En vefalı işadamı

Doğduğu ve doyduğu şehirden vazgeçmiyor

      En vefalı işadamı

  Geçtiğimiz hafta İzmit’e gittiğimde uzun bir  süre görüşemediğim sevgili dostum, Kocaeli ve Giresun’un önde gelen işadamlarından Makine Yüksek Mühendisi Halil İbrahim Şengün’le çalışma ofisinde bir araya geldik ve hasret giderdik.

 Kocaeli Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışan, hem doğduğu hem de doyduğu şehirden  hiç kopmayan örnek ve vefalı işadamlarından biri olan Halil İbrahim Şengün ile uzun uzun sohbet etme imkânı bulduk.  Devlet Planlama Teşkilatı’nda uzun bir süredir çalışan  ve merhum Cumhurbaşkanı Özal’ın  yakın çalışma arkadaşlarından biri olan Şengün, hep sağ cenahta siyaset yapmış , merhum Özal, Necmettin Erbakan, Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile hep yakın ilişkiler içinde olmuştur.

  6 yaşında babasını kaybettikten sonra Kocaeli’nde gurbet hayatı başlayan, yoksulluğun ve çilenin ne demek olduğunu çok iyi bilen Şengün, Devlet Planlama Teşkilatı’nda uzun yıllar görev alması dolayısıyla Türkiye’nin her bölgesini bilen çok tecrübeli bir işadamı ve aynı zamanda eğitimci.

  Halil İbrahim Bey  ofisinde siyasi hatıralarını anlatırken, gözüm duvardaki rahmetli Özal ve diğer devlet büyüklükleriyle çektirilmiş resimlere ilişti.  Bu sayede Türk siyasetinin son 30 yılı film şeridi gibi gözümün önünden geçti.

   Şengün’ün ofisinde bir saate yakın çok keyifli bir sohbet yaptık. İzin istediğimizde yemek yemeden bir yere bırakmam deyince Seka Park’ta bulunan Marmara Balık Restoran’da  birlikte akşam yemeği yedik. Hatıralarına burada devam eden Şengün tam bir mücadele adamı. Oldukça donanımlı olan, yıllardır çeşitli bölgelerde konferans, panel, seminer ve toplantılara konuşmacı olarak katılmış engin bir devlet ve iş tecrübesi olan bir isim.

DOĞDUĞU ŞEHİRE BÜYÜK YATIRIM

Şengün’ün en önemli özelliği ise doğduğu ve doyduğu şehirden hiç kopmaması. Kocaeli’ne gösterdiği ilgi kadar Giresun’a da önem veren, yardımlarını esirgemeyen Halil İbrahim Şengün,  Giresun’a HES yatırımı yapan tek  Giresun’lu işadamı olma özelliğini taşıyor. Görele’de Çanakçı 1, Çanakçı 2, ve Çanakçı 3 adlı Hidro  Elektrik Santrali yatırımı bulunuyor. Çevreye zarar vermeyen ve tünelle yapılan milyon dolarlık yatırımlar hem istihdama hem de ekonomiye büyük katkı sağlayacak.

TELEVİZYON KURUYOR

Tecrübeli ve başarılı işadamı Halil İbrahim Şengün, şimdi de medyaya girmeye hazırlanıyor. Bir süre önce ulusal yayın yapan bir televizyon kanalının isim ve lisansını aldığını söyleyen Şengün, yarım milyona yakın yatırım yapmış. Her işinde başarılı olan Şengün,  medya sektöründe ülkesine hizmet etmek için gün sayıyor. Kitabında başarısızlık olmayan Şengün’ün bu sektörde de önemli çalışmalar yapacağına inanıyor ve başarılarının diliyorum.

SİYASETTEN HİÇ KOPMADI

Uzun yıllar siyasetin içinde olan Halil İbrahim Şengün,  bugüne kadar siyaset yoluyla hizmet etme şansını bulamadı.1991 yılında Anavatan Partisi’nden Giresun Milletvekili Adayı olan ve  çok az bir oyla Milletvekilliğini kaçıran Şengün, 2011 yılında Giresun’da Ak Parti’den aday adayı  oldu ve temayül yoklamasında onlarca kişi arasından 6.sırada çıktı ama yine seçilemedi.

Yol gösterici, derleyip toparlayıcı bir abi olan Şengün’ün  bilgi birikimi, siyasi çevresi ve tecrübesinden aşığı olduğu Giresun’un bu zamana kadar faydalanmaması büyük bir eksikliktir.

Merhum Erbakan  ve Özal ile siyaset yapan, Sanayi Bakanlığı’nda görev alan, Kocaeli Üniversite’sinde Öğretim Üyeliği yapan,  mütevazi, alçak gönüllü, Giresun’a hizmet aşkı ile yanan, her yönü ile kendini yetiştirmiş, kariyer sahibi, bu güzel insana Giresun’lu sahip çıkmalıdır…

H. İBRAHİM ŞENGÜN KİMDİR?

1955 Giresun Görele doğumlu Halil İbrahim Şengün, Kocaeli Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nde Öğretim Görevlisi olarak bir süre çalıştı, daha sonra çeşitli kurumlarda danışmanlık ve müşavirlik hizmetlerinde bulundu.. Başarılı işadamı Şengün, soyadını taşıyan Şengün Şirketler Grubu Bünyesinde faaliyetini sürdüren Şengün  Müh. Müş.Taah. ve Tic.A.Ş., Şengün Elektrik End.San.ve Tic.,Şengün Elektrik Üretimi Sanayi ve Tic. A.Ş., Şengün Sigorta Ar.Hiz. Ltd.Şti. ile Şengün Kalkınma Vakfı Kurucu Başkanıdır.Şengün’ün Motorlarda Termodinamik Esalar ile Motorlar Yapı ve Hesabı adlı iki de kitabı vardır.

Belediye Başkanlığı ve Sedat Tüze

Her meslek zordur ama belediye başkanlığı daha zordur. Belediye başkanı olduğunuzda hiç kimseye yaranamazsınız. Hele bir de seçilemeyip görevden gitmişseniz, başkan olduğunuz dönemde etrafınızı kuşatanlar, dalkavukluk yapanlar, sizi yerden yere vurur, demediklerini bırakmazlar. Vatandaş ise yaptıklarınızı görmez, en küçük olayı büyütüp başkanlığınız dönemini eleştirip karalarlar.

Belediye başkanlarının da suçu büyüktür. Koltuğa bir oturdular mı bir daha kalkmayacak gibi hareket ederler kendilerinden öncesini yok sayıp adeta büyük dağları kendileri yaratmış küçük dağları da babalarından miras kalmış gibi değerlendirirler. Etrafını kuşatan dalkavukların tesirinden kurtulamazlar dostane yapılan eleştirileri hazmedemezler. Deyim yerindeyse akıl tutulması yaşarlar.

Aslında belediye başkanlığı çok önemli ve çok onurlu bir makam keşke belediye başkanlarımız kendilerinden önceki dönemleri yok saymasalar. Zaman zaman eski belediye başkanlarıyla toplantı düzenleyip vefa günü adı altında il ve ilçelerine hizmeti geçmiş siyasetçi idareci ve kültür adamlarını vefa ödülleri verebilseler. Vefat eden başkan ve yöneticileri hayır ve dua ile anacak mevlid ve hatimler organize edebilseler.

SEDAT TÜZE’NİN ARDINDAN

Bu satırları belediye seçimlerinden hemen sonra geniş çaplı bir yazı ve araştırma belgeseli halinde yazmak isterdim ancak, Gebze Eski Belediye başkanı Sedat Tüze’nin vefat haberini alınca 35 yıllık bir geçmiş gözümün önünde canlandı 35 yıllık gazeteci ve belgeselci olarak canlı şahitliğini yaptığım, Gebze Belediyesi ve diğer belediyeler ve belediye başkanları gözümün önünden bir sinema şeridi gibi geçti.

Sedat Tüze’yi 1980 darbesi öncesi tanıdım, makamında kendisini ziyaret edip çay ve kahve içmiştim, beyaz elbiseli tonton hali ve başkanlık masasında bir başkandan çok bir İstanbul beyefendisi gibi etrafına güler yüzle bakışları gözümün geçmiyor. Merhum Tüze ile o günlerden başlayan dostluk hep devam etti. Merhum babası Cevdet Amca tam bir Gebze aşığıydı. Aslen Çerkeşli köyünden olan Tüze ailesi ve Cevdet amca ile Dilovası Belgeseli ile ilgili söyleşi yapmıştık belgesel hala TV’de yayınlanıyor.

Sedat Tüze, 1977-1980 yılları arasında belediye başkanlığı yaptı. Darbede gözaltına alındı. Suçlamalardan beraat etti. Sağ-sol olaylarının yaşandığı gençlerin sokaklarda öldürüldüğü bir dönemdi 80 öncesi. Halen o karanlık dönem aydınlanamadı. O karanlık dönemde merhum Tüze, objektif belediye başkanlığı yapmaya çalıştı, Gebze’ye hizmetleri oldu.

Sedat Tüze’nin ilçe başkanlığı yaptığı dönemde o dönem Doğru yol Partisinden milletvekili olan bir siyasetçinin Gebze bölgesindeki bazı resmi dairelere yaptığı atama ve tayinlerle ilgili eleştirisine gazetemizde yer verdiğimiz için bugün merhum olan o milletvekilinin yakını gazetemizi basarak bizleri tehdit etmiş, ve bizlere hakaret etmişti. O dönem merhum Tüze, ilk gazetemizi ziyaret eden siyasetçi olmuş, konuyu CHP genel merkezi ve TBMM’ye kadar taşıyarak yaptığı açıklamanın arkasında durması önemliydi. Bugün sözüm ona bazı siyasetçiler rakipleriyle ilgili yaptıkları açıklanmaların altına imza atmak şöyle dursun açıklamalara sahip bile çıkmayıp gazetecileri suçluyorlar. Nereden nereye…

Siyasetten hiç kopmadı, ekibiyle siyaset yapmaya devam etti. Bir çok kişinin en küçük çıkar için adam sattığı, elbise değiştirir gibi parti değiştirdiği dönemde o hep aynı partiden ve aynı düşünce etrafından siyaset yaptı. Halen CHP’de önemli görevi vardı. Arkada 2 evlat ve 2 torun bırakarak ebedi âleme gitti. Dün önce CHP ilçe binasında tören düzenlendi ardından Dilovası Merkez caminde Cuma namazının ardından cenaze namazı kılınıp Çerkeşli ’deki aile mezarlığına defnedildi. Allah gani gani rahmet eylesin. İyi insan vefalı dost, belediye başkanı olarak Gebze’ye hizmet yapan biri olarak anılmıştı.

GEBZE BELEDİYESİNİN VEFASIZLIĞI

Vefat haberinden sonra Gebze Belediyesi internet sayfasına baktım. Ancak Sedat Tüze’nin sadece bir resmi vardı hayatına dair bir özgeçmiş yoktu. Diğer bazı başkanların da özgeçmişi yoktu. Bunun suçlusu Sayın Köşker değil elbette belediyedeki memur ve yetkililer bu eksikliği görüp siteyi güncelleyebilirler. Bilmiyorum daha önce meclis salonunda eski başkanların resimleri vardı acaba hala duruyor mu?

Dün Sedat Tüze’nin parti binasında yapılan cenaze töreninden sonra Gebze Belediyesi önünde de bir cenaze töreni yapılabilirdi. Ve bu yeni bir başlangıç olurdu. Eski milletvekilleri vefat ettiğinde mecliste tören düzenleniyor. Bundan sonra yeni başlangıç yapılıp vefat eden belediye başkanları için belediye binaları önünde cenaze törenleri düzenlenmelidir.

BAŞKANLARA SAYGI VE VEFA

Eski belediye başkanları belediye başkanları tarafından meclis toplantılarına davet edilebilir ya da kültür etkinliklerine davet edilerek önere edilip konuşma yapmaları sağlanarak vefa borcu ödenebilir. Ben başta Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı sayın İbrahim Karaosmanoğlu olmak üzere tüm yeni seçilen belediye başkanlarımızdan Kocaeli’nde böyle bir vefa günü ‘başkanlara saygı ve vefa’ adlı etkinlikler düzenleyerek ülke çapında örnek olmalarını istiyorum bakalım bu isteğimiz yerine gelir mi?

Belediyelerimiz kültür etkinleri düzenliyor bu etkinliklere bölgeyle ilgili hiç ilgisi olmayan birçok kişi davet ediliyor, belediyelerimiz kültür-sanat bültenlerine bakıyorum, hiç alakasız kişilere olağan üstü değerler veriliyor. Üstelik aynı kişiler defalarca davet edilip adeta birileri zengin edilmek istenirken il ve ilçelere belediye başkanı, milletvekili, kaymakam, vali ve daire müdürü olarak hizmeti geçmişi emekli idareciler ve bölgeden yetişmiş üniversitelerde akademisyenlik yapan ilim adamlarına hiç değer verilmiyor. Bu yanlış tutum yeni seçilen başkanlarımız tarafından düzenlenerek geçmişe karşı saygı ve vefa duygularının yaşatılmasını bekliyorum.

Evet, çok değerli dost ve gönül insanı Sedat Tüze’yi ebediyete uğurlarken belediye başkanlarıyla ilgili böyle yazıyı kaleme aldım. Sedat Tüze ile ilgili ayrıntılı haber gazetemizde Refik Sıla Güvenç tarafından ayrıntılı şekilde yazılarak yayınlandı, söz konusu haberi gazetemizin internet sitesinde www.gebzegazetesi.com‘da paylaşıyorum.

SEDAT TÜZE KİMDİR?

1949 Gebze Çerkeşli Köyü’nde doğdu. Yüksek Öğrenimini Ankara Gazi Üniversitesi’nde tamamladı. 1968 yılında CHP’ye üye oldu. 1976 yılında CHP Gebze İlçe Sekreteri oldu. 1977 yılında CHP’den Gebze Belediye Başkan Adayı olup yapılan seçimi kazandı.   12 Eylül 1980 darbesiyle görevden alındı ve bir süre gözaltında tutuldu. 1980 sonrası SHP ilçe başkanlığı yaptı. 1992 yılında CHP’nin yeniden açılmasında önemli rol aldı. İki dönem CHP Parti Meclis üyesi olarak görev yaptı.

TDBB Kocaeli’de etkinlik düzenlemeli

Türk Dünyası Belediyeler birliği Genel Başkanlığı’nı Kocaeli Büyükşehir belediye Başkanı sayın İbrahim Karaosmanoğlu yapmakta. TDBB, bir çok uluslararası toplantılar düzenledi, güzel çalışmalar yaptı. Belediyecilikte duayen olan sayın Karaosmanoğlu’nun başkanlığını yaptığı birlik, Kocaeli’de de bir Uluslararası bir toplantı organize edebilir.

  Kocaeli her bakımdan Türkiye’nin önemli bir ili. Bilim, Teknoloji, sanayi, kültür ve turizm açısından da Dünya ölçeğinde tanınmakta. Kocaeli, İstanbul’unu yanı başında olmasına rağmen kendi varlığını gösterememekte, İstanbul’un gölgesinde kalmaktadır.

   Türk Dünyası Belediyeler birliği Genel başkanı sayın İbrahim Karaosmanoğlu’nun yeniden büyükşehir belediye Başkanlığına seçilmesi dikkatleri üzerine çekmekte, Kocaeli’nin uluslararası arenada adından söz ettirebilmesi için çalışmalar yapması istenmekte.

   Kocaeli, resmi ve özel kurumları, Türk ekonomisine katkısı, coğrafi konumu, sanayi kuruluşları, Bilim ve Teknoloji merkezi ile bir çok alanda adından söz ettirebilir. Ancak, bu değerleri kamuoyuna sunmakta fazla çaba sarf edilemiyor. Önümüzde ki dönem Kocaeli’yi Türkiye ve Dünyaya tanıtacak projeler gerçekleştirilmeli.

TDBB ÖNEMLİ BİR FIRSAT

Türk Dünyası Belediyeler birliği   öncülüğünde Kocaeli bölgesinde bir çok çalışma yapılabilir. Örneğin, Türk Dünyası Bilim, Teknoloji sempozyumu, Türk Dünyası Sanayi forumu, Avrasya sanayi ve ticaret Forumu, Avrasya Sivil toplum örgütleri forumu ve daha buna benzer bir çok panel, sempozyum ve forum organize ederek bölgemizin değeri tanıtılabilir.

  TDBB’nin kuruluş amacı ve birlik genel başkanı sayın İbrahim Karaosmanoğlu’nun birliğin kuruluş ve çalışmalarıyla ilgili yaptığı açıklamalar birliğin önemini göstermekte. Bu konuyla ilgili yaptığımız değerlendirmenin bir özetini sizlerle paylaşıyor. TDBB’nin Kocaeli merkezli çalışmalar yapmasını sayın başkan Karaosmanoğlu’Ndan bekliyoruz.

BİRLİĞİN AMACI

Türk Dünyası Belediyeler Birliği (TDBB) faaliyet konuları kapsamında, kültür ve medeniyetin geniş mirasını dikkate alarak işbirliğine dayalı bir dostluk ve yardımlaşma ortamı içinde, kar amacı gütmeden ve üye ülkelerinin kanunları ile yasaklanmamış olmak kaydıyla ekonomik ve teknik alanlar başta olmak üzere işbirliğini geliştirmek, bu konularda bilgi, görgü ve karşılıklı teknolojilerden yararlanmak başta olmak üzere Tarihi ve kültürel mirasın korunması, Kent ve kent yönetimlerinin sorunlarının ve çözüm yollarının belirlenmesi, tartışılması, ortak çözümler aranması ve uygulama çalışmalarının yapılması, Kent yönetimi ve kent kültürü konusunda yeni modellerin araştırılması ve geliştirilmesi çalışmalarının yapılması ve yapılan çalışmaların desteklenmesi amacıyla kurulmuştur.

BAŞKANIN MESAJI

Gün geçtikçe mesafelerin ortadan kalktığı, ülkelerin yakınlaştığı, hatta fiziksel sınırların kalktığı dünyamızda, yerelleşme her geçen gün önem kazanarak gelişme ve modernleşmenin göstergesi olmaktadır.

Bilginin stratejik bir değer olarak önem kazandığı, ulaşım ve iletişim teknolojisindeki gelişmelerin tüm hızıyla hayatımızı kuşattığı, küresel, bölgesel ve yerel birlikteliklerin, işbirliği ve dayanışma ruhunun ön planda olduğu, kentlerin yönetiminden sorumlu olan yerel yönetimlerin hizmet sundukları bölgelerin refahında ve kalkınmasında önemli bir aktör olarak öne çıktığını görüyoruz.

Binlerce yıldan beri aynı kültür coğrafyasında yaşayan ülkelerin birbirleriyle etkileşmesi son derece doğaldır. Bu etkileşimin karşılıklı kazanç ve menfaate dönüşmesi ilişkilerin sağlamlığı açısından önemlidir.

Son zamanlarda kültür coğrafyamızdaki ülkeler arasındaki problemlerin hemen hemen ortadan kalktığını, iyi ilişki ve iş birliklerinin geliştiğini memnuniyetle görmekteyiz. Devlet başkanları ve hükümetler seviyesindeki iyi ilişkilerin daha güçlü ve uzun ömürlü olabilmesi, yerel yönetimler ve halklar seviyesinde de aynı ilişkilerin kurulmasına bağlıdır. Bu amaca ulaşabilmek için Türk dünyası Belediyeler Birliği (TDBB) olarak kültür coğrafyamızda her ülkedeki yerel yönetim birlikleri veya ayrı ayrı her bir yerel yönetimle ilişkiye geçerek halklarımız arasındaki doğrudan ilişkiyi sürekli kılmak en önemli görevlerimizdendir.

2000 yılında temelleri Azerbaycan’da atılan TDBB’nin resmi kuruluşu 2003 yılında gerçekleştirilmiştir. TDBB, o tarihten bu yana Avrasya coğrafyasındaki yerel yönetimleri bir araya getirerek; hem belediyecilik bilgi, beceri, tecrübelerinin paylaşılmasını, hem de ekonomik ve kültürel işbirliğini zirve noktaya taşımak misyonuyla faaliyetlerini büyük bir gayret ve özveri ile devam ettirmiştir.

Avrasya coğrafyasındaki bütün belediyeleri bir çatı altında buluşturmayı hedefleyen birliğimiz bugün sürekli artan üye sayısıyla ve gerçekleştirdiği etkinliklerle uluslararası ölçekteki çalışmalarına devam etmektedir.  TDBB’nin 25 ayrı ülkeden, 1063 yerel yönetim birimi ve yerel yönetim birliğinden müteşekkil üyesi bulunmaktadır.

TDBB, sadece Avrasya coğrafyasında değil, kıta coğrafyasının diğer bölgelerindeki yerel yönetim birlikleriyle, sivil toplum örgütleriyle, kamu kurumları ve uluslar arası yardım kuruluşlarıyla işbirliği halinde ortak proje ve uygulamalara imza atmaktadır.

TDBB GENEL BAŞKANI KARAOSMANOĞLU KİMDİR?

1952 yılında İzmit Yuvacık´ta doğdu. 1977 yılında Marmara Üniversitesi´nden mezun oldu. 1978-1989 yılları arasında Kırıkkale Lisesi, İzmit Endüstri Meslek Lisesi ve İzmit Ortaokulu´nda öğretmen ve yönetici olarak görev aldı. 1989-99 yılları arasında İzmit´te 10 yıl Yuvacık Belediye Başkanlığı yaptı. Daha sonra Başbakan Danışmanı olarak Ankara´da görev yaptı. Kırgızistan Cumhuriyetinin köklü üniversitelerinden Mahmud Kaşgarî Barskanî Doğu Üniversitesi tarafından “Fahri profesörlük” ünvanı ile Kazakistan Cumhuriyeti Kainar Üniversitesi’den “Fahri doktora” ünvanına layık görülen Karaosmanoğlu, COPPEM-Avrupa-Akdeniz İşbirliği Komitesi asli üyesidir. UCLG-MEWA Dünya Konseyi Üyesi ve aynı organizasyonda üç farklı komitede başkan ve yönetim kurulu üyelikleri görevleri de yürütmektedir. Kent ihtiyaçları paralelinde yaptığı insan odaklı hızlı ve agresif yatırım hamlesiyle, model proje uygulamalarıyla Kocaeli´nin çehresinin değişmesinde ve dünya kenti olmasında önemli bir görev icra eden Karaosmanoğlu; bir çok sivil toplum kuruluşu, ulusal ve uluslar arası yayın organı tarafından çeşitli defalar “Yılın Büyükşehir Belediye Başkanı” seçilmiş ve bir çok “kent ödülüne” layık görülmüştür. “Türk-Macar” dostluğu’ nun geliştirilmesi ve Macar tarihinin önemli ismi “Kral Thököly İmre” anısının Kocaeli’ de yaşatılması maksadıyla, göstermiş olduğu üstün katkılarından ötürü; Macaristan Devleti tarafından Devlet Liyakat Nişanı ile ödüllendirilmiştir. Türk Dünyası Belediyeler Birliği(TDBB)´nin 09 Mart 2012 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında, oybirliğiyle birlik başkanlığına seçilmiştir. Evli ve 5 çocuk babasıdır.

Öğrenciler, Kocaeli’yi tanıyor mu?

Önümüzdeki günlerde Turizm haftası kutlama törenleri başlayacak. Kocaeli Turizm Kültür il müdürlüğü Turizm haftası doyasıyla birçok etkinlik yapacak. Ancak, bu etkinlikler sadece salonda kalacak. Aslında bu yıl, Kocaeli kültür müdürlüğü Kocaeli bölgesindeki öğrencilere Kocaeli’nin kültür ve turizm değerlerini tanıtma kampanyası başlatmalı.

Öğrenciler Kocaeli’yi tanımıyor. Bugün hem Üniversite hem de liselerde okuyan 400 binden fazla öğrenci Kocaeli bölgesinde eğitim görüyor. Her yıl 10 binlerce üniversite öğrenci Kocaeli’den mezun olarak gidiyorlar. Bu öğrenciler Kocaeli’nin Kültür ve Turizm değerlerini tanıyıp bilmeden Kocaeli’den ayrılıyorlar. Bu turizm haftasında öğrencilerimiz için Kocaeli’yi tanıma gezileri organize edilebilir.

Geçtiğimiz yıllarda bugün Kocaeli Milletvekili olan Sayın Mehmet Ali Okur’nun Gebze İlçe Başkanlığı döneminde Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, İzmitli öğrencileri deniz feribotu ile Gebze Eskihisar’a getirerek 5 binden fazla öğrencinin Eskihisar VE Osman Hamdi Bey müzesini gezdirmesi bölgemizin tanınmasına çok büyük katkı sağlamıştı.

ÖĞRENCİLERE TARİH BİLİNCİ

Okul aile birlikleri ve okul müdürlerimiz öğrenci gezileri düzenlemek için sıraya girmeye başladı. Birçok otobüs firması öğrencileri gezdirerek para kazanma peşindeler. Öğrencilerimiz Kocaeli’yi tanımadan sırf rant için Kapadokya, Bursa ve daha başka şehirlere öğrenciler geziye götürülüyor

Öğrenciler öncelikle bulundukları kenti gezmeli. Kent kültür bilincine sahip olmayan mahallesi, köyü, beldesi,  ilçesi ve ilini tanıyıp bilmeyen öğrencilerin başarılı olması mümkün değil. Acaba kaç öğrencimiz Kocaeli ilini ve ilçelerini tanıyıp biliyorlar.

Özellikle öğrencilere çevrelerini gezdirelim. Birçok öğrenci oturduğu masasının tipini bildiği gibi okulunun adını ve yaşadığı mahallesini il ve ilçesini yakından bilmelidir.

   Başta milli eğitim bakanlığı, valiliklerimiz ve milli eğitim müdürlüğümüze tarihi görev düşüyor. Belediyelerle işbirliği yaparak öğrencilere il ve ilçelerini tanıtma kampanyası düzenlenmeli. İl ve İlçelerini öğrencilere gezdirip kent kültür bilinci oluşturmalıyız.

    Başta Valilik olmak üzere Büyükşehir’i, belediye başkanlarını tarihi göreve davet ediyorum. Okul gezilerini öncelikle il ve İlçelerimizden başlatmalıyız. Ve Kocaeli ve İlçelerini öğrencilere tanıtmalıyız.

   Kocaeli bölgesinde başlayan bu kampanya tüm Türkiye’ye duyurulmalı.  Gelin hep birlikte Gebze’nin tarihi ile ilgili olarak daha önce hazırladığım belgesel metninin bir bölümünü okuyalım. Senaryo metninin tamamını ise www.gebzgazetesi.com adresindeki köşemden okuyabilirsiniz

GEBZE TARİHİ

Tarihi İpek yolu kollarının birleştiği kavşak noktası olan il olmaya aday Gebze, Kocaeli´nin en büyük ilçesidir. Marmara Bölgesi’nin doğusunda, Asya-Avrupa kara ve demiryolları üzerinde yer alan Kocaeli, şipşirin bir şehrimiz. Kocaeli tarihi en eski şehirlerimizden biri M.Ö. 337-357 yılları arasında Bitinyalılar tarafından bugünkü İzmit’in olduğu  yere  Nikomedya  adıyla  kurulmuş. M.S. 395 yılına kadar  Roma  İmparatorluğu’nun  egemenliğinde kaldıktan  sonra Bizanslıların hakimiyeti  altına  girmiş. Bir  süre  Selçukluların eline geçerek İzmit  adını alan  Kocaeli, Orhangazi  zamanında Akçakoca tarafından Osmanlı topraklarına katılarak  Kocaeli  adını almıştır. Hendek’ten , Şile´ye – İznik´den  Tuzla´ya kadar sınırları  geniş olan Kocaeli  zaman içinde   coğrafi olarak  küçülmesine rağmen  Sanayi ve  Ekonomik olarak  güçlenerek  Uluslararası  sanayi ve ticaret merkezi haline gelmiştir.

Tarihi seyir içinde adı bir kaç kez değişerek Gelbize´den adını alan Gebze Marmara Bölgesinin doğusunda İzmit Körfezinin Kuzey kesiminde  yer alan zengin bir tarihi  geçmişe  sahip, ekonomisi,  Sanayi ve  ticarete dayalı  Türkiye´nin hızla  gelişen ve büyüyen bir ilçesidir.

Kara, deniz, hava ve demiryollarının birbirleriyle kesiştiği önemli bir kavşak noktasında bulunmaktadır. Gebze tarih boyunca İstanbul’un Anadolu ile bağlantısını sağlayan yol üzerinde önemli bir konaklama merkezi olmuş.  Günümüze kadar gelen pek çok tarihi kalıntı, Gebze´nin çağlar boyunca önemli bir yerleşim merkezi  olduğunu doğrulamaktadır. Finikliler´in Asurlular´ın, Lidyalılar´ın, Romalılar´ın,  Bizanslılar´ın, Grekler´in ve Araplar´ın uğrak  yeri olmuş Gebze´nin, ne zaman  ve kimler tarafından  kurulduğu kesin olarak bilinmemektedir.

Bu yöre , Romalı´ların daha  sonra  da Bizanslılar´ın hakimiyeti  altındayken 1323 yılında  Orhan Gazi´nin  kumandanlarından Akçakoca´nın oğlu  İlyas Bey tarafından fethedilerek Osmanlı topraklarına katıldı. Gebze Orduların Karargah merkezi, Kervanların konaklama yeri, İstanbul´un meyve ve sebze ambarı olarak önemini hep korudu.1888 yılından itibaren İstanbul´a bağlı bir ilçe iken, 20 Nisan 1924 yılında yapılan bir değişiklikle Kocaeli iline bağlandı.

1918´de İngilizler,  1920´de Yunanların işgal ettiği Gebze Düşmandan 12 Ekim 1922’de Nurettin paşa komutasındaki birlik tarafından kurtarıldı. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk Cumhuriyet’in İlan’ından 11 gün önce  18 Ekim  1923´de Gebze´ye de  geldi.

TEM Otoyolu ve Karayoluyla İstanbul- Ankara ve İstanbul-İzmir  arası yolculuk yapanlar, renle Anadolu´ya gidenler  Gebze´den geçer. Bu yollardan gidenler ne yazık ki biraz iç kısımlarda kalan, tarihi ve tabii güzelliklerden habersiz geçip giderler.  Ne Darıca Kuş Cenneti´ni ne Ballıkayalar Vadisini, ne de  Fatih  Sultan Mehmet´in Otağını göremezler. Tüm bu  güzelliklerin olduğunu  bilseler hele  Şehir Merkezinde  bir tarihi  zenginlik  tablosu, Çoban Mustafa  Paşa  külliyesinin varlığını bilseler, uğramadan, selamlamadan geçemezler.

Gebze´nin tümünü görmek istiyorsanız Gaziler tepesine çıkıp bakmalısınız. Gerçekten buradan güzel görünüyor şehir. Bu seyre doymak imkânsız. Romalılardan genç Cumhuriyetimize bir çok  tarihi olaylara sahne olan Gebze hızlı büyümenin  çektiği sancı her halinden belli. Her  yer beton yığını  haline gelmiş. Bir zamanlar meyve  bahçeleri, üzüm bağları ve Buğday tarlalarının olduğu yerlerden adeta sanayi fışkırıyor. Kurtköy havalimanı ve Gebze-Şile  yolu  Gebze´nin çehresini tamamen değiştirecek.

Türkiye´nin en modern Organize sanayi bölgeleri  bir biri ardına  kuruluyor. Bir zamanlar küçük bir köy olan Güzeltepe  ve  Şekerpınar   beldeleri Dünya Ticaret merkezlerinin kurulmasına  aday bölgeler . Körfez sahiline bir inci tanesi gibi dizilen, Darıca ve Dilovası´nın ihtişamlı  dağları  uzaktan gözükürken,  Tavşancıl bende varım der gibi  adete el salıyor…

Çayırova, Bayramoğlu, Tuzla ve Adaların Gaziler dağından manzarası insanı derinden etkiliyor.  İzmit körfezi´nin manzarası gerçekten ihtişamlı. Gebze´nin tarihi köyleri´nden  Mollafenari,  Cumaköy, Köseler , Denizli ve Demirciler  çarpık sanayileşmenin tehdidi altında. Belki son yeşilliklerde  yok olup gidecek. Biz kameramızla tarihe tanıklık yapıp not düşüyoruz.

( Genel, otoban, sanayi bölgesi, Tübitak, Çoban M.Paşa Külliye, Bayramoğlu , Şekerpınar, Güzeltepe, Çayırova, Beylikbağı, Köyler, Adalar) Buradan seyrettiğimiz  güzelliklere  yakından bakmak, Gebze´yi  daha  iyi  anlamak, kaynaşmak ve sevmek  için  sokaklarına iniyoruz.

Geçmiş ile Gelecek arasında bağ kurmaya çalışarak Gaziler dağından yavaş yavaş  şehir merkezine geliyoruz. Eski yapılarını  tabii güzelliklerini gezmek, daha da önemlisi şehir halkıyla  tanışıp  dost olmak ve tek tek bunları görüntülemek insana  apayrı  bir heyecan  veriyor.

Tarihi değerleri çok zengin olan Gebze´nin kültür hayatımızda da çok  önemli yeri bulunuyor. Gebze bir çok Romancı ve filim yönetmenine ilham kaynağı  olmuş. Bir çok ünlü  yazar konusu Gebze´den geçen  romanlar yazarak, Türk sinemalarında  gösterilen, Yahya Kaptan, Leylaklar altında, Küçük Kahraman, Amansız takip, Zeliş,Tütünzamanı,İstasyon Elveda ve Ölmeyen aşk gibi filmler  Gebze  bölgesinde çekilmiş.

Gebze  İlçesinin en eski  tarih köşesi  Orhan Gazi  Camii. 1323-1331 yılları arasında yapıldığı sanılmaktadır. Mimarı  belli olmayan caminin, Orhan Gazi tarafından yaptırıldığı bilinmektedir.

Caminin yanında yer alan menzilhane hamamı, Sultanorhan camii  ile aynı  yıllarda yapıldığı sanılmaktadır.  Bu iki güzel eser  adı asırlardan beri değişmeden  devam eden   Menzilhane meydanını süslüyor. Kervanların konakladığı bu meydandaki tarihi  değirmen ve  kadınlar çeşmesi   çoktan yıkılmış.

Gebze´nin  kalbi  Çoban Mustafa Paşa Külliyesi´nde atar. Külliye, Yavuz  Sultan Selim  ve Kanuni Sultan Süleyman´ın vezirlerinden Çoban  Mustafa Paşa´nın  emriyle 16. yüzyılda Mimar Sinan´a yaptırılmış.

Türk süsleme  sanatının  tüm özelliklerine  sahip bu tarihi şehir  minyatürü , camii , medrese, kervansaray, paşa odaları, hankan, bimarhane,  han, hamam, imarethane, kütüphane, su  kuyusu, şadırvan ve  türbe  gibi  her  biri  eşsiz  yapılar  topluluğundan oluşmaktadır. Külliyenin  Güney kapısı üzerinde Kanuni Sultan Süleyman´ın tuğrası  göze  çarpmaktadır.

Tek kubbeli  herami  beş bölümlü son cemaat yeri  minaresiyle  camii, külliyenin tam  ortasında  ve Gebze´ye  hakim  merkezi  bir mevkide  yer almaktadır. Bu camiinin mihrap  ve duvarları  kufi  yazılarla  süslenerek renk ve düzeni  görkemli Türk çinileri  ile sağlanmıştır.

Türbe, caminin kıble  tarafında, külliyenin diğer yapılarından bir bahçe  duvarı  ile ayrılan hazire  avlusundadır. Çoban  Mustafa Paşa 1529 yılında vefat edince  Gebze ´de  yaptırdığı külliyenin içinde  yer alan bu türbeye defnedilmiş. Çoban Mustafa Paşa  Mısır ve Rodos´ta  valilik  yapmış, İstanbul ve Bulgaristan´ın birer semtine adını  bırakmış. Çaldıran seferi dönüşü  vezirliğe yükseltilmiş. Yavuz Sultan selim´in kızı  Hafisa  sultan ile evlenen  Çoban Mustafa Paşa  Kanuni´ye  de vezirlik yaptırmıştır. Rumeli Beylerbeyi´de olan  Çoban Mustafapaşa  Hicaz ve mısır savaşlarındaki başarısı tarihe altın harflerle geçmiş… Onlarca  vakıf eser  yaptırarak  insanların  hizmetine  tahsis eden  hakkında bir çok  hikayeler anlatılan  önemli  bir devlet adamı olarak tanınıyor.

 Türbe dış görünümüyle  Klasik Osmanlı türbelerinin  güzel bir örneğidir. Sekizgen planlı, giriş kısmı tamamıyla mermerlerle kaplıdır.

Külliye´nin avlusuna batıda, kuzey ve güneyde olmak üzere üç kapıdan giriliyor.

 Külliye´nin batı  tarafındaki  giriş kapısının üstüne inşa edilmiş bir kütüphane, araştırmacıları  için çok  önemli  bir yapıydı. Şimdi bomboş.

Bir zamanlar paha biçilmez  yüzlerce  cilt yazma kitapların bulunduğu Kütüphane yağmalanarak hiç bir kitap kalmamış. Caminin  bahçesine açılan Paşa  odalarının sağ tarafında  da imarethane  bulunuyor. Paşa  odaları yüksek rütbeli  kişilerin misafir edildiği bölüm.

İmarethane külliyenin mutfağı  ve  yemekhanesidir. Hem mahzeninde yiyecek  malzemeleri depolanıyor, hem fırınında ekmek pişiriliyor, hem mutfağında  yemek  hazırlanıyor, hem de  yemekhanesinde yemek yeniyor. Asırlarca  kaç fakir, muhtaç ve yolcu burda yemek yediler ?

Kuzey kapıdan girince Kervansaray karşımıza çıkıyor. Kervansaray sağda  ve solda  olmak üzere iki bölümden oluşuyor. Bunların bir başka adı var Deve doğum hanları, Osmanlı’nın  hayvanseverliliği sadece lafda değil icratlarıyla da  gerçekleştiriyorlardı.

Tekke bir diğer  adıyla  hankah, Kervansarayın  hizasında  külliyenin kuzeydoğu köşesinde  revaklı  bir avlu  etrafa  U planlı bir yapı Hankah devriş odaları  ve semahaneden oluşmaktadır. 12 derviş  odası vardır.

Medrese Hankah´ın hemen karşısında bulunan Külliyenin güney kapısının sağında yer alıyor. Zembilli  Ali  Efendi´nin ders verdiği bu  medreseden  bir çok  ilim ve din adamı yetişmiş.  medreseye külliyenin dışından bir  kapıdan  giriliyor. Medrese üç tarafı revaklarla çevrili avlu etrafında 17 odadan oluşuyor.  Bir de mescidi olan medrese  Osmanlı  döneminde yüksek öğrenim  yaptırılan bir okul durumundadır.

Bimarhane, ise medreseyle Hankan arasında yer alan yapı, Burası  yoksulların barınması için yapılmış

Gebze´den bir çok  ünlü gelip geçti. Kimler mi?

Kartacalı komutan Anibal, Malkoçoğlu Mehmet Bey, Balçıklı  Ethem, Derviş Vahdet, Zembili Ali Efendi, Şair Mehmet Nergisi, vezirler, paşalar ve daha niceleri. Her  gelen bir ölümsüz  bir miras bırakıp gitti. Mezarları da yok oldu gitti. Sadece mezar taşları var. Çünkü Gebze´nin asırlık selvi ağaçları ile süslü  tarihi  mezarlığı 1935 yılında  sökülüp yerine park yapıldı. Bugün bu park´da  sadece  Malkoçoğlu  Mehmet bey türbesi kalmış. Parkta oturup  çaylarını içenlerin bir çoğu burada tarihi bir mezarlık olduğunu  bile bilmiyor. Sökülüp rastgele  atılan mezar taşları  Gebze sevdalısı Araştırmacı – Gazeteci İsmail Kahraman  girişimi ile   koruma  altına alınarak  yeni mezarlıkta  sergilenmiş.

Çarşı içinde özel bir şahsın mülkiyetinde bulunan  Kervansaray, yerinden  sökülen mezar taşlarından  farksız.

Tarihi  Çifte hamamlar  diğer bir adıyla  Çoban Mustafa Paşa  hamamı  eski çarşının  ortasında  yer alan ilçenin en büyük  hamamıdır. 1523 yılında  Mimar Sinan´ın  kalfası Hüseyin ağa tarafından inşa edilmiş,  Günümüzde halen  kullanılmaktadır. Çarşı hamamının karşısında bulunan Çarşı Çeşmesi  Sadrazam Köprülü Mehmet Paşa´nın veziri  İbrahim paşa tarafından 1664 yılında yapılmış. Suyun akışı  terazi  sistemi ile sağlanan  çeşmenin kitabesi halen duruyor.  Otlar kaplı Kitabede  İbrahim Paşa´nın  ismi ve yapım tarihi yazılı.

Körfez şeridi  üzerinde uzanan müstesna  güzelliğe sahip tabi koyları,   doğal   plajları  ile  Gebze  sahilleri, yöre insanının nefes alabildiği yer. Gebze´nin Tuzla´dan Herekeye kadar sahile 39 bin metre kıyısı bulunuyor.  Bu güzel  ve eşsiz sahil,şirin ve efsunlu koylar   çeşitli kurum ve kuruluşlar tarafından adeta işgal edilmiş. Kıyıda  gezme  imkanımız  olmayan sahili  motorla olsun   gezelim. Gebze sahillerindeki onlarca liman ve iskeleden , Eskihisar açıklarında  sırasını bekleyen gemiler  yükleme  ve boşaltma yapmak için sıra bekliyor.

Gebze´nin  güneybatısında yer alan Eskihisar, istanbul- Ankara karayolu  ve Gebze tren  istasyonu ile  bağlantılı bir yerleşim merkezi. Eski  çağlardan beri  İzmit Körfezi´nin güneyindeki geçişi  kontrol altında tutan önemli bir geçit  olma  özelliğini  uzun  süre  korumuştur. Günümüzde İstanbul- Bursa  yolunu  kısaltan Eskihisar -Yalova  Feribot  seferleri, bu şirin sahil  kasabası üzerinden sağlanmaktadır.

Eskihisar tarihi  ve turistik  özelliğe sahip bir sahil köyü.  Önemli ölçüde balıkçılık ve turizm  köy  sakinlerinin geçim  kaynağı haline gelmiş. Eskihisar kalesi Deniz kıyısında dik yamaçlı  bir tepe  üzerinde buradaki limanı  ve İzmit körfezi´nin kıyı  şeridini korumak amacıyla inşa  edilen kalenin Bizans  dönemine ait olduğu sanılıyor. ilk şeklini  muhafaza  ederek  günümüze  gelebilen kale, dikdörtgen planlı olup,10 burcu  ve kaleye girişi sağlayan 4 kapısı  bulunmaktadır.

 Son yıllarda  Kültür adamı Oğuz Aydemir tarafından restore  edilen kale, çeşitli  etkinliklerin yapılabileceği  Anfi tiyatro  haline getirildi. Kaleden, Eskihisarköyü,  liman ve Körfez bir başka  seyir  ziyafeti  sunuyor bizlere.

Hele  bir de güneş batıyorsa bu seyre doyum olmaz.

Osman Hamdi Bey Konağı:  Geçmişin nazlı  yadigarı , Eskihisar sahil  yolu  üzerinde  eski bir şiir  gibi  duruyor. Bu görkemli  konak, müzeci   ve Ressam Osman Hamdi Bey tarafından 1884 yılında  köşk  resimhane kayıkhane  ve müştemilat olarak  yaptırılmış. Osman Hamdi Bey Eskihisar´daki  bu Konakta  uzun yıllar yaşamış ve  burada  vefat etmiştir. Konak 1982 yılında  kamulaştırılmış  ve 1987 yılında  müze  olarak  halkın ziyaretine  açılmıştır.

 Türk sivil mimarisinin en güzel örneklerini yansıtan  Konak, kullanılan ahşap işçiliği  ile Türklerin yapı sanatına verdiği önemi göstermektedir.

 Kartacalı  Kumandan Anibal, küçük  yaşlardan  itibaren  Roma  düşmanı  olarak  yetiştirilmiş başarılı  bir savaşçı .Ne  yazık ki Roma´ya karşı  yaptığı bir savaşta yenilerek  Kartaca´yı  terk eder ve Bitinya Kralı Prissias´a sığınır. Tarihi kaynaklar, Anibal´ın  Gebze  civarındaki  Eskihisar mevkiinde, kendisini acımasızca takip eden Romalıların eline geçeceğini anlayınca intihar ettiğini belirtmektedir. Anibal´ın  mezarı  olarak  bilinen bu yerde anıt  yapılması ilk kez 1934 yılında Atatürk tarafından  emredilmiş. Bu istek  ancak 1981 yılında Kültür ve Turizm bakanlığı tarafından gerçekleştirilmiştir.

Gebze´nin tarih ve doğa  zengini  beldelerden biri  İzmit Körfezi ve Marmara denizi arasında bir köprü  ve geçiş noktası  olan Darıca´dır. Darıca tertemiz sahilleri, tarihli kalesi, tarihi  ulu  çınarları  ve sokaklarında dolaşan  Pelikanlarıyla  görülmeye  değer şipşirin bir belde.

Tarihi ulu  çınarların bulunduğu mevkide, önceleri  Rumların daha sonraları Türklerin işlettiği muhteşem  bir   çaybahçesi bulunuyor. İstanbul´dan çay-kahve  içmeye  gelenlerin dinlenme  ve uğradığı  çaybahçesi ve sahilleri ile   Darıca dillere destan bir kasaba…….

Sadece Gebze´yi değil Türkiye´yi dışarıya  tanıtan, yerli ve yabancı  ziyaretçilerin  ilgi odağı olan  Darıca Kuş Ceneti, insanlara hayvan  ve doğa  sevgisini aşılayan bir yer. İstanbul´a 38 km. mesafede  bulunan Darıca Kuş cenneti, kuş türleri açısından  dünyada  benzeri  olmayan bir park  haline gelmiş. Hayvanat  bahçesinde 350 çeşit  hayvan ve 250´nin üzerinde bitki çeşidi bulunmaktadır.

Bayramoğlu, Körfez  şeridi  üzerinde, Darıca´ya bağlı doğal  güzelliğe sahip  üç  burundan  oluşan bir yarımada. Bölgenin  en modern sayfiye markezi olarak  bilinir. Güneşi, denizi,  kumsalı ve modern dinlenme tesisleriyle gerek günübirlik, gerekse uzun  süreli  tatillerini  geçirmek isteyenler için güzel imkanlar sunmaktadır.

Burası  Hünkar Çayırı  diğer bir adıyla  Fatih Sultan Mehmet´in Otağı.1481 yılında Fatih Sultan Mehmet Üsküdar´a  sancak dikip  doğuya sefer  yapılacağını ilan  eder. Rahatsızlığına  rağmen Hünkar Çayırında  Otağını  kurar. İşte tam bu esnada  burada  hayata  gözlerini yumar. Hünkar Çayırında  bulunan bu tarihi köprü ordunun  geçişini  sağlamak amacıyla yapılmış.  Köprünün girişinde  bulunan Çeşme ve Namazgah 16 . yüzyıla  ait eserlerdir.

Son yıllarda  çevre  düzenlemesi yapılarak 700. yıl Fatih Anıtı dikilen Hünkar Çayırı, yoğun bir ziyaretçi akınına  uğruyor.  Halk buraya  gelerek hem dinleniyor hem tarihini hatırlıyor.

 Dilovası, İzmit Körfez Şeridi ile İstanbul-Ankara  Karayolu üzerinde yer alan ve hızlı  gelişmekte olan  bir yerleşim birimidir. Üç tepe arasında oluşan bir ovada  yer alan  Dilovası ismini bu  ovadan  almaktadır. Otoban yol ve  D-100 karayolunun Dilovası´nın içinden geçmesini sağlamıştır.

 Türkiye´nin en büyük sanayi kuruluşlarını üretim  yaptığı Dilovası´na girerken tarihi  Taş köprü  sizlere  adeta hoşgeldin der gibi karşılar. Mimar Sinan tarafından yapılan bu ihtişamlı  taş köprü  yaya trafiğine açık. Geçmiş ile gelecek arasında  bağ kuruyor.

 Gebze´nin en güzel ve en şirin kasabalarından biriside Tavşancıl,Eskievleri,üzüm ve kiraz bahçeleri, zeytin ağaçları ile geçmişinden  fazla bir şey kaybetmeyen bu şirin  belde´nin  muhteşem manzarası  karşısında adeta büyülenir etkisinden kendinizi bir süre alamazsınız.Bu şirin ilçe milli mücadelenin önemli bir şehidini de  sinesinde barındırıyor.

Atatürk´ün  övgülerine  mazhar olan  ve Milli Mücadeledeki  önemli hizmetleriyle bilinen  Kuva-i Milliye komutanı  Yahya Kaptan  Gebze´nin Tavşancıl mevkiinde pusuya düşürülerek 1920´de şehit  edildi.Yahya Kaptan ile özdeşlenen Tavşancıl´da her yıl anma programı organize ediliyor. (Yahya Kaptan Foto: Koca Bel. Kit. S.:121)

Arıların bal yapmak üzere  yuva  kurup  petek  birleştirdiği Tavşanlı  beldesindeki Ballıkayalar Vadisi görülmeye değer. Dinlenmek için ve  günün yorgunluğunu  üzerinizden  atmak için bu  vadiye mutlaka  gitmelisiniz.  Suların çağlayarak aktığı şelale  ve göllerin birbirinden güzel  manzaraları buraya  gelenlere heyecanlı  anlar yaşatıyor. “Tabiat  Parkı  ve Doğal  Sit. alanı ” ilanı  edilen  Günümüzde  dağcıların  iniş ve tırmanış çalışmaları  yaptıkları   Ballıkayalar vadisinde  kamping  için  çadır yürüyüş yapmak için  alanlar mevcuttur.

Gebze,Üzüm bağları, meyve bahçeleri ve enginar tarlaları ile ünlü. Kuzu dolmaları ve   Koyun yoğurdu dillere destan olan  Gebze´nin  bu  meyveleri  Osmanlı saraylarında padişah sofralarını süslemiştir.

 Bugünkü Gebze… (Fabrikalar, Tübitak, Sanayi bölgeleri,Limanlar, Gebze,Darıca ve Dilovası bölgesinin genel görünümleri,)

  Tarih´de  İpekyolunun kollarının birleşme noktası olan Gebze,  bugün Sanayi ve Ticaret hayatındaki   önemini koruyor .Gebze ,D-100 karayolu ve Otoban yolu,Sahilindeki limanları,Körfez  Geçiş köprüsü, Feribotları, Gebze-Şile  yolu ve  Kurt köy hava limanı ile  dünya ekonomisinin  yollarının birleştiği  bir merkez konumunda . Dünyanın çeşitli ülkelerinden  gelen yatırımcıların kurduğu çok uluslu  sanayi kuruluşları Gebze´de hızla  gelişiyor . Makina´dan, kimya ya, Otomobilden, tekstile, dericilikten, ağaç sanayiyine, Gıda´dan, Bilgisayar teknolojisine,  yüzlerce sanayi kuruluşu üretim ve hizmetleri ile  Dünya piyasalarında  rekabet yapıyor.

  Gebze sanayi ve Ticaret  merkezi olduğu kadar Bilim ve teknoloji merkezide, TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNİK ARAŞTIRMA KURUMU , MARMARA ARAŞTIRMA MERKEZİ, GEBZE YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ, TÜRK STANDARTLARI  ENSTİTÜSÜ, TÜRKİYE SANAYİ  SEVK VE İDARE ENSTİTÜSÜ,ULUSLARARASI TOHUM SERTİFİKASYON TEST MÜDÜRLÜĞÜ,KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ İŞLETMELERİ GELİŞTİRME MERKEZİ,TEKNOLOJİ SERBEST BÖLGESİ VE BİLİŞİM TEKNoLOJİLERİ MERKEZİ  ile  gelecekte de önemini koruyacak. Dünya çapında  tanınacak  sanayi, ticarete ve  teknoloji merkezi olacaktır.

  Gebze; Dünyanın çeşitli  Yerlerinden ve Türkiye´nin bütün illerinden gelen  insanları sinesinde barındıran  kültür ve Sanat merkezi konumundadır.  Gebze´nin üstünden nice güneşler doğdu, güneşler battı. İşte bir güneş batımı  daha yaşanıyor, nice güneşlerde  doğup batacak. Ama Gebze hep ayakta kalacak, hep büyüyecek.

Ankara Kalesi’ne sahip çıkalım

Ankara’ya gidip geliriz. Ancak Ankara kalesini görmeden, hacı Bayram´ı gezmeden, Ankara’dan ayrılırız. Ankara’ya son gidişimde kendime zaman ayırdım, Hacı Bayram’ı ve Ankara kalesini doya doya gezdim. Hacı Bayram Camii avlusunda güvercinlere yem attım. Restorasyonu yapılan Hacı Bayram Camii ve Hacı Bayram çevresinde ki göz ve gönül ziyafeti sunan evleri doya doya seyrederek Ankara kalesine çıktım. Ankara kalesinin perişan ve içler acısı hali beni hep üzmüştür. Ankara kalesinden Ankara bir başka güzel seyredilir. Ankara kalesinde ki evlerin, dar sokakların, yıkılmaya yüz tutmuş tarihi binaların, vefasızlığa kurban gitmesine hep isyan etmişimdir. Ankara kalesiyle ilgili hep hayaller kurmuş, kendi kendime projeler üretmişimdir.

VALİLER VE BELEDİYE BAŞKANLARIMIZA TARİHİ GÖREV

Türkiye’nin 81 ili var. Başkentimiz Ankara. Her ilin Valiliği ve Belediyesi’nin Ankara’da işleri oluyor. Bu işleri takip etmek üzere Ankara’ya giden Valilik ve Belediye yetkilileri otellerde kalarak büyük masraflar yapmakta. Bu masraflar toplandığında büyük bütçeler çıkmaktadır. Ankara’nın en önemli yeri olan Selçukludan Osmanlı’ya Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne Ankara Kalesi’nde ki muhteşem mimarisiyle göz ve gönül ziyafeti sunan konaklar ve evler her geçen gün yıkılıp yok olmakta. Hep düşünmüş ve hayal etmişimdir. Her ilin Valilik ve Belediyesi ortaklaşa bir proje hazırlayıp Ankara kalesinde ki evlerden birini satın almak suretiyle ve restore edip illerine ait bir kültür evi ve misafirhane haline getirmek suretiyle Ankara kalesi muhteşem bir kimliğe kavuşabilirdi. Bu konuda belgesel TV programları çekerek Ankara kalesiyle ilgili daha önce yayınlar yapmıştım. Ankara’ya hep yolumuz düşer. Ankara kalesine çıkmadan Ankara’yı Ankara kalesinden seyretmeden Ankara’ya gittik demeyin. Ben her fırsatta Ankara’ya gittiğimde Ankara kalesine çıkarak Selçukludan Türkiye Cumhuriyeti’ne Ankara kalesinin muhteşem manzarasını seyretmekteyim. Ankara kalesi son yıllarda büyük bir restorasyon hamlesine bürünmüş durumda. Evler ve konaklar restore ediliyor, Hacı Bayram çevresi tarihi kimliğiyle buluşuyor. Bu çevrede yapılan yatırımlar ve restorasyonlar gerçekten her türlü takdirin üzerinde. Yetkililere teşekkür etmek istiyorum.

BURSA BELEDİYESİ’NDEN ÖRNEK HİZMET

Bursa büyükşehir belediyesi, tüm Valililerimiz ve belediye başkanlarımız için örnek bir hizmet çalışma yaparak Ankara kalesinden tarihi bir konağı satın almak suretiyle Ankara’da Bursa konağı yaptığına şahitlik ettim. Kale girişinde Koç müzesinin de hemen karşısında daha önce Ankara’da ki bursa derneği tarafından satın alınıp bursa evi olarak restore edilen bursa Evi’nin yanında ki büyük bir konağı belediye bütçesi ile satın alıp Ankara’da Bursa konağı adıyla restore etti.  Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin bu çalışması dilerim diğer belediyelerimiz ve valiliklere de örnek olur. Her ilimizin Ankara kalesinde bir evi olabilir. Bu ev illerimizin küçük bir müzesi, illere ait yöresel yemeklerin yapıldığı bir mutfağı, belediye ve valilik yetkililerinin konaklayabileceği bir mekan haline getirilerek Ankara kalesi farklı bir kimliğe bürünebilir. Bursa Büyükşehir belediye başkanımızı candan kutluyorum. Çok önemli ve örnek bir hizmet başlattı. Bu örnek çalışma her türlü takdirin üstünde. Restorasyon çalışmalarının Devri Alem belgesel programı olarak görüntüleyip tarihe ve zamana noterlik yaptım. Bizim geçmişte hayal ettiğimizi Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin uygulamaya koymasından büyük keyif aldım mutluluk duydum.

İÇİŞLERİ BAKANI’NA TARİHİ GÖREV

İçişleri Bakanımız sayın Efkan Ala, Ankara’yı da yakından bilen bir isim. Ankara kalesinden tüm illerimiz için bir ev de siz tamir edin kampanyası başlatarak Türkiye’nin bütün illerinin kültür değerlerini Ankara kalesinde toparlamak için çalışmalar yapmalı, valiler ve belediye başkanlarımızı teşvik etmelidir. Bu konuda İç İşleri Bakanı’ndan çalışma yapmasını bekliyoruz. Evet sonuç olarak Ankara’daki Bursa konağı çok önemli bir proje. Bu projeden bütün valilik ve belediyelerimize örnek olmasını diliyorum. Ankara kalesi bu çalışmalarla tarihi kimliğine kavuşup muhteşem bir kültür merkezi haline gelebilir. Son Ankara gezimde Ankara Kalesi’nde ki yaptığımız belgesel çekimleriyle ilgili haberimizi sizlerle paylaşıyorum:

————-

 Kınacızade Konağı

 Devr-i Alem Program yapımcısı İsmail Kahraman geçtiğimiz hafta Ankara’da önemli görüşmelerde bulundu. Geçtiğimiz ay Eskişehir’de gerçekleşen 1. Türk Dünyası Gazeteciler Şura’sının değerlendirme toplantısına katılmak üzere Ankara’ya giden Devr-i Alem Program yapımcısı İsmail Kahraman, Ankara’da önemli görüşmeler yaptı. Çalışma Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ve Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü Enformasyon Daire başkanı Hüseyin Yıldız’ı da ziyaret eden Kahraman çok önemli görüşmeler yaptı. Avrupa Gazeteciler Derneği Başkanı Adnan Fişenk’le birlikte Mecliste bir dizi ziyaretler yapan Kahraman, daha sonra  derneğin Ankara Kalesi’ndeki Kınacızade Konağı’nda bulunan merkezini ziyaret etti. Kahraman tarihi konağın sahibi  Fuat Ülger’le birlikte söyleşi yaptı. Devr-i Alem Programcısı İsmail Kahraman’ı  bir anda karşısında görmenin şaşkınlığını yaşayan Ülger, Devr-i Alem’i büyük bir beğeni ile izlediğini belirterek, Kahraman’ı tarihi mekanda ağırlamaktan duyduğu memnuiyeti ifade etti. Dev-i Alem ekibine konakta nefis bir ziyafet veren Fuat Ülger, misafirperverliği ve tarihe verdiği değer ve önemle bizden tam not aldı. Devri-i Alem ekibinin de hayran kaldığı tarihi konağı tanımaya ne dersiniz.

TARİHİ KONAK GÖRÜLMEYE DEĞER

Konak 1800’lü yılların sonunda yapılmış, 2007’de Kıvırcık Usta tarafından aslına sadık kalınarak restore edilmiş. Kapıdan itibaren geçmişe ait ne varsa “merhaba” diyor size. Antika eşyalar arasında kaybolduğunuzu hissediyor nereye bakacağınızı şaşırıyorsunuz.

Şimdi hem restoran hem de cafe olarak hizmet veriyor aynı zamanda misafirlerini huzurlu bir ortamda eskiye dair bilgilendiriyor.

İkinci kata çıktığımızda sizi TRT´nin ilk kadın spikeri Jülide Gülizar´ın şahsi çalışma odası karşılıyor.

Emekli olduktan sonra da çalışmalarına devam eden Jülide Gülizar´a 2010 yılında konakta bir oda tahsis edilmiş, vefat ettiği tarihe kadar da çalışmalarına burada devam etmiş. Vefatından sonra odası aynı şekilde korunarak konuklara açılmış.

Konağın bundan başka iki özel odası daha var.

Biri İsmet İnönü´nün özel kalem müdürlüğünü yapmış ve kendisini kültür sanata adamış  Yurdusev Arığ ´a ait bir oda. Diğeri ise dünyaca ünlü tarihçimiz Prof. Dr. Halil İnalcık´a ait oda.

Müzede Cumhuriyet dönemine ait kadın-erkek giysileri  çoğunlukta.

Yılda 20 bini Avrupalı turist olmak üzere 50 bin kişinin ziyaret ettiği Kınacızade konağı tarihimizi ve kültürümüzü yansıtan çok önemli bir yapı.

Eskihisar’da ilkbahar coşkusu

Kışı yaşamadan bahar geldi, ne kadar hasret kaldık lapa lapa yağan kar altında yürüyüşe, bembeyaz örtülerle dağların beyaza büründüğü, ağaçların gelin gibi süslendiği o güzelim kış aylarına ne kadar hasret kaldık. Kışı doya doya yaşamadan ilkbahar geldi.

Nisan yağmurları başladı, ağaçlar çiçek açtı, Kuşlar nazlı nazlı ötmeye başladı. İlkbahar’da Anadolu başka güzel, bu ilkbaharı toplantı, konferans ve seminerler için bir çok yerde yaşamaya çalıştım, kuzey Afrika’nın kültür başkenti Tunus’ta ilkbaharı bir ay önce yaşadım. Avusturya Alp dağlarında hem bahar hem de kışı 3 günlük de olsa yaşayıp belgesel çekimleri yaptım.

Son 15 gündür Eskişehir ve Ankara’da hem belgesel çekerek hem de toplantı, konferans ve seminerlere katılarak doya doya ilk baharı yaşadım. Anadolu’da ilkbahar çok farklı ancak Gebze’de ve özellikle Eskihisar’da ilkbaharı doya doya yaşayalım.

Hafta sonu Anibal tepeye çıkıp ilkbahar coşkusunu yaşarken Eskihisar sahillerinde doya doya gezip stres ve sıkıntıdan uzak ilkbaharı ‘bir ilkbahar sabahı’ şarkısını mırıldanarak yaşadım. Şimdi o şarkıyı birlikte yaşayalım.

Bir ilkbahar sabahı güneşle uyandın mı hiç?

Çılgın gibi koşarak kırlara uzandın mı hiç?

Bir his dolup içine uçuyorum sandın mı hiç?

Geçen günlere yazık etmişsin gönül sen ?

Öyle ise hiç sevmemiş sevilmemişsin gönül sen ?

Bugünkü yazımı Eskihisar sahillerinde yazıyorum. Yazıma güftesi Bekir Mutlu, bestesi Erdoğan Berker’e ait olan Zeki Müren’den Emel Sayın’a bir çok sanatçının yorumladığı bir ilkbahar sabahı adlı şarkının dizeleriyle başlamak istedim ve bu dizeleri sanatçılarımızın yüksek müsaadeleriyle Eskihisar’a uyarlamaya karar verdim.

 Bir ilkbahar sabahı Eskihisar’da gezdin mi hiç

Dalgaların sesini dinleyerek kaleyi seyrettin mi hiç

Osman Hamdi müzesinden karlı dağlara baktın mı hiç

Sakız ağacına oturup derin hülyalara daldın mı hiç

ESKİHİSAR SAHİLİNDE KENDİMİ DİNLEDİM

Yürüyüşten sonra ben bir kez daha tek başıma Eskihisar sahilinde bahar sabahı yürüyüşü yapmak istedim. Eskihisar ne kadar güzel. Kıymetini bilemediğimiz tarih, kültür, doğal güzellik ve turizm hazinesi. Asırlık sakız Ağacı altından Osman Hamdi’nin müze olan konağının bahçesinde ki Halep çamları, selvi ağaçları adeta bir tabloyu yansıtıyor. Palmiye ağaçları, çınar ve dünyanın bir çok bölgesinden itinayla getirilip köşk bahçesine dikilen ağaçlarda ki bahar tomurcuğu insana tarifi imkansız haz ve mutluluk veriyor.

 Eskihisar köyü geçmişe göre biraz daha düzenli. Keşke daha da düzenli hale getirilse. Eskihisar deresi üzerinde ki köprüden geçerken biraz durup dereye baktım. Bulanık aksa da lağım sularının akmadığına ve fazla bir pis koku olmadığına sevindim. Eskihisar sahil düzenlemesi yürüyüş yolu ve sahile dikilen çiçek ve bitkiler kış uykusundan uyanarak yeşile bürünüyor. Cami çevresinde ki çınar ağaçları bahara hazırlanıyor. Palmiyeler ve ağaçlarda ki kuş sesi baharın mutluluk ve huzurunu insanlara yansıtıyor.

ESKİHİSAR KALESİNDE BAHAR

Camiyi geçtikten hemen sonra asırlara meydan okuyan, tarihin tapu senedi gibi Marmara denizine hakim bir abideyi andıran Eskihisar kalesinde ilk bahar bir başka güzel. Kalenin eteğinde ki kır çiçekleri adeta bir halı desenini yansıtıyor. Ahşap evler ve meyve ağaçlarında ki çiçeklerin oluşturduğu manzara ile Eskihisar kalesi insana tarifi imkansız duygular yaşatırken kuş ve martı sesleriyle kendinize geliyor ve ister istemez denizin mavi sularına kendinizi kaptırıyorsunuz. Körfezin sahile vurduğu dalgalarla kendinizden geçip adeta tarih yolculuğuna çıkıyor ve ister istemez o meşhur türkü aklınıza geliyor ve mırıldanmaya başlıyorsunuz.

Bir ilkbahar sabahı güneşle uyandın mı hiç

Çılgın gibi koşarak kırlara uzandın mı hiç

Bir his dolup içine uçuyorum sandın mı hiç

Geçen günlere yazık etmişsin gönül sen

Öyle ise hiç sevmemiş sevilmemişsin gönül sen

Bu türküyü mırıldanırken ilham perileri kulaklarınızı fısıldıyor ve siz kendi türkünüzü kendi bestenizi hazırlıyor, Eskihisar’ın muhteşem manzaralarını seyrederken kendi yazdığınız şarkıyı mırıldanıyorsunuz.

Bir ilkbahar sabahı Eskihisar’da gezdin mi hiç

Dalgaların sesini dinleyerek kaleyi seyrettin mi hiç

Osman Hamdi müzesinden karlı dağlara baktın mı hiç

Sakız ağacına oturup derin hülyalara daldın mı hiç

 Evet ben dün Eskihisar sahilini doya doya gezip, baharı doya doya yaşadım. Sizleri de Eskihisar ile ilgili hazırladığım belgesel ve yazı serisini gazetemizin www.gebzegazetesi.com ile www.belgeselyayincilik.com internet sitesinde  okumaya davet ediyor ve yorumlarınızı bekliyorum.

Ankara’nın Baharı ve siyasi havası

  Bir dizi ziyaret ve çalışmalar için iki gündür Ankara’dayız. Türkiye seçim sürecinden çıktı ve bizlerde soluğu başkent Ankara’da aldık.

Eskişehir’de geçtiğimiz haftalarda yapılan Türk Dünyası Gazeteciler Şurası ile ilgili çalışmalar devam ediyor. Türk Dünyası Gazeteciler Şûrası’nı düzenleyen kuruluşlar başta Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Türk Dünyası Gazeteciler cemiyeti, Basın Konseyi ve Başkanlar konseyi, AGRT olarak Eskişehir’de yaptığımız, 3 gün süren Şura’nın değerlendirme toplantısını yapıyoruz. Şura’da öne çıkan konuları gündeme getirerek masaya yatırdık ve basın camiası açısından önemli konulara değindik.  AGRT Başkanı olarak bizlerde değerlendirme toplantısında yerimizi aldık.

   Yaptığımız toplantıda başta Eskişehir olmak üzere yapılan çalışmalar  gözden geçirildi. Ankara da bunun dışında bir çok çalışma da yaptık. Belgesel çekimleri ve  araştırmalarımızı tüm hızımızla kaldığımız yerden devam ediyoruz. Devri Alem belgesellerinin gördüğü ilgi bizleri gerçekten çok memnun ediyor. Karşılaştığımız bir çok kişi belgesellerimizden övgü dolu sözlerle bahsederek, bizleri Devri Alem programından tanıdığını söyledi. İnsanlar tarafından böylesine ilgi görüp güzel sözler duymak bizleri daha iyi işler yapmak için motive ediyor.

ANKARA’NIN SİYASİ HAVASI

Gelelim bir de Ankara’nın havasına. Ankara’ya Bahar gelmiş durumda. Gerçekten baharın kendisini hissettirdiği şu günlerde Ankara’da bu havayı hissetmek ve yaşamak çok güzel. İki gündür gerçekten baharın geldiğini hissediyor ve yaşıyoruz. Tabiri caizse baharı Ankara’da doya doya yaşadık. Tabi meteorolojik havanın yanı sıra siyasi hava da büyük önem taşıyor. Burada, Meclis ve Bakanlıkları gezip bürokratlarla görüştük. Ankara’nın havası yeni  yerine oturuyor. Yerel seçimin sonuçları Ankara’ya bir hayli sirayet etmiş durumda. Şu anda kulislerde tam bir erken genel seçim beklentisi var. Herkesin dilindeki iki konu Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler. Milletvekilleri, siyasiler, Partiler, Cumhurbaşkanlığı ve seçimlere kilitlenmiş durumdalar. Herkes kimin Cumhurbaşkanı olacağını konuşuyor. Her ne kadar Başbakan Erdoğan gündemlerinde erken seçim olmadığını ve erken seçime karşı olduğunu açıklasa da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün makamını bırakıp aktif siyasete geri dönme ihtimali, erkem seçim ihtimalini güçlendiriyor. Bahar havası oldukça güzel olmasına rağmen, siyasi hava toz duman vaziyette. Ankara sessiz ve derinden gidiyor ve bu havayı yoklamaya çalışıyoruz. Bakalım önümüzde ki günler Ankara’da hangi siyasi gelişmeleri beraberinde getirecek.

Espiye Derneği’nden şehitlere vefa

Gebzi Beylikbağı önceki akşam anlamlı bir programa ev sahipliği yaptı. Giresun Espiyeliler derneği tarafından düzenlenen organizasyonla Giresun’un Milli Kahramanları Topal Osman ağa ve şehit Binbaşı Hüseyin Avni Alparslan anıldı. Geceye çok sayıda katılım olurken, Gecede Belediye başkanı Adnan Köşker de konuşma yaptı. Şehitlerimiz için mevlit okutulup dualar edilirken, Kocaeli Gebze TV Olarak geceyi internet televizyonundan canlı yayınladık. Bugüne kadar bir çok belgesele imza atan Belgesel Yayıncılık olarak yine önemli bir çalışmayı daha yürütüyoruz. Bu kez Giresun’un milli kahramanı Hüseyin Avni Alparslan belgeseli hazırlıyoruz. Bunun geniş çaplı çalışma başlattık. Belgeselin hazırlanmasına Giresun Espiye İlçesi Kurugeriş derneği öncülük yapıyor. Bu nedenle dernek yönetimine teşekkür belgesi verdik.  Geceyle ilgili bilileri sizlerle paylaşıyorum:

ESPİYELİLER ŞEHİTLERİ ANDI

Gebze Giresun Espiyeliler Derneği tarafından Anıl Düğün Salonunda organize edilen gecede

Giresun’un Milli kahramanı Topal Osman ağa ve Binbaşı Hüseyin Avni Alparslan başta olmak üzere şehit düşen tüm Mehmetçikler okunan Mevlit ile anıldı

Gazetemiz Kurucusu ve Devr-i Alem program yapımcısı İsmail Kahraman’ın sunumu ile gerçekleşen programa, Gebze Belediye Başkanı Adnan Köşker’in yanı sıra, Belediye Meclis üyeleri Bahtiyar Öztürk, Cesur Kurtgöz, Musa Çınar, Metin Aksu, AK Parti Gebze İlçe Başkanı Cemalettin Kaflı, Yavuz Selim mahalle muhtarı Şükriye Kavran, Beylikbağı Mahalle Muhtarı Cafer Demirkan, Hürriyet Mahallesi Muhtarı Ekrem Çakın, Ulus Mahallesi Muhtarı Hüseyin Akın, AK Parti Beylikbağı Mahalle Başkanı Ali Öztürk, Giresunlular Eski Dernek Başkanı Hatem Soysal, Giresun Espiye Kurugeriş dernek Başkanı Tufan Firar, Giresun Yağlıdere Tekkeliler Dernek Başkanı Mehmet Önal, Hisarcık Dernek Başkanı Yusuf Karagöz, Beylikbağıspor Eski Kulüp Başkanı Ufuk Sarı ve çok sayıda davetli katıldı.

Geceye katıla herkese teşekkür eden Gebze Giresun Espiyeliler Derneği Hüseyin Acar ‘Düzenlediğimiz bu gecede şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. Bu ikincisi, Allah’ın izniyle üçüncüsünü, dördüncüsünü ve daha nicelerini yapmayı hedefliyoruz. Bizlere bu geceyi organize etmemizde destek olan herkese teşekkür ediyoruz’ şeklinde konuştu

Gece’de ayrıca dernek başkanı Hüseyin Acar ve Gebze Giresun Espiye Yeşilköy Kurugeriş Dernek Başkanı Turan Firar’a onur belgesi verildi. Şimdi sizlerle Topal Osman ve Binbaşı Hüseyin Avni Alparsaln’ın öz geçmişini paylaşıyorum.

TOPAL OSMAN AĞA KİMDİR?

Osman Ağa, Giresun´un Hacı hüseyin mahallesindeki köklü bir aile olan Feridunzadeler´ dendir. Annesi Zeynep hanımdır. Osman Ağa ticaretle uğraşırken 1912 yılında Balkan savaşı başlamış, babası askerlik bedelini ödediği halde o, gönüllü bir birlik oluşturarak savaşa katılmıştır. Başarılarından dolayı yarbaylık rütbesine kadar yükselmiştir. Bu savaşlarda sağ ayağından ağır bir şekilde yaralanmış, tedavisinden sonra “GAZİ” ünvanı alarak Giresun´a geri dönmüştür.

-30 Kasım 1915´te gönüllü olarak Doğu Cephesinde Ruslara karşı savaştı.

-Şubat 1918´de Giresun Belediye Başkanı oldu

-5 Haziran 1919´da Arkadaşları ile Pontusçu Rumlar´ın Giresun´daki Rum Mektebine Astıkları Pontus bayrağını indirdi.

-8 Temmuz 1919´da hakkındaki tutuklama kararı Padişah Vahdettin tarafından kaldırıldı.

-Temmuz 1919 ´da Giresun’a geri döndü ve tekrar belediye başkanı ve muhafazai Hukuk-u Milliye Cemiyeti başkanı oldu.

-Temmuz 1919´da Osman Ağaya Kaymakam Baki bey tarafından başarısız bir suikast düzenlendi.

-12 kasım 1920´de Giresun uşakları ile birlikte Ankara´da Atatürk´ün muhafızlığına başladılar.

-Ağustos 1922´de 42. ve 47. Gönüllü Alayları Başkomutanlık, Sakarya Meydan Muharebesine katıldılar.

-2 Nisan 1923, Osman Ağa ´nın ölümü ve Cumhuriyet Şehidi olması.

-Nisan 1923, Osman Ağa ´nın Giresun kalesine gömülmesi.

-Mart 1925, Osman Ağa´nın naaşı anıt mezara taşınmıştır.

BİNBAŞI HÜSEYİN AVNİ ALPARSLAN KİMDİR?

 Hüseyin Avni Bey, 1876 yılında Tirebolu’da doğdu.

1901 de Teğmen olarak mezun oldu. Balkanlarda eşkıya takibi yaptı. İttihat ve Terakki’nin 31 Mart ayaklanmasını bastırmak için oluşturduğu Hareket Ordusuna gönüllü katılarak, öncü kuvvetlerinde yer aldı. Buradan Mart 1910 tarihinde İzmit(Kocaeli) Jandarma Bölük Komutanlığı’na tayin edildi.

1.Dünya Savaşı`nda Doğu Cephesi`nde savaştı. Bahattin Şakir`in Teşkilat-ı Mahsusası`na milis, gönüllü birlikler oluşturdu, Erzurum, Artvin, Bayburt yörelerinde, Çoruh Müfrezesi`nde Ruslara karşı savaştı. Türk Yurdu dergisinde ve yerel gazetelerde Türklük hakkında ve milli mücadele konusunda heyecanlı yazılar yazdı. Rus Ordularının durdurulduğu Harşıt cephesinde,  Alay Komutanı olarak savaştı. Milli Mücadele`de, Giresun Askerlik Şube ve Mevki Komutanı olarak, Osman Ağa ile birlikte  “Alparslan Grubunu”, devamen 42. ve 47. Alayların oluşmasını sağladı. Pontus ayaklanmasının bastırılması ve Sakarya Savaşında büyük yararlıklar gösterdi. 30 Ağustos 1922`de Sakarya`da, en önde savaşırken Mangaltepe, Gökoğuz mevkiinde Şehit oldu.

Kütüphane haftası ve Gebze

Kitap ve kütüphane medeniyetimizin temel taşı kitap medeniyettir, tarihtir, kültürdür, milletleri millet yapan devletleri yücelten en önemli değerdir. Kütüphaneler haftası dolayısıyla çeşitli etkinlikler yapılmakta bu etkinlikler çerçevesinde dün Gebze cumhuriyet meydanındaki etkinliği gördüm gerçekten etkilendim öğrenciler, ellerinde kitap, cumhuriyet meydanında kitap okuyorlar gerçekten güzel.

Ancak Gebze Kütüphanesi maalesef apartmandan bozma bir yerde bir milyon nüfuslu Gebze’nin adam gibi bir kütüphanesi yok, kültür bakanlığı tarafından kütüphane ve kültür merkezi olarak yapılan binada bugün Gebze Belediye ve Kocaeli Büyükşehir belediyesi hizmet veriyor. Ancak belediyelerimiz maalesef Gebze Kütüphanesine eski nikah müdürlüğünün yerini çok gördü. Gebze kütüphanesinin hali içler acısı.

Gebze ve Kocaeli Büyükşehir belediyemiz kütüphane ve kültür merkezi binası olarak temeli atılan yer üzerinde hizmet veriyorlar, sayın belediye başkanlarımız kütüphaneye vefa borcunu ödeyerek Gebze’ye modern ve güzel bir kütüphane binası yaparak vefa borçlarını ödeyeceklerine inanıyorum. Kitap ve kütüphane haftasının kutlandığı bu haftada böyle bir konuyu gündeme getirmek istedim.

 Kitap okuma kampanyası

81 ille aynı zamanda başlayan etkinlikte kitap okumanın faydaları üzerinde durma, kitap okuma alışkanlığı kazandırma ve farkındalık yaratma adına gerçekleştirilen etkinlik büyük ilgi gördü. Eşrefbey İlköğretim Okulu, İmam Hatip Lisesi, ve Çolakoğlu Kız Meslek Lisesi okullarının da destek verdiği organizasyon kamu kurumları, kuruluşları ve kent konseyi başta olmak üzere pek çok kesimden destek gördü.  Gebze İlçe Halk Kütüphanesi Müdiresi Tevhide Buğan, gerçekleştirilen etkinliğe destek olan herkese teşekkürlerini sunduklarını belirtirken kitap okumanın toplumun ve özellikle gençlerin gelişiminde en önemli etken olduğunu kaydetti. Cumhuriyet Meydanında gerçekleştirilen etkinliğe Gebzeli vatandaşlar da ilgi gösterirken pek çok aile çocuklarıyla beraber kitap okuyarak güzel havanın tadını çıkardı. Gebzeliler bu tip etkinliklerin sürmesini istediler.

İKTAV KÜTÜPHANEMİZ ARAŞTIRMACILARIN HİZMETİNDE

Tarih nedir? Ve Tarihten ne anlamamız gerekiyor?  Sorusuyla yazıma başlamak istiyorum. Tarihle ilgili birçok şey söylenebilir. Herkes farklı şeyler anlayıp ve anlatabilir. Ancak tarih sadece geçmiş değil ve gelecektir. Tarih bir milletin aynası ve varlık sebebidir. Otuz beş yıllık gazetecilik hayatımda beni en çok keyiflendiren tarih ve kültür araştırmaları ile ilgili belgesel, haber, çalışmalarım oldu.

Otuz beş yıllık gazetecilik hayatımda yazdığım tüm haber ve yazıları içeren Otuz yıllık gazete arşivimizin tüm sayılarını tek tek ciltleyerek adeta Gebze’nin 30 yıllık geçmişinin bilgi ve belgelerini arşivlemiş olduk. Kendimi bildiğim 45 yıl içerisinde satın aldığım kitaplar bilgi ve belge dokümanları tek tek tasnif ederek binlerce kitap ve dokümanın yer aldığı büyük bir kütüphane oluşturduk.

Kütüphanemizde yer alan ve kitap ve belgelerin tek tek tasnifini Gebze’nin yetiştirdiği değerli akademisyenlerden Alper İsmail Biçer üzerinde ciddi çalışma yaparak kütüphanemizde araştırmacıların bilgisine sundu. İlim Kültür ve tarih araştırmaları merkezi adıyla 100m2 kare yer üzerinde araştırmacıların çalışma yapacağı kütüphanemiz şu an açık olup halkın ve kitapseverlerin hizmetine sunulmuştur. Bu kütüphanemizde yer alan kitapların bölümü ve listeleri www.gebzegazetesi.com ve www.belgeselyayincilik.com sitesinden indirilebilir halde olup kullanıcıların hizmetine sunulmuştur.

Ayrıca İlim Kültür Tarih Araştırmaları Merkezi (İKTAV) kütüphanemiz sanal ortama da taşınarak isteyenler sanal ortam üzerinden kütüphanemiz yayınlarından yararlanma imkânına sahip olacak. Bu yönden çalışmalarımız sürüyor.

BİNLERCE BELGESEL ARŞİVİ

Kütüphanemizde sadece gazete, kitap arşivi değil Türkiye’nin birçok İli dünyanın 75 ülkesi ile ilgili çektiğimiz belgesel görüntüler topladığımız belge ve bilgiler ile video ve fotoğrafları arşivleyerek önemli kültür çalışmasına öncülük etmeye çalıştık. Bugün bu arşivlerimizin tanzim ve tasnifi devam ediyor. Belgesellerin arşiv listesini önümüzdeki günlerde araştırmacıların bilgisine sunacağız.

KOCAELİ’NİN KÜLTÜR HAFIZASI

Belgesel Yayıncılık Devr-i Alem Belgesel TV Programı ve  Gebze Gazetesi bünyesinde faaliyet gösteren İlim Kültür Tarih Araştırmaları Merkezi kütüphanesi, Kocaeli ve ilçeleri ile ilgili yayınlanan birçok kitap ve dokümanı toplayarak arşivledi. Kocaeli’nin adeta kültür hafızası olan kitap ve dokümanlar İKTAV kütüphanesinde araştırmacıların istifadesine sunuldu.

Kocaeli ve  başta Gebze olmak üzere bütün ilçelerle ilgili 30 yıldır araştırma ve çalışma yaparak topladığımız kitaplar ve dokümanlar Kocaeli’nin kültür hayatında da büyük bir boşluğu doldurdu. İKTAV kütüphanesinde en çok Gebze ve İzmit bölgesi ile ilgili kitap ve doküman yer alıyor.

İKTAV Kütüphanesi’ndeki KOCAELİ bölgesi ile ilgili yer alan kitap ve dokümanlar içerisinde Gebze, İzmit, Darıca, Dilovası, Çayırova, Körfez, Derince, Gölcük, Kartepe, Başiskele, Karamürsel ve Kandıra ilçeleri ile ilgili çok önemli kitap, bilgi ve doküman yer alıyor. Kocaeli ve Gebze bölgesi ile ilgili İKTAV kütüphanesinde yer alan kitap ve eserlerin listesini www.gebzegazetesi.com ve www.belgeselyayincilik.com sitesinden indirebilirsiniz.

Tarih ve kültür araştırmaları çok önemli bir hizmet olduğuna inandığımız için bu zor meşakkatli görevi yaptığımıza inanıyoruz. Bu konuda çalışmalarımız daha da genişleyecek gelecekte bu çalışmayı bir vakıf haline getirerek İlim ve Kültür araştırma merkezi İKTAV’I köklü bir kuruluş haline getireceğiz. Dünyada en büyük zenginlik bilgiye sahip olmak. Bilginin kaynağı da kitap ve kütüphanelerde. İKTAV kütüphanesi Tüm araştırmacılarımızın hizmetinde. Keşke herkes bu tür kültürel çalışmalar yaparak kubbede hoş seda bırakabilseler.

Seçim sonuçları nasıl yorumlanmalı?

30 Mart seçimleri geride kaldı ama tartışmaları bitmek bilmiyor. 30 Mart seçimleri ile ilgili bir çok ön görü yapılıyordu. Çeşitli kavgalar, söylentiler, dedikodular seçmen üzerinde çok fazla tesir etmedi. AK Parti ve CHP 2009 yerel seçimlerine göre oylarını artırdı, MHP ve Saadet Partisi kan kaybına uğradı. Türkiye genelinde Bazı Belediyeler el değiştirmesine rağmen, bir çok Belediye aynı şekilde devam etti. Kocaeli’de ise AK Parti tulum çıkararak bütün belediyeleri kazandı.

   Dün gazetemizden seçimin istatistiki sonuçlarını okudunuz. AK Parti’nin Kocaeli genelinde oylarını artırdığını, muhalefet Partilerinin ise düşüş yaşadığını gördük. 13 Belediye’nin aynı partiden olması ve tek elden yönetilmesinin avantaj ve dezavantajlarını önümüzde ki günlerde göreceğiz.

  Her ne kadar yerel seçim olsa da başbakan Erdoğan faktörünü bu seçimlerde büyük ölçüde gördük. Yolsuzluk iddiaları, dinlemeler, tartışmalar arasında geçen bu seçimde Kocaeli ve Türkiye genelinde AK Parti, Erdoğan ismiyle bir çok ilde rakiplerine fark attı. Seçmenlerin adaylardan çok “Erdoğan’a destek için oy veriyorum” dediğini gördük. Mutlaka adayların çalışmaları da etkili olmuştur ancak Erdoğan gerçeğini görmezlikten gelmek büyük hata olur. Alınan %45 oy oranı bunun en büyük göstergesidir.

GAZETEMİZDEN SEÇİM PANORAMA

Bugün de Gazetemiz seçim panorama yaparak sonuçları değerlendirdi. Büyükşehir, İlçe ilçe ve parti parti yaptığımız değerlendirmeyi sizlerle paylaşıyorum:

30 Mart ilginç sonuçları da beraberinde getirdi. İlk göze çarpan Büyükşehir seçimleri. Büyükşehir’de üçüncü kez başkan seçilen İbrahim Karaosmanoğlu kendi rekorunu kırdı. Her iki kişiden birinin oyunu alan Karaosmanoğlu %50 oy oranı ile rakiplerini ikiye katladı. CHP ise 2009’a göre ilimizde oy kaybı yaşadı. 2009’da %32 oy alan Sefa Sirmen’in oyunu Tahsin Tarhan %26’ya düşürdü. Gebze bölgesinin oyunu almak için gösterilen Tarhan’ın aldığı oy oranı başarısızlık olarak yorumlanırken, MHP Adayı Saffet Sancaklı kazanamamasına rağmen partisinin 2009’da %7 olan oyunu ikiye katlayarak %14’e çıkardı.

DARICA’DA AK PARTİ FAKTÖRÜ

İlçeler bazında bakıldığında en büyük patlamayı Darıca, AK Parti Adayı Şükrü Karabacak yaptı. Kariyerinin en yüksek oyunu alan Karabacak, 2009’da %36 olan oy oranını %50’ye çıkardı. Karabacak, AK Parti’nin bölgemizde üçüncü dönem Belediye başkanı seçilen tek ismi oldu.  Karabacak, Ustalık dönemine merhaba derken, CHP oy kaybına uğradı, 2009’da %20 alan Saadet Partisi ise adeta yok olarak %4’e geriledi ve beşinci parti oldu. MHP adayı Arif Gülen sahaya en erken giren aday olmasına rağmen MHP oylarını artıramadı ve %14’de kalarak hayal kırıklığına uğradı. Çayırova’da üç partili yarış bekleniyordu ancak Şevki Demirci Saadet ve CHP’nin oyları toplamından daha fazlasını aldı.

GEBZE’DE SEÇİM SONUÇLARI

Gebze’de Adnan Köşker partisinin oylarını 2009 seçimlerine göre 5 puan artırırken, CHP Gebze’de de oylarını düşürdü. Saadet Partisi 2009 seçimlerine göre Gebze’de çıkış yaparak %13’e kadar yükselirken, asıl şoku MHP yaşadı. 2009’da %15 oy alan MHP bu seçimde ise %12’de kaldı. Dilovası’nda da aynı şekilde Ali Toltar AK Parti oylarını 2009 seçimlerine göre artırırken, CHP adayı Ercan Dalkılıç yine Umduğunu bulamadı. Ancak CHP dalkılıç faktörüyle Dilovası’nda ki oylarını zirveye çıkarırken, MHP’de Dilovası’nda kaybolup gitti.

KOCAELİ’DE SEÇİM YARIŞI

Seçimlerde en büyük fark Başiskele’de yaşandı. Başiskele’de Hüseyin Ayaz en yakın rakibine 31 puan fark atarak %54 oy aldı. AK Parti’nin en yüksek oy aldığı yer Başiskele olurken, CHP’nin en yüksek oy aldığı yer ise %42 ile İzmit oldu. Seçimin birbirine en yakın geçtiği yer de %45-%42 sonucu ile İzmit olurken, mevcut başkanlar arasında oyunu en fazla artıran Darıca Belediye Başkanı Şükrü Karabacak oldu. AK Parti’nin en düşük oy aldığı yer %42 ile Derince olurken, Kocaeli AK Parti’nin tüm Belediyeleri kazandığı 5 ilden biri oldu.

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMLERİ

Evet sonuç olarak seçim bitti tartışmalar devam ediyor. Yorumlarda devam edecek. Yerel seçim sonuçlarının tartışması bitmeden Cumhurbaşkanlığı seçimleri için çoktan çalışma başladı. Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili bir çok söylenti konuşulmaya başlandı.

  Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin, genel seçimlerle birlikte olacağı iddiaları da gündemde. Deyim yerindeyse önümüzde ki aylarda hem Cumhurbaşkanlığı hem de Genel Seçimleri konuşmaya devam edeceğiz