Notice: wp_enqueue_script hatalı çağırıldı. Betikler ve stiller wp_enqueue_scripts, admin_enqueue_scripts, ya da login_enqueue_scripts kancalarından önce kayıt edilmemeli ya da sıraya alınmamalıdır. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 3.3.0 sürümünde eklendi.) in /home/belgesel/public_html/wp-includes/functions.php on line 4152
Mayıs 2014 – Sayfa 4 – Belgesel Yayıncılık

Kültür Bakan Günay’la tarihi gezi

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti başkanı sayın Orhan Eriniç’in daveti üzerine   hafta  sonu  İstanbul’da  TGC’nin düzenlediği  kültür  gezisi programına katıldım. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın da katıldığı programda  sayın bakanla  bir süre görüşme fırsatı buldum. Bakan sayın   Günay ile  Topkapı sarayı gezisinde  yaptğımız  Türk kültürü ve tarihi hakkında  sorular sordum . Sohbetimizde Bakan Günay’a, medyamızın Türk  kültür  tarihine neden  yeteri kadar  önem  vermediğini hatırlattım. “Medyamız gerek Bizans ve  gerekse  Roma kültürlerini ön plana çıkartıyor, neden Anadolu’daki  Türk kültüründen yeteri kadar söz  etmiyor”  sorusunu sordum.    Özellikle medyanın  Anadolu’daki Türk  kültürü ile ilgili  tavrı konusunda ne düşünüyorsunuz?” diye sordum.

 Sayın Günay  bu tespitimizin doğru olduğunu söyleyerek Anadoluda Selçuklu’dan Türkiye Cumhuriyetine Türk kültür ve  tarihinin daha çok ön plana çıkartılmasını gerektiğini söyledi.  Kültür ve turizmin  farkı değil iç içe  olduğunu söyleyen Günay, Türkiye’de sadece deniz turizminin olmadığını tarih ve kültür turizmininde  olduğunu  söyledi. Bende kendisine Antalya’dan örnek verdim. En çok turist çeken illerimizden olan Antalya hep roma ve Bizans kültür  tarihi ile tanıtılıyor. Oysa ki Antalya bir Selçuklu şehri. Antalya’nın Selçuklu tarihi üzerinde ki öneminin ön plana çıkartılması gerektiğini söyledim.  Bakan Günay ise Türk kültür ve tarihinin daha çok önem kazanması gerektiğini ifade etti. Bu konuda medyanın daha çok konunun üzerine değinmesi gerektiğini söyleyerek, Roma ve Bizans  kültürüne verilen  önem kadar, Türk kültürüne sahip çıkılması gerektiğini kaydetti.

    * AKKAN SUAR VE İLBER  ORTAYLI’DAN SÖZ ALDIK

TGC’nin İstanbul  kültür gezisinde, Marmara Grubu başkanı Akkan Suar  ve   ünlü Tarihçi  ilber Ortaylı ile  de görüşme fırsatı buldum.  Sayın Suar da  Anadolu  Türk  kültür  ve medeniyet  tarihinden  daha çok  Roma ve  Bizans kültürünün  ön plana çıkartılmasından  rahatsız.   Sayın Suvar  fikir ve proje  üretilmesn isteyerek, milli kültürümüze, geçmişimize sahip çıkılması gerektiğini ifade etti. Topkapı sarayı Müdürü ünlü  tarihçi sayın  İlber Ortaylı ile de bir süre konuşma fırsatı buldum. Ortaylı’dan Balkanlar ve Osmanlı coğrafyası üzerine  çektiğim belgesel  ile  ilgili kendisiyle bir röportaj yapmak istediğimizi ilettim. Ortaylı’da bu durumdan büyük memnuniyet duyacağını belirterek kendisinden röportaj sözü aldık.

     *  KIRIM  TÜRKLERİ LİDERİ İLE  GÖRÜŞTÜM

    Kırım Türkleri’nin lideri  ve  Kırım-Tatar milli meclis  başkanı sayın  Mustafa Cemiloğlu çok önemli bir isim. Kendisi hafta sonu Gebze’de bulunan kırım Türkleri Derneğini ziyaret etti. Onu yetmişli yıllarda  TV, dergi, gazete ve  okuduğumuz  kitaplardan  tanıyorum. Zaman geldi 2005 yılında kendisiyle Kırım Bahçesaray’daki  evinde görüşme fırsatı buldum, belgesel çekip röportaj yaptım. Kırım’da hazırladığım belgesel bir çok TV kanalında halen yayınlanmakta.  Mustafa Cemiloğlu’nun  Gebze ziyaretinde, Dernek yönetimi   beni kendisine Kırım’da belgesel çeken  gazeteci  arkadaşımız diye tanıttılar.

     Sayın Cemiloğlu ile  özel bi röpörtaj yaparak  Kırım’da neler  olduğunu sordum. O da bana eskisi gibi  çok  zorluk olmadığını, ancak çeşitli sorunlar yaşandığını  söyledi. Ukrayna’nın kendilerini sıkıntı çektirmediğini ancak bölgede yaşayan Rusların kendilerine zorluklar çektirdiklerini söyledi. Vatanlarını çok sevdiklerini söyleyen Cemiloğlu, “çok zor şartlar altında sürülüp  çıkarıldığımız vatanımıza döndük. Türkiye bizim hamimiz,  ana vatanımızdır, Türkiyesiz olmaz. Türkiye olmasaydı  biz vatanımıza dönemezdik. Biz Türkiye’yi çok seviyoruz. Biz Türküz. Baskıların en yoğun olduğu 70’li yıllarda bile biz teröre bulaşmadık. Biz terörist değiliz. Sessiz mücadelemiz bunun göstergesidir. Kırım bizim öz vatanımızdır  Tüm  tatarlar  bir gün  öz vatanına kavuşacak.”dedi. Ziyaret sonrası kendisine belgesellerimizden  hediye ettim. Memnun kalarak bizlere teşekkür etti.

   Evet hafta sonunu yoğun ve  yorgun  geçirdim. Evde oturup veya piknik alanında zaman geçirebilirdim. Biraz yorulsam da verimli bir  hafta sonu  tatili oldu.

Ankara’da 3 Gün..

Türkiye ve  dünya Gebze’den  ibaret  değil. Gebze’den kopmadan da  Türkiye ve dünya gezilebilir. Belgesel yayıncılık ve Gebze gazetesi olarak Ankara’da 3 gün  önemli temaslarda bulundum.

     Ankara’da Kocaeli’nin etkin bir lobisinin olmaması çok büyük bir eksiklik. Kocaeli gibi Türkiye’nin en gelişmiş, sanayinin başkenti konumunda ki bir  ilin Ankara’da etkin  olamaması çok büyük bir eksiklik.

    Vergi ve sanayi geliri ile Türkiye  yi besleyen Kocaeli’nin sadece  Ankara’da değil İstanbul’da da etkinliği yok. Kocali’nin etkili ve yetkili çevreleri bu konuda  fikir  üretip çalışma yapmalı.İstanbul ve Ankara’da Kocaeli  gurubu  kurmalı.

      3 gün boyunca Ankara’da Afganistan ve Horasan  medeniyeti  belgesel çekimlerimle ilgili   görşmeler  yaptım.   500 kişilik bir gruba katıldığı  Kültür merkezinde  Horasan medeniyeti ile ilgili  konferans verdim, Afganistan’ın Ankara büyükelçisi Mesut Halili, Kocaeli milletvekili Eyüp Ayar, Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, kültür ve Turizm bakanı Ertuğrul Günay,  bazı  milletvekilleri ve NATO’nun eski Afganistan  temsilcisi   Hikmet Çetin  ile  görüşmeler yaptım.

     TBMM 2010 bütçe görüşmeleri nedeniyle ziyarete kapalıydı. TBMM tarihinin en sakin günlerinden birini yaşıyordu. Hiç bir ziyaretçi’nin  içeriye alınmadığı,  TBMM’ye gazeteci ve belgeselci olarak girip bazı milletvekilleriyle görüştüm.

     TBMM Bütçe ve Plan komisyonu üyesi AK Parti Kocaeli Milletvekili Eyüp Ayar ile olan görüşmemizde Ayar, Kocaeli’ye 2010 yılı bütçesinden en iyi payı almak için diğer milletvekilleriyle  ortak  çalışmalar  yaptığını, Kocaeli’nin hakkını aramaya çalıştıklarını belirterek Kocaeli’de ki yatırımlarını ve sanayinin dikkate alınacağını söyledi.

SANAYİ BAKANI ERGÜN İLE SOHBET

Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün ile TBMM kulisinde görüştüm. Afganistan’da yaptığım belgesel çalışmaları ve Horasan medeniyeti ile ilgili bilgiler verip Türk Bilim, teknoloji ve sanayi tarihi ile ilgili araştırma ve çalışmalar yapılmasını istedim.

    Gebze  bölgesine “ TÜRKİYE  SANAYİ VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ  “ kurulmasını istedim. Sanayi üniversitesi  ile   Bilim  araştırma merkezi’nin  kurulması ile   gençlere bu bağlamda bilim ve teknoloji kültürünün öğretilmesi gerektiğini söyledim.  Medeniyet tarihimizin  bir anlam da bilim ve teknoloji tarihinin merkezi olduğunu kaydettim. Sayın bakan’da  çalışmalarımla ilgili   teşekkürlerini  bildirdi, fikirlerimizi dikkate alacağını söyledi.

KÜLTÜR BAKANI İLE HORASAN KÜLTÜRÜNÜ KONUŞTUK

 Türk kültür  tarihine karşı  Türkiye’de çok yanlış bir kültür politikasının olduğunun altını çizerek, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’a Meclis kulisinde kültür deyince Bizans, Roma, Grek kültürlerinin ön plana çıkartıldığını, neden Türk-İslam, Horasan, Anadoluda ki Selçuklu ve Osmanlı medeniyetleri ile ilgili ciddi araştırmalar yapılmadığını sordum. Roma ve diğer kültürlere verilen önemin Türk-İslam kültür değerlerine verilmediğini kaydettim. Sayın Günay’da doğru söylüyorsunuz. Ama yurt dışında ki eserlerle ilgilenmemiz mümkün değil, bununla TİKA, Dışişleri ilgileniyor. Anadolu, Türk-İslam medeniyetlerine önem verilmesi içen  gerekli çalışmanın yapılacağını  söyledi.

DEVRİ ALEMİ İZLEYEN VEKİLLERDEN TEŞEKKÜR

Bazı milletvekilleriyle Meclis kulislerinde sohbet ettik. Milletvekillerinden bazıları  Devri Alem belgesel programını izlediklerini, memnun kaldıklarını, Orta Asya ve Türk coğrafyasını Devri Alem sayesinde  daha yakından tanıdıklarını kaydettiler. Ekranlardan bizi tanıyan vekillerimizle birebir yüz yüze  tanışma fırsatımız da  oldu . Meclisin tarihi günlerinden birini yaşadığı, gayet sakin olduğu bir günde , TBMM’ye girmemizi Devri Alem tv programının yakından izlendiğine  borçluyum.

AFGAN BÜYÜKELÇİ İLE HORASAN  RÖPORTAJI

Afganistan’ın Ankara Büyükelçisi Mesut Halili  bizi 15 dakikalığına kabul etmesine rağmen bir saate yakın süren bir röportaj yaptık. Röportaj ve Afganistan belgeselimiz için bizlere teşekkür eden Halili kendisinin siyasetten çok kültür adamı  ve Mevlana elçisi olduğunu belirterek Mevlana’yı dünyaya  tanıtmak için çaba sarf edeceğini, Afganistan’ın dünya kültür elçisi olmak istediğini söyledi. Halili Horasan kültürü ve Mevlana’nın  daha iyi tanıtılması  için mücadele edeceğini ifade etti.

HİKMET ÇETİN VE NAMIK KEMAL ZEYBEK İLE GÖRÜŞTÜM

Afganistan’da NATO adına üst düzey yöneticilik yapan Hikmet çetin’den de bir röportaj sözü aldık. Önümüzde ki günlerde kendisiyle Afganistan’ın durumu, Horasan medeniyeti, hazırlamış olduğumuz Afganistan belgeseli hakkında görüşme sözü aldım. Sayın Çetinle güzel bir röportaj  yaparak  belgesel haline de dönüştüreceğiz Eski Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek ile de Horasan Medeeniyeti  ile  ilgili de  görüşme fırsatım oldu.  Kültür eski bakanı sayın Zeybek ile “ Horasan’dan Anadoluya “ adı ile   bir röportaj gerçekleştirdik. Namık Kemal bey Horasan’a daha önce gitmediğini belirterek Horasan Medeniyeti’nin Türkiye  gündemine  gelmesi gerektiğini söyledi. Daha bir çok kurum ve kuruluşla görüşüp önemli araştırmalar ve belgesel çekimleri yaptık Ankara’da. Diyanet Vakfı yetkilileriyle de görüştük , İslam Medeniyeti coğrafyası ile  ilgili  ortak tv  belgesel çekimi konusunda  görüştük.

  GTO BAŞKANI  ÇİLER İLE 8 BİN METREDE SOHBET

GTO başkanı Nail Çiler ile Ankara dönüşü uçakta  8 bin metre de çok tatlı bir sohbet gerçekleştirdik.  Uçakta  Beraber döndüğümüz Nail Bey ile Gebze üzerine oynanan oyunlar, İzmit lobisinin girişimleri konusunda fikir alış verişinde bulunduk.Nail bey GTO’ya çok önemli ve etkili bir Genel sekreter getirmek istediğini belirtirken, mahkemeyi de kazanacaklarına inandıklarını ifade etti. Lobilerin  Gebze üzerine  oynadıkları  her girişime  karşı mücadele edeceklerini ve ellerinden geleni yaptıklarını dile getirdi. Sayın Çiler’in  Gebze, GTO ve diğer  konularla ilgili çok güzel   fikirleri var. Kendisi ile ilk defa bir yolculuk yaptık,insanları  yakından tanımak için  yolculuk yapmak gerekiyor.Tüm kurumlar GTO ya sahip çıkmalı.Ön yargıları  ve kavgayı bir  kenara bırakıp Gebze olarak bir birimizle  kenetlenmeliyiz.  Kavga yerine  fikir ve  hizmet üretmeliyiz.Kendimizi Gebzeye haps etmeden  Türkiye ve dünyayı gezmeliyiz.

Savunma Bakanı Gönül ve Darbeler..

Doğum tarihim gündeme geldiğim’de  Anam benim doğum tarihimle  ile ilgili olarak “ Oğlum  sen  başvekil  Mendresin  idam  edildiği  yıl doğdun “ derdi. Beni  bu durum hep  derinden yaralamış haksızlıklara karşı  mücadele etme  gücü vermişti .Çocukluk yıllarımda   Adalet partisi’nin  amblemi olan Kıratlı  afişlerle  süslü  toprak damlı  köy evinde geçmişti. Aradan  yarım asır geçti. 12 Marat  muhtırası, 12 Eylül darbesi ve 28 Şubet sürecinin yaşamış bir gazeteciyim. Bugün  halene darbedan söz edilmesine çocuklarımız ve torunlarımız adına  üzülüyorum.. Bugün Gebze’ye gelen değerli dostum  Milli Savunma  Bakanı Vecdi  Gönül’den  Türkiye kamuoyunu meşgul  eden  darbe senaryosu  ile ilgili ayrıntılı bilgi istiyorum.

   Sayın Vecdi Gönül’den  tartışılan son darbe belgesi ile ilgili ayrııntılı  açıklama yapmalı.

        *Dilovası,  OSB,Çevre  ve  Türkerin Sitemi…

  Gazetecilikte “Fikri Takip“ çok önemlidir. Gebze bölgesi için çevre çok önemli, yazılarımda gündeme getirdiğim  çevre yazılarımın  israrlı takipçisi olacağım.

Bölgemiz gün geçmiyorki çevre felaketi ile anılmasın. Son olarak örnek verecek olursak, Çevre günü kutladığımız sürec içerisinde Dilovasın’da çıkan yangın ve yine Dilovasında yapılan bir araştırma konuyu gündeme getirdi

    Dünkü  manşete haberimız üzerine  gazetemizi arayan değerli dostum  Dilovası OSB başkanı sayın Mustafa Türker  haklı olarak sitem ederek  çevre adına Dilovasında çok şeyler  yapıldı. Atık arıtma tesisi yakından  devreye  girecek. Yüzlerce milyon  yuruluk çevre yatırımı yapıldı ve  Dilovasının  havası  çok temiz, Sayın Türker haklı olarak yapılanlarıda yazın diyordu. Sayın Türkere de söyledik, Gerçekten çevre adına bölgemizin geleceği çok  kötü. 20 yıl soraki Gebze bölgesi nasıl olacak?Bölgemiz bukadar  sanayi yükünü  nasıl kaldıracak ?Sözde  sanaviciler, ranat için kurulan OSB’lere dur denmeli. Top yekün bir çevre  seferberliği yapılmalı.

   * Neden OSB’lerde arıtma tesisi yok?

   Keşke bölgemizde bulunan 13 OSB, GEPOSB gibi arıtma tesisine sahip olsa. Bölgemiz  çevre, felaketle değil, güzel şeylerle anılmalı. Dilovası, yıllardır çevre sorunu ile boğuşurken, bölge’nin gelecek 20 yılı ile  ilgili   ciddi  bir  çevre  planı yapılmaması düşündürücü. Yıllardır sanayi ile iç içe olan Dilovasınde çevre sorunları için gelecek adına   önlem alınması gerekiyor. Bölgemizdeki OSB’lerde gerçek sanayiciler yer bulamazken, rantcılar yer bulıyor ve daha sonra satıyor. Devlet OSB’lerde araştımalar yapılmalı. OSB lerde yeri olan  sanayicilerin hangilerinin gerçek sanayici, hangilerinin rantçı olduğu araştırılıp gün yüzüne çıkarılmalı.OSB’lerde bulunan fabrikalar, çevreyi kirletmeden üretim yapmalı. GEPOSB gibi diğer OSB’lerde arıtma tesisi yapmalı. Yapanlara ödül, yapmayanlara da ceza kesilmeli Bölgemizde bulanan OSB’lerle ilgili başta Kocaeli Valiliği ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi olmak üzere, yetkisi olan tüm kurumlar araştırma yapmalı. Sorunlar bulunup, gün yüzüne çıkarılmalı. Bölge de sözde değil, yerinde araştırma yapılmalı, yaşanan olaylar yerinden incelenmeli ve tedbirler biran önce alınmalı

  * Kimyacılar OSB iptal edilsin!

Dilovası’nda çözüm bekleyen onlarca sorun var. Çerkeşli  Köyü’nde 2450 dönüm arazi üzerine kurulan Kimyacılar Organize Sanayi Bölgesi’nin, Dilovası için büyük bir tehlike oluşturuyor Şu anda 32 tane üyesi bulunan Kimyacılar OSB’de bir çok parselde boş. Kömürcüler Organize Sanayi Bölgesi’ni iptal eden Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün’den, Dilovası’nın geleceği için büyük tehlike olan Kimyacılar OSB’yi de iptal ederek bu bölgeye  Dilovası şehrini taşımalı. Ve  bölgemizin gelecek 20 yılını planlamalı.

*OSB’LER NİÇİN KURULDU ?

  Organize sanayi bölgeleri, sanayinin uygun görülen alanlarda yapılmasını sağlamak, kentleşmeyi yönlendirmek, çevre sorunlarını önlemek,bilgi ve bilişim teknolojilerinden yararlanmak, imalat sanayi türlerinin belirli bir plan dahilinde yerleştirilmeleri amacıyla, sınırlı tasdikli arazı parcalarının gerekli alt yapı hizmetleri ile ve ihtiyaca göre tayin edilecek sosyal tesisler ve teknoparklar ile oluşturulan ve OSB Kanunu hükümlerine göre işletilen mal ve hizmet üretim bölgeleri olarak tanımlanmış olup kuruluş ve işleyiş sürecinde düzenin sağlanması ve yasal bir statülere kavuşturulması için kurulmuştu. Evet OSB’lerin kuruluş amacına baktığımızda bölgemizdeki hangi Organize Sanayi bölgesinin buna uyduğunu bilmemiz gerekiyor. Unutmayalım, Henüz vakit geçmeden, çevre adına atılacak her adım, geleceğimizin garantisi olacaktır.

* Çevre  adına Tarihe not düşmek.

   Gazete olarak  çevre adına araştırma yazıları   yazmaya  ve tv belgesel  çevre  programları çekerek  gelecek yıllara  bilgi ve belge  bırakmaya ,çevre tarihine not düşüp  zamana noterlik  yapmaya    devam edeceğiz..

   Türkiye Büyük millet meclisine soru önergesi  verdirerek  bölgemizdeki  OSB’ler başta  olmak üzere ,tüm sanayi  kuruluşları’nın  çevre  ile ilgli  araştırma ve  inceleme   yapılmasını  isteyeceğiz.

Başbakan’ın danışmanı ile Alevilik Üzerine Konuştuk..

 Türkiye’nini önemli sorlunlarından  birisi  Alevilik.Yıllarca kürt sorunu gibi  tabu  görüldü ve   konuşulmadı.Aslında   Alevilik  Türkye’nin bir olgusu. Milyonlarca insanımız kendisi’nin alevi olduğunu söyliyor. Gerçek alevilik nedi araştırılmadığı için   ülkemizin birlik ve bütünlüğüne  göz dikmiş   şer güçler  tarafından kullanıldı.Geçmişde bazı illerimizde  alevi – süni çatışması yaşandı.  Binlence insanımız  öldürüldü.  Hiç kendi kendimize sorduk mu? Aacaba alevilik   adına ne biliyoruz? Zaman  ayırıp araştırma yapıp alevilik üzerine   kaç kitap okuduk? Aslında  zaman ayırıp Alevilik konusunda araştırma yapıp önce kendimiz bir şeyler öğrenebiliriz.

   Önçelikle bu konuda suçlu  akademisyenler  ve  siyasetçilerimiz.  Aslında  bu konudada   bilgi  sahibi olmadan fikir sahibi olan herkes suçlu.  Zaman, Mekan, Madde ve Makamı  iyi değerlendirmek  gerekiyor

       *   Zamanı  Değerlendirip, Hizmet Üretiyor muyuz?

    Şöyle geriye dönüp bir bakalım. Kimler geldi ..Kimler geçti ?Zaman hızla geçiyor..Ömür bitiyor…Gençlik, imkan ve makamlar elden gidiyor.Zaman denen sihirli varlığı çok iyi değerlendirmek,  vefalı dostlara  önem vermek gerekiyor.  30 yıla yakın gazetecilik hayatımda neler gördüm neler?..Ulaşılamz denen  güçlü ve kudretli bir çok kişi ve kuruluşun  bugün adı ve esamesi okunmuyor.Kendini  dev aynasında görenler yok olup gitti. Eser ve hizmet sahipleri hayırla  anılıyor..

    Vakit geçmiş değil gelin kendimize bir iyilik yapalım. Bulunduğumuz konumun  önemini bilip, eliizdeki imkan ve zamanı  iyi değerlendirip   hayırla  anılmak için hizmet  üretelim… vefalı  akraba,dost ve arkadaşlara önem  verelim. Zamanı değerlendirip hizmet üretip, vefalı olmanın dışında  gerçekten her şey boş  ve  yalan…Kendi kendimize sorup öz eleştiri yapalım.Acaba  zaman ve imkanları  iyi değerlendirip  hizmet üretebiliyormyuz. Size bugün hizmet üeretip eser bırakan  çok yönlü bir isimden söz etmek istiyorum.

* Başbakan’ın  alevi  danışmanı Akademisyen gözü ile alevilik

 Hafta sonunu gaztetemizde önemli bir  ziyaretçi vardı. Değerli dostum  Zeki Gedikoğlu gazetemize önemli bir  konuğu getirdi. Kendisi  ile uzun bir zohbet  edip  belgesel çekimi yaptık.Kocaeli ve Gebeze ile ilgili  görüşlerini de aldık. Ziyaretçimiz  Kütahya milletvekli  başbkan  Erdoğan’ın danışymanı  Doç.Dr. Hüseyin Tuğucu beydi. Sayın Tuğucu önemli bir akadmemisyen. Aslen Türkmen alevisi. İmam- hatıp ve İlahiyat fakültesi mezunu. Hacetepe Üniversitesi öğretim üyeliğide yapan sayın milletvkil ile alevilik üzerine konuştuk.

   *  Alevilik nedir ? Ne değildir ?

  Türkiye’nin  en önemli sorunu  olan  alevilik ve Kürt sorunu  üzerine   Devr-i Alem Belgesel  Yayıncılğın Gebze  sütüdyolarında  tv programı  çekimi yaptık. Sayın tuğucu  Aleviliğin bir mezhep değil islamiyet içinde sünnilik gibi  bir meşrep olduğunun altını çizdi.

   Diyanetin,Milli Eğitimin ve kültür bakanlığı’nın alevilik konosunda  ilmi çalıymlar yapması gereketğini  söyleyen  sayı Tuğucu , devlet kurumları’nını  hazırlayıp   basması gereken “ Nerde Buluşalım “ adlı kitabını  kendi imkanları ile   40 bin Adet basıp ücretsiz dağıttığını  söyledi.  ‘Alevi ve Sünni nerde buluşalım’   kitabının  kendi sahasında çok önemli bir boşluğu doldurduğunu önemli  hizmet   olduğunu  söyledi. Araştırmacı gazeteci ve belgesel yönetmeni olarak  sayın Tuğcu’nun  bu  ilmi   çalışmasından  yararlanarak  Alevilik ve  Haci Bektaş Veli h.z. ile  ilgili   bir belgesel  tv programı hazırlamak istiyorum.

  • Türkiye Alevilik ve  Kürt Sorununu çözmeli.

 Sayın Tuğcu ile  yaptığımız uzun bir söyleşide  Türkiye’nin önünde  belkleyen iki önemli sorun var. Türkiye alevilik ve Kürt sorununu çözmediği  sürece her alanda   sorunlar  yaşar bu iki önemli sorunu kendi içimizde  çözmeli ve  bu  sorunları  kullananlara   fırsat verilmemeli. Diyor. Türkiye  devlet ve hükümet olark  son yıllarda  çok iyi niyetli  olarak  bu iki  önemli sorunu çözmek için  çalışmalar yapıyor. Her kes bu sorununun çözümüne katkı sağlamalı.TBMM Dişişleri komisyonu üyeside olan sayın   Tuğcu, gelecek haftata sonu  Kütahya’nın Termel su kayanaları ile ilgili  çok sayıda  Arap ülkesinin büyük elçileri’nin  katılacağı ekonomik yatarım   toplantılarına bizleride  davet etti

  * Gebze’nin Fahri milletvekili olmak istiyorum

   Sayın Tuğcu’nun Gebze ve  Kocaeli ile ilgili çok güzel  ve olumlu düşünceleride var. Gebze’nin il olmayı çoktan hak ettiğini  söyliyor. Gebze’nin fahri bir  milletvekili gibi  çalışacağı sözünü de verdi.   Sayın Tuğcu genç, heyacanlı ve  kültürel çalışmalara önem veren  kıpır kıpır bir isim. Hizmet üreten ve 2 yılda  beş büyük  yabanca  sermaye  yatırımını  Kütahya’ya  getiren bir  siyasetçi.

*Kültür ve Araştırma Merkezimizi gezdi

  Belgesel yayıncılık olarak hazırladığımız   Devr-i  alem tv programlarımızın   belgesel  DVD ve VCD   setlerinden  kendisine hediye etik.Binlerce  belgesel ve  görüntü  arşivinden oluşan, Belgesel yayıncılık ve Devr-i Alem stüdyolarının  Kültür, Kütüphane ve  araştırma merkezini gezen  sayın Tuğcu ile tarih ve kültür  bilinci üzerinede sohbet etik. Sayın Tuğcu gibi  akademisyen ve araştırmacı bir  milletvekilini tanımaktan  büyük mutluluk duydum.Kendisini kutluyor başarılar diliyorum.

Yayla ve Göç Kültürü

Yaz  sıcakları bastırdı. Tatıl dönemi yine  balşladı. Büyükşehirlerden tatil bölglerine  ters göç başladı. En büyük göç  Gurbetelden sılaya.Unutulmuş baba ve  dede   evleri tamir edelip yayla  kültürü  hatırlanmakta. Yayla ve göç kültürümüz’de önemli yer  tutmakta.”Yaylaya göçmek “ Göç gitmek “ ve “Göçmek” küçük yaşlarımda göç kültürü ile ilgili  duyduğum  ilk  sözcüklerdi bunlar. Yaylalar sosyal hayatımızda çok önemli yer tutmakta. Son yıllarda Yayla  turizmi  hızla gelişmekte. Yaylala şenlikleri  yayla kültürünün  tanınmasında  önemli yer tutmakta.

*Yaylalar bizim  yaylalarmız…

 Mayıs ayında   küçük ve büyükbaş hayvanlarla  birlikte yaylaya gidilmekte.  Göçle birlikte yayla gidişlerimi, aradan geçen onlarca yıla rağmen hale  hatırlıyorum, canlı  bulunmakta.  Büyüklerimiz yaylaların  karlı dağlarını gezmeyen , sisli havasını ciğerine çekmeyen  ve soğuk suyundan içmeyen çocukların hasta olacağınınaı söylerlerdi. Gerçektende yaz döneminde 4 ayı yaylada geçiren  küçük çockuların  bağışıklık sistemi geliştiği için  kışın   hasta olmamaktaydı. Bugün adını bile bilemediğimiz bir çok hastlığın pençesinde çocuklarımız  inim inim inlemekte.

   Yayla kültürü ve yaylaya göçü yeniden keşf etmek gerekiyor.

Adapazarı ve Bolu Yaylalarında  Belgesel çekmek.

Yaylalar yeniden keşf ediliyor. Anadolu insanı  keybettiği bir çok  kültürü   yeniden  keşf ediyor. Hafta sonu Adapazarı ve  Bolu yaylalarını  adım adım gezerek  belgesel çektim.  Elimde kameram ve Fotoğraf makınamla  Gebze’den yola çıktım.  Adapazarı – Akyazı’dan  Keremali,Dikmen yaylaları ile  Sultan  Pınarı yaylalarına  çıktım. Bolu’nun Taraklı ve Göynük yaylalarında  yayla evlerine misrafir oldum. Yaz aylarının biraz  geç gelmesi ile yaylalar yeni yeni şenlenmeye başlamış.  Küçük ve büyükbaş  hayvan  sürülerinin yaylaların  çiçekli  çayırlarında otlamaları, Yayla  obalarındaki  evlerin  tütüen bacaları, Envai çeşit yayla   çiçekleri içindeki    çocukların oynamaları insana tarufi imkansız  haz veriyor.

Sultanpınarı yaylasında  tarihi yaşamak.

  Akyazı’nın Göztepe  köyü  zirvelerindeki  Sultan pınarı yaylasın’da  Gebzeli dostlarımıza karşılaştık. Gebze’nin tanınmış siyasetçi ve işadamlarından  Ahmet Ünlütürk bizleri yayla evinde  misafir etti. Aslan Çimento’dan  Dozer  Ali  lakabı ile emekli Ali bey bizlere rehberlik yaptı.  Çam, Gürgen ağaçları ile kaplı  çiçikli yayla  otlyarı ile kaplı   bölgedeki yayla obalarını bir bir bir gezdik. Adını Fatih Sultan mehmet hanın verdiği  İpek yolu  üzerindeki Sultan Pınarı yaylasında  belgesel çektim. Dağ  çileği ,Kuzukulağı  ile  yayla yoğurt ve sütünü  doya doya yiyip, soğk yayla suyundan  kana kana  içtik.Yaylacılarla konuştuk. Çobanlarla dertleştik. Çocuklarla şakalaşıp yayla çimeninde doyasıya  oynayıp çocukluk  yıllarımızı yeniden yaşadık.

 Taraklı ‘da Gürlenik  Çayı’nın kaynağından su içmek

 Beni en çok  Taraklı yaylasındaki  Gürlenik çayının   kaynayarak çıktığı  mağara  etkiledi. Dağlardan  geçerek geldiğimiz  Bası köyü yakınlarındaki Gürlenik  çayı’nın kaynağı muhteşem. Bir kaç değirmen birden çevirecek  kuvvetde.  Buz gibi soğuk su  büyük kayaların altında adeta  gürleyerek çıkıyor. Suyun kaynağından bol bol su içip  suyun başında oturup  yorgunuluk attık.  Evet  Gürlenik  Suyu  ile ilgili bir çok  hikaye  dinledik.yayla kültürünü doya doya yaşayıp belgesel çektik. Sizleride yaylaları  kaşf etmeye davet eidiyoruz.

Gebze’nin Kıymetini Bilmek…..

Sürekli yazar dururum. Gebze’de yaşamak  Allah cc bir lutfu  ve  nimeti. Bir çoğumuz , Gebze’de  aş, iş ve ekmek buldu. Gebze’de evlendi ve Gebze’de yurt yuva kurdu.

   Gebze sayesinde hısım akraba oldu. Kültür ve bölge farkı gözetmeden  evlilikler  yapıldı. Aileler genişledi ve  büyüdü. Gebze’de  vefalı dosot, arkadaşlara  sahip  olduk. Gebze’de iş ortaklıkları  kurduk ve Gebze’de maddi ve  manevi  bir çok zenğinliğe sahip olduk.  Gebze’de siyasi ve  sivil  toplum  örgütlerine üye olduk.  Makam ve mevki sahibi  olduk.  Gebze de önemli konumlara  geldik.   Gebze’ye gerçkten  vefa borcumuz  var.  Hiç düşündük mü ? acaba  bugün Gebze’de  olmasaydık nerede  ve  ne iş yapıyor olacaktık?   Ben kendi adıma bunu çok düşündüm.Gebze’nin nimetlerinden yararlanmasaydım 79 il ve 53 ülkeyi gezebilir miydim? Hiç sanmıyorum. Herkes yaşadığı yerin  kıymetini bilmeli ve haline  şükür  etmeli.

 * Nail Bey, Öğretmenlikten  GTO  başkanlığına aday

  İşte  size Gebze sayesinde yakalanan bir başarı hikayesi.. Gebze ticarat odasında  hafta sonu önemli bir toplantıya  katıldım. Toplantıyı takip ederken geçmişi  ve Gebzeyi düşündüm.   1983 yılında Gebze’nin ilklerinden  olan  Otan dersanesinde, genç bir gazeteci olarak ; heyacanlı, hareketli kabına sığmayan   genç  bir  öğretmenle  tanışmıştım.  Bu genç öğretmen, dersanenin  sahiplerinin damadı oldu.  Gebze’de  evlilik yapmıştı, Gebze’de iş kurdu, siyasi, sosyal ve kültürel  alanda hızla yükseldi ve  bugün  Gebze Ticaret  odasına aday adayı olduğunu açıklıyordu. GTO’da gördğüm  manzara ,Muş’un Malazgirt  ilçesinde  sade bir aileye mensup  bir  gencin Gebze  sayesinde  geldiği  başarı  hikayesiydi. Gebze’nin büyüklüğünü bir kez daha  görüp ve yaşamıştım..

     Evet  bu başarılı  öğretmen genç, Gebze’nin önemli işadamların’dan  değerli  arkadaşım sayın   Nail  Çiler’den başkası değildi… Muş’un Malazgirt  ilçesinden  Gebze’ye gelip  ev ve işini kurmuş. Bugün de  ekiibi ile  Türkiye’nin  en büyük Ticaret Odası GTO’nun başkanlığına  aday adayı  olmuş.  Bu başarı  sadece  sayın Çiler’i değil  Gebze’nin başarısı…GTO’nun kuruluşunu yakından  takip  edip gazeteci olarak destek olmuş  birisi olarak sayın  Çiler ve ekibini  kutluyorum.  Kazanmak ve kaybetmek önemli değil. Önemli olan Gebze’de olmak, Gebzeelilik bilincine  sahip olmak.

 *Gebze Gazetesi’nin Gebze’de başarısı ikinci kuşak.

 Evet bendeniz de Giresun’un  Espiye ilçesi Soğukpınar beldesinde  sade bir  ailenin çocuğu olarak  dünyaya geldim.1975 yılında  ilk kez Gebze ile ilişkim oldu  ve 1982 yılında Gebzeye gelip yerleştim,Gebze’de Ankaralı bir aile’nin kızı ile evlendim. Gebze’de iş kurdum,yurut ,yuva ve  3  çocuğumu Gebze’de büyüttüm.

    25 yıl önce kurduğum  Gebze Gazetesini bugün  kardeşim  Yunus bey  ile  sevgili oğlum Emre’ye  devr  ettim. Önceki  gün  oğlum  Emre bana bir süpriz yaptı ve  Gebze  gazetesi ‘nin Çayırova ekini çıkardı.  Çayırova  ekini elime  aldığımda  bir çocuk gibi   heyacanlandım. Tıpkı 1983 yılında Gebze’de ilk köşe  yazımın yayınladığı Uyanış gazetesini    elime  aldığım gün yaşadığım heyacan ve mutluluğu  yaşadım.  Kahraman ailesi olarak bu başarıyı   önce Allah  cc sonrada Gebze ye  borçluyum.   Gerçekten Gebze’de yaşmak Allah cc  bir lütuf ve nimeti. Gebze’nin kadr-u kıymetini   çok iyi bilip vefa borcumuzu  ödeyelim.   Gebze’ye vefa borcumuzu ödemek için, Gebze’de  resmi  ve özel  kurumlarda  görev  yapanlar, fabrika ve işyerine sahip olanlar  evlerini İstanbul ve İzmit’den  Gebze’ye  taşıyarak  Gebze’ye  vefa borcumuzu ödemeye başlayadı.

Oğlum Emre Kahraman’ın Hazırladığı Çayırova  eki’nin  baş yazısını  köşeme alıyorum.  Birlikte okuyalım…

Emre Kahraman’ın Kalemin’den

     Köy’den  ilçeye  Çayırova’nın hikayesi..

   Elimde kamera ile  Belgesel yayıncılık adına  Çayırova’nin  belgeselini çekerek bazı ulusal ve yerel tv kanalında  yayınlanmasını sağlamıştık.

    O zaman   Çayırova’nın  ilçe olacağını  söylemek ve düşünmek bile mumkun  değildi.  Çayırova önce köy,Sonra belde ve  şimdide   ilçe oldu…

    Belediye başkanı sayın  Dr. Faruk Taşçı’nın desteği ile hazırladığımız belgeselden sonra şimdi de Gebze Gazetesi olarak Çayırova ekini hazırlıyorum.

    Gelecekte  Çayırova ile ilgili daha kapsamlı kültür çalışmaları  yapmayı  planlıyorum.

* Köyden ilçeye  Çayırova..

”Orada bir köy var uzakta…

” Gitmesekte gelmesekte..

”  o köy bizim köyümüzdür..

    diyor  şair.  Çayırova, Güzeltepe, Akse köyü,Şekerpınar  hem adları hemde kendileri  hızla  büyüdü. gelişti .önce  köy sonra  iki bede belediyesi ve   bugün’de  büyük hemde çok büyük  bir ilçe oldu..

 Gidip gelinmeyen  köy artık  Çayırova ilçesi oldu. Üstelik adı tarihi bir şahsiyet  olan, çağ açıp, çağ kapayan Fatih Sultan Mehmedin  otağını kurduğu ve ebedi aleme göç ettiği  tarihi Hünkar çayırın’dan  yani  Çayırova’dan  adını alan bir ilçe oldu.

Çayırova  ilçesi’nin hikayesi. Türkiye’de en  kısa sürede hızla gelişen  ve küçük bir köyden  çok kısa bir zamanda iki  belde belediyesi ve  daha sonada ilçe olmayı  hak edip başaran  tek bölge  Çayırovadır.

 Çayırova’nın hikayessi  Türkiyenin’de geişmişlik sürecini göstermekte. Çayırova  sadece yeni bir ilçe değil. Tarih, kültür, sanayi,ticaret ve kentleşme sürecin’de  örnek bir bölgedir.

  Çayırova ilçesi   dünya  kenti olacak

     Çayırova  ilçesi yakın bir gelecekte  Kurtköy Hava Limanı, Gebze-Halkalı Hızlı  Tren, Körfez Asma köprüsü, D-100 karayolu ve Oto yol ile   sadece Kocaeli  ile İstanbul arasında  yeni bir ilçe değil. Türkiye ve dünya çapında   önemli   bir   bölge  olacaktır. Bölgeye baktığımızda  Marmara denizine  hakim, planlı, geniş yol ve  düzenli alt yapıya sahip  Çayırova’dan başka  bir bölge yok. Çayırova’da  çok modern  konutlar  ve siteler yükseliyor. Sanayi ile  konut bir biri ile uyum içinde yapılıyor.  Çayırova ilçesi  geçmişde  Güzeltepe ve Şekerpınar belediyeleri sayesinde  yeşil  bir çevre  düzenli bir  bölge olma şansını yakalamıştı.

 *Çayırova  sorunlarını aşacaktır.

 Her yeni ilçe gibi  Çayırova’nın büyük ve  çeşitli sorun  ve sıkıntıları  olabilir. Bu sorunlar   hızla  çözümlenecektir. Yeter ki  Güzeltepe ve Çayırova ayrımı yapılmasın.  İki önemli belediye  Şekerpınar ve  Çayırova’nın bir araya gelmesi ile  kurulan  Çayırova  ilçesi birlik ve beraberlik içinde  sorunlarını  hızla çözecektir.  Çayırova ilçesinin Türkiye’nin her bakımdan   cazibe merkezi olabilmesi içn  öncelikle  sen ben değil biz  prensibine  sahip olmalı.

 

*Şikayetler zaman içinde  çözümlenecektir.

 Gebze gazetesi olarak “Çayırova” ekini   hazırlarken  halkın  bir çok istek ve şikayetini  de dinledik. Özetle  bunları  sizlerle   paylaşmak  istiyorum.

  -Çayırova halkı ilçe olduktan sonra Gebze’den  gelen  2 mahallenin sömürülmüş olduğunu,  Sahil cepemizin alındığını sosyal merkezlerin bulunmadığını. Söylüyorlar.

– Kaymakamlığın Şekerpınar’a gitmesinden  şikayetçi oludukları  bildiriyorlar.

-Çayırova’nın ilçe konumunda olmamasından çarpık kentleşme ve belli bir merkezi olmadığından  dert yanıyorlar.

 – Biz bu eki hazırlarken muhtar adayları ile meclis üyeleri ile ilçe başkanlarıyla görüştük. Önemli bilgiler verdiler.

Herkese teşekkür ediyoruz. Bu sorunlar tümü ile yakın bir gelecekte çözümleneceğine inanıyorum. .

   Sorunların çözümü  de  birlik ve bereberlikten ge eçiyor.

   Çayırova  belgeselini  biz hazırlamıştık.

 Evet elİnizdeki  eki hazırlayan   bir gazeteci  olarak geçmiştde  Çayırova ile iligili  ilk  belgeseli biz  hazırlamıştık.

  Çayırova ile ilgili  elimizde bir   çok  bilgi ve belge bulunmakta. Zaman içinde bu bilgileri sizlerle  paylaşacağız.

   Çayırova ilçesinin geleceği çok parlak ve  Çayırova belkide  gelecekti   İstabul ile  Kocaeli  arasına kurulacak yeni ilin  merkezi olacaktır.

Dilovasın’dan Sanayi Ovasına…

Dilovası, bir zamanlanların , Diliskelesi, İzocamı,  Nasaşı, Aşağı çerkeşlisi mahallesi,  Aşğı çerekeşli köyü yakın bir geçmişte  Dilovası beldesi  oldu  ve şimdi de  Dilovası   ilçesi  haline geldi..

Dilovası kısa tarihi geçmişinde baş döndürücü hızla  gelişti… Büyüdü kabına sığmaz oldu. Buraya bir biri ardına fabrikalar  kuruldu.  Dilovası’nın  ilk  fabrikaları  Çolakoğlu ve  İzocam dı.

Dilovası bölgesine ilk elktiriği merhum  sanyici Mehmek Çolakoğlu getirdi.. Fabrikalar bir bir kurulmaya başlayınca  Anadolu’dan  insanlar aş ve iş bulma umudu ile bölgey  akın  etti.

Dilovası’nın  dünden, bugüne ve bugünden geleceğe nasıl büyüdüğünün en önemli göstergesi  çok sısa zamanda mahalleden  önce  belediye  şimdi de ilçe olmasıdır…

Dilovası  artık   yep yenin bir ilçe. Dilovası  ilçe olmanın  tüm nimetlerini   yaşayarak  gelecekte  Sanayiovası   adını almay çoktan    hak  etti.

Dilovası‘nin  geçmişte olduğu bugün de bir çok sorun ve  sıkıntısı  var.  Dilovası’nın adı  çevre kirliliği…  Kanser ovası, kaçakçılık,  Ergenekon olayları gibi kötü  şeylerle  anıldı.

Artık bunlar geçmişde  kaldı.  Kaymakamı, belediye  başkanı ve diğer  daire  müdürleri  ile  Dilovsı    yakın bir gelecekte sadece Kocaeli’nin  değil Tüm Türkiye’nin  önemli bir sanayi  ilçesi olacak ve adından  Sanayi ovası  olarak  söz ettirecektir.

25 yıldır bölgede yayın  yapan Gebze Gazetesi olarak    elinizdeki ekle Dilovası’nın  tarihine not düşmek istedik.

Türkiye yakın bir gelecekte Sanayi Ovası il gurur duyacaktır

Büyük İsrail, Yahudi Lobileri ve Başbakan’ın Anlamlı Tavrı..

 Dünya kamuoyu Türkiye başbakanı  Erdoğan’ın İsrail   Cumhurbaşkanı  Pres’e haddini  bildirmesini konuşuyor. Türkiye’nin  Gazze’de yaşanan insanlık z dramına tavır koymasının  bana göre asil nedeni  tehlikenin  farkında olması.  Şu önemli  gerçeklerin  altırı bir kez daha kalın çizgilerle  çizelim..

   “ Ortadoğu’da İsrail’in   çıkarına olan her şey, Türkiye’nin aleyhine . İsrail’in gerçek hedefi  Türkiye. İsrail bölgede sözü dinlenen  lider bir Türkiye görmeki istemiyor. Güçsüz ve içine kapanmış   bir Türkiye olmalıki. “ Nilden Fırat’a büyük İsrail devletini  kursun” Artık oyun bitti ,Türkiye bölgenin  lider  ülkesi.Türkiye bölgede savaşlar olmasın ,çocuklar ölmesin ve  herkes mutlu yaşasın, Büyük İsrail devleti  kurulmasın istiyor.

  İsrail Devleti’nin geçmişine  bakmadan bugünler anlaşılmaz.

 * İsrail devleti nasıl kurulmuştu ?

 Dünya Yahudi lobisi,  Osmanlı yıkılmadan İsrail devletinin kurulmayacağını  çok iyi biliyordu. Dünya Yahudi  kangresi’nin  toplandığı İsviçre’nin Basel şehrinedeki  gölün kenarın’da dağ ve göl  manzarasına  bakıp İsrail  devletinin nasıl kurulduğunu düşünmüştüm.

     Siyonist Yahudiler  önce Osmanlıyı  yıkmaları gerekiyordu.  600. Yıllık bir çınarı yıkmak   mumkun değlildi. Önce Sultan Abdülhamti  alaşağı  etmek  gerekiyordu.

   Trablusgarp  savaşları,Birinci ve İkinci Balkan Savaşları’nı  çıkartıp, Osmanlı coğrafyasındaki  Ermeni ve  Rum gibi azınlıklar  ayaklandırılmalıydı.  Osmanlı iyice zayıflatıldıktan  sonra Öldürücü   darbe birinci cihan harbı  ile vurluyordu.

  *  Osmanlı; İsrail’in  göz diktiği Filistin’den  nasıl çıkartıldı ?

   Osmanlı’nın Yahudilerin devlet kurmak için göz diktiği Filistinden çıkartılması kaolay  olmadı. Hanımı  Yahudi  olan, İttihat Terakki Örgütü’nün  3  önemli isminden  Cemal paşa  emrindeki 650 bin  mehmetçiğe rağmen  birinci cihan harbinde. Önce  Süveyiş kanalını, ardından Gazze, Filistin, Kudüs, Lübnan, Ürdün,  Suriye ve  Halep’den bir kaç yılda çekiliyordu.

    Cemal Paşa’nın  çok büyük yanlışları ile   Osmanlı  bölgede   yüzbinlerce   mehmetçiği şehit  ve  onbinlerce   mehmetçiği esir  bırakarak  çekildi.

*  Osmanlı, Savaşı neden kaybetmişti ?

 Cemal  Paşa, Yahudilerin  sonradan  devlet kuracağı  Filistin tapraklarında, İngilizlerle savaşırken,  dünya Yahudi  lobisi çok iyi çalışıyordu.  Hayfalı bir yahudi aile’nin kızı  Türk karargahıne çok rahat girip çıkarak  İngilizler için  casusluk yapıyordu.

  Eşi Yahudi olan Cemal paşa’da  Türük-Arap düşmanlığının temelerini atıyor. Bir çok  arap aydını  ya   idam ediliyor,  veya  sürgüne yolluyordu.

  Siyonist  Yahudi  lobileri  boş  durmuyor.Zehirli gazlar, açlıktan ve çeşitli yöntemlerle  İngilizlerin  vahşice   şehit ettiği   mehmetçikleri  arapların  öldürdüğünü yayarak, Türk-Arap düşmanlığını  körüklüyordu.

   İngilizlerin, Mısırdaki esir kamplarında onbinlerce  esir mehmetçiğin  gözlerini kör ettiği,Filistin, Gazze ve  ve Kudüs çephelerinde zehirli  gaz kullanak savaş suçu işlediğini  yeni yeni  araştırıp öğrenmekteyiz..

    Türk – Arap düşmanlığı  tüm bölgeye  yayılmadan bölgede  bir  Yahudi devleti kurmak mumkun değildi.

    Cemal paşa  komutasındaki  Osmanlı ordaları  Kudüs’den  çekilirken, İngiliz   dışişleri bakanı ‘da  Filistinde  topraksız millet dediği  Yahudilere   devlet   kurma müjdesi veriyordi. Birinci cihan harbı ile  ilk aşama tamamlanıyor, .Yahudilerin   devlet kuracakları  Filistin  bölgesi,  Osmanlıdan çıkartılıp, İngiliz   sömürgesine  giriyordu.

*İkinici Dünya harbi niçin çıkartılmıştı ?

Osmanlı’nın bölgeden çekilmesi  ile Yahudiler    Filistinden   toprak satın almaya başlıyor  ve  ikinci dünya harbi içinde lobi yapıyorlardı.

   Dünyadaki  zengin Yahudileri  kurulacak İsrail  devletine getirmek   kolay değildi. Keyfine çok  düşkün  olan  zengin yahudiler   kurulacak İsrail  devletine  gitmeleri için Hitler denen  gizli bir  Yahudiye  sözde bir  Yahudi  soykırımı yaptırılıyor ,ikinci dünya habrı ile  dünya bir kez daha  kana bulanması gerekiyordu.  Bir oldu biti ile  ikinci dünya harbide  başlar,Onlarca milyon  masum insan  ölür.  İkinci  dünya harbinden  sonra  kurulan  ilk  devlet   İsrail olur.  Türkiye vakit geçirmeden, dinci,  siyonist İsrail  devletini tanıyan  ilk  ülkeler arasında  yer alması gerçekten çok ilginçtir.. .

*Tarih bilincine sahip olmak her şeye sahip olmaktır.

   Bendenizin bir tesbiti var.Tarih, tarihin yazıldığı ve yaşandığ  yerlerde araştırılıp yazılmal. Tarih bilincine  sahip olmayan hiç bir şeye sahip olamaz.  Tarih bilincine sahip olmak her şeye  sahip olmak demektir.

   İkişer kez,   İsrail, Mısır, Suriye ve Ürdün’e gidip  araştırma yapıp   belgesel çektim.  Bir gazeteci ve belgeselci   olarak bölgeyi çok iyi bilip ve  tarihde yaşananları yeniden yorumlamak gerektiğine inanıyorum.

  Yahadiler; Türkiye’nin de  içinde bulunduğu  Nil’den  Fırat nehrine kadara olanı bölgede büyük Yahudi  oevleti kramak istiyor.   Türkiye bölgenin  lider ve büyük bir gücü.İsrail tıpkı Osmanlıyı  bölgeden çıkardığı  gibi,Türkiye’yi içten çökertmedikçe  “Nil’den Fırat’a”  Büyük İsrail  devletini kuramayaçaktır.  Bana göre  PKK terörü  başta olmak üzere  içte ve dışda  Türkiye’nin  aleyhine  olan  bütün  olayların  arkasıda  İsril ve Mosad  bulunuyor.

    Geçmişde olduğu gibi  bugünde Milleti sadıka  dediğimiz,  Ermenileri  gizli gizli Türkiye’nin aleyhine  kışkırtan  dünya  Yahudi Lobisidir.

   ABD’deki Yahudi lobileri, sözde soykırımı engellemek için Ermeni  lobileri   üzerinde  baskı yaptığı söyleyrek bizleride  inandırımak istiyorlar.

      Başbakan’ın Davos’da  ortaya  kayduğu  anlamlı  tavır çok önemli. Aba altından  Ermeni sopası  gösteren Yahudi lobilerinin gizli ve sinsi planlarını  Keşke Türkiy kamuoyu bilebilse.

   Acı ama gerçek,Türkiyedeki  yahudi lobileri  çok  sinsi . Keşke Türkiyedeki Yahudi lobilerinin,  İsraildeki  Yahudi lobilerinden çok daha güçlü olduğunun  farkına  varabilsek…

  *Türkiye’deki  Yahudi lobileri ?

 Acı ama gerçek bu. Bugün sözde  müttefikimiz,  dostumuz…ve hatta stratejik ortağımız  olan   İsrail’de kaç Türk girişimci  firma  iş yapıyor. Demirele  rağmen  Telaviv hava linanı inşaatını  yapan Ceylan inşaat bile  iflas ettirildi ? İsrail’de iş yapan  bir kaç Türk firması var.

   Peki  Türkiye’de  (Türk Vatandaşı Yahudiler hariç) Kaç  İsrailli yahudi  firması var?  5 yıl önce 1500   büyük firmanın olduğu söyleniyordu . Bugün kaç firma  olduğunu  bilmiyoruz. GAP ve Çukurova  bölgesinden yabancılara satılan yerleri  kimler ve hangi  gizli firmalar alıyor ?

 İsrailli  hamile  kadınlar çocuklarını acaba  neden  Gap ve Çukurova bölgesinde  doğuruyor. İsrailli  türistler  acaba neden  Türkiye’nin  su havzası ve  organik  tarım merkezi  olmaya aday  Karadeniz  bölgesinde  ne yaparak geçiriyorlar? Neden?…. Neden?…Neden?… daha bir çok neden ve niçinler  var.

   Ancak acı bir gerçek  daha var “ Türkiyedeki  Yahudi  lobileri’nin  İsarildeki Yahudi lobilerinden  çok daha  güçlü  olduğunu bilememiz.

*Başbakan’ın Davosdaki Tavrından bizdeki Yahudi lobileri neden  rahatsız oldular?

  Türkiyedeki  Yahudi  lobileri  Başbakan Erdoğan’ın  Siyonsit  ve bebek katili İsrail’in  Cumhur başkanı   Peres’e,   tavır koymasından  en çok  Türkiyedeki   Yahudi labileri   üzülmüş. Vah…vah…

    Hiç üzülmesinler. Artık  mızrak çuvala sağmıyor..Türkiye ve Türk kamuoyu çok  iyi biliyor. İsril Güçlü ve zangın  bir Türkiye istemiyor. Türkiye’nin güçlü   olması İsarailin aleyhine..İsril in  gizli ve asil hedefi , ne Hamas. ne  Suriye ve nede İran… İsrail;  Nil’den  Fırata büyük İsaril  devletini kurmak için  tıpkı Osmanlıyı  yıkıp  yok ettiği gibi  Türkiyeyyide yıkıp  yok etmek   istiyor.

     *Son sözüm şu ;

 Basel’de  İsril  devletini  kurmak için  Dünya Yahudi  kongresi toplandığında  Osmanlı 3 kıtada hüküm sürüyordu. Bir çokları tıpkı bugün olduğu gibi  İsrail  devleti’nin  kurulacağına inanmıyordu

  Osmanlı  yıkıldı  ve  50  yılda İsrail  devleti  kuruldu.Türkye uyanmalı. Türkiye kendi sınırları içinde  büyük İsrail   devletinin  kululmasını  engellemek  için  öncelikle Türkiydeki   gizli ve açık  Yahudi labiberi  ile mücadele etmeli..

    Başbakan ve  Türkye’nin  Davos’daki  İsrail  tavrı, Büyük İsril devleti’nin  kurulmasını önlemeye  yöneliktir.

    Türkiye’nin aleyine  olan her şeyin arakasında  siyonist  Yahudi   lobileri  gerçeği vardır.Bu gerçek   Devlet tarafından fark edilmiştir..

Sanayi Bakanı Ergün ve Deprem Gerçeği….

Yıllar gelip geçti. Daha dün gibi hatırladığım 17 Ağustos 1999 depremin üzerinden 10 yıl geçti. Depremi Gebze’de yaşayan biri olarak o günlerde yaşanan sıkıntıları yerinde görüp yazma fırsatı bulmuştum

Bugün 15 Ağustos. İki gün sonra büyük depremin yıldönümünü geliyor. Gazeteci ve belgesel tv proğramcısı olarak, günlerdir Deprem ile ilgili çok önemli araştırmalar yaptım. Depremi, depremin yaşandığı bölgelerde araştırma yapıp belgesel cekimi yaptım

Bugün baktığımızda 17 Ağustos’dan ders çıkarılmamış, Gittiğim bir çok bölgede hiç bir hazırlık yok. Deprem unutulmuş gibi

Bugün Gebze bölgesinde 13 OSB bulunuyor. Her birinden binlerce tonluk yakıt tankları mevcut. Özellikle Dilovası sahillerinde bir çok yakıt tankları patlamaya hızır bir bomba gibi duruyor. OSB’lerin depreme duyarsız kalışı çok düşündürücü. Konu ile ilgili gazetemizde geniş çaplı haber yaptık. Haber üzerine 13 OSB’den sadece GEPOSB duyarlı davranarak, deprem ile ilgili yaptığı çalışmaları gazetemize gönderdi. GEPOSB’un gönderdiği açıklamaya bugün gazetemizde arkadaşşlarımız geniş yer verdi.

GEPOSB, bünyesinde bulundurduğu Arıtma tesisi ile geçtiğimiz aylarda çevre ödülüne layık görülmüştü. Bugün baktığımızda GEPOSB her konuda önlem alıyor. Ya diğer OSB’ler. Diğerleri ne yapması gereken arıtma tesisini yapıyor, Nede deprem ile ilgili ne gibi çalışmalar yapmışlar açıklama yapmaktan kaçıyor. Bu durum çok üzücü.

Yıllar 1999 gösterirken, bugünün sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, depremi Derince Belediye Başkanı olarak yaşamıştı. Sayın Bakan, Depremi yaşayan bir belediye başkanı olarak bölgesinde ne gibi sıkıntılar yaşandığının çok iyi farkında olduğunu düşünüyorum. Bugün Sayın Nihat Ergün’e çok büyük bir görev düşüyor. Sanayinin kalbi konumundaki Gebze bölgesinde çok ciddi bir OSB araştırma yapması gerekiyor. OSB’leri her konuda denetleme yapmalı. 17 Ağustos yaklaşırken, sayın bakandan ricamız bölgemizde bulunan OSB’lerin depreme ne gibi hazırlığı olduğunu takip etsin ve kamuoyu ile paylaşsın

Evet yıllar gelip geçti. Deprem sadece 17 Ağustos yaklaşırken gündeme geliyor. Artık Deprem’i depremin yıl dönümü yaklaşırken değil her zaman hatırlamayız

Bizden uyarması. Sanayi kenti Kocaeli bölgesindeki sanayi kuruluşları depreme hazır değil. OSB’lerde  bile  yeterli  deprem önlemi yok.

Başta  Sanayi Bakanı Nihat Ergün olmak üzere,Büyükşehir Belediyis ve Kocaeli Valiliğine büyük görev düşüyor.  Deprem’le ilgili önlemler alınsın. Depremi unutmayalım  ve unutturmayalım

Uyuşturucu Çetelerine Dikkat

 Okullarımız yeni eğitim yılına   başladı. Anne babalar dikkat. Zira uyuşturucu çeteleri her yerde kol geziyor. Çanımızı emanet ettiğimiz emniyet güçleri arasından bile uyuşturucu baronu  ve çete elemanı’nın  çıkması  tehlike ve  tehdidin  büyüklüğünü gösteriyor.  Hemen belirtelim  polis teşkilatı  çok  önemli.  Bazı  çürük  elmalara rağmen  Polis  teşkilatı Türkiye’de en güvenilir teşkilatının başında   geliyor. Son yıllarda polis teşkilatı   başarılı çalışmalara  imza atmasaydı bir çok insanın canı yanar ve  serseri bombalar  bir çok insanımızı öldürürdü.

    Emniyet  Genel Müdür  yardımcısı  Emin  Aslan’ın uyuşturucu çetesi bağlantısı  çerçevesinde tutuklanma kararı  çok önemli. İstanbul’da gerçekleştirilen uyuşturucu operasyonuyla ilgili süren soruşturma kapsamında hakkında tutuklama kararı çıkan Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Emin Aslan, Emniyetin iki numaralı ismiydi.

    Olaya nereden bakarsanız bakın üzücü ve düşündürücü.

* Veliler  Çocuklarına sahip çıkmalı.

     Veliler artık çocuklarını birer hafiye gibi takip edip uyuşturucu çetelerinden   korumak zorunda. Her veli kendi çocuğunu takip edip uyuşturucu ve diğer kötü alışkanlıklardan  bir polis gibi korumalı.

Veliler maddi ihtiyaçtan çok çocuklarına sevgi ve özveri göstererek onları olası tehlikelerden korumalıdır. Çocuklarımızı büyük tehlikeler bekliyor. Bizler bunları göremiyoruz. Ancak son olaylar bizlere bir kez daha gösterdi ki çocuklarımızı kimselere teslim etmemeliyiz.

Emniyet müdür yardımcısı ve iki polis memuruna tutuklama kararı çıkartıldı. Çetelerin kol gezdiği ve hemen her gün olumsuz bir olayla gündeme gelen Gebze’de de anne babalar çok dikkatli olmalılar. Okul kapılarında çocuklarımıza musallat olan ve onları bekleyen kötülüklerle baş başa bırakmamalıyız Gebze’de kol gezen tehlikenin farkına varmalıyız.

  Hiç Öz eleştiri yaptık mı?

     Kendimize şu soruları hiç sorduk mu? “ Geleceğimizin teminatı  olan çocuklarımıza ne kadar sahip çıkıyoruz?  Onların iyi yetişmesi için ne kadar zaman ayırıyoruz? En önemlisi devlet, Anayasa teminatı altındaki gençleri kötü alışkanlıklardan ne kadar koruyor?

     Evet gençlerimiz büyük bir tehlike altında köşe başları  kötü niyetli  kişiler ve çeteler  tarafından  kuşatılmış.Başbakan önce  devlet olarak  gençlere  sahip  çıkıp   yükümlülüğünü  yerine  getirmeli.Ama her şeyi devletten beklemeden de kendi kendimize   sormalıyız? Biz çocuklarımıza ne kadar sahip çıkıyoruz ?

   *  Gençlerimiz  uyuşturucu  tehdidi altında

  Bilimsel verilere göre Uyuşturucu  ve kötü alışkanlıkların  önce   sigara ile başladığı   bilinmekte .  Yıllar sonra devlet bu gerçeği gördü ve Sigaraya karşı  geç de  olsa  amansız bir savaş başlattı. Gebzeliler  uyanık  olmalı. Gebze’yi  İstanbul’un  uyuşturucu,çete ve hırsızlık  üssü yaptırmamalı. Gebze’nin adını  çok iyi noktalara çıkarmak hepimizin görevi  polise  her  alanda  destek olup  sahip  çıkmalıyız.

 *Gençlerimizi bekleyen  en büyük tehlike işsizlik

Sanayi kenti olan Gebze’de   işsiz  sayısı  hızla artıyor. Resmi verilere göre Gebze’de  on binlerce  işsiz var. İşsizlerin büyük çoğunluğu  gençler.

En basit işe bile  üniversite  mezunları  baş vuruyor. Yıllarca  büyük  çaba  harcayıp   okuyan  gençlerimiz  iş bulmak için kapı kapı dolaşıyor.

Geleceğinden emin olmayan ve ekmek parası için  bütün imkanını  seferber eden gençlerimiz  devletinden umudunu kesmemeli. Devlet önce gençlere eğitim ve   iş  imkanı  sağlamalı.

Gebze  Türkiye’nin  sanayi  merkezi.   Gebze’deki fabrikalar neden   işçilerini İstanbul ve İzmit’den  alıyor ?  Her gün sabah ve akşam binlerce servis aracı İstanbul ve İzmit’e işçi götürüp getiriyor.

Siyasiler, sendikalar ve Gebze kamuoyu işte önceliğin Gebzeli Gençlere verilmesi için baskı gücü oluşturmalı.