Notice: wp_enqueue_script hatalı çağırıldı. Betikler ve stiller wp_enqueue_scripts, admin_enqueue_scripts, ya da login_enqueue_scripts kancalarından önce kayıt edilmemeli ya da sıraya alınmamalıdır. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 3.3.0 sürümünde eklendi.) in /home/belgesel/public_html/wp-includes/functions.php on line 4152
Mayıs 2014 – Sayfa 10 – Belgesel Yayıncılık

Gebze’nin 100 yıllık geçmişi

Arşiv belgeleri ve fotoğraflar çok önemlidir. Arşivler şehirlerin âdete hafızasıdır. Birçok kültürel hizmet yapılıyor. Ancak kentin geçmişi ve hafızası ile ilgili fazla bir çalışma yapılmıyor. Bugün kentlerde kentlilik bilincini kentlilik bilinci olarak ciddi çalışmalar yapılması gerekiyor. Turizm ve kültür haftası bunlar için fırsat. Turizm kültür haftası dolayısıyla kentleri tanıma ve tanıtmaya yönetim ciddi çalışmalar yapılması gerekiyor, ancak yapılan çalışmalar sadece yasak savma kabilinden yapılıyor.

Kocaeli Kültür Turizm il müdürlüğü, Turizm haftası dolasıyla birçok etkinliğe imza attı. Yeni Müdürü Mehmet Kesen, Şehrimiz için gerçekten çok önemli. 16 yıldan beri, Kocaeli de görev yapan Kültür Turizm il Müdürü Adnan Zamburkan, dönemini incelediğimizde maalesef fazla bir şeyin olmadığını görüyoruz. Keşke, güzel çalışmalar yapılabilseydi. Yeni Müdür Kocaeli adına çok güzel şeyler yapmaya çalışıyor ve Kocaeli’yi ön plana çıkarıyor. Bugüne kadar etkinlikler, Kocaeli bölgesinde yaygınlaştırılmamıştı.

Turizm haftası sadece bir hafta ile sınırlı kalmayacak. Vali Ercan Topaca’nın talimatları dolayısıyla, kültürel etkinlikler artık 12 aya yayılacak ve bu yıl Kocaeli tanıtma yılı ilan edilecek

FOTOĞRAF SERGİSİ

30 yılı aşkın süredir gazetecilik yapıyorum. Bu süre içinde Gebze ve Kocaeli ile yüzlerce bilgi ve dökümün topladık. Bu dokümanlar hiçbir ücret talep etmeden Kocaeli kültürünün hizmeti sunduk. Hiçbir destek almadan fotoğrafları sergiliyoruz. Gebze Osman Hamdi Bey kültür merkezinde açılan sergi büyük ilgi gördü. Bu sergide Kocaeli’nin 100 yıllık hatırasını canlı tutuyoruz

KOCAELİ GEBZE TV CANLI YAYINLADI

İnternetten Gebze ve Kocaeli’nin sesini dünyaya duyuran www.kocaeligebzetv.com televizyonu test yayınlarını sürdürürken birçok canlı yayına da imza atıyor. Başarılı yayınlarını açılışının üzerinden kısa bir süre geçmesine rağmen başarılı bir şekilde sürdüren Kocaeli Gebze TV, fotoğraflarla Gebze’nin 100 yılı sergisini canlı olarak yayınladı.

Büyük ilginin gördüğü açılış töreninde yaptığım konuşmada tarihin ve kültürün önemine dikkat çektim. Gerçekten Kocaeli ve Gebze bölgesi bir çok tarih, kültür ve turizm değerlerine sahip ve bir türlü tanıtılamıyor. Bugüne kadar bu konuda bir çok yazı kaleme alıp, belgesel çekimleri hazırladım. Daha önce bu köşemde yer alan yazıların başlıkları ve birer bölümünü sizlerle paylaşıyorum

KOCAELİ İLİNİ TANIYORMUYUZ?

Bugün Turizm haftası kutlanıyor. Resmi ve özel kurumlar göstermelik turizm haftası törenleri düzenliyor. Sözüm ona Kocaeli’yi Dünya’ya tanıtacağız. Yazımın başlığında da ifade ettiğim gibi Biz Kocaeli’yi ne kadar tanıyoruz? Önce bu soruya bir cevap bulmamız gerekiyor.

Devamı için http://www.gebzegazetesi.com/Koseyazisi-8421-kocaeli-ilini-taniyormuyuz.html

TURİZM HAFTASI VE BÖLGEMİZ

Turizm haftası kutlamaları başladı. Kültür ve Turizm Millet ve devletlerin manevi tapu senetleridir. Kültürüne ve Turizm değerlerine sahip çıkmayan toplumlar, varlıklarını devam ettiremezler.  Devamı için, http://www.gebzegazetesi.com/Koseyazisi-8408-turizm-haftasi-ve-bolgemiz.html

ÖĞRENCİLER, KOCAELİ’Yİ TANIYORMU?

Önümüzdeki günlerde Turizm haftası kutlama törenleri başlayacak. Kocaeli Turizm Kültür il müdürlüğü Turizm haftası doyasıyla birçok etkinlik yapacak. Ancak, bu etkinlikler sadece salonda kalacak. Aslında bu yıl, Kocaeli kültür müdürlüğü Kocaeli bölgesindeki öğrencilere Kocaeli’nin kültür ve turizm değerlerini tanıtma kampanyası başlatmalı. Devamı için http://www.gebzegazetesi.com/Koseyazisi-8320-ogrenciler-kocaeli´yi-taniyor-mu.html

Kocaeli kültürü

Kültür, tarih, milli ve manevi değerlerimiz, gelenek ve göreneklerimizle ilgili bir çok haber, yazı kaleme almakta, belgeseller çekmekteyiz. Gerek yazarken ve gerekse Belgesel çekimlerinde öncelikle kendim çok şey öğreniyorum. Basit diye girdiğim bir konunun muhteşem bir kültür derinliği olduğunu görüyorum.

  Kültürel çalışmalar gerçekten insana mutluluk ve huzur veriyor. Stresten uzak, keyifli bir zaman geçirmemize vesile oluyor. Bu yüzden hazırlayıp sunduğum Devri Alem belgesel programları Türkiye genelinde izleyicilerden büyük ilgi gördüğüne şahit olmaktayım. Devri Alem Programları dolayısıyla  gerek yurt içi ve gerekse yurt dışından çok sayıda davetler alıp kültür gezilerine katılıyorum.

AKÇAKOCA GAZİ SEMPOZYUMU

Kocaeli’de son yıllarda kültürel çalışmalara büyük önem verilmekte. Kocaeli kültürünü ön plana çıkarmak için resim ve özel kuruluşlar üst üste toplantılar yapıyor, kültürel çalışmalar oluşturuyorlar. Geçtiğimiz yıl Gebze Belediyesi tarafından organize edilen 1.Uluslararası Hünkara Vefa sempozyumu büyük ilgi görmüştü. Vatandaşlar bu kültür olayına çok büyük önem vermişti.

   Kocaeli Büyükşehir belediyesi ’de 2-5 Mayıs tarihleri arasında Uluslararası Gazi Akçakoca sempozyumu düzenledi. Bu sempozyum gerçekten çok önemli. Kocaeli’ye adını veren Kocaeli fatihi Akçakoca gazi ilk kez bir sempozyumda anılacak. Belediye Başkanı sayın İbrahim Karaosmanoğlu bu konuda çok önemli çalışmalar yapıyor. Akçakoca Gazi’yi ön plana çıkarmak için adını parklara, eğitim kurumlarına vermeyi planladıklarını açıkladı.

   Akçakoca Gazi sempozyumuna biz de “Akçakoca Gazi Dönemi’nden Türkiye Cumhuriyeti’ne Marka Kent Gebze” adıyla bir araştırma yazısı ve tebliğ sunacağız. Sempozyumda çok önemli akademisyenler ve bilim adamları da katılıp tebliğler sunacaklar. Geç kalmış olsa da bu sempozyum Kocaeli’de kültüre verilen değerin hızla geliştiğini göstermekte. Belediye Başkanı sayın Karaosmanoğlu’na teşekkür ediyorum.

FOTOĞRAFLARLA GEBZE’NİN YÜZ YILI

Turizm haftası kutlanmaya devam ediyor. Turizm Haftası etkinlikleri çerçevesinde Gebze’nin 100 yılı konulu resim sergisi bugün vatandaşların beğenisine sunuluyor. Gazetemizin de üyesi bulunduğu AGRT ile İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü-Büyükşehir belediyesi iş birliği ile Gebze’nin 100 yılı fotoğraf sergisi 25 Nisan’a kadar açık olacak.

Osman Hamdi bey kültür Merkezi’nde açılacak sergide Gebze’nin eski fotoğrafları, gazete haberleri stant da ki yerini alacak. Gebze’de ilk kez yapılacak sergide  daha önce görülmemiş fotoğraflar, belgesel yayıncılık arşivlerinden gün yüzüne çıkacak. Sergiyle, Gebze Bölgesi’nde kültür bilincini artırmak amaçlanıyor. Serginin açılışı saat 19.00’da yapılacak. Sergi açılışının hemen ardından saat 20.00’de yine Osman Hamdi Bey Kültür Merkezi’nde Türk Halk Müziği Korosu konser verecek. Sizleri de sergiyi gezmeye davet ediyorum.

EYÜP BELEDİYESİ’NE ZİYARET

İstanbul’un manevi merkezi sahabeler diyarı Eyüp Belediye Başkanı Remzi Aydın’a hayırlı olsun ziyaretinde bulunduk.  Belediye Başkanı kültüre önem veren çok değerli bir dost. Bir grup kültür adamı dostla yaptığımız ziyarette Devri Alem programlarını beğeniyle izlediğini söylemesi bizleri mutlu etti. Eyüp Sultan’ı İstanbul’a yakışır hale getirmek için canla başla çalışacağını söyleyen sayın Başkan feshane de düzenlenen İl tanıtım günlerine son verileceğini, buranın bir açık hava müzesi haline getirileceğini söyledi. Eyüp Belediyesi tarafından kültür hizmeti olarak basılan çok sayıda kitap ve dokümanı İlim Kültür ve Tarih Araştırmaları Merkezimizde hediye etti. Biz de sayın Başkan’a Devri Alem programının çeşitli belgesel setiyle zaferlerimiz ve şehitliklerimiz kitabıyla Tuna’dan bir tarih akar kitabımızı hediye ettik.

Devlet Çevre şikayetine el koydu

 Gazetemizin dün bu köşede yer alan ve internette de Çevre Bakanlığı’nın dikkatine başlığıyla yayınlanan haberimiz büyük ses getirdi. Bölgemize rastgele dökülen sanayi atıkları, hafriyat ve ağaçların kurumasıyla ilgili makalemiz üzerine Ankara harekete geçti. Kocaeli’deki devlet yetkilileri bölgemizde ciddi bir inceleme ve araştırma yaptılar.

   Edindiğim bilgiye göre haberimiz üzerine bizzat Ankara’da ki Bakanlık yetkilileri olayı mercek altına alarak Kocaeli Valiliği, Büyükşehir belediyesi, Çevre İl Müdürlüğü ve diğer yetkililer Balçık Köyü çevresi, Gaziler dağı ve diğer bölgelerde inceleme ve araştırmalarını tamamlayarak Ankara’yı bilgilendirecekler. Yapılan araştırmalar kamuoyu ile de paylaşılmalıdır.

   Çere konusunda özellikle Çevre Bakanlığımız harekete geçmeli, çevre bilinci oluşturup cezadan daha çok çevreyi koruma noktasında ilgilileri uyarmalıdır. Ceza yazmak, yaptırım uygulamak en son iş olmalıdır. Daha önce ki Çevre ve Şehircilik bakanı döneminde yazılan cezalar açıklanıyordu. Yeni Bakanımızdan cezalardan daha çok çevreyi koruma noktasında yapılan çalışmalar kamuoyunu bilgilendirilmelidir.

ÇEVRE BAKANIMIZ SAYIN GÜLLÜCE’NİN DİKKATİNE

  Çevre Bakanı Sayın İdris Güllüce, ismi gibi güler yüzlü, çalışkan Tuzla Belediye Başkanlığında başladığı yöneticiliği Çevre Bakanlığı ile taçlandıran önemli bir siyaset ve devlet adamı. Kendisini 20 yıldan beri tanıyan bir gazeteci ve belgeselci olarak, Çevre ve Şehircilik bakanı olarak çok önemli ve başarılı hizmetler yapacağına inanıyorum.

   Çevre ve Şehircilik Bakanı sayın İdris Güllüce’ye hayırlı olsun ziyaretinde bulunduğumuzda Devr-i Alem programlarını yakından takip ettiğini, belgeselleri Beğeni ile izlediğini söyleyince mutlu olmuştum. Kendisi bakan olduktan sonra ilk söyleyişi de Devr-i Alem kamerasına yapmıştı. Sayın bakan ile yaptığımız söyleşi ve yaptığımız yazıyı www.gebzegazetesi.com ve sosyal medyamızdaki linklerimizden takip edebilirsiniz

   Türkiye’nin en önemli sorunu çevre ve şehircilik. AK Parti hükümeti ve Sayın Erdoğan’ın bu bakanlığı ihdas edip, kurması Türkiye’de Çevre ve şehirciliğe de verilen değeri gösteriyor. Eski Bakan Erdoğan Bayraktar döneminde bu bakanlık daha çok TOKİ, devasa binalar ve rantları ile gündeme geldi. İnşallah İdris Bey döneminde çevre ve şehirciliğe verilen önemle anılır.

 Türkiye’de çok büyük çevre katliamları yaşanıyor. Çevre vahşice kirletiliyor. Çevre katilleri rant uğruna insan hayatını hiçe sayıyor. Bugün sanayi bölgesi olan Marmara, Kocaeli ve Gebze’de büyük çevre cinayetleri işleniyor. Gebze üzerinde korkunç bir bulut, hayatı zehir ediyor. Su kaynaklarımız kirletiliyor. Ormanlarımız kuruyor, bunun en bariz örneği Gebze ormanlarında yaşanıyor.

  Çevre konusu gerçekten önemli. Eğitim kurumlarına ders olarak konup, cami kürsülerinden çevre bilinci konusunda vaazlar edilmeli, çevre bilinci, çevre kültürü geliştirilmelidir.

  KOCAELİ GEBZE TV’NİN ÖNEMLİ KONUKLARI

  Kocaeli ve Gebze Bölgesi’nin sesini dünyaya duyuran www.kocaeligebze.tv test yayınına başlayalı kısa bir süre olmasına rağmen büyük ilgi uyandırmaya devam ediyor. Kocaeli ve Gebze’nin sesini dünyaya duyurmaya çalışıyoruz. Dün, Kocaeli Aydınlar Ocağı İlim İstişare Kurulu Başkanı Ahsen Okyar Başkanlığında aydınlar Ocağı heyetini ağırlayarak canlı yayında konuğumuz oldular ve önemli bilgiler verdiler. Marmara Yörük Türkmen Federasyonu Başkanı Mehmet Özen bey Gebze Yörük Derneği Başkanı Cemil bey, Sığırlık merası Yörükleriyle ilgili tarihi açıklamalar yaptılar. Kocaeli Tabip Odası Başkanı ve Kocaelispor Kulübü’nün yeni Başkanı Nebi Uzun canlı yayın konuğu olarak Kocaeli Gebze TV aracılığı ile mesajlarını kamuoyu ile paylaştılar. Devri Alem programının bir çok belgeseli Kocaeli Gebze TV aracılığı ile izleyiciler buluşuyor. Kocaeli Gebze TV’nin ilimizin markası olarak Kocaeli’nin sesini dünyaya duyurmaya devam edecek.

Çevre Bakanımızın dikkatine

Çevre Bakanı Sayın İdris Güllüce, ismi gibi güler yüzlü, çalışkan Tuzla Belediye Başkanlığında başladığı yöneticiliği Çevre Bakanlığı ile taçlandıran önemli bir siyaset ve devlet adamı. Kendisini 20 yıldan beri tanıyan bir gazeteci ve belgeselci olarak, Çevre ve Şehircilik bakanı olarak çok önemli ve başarılı hizmetler yapacağına inanıyorum.

Çevre ve Şehircilik Bakanı sayın İdris Güllüce’ye hayırlı olsun ziyaretinde bulunduğumuzda Devr-i Alem programlarını yakından takip ettiğini, belgeselleri Beğeni ile izlediğini söyleyince mutlu olmuştum. Kendisi bakan olduktan sonra ilk söyleyişi de Devr-i Alem kamerasına yapmıştı. Sayın bakan ile yaptığımız söyleşi ve yaptığımız yazıyı www.gebzegazetesi.com ve sosyal medyamızdaki linklerimizden takip edebilirsiniz

Türkiye’nin en önemli sorunu çevre ve şehircilik. AK Parti hükümeti ve Sayın Erdoğan’ın bu bakanlığı ihdas edip, kurması Türkiye’de Çevre ve şehirciliğe de verilen değeri gösteriyor. Eski Bakan Erdoğan Bayraktar döneminde bu bakanlık daha çok TOKİ, devasa binalar ve rantları ile gündeme geldi. İnşallah İdris Bey döneminde çevre ve şehirciliğe verilen önemle anılır.

Türkiye’de çok büyük çevre katliamlara yaşanıyor. Çevre vahşice kirletiliyor. Çevre katilleri rant uğruna insan hayatını hiçe sayıyor. Bugün sanayi bölgesi olan Marmara, Kocaeli ve Gebze’de büyük çevre cinayetleri işleniyor. Gebze üzerinde korkunç bir bulut, hayatı zehir ediyor. Su kaynaklarımız kirletiliyor. Ormanlarımız kuruyor, bunun en bariz örneği Gebze ormanlarında yaşanıyor.

 Ağaçları kurutanlara suç duyurusu

   Bahar geldi. İlkbahar ne kadar güzel. İnsanın içi bir hoş oluyor. Kırlarda koşup kır çiçekleri üzerinde yatıp yuvarlanası geliyor insanın. Ağaçlar rengârenk çiçek açtı. Kırlar adeta halı deseni gibi. İlkbaharı, doya doya yaşamak için. Fırsat buldukça köy, dağ, ova geziyorum.

   Benim gibi gezgin olanlar dünyanın Afrika çölleri gibi yeşile hasret bölgelerini görüp belgesel çekenler baharın güzelliğini ülkemizin ne kadar güzel iklime sahip olduğunu, bitki örtüsü açısından ne kadar zengin olduğunu daha iyi anlıyor.

  Eskihisar’da ilkbahar başlıklı geçtiğimiz haftalarda yazdığım yazı büyük ilgi toplamıştı. Gerçekten bölgemiz dört mevsimde çok güzel. Eskihisar ile ilgili yazımı <a>www.gebzegazetesi.com</a> da ki köşemden okuyabilirsiniz.

NEDEN AĞAÇLAR KURUYOR?

Bahar ile ilgili bu güzel girişten sonra sizleri üzecek korkunç bir gerçeği paylaşmak istiyorum. Şu an, bölgemizde bir çok ağaç kuruyor. Çam ağaçlarının kuruması insanı dehşete düşürüyor. Gebze Bölgesi’nde ki ormanlarda büyük bir çevre katliamı yaşanıyor. O güzelim çam ağaçları, kuruyor. Ağaçların kuruduğunu baharın gelmesiyle daha iyi anladık.

   Gaziler dağı, Balçık bölgesi, Gebze köylerinde ki çam ormanları içerisinde ağaçların kuruduğu baharın gelmesiyle daha iyi anlaşılıyor. Adeta ormanlar vurgun yemiş gibi. Bazı bölgelerde kuruyan ağaçların sayısı oldukça fazla. Baharın güzelliği içerisinde kuruyan ağaçlar adeta tehlikenin habercisi gibi insanı dehşete düşürüyor.

YETKİLİLER NEREDE?

Evet, bu ağaçlar neden kuruyor? Orman’da ki çevre katliamıyla ilgili yetkililer ne yapıyor? Bu konuda hiçbir araştırma yapıldı mı? Orman bölge müdürlüğü, Su İşleri ve Orman bakanlığı, Kocaeli Valiliği,. Kocaeli büyükşehir belediye Başkanlığı’nı göreve davet ediyorum. Balçık köyü ve Gaziler Dağı’nda ki çam ağaçlarının neden kuruduğunu araştırıp sebepleriyle kamuoyuna açıklamalarılar. Gerçekten, büyük bir çevre katliamı yaşanıyor.

ORMANLAR HAFRİYAT ÇÖPLÜĞÜNE DÖNDÜ

Ağaçların neden kuruduğu üzerinde araştırma yaparken ormanların, hafriyat çöplüğüne döndüğü, kimyasal atık maddelerin ormana vahşi bir şekilde döküldüğü görülecektir. Benim, bir belgeselci olarak kuruyan ağaçların yanında kimyasal atıkları görüntüleyerek yetkilileri göreve davet ediyorum. Önlem alınmazsa çevre katliamı daha büyük boyutlara çıkacaktır.

  İstanbul’un adeta çöplüğü ve hafriyat dökülen yeri konumuna geldik. Bu çevre katliamına kim dur diyecek. Gebze Bölgesi’ni İstanbul’un çöplüğü olmaktan kim kurtaracak.

  Buradan Kocaelili Bakan sayın Fikri Işık ve Kocaeli Milletvekillerimizi Balçık köyü ve Gaziler Dağı’nda ki ormanlık alanda kimyasal atıkları ve kuruyan ağaçları görüp incelemeye davet ediyorum.

  TBMM’de Çevre Komisyonu üyesi olan Milletvekillerimiz sayın  Mehmet Hilal Kaplan ve sayın Zeki Aygün  beyleri mutlaka bölgemizle ilgili araştırma ve inceleme yapmalarını istiyorum. Bu ağaçlar neden kuruyor? Bölgemiz neden kimyasal atık çöplüğü haline geldi. Bunları araştırıp engel olmalarını kamuoyu adına istiyor ve bekliyorum.

   Sonuç olarak siz değerli okurlarımdan da konuya duyarlılık gösterip bölgemize sahip çıkmanızı istiyor, yorum ve mesajlarınızla ilgi ve yetkilileri uyarmanızı bekliyorum.

Kocaeli ilini tanıyormuyuz?

Bugün Turizm haftası kutlanıyor. Resmi ve özel kurumlar göstermelik turizm haftası törenleri düzenliyor. Sözüm ona Kocaeli’yi Dünya’ya tanıtacağız. Yazımın başlığında da ifade ettiğim gibi Biz Kocaeli’yi ne kadar tanıyoruz? Önce bu soruya bir cevap bulmamız gerekiyor.

İddaa ediyorum. Bugün birçok kişi, yetkili yönetici, Kocaeli’yi tanımıyor. Hatta Kocaeli bölgesinde Dünya’ya geldiği halde Kocaeli’yi gezip tanımadan vefat edenler bili var.

Turizm haftası kutlanırken buradan tüm yetkililere ve Kocaeli halkına bir çağrıda bulunmak istiyorum. Gelin kendimize bir iyilik yapalım, İlimiz Kocaeli’yi yakından tanıyalım. Kocaeli’yi tanımak için 2012 yılını Kocaeli Kent Kültür bilinci yılı ilan ederek, Kocaeli’nin ne kadar önemli olduğunu ne kadar Kültür ve Turizm değerlerine sahip olduğunu önce kendimiz öğrenip bilelim

FOTOĞRAFLARLA GEBZE’NİN YÜZYILI

Biz sadece laf üretmiyor, Kocaeli’nin tarih ve kültürü için hizmetler yapmaya da çalışıyoruz. Turizm haftası dolayısıyla Kocaeli Kültür Turizm İl Müdürlüğü tarafından organize edilen Turizm haftası dolayısıyla 19 Nisan Cumartesi günü fotoğraf sergisi düzenleyeceğiz.

AVRASYA Gazete Radyo Televizyon gazetecileri derneği ve Büyükşehir Belediyesi İş birliği Gebze’nin 100 yılını fotoğraflarla ve tarihi belgelerle yer aldığı bir fotoğraf sergisi düzenledik. 19 Nisan Cumartesi günü saat 19.00’da Osman Hamdi Bey Kültür merkezinde düzenleyeceğimiz sergide ilk kez bölgemizi ilgilendiren tarihi fotoğraf ve belgeler yer alacak. Bu sergiyi çeşitli yerlerde açmaya devam edeceğiz. Keşke bu tür sergileri herkes düzenleyip yapabilse

 ÖĞRENCİLERE KOCAELİ DERSİ

65 bini Kocaeli Üniversitesinde olmak üzere, GYTE ve diğer okullarımızda 400 bine yakın öğrenci eğitim görüyor. Öğrencilerimiz Kocaeli’yi bile tanımıyorlar. Her yıl on binlerce öğrenci Kocaeli Üniversitesine kayıt yaptırıyor, değil Kocaeli’yi İzmit merkezi bile tanıyıp gezmeden çekip gidiyorlar. Başta Valilik ve Büyükşehir Belediyemiz olmak üzere, Kocaeli’yi tanıma ve tanıtmak seferberliğine Eğitim kurumlarından başlatıp, resmi dairelerdeki müdür ve memurlar, fabrikalardaki işveren ve işçilere Kocaeli’yi tanıtma dersi verilmelidir. Kocaeli’de kenti kültür bilinci olsun istiyorsak, öncelikle Kocaeli’yi tanımalıyız. Kocaeli’yi tanımayan ve bilmeyenlere biz Kocaeli ile ilgili hazırladığımız Kocaeli belgeselinin senaryo metnini ve Kocaeli belgeselini internetten de yayınlıyoruz. TGRT belgesel TV’de 21 ve 22 Nisan tarihlerinde her gün 5 kez olmak üzere belgeselimiz toplam 10 kez yayınlanacak. Şimdi sizleri Kocaeli bölgeselinin senaryo metni ile baş başa bırakıyorum.

KOCAELİ’DE  KÜLTÜR YOLCULUĞU…..

Ben,  Samanlı dağlarının süsü,

Yeşil umutlarla kaynıyor içim.

Ben,  Kartepe’nin beyaz örtüsü,

Duman duman olup savrulacağım.

Ben İzmit Körfezi’nin zümrüt yeşili,

Ben,  tarih, kültür ve bilimin beşiği

Ben adını Akçakoca gaziden alan

Sanayi ve Kültür’de Marka şehir Kocaeliyim..

     Kökleri tarihin derinliklerine uzanan koca çınarım… Tarihte nice medeniyetlerin gelip geçtiği uzun bir yolum ben. Karış karış taşına toprağına vurgun olduğumuz güzel vatan Anadolu’yum. İmparatorluklar şehri  İstanbul’un  Anadolu’ya açılan kapısıyım.

Bin yılları, beş bin yılları devire devire bu güne gelmiş bir medeniyetler beşiğiyim. Adım başı tarih. Adım başı geçmişten izler taşıyorum. Doğal güzellik yurduyum. Adım başı kültür, adım başı yaşam. Her an yeniden keşfedilmeye hazır.

Marmara’da ışıl ışıl parlayan yıldızım ben.

     Dalları filizlerle bezeli yaşlı bir Çınar’ım… Her gün yeniden doğuyorum… Geçmişim tüm kültürlerini kucaklarım…  Doğu-batı arasında bir köprüyüm ben. Göç yoluyum. Göçmenlerin yurt yuva kurduğu yerim. Depremlerin ve savaşların küllerinden doğuyorum… Astakos’um, Nikomedia’yım. İznikomidim…İpek yollarının birleşme noktasıyım. Selçukluyum… Osmanlının ilk sancak merkeziyim..16 Ocak 1923’de Atatürk’ün İzmit basın toplantısı ile Türkiye cumhuriyeti’nin kuruluşunun dünyaya duyurulduğu  yerim. adım ne olursa olsun binlerce yılın kültürlerinin birikimiyim….

       Ben..  Şifalı Çenedağı Suyunun menbai Derince’yim..  Ben .. İpekhalı ve Rafineri  merkezi  Körfezim….. Pehlivanlar   diyarı Karamürselim……… Donanma Şehri Gölcük’üm…….. Tarım ve Turizm Merkezi  Kandırayım…… Sanayi ve Teknoloji  bölgesi Gebzeyemi….. Dağ ve  Yayla turizmi ile  ünlü  Kartepe ve Karşıyakayım…  Organize Sanayı bölgesi   Dilovasıyım,  Geleceğin Kongre ve Ticaret merkezi  Çayırovayım…  Ben  Kültür ve Turizm  bölgesi  Darıcayım…  Ben  vilayet  merkezi  İzmit im… BEN  ADINI AKÇAKOCA GAZİDEN ALAN,   SANAYİ, BİLİM, KÜLTÜR VE TURİZM’DE MARKA ŞEHİR  KOCAELİYİM….

  * Kocaeli, Türkiye’nin batıdan doğuya açılan ilk kapısı.

  Marmara Bölgesi’nin doğusunda, Asya-Avrupa kara ve demiryolları üzerinde yer alan, Osmanlı´dan Cumhuriyet´ e Türk Sanayii tarihinde önemli bir yeri olan şirin bir şehrimiz. Türklerin Denizle  tanışıp  ilk Türk donanması ve ilk Tersanenin kurulduğu yer.

Tarihi eserleri, doyumsuz doğal güzellikleri, plajları, yaylaları, bilim ve teknoloji Araştırma  merkeziyle Kocaeli, sanayi, ticaret, turizm, tarih ve kültür şehrimiz.

Tarihi kaynaklara göre “Bitinya” ismi verilen bu yöreden M.Ö. 12. yüzyılda Frikyalılar geçmiş. M.Ö. 712´de Megaralılar kendilerine yeni bir yurt bulmak için buraya gelmiş ve “Baş İskele” mevkiinde Astakos ismi verilen şehri kurmuş.

Tarihi en eski şehirlerimizden biri. Burası M.Ö. 337-357 yılları arasında Bitinya Krallığının merkezi olarak karşımıza çıkıyor. M.Ö. 74 yılında Roma´nın eyalet merkezi olmuş. M.S. 395 yılında Roma İmparatorluğu´nun ikiye ayrılmasıyla, Bizans İmparatorluğunun toprakları içinde kalmış. 1078 yılında Anadolu Selçukluları tarafından alınan Kocaeli, Orhangazi zamanında 1326-1330 yılları arasında Akçakoca tarafından Osmanlı topraklarına katılmış.

Bu döneminde 1326’da ilk kaptan-ı Derya Karamürsel Alp tarafından şimdiki Karamürsel’in kıyısında ilk Türk donanması kurulmuş.

1337’de  Rumeli fatihi şehzade Süleyman Paşa, Kocaeli’nin ilk sancak beyi oldu. Bu dönemden sonra şehir, önemli bir merkez olma özelliğini gösterdi, bir çok bakımdan mamur hale getirildi. Köprü, Mektep, Medrese, Çeşme, han, hamam, Camii ve Saraylar inşa edildi.

 

 * KURTULUŞ YILLARINDA KOCAELİ…..

Kocaeli´nin tarihinde sıkıntı ve  kara günlerde  yaşandı. Tarih boyunca  düşkünlere kucak açtı, mazlumlara  barınak, göç edenlere vatan, sürgüne  uğrayanlara  sığınak oldu. Tarihe 93 harbi  ve Rus bozgunu olarak  geçen Balkan ve kafkas harbinde Rumeliden sürülen  binlerce aile Kocaeli bölgesine yerleştirildi. Karadenizde Rus işgali sırasında   Rum ve ermeni zulmünden kaçan on binlerce karadenizli Kocaeli bölgesinde yeniden yurt yuva kurdu. Karadeniz ve Rumeli kökenli kaç aile dede ve ninelerinin  göç  sırasında yaşadığı katliam ve zulümden haberi var. İşgallerde ve göç yollarında şehit olanları rahmet ve şükranla anıyoruz…..

93 harbinde Kocaeli’ye  göç edenlerin peşini sıkıntılar bırakmıyordu. Eli silah tutan vatanperver Kocaelililer Balkanlar, Çanakkale, Yemen ve Kafkasya cephelerinde  düşmana karşı yiğitçe  savaşırken  gözü yaşlı analar, bağrı yanık eşler ve öksüz  çocuklar;yıllarca  şehit haberi ve  gazi  yolu  bekledi. 7 düvele karşı yapılan 1. cihan  harbinde  Kocaeli binlerce  gencini  şehit ve esir verdi.

 Kurtuluş Savaşı öncesi 20 Kasım 1918’de İzmit, İngilizler tarafından işgal edildi. 27 Ekim 1920’de de şehir, Yunanlıların işgaline uğradı. İşgalci  Yunan askerleri  Kocaeli bölgesindeki yerli Rum ve Ermeni işbirlikçilerle Türkleri katledip bir çok köy ve mahalleyi yakmaya ve yağmalamaya başladı. Yağma ve katliam 27-28 haziran 1921 gecesi doruk noktasına ulaştı. 28 haziran sabahı  sadece  İzmit  merkezinde 312  kişiyi  katlederek şehri ateşe verip yaktılar…

Yunan askerlerinden  destek alan  yerli  Rum ve Ermeni çeteleri  yıllarca  birlikte yaşadığı savunmasız  ve sahipsiz türklere  karşı terör estirmeye devam ediyordu.  Gölcük,Karamürsel-Gebze ve Körfez ilçesinde savunmasız binlerce kişiyi katleden  Rumlar insanları camilere doldurup diri diri yaktılar. Rum ve Ermeni çetelerinin bu zulmünden kaç gencimizin haberi var…? Yaşanan katliam ve zulmü bile araştırmıyoruz. kaç şehit ve  esir verildiğinden haberimiz bile yok…Şehit torunları bu tarihi gerçekleri araştırıp kamuoyuna açıklamalı.. Gençlerimiz milli kültür ve tarih bilincine sahip olmalı..

*KOCAELİ 1377 ŞEHİT VERDİ..

Kocaeli, Mustafa Kemal Atatürk´ün öncülüğünde Anadolu´da  başlayan  Milli Kurtuluş Savaşı ile 28 Haziran 1921 tarihinde işgalden kurtarıldı. 11 Şubat 1922´de İzmit sancağı iken, Kocaeli Sancağı oldu. Her yıl 28 Haziran´da  İzmit´de kurtuluş şenlikleri düzenlenerek şehitlerimiz  rahmet ve şükranla anılıyor..

Bu vatan toprağın kara bağrında

Sıradağlar gibi duranlarındır!

Bir tarih boyunca onun uğrunda

Kendini tarihe verenlerindir!

Tutuşup kül olan ocaklarından,

Şahlanıp, köpüren ırmaklarından,

Hudutlarda gaza bayraklarından,

Alnına ışıklar vuranlarındır!

Ardına bakmadan yollara düşen,

Şimşek gibi çakan sel gibi coşan,

Huduttan hududa yol bulup koşan,

Cepheden cepheyi soranlarındır!

Milli Savunma Bakanlığının Resmi kayıtlarına göre Kocaelinde, Balkan Savaşı, Birinci cihan harbi, Sarıkamış, Çanakkale, Kurtuluş savaşı, Kore savaşı, Kıbrıs barış harekatı ve benzeri savaşlarda 1377 şehit verilmiş. Savaşlara gönüllü katılanlar esir kamplarında tutsak olanlar, kaybolanlar ve hastalıktan ölenler kayıtlara girmemiş. Bunlarda dikkate alındığında şehit sayısı çok yüksek rakamlarla ifade ediliyor. Bu gün Kocaeli’nde 9 şehitlik bir şeref nişanesi olarak şehri süslüyor. Bunlardan Kocaeli Şehitliği, Terör şehitleri Anıtı, Gebze şehitliği, Şehit Yahya Kaptan Anıt Mezarı ve İstiklal Harbi şehitliği önemli şehitlikler.. Şehitlerimizi ziyaret edip ruhlarına  fatiha okuduktan sonra  Kocaelideki kültür gezimize   devam ediyoruz..

  • ATATÜRK KOCAELİ’YE GELİYOR…..

Savaşın sona ermesinden sonra Gazi Mustafa Kemal, İzmit’i ziyaret etti. 13 Haziran 1922 günü  Kocaeli sancağına gelen başkumandan önce Adapazarı’nı ziyaret etti ve 17 Haziran günü öğleden sonra binlerce kişi tarafından İzmit’e uğurlandı. İzmit istasyonunda kendisini askeri ve mülki erkan ile coşkulu bir topluluk karşıladı. 16 Ocak 1923 tarihinde Mustafa Kemal Atatürk ilk basın toplantısını İzmit´te  düzenleyerek Cumhuriyetin ilanı ile ilgili önemli açıklamalar  yaptı.. Kocaeli Gazeteciler cemiyeti  16 Ocağı her yıl basın onur günü olarak kutluyor…

20 Nisan 1924 tarihinde Kocaeli il, İzmit ise il merkezi oldu. İzmit Belediyesi 1993 yılının Eylül ayında Bekirpaşa ve Saraybahçe alt kademe belediyelerini de içine alarak Büyükşehir Belediyesi statüsüne kavuştu.

Trakya ve İstanbul’u Anadolu’ya bağlayan topraklar üzerinde bulunan Kocaeli’nde demiryolunun önemi de çok büyük. İzmit-İstanbul arasındaki demiryolu 1873’te ulaşıma açıldı. Bu hat aynı zamanda Bağdat demiryolu’nun ilk bölümünü oluşturuyordu. Bu ilk bölümden sonra 1889’da İzmit-Ankara demiryolunun inşası başladı ve üç yılda tamamlandı. İzmit, Berlin -Bağdat ve İstanbul Hicaz Demir yolu ulaşımında önemini tarih boyu hep korudu.

Tarih ve Kültür şehri olan Kocaeli doğal güzelliklerle de dikkat çeker. Gezip görmek için gelenlere kent ve çevresinin sunabileceği doyulmaz güzellikler var. Özellikle Kocaeli’yi kuzeyden çeviren Karadeniz kıyılarının doğal plajları, mavi ve yeşilin eşsiz birlikteliği görülmeye değer.

*KÜLTÜR VE TURİZM KENTİ KOCALİ

İzmit’ten günübirlik gidilebilen Kerpe, Kefken, Cebeci ve Sarısu doğal çevre güzelliğinin bozulmadığı yerler. Zengin balık çeşidi, tertemiz çam havası ve doğal plajlarıyla Kerpe adeta bir tutku beldesi. Kandıra’ya 20 km. uzaklıktaki Kefken ise kıyı yerleşimleri içinde en gelişmiş olanı. Kefken adasında vahşi doğayla içiçe sayısız koylar, tatilcileri bekliyor. Cebeci “gurup vakti” eşsiz güzellikler sunar. Sarısu, 1 km. uzunluğundaki kumsalı ve masmavi deniziyle gerek günübirlik turizme, gerekse doğayla baş başa kalmak isteyen tatilciler için ideal bir belde.

Kocaeli il sınırları içinde Sapanca ve Hersek Gölleri çarpıcı bir güzelliğe sahip. Yorgunluk atmak için Maşukiye’den Kartepe’ye çıkmak yeterli. Buradan İzmit’i ve Sapanca’yı seyretmenin keyfine doyum olmaz.

 Bir zamanlar , Hendek’ten Şile’ye, İznik’ten Tuzla’ya kadar sınırları geniş olan Kocaeli zaman içinde coğrafi olarak küçülmesine rağmen Sanayi ve ticari olarak güçlenip  Uluslar arası sanayi ve ticaret merkezi haline geldi.

    * SANAYİ TARİHİNDE KOCAEL´NİN  YERİ…

Kocaeli konumu itibariyle tarihsel gelişim sürecinde ticaretin ve sanayiinin önemli merkezlerinden biri olagelmiştir. Tarihi belgeler  Türk sanayi hareketinin ilk olarak  Kocaeli bölgesinde  başladığını gösteriyor.

Türklerde sanayileşme hareketi  Kocaeli’de başlar.  Kumaş dokuma, askeri malzeme,çimento sanayi, kağıt ve ipek halı fabrikaları 18. yüzyılda Kocaeli bölgesinde kurulur. Hereke’de halıcılık, Abdulmecid’in fermanı ile o zamana kadar İstanbul’un Üsküdar semtinde saraya halı dokuyan ailelerin Hereke’ye nakledilmesiyle başladı. Dolmabahçe Sarayının perde ve döşemelik kumaş talebinin yanı sıra sarayda yaşayanların giysi gereksinimlerini karşılamak amacıyla 1843’te Hereke’de bir dokuma fabrikası kuruldu. Yıldız Sarayı için dünyanın en büyük halısı olarak ün yapan 560 m2 boyutundaki halı 1892’de bu fabrikada dokundu…Hereke halı fabrikası  Kabe örtüsü ve  Beyazsaraya  halı dokunması ile de  ün kazandı….

Hereke Yünlü  Dokuma Fabrikası, halıcılığın günümüze kadar geçen bir buçuk asır içinde ürettiği ipek ve yünlü halıları ile dünya halıcılık literatürüne girdi.. Hereke ipek halılarının en önemli özelliklerinden birisi, kullanılan ipeğin kozadan çekiminin elle gerçekleştirilmesidir. Hereke halıları Anadolu geleneksel halıcılığın 20. yüzyıl sentezidir. Türk halıcılığını dünyaya tanıtan  Hereke halıları son yıllarda   vefasızlığa  kurban gitti.Hereke Halıları´nın yeniden dünya  markası  olacağı günü bekliyor..

Kocaeli  sanayi ve teknoloji´de Özellikle Cumhuriyetten sonra Türkiye’nin lokomotif görevini üstlenen illerden biri oldu. Ülkemizin planlama dönemi içinde başlayan  1960-1975 yıllarında yoğunluk kazanan sanayii yatırımlarıyla Türkiye’nin en hızlı gelişen sanayi bölgelerinden biri haline geldi. Bunun sonucunda Kocaeli, Türkiye imalat sanayisi içindeki payı yüzde 13’e ulaşarak İstanbul’dan sonra ikinci sanayii merkezi olma özelliğini son 20 yıldır koruyor. Türkiye’nin 100 büyük sanayi tesisinden 16’sı  Kocaeli´de faaliyetini sürdürüyor. Çok uluslu sanayi kuruluşları  yatırım için Kocaeli bölgesini tercih ediyor.

Kocaeli´nin ekonomik yapısını ve kalkınmasını sanayi sektörü şekillendiriyor. Genel bütçe vergi gelirlerinin ortalama yüzde 15´ini karşılayan Kocaeli, bir başka ifadeyle 59 ilin bütçeye yaptığı katkıyı tek başına gerçekleştiriyor.

Türk imalat sanayiinin dinamiğini oluşturan Kocaeli imalat sanayiinde ulaştığı yüksek teknoloji ile Türk sanayiinin kalbi durumunda.

Kocaeli Organize Sanayi Bölgeleri, Serbest Bölge ve Teknopark Projeleri ile bir Teknokent olma yolunda hızla ilerliyor. Kocaeli KOBİ´lerin de yoğun olduğu merkezlerden biri. Kocaeli´nde  binlerce küçük ve orta ölçekli  sanayi kuruluşu  faaliyet gösteriyor.

Kocaeli’nde sanayii belli bir bölgede disipline etmek amacıyla 1980´li yılların sonunda Organize Sanayi Bölgelerinin kurulma çalışmaları başlatıldı. Türk sanayicisinin örnek aldığı  ve bir çok ilklerin gerçekleştiği  Gebze Organize Sanayi Bölgesi´nde sunulan hizmetler gelişmiş ülkelerdeki endüstri parkları düzeyinde… Kocaeli´de değişik sektörde faaliyet gösterecek  bir çok  Organize Sanayi bölgesi  kurma çalışmalarına devam ediliyor.

*BİLİM VE TEKNOLOJİ ŞEHRİ KOCAELİ..

Türkiye´nin önemli ve büyük potansiyelini oluşturan Kocaeli´nin sahip olduğu bu varlık, bir serbest bölge kurulması ihtiyacını yarattı. Kocaeli Sanayi Odası öncülüğünde  Serbest Bölge kurma çalışmaları sürüyor… TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi, Kocaeli Üniversitesi, Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Türk Standartları Enstitüsü , Küçük ve Orta Ölçekli  Sanayi geliştirme Merkezi,Türkiye Sanayi Sevk ve İdare Enstitüsü  ve  TÜBİTAK  Teknoloji Geliştirme Merkezi, Sanayinin gelişmesini teşvik eden  kurum ve kuruluşlar olarak  Kocaeli’de faaliyet gösteriyor.

Osmanlı´dan Cumhuriyete Türk sanayiinin gelişmesine öncülük eden  Kocaeli´de bir sanayi  müzesi olmaması büyük  bir eksiklik. Sanayi Bakanlığımız, TOBB, Sanayi ve Ticaret odalarımız Kocaeli’deki  bu eksikliği gidermeli.. Sanayi müzesi  Türk sanayisinin geldiği noktayı gösterecek, başarımızı gençlerimize de öğretmiş olacağız..

  *  VİLAYET MERKEZİ  İZMİT’DE  DEVR-İ ALEM ..

Sanayii, ticaret,  teknoloji ,kültür, sanat ve turizm merkezi Kocaeli’de Devr-i alem diyor.  Kocaeliyi adım adım gezmeye başlıyoruz.

Bir birinden güzel  bölgelere sahip  Kocaeliyi  gezmeye  önce Kocael iline  kimlik kazandıran   Vilayet Merkezi İzmit´den başlayacağız..

İzmit, Orhan Veli’yi  bile derinden etkilemiş. Onun için mısralar sayıklayıp durmuş.

“İzmit sokakları yaprak içindeydi

Başımda unutmadığım şehrin havası

Dilimde hep oraların şarkıları

Ellerim ceplerimde

Bir aşağı, bir yukarı

Sonbahar”

İzmit, aynı ismi taşıyan Körfez´in doğu ucuna yakın kıyılara kurulmuş. Ülkemiz ulaşımında önemli bir konuma sahip. Kara, demir, deniz ve hava yolu ulaşımları ile Türkiye’nin en önemli geçiş noktalarından birisi.

Türkiye karayolu ağında trafik yoğunluğunun en yüksek olduğu eksen İstanbul-İzmit-Adapazarı güzergahıdır. Marmara bölgesinin ikinci büyük kenti Bursa’nın İstanbul’la bağlantısı İzmit üzerinden sağlanıyor. Karamürsel-Hereke arasında ve Gebze Eskihisar’dan Yalova’ya vapur seferleri var. İzmit ayrıca İstanbul ve Trakya’yı Anadolu’ya bağlayan demiryolu üzerinde yer alıyor.

İzmit çevresindeki yerleşimin tarihi, 2250 yıl öncesine kadar gidiyor. Bu yerleşimin izleri, kent merkezine 3 kilometre uzaklıktaki Üç tepeler köyündeki tümülüsler de saklı.

Antik Çağ nekropolü ile Bizans dönemine ait kutsal yapı kalıntısı Hipoje karayollarının yaptığı yol açma çalışmasıyla ortaya çıkmış. Gültepe Nekropol Alanı, Gültepe Mahallesinde, otoban yanında yer alıyor. İzmit Müze Müdürlüğünün burada yaptığı arkeolojik çalışmalarla elde edilen küp, gözyaşı şişesi, ayna gibi daha çok Roma dönemine ait buluntular Müzeye kazandırılmış.

İzmit’in Bağçeşme mevkiinde Antik çağa ait  eserlerde görmek mümkün. Burası Şehitler Korusu olarak da biliniyor. Körfez’e bakan manzarası ve temiz havası ile dinlenmek için müsait bir yer burası.

*OSMANLI DÖNEMİN’DE İZMİT…

İzmit, en parlak dönemini Kanuni zamanında yaşadı. İlk tersane  1390 yılında  Yıldırım Bayazit  döneminde yapıldı,İzmit´de yapılan askeri ve ticari gemiler sayesinde Osmanlı Cihan imparatorluğu haline geldi.. 1844’te, Abdülmecidin padişahlığı döneminde İzmit ile İstanbul arasında vapur seferleri düzenlendi. 1873’te Haydarpaşa-İzmit demiryolu açıldı. Şehrin Eski İstasyon binası, neo klasik üslupta Almanlar tarafından 1908-1920 yılları arasında İtalyan taş ustalarına yaptırılmış.

İzmit şehrimiz kendisine gelenleri Saat Kulesiyle karşılar. Arkeoloji Müzesi ile Atatürk Heykeli arasında yer alan kentin karakteristik özelliğini yansıtan Saat kulesi, İzmit Mutasarrıfı Musa Kazım Bey tarafından, Sultan II. Abdülhamit’in tahta çıkışının 25. yıldönümü anısına yaptırmış. İzmit´in simgesi olan bu  saat kulesi  yıkılmaya terk edilmiş, saati  sökülmüş, vefasızlık abidesi gibi duruyor..

Saat kulesinin önünde yer alan Saray Bahçesi, İzmit’te doğup büyüyenler için unutulmaz anılar bırakır. Saray bahçesi ve saat kulesi´nin  etrafı  bakımsız olsa da  bugün asaletini halen koruyor. Bu bahçede unutulmaz bir çok anılar yaşanmış, şiirlere bile konu olmuş.

Denizden eserken ılık bir rüzgar

Ferahlar, duyunca bir tren sesi

Muhabbet taşırken her çeşit kuşlar

Ne hoştur İzmit’in Saraybahçesi.

İzmit tarihi eserlerle süslenmiş bir ilimiz. En önemli mimari eseri Pertevpaşa Külliyesi. Bu yapı topluluğu, Osmanlı ordusunun sefer yolları üzerindeki konak noktasında yapılmış ve daha çok ordunun ihtiyacı için kullanılmış. Külliyeden günümüze kalan eserler şehrin Yeni Cuma Caddesinin iki yanında sıralanmış. Külliye, 16. yüzyılda Mimar Sinan tarafından yapılmış. Cami, Çeşme, Hamam, Medrese, Kervansaray ve Aşhane’den meydana gelir. Asırlarca  yolculara hizmet veren İpek ve Hicaz  yolu üstünde kurulmuş  bu eşsiz külliyenin bir çok bölümü  vefasızlık sonucu yıkılıp yok edilmiş.. ne diyelim tarih ve kültür düşmanları utansın..

16. yüzyılın ikinci yarısında İzmit’li Mehmet Bey tarafından yaptırılan Fevziye Camii, 1884 depreminde tümüyle yıkılarak yeniden yapılmış. 17 Ağustos 1999 depreminde de büyük hasar gören Fevziye camii vefakar İzmitliler tarafından yeniden inşa edildi.

İzmit her ne kadar sanayii şehri olsa da hala eski kimliğini koruyor. Türklerin İzmit´de ilk yerleşim yeri olan Orhan mahallesindeyiz. Burası İzmit’in kalbi durumunda. Tarihi ev ve konaklar türk mimari sitili´nin en güzel örneklerini yansıtıyor. vefasızlığa direnen bu evler kim bir kaç  aileyi  sinesinde barındırdı.. İzmit’e hakim bir tepede yer alan Orhan Camii 13. yüzyılda  Süleyman Paşa tarafından yaptırılmış. Abdülmecid zamanında onarılan yapı İzmit’te en erken tarihi cami olarak günümüze kadar gelebilmiş.

İzmit’in Yukarıpazar mahallesinde bir başka Osmanlı eseri var. Süleymanpaşa Hamamı. 14.yy’da yapılmış. İzmit’te günümüze kadar ayakta kalabilen en erken tarihli Osmanlı dönemi yapısıdır. Türk kültüründe önemli bir yeri olan tarihi hamamın  perişan ve yıkık hali Türk kültürüne olan vefasızlığı gösteriyor. Bu durum insanı derinden etkiliyor.

İzmit’te Osmanlılardan bize miras kalan evler de var. İşte İzmit’in denize hakim eğimli bir yamacı üzerine 1774 yılında inşa edilen, Saatçi Ali Efendi Konağı. Planı, ahşap kepenkli ve lokmalı parmaklıklı pencereleri, dış ve iç cephe duvarlarındaki kalem işi süslemeleriyle dönemini en iyi yansıtan sivil mimarlık örneklerimizden biri. Konak, bodrum, zemin ve üst kat olmak üzere üç katlı olarak yapılmış. Müze-Ev niteliğini taşıyan konakta baş oda, yemek odası, gelin odası gibi düzenlemelerin yanı sıra bölgenin kültürünü yansıtan etnografik nitelikte eserler sergileniyor. Konak, 29.9.1987 tarihinde Etnografya Müzesi olarak hizmete açıldı.

İzmit’te müze olmuş bir başka konak daha var. Abdülaziz’in Av Köşkü. Burası Arkeoloji müzesidir. Demiryolu kuzeyinde, Saat Kulesi yanında yer alır. Osmanlı Sultanı Abdülaziz tarafından bir av köşkü olarak yaptırılmış. Kurtuluş Savaşı yıllarında Atatürk, bu binada bir süre kalmış. Hatta Fransız yazar Claude Ferrare ile burada görüşmüş.16 Ocak 1923´de  ilkbasın toplantısını bu tarihi binada düzenlemiş. 28.6.1967 tarihinde müze olarak açılmış. İki katlı barok üslupta yapılmış, fasadı mermer sütunlarla çevrilmiş bir yapı. Mermer işçiliği, tavan süslemeleriyle, bol sütunlu oluşu Dolmabahçe Sarayı’nın küçük bir örneğini andırır. Mimarı, Karabet Amira Balyan. İstanbul dışında günümüze kadar gelen tek saray yapısı olması açısından önemli bir eser.17 Ağustos depreminde ciddi hasar gören,Cumhuriyetin kuruluşuna  tanıklık eden  bu  bina  tamir edileceği günü bekliyor.. Tarihi sarayın bahçesinde  Bithinya ve Nicomedia bölgelerinde bulunmuş Hellenistik, Roma ve Bizans Dönemlerine ait eserler sergileniyor.

İzmit Hacı Hasan Mahallesi’nde yer alan Sırrıpaşa Konağı 19. yüzyılın ikinci yarısında İzmit Mutasarrıfı Sırrı Paşa tarafından yaptırılmış. Konağın bahçe duvarı antik heykel ve mimari parçalarla süslenmiş. Yapı bugün ayakta kalan 19.yüzyıla ait bir sivil mimari örneği oluşu ve bahçe duvarındaki antik eserler ile ilimizin önemli bir tarih hazinesi.

İzmit’te bu konaklardan başka 19.yüzyıl geleneksel Türk evlerinin bulunduğu Kapanca sokağı ve yakın çevresinde  birbirinden güzel   geleneksel türk mimarisinin sembolu evler  valiliğin himayesinde  tamir edilerek  korumaya alındı..

İzmit’te her yıl düzenlenen Kocaeli sanayi ve kültür fuarı Kocaeli’nin tüm dünyada tanınmasını sağlıyor. 1996 yılında kurulan Fuar bugün yaklaşık olarak 400 bin metre karelik bir alanda hem ekonomik açıdan önemli olan fuarcılık faaliyetlerini sürdürüyor, hem de halkın kültür, sanat, spor ve yürüyüş aktivitelerini yaptıkları eğlence mekanı olarak kullanılıyor. İnsanlar, Fuar alanında bulunan doğal göl içerisindeki sandallara binerek ve göl etrafında piknik yaparak şehir stresinden kurtulmanın mutluluğunu yaşıyor. Helenistik, Roma ve Bizans dönemine ait eserler de fuar alanının açık hava müzesinde sergileniyor.

İzmit´i dünyaya tanıtan pişmaniyeyi, yiyende pişman yemeyende… Pişmaniye. Şehrin adeta simgesi ve yiyecek kültürünün önemli bir parçası. Pişmaniye Anadolu folklor geleneğinde önemli bir yer tutar. Daha çok erkekler tarafından yapılır. Malzemesi tereyağı, un ve şeker. Un hafifçe kavrulur, şeker eritilerek ağda halinde ince bir simit haline getirilir. Kavrulan un büyük bir bakır sininin ortasına dökülerek yağ ile karıştırılır. Simit biçiminde ağda unun ortasına yerleştirilir ve tepsinin etrafına oturan birkaç kişi şekeri ve unun içinde çevirmeye un, yağ ve ağdayı birbirine yedirmeye başlar. Bu üç madde iyice karışıncaya kadar çevirme işlemi devam eder. Yeter derecede çevrilen hamur ağır ağır ve tel tel birbirinden ayrılmaya başlar. Bu yüzden bu helvaya tel helvası da denir. Çevirme sırasında yapılan küçük bir yanlışlık tüm emeklerin boşa gitmesine neden olabilir. Bu nedenle bu helvaya pişmaniye adı verildiği söylenir…İzmit´e yolunuz düşerse  pişmaniye yemeden geçmeyin…

 *ÇENE DAĞI SUYUNUN MENBAİ  ÇINAR ÇAYIRI  DERİNCEDEYİZ.

Kocaeli´nin en genç ilçelerinden bir olan Derince’deyiz. Osmanlılar döneminde “Çınar Çayırı” olarak anılan ve Yavuz Sultan Selim zamanında Çınarlı Köyü olarak kayıtlara geçen bir yerleşim yeri burası. Kocaeli´nin tarihi ve şifalı Çene dağı suyu bu ilçemizin sınırları içinden çıkıyor.İzmit´in batı sahilinde kara ve demiryolları üzerinde, Kocaeli’nin Körfez ilçesi yer alır. İlçede TÜPRAŞ  gibi büyük sanayi kuruluşları bulunur.

Hereke sahilindeki Kaiser Wilhelm Köşkü, İstanbul’daki Yıldız Sarayının bir minyatürü. İlk günkü çizgileri ve güzelliğini koruyor. Köşk, Alman İmparatoru Wilhelm Kaiser’in 1884 yılında Türkiye yaptığı gezide dinlenmesi için yapılmış.

Kaiser Wilhelm Köşkü’nün hemen arkasında Osmanlılar döneminde kurulan halı ve kumaş fabrikası yer alıyor. 1843 yılından günümüze kadar geçen bir asır içinde ürettiği ipek ve yünlü halıları ile dünya halıcılık literatürüne girmiş. Bugün eskisi gibi olmasa da Hereke  İpek Halıları Türk halıcılığını yıllarca dünyaya tanıtmış.

Kocaeli’nin önemli ilçelerinden biri de İzmit’e 16 km. uzaklıkta, İzmit Körfezinin güney sahilinde, Samanlı dağlarının eteğinde yer  alan Gölcük’tür. Cumhuriyetin ilk yıllarında kurulan Askeri Tersane, İlçenin gelişmesinde önemli bir rol oynamış. Gölcük  Donanma  Komutanlığı Türk denizciliğinin ana üssüdür. Gölcük ilçesine bağlı Yazlık beldesinde bir maden suyu kaynağı üzerine yapılan ılıca binası, Roma Dönemi özelliklerini taşır. Buraya halk yazlık ılıcası diyor. Doğal güzelliği, yeşil dağları ve pırıl pırıl akan dereleri ile gönüllerde taht kuran Gölcüğün tarihinde çok üzüntülü dönemlerde  yaşandı. Gölcük açıklarında fırtına sonucu batan Üsküdar Vapuru faciasında yüzlerce Gölcüklü  körfezin karanlık sularına gömülmüştü.

Asrımızın en büyük deprem felaketi de Gölcük´te  yaşandı. Merkez üssü Gölcük olan 17 Ağustos depreminde  Düzce´den İstanbul’a kadar olan bölgede  binlerce  vatandaşımız hayatını kaybederken on binlerce kişi sakat kaldı.. Kocaeli bölgesinde bir çok yerin haritası değişti. On binlerce ev ve işyeri yıkıldı. Sahilleri denize kaydı. Merkez üssü Gölcük olan 17 Ağustos Depremi  deprem gerçeğini  zihinlerimize  kazıdı.. Depreme karşı  önlen alınmasını  hatırlatıyor.

Depremde  büyük yaralar alan Gölcük İlçesi bu yarayı kısa zamanda atlatmayı bilmiş ve gelişmesini sürdürmüş.  Üsküdar Vapuru  faciasını ve  Gölcük Depreminde hayatlarını kaybedenleri rahmetle anıyoruz…

* ADINI KARAMÜRSEL ALP’DEN ALAN KARAMÜRSELDEYİZ..

Deprem gerçeğini  bir kez daha hatırlayarak  Karamürsel ilçesine  gidiyoruz…

İzmit-Yalova kıyı şeridi üzerinde kurulmuş Karamürsel, ilk Osmanlı Kaptan-ı Deryası Karamürsel Bey´in anıt mezarının bulunduğu ilçemiz. Orhan Gazi döneminde, 1326’da Karamürsel Bey tarafından şimdiki Karamürsel kıyısında ilk Türk donanması kurulmuş.

Osmanlılar Karamürsel’e bir külliye kondurmuş. Hersek de 16. yüzyıla ait Hersekzade Ahmet Paşa Külliyesi. Yavuz Sultan Selim’in Sadrazamı Hersekzade Ahmet Paşa tarafından yaptırılmış.  Külliyenin camisi, hamamı ve çeşmesi kısmen de olsa varlığını sürdürüyor.

 Karamürsel, sahilindeki çay bahçeleri, parkları, yürüyüş alanları ve restoranlarıyla ve özellikle sepeti ile de tanınır. Buna paralel olarak sera çiçekçiliğinde de büyük ilerlemeler kaydedilmiş.

Karamürselin tarihi geçmişi ve  doğal güzelliğinin yanında   ata sporumuz Güreşi dünyaya duyuran   haklı bir üne sahiptir. Karamürsel’in güzel havası ve suyu Ata sporumuz Gürşçilerimizin yetişmesini sağlamış. Gazianfer Bilge ve Ahmet Taşçı gibi bir çok  güreşçimizi yetiştiren Karermürsel Türkün gücünü dünyaya göstermiş..

Kaptanı deryalar ve Güneşçiler diyarı  Karamürsel´den  ayrılıp,  Kocaeli fatihi, Akçakoca gazi´nin anıt mezarının bulunduğu  Kandıra’ya  gidiyoruz.

Kocaeli’nin Karadeniz sahilinde yer alan tek ilçesi Kandıra. İzmit´e 45 Km. uzaklığı olan beldemiz, temiz sahilleri nedeniyle yaz aylarında turizm faaliyetlerinin yoğun olduğu yerlerden biri oluyor.İzmit sancağına adını veren  Kocaeli Yarımadasının fatihi 1234-1328 yıllarında yaşamış Akçakoca´nın anıtmezarı, ilçe sınırları içinde kalan Babadağ Tepesinde bulunuyor.

Yöreye özgü Kandıra bezi köy evlerindeki tezgahlarda dokunup, eski Türk motifleriyle süslenerek beğeniye sunuluyor. Hindisi ve yoğurdu ile haklı bir üne kavuşan Kandıra meşhur süsleme taşları ile de çok iyi tanınıyor.

Gözden ve gönülden ırak olan Kandıra´dan ayrılıp Türk sanayisini dünyaya  tanıtan  Gebze’ye gidiyoruz…

       * SANAYİ VE TEKNOLOJİ BÖLGESİ  GEBZEDEYİZ..

Tarihi İpek yolu kollarının birleştiği kavşak noktası olan il olmaya aday Gebze, Kocaeli’nin en büyük ilçesidir. Son  ilçeler yassında Gebze , Darıca, Dilovası, Çayırova  olarak  dört yeni içeye bölünmesi  Gebze bölgesi’nin  hızla geliştiğini göstermekte..

Tarihi seyir içinde adı birkaç kez değişerek Gelbize’den adını alan Gebze, Marmara Bölgesinin doğusunda, İzmit Körfezinin Kuzey kesiminde yer alan, zengin bir tarihi geçmişe sahip, ekonomisi, sanayi ve ticarete dayalı Türkiye’nin hızla gelişen ve büyüyen bir ilçesi. Kara, deniz, hava ve demiryollarının birbirleriyle kesiştiği önemli bir kavşak noktasında bulunuyor.

Gebze tarih boyunca İstanbul’un Anadolu ile bağlantısını sağlayan yol üzerinde önemli bir konaklama merkezi olmuş. Günümüze kadar gelen pek çok tarihi  eserler, Gebze’nin çağlar boyunca önemli bir yerleşim merkezi olduğunu doğrulamaktadır.

Fenikelilerin, Asurluların, Lidyalıların, Romalıların, Bizanslıların, Greklerin ve Arapların uğrak yeri olmuş Gebze’nin, ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu kesin olarak bilinmemektedir. Yöre, Romalıların daha sonra da Bizanslıların hakimiyeti altındayken, 1323 yılında Orhan Gazi’nin kumandanlarından Akçakoca’nın oğlu İlyas Bey tarafından fethedilerek Osmanlı topraklarına katıldı. Gebze Orduların karargah merkezi, kervanların konaklama yeri, İstanbul’un meyve ve sebze ambarı olarak önemini hep korudu.

Gebze, Osmanlılar döneminde Kastamonu sancağı ve İstanbul’a bağlı bir ilçe iken, 20 Nisan 1924 yılında yapılan bir değişiklikle Kocaeli iline bağlandı.

1918 yılında İngilizler, 1920 yılında Yunanlıların işgal ettiği Gebze, düşmandan 12 Ekim 1922 yılında Nurettin Paşa komutasındaki birlik tarafından kurtarıldı.

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk Cumhuriyetin ilanından 11 gün önce 18 Ekim 1923’te Gebze’ye geldi.

TEM Otoyolu ve Karayoluyla İstanbul-Ankara ve İstanbul-İzmir arası yolculuk yapanlar Gebze’den geçerler. Bu yollardan gidenler ne yazık ki, biraz iç kısımlarda kalan, tarihi ve tabii güzelliklerden habersiz geçip giderler. Ne Darıca Kuş Cennetini, ne Ballıkayalar Vadisini, ne Osman Hamdi Bey Konağını ne de Fatih Sultan Mehmet’in Otağını göremezler. Tüm bu güzelliklerin olduğunu bilseler… Hele Şehir merkezinde bir tarihi zenginlik tablosu Çoban Mustafa Paşa külliyesinin varlığını bilseler, uğramadan, selamlamadan geçemezler.

Gebze’nin tümünü görmek istiyorsanız Gaziler tepesine çıkıp bakmalısınız.

Gerçekten buradan güzel görünüyor şehir. Bu seyre doymak imkansız.

Çayırova, Bayramoğlu, Tuzla ve Adaların Gaziler dağından manzarası insanı derinden etkiler..

Bir zamanlar Gebze’de, Merkez, Darıca, Mollafenari ve Taşköprü nahiyelerine bağlı Yarımca’dan Tuzla’ya kadar onlarca köy bulunuyordu. Bu köylerin bir çoğu bugün ilçe merkezi ve belediye haline getirilerek, İstanbul ve İzmit’e bağlandı.

Romalılardan  günümüze bir çok tarihi olaylara sahne olan Gebze hızla büyüyor.  meyve bahçeleri, üzüm bağları ve İstanbul’un buğday tarlalarının olduğu yerlerden   bugün adeta sanayii fışkırıyor. Kurtköy havalimanı, Körfez Köprüsü ve Gebze-Şile yolu Gebze’nin çehresini değiştirecek.

Gaziler tepesinden seyrettiğimiz güzelliklere yakından bakmak, Gebze’yi daha iyi anlamak, kaynaşmak ve sevmek için sokaklarına iniyoruz.

Eski yapılarını, tabii güzelliklerini gezmek, daha da önemlisi şehir halkıyla tanışıp dost olmak ve tek tek bunları görüntülemek insana apayrı bir heyecan veriyor.

 Gebze tarihinde çok önemli yeri olan İlyasbey cami ve türbesi bir ziyaret merkezidir. Akçakoca Gazi’nin oğlu İlyasbey 40 arkadaşı ile Gebzeyi  aldıktan sonra  uyudukları yerde  bizanslılar tarafından baskına uğrarlar. İlyasbey ve 40 arkadaşı  oracıkta şehit olurlar. Gebze fatihi ilyasbey  ve  arkadaşları adına  yapılan cami ve türbe vefakar Gebzeliler tarafından  ziyaret ediliyor.

Gebze ilçesinin  tarih köşelerinden birisi´de , Orhan Gazi Camii. 1323-1331 yılları arasında yapıldığı sanılmaktadır. Mimarı belli olmayan caminin, Orhan Gazi tarafından yaptırıldığı bilinmektedir.

Caminin yanında yer alan menzilhane hamamı, Sultan  Orhan camii ile aynı yıllarda yapıldığı sanılmaktadır.

Gebze’nin kalbi Çoban Mustafa Paşa Külliyesinde atar. Külliye, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman’ın vezirlerinden Çoban Mustafa Paşa’nın emriyle 16. yüzyılda Mimar Sinan’a yaptırılmış.

Yüzlerce yıllık geçmişi olan  bu eşsiz  eser yıkılıp yok olmaktan,  tarihçi İbrahim Hakkı Konyalı, Gazeteci Refi Cevdet Ulunay´ın girişimi , Merhum Başbakanlardan Adnan Menderes´in  özel ilgisi ile Türkiye´nin ilkadın mimarlarından Yüksek Mimar  Cahide Tamer  başkanlığındakı  teknik heyet tarafından   1960 yılında  tamir edilerek kurtuldu… Külliye son olarak   1996 yılında  deprem şehidi milletvekili Alaettin Kurt´un girişimi ile  restorasyon gördü.

Türk süsleme sanatının tüm özelliklerine sahip bu tarihi şehir minyatürü, camii, medrese, kervansaray, paşa odaları, hankah, bimarhane, han, hamam, imarethane, kütüphane, su kuyusu, şadırvan ve türbe gibi her biri eşsiz yapılar topluluğundan oluşmaktadır. Külliyenin güney kapısı üzerinde Kanuni Sultan Süleyman’ın tuğrası göze çarpmaktadır.

Tek kubbeli haremi, beş bölümlü son cemaat yeri ve minaresiyle cami, külliyenin tam ortasında ve Gebze’ye hakim  merkezi bir mevkide yer almaktadır. Bu Caminin mihrap ve duvarları kufi yazılarla süslenerek, renk ve düzeni görkemli Türk çinileri ile sağlanmıştır.

Türbe, caminin kıble tarafında, külliyenin diğer yapılarından  bir bahçe duvarı ile ayrılan hazire avlusundadır. Çoban Mustafa Paşa, 1529 yılında vefat edince Gebze’de yaptırdığı külliyenin içinde yer alan bu türbeye defnedilmiş. Çoban Mustafa paşa Mısır ve Rodos’ta valilik yapmış. İstanbul ve Bulgaristan’ın birer semtine adını bırakmış, Çaldıran seferi dönüşü vezirliğe yükseltilmiş. Yavuz Sultan Selim’in kızı Hafisa Sultan ile evlenen Çoban Mustafa Paşa Kanuni’ye de vezirlik yapmıştır.

Külliye’nin avlusuna, batıda, kuzey ve güneyde olmak üzere üç kapıdan giriliyor.

Külliyenin batı tarafındaki giriş kapısının üstüne inşa edilmiş kütüphane, araştırmacılar için çok önemli bir yapıydı. Şimdi bomboş.

Kütüphanenin sol tarafında paşa odaları sağ tarafında da imarethane bulunuyor. Paşa odaları yüksek rütbeli kişilerin misafir edildiği bölüm.

İmarethane, Külliyenin mutfağı ve yemekhanesidir. Hem mahzeninde yiyecek malzemeleri depolanıyor, hem fırınında ekmek pişiriliyor, hem mutfağında yemek hazırlanıyor, hem de yemekhanesinde yemek yeniyor. Asırlarca kaç yolcu bu imarethanede yemek yedi kim bilir.

Kuzey kapıdan girince Kervansaray karşımıza çıkıyor. Kervansaray sağda ve solda olmak üzere iki bölümden oluşuyor. Kervansaraya Deve Doğum hanları da deniliyor. Burası Osmanlı medeniyetinde hayvanlara verilen önemin bir göstergesi olsa gerek.

Tekke bir diğer adıyla hankah, Kervansarayın hizasında külliyenin kuzeydoğu köşesinde revaklı bir avlu etrafında U planlı bir yapı.

Medrese, Hankah’ın hemen karşısında bulunan Külliyenin güney kapısının sağında yer alıyor. Zembilli Ali Efendi’nin ders verdiği bu medreseden bir çok ilim adamı yetişmiş. Duvarla çevrili bir bahçesi bulunan medreseye külliyenin dışından bir kapıdan giriliyor. Medrese üç tarafı revaklarla çevrili avlu etrafında 17 odadan oluşuyor. Bir de mescidi olan medrese, Osmanlı döneminde yüksek öğrenim yaptırılan bir okul düzeyindeymiş.

Bimarhane ise medreseyle Hankan arasında yer alan yapı. Burası yoksulların barınması için yapılmış.

Gebze’den bir çok ünlü gelip geçti. Kimler mi? Kartacalı komutan Anibal, Malkoçoğlu Mehmet Bey, Balçıklı Ethem, Zembilli Ali Efendi, Şair Mehmet Nergisi, vezirler, paşalar ve daha niceleri… Her gelen ölümsüz bir miras bırakıp gitti. Mezarları da yok oldu gitti. Sadece mezar taşları kaldı. Çünkü Gebze’nin asırlık selvi ağaçları ile süslü tarihi mezarlığı 1935 yılında sökülüp yerine park yapıldı. Parkta çaylarını içinler belki de tarihi bir mezarlığın üstünde olduklarını bile bilmiyorlar. Buradan sökülüp rastgele atılan mezar taşları Gebze sevdalısı bir araştırmacı´nın  girişimi ile koruma altına alınarak yeni mezarlıkta sergilenmiş.

Çarşı içinde özel bir şahsın mülkiyetinde bulunan bu kervansaray, yerinden sökülen mezar taşlardan farksız.

Tarihi Çifte hamamlar diğer bir adıyla Çoban Mustafa Paşa hamamı eski çarşının ortasında yer alan ilçenin en büyük hamamıdır. 1523 yılında Mimar Sinan’ın kalfası Hüseyin Ağa tarafından inşa edilmiş. Günümüzde halen kullanılmaktadır. Çarşı hamamının karşısında bulunan Çarşı Çeşmesi sadrazam Köprülü Mehmet Paşa’nın veziri İbrahim Paşa tarafından 1664 yılında yapılmış. Suyun akışı yazı çayırındaki tarihi su dolabından  terazi sistemi ile sağlanan çeşmenin kitabesi halen duruyor. Otların istilasına uğramış kitabede İbrahim Paşanın ismi ve yapım tarihi yazılı.

 *SAHİLLERİMİZ..

Körfez şeridi üzerinde uzanan müstesna güzelliğe sahip tabii koylar, doğal plajlar ve  Kocaeli’nin   temiz sahilleri, yöre insanının nefes alabildiği yer.

 Kocaeli’nin, Tuzla’dan  Yalova’ya kadar  binlerce  metrelik bir sahili bulunuyor.

Gebze’nin güneybatısında yer alan Eskihisar, İstanbul-Ankara karayolu ve Gebze tren istasyonu ile bağlantılı bir yerleşim merkezi. Eski çağlardan beri İzmit Körfezinin güneyindeki geçişi kontrol altında tutan önemli bir geçit olma özelliğini uzun süre korumuştur. Günümüzde İstanbul-Bursa yolunu kısaltan Eskihisar-Yalova feribot seferleri, bu şirin sahil kasabası üzerinden sağlanmaktadır.

Eskihisar tarihi ve turistik özelliğe sahip bir sahil köyü. ..Eskihisar kalesi Deniz kıyısında dik yamaçlı bir tepe üzerinde buradaki limanı ve İzmit Körfezi’nin kıyı şeridini korumak amacıyla inşa edilmiş. Kalenin Bizans dönemine ait olduğu sanılıyor. İlk şeklini muhafaza ederek günümüze gelebilen kale, dikdörtgen planlı olup, 10 burcu ve kaleye girişi sağlayan 4 kapısı bulunmaktadır. çeşitli etkinliklerin yapılabileceği Anfi tiyatro haline getirilmiş. Kaleden, Eskihisar köyü, liman ve körfez bir başka seyir ziyafeti sunuyor bizlere. Hele bir de güneş batıyorsa bu seyre doyum olmaz.

Osman Hamdi Bey Konağı… Geçmişin nazlı yadigarı, Eskihisar sahil yolu üzerinde eski bir şiir gibi duruyor. Bu görkemli konak,Türk müzeciliğinin  kurucusu  ünlü ressam Osman Hamdi Bey tarafından, 1884 yılında köşk, resimhane, kayıkhane ve müştemilat olarak yaptırılmış. Osman Hamdi Bey Eskihisar’daki bu Konakta uzun yıllar yaşamış ve burada vefat etmiştir. Osman Hamdi´nin Eskihisarda yaptığı tabloları Türk resim sanatını dünyaya tanıtmakta.  Konak, 1987 yılında müze olarak halkın ziyaretine açılmış. Türk sivil mimarisinin en güzel örneklerini yansıtan Konak, kullanılan ahşap işçiliği ile Türklerin yapı sanatına verdiği önemi göstermektedir. Müze´de  Osman hamdi´nin bir birinden güzel  resimleri  sergileniyor….

Kartacalı Kumandan Anibal, küçük yaşlardan itibaren dünyanın  o günkü süper gücü  Romalılara karşı mücadele   ederek  yetiştirilmiş başarılı bir savaşçı. Tunus´un  Kartaca kentinde  2300 yıl önce Romalılara karşı yaptığı bir savaşta yenilerek Kartaca’yı terkeder ve  Bitinya Kralı Prussias’a sığınır. Tarihi kaynaklar, Anibal’ın Gebze civarındaki Eskihisar mevkiinde, kendisini acımasızca takip eden Romalıların eline geçeceği sırada intihar ettiğini yazar

Anibalın mezarı olarak bilinen bu yerde anıt yapılması ilk kez 1934 yılında Atatürk tarafından emredilmiş. Bu istek ancak 1981 yılında Kültür ve Turizm bakanlığı tarafından gerçekleştirilmiş…

Gebze’nin tarih ve doğa zengini beldelerden biri İzmit Körfezi ve Marmara Denizi arasında bir köprü ve geçiş noktası olan Darıca’dır. Türk çimento sanayi  Aslan  çimento adı ile ilk Darıca´da kuruldu.  Darıca, tertemiz sahilleri, tarihi kalesi, tarihi ulu çınarları ve sokaklarında dolaşan Pelikanlarıyla görülmeye değer şipşirin bir belde.

Tarihi ulu çınarların bulunduğu Darıca´da muhteşem   Çay Bahçeleri var.. Sahildeki bahçeler  İstanbul’dan çay-kahve içmeye gelenlerin dinlenme ve uğrak yeri..

*TÜRKİYEYİ DÜNYA’YA TANITAN DARICA KUŞCENNETİ.

Sadece  Kocaeli’yi değil, Türkiye’yi  dünyaya tanıtan, yerli ve yabancı ziyaretçilerin ilgi odağı olan Darıca Kuş Cenneti, insanlara hayvan ve doğa sevgisini aşılayan bir yer. İstanbul’a 38 km. mesafede bulunan Darıca Kuş Cenneti, kuş türleri açısından dünyada benzeri olmayan bir park haline gelmiş. Hayvanat bahçesinde 350 çeşit hayvan ve 250’nin üzerinde bitki çeşidi bulunmaktadır.

Bayramoğlu, Körfez şeridi üzerinde, Darıca’ya bağlı doğal güzelliğe sahip, üç burundan oluşan bir yarımada. Bölgenin en modern sayfiye merkezi olarak bilinir. Güneşi, denizi, kumsalı ve modern dinlenme tesisleriyle gerek günübirlik, gerekse uzun süreli tatillerini geçirmek isteyenler için güzel imkanlar sunmaktadır.

Burası Hünkar Çayırı diğer bir adıyla Fatih Sultan Mehmet’in Otağı. 1481 yılında Fatih Sultan Mehmet Üsküdar’a sancak dikip doğuya sefer yapılacağını ilan eder. Rahatsızlığına rağmen Hünkar Çayırında Otağını kurar. İşte tam bu esnada burada hayata gözlerini yumar. Hünkar Çayırında bulunan bu tarihi köprü ordunun geçişini sağlamak amacıyla yapılmış. Köprünün girişinde bulunan Çeşme ve Namazgah 16. yüzyıla ait eserlerdir. Son yıllarda çevre düzenlemesi yapılarak 700.yıl Fatih Anıtı dikilen Hünkar Çayırı, yoğun bir ziyaretçi akınına uğruyor. Halk buraya gelerek hem dinleniyor hem tarihini hatırlıyor.

Dilovası, İzmit Körfez şeridi ile İstanbul-Ankara karayolu üzerinde yer alan ve hızlı gelişmekte olan bir yerleşim birimi. Üç tepe arasında oluşan bir ovada yer alan Dilovası, ismini bu ovadan almaktadır.  Otoban yol ve E-5 karayolunun Dilovasının içinden geçmesi buradaki endüstrinin hızla gelişmesini sağlamıştır.

Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşlarının üretim yaptığı Dilovası’na girerken sizi tarihi köprü karşılar. Mimar Sinan tarafından yapılan bu muhteşem taş köprü yaya trafiğine açık.

Turizm haftası ve bölgemiz

Turizm haftası kutlamaları başladı. Kültür ve Turizm Millet ve devletlerin manevi tapu senetleridir. Kültürüne ve Turizm değerlerine sahip çıkmayan toplumlar, varlıklarını devam ettiremezler. Kocaeli ili ve özellikle Gebze bölgesi Kültür ve Turizm değerleri bakımından çok önemli, biz sahip çıkıp yeteri kadar tanıtamadık. Bir dilekçe ile istek ve şikâyetlerimi cumhurbaşkanına iletmek istiyorum.

Kültür ve Turizm değerlerimizle ilgili 30 yıldır yazılar yazmakta, makaleler kaleme almakta Devri Alem belgesel programı olarak çeşitli programlar hazırlayarak hiçbir telif ücreti almadan birçok televizyon kanalına dağıtmaktayım. Kocaeli ve Gebze ile ilgili hazırladığım Devri Alem belgesel programlarını www.belgeselyayincilik.com adresindeki Devri alem TV’den izleyebilir ayrıca TGRT Belgesel TV ve TV 5 kanalı başta olmak üzere bir çok televizyon kanalından izleyebilirsiniz.

Sanayi kenti olarak anılan Kocaeli ve Gebze bölgesi, Kültür ve turizm değerlerini tanıtabilseler, bölgemiz büyük çapta ekonomik güce sahip olur, adını dünyaya duyurabilir. Kocaeli’nin Kültür tarihine kısaca baktığımızda, binlerce yıllık bir geçmişi görmekteyiz. Paranın bulunduğu bölgenin Kocaeli olması ekonomik açıdan da çok önemli.

TÜRK İSLAM KÜLTÜRÜNDE KOCAELİ’NİN YERİ

İslam tarihine baktığımızda İstanbul’u fetha gelen sahabeyi ikram ve islam askerleri 1400 yıl önce Gebze bölgesine karargah kurmuşlardı. 1077 yılında Gebze bölgesinde Selçuklu akınlarını görüyoruz. 1329’da Orhan Gazi’nin Bizanslara karşı pelekonan savaşının Çayırova’da yapıldığını tarihi belgeler ortaya koymaktadır.

Gebze Bölgesindeki Kültür ve Turizm eserleri

Gebze, Darıca, Dilovası ve Çayırova ilçeleri Kültür ve Turizm değerleri açısından zengin bir bölgedir. Dünya’ya ünlü Anibal ‘in anıt mezarı Gebze’de bulunmaktadır. Çağ açıp çağ kapayan Fatih Sultan Mehmet’in otağı Geçtiğimiz günlerde vefat yıldönümünde andığımız Mimar Sinan’ın kalfalık eseri Çoban Mustafa Paşa Külliyesi Gebze’dedir. Tavşancıl’dan Bayramoğlu sahiline kadar bir çok tarihi kale kalıntısı vardır. Darıca ve Eskihisar Kalesi binlerce yıllık bir geçmişin taşa vurulan bir mührüdür.

OSMAN HAMDİ’DEN KİMİN HABERİ VAR?

Türk Müzeciliğinin kurucusu ressam ve müzeci Osman Hamdi ünlü resimlerini Gebze Eskihisar’da çizmiştir. Osman Hamdi sadece bir ressam değil, Türk müzeciliğinin kurucusu, zıraat ve teknik tarıma önem veren birisidir. Her gün Eskihisar’dan topçulara gelip geçen binlerce kişi Osman Hamdi’nin müzesinin bile Eskihisar’da olduğunu bilmeden geçiyorlar.

DARICA KUŞ CENNETİ VE BAYRAMOĞLU SAHİLLERİNİN KIYMETİ

Dünyaca tanınan Darıca Kuş cenneti, hemen yanı başımızda Bayramoğlu sahilleri adeta bir tabloyu andırıyor. Darıca başta olmak üzere bölgemizdeki tarihi çınarlar anıt ağaçlar, eski evler geçmişi nazlı yadigarı. Ballıkayalar tabiat parkı ise Gebze’nin en büyük turizm değerlerinden birisi. Başta Tavşancıl evleri olmak üzere, köylerimizdeki tarihi konaklar ve evler Türk mimarlık tarihinin şaheser örnekleri. Köylerdeki hala sürdürülen köy hayatı azda olsa sebze, meyve ve hayvancılığa verilen önem bölgemizin en önemli kültür değerleri. Denizli göletinin arkasındaki sığırlık merasında 700 yıldan beri varlıklarını sürdüren ve bugün sayları 10 a inen çadırlarda yaşayan yörükler, Kültür tarihimizin yaşayan en değerli varlığı. Bu kültür ve turizm değerlerine başka bir çok şey daha ilave edilebilir.

CUMHURBAŞKANI, BAŞBAKAN VE KÜLTÜR BAKANINDAN İSTEĞİMİZ

Dünden itibaren Turizm haftası kutlanmaya başlandı. Yasak sağma babında göstermelik kutlama törenleri  yine oldu bitti ile gelip geçecek. Kocaeli ve Gebze bölgesindeki başta yaşayan halk olmak üzere yetkili ve yöneticilerimiz Kültür ve Turizm değerlerimize sahip çıkmıyoruz, kıymetini bilmiyor, koruyup tanıtmıyoruz. Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül, Başbakan Sayın Erdoğan ve Kültür Bakanı Ömer Çelik’den Kocaeli ve Gebze bölgesindeki Kültür ve Turizm değerlerinin bir envanterinin çıkartılarak, sanayi ile birlikte Kültür ve Turizm değerleri ile Kocaeli ve Gebze’nin tanınmasını arzu ediyoruz

Milletvekillerimiz Turizm haftası dolayısıyla öncelikle Kültür ve Turizm değerlerini yerinde görüp tanımalarını arzu ediyoruz. Vali Sayın Topaca ve Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Karaosmanoğlu kendilerine bağla daire müdürleri ve yetkili yöneticilerle Kocaeli’deki kültür ve turizm değerlerini tanıtmak için geziler düzenlemelerini istiyoruz.

Sonuç olarak, Turizm haftası kutlanırken sözde yazı yazma yerine eyleme geçecek bir yazı kaleme aldım. Bu yazıyı dilekçe haline getirerek Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Kültür Bakanına gönderiyorum. Kültür ve turizm değerlerimize azda olsa sahip çıkmanın huzuru içindeyim. Siz okurlarımdan da ilgili makamlara birer mesaj atarak vatandaşlık görevinizi yerine getirin.

22  NİSAN’A KADAR DEVAM EDECEK

22 Nisan’a kadar devam edecek. Etkinlikler çerçevesinde Gebze’de de 19 Nisan Cumartesi günü 19:00 da AGRT, Büyükşehir ve İl Kültür Turizm müdürlüğü iş birliği ile “Fotoğraflarla Gebze’nin Yüzyılı” Konulu Fotoğraf sergisi Açılışı yapılacak. Sergi 25 Nisan’a kadar açık olacak. Aynı gün saat 20.00’de İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Türk Halk Korosu Konseri yapılacak.