Karaosmanoğlu ile Gaziler Dağı’nda Devr-i Alem

Büyükşehir Belediye Başkanı Karaosmanoğlu ile Gaziler Dağı’nda Devr-i Alem

Karaosmanoğlu adaylığını açıkladı

İsmail Kahraman’ın kalemi, Sercan Atalay’ın kamera ve fotoğrafları eşliğinde Büyükşehir belediye başkanı İbrahim Karaosmanoğlu ile Gaziler Dağı’nda belgesel çekimi ve röportaj yaptık. Karaosmanoğlu’ndan tarihi açıklamalarının yanında, Karaosmanoğlu önümüzde ki seçimlerde aday olacağını ilk kez Devri Alem kameralarına açıkladı.

Sağlıklı yaşam yürüyüşünde Gebze Belediye Başkanı Adnan Köşker Devri Alem kameralarına Gaziler Dağı’nda önemli açıklamalar yaparak Gaziler Dağı’nda sağlıklı yürüyüş yapmak için tüm Gebzelileri Gaziler Dağı’nda yürüyüşe davet etti. Yürüyüşün belgesel görüntülerini www.gebzegazetesi.com.tr Devr-i Alem TV ve www.belgeselyayincilik.com da ki Belgesel Haber Ajansı (BHA) adreslerinden zleyebilirsiniz.

Büyükşehir Başkanı Karaosmanoğlu ile tarihi röportaj

Sağlığımızın ve zamanımızın kıymetini ne kadar biliyoruz? Sağlımız için kendimize zaman ayırabiliyor muyuz? En önemlisi kendimizi işe kaptırıp zamanımızı kullanırken sağlığımıza, ailemize, dostlarımıza, zaman ayırıp yaşadığımız bölgede ki değerlere ne kadar sahip çıkıyoruz?

Kocaeli kamuoyunun yakından tanıdığı, yuvacık belediye Başkanı olarak Belediyeciliğe adımını atan, 2 dönemdir Kocaeli Büyükşehir belediye Başkanı olan Sayın İbrahim Karaosmanoğlu hem sağlığının hem de bölgede ki marka değerlerin kıymetini bilen bir isim. 9 yıldan beri büyükşehir Belediye Başkanı olarak Gaziler dağı, Çayırova Kuştepe mesire alanı ve darıca sahilinde sağlıklı yürüyüşler yaparak örnek oluyor. Gebze, Darıca, Çayırova  ve Dilovası’nda yaşayan bir çok insan bölgelerde bir kez yürüyüş yapmazken, Başkan’ın her hafta buralara gelip yürüyüş yapması ilgimizi çekti, Başkan ile Gaziler Dağı’nda söyleşi yapmaya karar verip, dün Gaziler Dağı’nda tarihi bir söyleşi gerçekleştirerek sayın başkan’a ilk sorumuzu yönelttik.

Yürüyüşlere nasıl zaman ayırıyor

Başkan’a, ilk sorumuzu bu kadar yoğun ve yorucu iş yükü içerisinde yürümeye nasıl zaman ayırıyorsunuz?” oldu. Başkan, yürüyüş temposuna ara vermeden sorularımızı şu şekilde cevaplandırdı:

“Yürümek, insanın kendisine ayıracağı en değerli zaman. Sağlık için yürüyorum. Yürürken dostlarımla buluşup konuşuyoruz. Gaziler Dağı ve diğer ilçelerde ki yürüyüş alanları çok muhteşem. Buraların kıymetini bilmeliyiz. Yürüyüşler yaparak, sağlığımıza zaman ayırmalıyız. Gaziler Dağı’na ve diğer yürüyüş yaptığımız alanlara yıllar önce ağaç dikmek suretiyle yeşillendiren insanları, minnet, şükran ve hayırla yad ediyorum. Buralarda yürümek çok güzel. Sağlığımız için mutlaka yürüyelim. Herkesi yürümeye davet ediyorum.”

Hiç hasta olmadım

Yürümek, en büyük doktor. Sağlık için, hasta olmamak için yürüyelim. Hiçbir rahatsızlığım yok. Bunu sağlıklı yürüyüşe borçluyum. En son doktora 2 yıl önce sırf kontrol amacıyla gittim. 60 yaşındayım, şeker, kolesterol ve bir çok rahatsızlık bu yaşlarda kendini gösterir. Ama hamd olsun hiç birisi yok. Bunu yürümeye borçluyum. Her hafta yürümeye çalışıyorum. Zamanı verimli kullanıyorum. Gaziler Dağı’nın o oksijen dağıtan çamları arasında 5 kilometre yürüyerek güne sağlıklı ve zinde başlıyorum. Herkesi burada yürümeye davet ediyorum.”dedi.

 Yürümek aile mutluluğunada katkı sağlıyor

Sağlıklı sabah yürüyüşlerinin herkes için önemli olduğunu ama aileler için çok daha önemli olduğunu söyleyerek ailelere Devri Alem kamerası ve gazetemiz aracılığıyla çok önemli bir çağrıda bulundu. Başkan, ailelere yaptığı çağrıda şunları söyledi.

“…Aileler arasında büyük kopukluk var. Günü yoğunluk ve stresin yanında özellikle hanım kardeşlerimiz evlerde TV dizilerine kendilerini kaptırıyor. Akşamları bile aileler konuşma yerine zamanlarını yalan, dolan, ahlaksızlık ve aile saadetini yıkan TV dizilerinin karşısında zaman harcanıyor. Bu yüzden boşanmalar meydana geliyor. Bir çok çocuk, aile sevgisinden mahrum yetişiyor. Büyükşehir belediye başkanı olarak buradan tüm ailelere bir çağrıda bulunmak istiyorum. Aile saadeti ve mutluluğu için yürüyüşler yapın. Haftada bir gün aile ve çocuklarla birlikte yürüyüşler yaparak aile ortamını kuvvetlendirip, sevgi ve saygıyı artırıp aileye zaman ayırın. Bu tür sağlıklı yürüyüşler aile mutluluğuna da büyük katkısı olacaktır.

Türk Dünyası Belediyeler Birliği ile ilgili çalışmalar

“Türk dünyası Belediyeler Birliği Başkanı olarak da Uluslar arası hizmet yapan bir kuruluş. 24 ülkeden 1052 belediyenin üye olduğu, Türk dünyası Belediyeler birliği çok büyük hizmet yapıyor. Bu hizmetler, birlik ve beraberliği de büyük katkı sağlıyor. Önümüzde ki dönemde Türk Dünyası ve Akraba topluluğu Belediyleler birliği olarak adını değiştireceğiz. Dost ve kardeş ülkeleri de birliğe dahil etmek istiyoruz. Bu kapsamda Kafkasya, Rusya, balkanlar ve Arap dünyası ve Afrika ülkelerinden belediyeleri de üye yaparak tarihi hizmetlere imza atmak istiyoruz. Bir çok hizmet yapıldı, emeği geçen arkadaşlara teşekkür etmek istiyorum. “ şeklinde konuştu.

Başkan´a Türk Dünyası ile ilgili bilgi

Büyükşehir belediye başkanı Karaosmanoğlu’na Gazetemiz kurucusu ve Devri Alem belgesel programı yapımcısı İsmail Kahraman, Türk dünyası ile ilgili yaptığı araştırmalar ve özellikle Doğu Türkistan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Azerbaycan, Afganistan, Türkmenistan ve Moğolistan’da ki Orhon abideleri, Ötüken ve Çin seddinde ki yaptığı araştırmalarla ilgili bilgiler verdi. Türk Dünyası’nda ki belediyelerle Türkiye’de ki belediyeler arasında kardeş şehirler kurulmasını örneğin, İzmit ile Doğu Türkistan’ın başkenti Urumçi’nin, Kaşgar ile Gebze’nin kardeş şehir yapılarak dostluk ve kardeşlik bağı kurulması önerisine Başkan Karaosmanoğlu destek vererek Türk dünyası ile ilgili yapacağımız gezilere belgeselci olarak sizleri de davet edeceğiz.” Şeklinde açıklama yaptı.

Yeşile ve ağaca sahip çıkmalıyız

Başkan Karaosmanoğlu ve yürüyüş arkadaşları ile Gaziler Dağı’nın muhteşem manzarasında ağaçlar altında yürüyüşümüzü sürdürürken, başkan Karaosmanoğlu yeşile, çevreye, ağaçlara sahip çıkmalıyız. Yeşil ve ağaç bizim en büyük zenginliğimiz. Yeni yeşil alanlar oluşturmalıyız. Biz bu noktada ağaç dikmeyi sürdürüyoruz. Dikilen ağaçlara da herkesin sahip çıkmasını diliyoruz.” dedi.

2012’yi değerlendirip 2013’ün hedeflerini açıkladı

Yürüyüşte Başkan’a 2012’nin değerlendirmesini, 2013 yılının hedeflerini sorduk. Başkan, 2012’yi başarılı bir şekilde tamamladık. İmkanlarımız ölçüsünde hizmetlerimizi sürdürdük. Körfezimiz her geçen gün daha temiz. Alt yapı yatırımlarına her geçen gün daha önem veriyoruz. Kocaeli, büyükşehir yasası ile güzel bir konuma geldi. Aksaklık ve eksiklikler giderilerek 2013’te daha da başarılı hedefe ulaşacağız. Birlik ve beraberliğimiz kuvvetlenmeli. Kocaeli bir bütün olarak ele almalıyız. Kocaeli ne kadar güçlü olursa bölgemize o kadar hizmet gelir. Tüm halkımızdan görüş ve öneri bekliyoruz. Bir de yapılan hizmetlere sahip çıkılsın istiyoruz.

Yeniden başkan adayıyım

Gaziler dağında ki yürüyüşün sonuna yaklaşırken başkan Karaosmanoğlu’na önemli ve son soruyu yönelttik. Başkan’dan önümüzde ki seçimlerde aday olup olmayacağını sorduk. Başkan Karaosmanoğlu, net ve açık açık “önümüzde ki dönemde başkanlığa adayım. Elbette buna doğrudan doğruya karar verecek olan biz değiliz. Büyükşehir gibi önemli bir başkan adaylığında  sayın başbakanımız, parti teşkilatımız ve halkımızın oyları ve tensipleriyle aday olup seçimleri kazanırsam eksik kalan hizmetlerimizi tamamlayacak. Kocaeli’yi bir bütün olarak ele alıp daha önce başlattığımız hizmetleri tamamlayıp yeni hizmetler yapmayı sürdüreceğiz.

Gaziler Dağın´da kahvaltı keyfi

Yürüyüşün yavaş yavaş sonuna gelirken kahvaltı masaları da hazırlanmıştı. Gaziler Dağı’nın püfür püfür çam kokan, emvaye çeşit bitki türünün olduğu, yeşillikler arasında ki çay bahçesi ve kafe de mükellef bir kahvaltı sofrası hazırlanmıştı. Geziye katılanlarla birlikte kahvaltı masasına oturup başkan Karaosmanoğlu ve Gebze Belediye başkanı Adnan köşker ile birlikte kahvaltı masasında Gebze ve Kocaeli üzerine söyleşimizi sürdürürken Gebze pazarcılar odası başkanı Ziyaettin Erattır, büyükşehir belediyesi Gebze’de ki özel kalemi Yasin özlü ve KASKF başkanı murat Aydın ile hem kahvaltı yapıp hem de sohbetimizi sürdürdük.

Başkan Karaosmanoğlu´na 2013 yılı hediyesi

Büyükşehir belediye Başkanı Sayın Karaosmanoğlu ile 2012’nin son yürüyüşünü belgeselleştirerek tarihe not düşüp zamana noterlik yapmak istemiştik. Çok güzel bir söyleşi oldu. Bu söyleşiyi bir TV programı haline getirerek belgeselleştirip bir çok TV kanalına yayınlanmak üzere gönderdik. Program önümüzde ki günlerde yayınlanacak. İnternetten de www.gebzegazetesi.com.tr Devr-i Alem TV ve www.belgeselyayincilik.com da ki Belgesel Haber Ajansı (BHA) dan yayınlanmaya başladı. başkan Karaosmanoğlu’na 2013 yılının hediyesi  olarak da Kocaeli Valiliği ile hazırladığımız Kocaeli kitabı, Gebze, Darıca, Dilovası ve Çayırova  Belediyesi ile hazırladığımız kitap ve belgesel setimizden bir takım hediyeye dereke 2013 yılının başarılar getirmesi dileğinde bulunduk.

Milletvekili Kaplan ile Devri Alem

Milletin vekili olmak çok zor bir görev. İşini ciddiye alanlar ve hizmeti ön plana tutanlar için Siyaset ve siyasetçi olmak zor mesleklerden birisidir. Birkaç kez milletvekilliğine soyunmuş, aday adayı olmuş, aday olarak YSK’ya verilen listede son anda siyasi oyunlara kurban giderek kazanacak yerden alaşağı edilmiş birisi olarak milletvekillerinin ve siyaset yapanların ne kadar zor görev yaptığını yakından biliyorum.

   Dün gazetemizde önemli bir konuğu ağırladık. Son 30 yşıldır yakından tanıdığım, Doktor olarak Gebze’ye hizmeti geçen bir isim. Dr. Mehmet Hilal Kaplan. Son seçimlerde CHP’den milletvekili seçilme başarısını gösteren beyefendi kişiliğiyle Gebzelilerin takdirini kazanan bir siyasetçi.

    Kendisiyle Gebze, Kocaeli ve Türkiye üzerine konuşmalar yaptık. Daha çok Gebze ve Kocaeli’yi konuştuk. Muhalefet milletvekili olmak hem zor hem kolay. Sayın Kaplan, klasik bir siyasetçinin ötesinde bölgesine hizmet etmek isteyen bir isim. “Ben, kavga adamı değil, hizmet adımıyım.” Diyor.

GEBZE’NİN KÜLTÜR DEĞERLERİ

Sayın Kaplan, Gebze’nin tarih, kültür ve turizm değerlerine büyük önem veriyor. Fatih’in otağı ve Hünkar Çayırı’nı bizzat kültür ve Turizm bakanı Ertuğrul Günay beye iletmiş. Gebze çoban Mustafapaşa Camii ve külliyesinde ki restorasyon çalışmalarıyla yakından ilgileniyor. Gebze’nin en önemli marka değeri Çoban Mustafa Paşa Külliyesi. Bu külliyeye devlet ve millet olarak sahip çıkalım diyen sayın kaplan, Ballıkayalar Tabiat parkı üzerinde oynanan oyunları, Tabiat parkının nasıl yok olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Dilovası’na kurulmak istenen kömürcüler OSB’nin bölge için büyük tehlike olduğunu, çevre katliamlarının yaşandığını söylüyor. Çevre Komisyonu üyesi olarak bölgemizin ekolojik ve çevre değerlerine sahip çıkmak için var gücüyle çalışacağını net bir şekilde ifade eden sayın Kaplan, Gebze ve Kocaelilerin halkı ve kamuoyu ilgilendiren tüm taleplerine açık olduğunu açık açık söyledi. Bir sitemini de gazetemiz aracılığıyla Gebze ve Kocaeli kamuoyuna şu şekilde açıkladı: “Bir muhalefet partisi milletvekili olarak Meclis’te çalışmalar yapıyor, soru önergeleri, gündem dışı konuşmalar yapıyoruz. Konuşmadan sonra Türkiye’nin bir çok yerinden teşekkür mesajları alıyor, vatandaşların sorularına muhatap oluyorum. Gebze ve Kocaeli’den ise kimsenin aramaması ilgisizlik olarak yorumluyorum. Maşukiye’ye yapılacağı taş ocağı çevreyi katledecektir. Çevre değerlerimize hepimiz sahip çıkmalıyız.” Dedi.

ESKİHİSAR’DAKİ FERİBOT KAVGASI TBMM’DE

Eskihisar’da son aylarda İDO ve Negmar arasında yaşanan feribot taşımacılığı kavgasını bir soru önergesiyle TBMM’ye taşıdığını, söz konusu feribot taşımacılığının bölgeye büyük zarar vereceğini söyleyerek “Eskihisar sadece Kocaeli değil, Türkiye için bir değer. Osman Hamdi müzesi ve tarihi Eskihisar kalesiyle Eskihisar tarih ve kültür turizminde önemli bir merkez. Buraya sahip çıkmalıyız.” Dedi.

BÜYÜKŞEHİR YASASI’NA TEPKİ

“Büyükşehir yasası araştırma yapılmadan çıkarıldı. Kocaeli gibi küçük bir il ile Konya gibi büyük bir il aynı kefeye kondu. Çok büyük sorun ve sıkıntılar yaşanacak. Yeni Büyükşehir yasası ile köyler mahalle oldu. En küçük sorunun çözümü için vatandaşlar belediyelere gelecekler. Bu da hem zaman kaybı hem de hizmetin akmasına neden olacak. Yasayı Anayasa mahkemesine götürdük. Anayasa mahkemesi bozar ve TBMM’ye iade eder temennisi içerisindeyiz.” Diye konuştu.

ÇEVREYE SAHİP ÇIKMA KAMPANYASI

Gazete olarak yıllardan beri çevreye büyük önem veriyoruz. Gebze bölgesi adeta çevre katliamına maruz kalıyor. Hünkar çayırı çeşitli kuruluşlar tarafından binalar yapılmak isteniyor. Devlet Malzeme Ofisi ve Anadolu Sağlık Merkezi’nin bölgeye bina yapma girişimini nasıl değerlendirdiğini sorduk. Milletvekili sayın Kaplan gerçekten bölgenin betonlaşmaması, yeni banalar yapılmamasını, bu konuda elinden geleni yapacağını söylerken, Dilovası limanlar kenti oldu. Çayırova  darıca bölgesine yeni limanlar kurulmamalı. Bu konuda herkes duyarlı olmalıdır.” Şeklinde konuştu.

KÖMÜRCÜLER OSB KONUSU

  Büyük tartışmalara konu olan Kömürcüler OSB ile ilgili de “2006 yılında meclis raporunda Dilovası’na yeni sanayinin gelmemesi gerektiği belirtilmiş buna rağmen 4 yeni OSB, katı atık merkezi kuruldu.” Dedi. 50 bin insanın yaşadığı Dilovası’nda Gebkim, Kömürcüler ve katı atık merkezi ile halkın hem zehir, hem kömür soluduğunu hem de koku çektiğini belirten Kaplan, “Bu halka bunu yapmaya hakkınız yok. Yanlış yer seçimi yapılmıştır. Bu yer seçimi ayet değildir, bunun yerini değiştirin. Dilovası’nda rüzgarın estiği tek yer olan kuzeyde böyle bir OSB bulunması çok yanlış. Kömür tozu öyle bir anda insanlara zarar vermez, bunu zamana yayar ve akciğer rahatsızlıkları baş gösterir.” Diye konuştu

VEKİLLERİMİZE TARİHİ GÖREV DÜŞÜYOR

  Evet sonuç olarak milletvekili dr. Mehmet Hilal Kaplan ile Gebze ve Kocaeli üzerine uzun bir söyleşi yaptık.   Verimli ve yararlı bir söyleşi oldu. Sayın Kaplan ile yaptığımız söyleşinin özetini bugün sizlerle bu sütunda paylaştım. Gazetemizde konuya geniş yer verdi. Gebze’nin AK partili vekili Mehmet Ali Okur, MHP’li vekili Lütfü Türkkan ve CHP’li vekili Dr. Mehmet hilal Kaplan zaman zaman bir araya gelmeli, Gebze bölgesinin genel menfaatlerini ön plana alarak Gebze için ortak projeler üretip Gebze bölgesinin hakkını Ankara’da aramalılar. Gebze, Darıca, dilovası ve Çayırova ilçeleri milletvekilerimiz sayşın Okur, sayın Kaplan ve sayın türkkan’dan çok büyük hizmet bekliyor. İnanıyorum ki sayın vekillerimiz hizmetleriyle tarihe not düşüp zamana noterlik yaparlar, yaptıkları hizmetlerle gök kubbede hoş seda bırakırlar. Vekillerimiz unutmasınlar ki baki kalan gök kubede hoş bir seda imiş.

Asiad’dan tarihi projeler

Ömer Faruk Başaran’ı Gebze kamuoyu yakından tanır. Gerçekten Gebze’nin sosyal kültürel siyasi hayatında önemli yer tutmuş, bir çok sivil toplum örgütünde yer alıp aktif siyaset yapmış bir isim. Önemli hizmetler yapan Başaran, Gesiad ve Müsiad ve Gençsiad’ın kurucu başkanı Başaran daha sonra İstanbul’a açılarak Asiad’ı kurdu. Onun düzenlediği toplantıya katıldık. Önemli bir toplantıydı. Gayet hoş bir toplantıydı. Çok önemli projeler ortaya koydu. Bir bölümünü sizlerle paylaşıyoruz. Gebze için de önem taşıyor bu projeler Keşke tüm  Siadlar böyle projeler ortaya koysa.

    ASİAD’ın, Cevahir Hotel İstanbul Asia’da “ Türkiye ve İstanbul için sunmuş olduğu projeler ve Türkiye ekonomisine bakış” konulu basın toplantısını biz de kameramızla takip ettik. Toplantıya çok sayıda katılım vardı. ASİAD Genel Başkanı Ömer Faruk Başaran’ın eşi ve RE/MAX Gayrimenkul Danışmanı Evrim Kırmızıtaş, ASİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Hayri KAYA, Cevahir Hotel İstanbul Asia sahibi Aydın Cevahir, KKTC ASİAD Fahri Temsilcisi, Ekonometri dergisi sorumlu genel yayın yönetmeni Nüket Kantarcı ve çok sayıda ASİAD üyesinin katıldığı toplantıda konuşan ASİAD Genel Başkanı Ömer Faruk Başaran, İstanbul ve Türkiye için düşündükleri projelerle ilgili çok önemli bilgiler verdi.

Toplantıda ilk söz alan ASİAD Genel Başkanı Ömer Faruk Başaran, KOBİ Menkul Kıymetler Borsası kurulması gerektiğini ifade ederek, “Bugün 1993 yılında kurulan Londra AIM Borsası, 3.300 şirkete 100 milyar dolar finansman sağlıyorsa, Türkiye´de neden bu yolu seçmesin?” diye sordu. Başaran ayrıca Türkiye’nin Birleşmiş Milletler’de veto hakkı bulunan 6. ülke olması gerektiğini söyledi. Başaran’ın İstanbul ve Türkiye için çok önemli projelerini sizlerle paylaşıyorum.

KOBİ MENKUL KIYMETLER BORSASI KURULSUN

Türkiye’deki KOBİ’lerin probleminin aile şirketi olması olduğunu belirten Başaran, KOBİ’lerin ıslah edilmesini ve kurumsallaşmasını tavsiye etti. KOBİ’lerin ekonomik sıkıntılardan kurtulması için en az 1000 firmanın üye olacağı ve girişi kolay olan bir İstanbul KOBİ Menkul Kıymetler Borsası’nın kurulması gerektiğine işaret eden Başaran, bu şekilde KOBİ’lere finansman sağlanabileceğini kaydetti.

TÜRKİYE BM’DE VETO HAKKI BULUNAN 6. ÜLKE OLMALIDIR

Başaran, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler’de (BM) Türk ve İslâm Dünyasını temsilen çok daha güçlü bir projeksiyona sahip olması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin BM’de veto hakkı bulunan altıncı büyük ülke olması gerektiğini vurgulayan Başaran şöyle konuştu:

“Biliyorsunuz ki Birleşmiş Milletler Konseyi’nin 5 daimi üyesi; ABD, SSCB, Çin, Fransa ve İngiltere’nin veto hakkı bulunmaktadır. Bu ülkelerden SSCB dağılmış ve yerine Bağımsız Devletler Topluluğu kurulmuştur. Çin’de ise Doğu Türkistan Özerk Cumhuriyeti vardır ve bu ülkenin sorunları BM’de veto edilmektedir. SSCB’nin dağılmasının ardından kurulan Türkî Cumhuriyetler de, Türkiye gibi ayrı ayrı BM’ye üye olmuşlardır. Ancak görülüyor ki, sayısı Hıristiyan Dünyasından çok daha fazla olan Türk ve İslâm dünyası ülkeleri BM’de güçlü şekilde temsil edilememektedir.

Türkiye, nüfusu milyarları aşan Türk ve İslâm dünyasının, BM Konseyinde etkin olarak temsil edilebilmesi için çalışmalar yapmalıdır. Çeşitli dönemlerde BM’de alınan görevler yeterli değildir. Türkiye, veto hakkı bulunan ülkeler arasında yer almalıdır. Bu amacına ulaşması için gerekli bütün siyasi ve ekonomik adımların atılması gerektiğini düşünüyor, 2023 hedefinde Türkiye’nin BM’nin 6. veto hakkı bulunan ülkesi olması projesinin ciddiyetle ele alınması gerektiğine inanıyoruz.”

ÇİFT KATLI YOLLAR VE İSTANBUL’A TELEFERİK PROJESİ

ASİAD Genel Başkanı Ömer Faruk Başaran, İstanbul’un trafik sorununa ilişkin de çeşitli önerilerde bulundu. Yolların çift katlı hale getirilmesi gerektiğini belirten Başaran, İstanbul’da trafiğin ancak bu şekilde rahatlatılabileceğini söyledi. Başaran şöyle konuştu:

“3 değil, 33 köprü de yapılsa İstanbul’un trafiği çözülemez. Çözüm, mevcut yolları çift katlı hale getirmektir. Dünyada bazı şehirlerde, kısa mesafeli olmak üzere bunun örnekleri mevcuttur. Biz bu örnekleri nasıl daha da geliştirebiliriz, nasıl daha uzun mesafeli yollar yapabiliriz, bunu araştırmak lazım. Bu projemizi özellikle şehir plancıları çok beğendiler ve yapılabilir, uygulanabilir olarak gördüler. İstanbul’daki trafik sorununun ana kaynağı, uzak mesafeye de yakın mesafeye de giden araçların aynı yol üzerinde seyretmeleridir. Bu sıkışıklığı ancak çok katlı yollar ile aşabiliriz. Bize göre çözüm, trafiği şehrin dışına taşımak değil, şehrin içindeki mevcut yolları çok katlı hale getirmektir.”

İstanbul’a Teleferik Projesi’ni ilk kez Büyükşehir Belediyesi’ne Doppelmayr firmasından yetkililerle ASİAD’ın sunduğunu hatırlatan Başaran, projenin gerçekleşmesi halinde İstanbul’a büyük prestij sağlayacağını söyledi. Teleferikle araç da taşınabildiğinin altını çizen Başaran, araç taşıma sisteminin Boğaz’da uygulanamayacağını fakat Haliç gibi yerlerde kolaylıkla faaliyete geçirilebileceğini ifade etti. Başaran sözlerine şöyle devam etti:

“Proje, kentin bir yakasından diğer yakaya 35’er kişilik kabinlerde 4 dakikada geçmeyi sağlayan yaklaşık 30 milyon Euro maliyetli bir projedir. Bu proje ile aynı zamanda araçlar da taşınabilmektedir. Zincirlikuyu – Çamlıca arasında uygulanabilecek bu proje ile saatte yaklaşık 10 bin yolcuya hizmet verebilir. Aynı zamanda turistik amaçlı olarak da kullanılabilecektir. Çok sıra dışı bir proje olduğu sanılabilir fakat bir uygulaması çok yakın bir zamanda Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Başkenti Abu Dabi’de uygulamaya konuyor. Teleferikle araç taşıma projesini, trafiğin çok yoğun olmadığı Yalova ve Çanakkale güzergâhlarında da uygulamak mümkündür. Bu istikametlerde yapılacak köprüler yerine, maliyeti çok daha düşük olan bu sistemin daha verimli olacağına inanıyoruz.”

DİĞER PROJELER

ASİAD Genel Başkanı Ömer Faruk Başaran, ASİAD’ın Türkiye ve İstanbul için önerdiği çeşitli projeleri de şöyle sıraladı:

Disneyland benzeri fakat Disneyland olmayan bir Türk Kültür Parkı Projesi sunduklarını ifade eden Başaran projeyle ilgili şunları kaydetti:

“Biz, ‘Disneyland’ istemiyoruz. Biz, Türklerin tarih sahnesine çıkışlarından günümüze kadar olan süreci, eğlence, sanat, bilim, eğitim ve ekonomiyle destekleyecek bir kültür parkı inşa edilmesini istiyoruz. Bu parkın içinde Dede Korkutlar, Nasrettin Hocalar, Mevlanalar, Ferhat ile Şirinler olmalı. Bu park, tıpkı İstanbul’daki ‘Miniatürk’ gibi Türk Tarihi’nin önemli aşama ve yıllarını içinde barındırmalı, o çağları günümüz insanına yansıtmalı. Orhun Anıtları, Malazgirt Muharebesi, Lale Devri, İstanbul’un Fethi, Cumhuriyet’in İlanı gibi birçok önemli hadise bu parkta yeniden hayat bulmalıdır.”

Dünyanın en güzel şehri İstanbul’un seyri için London Eye’ın bir benzerinin İstanbul Eye olarak yapılabileceğini de kaydeden Başaran, “ayrıca şehrin değişik noktalarında Seyir Kuleleri inşa edilerek, turistlerin şehri daha iyi görmeleri sağlanabilir” dedi.

İzmit lobisi ve Taş Ocağı gerçeği

Günlerdir hızlı tren hattı için Maşukiye bölgesine yapılması planlanan Taş Ocağı, Kocaeli ve Türkiye gündemini meşgul ediyor. Maşukiye, Kartepe, samanlı dağları ve Sapanca kıyılarının yakından bilen bir gazeteci olarak Taş Ocağı’nın bölgeye vereceği zararı düşünmek bile istemiyorum.

   Kartepe ve Maşukiye bölgesi sadece Kocaeli değil, İstanbul için marka değeri olan bir yer. Fırsat buldukça bu bölgeye gitmekte, asırlık çam, gürgen, meşe ve kestane ağaçları altında gezerek stres ve yorgunluk atan bir gazeteci olarak bölgenin ne kadar önemli olduğunu daha iyi anlıyorum.

   Taş Ocağı uğruna buraların feda edilecek olması hem üzücü hem de düşündürücü. Kocaeli İl tarım Abdullah Öztürk’ün Taş Ocağı’na izin veren yazıyı onaylamadığı için apar topar görevden alınması hem üzücü hem düşündürücü. Bölge gerçekten doğa turizmi için bir şans. Yeşil örtüsü ve doğal güzelliğiyle cennet gibi bir yer. Buralara sahip çıkmak vatan severlik görevidir diye düşünüyorum.

 İZMİT LOBİSİ’NİN AKLI YENİ BAŞINDA

Günlerdir İzmit’teki sivil toplum örgütleri Maşukiye’ye sahip çıkmak için eylem yapıyorlar, sesini duyurmaya çalışıyorlar. Keşke, İzmit lobisi yıllardan beri Taş ocakları, sözde Organize sanayicilerin arsa rantı, sahillerinin rantçılar tarafından işgale uğradığı Gebze bölgesinin sıkıntısını anlayıp bilebilselerdi.

35 yıllık Gazetecilik hayatımda Gebze bölgesindeki sözüm ona sanayici kisvesi altında vatandaş ve devlet yerlerini üç kuruşa kamulaştıran çıkarcılara sözde maden ruhsatı ile Gebze bölgesini delik deşik eden taş ocakçıları ile yıllardan beri mücadele eden bir gazeteci ve belgeselci olarak İzmit lobisini daha iyi anlıyorum. Ama İzmit lobisi Gebze’nin yıllardır çektiği sıkıntı ve çileyi bir türlü anlamadı. Temennim, Maşukiye’ye taş Ocağı gerçeği İzmit lobisinin aklını başına getirir. Kocaeli’yi sadece İzmit’ten ibaret değil, Gebze’den Kandıra’ya Karamürsel’den Gölcük’e bütün bölge olarak algılarlar.

VALİ TOPACA’YI TARİH AFFETMEZ

Maşukiye’ye yapılması planlanan Taş Ocağı konusuna vali Sayın Ercan Topaca’nın destek mahiyetindeki açıklamaları, üstüne üstlük bir de Taş Ocağı OSB kurulması yönündeki açıklaması hem üzücü hem düşündürücü.

   Sayın valimiz göreve geldiğinde Kocaeli, Recep Yazıcıoğlu gibi bir valiye sahip oldu diye yazılar kaleme almış ve sayın Valimizin, Kocaeli geneliyle ilgili açıklamalarını manşetimizden yer vermiştik. Özellikle Gebze bölgesi ile ilgili açıklamaları, tarihi eserlere sahip çıkma sözleri, çevre ve insan sağlığına verdiği önem ile sayın Topaca gönlümüzde taht kurmuştu.

  Sayın valimizin Taş Ocağı OSB kurulması gibi açıklamaları Gebze bölgesini ciddi endişeye sevk ediyor. OSB’ler üretime yönelik, istihdam ve ihracata yönelik gerçek sanayiciler için olmalıdır. Kömürcüler, Mermerciler, Taş Ocakçıları gibi adlar altında kurulması düşünülen OSB’ler sanayiden çok arsa ve arazi rantına çanak tutmakta. Sayın Valimizin bu konuya alet olmasını gönlümüz razı olmuyor. Sadece sayın Valimiz değil, Kocaelili hemşehrimiz Bilim, Sanayi ve Teknoloji bakanı Nihat Ergün’de OSB’ler adı altında  gerçekleştirilen arsa ve arazi rantına dur demesi gerekiyor.

   Evet sonuç olarak İzmit lobisi Maşukiye’ye yapılması planlanan Taş Ocağı gerçeği ile yeni yüzleşti. İşin vahametini daha iyi anladılar. Buradan yıllardan beri Kocaeli’yi İzmit’ten ibaret sanan İzmit lobicilerine seslenmek istiyorum. Gelin, el ve gönül birliği seferberliği yaparak başta Gebze bölgesi olmak üzere Kocaeli geneline topluca sahip çıkıp rantçılara birlikte dur diyelim, Kocaeli’yi sadece sanayide değil tarih, kültür, turizm, sanayi, ticaret, bilim, teknoloji ve her alanda marka olmuş bir dünya şehri haline getirelim.

MARKA ŞEHİR KOCAELİ BELGESELİNİ İZLEDİNİZ Mİ?

Kocaeli, her bakımdan çok güzel bir şehir. Her zaman yazıp söylüyorum. Hangi ilden ve nereden gelmiş olursak olalım biz Kocaeliliyiz. Kocaeli’den başka bir yere gitmemiz de mümkün değil. Kocaeli’yi sevmeliyiz ve Kocaeli’nin değerlerine sahip çıkmalıyız. Kocaeli ile ilgili hazırladığım ve bugün bir çok TV kanalında yayınlanan marka şehir Kocaeli belgeselini sizlerle www.gebzegazetesi.com ve www.belgeselyayincilik.com da ki devri Alem TV’den paylaşıyorum. Kocaeli belgeselini bir kez daha izleyelim..Kocaeli’yi tanıdığımız oranda severiz. Sevmek, tanımakla başlar. Kocaeli’yi rant için sevenler Kocaeli’yi tanımayanlardır. Kocaeli sevme ve sevdirme kampanyası başlatmalıyız.

Mevlana’nın evi nihayet onarılacak

Mevlana ile ilgili uluslararası toplantılar düzenliyoruz. Dün Konya’da düzenlenen organizasyon muhteşemdi. Son anda İran Cumhurbaşkanı gelmese de Tacikistan Cumhurbaşkanı’nın Şeb-i Arus törenine gelmesi önemliydi. Ama benim gözüm Mevlana’nın dünyaya geldiği ülkenin lideri Afganistan devlet başkanı Hamit Karzai’nin neden davet edilmediğinin üzerinde durmak istiyorum. Hamit Karzai neden davet edilmedi. Zira Mevlana’nın dünyaya geldiği ülke bugünkü Afganistan hudutları içerisinde ki Belh kenti.

   Afganistan’a gidip belgesel çekip araştırma yapan az sayıda ki gazetecilerden biri olmanın hem gurur hem de sorumluluğunu taşıyorum. Geçtiğimiz yıllarda yaptığım 12 günlük Afganistan gezisinde Mevlana’nın dünyaya geldiği Belh bölgesine de giderek araştırma yapmış ve Mevlana’nın dünyaya geldiği evin belgesel görüntülerini ilk kez dünya kamuoyuna biz duyurmuştuk. Türkiye’ye döndükten sonra da dönemin Afganistan’ı Ankara Büyükelçisi ile görüşerek konuyu kendisine iletmiştim. Bu konuda defalarca hem yazılı hem de görüntülü haberler yayınlayarak konuyu kamuoyunun gündeminde tutmaya çalışmıştık.

MEVLANA BELGESELİ’Nİ İZLEDİNİZ Mİ?

Mevlana’nın dünyaya geldiği Belh bölgesinde evini geniş bir şekilde işlendiği, “Belh’ten Konya’ya Mevlana” belgeseli hazırladık. Belgeselde Mevlana’nın dünyaya geldiği ev ile ilgili ayrıntılı görüntüler ve konuşmalara da yer verdik. Mevlana belgeseli www.gebzegazetesi.com ve www.belgeselyayincilik.com da ki Devri Alem TV’de yayınlanmaktadır.

MEVLANA’NIN EVİ TAMİR EDİLECEK

Mevlana´nın Afganistan´ın Belh şehrindeki evinin onarım ve restorasyon çalışması başladı.Mevlana´nın Afganistan´ın Belh şehrindeki evi ve müştemilatında bulunan medrese ve külliyenin bakım, onarım ve restorasyon çalışması başladı.TİKA Mezar-i Şerif Program Koordinatörü Mustafa Bütün, Mevlana´nın Belh şehrindeki evi ve müştemilatında bulunan medrese ve külliyenin bakım, onarım ve restorasyonu için Türkiye´den gelen özel ekiplerin bölgede geniş çaplı projelendirme çalışmasını başlattığını söyledi.

Bütün, projelendirme çalışmasının ardında arkeolojik çalışmalara başlanılacağını belirtti.Çalışmanın TİKA tarafından yapılacağını ifade eden Bütün, ´´Ayrıca bölgeye, konferans salonu, mescit ve gezi alanı yapılacak´´ dedi.İki ülke arasında imzalanan proje ile Mevlana´nın doğduğu ev, restore edilerek Mevlana kültür merkezi olarak hizmet verecek.

Kaynak: http://www.tv5haber.com

AFGANİSTAN’IN ÖNEMİ

Tarih boyu Afganistan her bakımdan önemli konuma sahip olmuştur. Geçmişte Horasan medeniyetine başkentlik yapmış Afganistan bizim kültür tarihimiz için çok önemli. Afganistan’ı masa başından değil gidip araştırma yaparak yerinde inceleme yaparak tanımak ve anlatmak gerekiyor. bu konuda hazırladığım yazı serisi www.belgeselyayincilik.com da Afganistan’da Devri Alem adıyla yayınlanmakta. Afganistan ile ilgili bu yazı serisinde çok geniş bilgiler bulunmakta.

AFGAN LİDER RABBANİ İLE SON RÖPORTAJ

Afganistan hep inişli çıkışlı bir mücadele takip etmiş, bir çok acı olaylar yaşamış, tarih boyu Türkiye ile kader birliği yapmış bir ülke. Bugün 35 Milyon nüfuslu Afganistan’da 10 milyon civarında Türkçe konuşan Türkmen bulunmakta. Afganistan’ın önemli liderlerinden birisi olan Burhaneddin Rabbani ile en son röportaj yapan Türk gazeteci olarak da tarihe karşı vefa borcumuzu ödemek istedik. Afgan lider Rabbani bu röportajdan birkaç ay sonra bombalı bir suikast sonucu öldürüldü. Burhaneddin Rabbani ele yaptığımız söyleşi www.belgeselyayincilik.com sitemizde bulunmakta.

AFGANİSTAN´IN ESKİ BÜYÜKELÇİSİ İLE RÖPORTAJ

Afganistan dünyanın gündemini meşgul etmeye devam ediyor.Türkiye ile Afganistan arasında önemli gelişmeler oluyor.Yüzlerce Türk iş adamı ve sanayici,Afganistan’da yatırım yapmaya devam ediyor Türk barış kuvvetleri komutanlığı bünyesinde binlerce Mehmetçik barış elçisi olarak Afganistan’da.

AFGANİSTAN İLE TÜRKİYE’NİN ARASI AÇILIYOR MU?

Son günlerde basında Taliban yetkililerine Türkiye’nin temsilcilik sözü vermesi Afganistan ile Türkiye’nin arasını ciddi şekilde açtı.Türkiye kamuoyunda fazla tartışılmasa da Afganistan’da büyük protesto gösterileri yapılıyor.Afganistan kamuoyu Türkiye Taliban’a temsilcilik açtıracaksa  bizde PKK ya temsilcilik açtırmalıyız tezini savunuyor.

AFGANİSTAN’IN ANKARA BÜYÜKELÇİSİ İLE TARİHE NOT DÜŞTÜK

Türkiye ile Afganistan arsındaki gelişmeler devam ederken Afganistan’ın eski Ankara büyükelçisi ve halen ispanyada  büyükelçilik yapan ve Afganistan üzerinde önemli ağırlığı bulunan Mesut Halili ile görüştük.Mesut Halili Afganistan’ın geleceği bu gün Afganistan’ın içinde bulunduğu durum, Afganistan Devleti ile Taliban güçleri arasındaki dolaylı görüşmeler ve Türkiye’nin ara buluculuğu konularını işle ilgili çok önemli açıklamalar yaptı. Afganistan’ın  geleceğinde ve Afganistan’da barışın sağlanmasında Türkiye’ye çok önemli görevler düştüğünü bildirdi.

AFGANİSTAN DEVLETİ İLE TALİBAN GÖRÜŞMESİ TÜRKİYE’DE YAPILSIN

Afgan devleti  ile Taliban güçleri arasında barış görüşmekleri dolaylı olarak devam ederken büyük elçi Mesut Halili bu görüşmeleri kabilde ve İslamabad’da yapılması ile başarı sağlanmaz. Ankara’da veya İstanbul’da yapılmalıdır ve ilk kez gazetemiz aracılığı ile açıklıyorum Afgan devleti ile Taliban görüşmesi Afganistan doğumlu olan Mevlana şehri Konya’da yapılmalı belki Mevlana hoşgörüsü ile Afganistan’da barış sağlanabilir.

HORASAN TARİHİNE IŞIK TUTTUK

Afganistan Ankara büyükelçisi Mesut Halili ile İstanbul’da yaptığımız görüşmede Horasan medeniyeti tarihi ile ilgili önemli bilgiler aldık.Horasan medeniyeti ve Afganistan tarihi ile ilgili çok  önemli bilgilere sahip olan Halili Horasan medeniyetinin yeteri kadar tanınmadığına işaret ederek önemli araştırmalar yapılmalıdır,Horasan medeniyeti olmasaydı bugün Anadolu,balkanlar ve Kafkaslarda İslam medeniyeti gelişemezdi.Horasan medeniyetinin başkenti bugünkü Afganistan bölgesi ve Kabil şeklinde konuştu.

AFGANİSTAN BELGESELİ HEDİYE ETTİK

Büyükelçi Halili horasan medeniyetini çok iyi bilen bir aydın.Afganistan ve Horasan medeniyeti ile ilgili yaptığımız araştırma ve çektiğimiz 3 bölümlük belgeseli Mesut Halili’ye hediye ettik.Ayrıca “Cebeli Tarık’tan Çin Seddi’ne Osmanlı Medeniyeti” adlı belgesel seti  ile Gebze kültür kitabını  hediye ettik.

Suriye Türkmenlerinden tarihi adım

İstanbul dün tarihi günlerden birine daha ev sahipliği yaptı. Bizde Devr-i Âlem olarak kültür ve medeniyet tarihimizin önemli kilometre taşlarından biri olan Suriye ve Suriyeli Türkmen kardeşlerimizin yanındaydık. İstanbul Grand Cevahir otelde gerçekleşen Suriye Türkmenleri Platformu 1’inci Toplantısı’nda çok önemli açıklamaları ve röportajları sizlerle paylaşıyorum.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Suriye Türkmenleri Onursal Başkanı Mehmet Şandır, Suriye Demokratik Türkmen Hareketi Başkanı Ziyad Hasan, Suriye Türkmen Kitlesi Başkanı Yusuf Molla ve Laskiye, Halep, Rakka, Hama, Humus, Şam, Golan ve Tartus´tan gelen yaklaşık bin delegenin katıldığı toplantı, Kur’an okunması, saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı.

Açılış konuşmasında bir olalım, iri olalım, diri olalım mesajlarını veren Suriye Türkmenleri Onursal Başkanı Mehmet Şandır, Suriye’nin geleceğinde var olmak için Suriyeli Türkmen kardeşlerimizin birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmesi ve kendi kendilerini yönetmesini gerektiğini ifade etti.

Suriye Türkmenleri Platformu’nun açılışında konuşan Davutoğlu, Suriye meselesine insani, Suriye’nin geleceği ve yeni Suriye’nin Türkiye ile ilişkileri olmak üzere 3 perspektiften baktıklarını söyledi. Davutoğlu, özetle şöyle konuştu:

Yalnız değilsiniz

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, “Ortadoğu’da yeni bir dönem başlamıştır. Eğer bir halk keskin nişancıların mermilerine, tanklarına, hava bombardımanına 20 aydır direniyorsa, ben o halkın önünde hürmetle eğilir saygıyla karşılarım. Büyük bir tarihi dönüşüm yaşanıyor. Ortadoğu’da yepyeni bir siyasi kültür ve dönem başlıyor. Bu yeni dönemin belki de en büyük ve acılı süreçlerini yaşayan halk, Suriye halkıdır. Suriye’de insanlık onuru adına ayağa kalkanları yalnız bırakmadık ve bırakmayacağız. Bu, size taahhüdümüzdür.
Gün gelecek Suriye’yle sınırlarımıza saygı göstermek esasıyla Suriye’nin toprak bütünlüğünü hiçbir şekilde feda etmemek esasına dayalı olarak aramızdaki vize duvarlarını kaldırdığımız gibi bütün engelleri kaldıracağız. Suriye politikamızda gizli gündemimiz olmadı. Hiçbir zaman Suriye halkının bir kesimini diğer kesimine kışkırtmadık. Arzumuz, kendi halkıyla barışık, kendi halkına zulüm etmeyen, kendi halkını hakkıyla temsil eden yeni bir Suriye doğmasıdır. Hiçbir devlet ve millet Suriye üzerinde herhangi bir hesap yapma hakkına sahip değildir. Bu onurlu mücadeleyi gösteren, 45 bin şehit, 80 bin kayıp veren, 250 bin insanını hapishanelerde işkenceye maruz kalmış halk, kendi devletini yeniden kuracak güce ve kudrete sahiptir.”

Gün birlik günü

TBMM Başkanı Cemil Çiçek de konuşmasında, “Suriye’yi birbirine düşürmeyi amaçlayan kışkırtmalara, kimse prim vermemelidir. Çünkü gün birlik günüdür” dedi.

Suriye Türkmenleri birleşti

9 maddelik sonuç bildirisinin yayımlandığı Suriye Türkmenleri Platformu 1. Toplantısında,  Suriye’de yaşayan Türkmenler, Türkiye’de kamplarda hayatlarını sürdüren Türkmenler ve Suriye iç savaşında cephede savaşan Türkmen askerlerin sorunların tespiti ve çözümü adına yaptıkları çok önemli konuşmalar neticesinde, Suriye Demokratik Türkmen Hareketi ile Suriye Türkmen Kitlesi birleşme kararı alarak oluşturulacak komisyonla yeni bir isimle artık birlikte hareket edeceklerini ilan ettiler. Suriye Türkmenleri Platformu 1. Toplantısından çıkan bu olumlu sonuç doğrultusunda Suriye Türkmenleri Ankara ile temaslarını sürdürerek tekrar daha geniş katılımlı bir toplantı ile dünya kamuoyuna seslenecekler.

Devr-i Alem tarihe şahitlik etti

Bizde Devr-i Alem olarak gün boyu bu tarihi toplantıyı takip ederek çok önemli belgesel görüntüler çektik. Suriye’de yaklaşık 20 ayı aşkındır süren çatışmalardan vücuduna 4 kez kurşun isabet Türkmen asker Haşim Waes, bir sabah uyandığında polikliniğini kaybeden ve şu an Osmaniye sınırında çocuk doktorluğu yapan Muktar  Fateh  Mohamed ve iki abisi zalim Esed tarafından esir alınan Türkmen vatandaşı ile röportajlar yaptık. Suriye’de tam bir insanlık dramı yaşanıyor. Hayatını kaybedenler, eşinden ve çocuklarından ayrı kalanlar, ekmek su ve ilaç gibi hayati gereksinimleri bulamayanlar…

Evet Suriye ve Suriye Türkmenleri ile ilgili anlatılıp söylenecek çok şey var. Kültür ve medeniyet tarihimizde müstesna yere sahip Suriye ve Suriye Türkmenleri ile ilgili çok daha fazlasını yakında hazırlayacağımız Suriye Türkmenleri konulu Devr-i Alem belgesel programı ile www.gebzegazetesi.com.tr ve www.belgeselyayincilik.com / Belgesel TV ve Devr-i Alem TV’de izleyebilirsiniz. Aynı zamanda yerel, bölgesel ve ulusal birçok TV kanalında belgesel kuşaklarında takip edebilirisniz.

CHP, Engelliler, İş kazaları ve Gebze

CHP’nin önemli isimlerinden Kemal Kılıçdaroğlu’nun Genel başkanlığa gelmesinde önemli bir isim olan Gürsel tekin’in Gebze’ye gelmesi önemliydi. Sadece CHP değil, Gebze gibi ekonomik, siyasi ve sosyal güce sahip bölgelere partilerin lider kadrolarının mutlaka gitmesi gerekiyor.

   Bundan bir iki hafta önceydi. Değerli dostum CHP Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan Gebze basınının Genel başkan sayın Kemal Kılıçdaroğlu ile Ankara’da bir araya getireceğim. Sizleri de aramızda görmek istiyoruz davetinden kısa bir süre sonra Ankara toplantısının ileriki bir tarihe atıldığı duyuruldu. Tam bu sırada CHP’nin önemli milletvekillerinden Hurşit Güneş ile birlikte Gürsel tekin’in Gebze’ye çıkarma yapması anlamlı ve önemliydi.

  GÜRSEL TEKİN’E NE SORDUM?

Petrol-İş Sendikası’nda Gürsel tekin’in sendikacı ve sivil toplum örgütü yöneticileriyle yaptığı toplantıya katılarak CHP’nin engelliler, iş kazaları ve Gebze’nin bugünkü içinde bulunduğu konum hakkında bilgiler almak istedim.

   Bundan kısa bir süre önce dünya engelliler günü nedeniyle bu köşede yazdığım, “Engellilere neden sahip çıkmalıyız?” yazım internet üzerinden okuma rekoru kırarak bir-iki günde 32 bin kişi internet üzerinden yazımı okumuş ve mesajlar atmıştı. Bu yazıda da açıkça ifade ettim: engellilerle ilgili CHP’nin ne tür bir politikası olduğunu, en çok engelli iş ve trafik kazaları sonucu meydana geldiğini, CHP’nin bu konulara nasıl baktığını ilk ağızdan öğrenmek istedim.

CHP’Lİ TEKİN’DEN ENGELLİ VE İŞ KAZASI AÇIKLAMASI

Sorumuz üzerine sayın Tekin, bazı istatistiki bilgiler verdi. Son 10 yılda meydana gelen iş kazalarından dolayı 11 bin kişinin öldüğünü, iş kazası kurbanı bu işçilerin yüzde doksanının sendikalı olmadığını, iş kazalarını önlemek için öncelikle işçilerin sendikalı olması gerektiğinin altını çizdi. Gerçekten durum vahimdi. Sendikalar Türkiye’de hep tartışma konusu olmuştur. Sendikaların bugün güçsüz duruma gelmelerinden birinci derecede sendikalılar sorumludur. Sendikalar, siyasete ve siyasetçiye yön verme yerine emekçilerin gerçek anlamda temsilcisi olabilselerdi bugün çok farklı konumda olunurdu. Gazetecilik hayatım boyu sendikaların işçi ve işçinin haklarına yönelik çalışmadan çok siyaset yaptıklarına şahit oldum. Bunu bütün sendikalar yapmakta. Sendikalar, sağ-sol, muhafazakar olarak değil işçi haklarını savunan kurumlar olarak ortaya çıkmalı, iş kazalarının önlenmesine yönelik toplumsal seferberlik başlatmalıydı. Sayın tekin, CHP olarak engellilerle ilgili parti genel merkezinde bir birim oluşturulduğunu, iletilen projeleri bana da göndereceklerinin sözünün verdi. Gerçekten CHP’nin engellilere yönelik ne tür proje yaptığını merak ediyorum.

Not: Engellilerle ilgili daha önce yazdığım ve tıklanma rekoru kıran yazımı www.gebzegazetesi.com adresinden http://www.gebzegazetesi.com/Koseyazisi-2076-Engellilere-neden-sahip-cikmiyoruz?.html Linkinden okuyabilirsiniz.

CHP’NİN GEBZE POLİTİKASI

CHP’nin ağır toplarından sayın Gürsel Tekin’in Gebze gibi büyükşehirlerin arasında kalmış, sadece rant aracı olarak görülen büyük ilçelerle ilgili CHP’nin bir projesinin olup olmadığını sordum. Sayın tekin sorumuza, “Gebze mutlaka il olmalıdır. Gebze’nin sorunları ancak il olarak çözülebilir.” Derken, CHP’nin Kocaeli İl başkanı Yalçın Kuşkan’ın yüzüne baktım. Sayın Kuşkan’ın yüz ifadesi “İzmit lobisi olduğu sürece Gebze zor olur” der gibiydi. Bizden soru soran bir sendikacı da Gebze’nin il olamayacağını vurguluyordu.

CHP’NİN DİN POLİTİKASI

Bir sendikacının sayın Tekin’e hükümetin Dini kullandığını, türbanlıların okullarda derse girdiğini, kreşlerin sübyan mektebi gibi açıldığını, CHP’nin bu dönüşüme yeteri kadar tavır göstermediği sorusu beni yıllar önce rahmetli Gazeteci dostum Ragıp Demirkol ile CHP ilçe örgütünde düzenlenen İmam Hatip Okulu panelini hatırlattı. Yıllar önce CHP’nin bu panelinde de açıklamıştım. Dini ve milli değerler Türkiye toplumunun ortak değerleri. Bunlar siyaset arenalarında konuşulmamalı. Yıllarca başörtüsü ile insanların düşünceleriyle mücadele edildi. Türkiye’nin geldiği nokta ortada. CHP, dini ve Milli değerlerle ilgili yaklaşımlarını yeniden gözden geçirerek toplumsal hassasiyete dikkat etmelidir.

   Dini konularla ilgili sayın Tekin’e bu soru sorulurken, toplantıya katılan bazı CHP’lilerin Cuma namazı için salondan ayrılmaları CHP içerisinde de dini değerlere sahip insanların çokluğunu gösteriyordu. Türkiye, kılık kıyafet, düşünce ve toplumun değer yargılarıyla ilgili konuları siyaset malzemesi yapmamalı.

  MİLLETVEKİLLERİ NEDEN YOKTU?

CHP’nin önemli gördüğüm bu toplantısında eski Dışişleri Bakanı Kandıralı Turan Güneş’in akademisyen ve Gazeteci oğlu Hurşit Güneş katılmadan ayrılması dikkat çekiciydi. Ama en dikkat çekici olan ise Gebzeli iki vekilden birisi olan Mehmet Hilal kaplan’ın katılmamasıydı. Ben şahsen çok merak ettim. Değerli dostum sayın Hilal Kaplan neden Gürsel Tekin’in Gebze çıkarmasına katılmadı.

  Evet, CHP’nin ağır toplarından sayın Gürsel Tekin son yıllarda yıldızı parlayan, bir çok engellemeye rağmen siyasette izi olan ve etkisi hissedilen bir isim. Sayın Tekin’in hükümetin Orta Doğu politikası ile ilgili söyledikleri tarihe not düşme açısından çok önemli. Bir gün, bunları da yazmak isterim. Son 10 yılda Orta Doğu bölgesinde 3 milyona yakın Müslüman’ın ölmesi karşısında Türkiye kamuoyu ve dini duyarlılığı olan dernek ve vakıfların sessiz ve suskun kalmasına dikkat çekti sayın Tekin. Gerçekten de 3 Milyona yakın son 5-10 yılda vahşice katledildi. Suriye’de yaşananlara Türkiye’de ki sivil toplum örgütlerinden neden tepki gelmiyor. Gerçekten merak ediyorum.

   Sonuç olarak yazılacak çok şey var. Yarın İstanbul’da düzenlenecek Suriye-Türkmen Cephesi’nin toplantısına davetleyim. Suriye’de olup bitenleri bir de bu toplantıda yapılacak konuşmalardan öğrenip sizlerle paylaşacağım.

Göktürk uydusundan İsrail neden korktu?

CHP’den Bakan Ergün’e Uydu Sorusu

Türkiye’nin Göktürk uydusunu planlandığı süreden önce uzaya gönderilmesinin  dünya kamuoyundaki yankısı  sürerken, Türkiye’de değişik tatışmalar yapılıyor. Uydu ile ilgili CHP soru önergesi verirken  Ortadoğu Teknik Üniversitesi ögrencilerinin Göktürk uydusunun  uzaya gönderildiği  gün ODTÜ kampüsündeki  çıkardığı  olaylara tepkiler sürüyor. Gazetemizinde  gündeme getirdiği Cumhur Başkanı Sayın Abdullah Gülün   Uydu törenine  davet edilmemesi de tartışılıyor.  En önemli  konu ise  İsrail’in Göktürk uydusun’dan  çok rahatsız olduğunun  ortaya çıkması. İsrail’in Göktürk uydusun’dan   rahatsız olduğu il ilgili  basın’ dan yer alan haberde şu görüşlere yer verildi. Uydu fırlatılmadan önce   İnternet  sayfalarında da yer alan   haber  özetle şöyle.;

…. “İsrail, Türkiye’nin Göktürk uydusundan ‘casusluk yapar’ diye korkuyor

İsrail, Türkiye’nin 2013 yılında yörüngeye oturtmayı planladığı Göktürk keşif ve gözetleme uydusunun kendi topraklarını da görüntüleyeceği endişesiyle projeyi engellemeye çalışıyor.

Göktürk uydusunun, 2 metre ve üzerindeki objelerin yüksek çözünürlükte görüntülerini toplayabilecek olması, İsrail yönetiminde endişe yaratıyor. Göktürk Projesi’nin durdurulması için, uydunun üretimini yapan İtalya ve Fransa’da lobi faaliyetlerine başlayan. İsrail’in bu endişesi, Reuters’a da haber oldu.

İSRAİL: Muharabımız yok

İsrail Savunma Bakanlığı’ndan bir yetkili, “Yüksek çözünürlükte görüntülenmediğimizi garanti altına almamız gerek. Ama bunu Türklerden isteyebilir miyiz? Muhatap olacağımız kimse yok” dedi. Milli Savunma Bakanlığı yetkilileri ise “Yıllardır İsrail kendi uydularıyla Türkiye’yi görüntülüyor. Uluslararası ilişkilerde mütekabiliyet esastır. Onlar Türk topraklarını gözetliyorsa, Türkiye’nin de aynı hakkı vardır” ifadesini kullandı.

Amaç askeri istihbarat

Göktürk keşif ve gözetleme uydusu, özellikle Avrupa, Kafkaslar ve Ortadoğu’da askeri istihbarat amaçlı yüksek çözünürlüklü görüntü alınmasını sağlayacak. Uydu, Türkiye’nin PKK’yla mücadelede elini güçlendirecek. Uydu için 2009 yılında İtalyan Telespazio şirketiyle sözleşme imzalandı. İtalyan şirket, Fransız savunma şirketi Thales’le birlikte projeyi yürütüyor.

İsrail elenmişti

Projenin Türk ortakları ise Aselsan, TÜBİTAK, Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü. İhaleye İsrail de IAI şirketiyle girmiş, ancak “Topraklarımız görüntülenmesin” şartı koşunca Türkiye bu şirketi elemişti.

Yüksek çözünürlük sıralaması

ABD, 1997’de çıkardığı bir yasayla, İsrail topraklarının yüksek çözünürlükte çekilen uydu fotoğraflarının Amerikan firmalarınca ticaretinin yapılmasını yasakladı. ABD yönetimi, yabancı firmalarında “Ulusal Savunma Yetki Yasası”na uyması için baskı kuruyor. İsrail yönetimi de Türkiye’nin yeni uydusuyla, ABD’nin bu sınırlamasını aşacağına inanıyor

Erdoğan’dan İsrail’e tepki

“10 yıllardır bizi izliyorsunuz”

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Göktürk uydusuna şartlı parça satmak isteyen İsrail´i isim vermeden eleştirerek, “10 yıllardır sizler bizi izliyorsunuz” dedi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye´nin yerli uydusunu 2013 yılında uzaya göndereceğini söyledi. Bundan rahatsız olanların bulunduğuna dikkat çeken Başbakan, uydunun yapımında kullanılacak bazı parçaları İsrail´i gözetlememe şartıyla vermek isteyen İsrail´i isim vermeden eleştirdi. Erdoğan, “10 yıllardır sizler bizi izliyorsunuz. Ama şimdi Göktürk uydumuz 2013´te yerine çıkıyor. 2023 yılı hedeflerine sımsıkı sarılıp, var gücünüzle onları gerçekleştirmek için çabalayacak olan sizlersiniz.” dedi…..”

—————–

CHP’den Başbakan ve Bakana uydu sorusu

CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün´e de ayrı bir soru önergesi ile “2011´de uzaya gönderileceği belirtilen Göktürk 1 isimli uydu nerede? Göktürk 2´nin neresi yerli?” sorularını yöneltti. Oran´ın, Başbakan Erdoğan ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün´e yönelttiği iki ayrı soru önergesi şöyle;

CHP’den Başbakan Erdoğn’a soru;

CHP’li Oran, Başbakan Erdoğan´a Göktürk 2 uydusu hakkında yönelttiği sor önergesinde şu sorulara yer verdi: “Göktürk 2 uydusunun uzaya fırlatma törenine Cumhurbaşkanı Abdullah Gül niçin çağrılmadı? İlk milli uydu olduğu söylenilen Göktürk 2 için düzenlenen törene, protokolde 1 numara olan Cumhurbaşkanı´nın katılımını uygun bulmadınız mı? Törenin protokol düzenini kim ayarladı? Diğer tüm etkinliklerinizde olduğu gibi günler öncesinde düzenlemeyi yaparak tören protokolünün bu şekilde işlemesi talimatını siz mi verdiniz?”

CHP’li bilim bakanı Ergün’e ne sordu?

CHP’li Oran´ın Bakan Ergün´e Göktürk 2 uydusu hakkında yönelttiği soru önergesinde ise şu sorulara yer verildi: “Göktürk 2 isimli ´ilk milli´ uydu, 19 Aralık 2012 tarihinde ODTÜ´de düzenlenen törenle yörüngesine yerleştirildi. Bu kapsamda; 2011´de uzaya gönderileceği belirtilen Göktürk 1 isimli uydu nerede? Bu uyduyu İtalyan-Fransız ortaklığı bir şirket mi üretecekti, şirketin ismi nedir? Şirkete kaç TL ödendi? Göktürk 1´in kamera sistemi İsrail´den mi satın alındı? İsrail´in, Göktürk 1´in uzayda İsrail topraklarını görmeyecek şekilde konumlanması koşulu Türkiye´ye dayatıldı mı? Bu koşul nedeniyle uydunun üretim projesinin suya düştüğü bilgisi doğru mudur? Askeri imkân, kabiliyet ve yarar bağlamında Göktürk 1´in, Göktürk 2´den daha yetenekli olduğu doğru mudur? ´Yüzde yüz yerli´ olduğu belirtilen Göktürk 2´nin kamera sistemi Güney Kore´den, denge ve konum belirleme modülü İngiltere´den, tepki tekerlekleri ABD´den, manyetik tork çubukları Almanya´dan, itki sistemi İsrail´den mi satın alındı? ´Yerli´ Göktürk 2´nin titreşim testleri Fransa´da mı yaptırıldı? Göktürk 2´den önce, Rusya´dan fırlatılan bir uydumuz var mı? Bu uydunun güneş panelleri yanlış monte edildiği için, 15 senelik ömrünün 3 yılda tükendiği bu nedenle uydunun düştüğü bilgisinin gerçeklik payı nedir? Rusya´dan fırlatılan bu uydu için firmayla imzalanan sözleşmenin yanlışlığı dolayısıyla Türkiye´nin tek kuruş tazminat dahi alamadığı ve bu nedenle olayın üzerinin kapatıldığı doğru mudur? Türkiye bugüne kadar uzaya kaç adet uydu gönderdi? Halen bunların kaçı yörüngededir? Aradaki fark neden kaynaklanmaktadır? Göktürk 2´den önce uzaya gönderilmiş olan birer adet gözlem ve haberleşme uydularının kaybedildiği doğru mudur? Türkiye yörünge hakkını korumak için uluslararası kuruluşlara aidat, üyelik veya kira ücreti ödüyor mu? 1 Ocak 2002´den bu yana ödenen bu meblağın yıllara göre dağılımı kaç TL´dir? Göktürk 2´yi ‘yüzde 100 yerli´ diye tanıtmanızın gerekçesi nedir? Bu uydunun hangi parçaları/işlemleri/üretim bandı yerlidir?”

Bakalım gerek Başbakan Sn. Erdoğan ve gerekse Bilim ve Sanayi Bakanı Sn. Nihat Ergün CHP’li Oran’ın Göktürk uydusu ile ilgili verdiği soru önergesine nasıl cevaplandıracak merakla bekliyoruz.

Göktürk Uydusu yazımı 70 bin kişi okudu

Evet sonuç olarak Göktürk uydusu ile ilgili yazılarımız ve Devr-i Alem Belgesel TV programımız okurlarımız ve izleyicilerimizden büyük ili gördü. 70 bin okurumuz internet üzerinden yazımızı okudu. Türkiye için çok önemli olan Uydu konusunu bugünde yazarak tarihe not düşmek istedik. Gerçekten uydunun uzaya gönderilmesi Türkiye’nin uzay çağını yakalaması için çok önemliydi,  Bir belgeselci olarak Göktürk uydusuna geniş yer vererek tarihe not düşüp zamana noterlik yapmak istedim.  Bütün ümit ve isteğim Türkiye gerçek anlamda uzay çağını yakalar.

………………………………………………………………………..

21 Aralık 2012

Göktürk uydusu ve üniversitelerimiz

Göktürk uydusunun uzaya fırlatılması, Türkiye’nin uzay çağını yakalama girişimleri ve TÜBİTAK ile ilgili dün ve önceki gün bu köşede yer alan yazımız internet üzerinden okunma rekoru kırdı. Dünyanın birçok ülkesinden onbinlerce kişi yazımızı okuyarak bu konuda yeni yazılar yazmamı istediler. Dün bu satırları yazdığım saat 14:00’de 55.000 yani tam ellibeş bin kişi girerek www.gebzegazetesi.com.tr sayfamızdan okumaları bu tür yazıların ne kadar önemli olduğunu göstermekte.

Sadece bu konuda yazı kaleme almadık, belgeseller hazırladık. Göktürk Uydusu’nun uzaya fırlatılmasının haber görüntülerini, uydunun Türkiye üzerinden fırlatılması için uzay sistemi kurulmasını, uzay sistemi kurulabilecek en iyi bölgenin Kocaeli bölgesini olduğunu görüntülü olarak dile getirdik.

Türkiye’nin gerçekten uzay çağını yakalaması için Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan sürekli olarak Cumhuriyetimizin yüzüncü yılı olan 2023’ü ve Malazgirt Zaferi’nin 1000 yıl dönümü olan 2071’i hedef göstermekte. Bu hedef çerçevisinde insanlarımızı ve gençliği geleceğe yönlendirip, heyecanlandırarak motivasyonlarını canlı tutamaya çalışmakta. Göktürk devleti ile ilgili Moğolistan’da hazırladığımız geniş yazı serimizi www.belgeselyayincilik.com dan okuyabilirisiniz.

http://www.youtube.com/watch?v=HCa_XzWqNlA&feature=player_embedded

Üniversitelerimiz ne yapıyor?

Bugün özellikle gençlerin motivasyonu üzerinde durmak istiyorum. Bugün üniversitelerimizden yüzbinlerce genç eğitim görüyor. Gençlerimizin birçoğu bilgiden, motivasyondan ve idealden maalesef uzak yetişiyorlar. Eğitim ve öğretimlerini maddi ve manevi sıkıntılar içinde sürdüren üniversite gençliğimiz gelecek korkusu ile yetişmekte, iş ve ekmek endişesi içinde öğrencilerimiz gençlik ideallerini yok olmakta.

Bugüne kadar bazı üniversitelerimizde değişik konularda konferanslara katılarak, belgesel çekimleri yaptım. Türk-İslam coğrafyasında kültür ve medeniyet tarihimizle ilgili yaptığım araştırmalar ve belgesel çekimleri ile ilgili özellikle Düzce, Karabük ve Giresun üniveristeleri ile Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nde Türk Dünyası, Bilgi Çağında Türkistan’a Yolculuk ve Göktürk Anıtları ilgili sunumlar gerçekleştirip konferanslar verdiğimde öğrencilerin büyük bir ilgi ile takip ettiğini gördüm. Türkistan ve Türk Dünyası ile ilgili maalsef öğrencilere fazla bilgi verilmiyor. Bu coğrafya gerçekten gençlerimize her yönüyle öğretilmeli.

Türkiye tarafından uzaya fırlatılan Göktürk Uydusu’nun adının kaynağı Göktürk Devleti, bugün kendi adındaki Türk uydusunu uzaya fırlatan Çin’i asırlarca idare etmişti. Orhon Kitabeleri’nin bir başka ismi de Göktürk Kitabeleri’dir. Göktürk kitabeleri olarak milli tarihimizin manevi tapu senedi olan Orhon anıtları yakın bir geçmişe kadar korunaksız ve bakımsız bir haldeydi. Bu anıtlar Başbakan sayın Erdoğan’ın çok özel çabaları ile Orhon bölgesine müze yapılarak kapalı alana alındı.Anıtların olduğu yer ile tarihi Karakurum şehri arasında 40 km.’lik asfalt yol döşendi. Gerek müze ve gerekse bölgenin belgesel çekimlerini devlet imkanı kullanmadan kendi imkanlarımızla gerçekleştiren ilk Türk gazeteci ve belgeselci olarak haklı gururu taşıyorum.

Kocaeli ve Gebzeliler Talat Tekin´e sahip çıkmalıydı

Yüzde sekseni Türk mühendisleri tarafından yapılarak uzaya gönderilen ilk milli diyebieceğimiz Göktürk adının kaynağı, Göktürk kitabeleri ile ilgili Türkyede en kapsamlı araştırmayı yapan bizzat Orhon vadisine kadar gidip, Göktürk devleti ve Büyük Hun imparatorluğunun kurulduğu  coğrafyayı adım adım gezen Türkye’nin ilk ve tek Göktürk kitabeleri ilgili bilim adamı Prof. Dr. Talat Tekin, Kocaeli’nin bir zamanlar Gebze nahiyesi olan ve bugün Dilovası hudutları içinde yer alan Tavşancıllı olduğunu acaba kaç Kocaelili biliyor. Bu konuda Kocaeli ünversitesi, valilik ve beledilerimizin çalıması var mı? Talat Tekin nerede? Neden Talat Tekin’e bugüne kadar sahip çıkılmadı. Talat Tekin ile ilgili daha önce yaptığım araştırmada ciddi şekilde rahatsız olduğunu, Bodrum’da yaşadığını, ileri derecede alzhemir hastası olduğunu öğrendim. Keşke Kocaeli ve Gebze’yi yöneten idareciler Talat Tekin’e sahip çıkabilselerdi?

Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Sn. İbrahim Karaosmanoğlu, bugün Türk Dünyası Belediyeler Birliği başkanlığınıda yürütüyor. Sayın  Karaosmanoğlu, Türk Dünyası tarihine adını altın harflerle yazdıran Talat Tekin’e sahip çıkıp adını Tavşancıl’da yapacağı bir parkta yaşatmalı. Bilim, Teknoloji ve Sanayi Bakanı Sayın Nihat Ergün tarafından 10 yıl içerisinde kurulacağı müjdelenen uzaya uydu fırlatma merkezinin Kocaeli bölgesine kurulması için çalışma yapılmalı ve kurulacak uzay üssüne Prof. Dr. Talat Tekin uzay üssü adını verdirilmelidir. Bu konuda sayın Nihat Ergün’e tarihi bir görev düşmekte. Sayın Ergün, Göktürk devletinin kurulduğu coğrafyada araşatırmalar yapan ilk ve tek Türk bilim adamı Talat Tekin’e gereken önemi ve değeri vermeli.

Prof. Dr. Talat Tekin´in hayatı için www.dilbilimi.net tıklayabilirsiniz.

Göktürk devletinden Türkiye Cumhuriyeti’ne Devr-i Alem

Uzaya gönderdiğimiz Göktürk uydusu ile ilgili yazımın internet üzerinden rekor düzeyde okuyucu tarafından takip edilmesi ve okurlarımızdanda gelen bu konuda yeni yazılar yazma isteğine cevap vermek için bugün hem bu yazıyı hem de Göktürk devletinin kurulduğu Ötüken bölgesi, Orhon vadisi, Göktürk kitabeleri ile ilgili hazırladığımız ve önümüzde ki günlerde birçok  televizyon kanalında yayınlanacak olan “Göktürk devletinden Türkiye Cumhriyeti’ne Devr-i Alem” adlı belgesel progamımızı zahmet edip dünyanın birçok bölgesinde internet üzerinden bizleri okuyan tüm okurlarımız www.gebzegazetesi.com.tr  ve www.belgeselyayincilik.com   adreslerimizden Devr-i Alem Belgesel TV – Belgesel Haber Ajansı’ndan izleyebilir.


……………………………………………………………………………………………………………

                                                                                                         20.12.2012

Uydu merkezi Kocaeli’ye kurulmalı

Göktürk uydusunun Çin’den uzaya fırlatılmasıyla ilgili basın ve kamuoyunda yer alan haber ve yorumlar gündemdeki yerini korurken Bilim, Teknoloji ve Sanayi bakanı Nihat Ergün’ün önümüzde ki 10 yıl içerisinde Türkiye’nin uydu fırlatma merkezine sahip olacağını müjdelemesi Türkiye’nin uzayda söz sahibi olma yolunda hızla ilerlediğini gösteriyor.

Tarihe not düşünüp zamana noterlik yapma adına Göktürk uydusunun Uzaya fırlatılmasıyla ilgili başta TRT olmak üzere Türk basını geniş çaplı yer verdi. Başbakan ve Sanayi Bakanı bu törenlerde önemli açıklamalar yaptı. TRT’de yer alan haberin bir bölümünü www.gebzegazetesi.com ve www.belgeselyayincilik.com da ki Devr-i Alem TV’den sizlerle paylaşmak istiyorum. Haberi izlediğinizde ülkemiz adına bir kez daha gurur ve mutluluk duyacağız. Haberin devamında ise kendimiz tarafından hazırlanan TÜBİTAK’ın Gebze yerleşkesi ile ilgili bölümü ayrıca sizlerle paylaşmış olacağız.

Türkiye gerçekten bilişim ve uzay teknolojileri yolunda hızla ilerliyor. Daha dün diyeceğimiz 80’li yıllarda TRT muhabirliği yaparken Gebze’den İstanbul’a basın önceliğimiz olmasına rağmen telefon konuşmalarını 4-5 saat bekleyerek gerçekleştiriyor, görüntülü haberlerin kasedini rica minnet Topkapı’ya giden Adapazarı otobüslerine veriyorduk.

Rahmetli Özal, telekomünikasyon devrimi Gerçekleştirerek dijital telefon hizmetlerini Türkiye geneline yaydı.  90’lı yıllarda cep telefonu ve bilişim teknolojileri büyük ivme kazandı. 2000’li yıllar Türkiye’nin uzay teknolojileriyle tanıştığı yıllar olarak tarihe geçecek. Türkiye uzayda söz sahibi olmak için ciddi adımlar atıyor. Başbakan sayın Erdoğan’ın bu konuda ki en büyük destekçisi Kocaelili Bilim, teknoloji bakanı sayın Nihat Ergün. Sayın Ergün’ün 10 yıl içerisinde Türkiye’nin uydu fırlatma sistemi kuracağını açıklaması tarihi bir adım olarak milat kabul edilebilir.

Uydu fırlatma merkezi neden Kocaeli´ye kurulmalı?

TÜBİTAK uzmanları Türkiye’de 2 bölgeye uydu fırlatma merkezi kurulabileceğini, birinin Ege bölgesi Datça olabileceğini, diğerinin de Karadeniz bölgesi olduğunu açıklamaları önemli. Uydu fırlatma merkezinin teknik açıdan sahilde olmasının önemine dikkat çekiyor uzmanlar. Bunun için en uygun bölge Kocaeli bölgesi.

Kandıra sahilleri ve sayın Nihat Ergün’ün dedelerinin memleketi olan Taşköprü bölgesi Uydu Fırlatma merkezi için biçilmiş kaftan. Zira, Tübitak’ın en büyük yerleşkesi Gebze’de bulunuyor. Gebze bölgesine sayın Bakan’ın da açıkladığı gibi Bilişim Vadisi geliyor. İstanbul’un yanı başında, Sabiha Gökçen gibi yakın bir gelecekte 60 Milyon yolcu kapasitesine sahip olabilecek havalimanının yanı başında olan, Karadeniz sahiline yakın Taşköprü bölgesine Uydu fırlatma merkezinin kurulmasıyla Türkiye, uzay çağında yerini alacaktır. Taşköprü bölgesinin en yüksek zirvesi olan kayalı dağında halen Karadeniz bölgesinin en kapsamlı askeri radar üssü bulunmaktadır. Bu radar üssünün burada olması bile bizim önerimizin ne kadar isabetli olduğunu göstermekte.

Göktürk uydusunun uzaya fırlatılmasıyla ilgili dün (19.12.2012) tarihli yazım büyük ilgi uyandırdı. Bir çok telefon aldım. Bir günde dünyanın değişik ülkelerinden binlerce kişi yazımı internet üzerinden okuyarak maillerle mesajlar attılar. Gerçekten bizim insanımız uluslararası başarılara hasret kalmış bir toplum. Artık, kendimize ve öz benliğimize dönmeliyiz, küçük siyasi hesapları bir kenara bırakarak Türkiye’yi uzay çağına hazırlamalıyız.

Hangi ülkelerin uydu fırlatma merkezi var?

Binlerce yıllık Türk-İslam tarihini araştırdığımızda Türk-İslam medeniyetinin Uzay bilimlerine verdiği önemi görmekteyiz. Meşhur Ulubey, Semerkand’da kurduğu rasathane ile dünyaca tanınmış, ünlü müfessir Fahrettin-i Razi’nin bir zamanlar Horasan medeniyetinin başkenti oylan Herat’ta ki rasathaneleri uzay bilimlerine verdiğimiz önemin kanıtları. Daha buna benzer bir çok Türk-İslam alimi uzay bilimlerine öncülük etmişler. Ama Osmanlı’nın  on yılları ve Türkiye cumhuriyeti döneminde uzaya önem verilememiş, Gazi Mustafa Kemal paşa’nın istikbal göklerdedir sözü bir çok siyasetçi ve devlet adamı tarafından sadece söz olarak söylenmiş, hiçbir icraata geçilememiş. Aşağıda ki Uydu Fırlatma merkezine sahip olan ülkelerin listesini bir ibret listesi olarak kamuoyuyla paylaşmak istiyorum. Türkiye’yi yıllarca kısır döngüye mahkum eden yetkili ve yöneticiler bu listeden ders ve ibret alırlar. İşte Uzay üssüne sahip ülkeler: İnsanoğlunun uzay macerası, 1957 yılında Rusya`nın fırlattığı “Sputnik” uydusu ile başlamıştı. “Sputnik” ile başlayan Rus uzay macerası, soğuk savaş yıllarında Amerika`nın büyük tepkisini çekmiş ve endişe ile karşılanmıştı. ABD, bir yıl sonra, 1958`de kendi yapımı “Explorer” uydusunu uzaya göndererek Rusya`ya cevabını geciktirmedi. Daha sonra ise 1965 yılında Fransa 1970 yılında Japonya ve Çin 1971 yılında İngiltere uzaydaki yerlerini aldılar.  80’lerde kulübe iki üye katıldı: Hindistan ve İsrail.  İran, 1980`de uzaya Rohini uydusunu gönderen Hindistan ve 1988 yılında Ofeg isimli uyduyu fırlatan İsrail`den 21 yıl sonra kendi ürettiği bir uydu ile bu seçkin grubun arasına girdi. En son Güney ve Kore’de bu listeye eklendi.

Uydu makalemize binlerce okur ilgi gösterdi

Dün bu köşede yayınlanan Göktürk uydusuyla ilgili makalemiz bir günde dünyanın dört bir tarafında 8 binden faza kişi tarafından tıklanarak okundu. Söz konusu makalemizi aşağıda sizlerle paylaşıyorum:

……………………………………………………………………………………………………………..

                                                                                       19.12.2012

Göktürk Uydusu, Tübitak ve Gençlerimiz

Göktürk Uydusu’nun Uzaya fırlatılması dolayısıyla düzenlenen töreni büyük bir heyecan ve mutlulukla takip ettim. Çağımız Bilişim’den çıktı Uzay Çağı’na dönmekte. Bugün dünyayı bilgi ve bilişime sahip olan devlet ve şirketler yönetmekte. Gelecekte ise Uzaya hakim olanlar yönetecektir.

Türkiye’nin yüzde seksen yerli yapımıyla Çin üzerinden uzaya gönderdiği Göktürk Uydusu adını Göktürk Devleti’nden almakta. Bugünkü Moğolistan sınırları içerisinde ki Orhun bölgesinde ki Göktürk kitabelerinin belgeselini çekmiş ardından da Çin’de araştırma yapmış bir gazeteci olarak Göktürk  Uydusunun ne anlama geldiğini misyon ve vizyonunu daha iyi anlıyorum.

Göktürk uydusunun Türk mühendislerinin çalışmalarıyla yüzde sekseninin TÜBİTAK tarafından gerçekleşmesi, TÜBİTAK’ın da nereden nereye geldiğini göstermekte. Bu başarıda Kocaelili bir siyasetçi olan, hatta dedeleri bir zamanların Gebze nahiyesi olan Taşköprü’ye bağlı köylerden olan Bilim, Teknoloji ve sanayi Bakanı sayın Nihat Ergün’ün de payı çok büyük.

Göktürk uydusu, Uzaya fırlatılırken 9 yaşında ki oğlum Emirhan benden daha heyecanlıydı. O akşam öğretmenleri kendilerine uzayla ilgili bir ders vermiş, bir uzay gemisiyle Uzayda yapacakları seyahat hakkında yazı yazmalarını istemişti. Oğlum, Göktürk adının neden verildiğini, uydunun uzayda ne yapacağını, neden Çin’den Uzaya fırlatıldığın, buna benzer bir çok sorular sordu. Gerçekten çağımızda yetişen çocuklarda sadece bilişim değil, Uzay çağı çocukları oluyor. Türkiye’yi uzay çağına hazırlamak gerekiyor.

Göktürk uydusunun Uzaya fırlatılması törenleri için ODTÜ yerleşkesine gelen Başbakan’ı ODTÜ’lü öğrencilerin protesto etmeleri ODTÜ’yü savaş alanına çevirmeleri beni hem üzdü hem de düşündürdü. Dünyada aralarında Kuzey Kore’nin de bulunduğu 10 civarında ülke Uzaya uydu fırlatabilirken, bu ülkeler arasında Türkiye’nin olmaması, geçen yıl ki Uyduyu Rusya’dan bu yıl ki uyduyu da Çin’den uzaya göndermemizin en büyük ayıbı araştırma kurumları ve üniversitelerimize ait.

Başta TÜBİTAK olmak üzere Üniversitelerimiz yıllarca Bilimsel araştırma yerine siyasetle uğraştı. Siyasetçilerimiz ise birbirleriyle kavga ederek ülkeyi yaşanmaz hale getirdiler. Askerler de fırsattan istifade edip, her 10 senede ihtilaller, devrimler yapıp muhtıralar vererek Türkiye’yi bir kısır döngü içerisine getirdiler. Bundan da en çok gençlerimiz ve Üniversite öğrencilerimiz zarar gördü. Keşke, ODTÜ’yü savaş alanına çeviren öğrenciler kendilerini çok iyi yetiştirip geleceğin uydularını Türkiye üzerinden uzaya göndermenin bilimsel çalışmalarını yapabilselerdi.

Öğrencilerin bu içimizi sızlatan hali hem ülkemiz hem de öğrenciler adına beni üzdü. Göktürk uydusu gerçekten çok önemli. Uzay çağını yakalamak gelecekte dünya siyasetinde söz sahibi olabilmek için uzaya hakim olmak gerekiyor. keşke TÜBİTAK, kurulduğu 1970’li yıllarda kendine bir vizyon ve misyon biçebilseydi. Bugün Türkiye çok garklı yerde olurdu.

Göktürk Uydusu’nun özellikleri

Göktürk-2, yörüngesine oturduktan sonra kamerası yeryüzüne çevrilecek ve görüntü almaya başlanacak.  Uydudan ilk görüntülerin 25-30 Aralık tarihleri arasında indirilmesi planlanıyor.Ardından milli uçuş bilgisayarı Bilge açılarak, uydunun roketten ayrılması sırasında oluşan takla hareketi gönderilen komutlarla durdurulacak.

Uydu üç eksende kontrol edilerek, dünya üzerinde istenen noktalara bakması sağlanacak. Daha sonra güneş panelleri teker teker açılarak uydunun ihtiyaç duyduğu elektrik enerjisi üretilecek.

Göktürk-2´den elde edilecek görüntülerin, askeri alanda istihbarat, sivil alanlarda ise tarımsal ürün analizleri, rekolte tahminleri, zirai mücadele, çevre kirliliği, doğal afetlerin neden olduğu hasarların değerlendirilmesi gibi amaçlarla kullanılacak.

Türkiye´nin ilk yerli gözlem uydusu RASAT, 17 Ağustos 2011 tarihinde başarılı bir şekilde uzaya fırlatılmıştı. Göktürk-2 uydusu, RASAT uydusuna göre 3 kat daha yüksek görüntü çözünürlüğüne ve 4 kat daha yüksek kütleye sahip.

Göktürk-2´de bulunan TÜBİTAK UZAY mühendisleri tarafından milli imkanlarla geliştirilen Milli Uçuş Bilgisayarı BİLGE, uydu sistemleri için çok önemli olan yüksek güvenilirlik, yüksek başarım ve yüksek veri iletim hızı ve depolama özelliklerini sağlayan bir tasarıma sahip. BİLGE uçuş bilgisayarı, uydu yörüngesindeki radyasyonun olumsuz etkilerine karşı korumalı ve hata durumunda kendini düzeltebilecek özellikler taşıyor.

Öte yandan Tübitak’ın geleceğiyle ilgili  daha önce yazdığımız yazıyı http://gebzegazetesi.com.tr/GebzeHaber/yazar.asp?yaziID=12660 linkinden okuyabilirsiniz.

Göktürk uydusundan İsrail neden korktu?

CHP’den Bakan Ergün’e Uydu Sorusu

Türkiye’nin Göktürk uydusunu planlandığı süreden önce uzaya gönderilmesinin  dünya kamuoyundaki yankısı  sürerken, Türkiye’de değişik tatışmalar yapılıyor. Uydu ile ilgili CHP soru önergesi verirken  Ortadoğu Teknik Üniversitesi ögrencilerinin Göktürk uydusunun  uzaya gönderildiği  gün ODTÜ kampüsündeki  çıkardığı  olaylara tepkiler sürüyor. Gazetemizinde  gündeme getirdiği Cumhur Başkanı Sayın Abdullah Gülün   Uydu törenine  davet edilmemesi de tartışılıyor.  En önemli  konu ise  İsrail’in Göktürk uydusun’dan  çok rahatsız olduğunun  ortaya çıkması. İsrail’in Göktürk uydusun’dan   rahatsız olduğu il ilgili  basın’ dan yer alan haberde şu görüşlere yer verildi. Uydu fırlatılmadan önce   İnternet  sayfalarında da yer alan   haber  özetle şöyle.;

…. “İsrail, Türkiye’nin Göktürk uydusundan ‘casusluk yapar’ diye korkuyor

İsrail, Türkiye’nin 2013 yılında yörüngeye oturtmayı planladığı Göktürk keşif ve gözetleme uydusunun kendi topraklarını da görüntüleyeceği endişesiyle projeyi engellemeye çalışıyor.

Göktürk uydusunun, 2 metre ve üzerindeki objelerin yüksek çözünürlükte görüntülerini toplayabilecek olması, İsrail yönetiminde endişe yaratıyor. Göktürk Projesi’nin durdurulması için, uydunun üretimini yapan İtalya ve Fransa’da lobi faaliyetlerine başlayan. İsrail’in bu endişesi, Reuters’a da haber oldu.

İSRAİL: Muharabımız yok

İsrail Savunma Bakanlığı’ndan bir yetkili, “Yüksek çözünürlükte görüntülenmediğimizi garanti altına almamız gerek. Ama bunu Türklerden isteyebilir miyiz? Muhatap olacağımız kimse yok” dedi. Milli Savunma Bakanlığı yetkilileri ise “Yıllardır İsrail kendi uydularıyla Türkiye’yi görüntülüyor. Uluslararası ilişkilerde mütekabiliyet esastır. Onlar Türk topraklarını gözetliyorsa, Türkiye’nin de aynı hakkı vardır” ifadesini kullandı.

Amaç askeri istihbarat

Göktürk keşif ve gözetleme uydusu, özellikle Avrupa, Kafkaslar ve Ortadoğu’da askeri istihbarat amaçlı yüksek çözünürlüklü görüntü alınmasını sağlayacak. Uydu, Türkiye’nin PKK’yla mücadelede elini güçlendirecek. Uydu için 2009 yılında İtalyan Telespazio şirketiyle sözleşme imzalandı. İtalyan şirket, Fransız savunma şirketi Thales’le birlikte projeyi yürütüyor.

İsrail elenmişti

Projenin Türk ortakları ise Aselsan, TÜBİTAK, Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü. İhaleye İsrail de IAI şirketiyle girmiş, ancak “Topraklarımız görüntülenmesin” şartı koşunca Türkiye bu şirketi elemişti.

Yüksek çözünürlük sıralaması

ABD, 1997’de çıkardığı bir yasayla, İsrail topraklarının yüksek çözünürlükte çekilen uydu fotoğraflarının Amerikan firmalarınca ticaretinin yapılmasını yasakladı. ABD yönetimi, yabancı firmalarında “Ulusal Savunma Yetki Yasası”na uyması için baskı kuruyor. İsrail yönetimi de Türkiye’nin yeni uydusuyla, ABD’nin bu sınırlamasını aşacağına inanıyor

Erdoğan’dan İsrail’e tepki

“10 yıllardır bizi izliyorsunuz”

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Göktürk uydusuna şartlı parça satmak isteyen İsrail´i isim vermeden eleştirerek, “10 yıllardır sizler bizi izliyorsunuz” dedi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye´nin yerli uydusunu 2013 yılında uzaya göndereceğini söyledi. Bundan rahatsız olanların bulunduğuna dikkat çeken Başbakan, uydunun yapımında kullanılacak bazı parçaları İsrail´i gözetlememe şartıyla vermek isteyen İsrail´i isim vermeden eleştirdi. Erdoğan, “10 yıllardır sizler bizi izliyorsunuz. Ama şimdi Göktürk uydumuz 2013´te yerine çıkıyor. 2023 yılı hedeflerine sımsıkı sarılıp, var gücünüzle onları gerçekleştirmek için çabalayacak olan sizlersiniz.” dedi…..”

—————–

CHP’den Başbakan ve Bakana uydu sorusu

CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün´e de ayrı bir soru önergesi ile “2011´de uzaya gönderileceği belirtilen Göktürk 1 isimli uydu nerede? Göktürk 2´nin neresi yerli?” sorularını yöneltti. Oran´ın, Başbakan Erdoğan ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün´e yönelttiği iki ayrı soru önergesi şöyle;

CHP’den Başbakan Erdoğn’a soru;

  CHP’li Oran, Başbakan Erdoğan´a Göktürk 2 uydusu hakkında yönelttiği sor önergesinde şu sorulara yer verdi: “Göktürk 2 uydusunun uzaya fırlatma törenine Cumhurbaşkanı Abdullah Gül niçin çağrılmadı? İlk milli uydu olduğu söylenilen Göktürk 2 için düzenlenen törene, protokolde 1 numara olan Cumhurbaşkanı´nın katılımını uygun bulmadınız mı? Törenin protokol düzenini kim ayarladı? Diğer tüm etkinliklerinizde olduğu gibi günler öncesinde düzenlemeyi yaparak tören protokolünün bu şekilde işlemesi talimatını siz mi verdiniz?”

 CHP’li bilim bakanı Ergün’e ne sordu?

CHP’li Oran´ın Bakan Ergün´e Göktürk 2 uydusu hakkında yönelttiği soru önergesinde ise şu sorulara yer verildi: “Göktürk 2 isimli ´ilk milli´ uydu, 19 Aralık 2012 tarihinde ODTÜ´de düzenlenen törenle yörüngesine yerleştirildi. Bu kapsamda; 2011´de uzaya gönderileceği belirtilen Göktürk 1 isimli uydu nerede? Bu uyduyu İtalyan-Fransız ortaklığı bir şirket mi üretecekti, şirketin ismi nedir? Şirkete kaç TL ödendi? Göktürk 1´in kamera sistemi İsrail´den mi satın alındı? İsrail´in, Göktürk 1´in uzayda İsrail topraklarını görmeyecek şekilde konumlanması koşulu Türkiye´ye dayatıldı mı? Bu koşul nedeniyle uydunun üretim projesinin suya düştüğü bilgisi doğru mudur? Askeri imkân, kabiliyet ve yarar bağlamında Göktürk 1´in, Göktürk 2´den daha yetenekli olduğu doğru mudur? ´Yüzde yüz yerli´ olduğu belirtilen Göktürk 2´nin kamera sistemi Güney Kore´den, denge ve konum belirleme modülü İngiltere´den, tepki tekerlekleri ABD´den, manyetik tork çubukları Almanya´dan, itki sistemi İsrail´den mi satın alındı? ´Yerli´ Göktürk 2´nin titreşim testleri Fransa´da mı yaptırıldı? Göktürk 2´den önce, Rusya´dan fırlatılan bir uydumuz var mı? Bu uydunun güneş panelleri yanlış monte edildiği için, 15 senelik ömrünün 3 yılda tükendiği bu nedenle uydunun düştüğü bilgisinin gerçeklik payı nedir? Rusya´dan fırlatılan bu uydu için firmayla imzalanan sözleşmenin yanlışlığı dolayısıyla Türkiye´nin tek kuruş tazminat dahi alamadığı ve bu nedenle olayın üzerinin kapatıldığı doğru mudur? Türkiye bugüne kadar uzaya kaç adet uydu gönderdi? Halen bunların kaçı yörüngededir? Aradaki fark neden kaynaklanmaktadır? Göktürk 2´den önce uzaya gönderilmiş olan birer adet gözlem ve haberleşme uydularının kaybedildiği doğru mudur? Türkiye yörünge hakkını korumak için uluslararası kuruluşlara aidat, üyelik veya kira ücreti ödüyor mu? 1 Ocak 2002´den bu yana ödenen bu meblağın yıllara göre dağılımı kaç TL´dir? Göktürk 2´yi ‘yüzde 100 yerli´ diye tanıtmanızın gerekçesi nedir? Bu uydunun hangi parçaları/işlemleri/üretim bandı yerlidir?”

Bakalım gerek Başbakan Sn. Erdoğan ve gerekse Bilim ve Sanayi Bakanı Sn. Nihat Ergün CHP’li Oran’ın Göktürk uydusu ile ilgili verdiği soru önergesine nasıl cevaplandıracak merakla bekliyoruz.

Göktürk Uydusu yazımı 70 bin kişi okudu

        Evet sonuç olarak Göktürk uydusu ile ilgili yazılarımız ve Devr-i Alem Belgesel TV programımız okurlarımız ve izleyicilerimizden büyük ili gördü. 70 bin okurumuz internet üzerinden yazımızı okudu. Türkiye için çok önemli olan Uydu konusunu bugünde yazarak tarihe not düşmek istedik. Gerçekten uydunun uzaya gönderilmesi Türkiye’nin uzay çağını yakalaması için çok önemliydi,  Bir belgeselci olarak Göktürk uydusuna geniş yer vererek tarihe not düşüp zamana noterlik yapmak istedim.  Bütün ümit ve isteğim Türkiye gerçek anlamda uzay çağını yakalar.

………………………………………………………………………..

21 Aralık 2012

Göktürk uydusu ve üniversitelerimiz

Göktürk uydusunun uzaya fırlatılması, Türkiye’nin uzay çağını yakalama girişimleri ve TÜBİTAK ile ilgili dün ve önceki gün bu köşede yer alan yazımız internet üzerinden okunma rekoru kırdı. Dünyanın birçok ülkesinden onbinlerce kişi yazımızı okuyarak bu konuda yeni yazılar yazmamı istediler. Dün bu satırları yazdığım saat 14:00’de 55.000 yani tam ellibeş bin kişi girerek www.gebzegazetesi.com.tr sayfamızdan okumaları bu tür yazıların ne kadar önemli olduğunu göstermekte.

Sadece bu konuda yazı kaleme almadık, belgeseller hazırladık. Göktürk Uydusu’nun uzaya fırlatılmasının haber görüntülerini, uydunun Türkiye üzerinden fırlatılması için uzay sistemi kurulmasını, uzay sistemi kurulabilecek en iyi bölgenin Kocaeli bölgesini olduğunu görüntülü olarak dile getirdik.

Türkiye’nin gerçekten uzay çağını yakalaması için Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan sürekli olarak Cumhuriyetimizin yüzüncü yılı olan 2023’ü ve Malazgirt Zaferi’nin 1000 yıl dönümü olan 2071’i hedef göstermekte. Bu hedef çerçevisinde insanlarımızı ve gençliği geleceğe yönlendirip, heyecanlandırarak motivasyonlarını canlı tutamaya çalışmakta. Göktürk devleti ile ilgili Moğolistan’da hazırladığımız geniş yazı serimizi www.belgeselyayincilik.com dan okuyabilirisiniz.

http://www.youtube.com/watch?v=HCa_XzWqNlA&feature=player_embedded

Üniversitelerimiz ne yapıyor?

Bugün özellikle gençlerin motivasyonu üzerinde durmak istiyorum. Bugün üniversitelerimizden yüzbinlerce genç eğitim görüyor. Gençlerimizin birçoğu bilgiden, motivasyondan ve idealden maalesef uzak yetişiyorlar. Eğitim ve öğretimlerini maddi ve manevi sıkıntılar içinde sürdüren üniversite gençliğimiz gelecek korkusu ile yetişmekte, iş ve ekmek endişesi içinde öğrencilerimiz gençlik ideallerini yok olmakta.

Bugüne kadar bazı üniversitelerimizde değişik konularda konferanslara katılarak, belgesel çekimleri yaptım. Türk-İslam coğrafyasında kültür ve medeniyet tarihimizle ilgili yaptığım araştırmalar ve belgesel çekimleri ile ilgili özellikle Düzce, Karabük ve Giresun üniveristeleri ile Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nde Türk Dünyası, Bilgi Çağında Türkistan’a Yolculuk ve Göktürk Anıtları ilgili sunumlar gerçekleştirip konferanslar verdiğimde öğrencilerin büyük bir ilgi ile takip ettiğini gördüm. Türkistan ve Türk Dünyası ile ilgili maalsef öğrencilere fazla bilgi verilmiyor. Bu coğrafya gerçekten gençlerimize her yönüyle öğretilmeli.

Türkiye tarafından uzaya fırlatılan Göktürk Uydusu’nun adının kaynağı Göktürk Devleti, bugün kendi adındaki Türk uydusunu uzaya fırlatan Çin’i asırlarca idare etmişti. Orhon Kitabeleri’nin bir başka ismi de Göktürk Kitabeleri’dir. Göktürk kitabeleri olarak milli tarihimizin manevi tapu senedi olan Orhon anıtları yakın bir geçmişe kadar korunaksız ve bakımsız bir haldeydi. Bu anıtlar Başbakan sayın Erdoğan’ın çok özel çabaları ile Orhon bölgesine müze yapılarak kapalı alana alındı.Anıtların olduğu yer ile tarihi Karakurum şehri arasında 40 km.’lik asfalt yol döşendi. Gerek müze ve gerekse bölgenin belgesel çekimlerini devlet imkanı kullanmadan kendi imkanlarımızla gerçekleştiren ilk Türk gazeteci ve belgeselci olarak haklı gururu taşıyorum.

Kocaeli ve Gebzeliler Talat Tekin´e sahip çıkmalıydı

Yüzde sekseni Türk mühendisleri tarafından yapılarak uzaya gönderilen ilk milli diyebieceğimiz Göktürk adının kaynağı, Göktürk kitabeleri ile ilgili Türkyede en kapsamlı araştırmayı yapan bizzat Orhon vadisine kadar gidip, Göktürk devleti ve Büyük Hun imparatorluğunun kurulduğu  coğrafyayı adım adım gezen Türkye’nin ilk ve tek Göktürk kitabeleri ilgili bilim adamı Prof. Dr. Talat Tekin, Kocaeli’nin bir zamanlar Gebze nahiyesi olan ve bugün Dilovası hudutları içinde yer alan Tavşancıllı olduğunu acaba kaç Kocaelili biliyor. Bu konuda Kocaeli ünversitesi, valilik ve beledilerimizin çalıması var mı? Talat Tekin nerede? Neden Talat Tekin’e bugüne kadar sahip çıkılmadı. Talat Tekin ile ilgili daha önce yaptığım araştırmada ciddi şekilde rahatsız olduğunu, Bodrum’da yaşadığını, ileri derecede alzhemir hastası olduğunu öğrendim. Keşke Kocaeli ve Gebze’yi yöneten idareciler Talat Tekin’e sahip çıkabilselerdi?

Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Sn. İbrahim Karaosmanoğlu, bugün Türk Dünyası Belediyeler Birliği başkanlığınıda yürütüyor. Sayın  Karaosmanoğlu, Türk Dünyası tarihine adını altın harflerle yazdıran Talat Tekin’e sahip çıkıp adını Tavşancıl’da yapacağı bir parkta yaşatmalı. Bilim, Teknoloji ve Sanayi Bakanı Sayın Nihat Ergün tarafından 10 yıl içerisinde kurulacağı müjdelenen uzaya uydu fırlatma merkezinin Kocaeli bölgesine kurulması için çalışma yapılmalı ve kurulacak uzay üssüne Prof. Dr. Talat Tekin uzay üssü adını verdirilmelidir. Bu konuda sayın Nihat Ergün’e tarihi bir görev düşmekte. Sayın Ergün, Göktürk devletinin kurulduğu coğrafyada araşatırmalar yapan ilk ve tek Türk bilim adamı Talat Tekin’e gereken önemi ve değeri vermeli.

Prof. Dr. Talat Tekin´in hayatı için www.dilbilimi.net tıklayabilirsiniz.

Göktürk devletinden Türkiye Cumhuriyeti’ne Devr-i Alem

Uzaya gönderdiğimiz Göktürk uydusu ile ilgili yazımın internet üzerinden rekor düzeyde okuyucu tarafından takip edilmesi ve okurlarımızdanda gelen bu konuda yeni yazılar yazma isteğine cevap vermek için bugün hem bu yazıyı hem de Göktürk devletinin kurulduğu Ötüken bölgesi, Orhon vadisi, Göktürk kitabeleri ile ilgili hazırladığımız ve önümüzde ki günlerde birçok  televizyon kanalında yayınlanacak olan “Göktürk devletinden Türkiye Cumhriyeti’ne Devr-i Alem” adlı belgesel progamımızı zahmet edip dünyanın birçok bölgesinde internet üzerinden bizleri okuyan tüm okurlarımız www.gebzegazetesi.com.tr  ve www.belgeselyayincilik.com   adreslerimizden Devr-i Alem Belgesel TV – Belgesel Haber Ajansı’ndan izleyebilir.


……………………………………………………………………………………………………………

                                                                                                         20.12.2012

Uydu merkezi Kocaeli’ye kurulmalı

Göktürk uydusunun Çin’den uzaya fırlatılmasıyla ilgili basın ve kamuoyunda yer alan haber ve yorumlar gündemdeki yerini korurken Bilim, Teknoloji ve Sanayi bakanı Nihat Ergün’ün önümüzde ki 10 yıl içerisinde Türkiye’nin uydu fırlatma merkezine sahip olacağını müjdelemesi Türkiye’nin uzayda söz sahibi olma yolunda hızla ilerlediğini gösteriyor.

Tarihe not düşünüp zamana noterlik yapma adına Göktürk uydusunun Uzaya fırlatılmasıyla ilgili başta TRT olmak üzere Türk basını geniş çaplı yer verdi. Başbakan ve Sanayi Bakanı bu törenlerde önemli açıklamalar yaptı. TRT’de yer alan haberin bir bölümünü www.gebzegazetesi.com ve www.belgeselyayincilik.com da ki Devr-i Alem TV’den sizlerle paylaşmak istiyorum. Haberi izlediğinizde ülkemiz adına bir kez daha gurur ve mutluluk duyacağız. Haberin devamında ise kendimiz tarafından hazırlanan TÜBİTAK’ın Gebze yerleşkesi ile ilgili bölümü ayrıca sizlerle paylaşmış olacağız.

Türkiye gerçekten bilişim ve uzay teknolojileri yolunda hızla ilerliyor. Daha dün diyeceğimiz 80’li yıllarda TRT muhabirliği yaparken Gebze’den İstanbul’a basın önceliğimiz olmasına rağmen telefon konuşmalarını 4-5 saat bekleyerek gerçekleştiriyor, görüntülü haberlerin kasedini rica minnet Topkapı’ya giden Adapazarı otobüslerine veriyorduk.

Rahmetli Özal, telekomünikasyon devrimi Gerçekleştirerek dijital telefon hizmetlerini Türkiye geneline yaydı.  90’lı yıllarda cep telefonu ve bilişim teknolojileri büyük ivme kazandı. 2000’li yıllar Türkiye’nin uzay teknolojileriyle tanıştığı yıllar olarak tarihe geçecek. Türkiye uzayda söz sahibi olmak için ciddi adımlar atıyor. Başbakan sayın Erdoğan’ın bu konuda ki en büyük destekçisi Kocaelili Bilim, teknoloji bakanı sayın Nihat Ergün. Sayın Ergün’ün 10 yıl içerisinde Türkiye’nin uydu fırlatma sistemi kuracağını açıklaması tarihi bir adım olarak milat kabul edilebilir.

Uydu fırlatma merkezi neden Kocaeli´ye kurulmalı?

TÜBİTAK uzmanları Türkiye’de 2 bölgeye uydu fırlatma merkezi kurulabileceğini, birinin Ege bölgesi Datça olabileceğini, diğerinin de Karadeniz bölgesi olduğunu açıklamaları önemli. Uydu fırlatma merkezinin teknik açıdan sahilde olmasının önemine dikkat çekiyor uzmanlar. Bunun için en uygun bölge Kocaeli bölgesi.

Kandıra sahilleri ve sayın Nihat Ergün’ün dedelerinin memleketi olan Taşköprü bölgesi Uydu Fırlatma merkezi için biçilmiş kaftan. Zira, Tübitak’ın en büyük yerleşkesi Gebze’de bulunuyor. Gebze bölgesine sayın Bakan’ın da açıkladığı gibi Bilişim Vadisi geliyor. İstanbul’un yanı başında, Sabiha Gökçen gibi yakın bir gelecekte 60 Milyon yolcu kapasitesine sahip olabilecek havalimanının yanı başında olan, Karadeniz sahiline yakın Taşköprü bölgesine Uydu fırlatma merkezinin kurulmasıyla Türkiye, uzay çağında yerini alacaktır. Taşköprü bölgesinin en yüksek zirvesi olan kayalı dağında halen Karadeniz bölgesinin en kapsamlı askeri radar üssü bulunmaktadır. Bu radar üssünün burada olması bile bizim önerimizin ne kadar isabetli olduğunu göstermekte.

Göktürk uydusunun uzaya fırlatılmasıyla ilgili dün (19.12.2012) tarihli yazım büyük ilgi uyandırdı. Bir çok telefon aldım. Bir günde dünyanın değişik ülkelerinden binlerce kişi yazımı internet üzerinden okuyarak maillerle mesajlar attılar. Gerçekten bizim insanımız uluslararası başarılara hasret kalmış bir toplum. Artık, kendimize ve öz benliğimize dönmeliyiz, küçük siyasi hesapları bir kenara bırakarak Türkiye’yi uzay çağına hazırlamalıyız.

Hangi ülkelerin uydu fırlatma merkezi var?

Binlerce yıllık Türk-İslam tarihini araştırdığımızda Türk-İslam medeniyetinin Uzay bilimlerine verdiği önemi görmekteyiz. Meşhur Ulubey, Semerkand’da kurduğu rasathane ile dünyaca tanınmış, ünlü müfessir Fahrettin-i Razi’nin bir zamanlar Horasan medeniyetinin başkenti oylan Herat’ta ki rasathaneleri uzay bilimlerine verdiğimiz önemin kanıtları. Daha buna benzer bir çok Türk-İslam alimi uzay bilimlerine öncülük etmişler. Ama Osmanlı’nın  on yılları ve Türkiye cumhuriyeti döneminde uzaya önem verilememiş, Gazi Mustafa Kemal paşa’nın istikbal göklerdedir sözü bir çok siyasetçi ve devlet adamı tarafından sadece söz olarak söylenmiş, hiçbir icraata geçilememiş. Aşağıda ki Uydu Fırlatma merkezine sahip olan ülkelerin listesini bir ibret listesi olarak kamuoyuyla paylaşmak istiyorum. Türkiye’yi yıllarca kısır döngüye mahkum eden yetkili ve yöneticiler bu listeden ders ve ibret alırlar. İşte Uzay üssüne sahip ülkeler: İnsanoğlunun uzay macerası, 1957 yılında Rusya`nın fırlattığı “Sputnik” uydusu ile başlamıştı. “Sputnik” ile başlayan Rus uzay macerası, soğuk savaş yıllarında Amerika`nın büyük tepkisini çekmiş ve endişe ile karşılanmıştı. ABD, bir yıl sonra, 1958`de kendi yapımı “Explorer” uydusunu uzaya göndererek Rusya`ya cevabını geciktirmedi. Daha sonra ise 1965 yılında Fransa 1970 yılında Japonya ve Çin 1971 yılında İngiltere uzaydaki yerlerini aldılar.  80’lerde kulübe iki üye katıldı: Hindistan ve İsrail.  İran, 1980`de uzaya Rohini uydusunu gönderen Hindistan ve 1988 yılında Ofeg isimli uyduyu fırlatan İsrail`den 21 yıl sonra kendi ürettiği bir uydu ile bu seçkin grubun arasına girdi. En son Güney ve Kore’de bu listeye eklendi.

Uydu makalemize binlerce okur ilgi gösterdi

Dün bu köşede yayınlanan Göktürk uydusuyla ilgili makalemiz bir günde dünyanın dört bir tarafında 8 binden faza kişi tarafından tıklanarak okundu. Söz konusu makalemizi aşağıda sizlerle paylaşıyorum:

……………………………………………………………………………………………………………..

                                                                                       19.12.2012

Göktürk Uydusu, Tübitak ve Gençlerimiz

Göktürk Uydusu’nun Uzaya fırlatılması dolayısıyla düzenlenen töreni büyük bir heyecan ve mutlulukla takip ettim. Çağımız Bilişim’den çıktı Uzay Çağı’na dönmekte. Bugün dünyayı bilgi ve bilişime sahip olan devlet ve şirketler yönetmekte. Gelecekte ise Uzaya hakim olanlar yönetecektir.

Türkiye’nin yüzde seksen yerli yapımıyla Çin üzerinden uzaya gönderdiği Göktürk Uydusu adını Göktürk Devleti’nden almakta. Bugünkü Moğolistan sınırları içerisinde ki Orhun bölgesinde ki Göktürk kitabelerinin belgeselini çekmiş ardından da Çin’de araştırma yapmış bir gazeteci olarak Göktürk  Uydusunun ne anlama geldiğini misyon ve vizyonunu daha iyi anlıyorum.

Göktürk uydusunun Türk mühendislerinin çalışmalarıyla yüzde sekseninin TÜBİTAK tarafından gerçekleşmesi, TÜBİTAK’ın da nereden nereye geldiğini göstermekte. Bu başarıda Kocaelili bir siyasetçi olan, hatta dedeleri bir zamanların Gebze nahiyesi olan Taşköprü’ye bağlı köylerden olan Bilim, Teknoloji ve sanayi Bakanı sayın Nihat Ergün’ün de payı çok büyük.

Göktürk uydusu, Uzaya fırlatılırken 9 yaşında ki oğlum Emirhan benden daha heyecanlıydı. O akşam öğretmenleri kendilerine uzayla ilgili bir ders vermiş, bir uzay gemisiyle Uzayda yapacakları seyahat hakkında yazı yazmalarını istemişti. Oğlum, Göktürk adının neden verildiğini, uydunun uzayda ne yapacağını, neden Çin’den Uzaya fırlatıldığın, buna benzer bir çok sorular sordu. Gerçekten çağımızda yetişen çocuklarda sadece bilişim değil, Uzay çağı çocukları oluyor. Türkiye’yi uzay çağına hazırlamak gerekiyor.

Göktürk uydusunun Uzaya fırlatılması törenleri için ODTÜ yerleşkesine gelen Başbakan’ı ODTÜ’lü öğrencilerin protesto etmeleri ODTÜ’yü savaş alanına çevirmeleri beni hem üzdü hem de düşündürdü. Dünyada aralarında Kuzey Kore’nin de bulunduğu 10 civarında ülke Uzaya uydu fırlatabilirken, bu ülkeler arasında Türkiye’nin olmaması, geçen yıl ki Uyduyu Rusya’dan bu yıl ki uyduyu da Çin’den uzaya göndermemizin en büyük ayıbı araştırma kurumları ve üniversitelerimize ait.

Başta TÜBİTAK olmak üzere Üniversitelerimiz yıllarca Bilimsel araştırma yerine siyasetle uğraştı. Siyasetçilerimiz ise birbirleriyle kavga ederek ülkeyi yaşanmaz hale getirdiler. Askerler de fırsattan istifade edip, her 10 senede ihtilaller, devrimler yapıp muhtıralar vererek Türkiye’yi bir kısır döngü içerisine getirdiler. Bundan da en çok gençlerimiz ve Üniversite öğrencilerimiz zarar gördü. Keşke, ODTÜ’yü savaş alanına çeviren öğrenciler kendilerini çok iyi yetiştirip geleceğin uydularını Türkiye üzerinden uzaya göndermenin bilimsel çalışmalarını yapabilselerdi.

Öğrencilerin bu içimizi sızlatan hali hem ülkemiz hem de öğrenciler adına beni üzdü. Göktürk uydusu gerçekten çok önemli. Uzay çağını yakalamak gelecekte dünya siyasetinde söz sahibi olabilmek için uzaya hakim olmak gerekiyor. keşke TÜBİTAK, kurulduğu 1970’li yıllarda kendine bir vizyon ve misyon biçebilseydi. Bugün Türkiye çok garklı yerde olurdu.

Göktürk Uydusu’nun özellikleri

Göktürk-2, yörüngesine oturduktan sonra kamerası yeryüzüne çevrilecek ve görüntü almaya başlanacak.  Uydudan ilk görüntülerin 25-30 Aralık tarihleri arasında indirilmesi planlanıyor.Ardından milli uçuş bilgisayarı Bilge açılarak, uydunun roketten ayrılması sırasında oluşan takla hareketi gönderilen komutlarla durdurulacak.

Uydu üç eksende kontrol edilerek, dünya üzerinde istenen noktalara bakması sağlanacak. Daha sonra güneş panelleri teker teker açılarak uydunun ihtiyaç duyduğu elektrik enerjisi üretilecek.

Göktürk-2´den elde edilecek görüntülerin, askeri alanda istihbarat, sivil alanlarda ise tarımsal ürün analizleri, rekolte tahminleri, zirai mücadele, çevre kirliliği, doğal afetlerin neden olduğu hasarların değerlendirilmesi gibi amaçlarla kullanılacak.

Türkiye´nin ilk yerli gözlem uydusu RASAT, 17 Ağustos 2011 tarihinde başarılı bir şekilde uzaya fırlatılmıştı. Göktürk-2 uydusu, RASAT uydusuna göre 3 kat daha yüksek görüntü çözünürlüğüne ve 4 kat daha yüksek kütleye sahip.

Göktürk-2´de bulunan TÜBİTAK UZAY mühendisleri tarafından milli imkanlarla geliştirilen Milli Uçuş Bilgisayarı BİLGE, uydu sistemleri için çok önemli olan yüksek güvenilirlik, yüksek başarım ve yüksek veri iletim hızı ve depolama özelliklerini sağlayan bir tasarıma sahip. BİLGE uçuş bilgisayarı, uydu yörüngesindeki radyasyonun olumsuz etkilerine karşı korumalı ve hata durumunda kendini düzeltebilecek özellikler taşıyor.

Öte yandan Tübitak’ın geleceğiyle ilgili  daha önce yazdığımız yazıyı http://gebzegazetesi.com.tr/GebzeHaber/yazar.asp?yaziID=12660 linkinden okuyabilirsiniz.

Marka değerlerimizi tanıyalım

Marka olmak, markalaşmak çok önemli. Yurt içi ve yurt dışında fırsat buldukça geziler yapıyor, yaptığım gezilerde gördüklerimi makale taşıyarak ayrıca Belgesel haline getirerek okuyucu ve izleyicilerimle paylaşıyorum.
Gezip gördüğüm yerde bölgeler ve ülkeler marka değerlerini tanıtmak için var güçleriyle çalışıyorlar. Marka değerlerini tanıtan kurumlar, ülkeler ve bölgeler adından söz ettiriyor, marka değerleri sayesinde maddi ve manevi kazançlar elde ediyorlar.
Türkiye genelinde marka değerlerini tanıtmak için il ve ilçelerin adeta yarış içerisinde olduğunu görmekteyim. Giresun Valiliği kendini tanıtmak için Almanya’da Giresun Tanıtım günleri organize etti. Sadece Almanya’da değil Giresun’da ciddi çalışmalar başlattılar, özellikle okul öğrencilerine yönelik Giresun’un marka değerlerini gençlere tanıtmak için büyük çaba sarf ediyorlar.

   KOCAELİ’NİN MARKA DEĞERLERİ
Kocaeli, her bakımdan çok önemli bir ilimiz. Kocaeli marka değerlerini değil kamuoyuna Kocaeli’de yaşayan insanlara bile tanıtamıyor. Örneğin, Gebze’de yaşayanlar olarak acaba “gebze ve Kocaeli’yi ne kadar tanıyoruz?” Kandıra’ya, Kefken’e, samanlı Dağlarına, Karamürsel ve körfez’in karşı tarafına kaç kez gidip doya doya gezebildik.
Kocaeli bir günde gezilebilecek bir il. Ancak ömrümüzde bile bir kez Kocaeli’yi gezmiyoruz. Kocaeli’nin marka değerlerini kendimiz bile tanımıyoruz. Her yıl binlerce öğrenci Kocaeli Üniversitesi’nden ve GYTE’den Kocaeli’nin marka değerlerini tanımadan mezun oluyorlar. Liselerde okuyan öğrenciler ise yaşadıkları Kocaeli ile ve ilçeleriyle ilgili hiçbir bilgi öğrenmeden Okullarından mezun oluyor. Öncelikle gençlerimize ve öğrencilere yönelik Kocaeli’nin marka değerlerini tanımalı ve tanıtmalıyız. Bu konuda Kocaeli Valiliği kültür hizmeti olarak hazırladığımız marka şehir Kocaeli kitap ve belgeseli www.gebzegazetesi.com ve www.belgeselyayincilik.com da Devri Alem TV’de yayınlanmakta.

GEBZE BÖLGESİNİN MARKA DEĞERLERİ
Gebze bölgesi tarih, kültür ve turizm bakımından büyük bir potansiyel. Dünyaca ünlü Osman Hamdi Bey, Eskihisar ve Darıca kaleleri, Kartacalı Komutan Anibal, Çoban Mustafapaşa Külliyesi, Fatih’in Otağı, Darıca Kuş Cenneti, Ballıkayalar tabiat Parkı ve daha bunlara benzer bir çok marka değerimiz var. Ancak bu marka değerlerimizi yurt içi ve yurt dışı turizmine bir türlü açamadık. Biz bile buraları tanımaktan aciziz. Öncelikle bölgemizde ki marka değerlerimizi kendimiz tanımalıyız. Gençlerimize ve öğrencilere tanıtmalıyız.
Gebze, Darıca, Dilovası ve Çayırova ilçelerimizde ki öğrencilerimize Kocaeli ili ve ilçelerini tanıtmaya yönelik dersler ve geziler organize edilmeli. Gençler ilçelerini ve Kocaeli ilini tanıyarak yetişirlerse çok büyük bir hizmet yapılmış olacak. Şehirlerine karşı aidiyet duygusunu kazanmış olacaklardır. Bu konuda yapılacak çalışmalar bölgemizin marka değerlerine gençlerin de sahip çıkmasını sağlayacaktır.

  BALLIKAYAR TABİAT PARKINI DÜNYA MARKASI YAPMALIYIZ
Ballıkayalar Tabiat Parkı, bölgemizin uluslararası alanda tanınmasına büyük imkan sağlayacaktır. Bugüne kadar onlarca yazı kaleme aldım. Değil Türk turizmine bölgemiz insanına bile tanıtamadık. Ballıkayalar’ın suyu azaldı, Ballıkayalar açık hava meyhanesi haline geldi, Ballıkayalar Tabiat Parkı içerisinde ailecek gezme imkanı bile yok. Orman ve Su İşlmeri Bakanlığı’nın açılışını bizzat yerinde görmek istiyorum. Teminim bu açılış Ballıkayalar’ı marka haline getirir.
Vali Ercan Topaca, Fatih’in Otağı ve Gebze Kervansarayıyla ilgili çok önemli çalışmalar başlatmıştı. Ancak vali’nin bu çıkışı sözde kaldı, bir türlü icraata dönüşmedi. Vali beyden Gebze kamuoyunun beklentisi halka verdiği sözü tutarak Gebze bölgesinin tarihi değeri olan tarihi ve kültürel eserlere sahip çıkmalıdır.
Balkıyalar bir çok Bakan gördü, Genel Müdür gördü ama yapılan çalışmalar sözde kaldı. Açılışın verilen hedefe ulaşmasını temenni ediyorum.

BALLIKAYALAR’I TANIYALIM
Ballıkayalar, Gebze Tavşanlı köyü yakınlarında kayalık vadi. Tabiat parkı statüsündedir.Türkiye´de kaya tırmanışı sporunun başladığı yerdir. Tırmanış yapılan rotalar ilk olarak 1970´li yıllarda açılmıştır. İstanbul´a yakınlığı nedeniyle, tırmanışçılar buraya rağbet ederler. Vadinin kuzey-güney doğrultusunda olması nedeniyle, günün farklı saatlerinde bazı kayalar gölgede kalır. Böylece tırmanışçılar sıcak günlerde bile rahat tırmanma imkânı bulur. Tırmanışçılar dışında Ballıkayalar piknikçilerin de rağbet ettiği bir parktır.

NEDEN BALLIKAYALAR İSMİ
Arılar, burada bulunan büyükçe bir mağarada yuvalanmışlar.
Çok uzun zaman öncesinde, arılar bu mağarayı kovan olarak kullanmışlar. Oluşan karakovan petekleri ve bal, bölgenin zaman içinde “Bal Mağaraları, Ballı Mağaralar, Bal Kayalıkları” gibi isimlerle anılmasına sebep olmuş En son olarak Ballıkayalar şeklinde söylenmiş. Yani isim, burada bulunan kayalıklardan ve baldan kaynaklanıyor.

http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=Njw5kXxdfHU