Notice: wp_enqueue_script hatalı çağırıldı. Betikler ve stiller wp_enqueue_scripts, admin_enqueue_scripts, ya da login_enqueue_scripts kancalarından önce kayıt edilmemeli ya da sıraya alınmamalıdır. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 3.3.0 sürümünde eklendi.) in /home/belgesel/public_html/wp-includes/functions.php on line 4152
Mayıs 2014 – Sayfa 7 – Belgesel Yayıncılık

Hayır hizmetinde yarışmak…

Kültür ve  medeniyet tarihimize baktığımızda.Vakıf medeniyetimizde  karşılıksız hizmetler yapıldığını görürüz.  Hayır severlerin  eğitim, ibadethane, çeşme, köprü, yol ve diğer hayır hizmetleri ile karşılıksız hizmet yapmaları  sadece bizim kültürümüzde vardır.

Hiç bir şey beklemeden  devlet ve millete hizmet olsun diye  bugün bir çok hayır  sever insanımıza  karşılıksız himet yapmaya devam ediyor.

Milli eğitimin %100 eğitime katkı kampanyası, işadamları ve sanayicilerimizin  okul  yapmaları. Bizzat devletimiz tarafından eğitim kampanyaları düzenlenmesi çok güzel bir oluşum.

Çevremizdeki camilere baktığımızda bunların  vatandaşların kendi imkalqnları ile yaptığını görmekteyiz.

Gebze Mustafapaşa vakıf ve külliyesi vakıf medeniyetimizin ihtişamlı geçmişini yansıtırken, 500 yıldan beri Mustafapaşı’nın adanı hayırla  andırmakta.. Mustafapaşa vakfı ile birlikte bugün Gebze’de tesbit edilen 19 Osmanlı vakfı bulunmakta.

   Evet bugünde insanımızın karşılıksız hizmetleri devam ediyor.

  *  Sizde kermese gidin

İhtiyaç sahibi öğrencilere destek amacıyla  Cumhuriyet meydanında  düzenlenen kermesin dün  açılışa katılma fırsatı buldum. Hayırseverlerin katkılarıyla el emeği göz nuru giyim ve gıda ürünlerinin satışa sunulduğu ve 5 gün açık kalacak kermes ilk günden büyük ilgi görmesi çok güzel. Sizlerinde bu kermesi ziyaret etmenizi tavsiye ederek

Hafta sonuna kadar açık kalacak ve geliri öğrencilerin ihtiyaçları için kullanılacak kermeste hanımların el emeği ve göz nuru eşyaları sergileniyor.

 Hayırsever kadınların büyük özveri  ve fedakarlık yaparak uzun bir çalışma sonucunda hazırladığı çeyizlik ve ev eşyaları uygun fiyata satışa sunulma herkes için büyük bir fırsat.

Hediyelik eşya, kadın, erkek giyim ürünleri, takım elbiselerin de satıldığı kermes, panayır alanını aratmıyor. Gıda ürünlerinde yer aldığı kermeste et ürünleri de satılıyor. İlk günden büyük ilgi gören kermeste ihtiyacınız olan giyim ve eşyalık ürünleri ucuz ve uygun fiyata satın almak ve öğrencilere okumasına katkımız olsun diyorsanız sizde kermese gidip alış veriş yapın

Gebze Belediye Başkanvekili Mehmet Külte, Başkan yardımcısı Ahmet  Kisbet, Milli eğitim şube müdürü Hakkı Özgür,  belediye meclis üyesi Cihangir Orhan, eski başkan yardımcısı Metin Gökçe ve çok sayıda davetlinin katılımıyla gerçekleşen Kermesin  açılışını  mutlu ve hayacanla  takip ettim.

 Her şey gençlerimiz için.

Evet  düşünceniz ne olursa olsun gençlerimiz ve  isanımıza hizmet  adına yapılacak çok şey var.  Sözü bir kenara bırakıp herkes kendi  bildiği doğrular çerçevesinde karşılıksız hizmetler yapmalı.

Bugün gençlerimiz  uyuşturucu, kötü alışkanlık, televole kültürü ve  stanizmin tehdidi altında. Gençleri  kötü alışkanlıklardan kurumak için hizmet kampanyaları başlatmalıyız.

GÜNDEM GEBZE’NİN GELECEĞİ

Gebze Ticaret Odası Başkanı Nail Çiler ve GTO yönetimini makamında kabul eden Gebze Belediye Başkanı Adnan Köşker, Gebze’nin yaşanılabilir çağdaş bir kent haline gelmesiyle marka şehir olacağını belirterek, “Gebze’yi marka şehir yapmak için tüm kuruluşlarla birlikte çalışmalıyız. Biz marka şehir çalışmalarına önderlik ederiz. Ancak tüm kuruluşlar, sivil toplum örgütleri ve vatandaşların da bu çalışmaya sahip çıkması gerekir” dedi.

KENTSEL DÖNÜŞÜM ŞART

Gebze’nin marka şehir olabilmesi için insanların insanca yaşayabileceği  ferah bir ortama kavuşturulması gerektiğini vurgulayan Başkan Köşker, “Gebze’de altyapısı eksik olan, çarpık yapılaşmanın yaşandığı mahallelerimiz var. Bu bölgelerde kentsel dönüşüm projeleriyle okul, sağlık merkezi, spor alanları ve sosyal tesisleri planlayarak vatandaşlarımızı rahatlatmamız, ferah ortamlarda yaşatmamız gerekiyor. Gebze’yi yaşanılabilir, çağdaş bir kent haline getirdiğimizde markalaşma yolunda önemli mesafe katederiz” diye konuştu.

KERVANSARAY İÇİN VAKIFLARLA  GÖRÜŞTÜK

Marka Şehir projesinde Gebze’deki tarihi eserleri açığa çıkaracak çalışmaların da önemli bir yer tuttuğunu kaydeden Başkan Köşker, “Eskiçarşı’yı yeniden yapılandırıyoruz. Çarşı Hamamı ve Çarşı Çeşmesi Eskiçarşı’daki  üstyapı çalışmalarıyla birlikte yapılacak düzenlemelerle açığa çıkacak. Kervansaray’ın açılması için Vakıflar Müdürlüğü ile görüşme yaptık. Vakıflar yüzde 60’ı istimlak edilen Kervansaray’ın açılması için harekete geçeceğini bize bildirdi” dedi.

KENT KONSEYİ CANLANACAK

Gebze Belediye Başkanı Adnan Köşker, Gebze Kent Konseyi’nin Gebze’nin ortak akıl platformu olarak harekete geçirileceğini belirterek, “Kent Konseyi’nde kadınlar meclisi, çocuklar meclisi, engelliler meclisi gibi yapılar oluşturularak Gebze için neler yapılabileceğine dönük projeler üretilecek” diye konuştu.

ÜNİVERSİTEYE SICAK BAKIYORUZ

Gebze Belediye Başkanı Adnan Köşker, Gebze’de üniversite açılmasına sıcak baktıklarını ifade etti ve “devlet veya vakıf üniversitesi Gebze’nin sosyal, kültürel ve ekonomik gelişimine çok olumlu katkıda bulunacaktır” dedi.

Gebze Ticaret Odası Başkanı Nail Çiler de, Gebze’nin markalaşmasında üniversitenin önemli bir rol oynayacağını ifade etti ve üniversite gelmeden Gebze’nin sosyalleşmesinin zor olacağını kaydetti.

16 MAYIS’TA  TARİH KÜLTÜR VE TURİZM GEZİSİ

Öte yandan Gebze Belediyesi ile Gebze Ticaret Odası’nın işbirliğiyle düzenlenen Tarih Kültür ve Turizm Etkinlikleri 16 Mayıs Cumartesi günü yapılacak. Gebze protokolü, Darıca, Çayırova ve Dilovası protokolünün de katılımıyla sivil toplum kuruluşları ve basın mensuplarıyla birlikte 16 Mayıs Cumartesi günü sabah 09.30’da Ballıkayalar’da kahvaltı edecek. Grup daha sonra sırasıyla Demirciler Konağı ve Hamamı, Çoban Mustafa Paşa Camii ve Külliyesi, Hünkar Çayırı, Eskihisar Sakız Ağacı Parkı, Osman Hamdi Bey Müzesi, Eskihisar Kalesi ve Anibal Mezar Anıtı’nı gezecek.

Esnafla istişare toplantısı yapıldı

Gebze Belediye Başkanı Adnan Köşker,  göreve geldikten sonra başlattığı esnafla istişare toplantılarının ikincisini Cuma Pazarı Caddesi(Şehit Numan Dede Caddesi) esnafıyla gerçekleştirdi.

İlk toplantısını altyapı çalışmaları başlamadan önce Eskiçarşı esnafıyla yapan Başkan Köşker, ikinci esnaf buluşmasında Cuma Pazarı olarak bilinen Şehit Numan Dede Caddesi’ndeki işyeri sahipleriyle kahvaltıda bir araya geldi.

ESNAF CADDE FESTİVALİ İSTEDİ

Gebze’nin köklü esnaflarından Ses Pazarlama’nın sahibi İsmail Kaya’nın işyerinde Başkan Adnan Köşker’le bir araya gelen Cuma Pazarı esnafı caddede festival düzenlenmesini istedi. Şehit Numan Dede Caddesi’nde kültür sanat festivali düzenlenmesini isteyen esnaf, Kent Meydanı inşaatının da esnafı mağdur ettiğini belirterek inşaatın bir an önce bitirilmesini istedi.

KÖŞKER: GENİŞ ÇAPLI TASARRUFA BAŞLADIK

Gebze Belediye Başkanı Adnan Köşker, esnafın sorunlarını ve Gebze’de yapılacak çalışmalarla ilgili öneri ve düşüncelerini aldıktan sonra yaptığı konuşmada şenlik, bu yıl şölen ve festival gibi etkinliklere en aza indireceklerini belirtti ve “bu yıl birkaç program dışında etkinlik yapmayacağız. Geniş çaplı tasarrufa başladık. Harcamaları planlı programlı yapacağız. Kent Meydanı’nı bitireceğiz ve esnafın mağduriyetini en aza indireceğiz. Kent Meydanı inşaatının bazı bölümlerinde su çıkıyor. Bazı sıkıntılar var. Onları aşmak için çalışıyoruz” dedi.

KENTLEŞMEK İÇİN SEFERBERLİK İLAN ETTİK

Gebze Belediye Başkanı Adnan Köşker, Gebze’de sorunların çözümüne halkın ve esnafın da katılımına büyük önem verdiğini ve bu doğrultuda vatandaşlarla, sivil toplum kuruluşları ile ve esnafla sık sık bir araya geldiğini söyledi. Başkan Köşker,  Gebze’nin öncelikle Gebzelilik bilincine ihtiyacı olduğunu vurgulayarak, göreve gelir gelmez kentleşmek için seferberlik ilan ettik. Gebze’nin kentleşmesine katkıda bulunacak herkesin görüşlerinden yararlanacağız. Bu dönemde kentsel dönüşüm başta olmak üzere, Büyükşehir Belediyemizle birlikte Gebze’ye sınıf atlatacak büyük projeler hazırladık. Dört büyük proje başladı” diye konuştu.

CUMA PAZARINI KALDIRMAK İSTİYORUZ

Cuma Pazarını kaldırmak için çalışma başlattıklarını ifade eden Başkan Köşker, bu konuda esnafın da desteğini beklediğini söyledi. Köşker, “cuma pazarını kaldırarak sabit, kapalı pazar alanı için araştırmalarımız sürüyor. Sabit, her gün açık olacak bir pazarı nasıl kurarız diye çalışma yapıyoruz” dedi.

Esnaf da, cuma pazarının kaldırılması için gereken desteği vermeye hazır olduklarını, Gebze’nin cuma pazarını kaldırmak için tarihi bir fırsat yakaladığını ifade etti.

Erzurum ve Giresun’dan Gebze’ye Bakınca

Bir gün ara ile  doyduğum  Gebze ve  doğduğum Giresun ile ilgili  panelde konuşma yaptım. Sadece Giresun değil  bir hafta önce  Erzurum’da  4 gün araştırma yaptığımda Gebze adına üzüldüm..

Gebze’deki  devlet hizmetlerine Erzurum ve Giresun’dan baktığımda  Gebze’nin nekadar ihmal edidiği görülmekte.Sağlık bakanı seçim bölgesi Erzurum’un her ilçesini büyük hastaneler ve  sağlık  kurumları ile donatmış.

Giresunlu KİT komisyonu başkanı  bölgeye  büyük yatırımlar yapmış. Gebze hak ettiği  devlet yatırımlarını malesef alamıyor.Gebze Fatih Devlet Hastanesinde doktor eksikliği yüzünden sağlık hizmetleri aksamakta.

Gebze sesini yükseltemediği ve deyim yerinde ise  ağlamalı.Ağlayan çocuğa mama verilmez. Gebze il dernekleri dahil tüm sivil toplum örgütleri siyasilere baskı yapıp  Gebze’nin hakkını İzmit ve Ankara’da aramalı.

Erzurum ve Giresun’dan  Gebzeye baktığımda Gebze’nin ne kadar içine kapalı olduğunu, sen ben kavgası yüzünden gücünü boşa harcadığı görülmekte.

Gebze gücünün ve büyüklüğünün farkına varmalı.

Devlet,hükümet ve büyükşehir belediyesinden hak ettiği hizmeti  tam ve eksiksiz almalı.

*  Mimarların  Panel ayıbı

GYTE ile Mimarlar Odası’nın “Gebze’nin Kültür mirası ve  Değerleri konulu  paneli”  güzel geçti.  Özellikle Gebze kaymakamlığının turizm haftası çervesinde Marka Şehir Gebze panaminden sonra düzenlenen  Kültür mirası konulu  panel  önemliydi.

Gebze’nin marka şehir olma yolunda ele alınan, ‘Tarihi Değerlerimiz, Kültürel Mirasızım konulu panelde Gebze  bir kez tartışmaya açıldı. Özellikle Gebze’nin tarihi eserlerinin, mimari ve estetik yapısındaki sorunlarının anlatıldığı panelde, kültürel miraslara sahip çıkılması ve korunması ön planda tutuldu.

Panel ve Mimarlar odası tarafından akşam verilen yemeğe  mimarların  büyük  bir  kısmının katılmaması  büyük eksiklikti. Odaya  kayıtlı 100 mimarın olduğu Gebze’de  panele çok az  mimarın katılması mimarların kendi meslek odasına  duyarsız kaldığını gösteriyordu.

* Kaymakam  Marka Şehir’de  kararlı.

Gebze Kaymakamı  sayın  Salih Karabulut, çok farklı bir  devlet adamı. Bugüne kadar Gebze’den çok sayıda kaymakam  gelip geçti.  İşte  bazıları, Şeref Artar, Atilla Yaşa,  Abdülkadir Güzeloğlu, İsmail Üstüner,  Hayrıllah  Yıldız, Tahsin Cimhur  Ersoy, Yıldırım Uçar, Mehmet Emin Avcı ve Salih Karabulut.

Bazı kaymakamlar unutulup gitti, ama bazıları isim ve eserleri ile yaşıyor. Şeref Artar GOSB’un kuruluşuna katkı veren. Atilla Yaşa eğitime önem veren bir isimdi.İsmail Üstüner, Hayrullah Yıldız ve  M.Emin Avcı  ciddi   devlet  adamıydı.

Kim ne derse desin sayın Karabulut farklı bir  devlet adamı kimliği ile  Gebze’nin marka şehir olma yolunda  büyük  atılım  başlatan bir isim, daha şimdiden  Gebzeye adını  yazdırdı.

Bana göre  bugün olmasa yarın , Gebze, Bilim, teknoloji, sanayi, ticaret, kültür ve turizmde  marka şehir olacaktır. Gebze  Marka şehir olmayı her yönüyle, her özelliğiyle  çoktan  hak etti.

Önemli bir  gerçek var eleştiri çok önemli. İster yıkıcı  ister yapıcı olsun şahsen ben tüm eleştirilerden ders çıkarırım. İş yapan insanlar eleştirilir.Sayın Karabulut dün oldukça kızgın, sinirli ve sertti.

Mimarların bile ilgi göstermediği  GYT ve  Mimarlar odasının  panelini sonuna kadar takip edip bir dinleyeci gibi zaman zaman katkıda bulunan kaymakam bey Gebze’nin mark  şehir olması için çok kararlı olduğunu gösterdi. Eleştiriler sayın Karabulut’a güç ve kuvvet vermişti.

 *  Marka Şehir Sözünü  ilk kez Başkan Köşker  söyledi. 

Kısa bir araştırma yaptım, Gebze’de ilk marka şehir  sözünü  söyleyen ve bunu seçim bildirgesinde de kayıt altına alan isim Gebze Belediye Başkanı sayın Adnan Köşker .

GYTE ve Mimarlar odasının panelinde konuşma yapan sayın Köşker, panellere önem veriyorum. Diyerek şunları söyledi.

… “Bu tür paneller bizim yapacağımız hizmetlerdeki eksikliklere de ışık tutuyor. Başarılı bir belediye başkanı halkıyla iç içe onal, kapılarını halkına açan bir başkandır. Gebze’nin marka şehir olması için sürekli olarak bir araya gelmeliyiz. Gebze’yi kültür ve sanat merkezi yapmak bizlerin elinde” diyor,

* GYTE  REKTÖÜRÜ PROF. DR. BÜYÜKAKSOY

GYTE Rektörü Prof. Dr. Ali Büyükaksoy, enstitü olarak Gebze’nin kalkınması, marka şehir ve modern bir kent olması için önemli çalışmalar ve başarılar sağlamaktayız. Gebze gerek Osmanlı, gerek Bizans dönemlerinde önemli bir kavşak noktasıydı. Aynı özelliğe sahip Gebze’de geçmişten geleceğe önemli adımlar atılarak, bu günlere gelmiştir. Gebze’nin marka şehir olması yolunda ve tarihi kültürel değerlerinin korunması yönünde bu tür panellere ihtiyaç vardır dedi.

GTO  BAŞKANI  ÇİLER:  GEBZE  MARKA ŞEHİR

GTO Başkanı Nail Çiler ise yaptığı konuşmasında, bizler zengin şehrin fakir bekçileriyiz. Gebze’mizin sosyalleşmesi lazım. Kendi markalarımıza sahip çıkmalıyız. Bugün sayısız tarihi değerlerimizi neden tanıtamıyoruz. Bir Hünkar Çayırımızı neden İstanbul’a yansıtamıyoruz. Gebze’nin tarihi değerleri, marka şehir olması yolunda önemli etkenlerdir dedi.

*SERDAROĞLU: GEBZE YAŞANABİLİR BİR KENT OLMALI

TMMOB Mimarlar Odası Gebze Temsilciliği Başkanı Mustafa Serdaroğlu da konuşmasında, Gebze’nin tarihinin yaşatılması gerektiğini belirterek, Gebze’nin çarpık yapılaşmasının önüne geçilmesi için kurum olarak katkı sağlamaya çalıştıklarını, Gebze’nin tarihi kültürünün koruma altına alınarak modern ve yaşanabilir bir kent haline getirilmesi gerektiğini söyledi.

GYTE Mimarlık Bölümü Başkanı Tülay Esin’in panel başkanlığını yaptığı oturumda, yaklaşık üç saat süresince konuşmacılar yaptıkları değerlendirmeleriyle, Gebze’nin kültür mirasları olan tarihi değerlerin korunması için önemli ve çarpıcı açıklamalar yaptılar.

—————-

Tarihi Anıtın çevresi çöp yığınlarıyla dolu. Duyarsız vatandaşların çöp atıklarına yetkililer de ilgisiz kalıyor

Görülmeyen rezalet!

Gebze’nin tarihi güzellikleriyle dolu Eskihisar’ı adeta çöp yığınları kaplamış durumda. Tarihi Osman Hamdi Bey Anıt Mezarının çevresindeki ağaçlık alan, adeta çöp deposunu andırıyor. Çevreye duyarsız vatandaşların atıklarıyla dolu Eskihisar’a yetkililerin de ilgisizliği tepkilere neden oluyor.

Muhteşem görünümüyle bölgemizin en güzel köylerinden biri olan ve tarihi zenginliğiyle bilinen Eskihisar, adeta çöp yığınlarıyla kaplı.

Halka açık çam ağaçlarının bol olduğu piknik alanlarında duyarsız vatandaşların çevre kirliliğine neden olduğu Eskihisar’da, adeta çevre katliamı yaşanıyor. Atık çöplerin adeta depolandığı Eskihisar’da, ortaya çıkan bu tablo görenleri de şaşkına çeviriyor.

TARİHİ DEĞERE SAYGISIZLIK

Gazetemizi arayan birçok vatandaşın şikayette bulunduğu çevre kirliliği ile ilgili görüşlerini belirten vatandaşlar, tarihi Osman Bey Anıt Mezarının yakınlarında ortaya çıkan bu görüntünün yetkililer tarafından dikkate alınmasını istediler.

YANGINA DAVETİYE

Çöplerin depolandığı Eskihisar çamlık alanında olası bir yangının çıkması da an meselesi olarak değerlendirilebilir. Sıcak yaz günlerinde yaşanan orman yangınlarından biri olma ihtimali yüksek olan bölge konumundaki Eskihisar çamlık alanına yetkililerin kısa sürede dikkat çekmeleri bekleniyor.

ÇÖPLER TOPLANSIN

Çamlık alanda depolanan çöplerin biran önce toplanması bekleniyor. Bilinçsizce atılan çöplerin çevreye verdiği büyük zararın yanı sıra, görüntü kirliliği de yaşatıyor. Yetkililerin bölgeye yönelik temizlik çalışmaları başlatması ve Eskihisar’da görülmeyen bu rezalete karşı gerekli önlemleri alması bekleniyor. (Mustafa KOCABAŞ)

Fatih Sultan Mehmed. Gebze ve Fetih Ruhu

29 Mayıs İstanbulun fethi ile ilgili bir çok resmi  ve özel toplantılar düzenlenecek.Fatih Sultan Mehmed  han anılıp, İstanbulun  fethi kutlanacak.Keşke bu yıl  yapılacak toplantılarda   Fatihı anlamak ve Fetih ruhu işlenebilse..

    Sizler bu  yazıyı okuduğunuz sırada  Ben’de  Elazığ Fırat  Üniversitesi  öğrencileri tarafından düzenlenen İstanbulun fethi  ve Fatih konulu  taplantıda   konferans vermek ve belgesel gösteriminde bulunmak üzere   Gakkoşlar diyarında olacağım..

    Fatih’in vefat ettiği Gebze hünkar çayırı perişan. Fatih’in İstanbula kurduğu ilk  kütüphane   yıkılmak üzere. Fatihin vakfiyeleri  işkal altında.Gönülleri feth ederek dünyaya nizamat veren Fatihin   şahsiyeti ve  misyonu çoktan unutuldu.

    *Fatih Sultan Mehmed  kimdir ?

 Fatihin Babası  İkinci Sultan Murad’dır.Annesi  Huma Hatun, doğumu 29 Mart 1432,vefatı 3 Mayıs 1481’dir.  Saltanatı 1451’de başlayıp 1481’de sona ermiş ve  30  yıl saltanat sürmüş.

     Fatih Sultan Mehmed Han, uzun boylu, dolgun yanakli, kırmızı, beyaz tenli, kıvrık burunlu, kolları adaleli ve kuvvetli bir padişahtı. Devrinin en büyük ulemasından birisi idi. Yedi tane yabancı lisan bilirdi. Âlim, şâir ve sanatkârları toplar ve onlarla sohbetten çok hosşlanırdı. Gayet sogukkanlı ve cesurdu. eşsiz bir kumandan ve idareci idi. Yapacagı işler hususunda, en yakınlarına bile hiç birsey sızdırmazdı.

Fatih Sultan Mehmed’in ömrü seferlerle geçti.  Yıkılmaz  diye bilinen doğu Roma imparatoru  Bizans’ı yıktı.  1200 yıllık  doğu Romanın başkenti  Ìstanbul’u fethetti.

 Ayasofya Kilisesi’ni camiye çevirdi. Kıyamete kadar cami olarak kalmasını istediği bu muhteşem mâbed için, mükemmel bit vakfiye yazdırttı. (Başbakanlık Arşivi Tapu Defterleri No: 20, 27, 167, 251) 1127 sene kilise, 481 sene de cami olarak kullanilan Ayasofya, 1934’de müze haline getirildi.

 * Fatihin Fethettiği  bölgeler

 Fatih, Enez’i, Galata ve Kefe’yi Osmanli topraklanna dahil etti. Limni, İmroz, Semendirek, Taçoz, Bozcaada ve Bosdan’i aldi. Belgradi muhasara ettigi zaman çarpismaya bizzat katildi. Alnindan ve dizinden ciddi sekilde yaralandi. 1458’de Mora’yi kısmen, bir sene sonra da Sırbıstan’ı tamamen aldıi. 1461’de Amasya’yı ve Ísfendiyar Ogullari Beyligini Osmanli topraklarina dahil etti. Trabzon Rum lmparatorlugunu ortadan kaldirdl. 1462’de Romanya, Yayçe ve Midilli’yi aldl.

   1463 senesinde Papa’nin büyük gayretleri ile toplanan ve savasa katilan herkesin alti aylik günahinin affolunacagi ilân edilen 20 devletin katildigi bir haçli ittifaki ile 16 sene savastl. 1463’de Bosna’yl fethetti ve Hersek’i de tabiiyeti altina aldi.

   1466’da Konya ve Karaman’i aldi. Arnavutluğu tamamen Osmanlı topraklarına kattı. 1470’de Agriboz’u aldı. Uzun Hasan’ı Otlukbeli savaşında kesinlikle yendi. Zafer Sükranesi olarak kırkbin esiri salıvererek, hürriyetlerine kavuşturdu. 1476’da Bogdan’ı Osmanlı topraklarına kattı.

*Osmanlıyı Cihan devleti yapan Fatih nereye gidiyordu?

    Fatih sultan Mehmed 30 yıllık saltanat süresi içinde tam yirmibeş seferi bizzat kendisi idare etti. 900.000 bin kilometrekare olarak devraldığı  Osmanlı  topraklarını  2.214.000 kilometrekareye çıkardı.

    Fatih Sultan Mehmed, Venedikliler tarafından tertiplenen tam ondört suikastten kurtuldu. Son suikastten ise kurtulamadı. Venedikliler, bu büyük hükümdarı, aslen bir Yahudi olan Maesto Jakopo isimli bir doktor vasıtasıyla zehirleterek öldürmeye muvaffak oldular. Tarihçi Babinger’e göre bu suikastçi doktor, Yakup Paşa ünvanı ile sarayın doktorları arasında bulunuyordu.

    Tarihçilere göre Fatih Gebze Çayırova’da topladığı 300 bin kişilik ordu ile Kafkaslar üzerinden Rusya’ya veya Hindistan’daki Babür imparatorluğu ile anlaşıp  İranı  almaya  gittiği söylenmekte.

   Bazı tarihçilere görere ise  Fatih Mısır  üzerinden  önce  İtalya’daki Papalığı alıp, Venediği alıktan sonra Endülüs müslümanlarını kurtarmak üzere İspanya’ya  gittiği yazılıp söylenmekte.

*Fatih Gebze’de Vefat etti

  1481 Mayıs’ının üçüncü günü yine bir sefere çıkmışken, Gebze’de ordugâhında Perşembe günü vefat etti. Papa, Büyük Hakanın ölümünde tam üç gün üç gece bütün kiliselerin çanlarını çaldırtarak sevinç ayinleri yaptırdı.

        Fatih 49 sene bir ay beş gün yaşadı. İki imparatorluk, dört krallık ve onbir prenslik yıkan büyük hükümdarın cenaze namazını Fatih Camiinde Seyh Muslihiddin Mustafa Vefa Efendi Hazretleri kıldırdı. Türbesi Fatih Camii yanındadır.

      Fatih, milletimize  yapmış  olduğu büyük hizmetlerle, dünyanın en büyük hükümdarlarından birisi oldugunu isbat etmiştir. İstanbul gibi, cihanin bir incisi olan, bu muhteşem beldeyi  milletimize kazandırmiştir.

    Yapmiş olduğu çalışmalar ile, memleketinde büyük çapta bir imar hareketini gerçekleştirmiştir. Bugünün üniversitesi olan (Fatih Külliyesi)ni 1470 senesinde tamamlamış, İstanbul’u fethettigi zaman 8 tane kiliseyi camiye çevirmis, etrafındaki papaz odalarını da medrese yapmıştır. Ayrıca bir çok Anadolu kasabasında da medreseler yaptırmıştır.

   Fatih’in erkek çocukları: Mustafa, İkinci Beyazit, Cem, Korkut,  Kızı ise Gevherhan Hatun’dur.Kısaca sizlere Fatihi  tanıtmaya  çalıştık.

    Evet  bugün İstanbul’un fethini kutluyoruz. İstanbulun fethini kutlarken Fatihi anmak ve Fetih ruhunu yaşatmak  gerekiyor.Fatihin vefat ettiği  Gebze Çayırova’ya  büyük bir Fatih Müzesi, kültür merkezi ve Fatih Anıtı  kurulmalı.

Mescid-i Asa Sempozyumu ve Kudüs Belgeseli

Hafta son İHH tarafından İstanbul’da düzenlen   çok önemli gördüğüm  uluslararası  “ Mescidi aksa  Sempozyumuna  “ davetliydim.Sempozyum her bakımdan çok önemli.

İsrail  işgali  altındaki  Filistin   bölgesine  iki kez giderek  belgesel çektim. Belgeslel çekimlerinde  büyük sorun  ve sıkıntı  yaşadım. Pasaportumda   Suriye vizesi  olduğu için  İsraile, Suriye vizesinin, Tunus vizesi olduğunu  söyleyerek  son anda  girmeyi başardım.

İsrail işgali altındaki Filistin’in  Kudüs, Hayfa,Yafa, Tiberiye, Akka ve  Telaviv’de Büyük mücadele ile çektiğim  2 bölümlük  “Dünyanın Kalbi  Kudüs ve  Mescidi Aksa“ belgeselimiz bir çok tv kanalında  gösterildiğinde büyük ilgi gördü. 

İHH İnsani Yardım Vakfı, Araştırma ve Kültür Vakfı, İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği (İDSB), MAZLUMDER İstanbul Şubesi, Medeniyet İlim Kültür Eğitim ve Dayanışma Derneği, Mirasımız Derneği ve İnsan ve Medeniyet Hareketi’nden oluşan İstanbul Barış Platformu’nun 25 Nisan 2009 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirdiği İsrail Kazdıkça Kanayan Yara: Mescid-i Aksa Sempozyumun’da belgeselimizin bir bölümü  gösterildi.

 Bugün köşemde  Sempozyumun sonuç bildirgesini  sizlerle paylaşmak istiyorum.

  * KUDÜS VE MESCİDİ AKSA İLE  İLGİLİ  TESPİTLER

1.  Kudüs, çok uzun yıllar toplumların bir arada esenlik içerisinde yaşadığı bir barış şehri olmuştur. Hz. Ömer döneminde başlayan, Haçlı İşgali dışında 1300 yıl boyunca devam eden İslam idaresi şehrin bu şekilde anılmasında etkendir

2.  Mescid-i Aksa, yeryüzünün ikinci mabedi, Müslümanların ilk kıblesi ve son peygamberin miraç durağı olan kutsal bir mekandır.

3.  İsra Suresi’nin birinci ayetinde ifade edildiği gibi Mescid-i Aksa ve çevresi (Mısır, Suriye, Ürdün, Lübnan ve Filistin’in tamamı) bereketlendirilmiştir. Mescid-i Aksa, tüm bu geniş coğrafyanın kilit taşı mesabesinde bulunmaktadır. Bu taşın yerinden oynatılması, tüm bu coğrafyayı etkileyecek şiddet dalgaları oluşturacaktır.

4.  1967 Arap-İsrail Savaşı sonucu, Doğu Kudüs İsrail tarafından işgal edilmiş, Mescid-i Aksa da İsrail kontrolü altına girmiştir. Bu tarihten itibaren Siyonistler, Kudüs ve çevresindeki tarihi ve kutsal mekanlara yönelik ihlallere başlamış, Mescid-i Aksa da bu saldırıların hedefi olmuştur. 40 yılı aşkın bir süredir görülen Mescid-i Aksa’ya yönelik saldırılar ve arkeolojik olduğu iddia edilen kazılar sonucunda, Mescid-i Aksa bünyesinde ve çevresindeki tarihi eserler, (camiler, mezarlıklar, medreseler, surlar, tekkeler ve hanlar) zarar görmüştür.

Mağribiler Mahallesi’nin tamamen yıkılması ve Ağlama Duvarı önündeki plazanın genişletilmesi;  mescidin altında havra inşa edilmesi; Mescid-i Aksa müştemilatından Tenkiziye Medresesi’nin ve Burak Namazgahı’nın havraya dönüştürülmesi; kutsal havza diye adlandırılan bölgede 10’dan fazla kazı bölgesi açılması; Aksa çevresindeki Selvan, Bustan ve Şeyh Cerrah mahallelerinde yıkım çalışmalarının sürdürülmesi; Selvan semtindeki 88 evin yıkım tehlikesi ile karşı karşıya olması; Mescid-i Aksa, Kudüs ve çevresinde 27 yerleşim merkezi, pek çok mahalle ve havra inşa edilmesi; Mescid-i Aksa yakınlarındaki tarihî “Hamamu’l-Ayn”ın yerine “Ohel İshak” adı verilen bir havra inşa edilmesi, İsrail’in Mescid-i Aksa ve çevresinde gerçekleştirdiği yıkımlar arasındadır.

5.  Mescid-i Aksa ve Kubbetü’s-Sahra var olduğu sürece Kudüs’ün İslami kimliğinden soyutlanamayacağını bilen İsrail için öncelikli tehdit bu yapılardır. İsrail, yıktığı Müslüman yerleşimlerin yerine inşa edilmek üzere, “Davut Sitesi”, “Tevrat Parkı” ve “Hoşgörü Müzesi” gibi kendi kitlesi açısından sempati toplayan projeler geliştirerek yıkım siyasetine destek almaktadır. Hedef; Aksa çevresinde kümelenmiş ve adeta camiyi koruyan Müslüman mahallelerin yıkılarak yerlerine Yahudilerin yerleştirilmesi ve Aksa’nın savunmasız bırakılmasıdır.

 

  *   SEMPOZYUMDAN  ÖNERİLER

1.  İsrail, 1970’li yılların başından beri sürdürdüğü ve arkeolojik amaçlı olduğunu iddia ettiği kazılarla Mescid-i Aksa’nın altında tüneller açmış ve mescidin altında bir havra inşa etmiştir. İsrail, Mescid-i Aksa’yı yıkarak yerine Süleyman Mabedi’ni inşa etmeyi planlamaktadır. İsrail’in Mescid-i Aksa ve çevresindeki kutsal mekanlara yönelik saldırıları ivedilikle durdurulmalıdır. Bu zamana kadar yapılan tahribatlar İsrail’den tazmin edilmeli, tahrip edilen mekanlar da aslına uygun bir şekilde ihya edilmelidir. Bu konuda, BM uhdesinde özel bir komisyon oluşturulmalı ve UNESCO, Dünya Kültür Miras Listesi’nde kayıtlı olan Mescid-i Aksa ve Haremi’nin korunması ile ilgili inisiyatif almalıdır

3.  Mescid-i Aksa ile ilgili ihlaller, uluslararası hukuk mekanizmalarına intikal ettirilmeli, Mescid-i Aksa’ya yönelik ihlalleri takip edecek bir “Mescid-i Aksa Hukuk Komisyonu” oluşturulmalıdır.

4.  1969 tarihinde Yahudilerin Mescid-i Aksa’yı yakma girişimi akabinde kurulan İslam Konferansı Örgütü (İKÖ), Mescid-i Aksa’yı koruma noktasında daha etkili politikalar geliştirmelidir.

5.  Mescid-i Aksa ve çevresi ile ilgili doğru bilgilendirme kanallarının oluşturulması ve dezenformasyonun önüne geçilmesi için yazılı ve görsel medya araçları kullanılmalı, geniş çaplı ve etkili web portalları oluşturulmalı, ilmi toplantılar, yayınlar ve çalışmalar yapılmalı, Mescid-i Aksa ile ilgili temel bilgiler İslam ülkelerinde okul müfredatlarına dahil edilmeli ve sivil toplumun örgütlenmesi sağlanmalıdır.

6.  Mescid-i Aksa mücadelesi evrenselleştirilmelidir. Dünya çapında sahiplenilecek bir Mescid-i Aksa gündemi ve Mescid-i Aksa kampanyası oluşturulmalı, Müslüman veya gayrimüslim tüm akl-ı selim, bu kampanyaya dahil edilerek, özelde Mescid-i Aksa’da genelde ise bölgede barışın tesisi sağlanmalıdır.

7.  Mescid-i Aksa’yı korumaya yönelik yapılar içerisinde Hristiyan ve Yahudi toplumu kanaat önderleri de yer almalıdır. Zira, bölge barışının nirengi noktasını oluşturan Mescid-i Aksa’ya sahip çıkmak insanlığın ayakta kalması için son fırsattır.

8.  Latin Amerika’dan, Afrika’ya, Avrupa’dan, Uzakdoğu’ya, farklı ülkelerdeki Müslümanlar, İslam ümmetine emanet olan Mescid-i Aksa’yı korumak için “Aksa mirasını yaşatma” kuruluşları oluşturmalı; tüm bu kuruluşlar da “Uluslararası Mescid-i Aksa Platformu” adı altında bir çatı organizasyon bünyesinde irtibatlandırılmalıdır.

9.  İnşası 2002 yılında başlayan ve uzunluğu 700 km’yi aşan Utanç Duvarı, tüm Batı Şeria’yı bir açık hava hapishanesine çevirmektedir. Bu duvar, aynı zamanda Mescid-i Aksa’ya ulaşımı, dolayısıyla ibadet özgürlüğünü engellemektedir. Utanç Duvarı, Batı Şeria’nın %15’lik bir kısmını işgal topraklarına katarken 120 bin kişiyi de duvarın dışında bırakmıştır. Toplumlar arasındaki engellerin yıkılmaya çalışıldığı günümüzde inşa edilen bu duvar, ırkçılığı ve ayrımcılığı körüklemektedir. Hukuka aykırı olarak inşa edilen bu duvar ivedilikle yıkılmalıdır. Bu konuda, BM Güvenlik Konseyi üzerine düşen görevi yerine getirmelidir.

10.   Tahammülleri zorlayan “güvenlik önlemleri” uygulayan, Mescid’i Aksa’nın çeşitli noktalarına kameralar yerleştiren, Filistinlilerin camiye girişlerinde yaş sınırlaması getiren, Kudüs dışında yaşayan Müslümanların Mescid-i Aksa’ya erişimlerini engelleyen İsrail, Filistinlilerin ibadet ve inanç özgürlüğünü engellemektedir. Bu uygulamalar acilen sonlandırılmalıdır.

11.   Kudüs’teki sorun bir işgal sorunudur ve insanlığa karşı bir suçtur. Bu yüzden tüm insanlığı harekete geçirecek bir eylem ve söylem planı hazırlanmalı, Hristiyan dünyası ile işbirliği yapılmalı; bu işbirliğinde Medeniyetler Arası Diyalog zemini gibi ortak platformlar kullanılmalıdır.

12. 1904 tarihli Lahey Konvansiyonu, insanlık tarihindeki önemi dolayısıyla kutsal mekanların korunmasını öngörür. Kudüs’te Müslümanlara ve Hristiyanlara ait kutsal mekanların korunması ve imarı konusunda uluslararası güvence sağlanmalıdır.

13.  Mescid-i Aksa’nın korunması, bakımı ve tamiri için bir fon kurulmalıdır. Bu fonun yönetimi bağımsız ve sivil olmalıdır.

14. Mescid-i Aksa Takip Kurulu oluşturulmalıdır. Bu kurul, iki yönlü bir takip mekanizması geliştirmelidir. Kurul öncelikli olarak, Mescid-i Aksa ve çevresinde gerçekleşen ihlalleri düzenli olarak rapor etmelidir. İkinci olarak; Mescid-i Aksa’nın sürekli bir şekilde video kameralar aracılığı ile izlenmesini sağlamalı, Aksa’da gerçekleşen ihlaller saniye saniye takip edilmelidir.

15.  Her yıl Miraç Gecesi, Dünya Mescid-i Aksa günü olarak ilan edilmelidir. Dünya Mescid-i Aksa Günü’nde uluslararası etkinliklerle, Mescid-i Aksa geniş bir gündem bulmalıdır.

16.    Hadisi şeriflerde de işaret edildiği üzere, Müslümanların Mescid-i Aksa ziyaretleri teşvik edilmelidir.

17.   Türkiye, üyesi olduğu BM, İKÖ ve Medeniyetler Arası Diyalog zeminlerini, parlamentolar arası dostluk gruplarını ve ikili ilişkilerini kullanarak Mescid-i Aksa ve Kudüs’teki yıkımın durdurulmasında etken olmalıdır.

18.  Kudüs halkı, işgalin birebir muhatabı ve mağdurudur. Uzun yıllardır devam eden baskı siyaseti halihazırda sürmektedir. Filistinlilerin topraklarının müsaderesi, evlerinin yıkılması, Yahudi yerleşim yerlerinin inşası, ikamet ve ruhsat işlemlerinde Müslümanlara ayrımcılık yapılması sonucu, Kudüs’te demografik yapı Yahudi yerleşimcilerin lehine değişmektedir. Yahudi nüfus 1948 öncesinde, Kudüs nüfusunun %10’unu oluştururken, bu oran hali hazırda %70’e ulaşmıştır. Bunda ekonomik kısıtlamalar, utanç duvarı ve Müslüman halka yönelik baskı siyasetinin artması sonucu yaşanan zorunlu göçler etkilidir. Kudüslülerin bireysel mülkleri için başlattıkları hukuki davalara destek olunarak göç etmelerine engel olunmalıdır. Mülkiyet hakları ile ilgili benzer hukuki davalar kentteki vakıf arazileri ve kutsal mekanlar için de yoğun olarak desteklenmelidir. “

EVET ÇOK ÖNEMLİ GÖRDÜğM   ULUSLARASI  MESCDİ AKSA  SEMPOZYUMU  ile ilgili   soruç bildirgesini tarihe not düşme adına köşeme aldım. Kudüs  sadece İslam dünyası, için değil,  tam 400 yıl Osmanlılar tarafından  idare edildiğin’den, Türkiye için ayrı bir önemi var.

Hüseyin Obama neden Türkiye’ye geliyor ?

Hemen belirtelim ABD başkanı  Obama’nın apar topar Türkiye’ye gelmesi  tesadüfi değil. Önceki gün  bir çok gazetede yer alan  ABD  merkezli bir haberde  Türkiye’nin  krizden sonra  büyük bir  güç olacağını ve bölgenin lideri konumuna  geleceğini söylemişti.

Türkiye’nin  Avrupa Birliğine girme yerine  kendi  gücünü oluşturması  ile  Avrasya ve  Ortadoğu ülkeleri arasında lider konuma geleceğini söylüyordu.

Türk medyasında  yer alan bu bu yazılarını  daha mürekkebi kurumadan  Amerikan lideri’nin Türkiye  gelecek olması  çok anlam ifade diyor.

Türk kamuoyu  ABD Başkanı Barack Hüseyin  Obama’nın  Nisan ayında Türkiye`ye yapacağı  tarihî  ziyaret’e kilitlendi. Herkes görüş beyan ediyor.

*Türkiye’nin gücünü  dışardan görmek

Düyanın  bir çok ülkesini  gezmiş ve Türkiye’nin gücünü  dışardan çok daha iyi   gören birisi olarak bende  bu konuyla  ilgili bir kaç satır yazarak  tarihe not düşmek istiyorum.

ABD`de başkanların `görevindeki ilk 100 gün` içerisinde yapmış olduğu yurtdışı gezilere özel önem veriliyor. Obama, göreve başlamasının ardından `en kısa sürede` Türkiye`ye gelen ilk ABD başkanı olacak olması  önemli.

Nisan  ay içinde gerçekleşmesi beklenen ziyaretin tarihi henüz netleşmese de en güçlü ihtimal olarak 6–7 Nisan görülüyor. Obama, G–20 ve NATO zirvelerine katılmak üzere 31 Mart–5 Nisan tarihleri arasında Avrupa`da olacak.

6–7 Nisan tarihlerinde ise Türkiye`nin İspanya ile eşbaşkanlığını yaptığı Medeniyetler İttifakı buluşması İstanbul`da gerçekleşecek.  Resmi  ziyaret için Ankara`ya gelecek olan Amerika Başkanı, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül`le görüşmesinin ardından İstanbul`daki zirveye katılacak.

 ABD Dışişleri Bakanı’nın Ankara çıkarması.

Gece yarısı Türkiye`ye ulaşan Clinton, ilk olarak Başbakan Tayyip Erdoğan tarafından kabul edildi. Beklenenden oldukça uzun süren görüşmeye Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Başbakanlık Başdanışmanı Ahmet Davutoğlu ve ABD`nin Ankara Büyükelçisi James Jeffrey katıldı. Heyetler arası görüşmede ise İran ve enerji meseleleri konuşuldu.

Clinton yönetim olarak genel tavırlarının diyaloğa açık olmak olduğunu belirterek, İran konusunda Bush yönetiminden farklı bir yol izleyeceklerine işaret etti. ABD Dışişleri Bakanı, enerjide ABD`nin Türkiye ile işbirliği yapma arzusunu da dile getirdi.

Clinton, Babacan ile de uzun bir görüşme yaptı. Görüşme sonrası basın toplantısında Babacan, iki ülkenin geniş bir ortak gündemi olduğunu, ilişkilerin daha da genişleyip derinleşeceğini vurguladı. Clinton ise `Kalbimde özel bir yeri var.` dediği Türkiye`ye 1999 depremi sonrası tekrar gelmekten memnuniyetini dile getirdi.

Clinton’un Türkiye  vizyonu

ABD dışişleri  Bakanı Clinton,  Ankara’da yaptığı konuşmalarda , Türkiye`yi sadece bir müttefik değil aynı zamanda bir dost olarak gördüklerini ısrarla vurguladı. Konuk bakan, Başkan Obama`nın Türkiye ile çalışma arzusunu aktarırken ilişkilerin derinleşeceğini dile getirdi. Irak`ın yeniden yapılandırılmasında Türkiye`nin yapıcı rolünü öven Hillary Clinton, Türkiye`nin AB üyeliğine desteklerini güçlü ifadelerle yeniledi.

Clinton, Türkiye`deki inanç ve din özgürlüğüne de vurgu yaptı. `Biz demokrasiye, laik anayasaya, din ve inanç özgürlüğüne, serbest piyasaya ve küresel sorumluluğa inanıyoruz.` dedi. Konuk bakanın,    anayasadan sonra din özgürlüğüne vurgu yapması dikkat çekti. Clinton, konuşmasının bir yerinde de Türkiye`yi tanımlarken `ağırlıklı olarak Müslüman ülke` ifadesini kullandı.

Clinton, `Türkiye`nin demokrasi, modernite, laiklik ve İslam`ın bir arada var olabildiğini gösteren çok sıra dışı bir örnek` olduğunu söylemesi ‘de önemli.

Clinton’un  unutulmayan   Kocaeli   ziyareti

Hillary Clinton, `Türkiye`nin küresel lider olarak oynadığı rol de artıyor.` dedi. Bu arada eski ABD Başkanı Bill Clinton`ın, 1999`da Marmara Depremi sonrasında İzmit`e yaptığı ziyarette kucağına alıp sevdiği “Erkan bebek“ olarak tanınan Erkan Işık da Clinton`ın ziyaretini annesi ile birlikte televizyondan takip etti.

Türkiye  eski  ABD lideri  Clinton  99 depreminden sonra  Kocaeliye gelmiş ve deprem  zedelerle bizzat ilgilenmişti.  Türk insanı  bu anlamlı  vefayı  unutmamıştı.

ABD’de Bil Clinton’dan  sonra   göreve gelen  Buş dünyayı    kana buladı. Buş dünyayı  sıkıntıya soktu.

Evet  Türkiye  çok öneli bir  yol ayrımında  Türkiye’de siyasi  istikrar  çok önemli. 29 Mart yerel  seçimleri ile sadece Türkiye değil  bütün düya  ilgileniyor.

ABD başkanı Obama’nın  Türkiye’ye  gelmesi  hem Türkiye ve hemde  bölgemiz için çok önemli.

28 Şubat 1997’den, 28 Şubat 2009’a Bakmak

Zaman  hızlı gelip   geçmiş. Daha dün diyeceğimiz 28 Şubat darbesinin üstünden tam 12 yıl geçmiş.  12 yıldan beri tarışılan 28 Şubat  postmodern darbe süreci ile ilgili  sürekli yazılar  yazdım.

Bugünde  sizlere 28 Şubat süreci ile  ilgili yazılar yazmak istiyorum.  Zaman geçtikçe 28 Şubat sürecini daha iyi anlıyoruz.

12 Yıldan beri   köprünün  altından çok sular geçti. Bir çok olay yaşandı.Muhtar bile  seçilemez  denen Erdoğan  6 yıldır, Başbakan,  Abdullah Gül 2 yıldır Cumhurbaşkanı, Milli görüş çizgisinden gelen  bir çok  bakan  var. Büyükşehir belediyelerini milli görüşçü  başkanlar  idare ediyor.

Ama en önemlisi 28 Şubat sürecinin mimarı ve  planlayıcıları bugün Ergenekon  operasyonu  ile  tutuklu veya yargı önünde hesap veriyorlar.Bilerek ve bilmeyerek 28 Şubat sürecinine  destek verenler vicdan  azabı içinde.

28 Şubat sürecinde en çok  bölgemiz zarar gördü. Gebze’de bir çok haksızlık ve yolsuzluklar yapıdı. Bir çok insan haksız olarak ceza evine  konup işkence yapıldı. Gebze  bu konuda çok şey kaybetti.

28 Şubat  darbe süreci  gelecek yıllardada tartışılmaya devam edecek.

*  28 Şubat’ın arkasında kimler vardı?

28 Şubat 1997 günü toplanan Milli Güvenlik Kurulu’nda alınan kararlarla siyasi  tarihimize geçen 28 Şubat süreci aradan geçen 12 yıl boyunca hep tartışıldı ve tartışılmaya devam edilecek.

28 Şubat sürecinin Gebze bölümü ile ilgili başlı başına  bir yazı yazmak istiyorum bugün  genel konulara değinerek bu sürecin arkasında kimlerin olduğunu yazarak tarihe not düşelim.

Bu süreç sonunda Erbakan liderliğindeki Refah-Yol hükümeti gitti  ama  bu süreç bugün % 47 oyla Recep Tayyip Erdoğan’ı Başbakan, Abdullah Gül’ü ise Cumhurbaşkanı yaptı.

Bu süreçte ordu personeli irticacı görevden alınmış, başörtüsü üniversitelerde yasaklanmış, Batı Çalışma Grubu (BÇG) kurulmuştu.  BÇG;  Gazetecileri, Öğrencileri, eğitimcileri, ordu ve kamu personeli olan herkesi fişlemişti.

Geçtiğimiz yıl  bu köşede 28 Şubat darbesini Adalet bakanı olarak canlı  şahitlik yapan Şevket Kazan’ın  açıklamalarına  yer vermiştim, Gelin şimdi 28 Şubat 2008 tarihinde bu köşede ye alan yazının bir bölümünü  bırlikte okuyalım.

* 28 Şubat Darbesini canmı şahadi Kazan Ne diyor?

Günümüzü daha iyi anlayabilmek için 28 Şubat’ı iyi bilmek, o dönemi iyi anlamak gerekmektedir. Şimdi dönemin Adalet Bakan’ı, Gebzelilerin yakından tanıdığı isim Şevket Kazan’ın  ulusal bir  gazetede yer alan 28 Şubat ile ilgili açıklamalarının bir bölümünü birlikte  okuyalım.

28 Şubat döneminin önemli isimlerinden olan 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e hala kızgın olduğunu ve onu 54. Hükümete karşı kurulan komploların içinde olmakla suçlayan Kazan, “İşin içinde o da vardı. Ama bu işi başlatan mı, işi başlatanlara müzahir adam mı bilemiyorum. Genel Başkanımız Sayın Necmettin Erbakan, onu darbe örgütlenmesi olan Batı Çalışma Grubu’na karşı uyarmıştı. İçişleri Bakanı Meral Akşener’in eline 5 Mayıs 1997’de bir rapor geçiyor. Bana telefon etti. ‘Elimizde bir belge var.’ dedi. Hâkim evinde buluştuk, beraber okuduk. Bir nüshasını Tansu Çiller’e, bir nüshasını Erbakan Hoca’ya iletmeyi uygun bulduk. Erbakan Hoca’ya belgeyi sunarken ‘Darbe harekâtına doğru gidişi gösteriyor bu.’ dedim. Erbakan Hoca, belgeyi Demirel’e gönderdi. Tamamen illegal bir çalışmaydı bu. Öğrendiğinde şaşırmış gibi yapmış, tahkik edeceğine söz vermiş. Ama ne genelkurmay başkanına sordu ne de müdahale etti” diyor.

Kazan, “Gidişatı göremediniz mi?” sorusuna ilginç bir karşılık veriyor. O günlerde gazetelerdeki bazı ilanları bile fark edemediklerini söylüyor: “Refah Gerçeği kitabını yazarken gazetelerde bazı ilanlar gördüm. Aralık ayında Hürriyet, Milliyet ve Sabah’ta aynı ilanlar var, tek sayfa halinde. Bu ilanlar hep aynı üslupla veriliyor. Susurluk kamyonunun plakasını koymuşlar, ‘Türkiye yarın başka bir Türkiye olacak’ diyorlar. Bir gün yargı camiasına sesleniyor, bir gün işçi kesimine, bir gün işverenlere, bir gün üniversitelere. Basın danışmanlarımız da bizi uyarmadı.”

MİT’den Hükümet ve  Genelkurmay’a  farklı rapor

Kazan, 28 Şubat sürecinde ABD’nin parmağı olduğu iddiasında. 30 Ekim’de ABD büyükelçisinin önemli ülkelerin elçiliklerine ‘Erbakan, İslam birliği kurma temayülü içinde. Önlenmesi için iş başından uzaklaştırılmalı’ şeklinde kripto geçtiğini ileri sürüyor. Askerin kendilerine karşı cephe almasını buna bağlıyor. TÜSİAD’ın, Refah’ın yükselişiyle ilgili raporunun da askeri etkilediğini belirtiyor.

Kazan, MİT’in o dönemde Başbakan Erbakan’a ayrı, askerlere ayrı rapor gönderdiğini ileri sürüyor. 28 Şubat’taki MGK toplantısında iki farklı raporun tartışmaya yol açtığını aktarıyor. Kazan, şöyle devam ediyor: “Biz gelinceye kadar MİT birbirine paralel rapor hazırlıyormuş. 28 Şubat’ta okunan MİT raporu başka, MGK üyelerine gönderilen rapor başkaymış. Deniz Kuvvetleri komutanı, ‘bendeki rapor başka’ deyince o konu tartışılıyor epey MGK’da.” Kazan, MGK’daki irtica raporunun okunması sırasında Erbakan’ın kendine şunları söylediğini aktarıyor: “Bu raporun vatanın öz evlatları tarafından yazılmış olabileceğine inanmadım, inanamadım. İnançlı bir Müslüman böyle bir rapor yazamaz.”

*Kazan’dan Tarihi Açıklamalar.

Kazan, Ergenekon Operasyonu’nda ortaya çıkan bilgiler ışığında 28 Şubat’ı değerlendirirken, “Şu anki yapıda emekli subaylar var. Bizim dönemimizde bizzat görev başında olan askerler işin içindeydi.” ifadelerini kullanıyor. 2004’te Sarıkız darbesini planladığı iddia edilen eski Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur ile dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya arasında da şu benzerliği kuruyor: “Şener Eruygur’u Kocaeli’nde kolordu komutanlığı yaptığında beyanatlarından tanıdım. Bu beyanatlarından Batı Çalışma Gurubu’nun başındaki Erkaya’ya benziyor. ‘Bu kişi Jandarma’yı bir baskı aracı olarak kullanacak’ dedim ve kullandı. Jandarma Genel Komutanlığı çok önemli. Darbe psikolojisini körükleyen haberlerin nerelerde meydana geldiğine bir bakın.” (28 Şubat 2008 Gebze gazetesi)

* 28 Şubat’ın arkasında  İsrail mi var ?

Evet,  28 Şubat sürecinin 2 canlı şahidi  bölgemizden. Dönemin Adalet Bakanı Şevket Kazan’ın açıklamaları   böyle. Dönemin  İçişleri bakanı Sayın Meral Akşener’den de önemli açıklamalar dinlemiştim.

28 Şubat sürecinin  arkasındaki güç  İsrail’dir. 28 Şubat sürecinde Türkiye’nin   kaynakları İsrail ve İsviçre bankalarına kaçırıldı. Olan  zavallı  fakir halka oldu.

Türkiye İsrail’den kalma bu kısır döngüyü kırmalı. Sürekli  yazdığım gibi Türkiye  İsrail lobisi  tarafından   karıştırılıyor. Bir zamanlar; Sağ –Sol, Alevi. Sünni, Kürt-Türk  ve Laik –Anti laik   kavgaları   ile  bizi bir birimize düşürerek  gücümüzü kırmışlardı.

PKK terörünün gizli  destekçileri  İsrail- Yahudi lobilerini etkisindeki  Dünya  mason localarıdır.  Dini ve milli  değerlerin  tartışma konusu  olması Yahudi lobisinin eseridir.

Türkiydeki başörtüsü  yasağının  arkasındaki  gizli güçte  ABD ve  AB’li  masonlar ve Türkiydeki Yahudi lobileridir.

İsrail  ve Yahudi lobilerinin  etkisindeki dünya Mason locaları  istemese de Türkiye bölgesinde her bakımda  büyük güç olmaya  devam  ediyor.

Davos süreci  ve Gazze savaşlarından sonra Türkiye ile  İsrail  arasında  yaşananlar  çok önemli. Türkiye  her şeye rağmen bölgesel güç olmaya  devam ediyor.

Ergenekon operasyonu tamamlandığında  28 Şubat  darbe süreci  çok daha iyi anlaşılacak.

Bana göre İsrail  sadece 28 Şubat darbe sürecinin arkasında değil, Ergenekon operasyonu arkasında da  İsrail var.

Bir Günde Türkiye ve Dünyayı Gezdim..

İnanmayacaksınız ama,  ben bir günde  Türkiye ve Dünyayı gezdim.  Önceki gün İstanbul Emit Fuarında   Türkiye’nin  bir çok ili ile  dünyanın bir çok ülkesininin açtığı  sıtandda  tanıma imkanı buldum.

    Fuarlar bilgi sahibi olmak için  çok güzel bir fırsat.  Kısa zaman dilimi içinde açılan fuarlardaki standlarda bir çok  bilgiye  sahip oluyorsunuz. 25 yıldır Tüyap’ın açtığı  fuarları  gezip  takıp ediyorum.

      Önceki gün   İstanbul  Beylik  düzünde açılan  Emit  fuarında   turizm firmaları, il , ilçeler ve turistlik beldelerle dünyanın bir çok ülkesinin  açtığı  tanıtım standları göz ve gönül ziyafeti sunuyordu.

    Deyim yerinde ise  bir günde  kendi alanında marka olmuş,  Türkiye’nin bir çok ili ile  dünyanın bir çok ülkesini yakından gezip her yönü ile tanıdım.

*  Cezayir’den  belgesel çekim daveti.

    Emit Fuarının  geniş bir bölümünde bir çok ülkenin turizm ve kültür bakanlığı ile  tur firmaları da  tanıtım  standı açarak  ülkelerini tanıtıyordu.

     Hindistan’dan,  Kosova’ya, Fas’dan, Rusya’ya , Yemen’den Özbekistan’a   bir çok ülkenin açtığı standda ülkeler kültür  ve  turizm değerlerini tanıtıyordu.

      Cezayir  devleti tarafından açılan fuarda çok değerli  bir kültür  adamı  olan Devr-i  Alem izleyicisi  Mustafa  Ardalı   ile   tanıştık. Turizm firması olan Ardalı  bizleri  Cezayir’e davet etti.  Nisan ayı içinde   belgesel  çekmek üzere Cezayir’e gitmeye karar verdik.

 *Türkiye  çok büyük bir ülke..

Emit fuarında  Edirne’den Kars’a, Mardin’den İzmir’e, Mersin’den Sinop’a  tanıtım  standı açan  il ve ilçelerin    kültür, turizm ve  tarımda  marka değerlerini  tanıtıyordu.

   Stantları gezdikçe Türkiye’nin her bakımdan ne kadar büyük bir ülke olduğunu,  başlı başına bir marka  değerinin olduğunu bir kez daha gördüm.

   Bir çok ilin kültür ve turizm il müdürü  Devr-i  Alem tv  belgesel  programını beğeni ile izlediklerini söyleyerek  bizleri kendi illerine  tv programı çekmek üzere davet ettiler.Fuarı  gezen bazı izleyicilerin  Devr-i  Alem programı sayesinde  dünyayı gezdikleri için teşekkür ettiler.

    Türkiye’nin kültür,  turizm ve  tarım değerlerini  görüp tanıyınca bir kez daha Türkiye gibi bir ülkeye sahip olup bu güzel ülkede yaşamanın  kıymetini  anladım.

  •  Fuar’da Gebze ve Kocaeli neden yoktu ?

Tüyap’ın Emit fuarındaki bir birinde güzel standları gezince Türkiye’nin  sanayi, ticaret, kültür, turizm  ve teknoloji bakımından en önemli ili olan  vergileri ile Türkiye’yi  besleyen Gebze ve Kocaeli’nin  neden bu fuara katılmadığına üzüldüm.

    İstanbul’un yanı başında  bir çok  kültür ve turizm değeri olan Kocaeli’nin  fuara katılmaması üzücü.Kocaeli  sanayi ve teknoloji  alanındaki gelişmişliğini  bir satant kurarakak  Emit fuarı katılarak  bölgemizi  sanayi ve teknolojide marka haline getirilebillirdi.

    Kocaeli ve Gebzeyi yöneten idarecilerimiz ve siyasilerimiz için  büyük bir  ayıp. Bu ayıp bölgemizi yönetenlere yeter ve artar.

  Evet sonuç olarak  cumartesi günü  bir çok ülke ve   ili tanıma imkanım oldu. Bir günde  Türkiye ve dünyayı gezip dolaştık.  Sercan Atalay’ın kamerası eşliğinde  belgesel çekme imkanımız da oldu.

    Keşke  Kocaeli ve Gebze’de  Emit  fuarına katılsaydı.

Bir gün katılır…

Sanayicilerden Köşker’e destek

Şerif Kanık Kocaeli Sanayi Odası Başkanlığına seçildi. Kanbak’tan boşalan yerin doldurulması için KSO başkanlığı için yarış sürecinde olan sanayiciler gazetemize önemli açıklamalarda bulundu. Sanayiciler ayrıca Gebze Belediye Başkanlığına iktidar partisinden aday gösterilen Adnan Köşker’e de destek verdiler.

Kocaeli Sanayi Odasında sıcak gelişmeler yaşanmaya devam ediyor. Oda’da yeni başkan arayışları sürerken, KSO’nun koltuğuna seçimlere kadar geçici olarak Şerif Kanık oturtuldu. Kanık, kendisine güven veren sanayici dostlarına teşekkür etti.

Yılmaz Kanbak’ın istifasıyla boşalan Kocaeli Sanayi Odası Başkanlığına Şerif Kanık seçildi.

Gazetemize bir açıklama yapan Şerif Kanık, seçime kadar emanetçi olarak KSO Başkanlığını yürüteceğim. Seçimlerden sonra işi sahibine teslim edeceğim. Arkadaşlarım bizi layık gördü, kendilerine teşekkür ediyorum dedi.

Bilindiği gibi KSO da seçim süreci başlamış mevcut başkan Yılmaz Kanbak, sürpriz bir şekilde başkanlıktan istifa etmişti. KSO’da seçim süreci mücadeleli şekilde yürüyor. Ayhan Zeytinoğlu ile eski başkan Yılmaz Kanbak arasında KSO için seçim yarışı yapılıyor.

AYHAN ZEYTİNOĞLU’NDAN AÇIKLAMA

KSO seçimleri ile ilgili gazetemize bir açıklama yapan Ayhan Zeytinoğlu, çalışmalarımız devam ediyor. Gebze ile İzmit arasında bağları kuvvetlendireceğiz, Gebze’ye gerekli değer ve önemi vereceğiz. Gebze Kocaeli için çok önemli. Gebze’de KSO’ya kayıtsız hiçbir sanayici kalmaması için özel bir çalışma yapacağız.

ZEYTİN’DEN KÖŞKER’E BAŞARI MESAJI

Gebze Belediye Başkanlığına AK Parti’nin sanayici Adnan Köşker’in aday gösterilmesiyle ilgili sorularımızı cevaplandıran Ayhan Zeytinoğlu, Köşker’i yakından tanıyorum. Sanayici bir başkan adayının iktidar partisi tarafından gösterilmesi önemli. Kendisini kutluyorum. Seçilmesi halinde sanayici bir başkan olarak Gebze’ye önemli hizmetler yapacağına inanıyorum.

—————

Sanayi odalarında büyük yarış

Kocaeli Sanayi Odasında ve Gebze Ticaret Odasında yapılacak olan seçimler öncesinde başkanlık için yarışacak adaylar için erken kulisler oluşuyor.

KSO ve GTO’da yapılacak seçimlerde yaşanan heyecan, en az yerel seçimler kadar hissedilirken, sanayiciler KSO ve GTO’da yarışa giren adaylar başkanlık için çalışmalarını yoğun bir şekilde sürdürüyor.

Gebze Ticaret Odasında önümüzdeki Şubat ayı içerisinde yapılacak başkanlık seçimi öncesinde mevcut başkan İbrahim Başaran’ın karşısına çıkan Nail Çiler GTO başkanlığına hedeflendi. Çiler, seçim çalışmaları yoğun tempoda sürdürürken, İbrahim Başaran’ın ise yeniden başkanlığı gelip, gelmeyeceği ise merakla bekleniyor.