SURİYE POLİTİKASINA KARŞI
İftar yemeği bir anlamda Türkiye-Ortadoğu ilişkileri konferansına da sahne oldu. İftar yemeğinin onur konuğu MHP Genel başkan yardımcısı eski Bakanlardan Faruk Bal’ın Türkiye-Ortadoğu ilişkileri ile ilgili yaptığı konuşma iftar yemeğine damgasını vurdu. Bu konuşma MHP’nin, hükümetin Suriye politikasına neden karşı çıktığının da bir belgesiydi. Konuşmanın bütününe baktığımızda konuşma çok önemli, adeta bir tarih seyrini andırıyordu. Tarihe not düşüp, zamana noterlik yapma adına sayın Bal’ın yaptığı konuşmadan kısa bir özeti sizlerle paylaşmak istiyorum. Sayın bal’ın konuşmasından bazı bölümleri birlikte okuyalım.
“…Türkiye’nin Orta Doğu ve Suriye politikası çok yanlış. Türkiye, Suriye’de sıcak bir çatışmaya girerse, ilk kez Türk-Arap kanı dökülecektir. Bu kanın dökülmesiyle Türk-Arap ilişkileri hiçbir zaman düzelmez, büyük sıkıntılar yaşanır. Ayrıca Şia dünyası ile sıcak çatışma ortamına girilmesi, 250 yıldır savaş yapmadığımız sınırlarımızın değişmediği, Türk-İran ilişkilerine de kan bulaşmış olacaktır. Türk-İran ilişkilerinin sıcak çatışmaya girmesi, sadece bölge için değil, dünya için felaket olur. Gerek Suriye, Gerek Irak ve gerekse İran Türkiye’nin en büyük sınır komşularıdır. Komşularla sıfır problem diye yola çıkan hükümet bugün sıcak çatışma ve savaş tehdidi ile karşı karşıya bulunmakta. Türkiye, Orta Doğu politikasını yeniden gözden geçirmeli. Hükümet günlük politikaları bırakmalı, geçmişten ders alarak geleceği şekillendirmeli. Önümüzde ki günler ve aylar Türkiye için çok sıcak ve sıkıntılı geçecek. Hükümet, eleştirileri dikkate almalı, Türk-Ortadoğu dış politikasını yeniden gözden geçirmelidir…”
Sayın bal gerçekten önemli konulara temas etti. Biz olaya siyasi gözle bakmıyoruz. Bugün Hükümet icarının başında. Acaba ne tür öngörüleri var, mutlaka devlet adına önemli şeyler yapıyorlardır. İktidarı ve muhalefeti ile Türkiye dış politika da birlikte olmalı. Ancak bu birliktelik bir türlü sağlanamadı. Hükümet ayrı şeyler söylüyor, CHP ayrı telden çalıyor, MHP ise bambaşka şeyler anlatıyor. Keşke bir birliktelik ortaya koyabilsek. Gerçekten Türkiye-Ortadoğu politikası milli bir dava. İnşallah sıcak savaş ortamına girmeyiz.

MHP TEŞKİLATI NEDEN YOKTU?
Genel başkan yardımcılarının onur konuğu olarak katıldığı Gençsiad’ın iftarında gözler MHP’nin Kocaeli ve Gebze teşkilatı yetkililerini aradı. Ancak il teşkilatından ve Gebze ilçe teşkilatından kimse yoktu. Ancak Çayırova ve Dilovası ilçe teşkilatları iftar yemeğindeydi. Ne olursa olsun birlik ve beraberlik ayında MHP’nin Kocaeli İl başkanı, Genel başkan yardımcısının yanı başında görmek isterdim. Acaba neden katılmadı? Açıklama yaparsa burada yayınlarız. Böyle anlamlı ve kapsamlı bir iftar düzenlediği için Gençsiad başkanı sayın Muzaffer Koşan’a teşekkür ederek yazımı noktalıyorum.