Cumhurbaşkanı kim seçilecek?

CANLI MAKALEYİ İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN

http://kocaeligebze.tv/v/21972/smal-kahramanla-canli-makale—cumhurbakanlii-semlernden-sonra#.U6_7qpR_uWM

 

    Türkiye adım adım Cumhurbaşkanlığı seçimlerine gidiyor. İllet tarihte ilk kez kendi Cumhurbaşkanını, kendi oylarıyla seçecek. 10 Ağustos’da sandık başına gidecek Türkiye son viraja girdi. Bugün Başlayan Cumhurbaşkanlığı adaylığı başvuruları 2 Temmuz’da sona eriyor.

  İlk kez Cumhurbaşkanını seçmek için Türkiye halkı sandık başına gidecek. ŞU an için adaylığı açıklanan tek isim İslam Konferansı Eski Genel Sekreteri, MHP ve CHP’nin Çatı Adayı Ekmeleddin İhsanoğlu. AK Parti ise adayını yarın düzenleyeceği geniş bir toplantıyla açıklayacak. Ankara’da ATO Toplantı salonunda yapılacak Cumhurbaşkanlığı Aday açıklama toplantısına Tüm bakanlar, Milletvekilleri, Belediye başkanları, İl ve İlçe Başkanları, Büyük Kurultay Delegeleri ile Genel Merkez yöneticiler ve hatta eski Vekiller bile davet edildi. Ak Parti’nin Cumhurbaşkanı adayını ise partinin kurucularından, Erdoğan’ın yol arkadaşı Mehmet Ali Şahin açıklayacak. Tüm emareler AK Parti’nin Cumhurbaşkanı adayının Başbakan Erdoğan olduğunu gösteriyor. Bütün teşkilatın toplantıya çağrılması, temayüllerde Erdoğan isminin ağırlık kazanması, Üç dönem kuralının devamı yönünde karar alınması Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı Adayı olma ihtimalini güçlendiriyor.

  BDP’nin de kendi adayıyla seçime girecek olması nedeniyle eş Başkan Selahattin Demirtaş’ın da adaylığını açıklaması bekleniyor. Bir TV programında bu yönde beyanat veren Demirtaş’ın da yarın başvuru yapması bekleniyor. Öte yandan eski İKÖ Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu’nu aday gösteren CHP’de her şey süt liman değil. Partide muhalif grup İhsanoğlu’nun adaylığına karşı tepkili ve kendi adaylarını çıkarmanın çalışmalarını yapıyor. Bu minvalde dün Ulusalcı kanat, Emine Ülker Tarhan’ın adaylığı için 7 imza topladı. CHP’de bir karışıklık göze çarpıyor, bakalım sonucu ne olacak?

  Bu yaz Türkiye için oldukça sıcak geçecek. Zira 10 Ağustos’da sandık başına gidecek olan ülkemizde seçim kampanyaları da 11 ayın sultanı mübarek Ramazan ayına denk geldi. Rahmet ve bereket ayının bu manevi havasıyla birlikte, Cumhurbaşkanı adayları kendilerine, parti teşkilatları adaylarına destek arayacak. Başbakan Erdoğan’ı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan tanıyorum. Ekmelediin İhsanoğlu’nu ise 20 yıl önce İslam Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi (IRCICA)nın İstanbul’da ki toplantısında tanımıştım.

  Evet ilk turu en az Üç adayla geçmesi beklenen Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde müthiş bir çekişme, büyük bir yarış kazanacak. 2 Temmuz itibariyle başlayacak kıyasıya yarış, Cumhurun kendi seçtiği ilk Cumhurbaşkanının belli olmasıyla sona erecek. AK Parti adayı başbakan Erdoğan kazanırsa, Parti’nin geleceği ne olacak, Genel Başkan ve Başbakan kim olacak, AK Parti eski gücünü koruyabilecek mi sorusu cevabını ararken, Ekmeleddin İhsanoğlu Cumhurbaşkanı seçilirse, Türkiye’nin yeni vizyonu nasıl olacak herkes bunu merak ediyor. Ben şimdiden Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ülkemize hayırlar getirmesini diliyor, bu zamana kadar görev yapan Cumhurbaşkanlarının kim olduklarını özetle sizlerle paylaşıyorum.

1-MUSTAFA KEMAL ATATÜRK (1881-1938)

Cumhurbaşkanlığı Süresi: 29.10.1923-10.11.1938

-Asker, Devletimizin Kurucusu

2- İSMET İNÖNÜ (1884-1973)

Cumhurbaşkanlığı Süresi: 11.11.1938-22.05.1950

– Asker, Orgeneral

– Eski Genel Kurmay Başkanı

– ilk başbakan

– Cumhuriyet Halk Partisi’nin ilk genel başkanı

 3- CELAL BAYAR (1883-1986)

Cumhurbaşkanlığı Süresi: 22.05.1950-27.05.1960

– Din adamı, bürokrat, bankacı

– İttihat ve Terakki Cemiyeti üyesi

– Osmanlı Mebusen Meclisi üyesi

– Eski milletvekili, bakan ve başbakan

4- CEMAL GÜRSEL (1895-1966)

Cumhurbaşkanlığı süresi: 27.05.1960-28.03.1966)

-Asker, Orgeneral

– 1.Dünya ve Kurtuluş savaşına katıldı

– Eski Kara Kuvvetleri Komutanı

– 27 Mayıs 1960 İhtilalinin lideri

5- CEVDET SUNAY (1899-1982)

Cumhurbaşkanlığı Süresi: 28.03.1966-28.03.1973)

– Asker, Orgeneral

– 1.Dünya ve Kurtuluş Savaşı’na katıldı

– Eski Kara Kuvvetleri Komutanı

– Eski Genel Kurmay Başkanı

6-FAHRİ KORUTÜRK (1903-1987)

Cumhurbaşkanlığı Süresi: 16.04.1973-06.04.1980

– Asker, Oramiral

– Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı

– Eski diplomat ve senatör

 7- KENAN EVREN (1917-Hayatta)

Cumhurbaşkanlığı Süresi: 09.11.1982-09.11.1989

– Asker, Orgeneral

– Eski Kara Kuvvetleri Komutanı

– Eski Genel Kurmay Başkanı

– 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’nin lideri

 8- TURGUT ÖZAL (1927-1993):

Cumhurbaşkanlığı Süresi: 09.11.1989-17.04.1993

– Mühendis, ekonomist,

– Anavatan Partisi’nin kurucusu ve ilk genel başkanı

– Eski başbakan

 9- SÜLEYMAN DEMİREL (1924-Hayatta):

Cumhurbaşkanlığı Süresi: 16.05.1993-16.05.2000

– Adalet Partisi eski genel başkanı

– Doğru Yol Partisi eski genel başkanı

– Eski milletvekili

– Eski Başbakan

 10- AHMET NECDET SEZER (1941-Hayatta):

Cumhurbaşkanlığı Süresi: 16.05.2000-28.08.2007

– Hukukçu

– Eski Anayasa Mahkemesi üyesi ve başkanı

 11- ABDULLAH GÜL (1950-):

Cumhurbaşkanlığı Süresi: 28.08.2007-Devam Ediyor):

– İktisatçı, doçent

– Ak Parti Kurucu üyesi

– Eski Milletvekili, Eski Bakan, Eski Başbakan

 Sonuç olarak halk ilk kez kendini temsil edecek Cumhurbaşkanını kendisi sececek. Şuan gözüken 3 aday. CHP ve MHP’nin çatı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, AK Parti’nin adayı Başkabakının adayı Recep Tayyip Erdoğan, DTP’nin adayı ize Selahattin Demirtaş. Bakalım bu adaylardan başka aday çıkacak mı. Halk kimi sececek ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra neler yaşanacak, hep birlikte gereceğiz. Şimdiden Cumhurbaşkanlığı seçiminin hayırlı uğurlu olmasını diliyorum

Hoş geldin Şehr-i Ramazan

11 Ayın sultanı mübarek Ramazan ayı dün akşam kıldığımız  teravih namazı  ve gece kalktığımız sahurla  başladı. Ramazan ayı sadece oruç İbadetinin yerine  getirildiği ay değil başlı başına  bir kültür, medeniyet ve tarihin yaşanması ve yaşatılması demek. Ramazan  kültürünü doya doya yaşamak için  mübarek Ramazan ayına  hazırlık yaptık mı ?

      Ramazan ayı sadece İslamiyet’in 5 temel şartından birisi olan oruç tutulan dini bir ibadetin  ifade edildiği ay değil,  fakirlere fitre ve zekatların verildiği   sosyal  bir olaydır. “Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir” Hadisi şerifi ile “Tok olan acın halinden anlamaz” ata  sözümüz; anlamını  Ramazan ayında  tutulan oruçta bulmakta.

    Orucun nefis terbiyesi, insan İradesinin kuvvetlenmesi ve en önemlisi aç olan insanların  halini anlamak için  önemli bir fırsattır. Gösteriş ve israfa kaçmadan  verilen  toplu iftar yemekleri ve  fakirlere  erzak dağıtımı aç olan insanlara karşı  dini bir  görevdir. Bu dini ve toplumsal görev acaba ne kadar yapılıyor?

      Huzur, Bereket ve sağlık ayı  olan Ramazan´da verilen  gösterişli  iftar  yemeklerinde fakirin hakkı olan yemekler  zenginlere  verilmesi üzücü. Dini bir İbadet  olan iftar yemeklerine  gösteriş için  büyük paraların  harcanması  israftır. Gebze’de sayıları  hızla  artan  çok sayıda  insanın  kuru ekmek ve çorba ile iftar açtığını unutmamak gerekiyor.

GÖSTERİŞ İÇİN İFTAR YEMEKLERİ VERİLMEMELİ

    Gösteriş için verilen iftar yemeklerinde milyarlarca  lira  para harcayanlar   fakirler için acaba kaç lira  harcıyor?. Bir dilim ekmeğe bile  muhtaç insanların bulunduğu Gebze’de  fakirler neden  unutuluyor? Fakirlerin  Ramazan ayını huzurlu geçirmesi için, kurum ve kuruluşlara büyük görev düşüyor. Dini ve milli görevimizi acaba ne kadar  yapabiliyoruz?.

     Fak-Fuk -Fon olarak bildiğimiz  Kaymakamlık bünyesindeki   Gebze Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’na Gebzeli  binlerce  fakir ailenin kaydı var. Her gün Kaymakamlık binası bir çok fakir insanın  istekleri ile  çınlıyor. Fakirler devlet kapısından yardım isterken  zenginlerin  gösterişli iftar sofralarında israf derecesinde para harcaması  hem  dini ve hem de  ahlaki geleneğimize  uymuyor.

BİNLERCE FAKİR İNSAN VAR

    Gösterişli iftar yemeği  veren kurum ve kuruluşlara bir çağrımız var. Gelin bu Ramazan ayında iftar yemeği paralarını  Kaymakamlık  bünyesindeki  Sosyal Yardımlaşma  ve Dayanışma Vakfına verelim.  Gayri resmi rakamlara göre Gebze’de binlerce fakir insan buluyor. Unutmayalım ki bu fakirler  bizlerden  yardım  bekliyor

    Ramazan ayında, kişi , kurum ve kuruluşlar vereceği iftar yemeği parası ile bir çok  fakir öğrenciye  burs ve yüzlerce fakir insana  yardım yapabilir.  Sözde zengin olan ancak gerçekte fakir insanların yaşadığı Gebze’de yardıma ihtiyacı olan fakat onurlu  olduğu için   yardım istemeyen çok sayıda insan olduğunu da  unutmayalım.

     Toplumu birbirine bağlayan sosyal olay sadece  İslam kültüründe ve Ramazan ayında yaşanmakta. Siz hiç çevrenizde ve oturduğunuz apartmanda yaşayan insanlarla  ilgili araştırma yapıp  durumları ile ilgilenip hatırlarını  sordunuz mu? Ramazan ayını fırsat bilip akrabalarımız ve  çevremizde yaşayan insanlara  yardımcı oldunuz mu ? Gelin bu  Ramazan ayını fırsat bilip  İmkanlarımız ölçüsünde  fakirlerin  ihtiyaçlarını  giderelim.

Ramazan  ayı Toplumu   bir biri ile  kaynaştıran çok önemli  sosyal bir olay. Ramazan ayını en güzel şekilde yaşayalım. Unutmayalım ki Ramazan fakirlerin hatırlandığı bir aydır. Kendi kendimize soralım, Ramazan ayında Fakirler için  ne tür yardım yapacağız sorusuna  cevap arayarak hep birlikte  Hoş geldin Ya Şehr-i Ramazan diyelim.

GEBZE RAMAZAN’A HAZIR MI?

Ramazan ayına Gebze’miz ne kadar hazır diye küçük bir araştırma yaptım. Tarihi Camilerimizi dün ziyaret ettim. Mustafa Paşa Camii ve İlyasbey Camii’nden www.devrialem.tv ve www.kocaeligebze.tv den canlı yayınlar yaptım. Dünkü canlı makale de de konuyu işledim. Geçtiğimiz yıl Mustafa Paşa Camii ramazan ayında kapalıydı. Ön tarafta ki bahçede teravih namazları kılındı. İlyasbey Cami’nin çevresi ise perişan. Kültür ve Tabiat varlıklarını koruma kurulu İlyasbey Cami’nin çevresinin düzenlenmesine izin vermediği gibi Gebze Fatihi İlyasbey’in türbesinin yapılmasına da karşı çıkıyor. Bu durum gerçekten çok ayıp. Konuyu her yönüyle canlı makalede işledim. Söz konusu makalemizi www.devrialem.tv www.kocaelgebze.tv adresinden izleyebilirsiniz. Ayrıca facebook sayfamızdan da izleyip görüş ve yorumlarınızı bizimle paylaşabilirsiniz. Keşke Gebze’de ki tarihi camilerimiz de Ramazan’a hazır olsaydı. Mustafapaşa camii 15 Ağustos’a kadar iç kısmı kapalı, vakıfların ve müteahhidin azizliğine uğradı. Yine de her şeye rağmen ramazanı doya doya yaşamak için elimizden geleni yapalım.

Kocaeli’de tarih ve kültür turizmi

Sürekli yazıp çiziyoruz. Kocaeli sanayi kenti olduğu kadar tarih, kültür ve turizm kenti. Sanayi ve Kültür iç içe olduğunda Kocaeli turizm alanında markalaşmış olacaktır. Bugün Kocaeli bölgesi İstanbul’un yanı başında olmasına rağmen yerli ve yabancı turistten nasibini alamamakta.

Kültür ve tarihi değerlerimizi ön plana çıkarmamız gerekiyor. Bu konuda Kocaeli bölgesinin tarih araştırmacılarından, büyükşehir belediyesi Tarih ve Koruma Kurulu Başkanlığı görevini de yapan değerli tarihçi ve yazar Volkan Şenel bey ile dün, www.devrialem.tv ve www.kocaeligebze.tv’nin canlı yayınında Kocaeli tarihi üzerine uzun bir söyleşi yaptık.

Sayın şenel çok önemli açıklamalar yaptı. Kocaeli genelinde tarihi değere sahip 900 eseri tescilli olduğunu, son 10 yılda 60’dan fazla tarihi eserin restore edilerek sahip çıkıldığını tarihi değerler noktasında çok önemli çalışmalar yapıldığını söyledi. Sayın şenel ile yaptığımız bu söyleşiyi www.kocaeligebze.tv den izleyebilirsiniz.

RAMAZAN SEVİNCİ VE MUSTAFA PAŞA CAMİİ

11 Ayın Sultanı Ramazan ayı geldi. İçinde 1000 aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’ni idrak edeceğimiz Ramazan ayı…Müslümanların adeta birbirlerine gönülden bağlı olduğu, İslam’ın coşkuyla yaşandığı, yardımlaşma ve dayanışmanın doruk noktaya ulaştığı, Yüce Yaradanın bereketi ve rahmetiyle insanları kuşattığı 11 Ayın Sultanı Ramazan ayına hazırlık yapıyoruz. Camilerimizde Ramazan’a hazırlık yapıyor.

Bugünkü Canlı Makale’yi sizler için Mustafa Paşa Cami’nden hazırladık. Mustafa Paşa Camii Restore ediliyor. Restorasyon 14 Nisan’da tamamlanacaktı. Ancak maalesef işler uzadı, müteahhide ek işler çıkartıldı. Ne yazık ki restorasyon ramazandan sonraya kalacak ve Ağustos ayında Restorasyonun tamamlanması bekleniyor. Restorasyon çalışmaları tüm hızıyla sürüyor, Cami’de ki, minare de ki eksiklikler tamamlanıyor. Gerçekten cami muhteşem hale getiriliyor. Burası Mimar Sinan’ın kalfalık eseri. 1500’lü yıllarda kanuni ve Yavuz Sultan Selim’in vezinlerinden Çoban Mustafa Paşa tarafından Mimar Sinan’a yaptırılan, taşları Kahire’den getirilen önemli bir eser önemli bir mabet. Sadece Cami değil, burada Medreseler var, Han var, aşhane var, imarhane var. Kısacası bir çok bölümden müteşekkil bir yer. 200’den fazla yazılı eserin bulunduğu bir de kütüphane var.

 MUHTEŞEM BİR ESER OLARAK MUSTAFA PAŞA CAMİ

Mustafa Paşa Külliyesi muhteşem bir eserdir Türk Ve Osmanlı mimarisi açısından. Ancak caminin ibadete açılamaması, bu meydanlarda ibadet yapacak çocuklarımız ve vatandaşlarımız için büyük bir eksiklik. Aslında burası çok büyük bir vakıf medeniyetine ait bir eser. Neredeyse Gebze’nin bir çok yeri Çoban Mustafa Paşa’nın vakfı. Bir zamanlar bu vakıfta 800 kişi çalışıyordu. Eskihisar gibi bir çok yerde Çoban Mustafa Paşa’nın Vakıf gelirleri buraya hizmet ediyordu. Gerçekten bu Cami’nin orijinal taşları, O muhteşem kitabeler gerçekten görülmeye değer. Yazılar sanat tarihi açısından çok önemli,. Bir çok camide bulunmuyor bu yazılar. Bu muhteşem esere sahip çıkmak gerekiyor. Burası ilk kez 1950’li yıllarda ülkemizin ilk kadın mimarlarından Cahide Tamer tarafından, bizzat dönemin başbakanı menderes ve Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın yakın ilgisiyle restore yapılmıştı. Çünkü burası o zamanlar tam bir harabe görüntüsündeydi. Daha sonra Süleyman Demirel ve merhum Alaattin Kurt’un özel gayretleriyle restorasyon yapıldı. Geçtiğimiz yıl yaklaşık 2.5 Milyon TL para harcanarak yeniden burası restore edilip yeniden köklü bir hale getiriliyor. Caminin her bakımdan korunması ve yaşanması gerekiyor.

Çoban Mustafa Paşa Camii’nden gerçekleştirdiğimiz canlı yanını tekrarını internet televizyonumuz www.kocaeligebze.tv adresinden izleyebilir, restorasyon çalışmalarının son durumunu sizlerde görebilirsiniz.

Geleceğin bankacılık Üssü Çayırova’da Devri Alem

Canlı Makale’de her gün ayrı bir yerden, ayrı bir bölgeden, ayrı bir İl ve İlçeden sizlere sesleniyoruz. Bugünkü canlı makalemizi geleceğini, Bankacılık, finans ve lojistik merkezi, turizm ve ticaret merkezi olacak Çayırova’dan yapıyoruz. Çayırova’nın dünü bugünü ve geleceğine baktığımızda hızla gelişiyor. Bir zamanlar küçücük bir mahalleydi. Gebze’ye bağlı Yeni Mahalle adıyla bir mahalle kurulmuştu, arsalar satılmış ve insanlar arsaları almıştı. Adı üstünde Yeni bir mahalleydi. Halen Yeni Mahalle adı da devam ediyor. Sonra o mahalleye ikiye bölündü ve Çayırova adını aldı. Akse köyü vardı, Şekerpınar köyü vardı. Güzeltepe Belediyesi kuruldu. Güzeltepe’nin kuruluşunu dün gibi hatırlıyorum. Bölgenin 30 yılına tarihine not düşen gazeteci olarak belediye kurulmak istenmiş Güzeltepe’de ve halk oyu yapılmıştı. Sadece 1300 kişi yaşayan bir yerdi Güzeltepe köyü. Daha sonra Belediye sınırları genişledi ve Çayırova adını aldı. Ardından da Şekerpınar’a Belediye kuruldu. 2008 yılında Hem Çayırova Belediyesi hem de Şekerpınar Belediyesi birleştirildi ve ilçe statüsü haline geldi.

BANKACILIK ÜSSÜ ÇAYIROVA

  Çayırova bugün bir ilçe… Nüfusu 100 binin üzerinde ve hızla gelişiyor. Çayırova adeta dünya kenti oluyor. Zira İstanbul’un hemen yanı başında. Tem otoyolu ve E-5 karayolunun orta merkezinde. Sabiha Gökçen havalimanına sadece 10-15 kilometre mesafede. Müthiş bir şekilde Çayırova’ya akım var. Çayırova aynı zamanda bir Bankacılık üssüde. Yapı Kredi 15 yıl önce gelmişti, ardından Akbank, halk bankası, Kuveyt Türk Çayırova’ya geldi. Vakıflar bankası Genel Merkezi’ni Çayırova’ya taşımak istiyor. Bir çok 5 yıldızlı otel burada yer almış. Adeta Çayırova bir lojistik merkez oldu, bir çok kurumu lojistik üslerini Çayırova’ya kurdu ve Çayırova’da çok sayıda inşaatlar sürüyor.

 Peki Çayırova’da neler oluyor? Dün Çayırova’da yer satıldı. Yaklaşık 110 bin metrekare yer dün satışa sunuldu. Çayırova Belediyesi’nin aslında arsaları satmaması lazım. Kendisine arsalar alması lazım. Türkiye’nin 2013 vizyonunu ele aldığımızda 2023’de Çayırova 150 binden fazla nüfusu olacak, dünyanın önemli şehirleri arasında yer alacak Çayırova. 2023 vizyonu olmalı Çayırova’nın.

ÇAYIROVA’NIN 2023 VİZYONU

Kaymakamlığının, belediyenin, tüm yetkililerinin 2023 vizyonunu ortaya koymalı. Tıpkı Türkiye’nin 2023 vizyonu olduğu gibi Çayırova’nın da 2023 vizyonu olmalı. Türkiye’nin 2023 vizyonuyla Çayırova’yı Türkiye’nin dünya kenti haline getirmeliyiz. Zira Çayırova hakikaten planlı yerleşmeye açık, yeşil alanlar oldukça fazla.   Biz Devri Alem ekibi olarak kısaca bir araştırma yaptık. Neden bankalar buraya geldi? Bunu araştırdığımızda Çayırova’ya 35-40 kilometre mesafede ki Ataşehir’de bankacılık üssü kurmak burada ki maliyetin en az 10 katı. Yani bir banka Ataşehir’de kuracağı bir üssü 10 liraya mal ederken, Çayırova’da bunu nereyse 1 liraya mal ediyor. Çeşitli bankaların üst düzey yöneticileriyle görüştük. Neden Çayırova’ya geliyorsunuz? Neden Çayırova bölgesinde yer arıyorsunuz dediğimizde. Ulaşım ve maliyeti anlatıyorlar. Bu yüzden buranını önemi çok büyük. Geleceğin Ataşehir’i olacak, geleceğin finans merkezi olacak Çayırova bu yüzden çok önemli. Başta Kaymakam, Çayırova Belediye Başkanı, Kocaeli büyükşehir belediye başkanı, Kocaeli milletvekilleri ve Kocaeli Valisi başta olmak üzere özetle Kocaeli ve Çayırova  kamuoyu geleceğine sahip çıkmalı. Gelecekte düzgün, uluslararası bir şehir, uluslararası bir ticaret merkezi, bankacılık, turizm finans merkezinde yaşamak istiyorlarsa şimdiden önlemlerini almalı ve Çayırova’nın 2023 vizyonunu masaya koymaları, gündeme getirmeleri ve 2023 Çayırova vizyonunu gerçekleştirmeleri gerekiyor.

Sapanca Gölü kururken Şiir ve Kurtuluş Günü

Tehlike çanları çalıyor. İklimler değişti, kışın yaz, yazın kışı yaşıyoruz. Büyük bir çevre felaketi kapımızda. Hiçbir şey yokmuş gibi günümüzü gün etmeye devam ediyoruz. Büyük bir kuraklık yaşanıyor. Yağan yağmurlar ise adeta afet gibi yıkıp geçiyor. Su kaynakları ve ırmaklar göz göre göre kuruyor.

  Hafta sonu Sapanca’da düzenlenen 14. Uluslararası sapanca Şiir akşamları ve Pazar günü organize edilen Sapanca’nın düşman işgalinden kurtuluşu törenlerine davetli idim. Bütün yoğunluğuma rağmen Sapanca Gölü’nun kuruma tehlikesi içinde olması dolayısıyla bu törenlere katıldım. Beklentim Sapanca Gölü ile ilgili bu iki kültürel etkinlik çerçevesinde konunun gündeme getirilebileceğini ümit ediyordum. Yanılmışım…

  SAPANCA GÖLÜ NEDEN KURUYOR?

Şiir etkinliği ve kurtuluş törenlerinde keşke, Sapanca gölü ile ilgili konular gündeme gelseydi. Yaklaşık 70 bin TL harcanarak organize edilen 14. Sapanca Şiir akşamlarında ne Sakarya ne de Kocaeli bölgesinden hiçbir şair yoktu. Birkaç yurt dışından gelen Şair, birkaç da Türkiye genelinden gelen Şairlerle organize edilen Şiir akşamları tam anlamıyla rant kokuyordu. Vatandaş katılmamış, sandalyeler boş sadece protokol ve şairler kendileri söyleyip kendileri dinlediler.

  Bu yıl ki Sapanca Şiir etkinliğinin konusu keşke Sapanca Gölü olsaydı. Şairler, sapanca Gölü üzerine yazdıkları şiirleri burada okusalardı. Sakarya ve Kocaeli bölgesinden Üniversite öğrencilerinin katılabileceği Sapanca Gölü konulu Şiir yarışması organize edilerek bu etkinlik çerçevesinde dereceye giren genç şairlere ödüller verilip üniversite öğrencilerinin dikkatleri Sapanca gölüne çevrilebilseydi. 20 Haziran Cuma günü düzenlenen Orhan Veli 100 yaşında adlı panelin konusu “Kültürümüzde Sapanca Gölü” olsaydı. Ama, boşuna bekledim. Bu durumlara ve vatandaşın ilgisizliğine bir dönem Basın İlan Kurumu Genel Kurulu’nda birlikte görev yaptığımız Cumhurbaşkanı Genel sekreteri Mustafa İsen bile isyan etti. Her geçen yıl Sapanca Şiir akşamları etkinliğine ilginin azalmasına sayın İsen’de üzgün ve tepkili. Halkın ve bölgenin dışlandığı Sapanca Şiir akşamları tıpkı Sapanca Gölü gibi kuruyor bu şiir akşamlarından birileri büyük rantlar kazanıyor. Çıkıp, bu gerçekler sorgulanmalı, şiir akşamları organizasyonunun kimleri zengin ettiği açıklanmalıdır. Bunu yapacak Sakarya basını Şiir akşamlarına ilgisizdi. Çok az sayıda basın mensubu şiir akşamlarına katılmıştı. Makedonya Strukas şiir akşamları ve Elazığ Hazar Şiir akşamları etkinliklerini yakından takip eden gazeteci ve belgeselci olarak Sapanca Şiir akşamlarının tıpkı Sapanca Gölü gibi kurumaması için şimdiden çalışmalar başlatılmalı. Şiir akşamları organizasyonu resmi kurumların yanı s ıra Üniversite ve Sivil toplum örgütleri ile birlikte gerçekleştirilip Sakarya ve Kocaeli bölgesine ayrı bir önem verilmeli. Sadece balkan ülkelerinden değil, Arap ülkeleri ve Türk Cumhuriyetlerinden şairlerin katılımları da sağlanarak organizasyonlar yapılmalıdır. Bu konuda gazeteci ve Sapanca gölünün Gebze’de suyunu içen bir gazeteci olarak konuyu yakından takip etmeyi bir vefa borcu biliyorum. Şiir akşamları etkenliğinde yapılan faaliyetleri özetle sizinle paylaşmak istiyorum.

SAPANCA’DA ŞİİR GECESİ

14. Uluslararası Sapanca Şiir Akşamları final programı Sapanca İnsan Hakları Parkı’nda yapıldı. Çeşitli iller ve ülkelerden ilimize gelen şairler, Sapanca Gölü kenarında şiirlerini okudu. Programa Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen de katıldı.

ÜSTYAPI SORUNU

Programda konuşan Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen, “Yeni Büyükşehir Yasası’ndan sonra Türkiye’nin neredeyse yüzde 70’i artık büyükşehirle idare ediliyor. Büyükşehir belediyesi niteliği kazanan illerdeki bu yeni yapının altyapı sayılabilecek büyük meseleleri zaten büyük ölçüde çözüldü. Şimdi üstyapı diyebileceğimiz tabloyla karşı karşıyız. Türkiye’nin buna birçok bakımdan ihtiyacı var. Ekonomik bakımdan durumumuzu değerlendirdiğimiz zaman Türkiye, çok iyi bir noktada. Dünyada 16’ncı sırada ama insani gelişmişlik açısından bakıldığı zaman hiç hoş bir noktada değiliz” ifadelerini kullandı. İsen, Sapanca Şiir Akşamları’nın marka değeri kazandığını, daha geniş platforma yayılabilmesi için Büyükşehir Belediyesi’nin öncülüğünde kültür haftası haline getirilerek, kentin en önemli kültür etkinliklerinden biri haline gelmesi gerektiğini kaydetti.

SAPANCA GÖLÜ’NÜ KURTARMALIYIZ

Sapanca’nın düşman işgalinden kurtuluşunun 93.yıl dönümü törenlerine Çanakkale ve İstiklal Savaşları Şehit ve Gazi Yakınları Derneği’nin bir üyesi olarak bende katıldım. Başkanı sayın Fehmi Tantan’ın çok özel gayretleriyle muhteşem bir organizasyon gerçekleşti. Törene Kazım Karabekir Paşa’nın kızı Timsal Karabekir hanım  ve 55 yıl önce Sapanca’da öğretmenlik yapan Birsen hanımında katılarak öğrencileriyle buluşması duygulu anlar yaşanmasına vesile oldu. Mehter ve halk oyunları ekibi temsili olarak kurtuluşun canlandırılması ve minareye bayrak çekilmesi törene katılanları heyecanlandırdı. Keşke, bu muhteşem Kurtuluş Törenini Sahilde sabah kahvaltısı yapan Şiir Akşamlarına katılan şairlerde görebilseydi. inanıyorum çok güzel şiirler yazarlar ve tarih bilincinin oluşmasına vesile olurlardı.

   Kurtuluş törenlerinden sonra sahilde Türkiye’nin çeşitli yerlerinden gelen Şehit Aileleri Derneği başkanları ve 55 yıl önce Sapanca’da öğretmenlik yapan birsen hanım ile Sapanca Gölü’nün kurtarılması gerektiğini, bu konuda kampanya başlattıklarını açıkladılar. Biz de Devri Alem belgesel program yapımcısı olarak bu önemli açıklamaları hem kaydettik hem de www.devrialem.tv den tüm dünyaya duyurduk. Bu açıklamaları http://devrialem.tv/v/21437/canakkale-sehtler-derne-sapanca-gl-kurumasin-kampanyasi-baslatti#.U6gMkvl_u9E Linkinden izleyebilirsiniz.

KURTULUŞ TÖRENLERİ NASIL KUTLANDI?

Hükümet Konağı önündeki Atatürk büstüne çelenk konulması ile başlayan kutlamalar, Rüstempaşa Camii önünde devam etti.                                  Çanakkale ve İstiklal Savaşları Şehit ve Gazi Yakınları Derneği Başkanı Fehmi Tantan, yaptığı konuşmada, Sapanca´da 3 ay 8 gün süren kurtuluş mücadelesi sırasında 29 şehit verildiğini söyledi. Törende, cami minaresine Türk Bayrağı çekilmesinin ardından Kahramanmaraş Mücahitler Derneği Halk Oyunları Ekibi ve Sakarya Büyükşehir Belediyesi Mehteran Takımı gösterileri sundu. Daha sonra Rüstempaşa Camii´nde mevlid okundu.

    Evet sonuç itibariyle hafta sonu iki önemli etkinliğe katıldım. Katılmamamın en önemli nedeni Gebze’de suyunu içtiğim sapanca Gölü’nün kuramaması için şiir ve kurtuluş törenleri bir başlangıç olur beklentisi içerisindeydim. 70 bin TL harcanarak yapılan şiir akşamları tam bir fiyaskoydu. Derneğin kendi zor imkanlarıyla Bin liraya mal edilen kurtuluş törenleri ise muhteşemdi. Şiir akşamlarını Sakarya valiliği organize etmişti, Kurtuluş etkinliğin ise Dernek organize etmişti. Bu iki etkinlik yetkili ve yöneticilere ders ve ibret olur bu etkinlikler Sapanca Gölü’nün kurumaması için bir başlangıç olur ümidi içerisindeyim.

Kartepe’de Devri Alem

Gitmediğiniz yer sizin değildir diyor atalarımız. Buram buram Anadoluyu sizlere tanıtmaya çalışıyoruz. bir hafta önce sizlere Güneydoğu´dan seslendik, canlı yayınlar gerçekleştirdik, farklı noktalardan  çekimler yaptık. Şimdi başka bir coğrafyadayız, güzel bir yerdeyiz. Burası emvaye çeşit bitki, ağaç yeşillikler diyarı Kartepe Dağları. Müthiş bir manzara, muhteşem bir güzellik. bu güzelliği doya doya yaşamak gerekiyor. Aslında Kocaeli sadece sanayi kenti değil, Kocaeli Kültür, tarih ve turizm kenti. Acaba kaç kişi bu Kartepe’ye gidiyor. Aslında her hafta çocuklarımızla birlikte buraya gelmeliyiz. Yorgunlukları atmak için burada dinlenebilirisiniz.

Kartepe aslında bir kış turizm merkezi. Ama bana göre kıştan daha güzel, yazı ilk baharı. Tesislerde var muhteşem güzelliklerde. Kartepe’yi keşfetmek gerekiyor. Yeşillikler içersinde buram buram ıhlamurlar kokusu altında ciğerlerimiz bayram ediyor.

Güzelliklerimize sahip çıkalım. Zira buradan sular Sapanca Gölü’nü besliyor.ama ne yazık ki Sapanca Gölü kuruyor.

SAPANCA GÖLÜ KURUYOR, YUVACIK BARAJI SUZU KALDI

Bölgemizdeki çevre kirliliğinin boyutları çok ağır faturalar ödetiyor. Özellikle Marmara bölgesi ve Kocaeli’nin can damarı olan Kartepe ve Samanlı dağlarında büyük çevre katliamı yaşanıyor. Bu bölgedeki su kaynakları bir çok firma tarafından kiralanarak ele geçirilmiş durumda. Su kaynaklarının ele geçirilmesinden dolayı Yuvacık Barajı susuz kaldı ve Sapanca gölü kurumaya başladı. Turizm projeleri bahane edilerek bu bölgelerde büyük ağaç ve yeşil katliamı da yapılıyor. Hızlı Tren Yolu inşaatında kullanılmak üzere  Maşukiye bölgesinde açılmak istenen taş ocağına karşı bölge halkı adeta savaş açarak taş ocağının açılmasını engellediler. Kartepe’nin Kel tepeye görüştüğünü turizm bahane edilerek bölgede büyük ağaç ve çevre katliamını yapılamasına Çevre ve Orman Bakanlığı’nın dur demesini isteyen bölge sakinleri Bakan Veysel Eroğlu’nun Kartepe’de inceleme yapmasını istiyor.

 

BU GÜZELLİKLERİ KEŞFETMEK GEREKİYOR

Kartepe’de vatandaşlarla görüştük, güzellikleri temaşa etik. Bu güzelliklere doyma imkanı yok. Bir hafta sonra belki de kestaneler çıkacak. Kestane ve ıhlamur altında yayın gerçekleştirdik. Araplar Kartepe’yi keşfetmiş durumda. Araplar 2 sezondur yoğun bir şekilde Kartepe’ye geliyor. Ancak bizim insanımız ne yazık ki bu güzelliklerinden habersiz durumda. Çeşitli yerlerden insanların Kartepe’ye geldiğine şahit olduk. Buraları yaşamak gerekiyor. Ekranlardan anlatmak çok zor. Yaşayarak buraları tanımak gerekiyor.

Kartepe’nin güzelliklerini Devri Alem kameraları aracılığıyla canlı yayınla ekranlara getirdik. Bu güzelliği canlı yayınla siz değerli okurlarımıza yaşattık. Sizlerde gazetemizin internet televizyonu www.kocaeligebze.tv adresinden gerçekleştirdiğimiz canlı yayını izleyebilirsiniz. Anlatmakla tarif edilmeyecek bu güzelliklere sizlerde şahit olabilirsiniz.

Adıyaman Nemrut Dağı’ndan Canlı Makale

Güneydoğu Anadolu gezimizin önemli bir merkezindeyiz, Adıyaman’dayız. Adıyaman Fırat havzasında GAP bölgesinde kültür ve Turizm merkezi. İlk kez 20 yıl önce Adıyaman’a gitmiştim. Geçtiğimiz yıllarda Çanakkale şehitleri anma konferansı için Adıyaman’a gittim. Bir çok bölgeyi gezdim. Ancak, Nemrut Dağı’na çıkamamıştım. 20 yıl önce çıktığım nemrut dağında 20 yıl sonra tekrar çıkıyorum. Adıyaman’da Devri Alem programının çok sayıda izleyicisi var. Valilik Basın müdürü Mehmet bey. Adıyaman kültür Turizm il müdürü yakından ilgi gösterdiler. Adıyaman Müze Müdürü Fehmi beyin rehberliğinde Nemrut dağına çıktık. Gerçekten çok önemli yatırımlar yapılmış. Müze Müdürü çok çalışkan proje üreten Adıyaman’ı dünyaya tanıtmak için önemli çaba sarf eden bir isim. Kendisiyle nemrut dağında Devri Alem TV ve Kocaeli Gebze TV olarak canlı yayın yaparak Nemrut Dağını tanıttık. Çok önemli bilgiler verdi. Adıyaman müze müdürü ile yaptığımız söyleşide sayın müdürümüzü özetle şu görüşlere yer verdi.

MÜZE MÜDÜRÜ İLE CANLI YAYIN

Fehmi bey Adıyaman’da bulunan Komagene Karlılığı ile ilgili yaptığı değerlendirmede, “Komagene 150-200 yıl hüküm sürmüştür. Barış içerisinde hüküm süren bir uygarlıktır bu. Sedir ağaçları ihraç ederek ayakta kalmıştır. Kralın burada vasiyeti vardır. Burada sanatçı dokunulmazlığından bahseder. Müzisyenlere kimsenin müdahale etmeyeceğini söylemişti. 1800’lü yıllarda Osmanlı döneminde burası ortaya çıkarılmıştır. Burası çok özel bir yer, güneşin doğuşunu buradan izliyoruz. Nemrut dağında güneşin battığı kısımda 30 bin metreküp mıcır dolu. Orijinal yüksekliği 55 metreydi, deprem nedeniyle irtifa kaybetmiş ve 50 metreye düşmüş. Taşların bir kısmı hemen yanı başında bulunan ocaktan getirilmiş. Bir kısmı ise kayalardan kesilip heykel yapılmış ve artan taşlarından doldurulmuş. Yılda bir milyon turist hedefliyoruz ve bu bir hayal değil. Bizimki dünya mirası 2 bin yıllık bir yer, ziyaretçi sayısı 100 binler civarında. Bu daha çok olmalı, bu sayıyı artırmalıyız.

BİR İLKİ GERÇEKLEŞTİRDİK

Evet bir ilki gerçekleştirdik Adıyaman’da. 2150 metre yükseklikte 2 bin yıllık geçmişi olan Komagene krallığının merkezi Nemrut dağından canlı yayın yaparak tarihe not düşüp zamana noterlik yaptık. Adıyaman Müze Müdürü Fehmi beye bizlere gösterdiği yakın ilgiden dolayı teşekkür ediyorum. Oldukça heyecanlı ve bilgili olduğunu gördüğümüz, bir o kadar da çalışkan bir Müdür olan Fehmi beyi yaptığı çalışmalardan dolayı kutluyoruz. Sizleri de Nemrut dağında ki tarihi Eserleri görmeye davet ederken bizler Güneydoğu Anadolu bölgesinde ki Kültür ve araştırma gezimizi sürdürüyoruz. Yaptığımız canlı söyleyişi internet televizyonumuz olan www.kocaeligebze.tv ile www.devrialem.tv internet televizyonumuzdan izleyebilirsiniz.

Köy kültürü korunmalı

30 Mart seçimlerinden sonra büyükşehir olan 30 ilimizdeki köyler mahalle oldu. Ancak, köylerin resmen mahalle olması köylerimizde ki köy kültürünü yok etmemeli. Tam aksine köy kültürü gelenek ve görenekleriyle hayat tarzıyla, büyükşehirlere uyumlu hale getirilerek yaşatılmalıdır. Deyim yerindeyse köy hayatı yok edilirse gelecekte çok büyük felaket ve sıkıntılar yaşanacaktır.

   Gazeteci ve belgeselci olarak bu önemli durumu sürekli gündeme getiriyoruz. Zira, eğer köy hayatı yok olursa şehirlerde yaşamda duracaktır. Zira hayvancılık, tarım, Ziraat, tümüyle yok olacaktır. Gelişmiş batı ülkeleri köy hayatını sürdürmek için çok özel çabalar sarf ediyor.

KOCAELİ’DE KÖY KÜLTÜRÜ KORUNMALIDIR

Artık köylerimizin adı tarih oldu. Her biri mahalle haline geldi. Ama 800 yıllık geçmiş yasayla yok olamaz. 500’dean fazla Kocaeli bölgesinde köy bulunuyor. Bununla ilgili çok özel bir çalışma yapılmalıdır. Konuyu sürekli gündeme getirdik, daha önce bu konuyla ilgili bir çok yazı kaleme aldık. Bu konuda yazdığımız yazıların linklerini sizlerle paylaşıyoruz. Bu yazıları www.gebzegazetesi.com adresinden okuyabilirsiniz.

BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI İLE SÖYLEŞİ

Kocaeli büyükşehir belediye Başkanı sayın İbrahim Karaosmanoğlu ile konuyu değişik zamanlarda konuşup söyleşiler yaptık. Diğer yetkili ve yöneticilerle konunun önemini ifade etmeye çalıştık. Dün, Gebze Sivil Toplum Merkezi’ni ziyaret eden Belediye başkanı sayın Karaosmanoğlu ile Taşköprü köyleriyle ilgili yaptığımız belgesel çekimleri köyler ve manavlar hakkında bilgiler aldık. Sayın başkan çok önemli açıklamalar yaptı. Her köyde bir köy kültür evi ve müzesi kurulması için muhtarlıklar ve dernek başkanlarına büyük görev düştüğünü söyledi. Gebze Kadıllı köyünde gezdiği bir köy evi müzesinden örnekler verdi. Tarihi Taşköprü nahiyesinde ki köylerde de bu tür çalışmalar yapılmasını istedi. Bölgeye adını veren tarihi Taşköprü’nün korunacağını ve restore edileceğinin müjdesini de Kocaeli Gebze TV aracılığıyla kamuoyu ile paylaştı. Başkan sayın Karaosmanoğlu ile yaptığımız özel söyleşi www.kocaeligebze.tv tarafından canlı olarak yayınlandı. Yaptığımız bu söyleşiyi www.kocaeligebze.tv de ki http://kocaeligebze.tv/v/21179/bakan-karaosmanolundan-takpr-kyler-aiklamasi#.U6LRavl_u9E linkinden izleyebilirsiniz. Bu konuda ayrıca gazetemizde yer alan manşet haberde özetle konuyu gündeme getirdik. Haberi özetle sizinle paylaşıyorum.

TAŞKÖPRÜ ONARILACAK!

Taşköprü derneğinin konuğu olan başkan Karaosmanoğlu, tarihi Taşköprü’yü onaracaklarını müjdeleyerek, “Bütün hazırlıklarını yapıyoruz. Koruma kuruluyla birlikte yapacağız. Bölge adını orada ki köprüden alıyor. Kocaeli kültürünü Manavlarla birlikte oradan alıyor. Örfü adeti olan önemli bir yöremiz. Oranın gelenek ve göreneklerinin yaşatılması için özellikle derneklerin çalışma yapması gerekiyor. Müzesini kurmak gerekir. Böylelikle buranın gelenek ve görenekleri gelecek kuşaklara aktarılır. Tabi burada en önemli görev derneklere düşüyor.” Dedi.

DİLOVASI KÖYLERİ NİHAYET DERNEKLEŞTİ

Gebze bölgesinde yüzlerce dernek var. Ancak, Gebze bölgesinin geçmişini tarihini ve kültürünü, gelenek ve göreneklerine sahip çıkıp tanıtacak, onları koruyacak derneğin olmaması çok büyük bir eksiklik. Aslında bölgemizde ki her derneğin, birinci önceliği Gebze, Darıca, Dilovası ve Çayırova olmalı. Ancak belediyelerimizin destekleriyle yapılan dernek organizasyonlarında bile Kocaeli ve Gebze bölgesi unutuluyor. Bu yüzden de kentlilik ve şehircilik bilinci maalesef oluşmuyor. 35 yıllık gazeteci olarak bölgenin canlı şahidiyim. Bugün Dilovası’nın Çerkeşli, Demirciler, Köseler ve Tepeköy’ü yakından biliyorum. İlk kez bu köyler bir dernek çatısı altında birleşerek kültürlerini koruma kararı aldılar. Bizleri de ziyaret ettiler. Biz de Kocaeli Gebze TV olarak onları canlı yayınımızda konuk ettik. Çok önemli açıklamalar yaptılar. Dilovası köyleri kültür ve yardımlaşma derneği yönetim kurulunun yaptığı açıklamalar www.kocaeligebze.tv de geniş bir şekilde yayınlanıyor. Bu söyleşiyi http://kocaeligebze.tv/v/21133/gebze—dlovasi-kyler-dernek-ynetmnden-neml-aiklamalar#.U6LR3vl_u9E linkinden izleyebilirsiniz.

İran’da Devr-i Alem

İran’ın başkenti Tahran,İsfahan, Şiraz, Meşhed, Tus, Şahrud, Tebriz, Nişabur şehirlerinin gezi notları ve belgesel kitabını yayınlıyoruz..

İran’da Devr-i Alem Kitapçığını indirmek veya okumak için tıklayın

iran-kitapcik

İran-naksi-cihan-meydani

Vakıf hizmetlerinin önemi

Devri Alem belgesel programı olarak yaklaşık iki haftadır Güneydoğu’da gerçekleştirdiğimiz çalışmaları bitirdik. Devri Alem ekibi olarak Malatya, Mardin, Şanlıurfa, Diyarbakır, Siirt, Adıyaman, Gaziantep’de gerçekleştirdiğimiz çalışmaların sonuna geldik. Önümüzde ki aylarda yayınlayacağımız Mezopotamya Belgeseli için oldukça kapsamlı bir çalışma yürüttük.

  Son olarak gittiğimiz Gaziantep’de Vakıflar Genel Müdürü İsa Güven ile röportaj gerçekleştirdik. Yaptığımız röportajı sizler için yayınlıyorum: “hizmet alanımızda iki il var. Gaziantep ve Kilis illerimizde vakıflara ait toplam 100 eser var. Bunların 50 tanesini restore ettik, hedefimiz 2015 yılı sonuna kadar restore edilmemiş eser bırakmamak. Yıkık, kullanılmayan eser bölgemiz dahilinde yoktur. 2015 yılına kadar yapacağımız restorasyonlarda da zamanla yapılan yanlış müdahaleleri ortadan kaldırmayı hedefliyoruz. Kilis’de 30 eserimiz mevcut fakat Gaziantep il ve ilçelerde 70 eser var. Vakıf ruhu olan toplumlarda huzur ve barış daim olur, Vakıf ruhunun olmadığı toplumlarda savaş ve fakirlik hep ön plandadır. Vakıf insana değer verdiği için ilelebet insanın bir arada ve huzur içinde yaşamasını sağlayan en güzel düşüncedir. Bizim inancımızda şöyle bir düşünce vardır: komşusu aç iken kendisi tok yatan bizden değildir denilir. Bu anlayışla vakıf ruhuna sahip olan toplumlar her zaman fakiri, düşkünü gözlediği için onlar daima yaşamışlardır. İşte Osmanlı bunun en güzel örneği. Dünyaya 600 yıl hükmetmesinin temelinde vakıf anlayışı ve vakıflar vardır. 1870’li yıllarda Gaziantep’in nüfusu 54 bindi. Vakıf sayısı ise 168 idi. Bugün nüfus 1.5 milyon, cumhuriyet döneminde kurulan vakıf sayısı 40. Biz vakıf anlayışını insanlara anlattığımız takdirde insanlarımız kadir şinastır, mutlaka vakıf ve hayır hizmetlerine yönelir. Bizim kurtuluşumuz vakıf anlayışında.”dedi.

VAKIF ESERLERİNİ KORUYALIM

İsa bey son mesajında ise vakıf eserlerini çoğaltalım, bize atalarımızdan yadigar kalan vakıf eserlerini ayakta tutalım. Onlara zarar vermeyelim. Korumasak dahil zarar vermeyelim.” Diye konuştu.

Vakıflar bölge Müdürü İsa Güven’e bu keyifli sohbetten sonra teşekkürlerimizi ilettik. Devri Alem olarak Gaziantep’i gezdik, vakıf eserlerini gördük. Müzeyi gördük.

  Böylelikle Güneydoğuda’da ki gezimizin sonuna geldik. Geniş kapsamlı hazırladığımız belgeseli yakın bir zamanda bir çok televizyon kanalından ve internet sitelerinden izleyebileceksiniz. Sizlerde internet televizyonumuz olan www.kocaeligebze.tv ve www.devrialem.tv adreslerinden gerçekleştirdiğimiz yayınları izleyebilirsiniz.