Notice: wp_enqueue_script hatalı çağırıldı. Betikler ve stiller wp_enqueue_scripts, admin_enqueue_scripts, ya da login_enqueue_scripts kancalarından önce kayıt edilmemeli ya da sıraya alınmamalıdır. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 3.3.0 sürümünde eklendi.) in /home/belgesel/public_html/wp-includes/functions.php on line 4152
Bosna savaşından Suriye katliamına Devri Alem – Belgesel Yayıncılık
2015, Kasım 2015

Bosna savaşından Suriye katliamına Devri Alem

20. yüzyıl savaş, kan, gözyaşının oluk oluk aktığı, katliamlar ve ölümler yüzyılı olarak anılacak. Bu yüzyılda dünya iki büyük savaş ve çok sayıda da ülke savaşı gördü. Onlarca milyon insan toprağın kara bağrına düştü.

Bu savaşlar içerisinde halen insanlığın gözü önünde yüzbinlerce kişinin hunharca katledildiği Suriye savaşının ayrı bir yeri var. Suriye savaşı bütün insanlığın büyük bir ayıbı ve yüz karasıdır. Suriye savaşı ile ilgili birçok bilgi, belge ve doküman toplayarak belgeselleştirmeye devam ediyorum.
SURİYE SAVAŞINDAN BOSNA KATLİAMINA
Sizler bu satırları okuduğunuz sırada ben Bosna’da olacağım. Çok değerli dostum ve Devri Âlem Belgesel programının balkanlar coğrafyasındaki ulaşım sorumlusu Koşukavak Turizm’in sahibi Rıfat Yakupoğlu beyin daveti üzerine yeniden Bosna’dayım. Haziran 2003 yılında ilk kez gittiğimiz Bosna’ya, 8-9 ve 10 Aralık 2008 tarihlerinde 2.  Kez giderek araştırma yapıp belgesel çektik. Daha sonra 8 – 15 Mayıs 2011 tarihlerinde de Bosna’da belgesel çekmiştik.  Eylül 2014 ile 23 Temmuz 2015 tarihinde birer kez daha Bosna Hersek’e gitmiştik. Şimdi 6. Kez 14,15, 16 ve 17 Kasım tarihlerinde Bosna Hersek’teyiz.
SOYKIRIM VE HAYATIN BELGESELİ
Daha önce Bosna’da yaptığımız araştırmalar ve Bosna ile ilgili bilgilerle sizleri baş başa bırakıyorum. Evladı Fatih han diyarı Bosna’dan sizlere sesleniyoruz. Bosna’ya daha önce 3 kez uçakla gitmiştik. İgman Dağları üzerinden Sarayova’ya inmiştik bu kez dünyaca ünlü Drina Nehri’ndeki Tara Kanyonu’ndan  karayolu ile Bosna’ya giriyoruz. Drina Nehri Sava Irmağı ile Tuna’ya karışıyor. Karadağ üzerinden vadiler aşarak Drina Vadisi’ne giriyoruz. Muhteşem bir güzellik göz ve gönül okşuyor. Zaman zaman durup fotoğraflar çekip, belgesel görüntü kayıtları yapıyoruz. Drina Nehri ve Tara vadisi kültür tarihimizin de bir çizgisi. Meşhur yazar İvo Andiriç’in Drina Köprüsü romanında anlattıkları gözlerimizin önünde canlanırken vadinin ve dağların ihtişamlı manzarası eşliğinde Bosna’ya geliyoruz.
ŞAVAŞ TÜNELİNDE TARİHE NOT DÜŞÜYORUZ
Bu kez Bosna’yı savaş yıllarında 4 yaşında yetim kalan babası savaşta ölen Mirza Ömer Hadiç’in rehberliğinde geziyoruz. İlk durağımız Savaşlarda Sarayova’nın can damarı olan savaş tüneli oluyor. 800 metre uzunluğundaki savaş tüneli, Sarayova’nın adeta can damarı olmuş. Çok güzel görsellerle tünel müze haline getirilmiş.  4 ay 4 günde kazılan tünel Bosna savaşlarının kazanılmasında önemli kilometre taşı. Tünelde belgesel çekimlerimizi yapıyor, tarihe not düşüp zamana noterlik yapıyoruz.
BOSNA’DA HER YER ŞEHİTLİK
Bosna Hersek son 100 yılın en büyük insanlık katliamına sahne olan bölgelerden birisi. Dağ taş her yer şehit mezarları ile dolu. Amerikan CHE raporuna göre, bu savaşta 260 bin kişi ölmüş, bunun 160 bini Boşnak Müslümanı. Müslümanların lideri Bilge Kral Aliye İzzet Begoviç bir zamanlar çocuk parkı olan 500 e yakın şehidin mezarının olduğu şehitliğin tam ortasında Aliya’nın mezarı. Aliya ölmeden 1 hafta önce, kendisini ziyaret eden o dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a ‘Sırpların arkasında Ruslar var, Hırvatların arkasında Almanlar var, Boşnakların arkasında Türkiye olmalı, Boşnakları sizin şahsında Türkiye’ye emanet ediyorum. Ona iyi sahip çıkın’ dediğini söyledi rehberimiz Mirza bey.
BİRİNCİ CİHAN HARBİ SARAYOVA’DA BAŞLAMIŞTI
Sarayova’daki gezimizin şimdiki durağa birinci cihan harbinin fitilin ateşlendiği yer. Avusturya Macaristan veliahdının 1914 yılındaki Sarayova ziyaretinde, Sırplı bir öğrencinin veliahttı vurduğu köprünün başına geliyoruz. Sırplı genç, silahı çekip, veliahttı vurduğu yerdeki binanın duvarında bu tarihi olayı anlatan tabela var. Duvarlarda resimler var. Birinci Cihan Harbi burada patlak vermiş, Sırpların yanında Ruslar Avusturya Macaristan’ın yanında Almanlar savaşı başlatmışlar, savaş bütün dünyaya yayılmış, milyonlarca insan ölmüş Osmanlı tarih sahnesinden silinmişti. Medeni geçinen Avrupa bu savaştan ders almamış 2. Cihan Harbi’nde de birbirlerini öldürmüşler, onlarca milyon insan hayatını kaybetmiş.
BOSNA, AÇLIK VE ÖLÜM
Son olarak Bosna savaşlarında Avrupaların aç gözlüğü yüzünden 260 bin insan Bosna’da ölmüştü. Bosna’da halen savaşın izleri tüm tazeliği ile gözükmekte. Evlerin bahçelerinde bile şehit mezarları var. Bize rehberlik yapan Mirza Ömer Bey, yaşadığı acı olayı bize şöyle nakletti: “ Ben savaşta 4 yaşındaydım. Babamın şehit olduğu haberi eve gelince, annemin babanız öldü demesini üzerine açlık ve yokluk yüzünden o gün çocuk ruhu ile ölümün ne olduğu bile bilmeden “Anne Babamı pişirip yiyebilir miyiz” demem açlığın ne kadar korkunç olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.” Derken bir tarafımdan da gözünden de birkaç damla yaş dökülüyordu.
BOSNA  SAVAŞLARI (  VİKİPEDİA )
Bosna Savaşı, Bosna-Hersek’te 1 Mart 1992 tarihinden 14 Aralık 1995 tarihine kadar sürmüş olan bir savaştır. Üç yıldan fazla süren bu savaş sırasında 100.000-110.000 kişi hayatını kaybetmiş, 2 milyon kadar insan da yerini yurdunu terk etmek zorunda kalmıştır.
Savaşın Başlaması Sovyet Birliği’nin dağılması, Berlin Duvarının yıkılması sonrasında Batının Balkanlardaki çalışmaları da, bu bölgede patlayan savaşlarda oldukça etkilidir. Vatikan, Avusturya ve Almanya, Hırvatistan’ı Yugoslavya’dan ayrılmaya teşvik etti. Hırvatistan’ı çok geçmeden Bosna izledi. 29 Şubat-1 Mart 1992’te Bosnalı Hırvatlar ve Bosnalı Müslümanlar bir bağımsızlık referandumu düzenlediler ve sonuç yüzde 99.7′ ile Yugoslavya’dan bağımsızlık ilanı yönünde oldu.
Yugoslavya’ya Karşı Ambargo
27 Mayıs 1992’de, kuşatma altında bulunan Saraybosna’da, Vase Miskin sokağında meydana gelen patlama sonucunda 17 sivil hayatını kaybetti, 108 kişi de yaralandı.Onlarca sivilin ölmesi üzerine İngiltere Başbakanı John Major, ABD Başkanı George H. W. Bush, Türkiye Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin ve başka siyasi liderleri hemen bu korkunç olayın suçunu Sırplara yüklemişti. Neticede, üç gün sonra, 30 Mayıs 1992’de, BM Güvenlik Konseyi, “Sırpların” yaptığı ekmek bekleyen insanlara saldırı nedeniyle Yugoslavya Federal Cumhuriyeti’ne petrol satışının yasaklanması ve hava bağlantısının kesilmesini de kapsayan geniş bir ekonomik ambargo uygulanmasını kabul etti.
Bosna Soykırımı    Üç yıl boyunca Sırplar uluslararası hiçbir konvansiyona kulak asmayarak insanlık dışı uygulamalarını pervasızca sergilediler. Soykırım ise savaş başladığından beri Sırpların başvurduğu yegane savaş yöntemiydi. Daha savaşın ilk evrelerinde Nisan 1992’de Srebrenitza’nın hemen dışında bulunan Bratunac köyünde yaklaşık 350 Bosnalı Müslüman Sırp paramiliterleri ve özel polis güçleri tarafından işkenceye tabi tutulmuş ve öldürülmüştü.
Miloseviç’in eski korumalarından Nasır Oriç’in kurduğu Müslüman direniş örgütü ilk yıllarda Srebrenica’yı savundu. Yugoslavya SFC ordusunun tüm imkanlarını kullanan Sırplara karşı Müslümanlar bölgeye uygulanan ve en çok kendilerinin zarar gördüğü ambargodan ötürü hafif silahlarla ve az sayıda mermi ile karşı koymaya çalışıyordu.[kaynak belirtilmeli]
Bosna Savaşı’nın sonlarına doğru Müslümanların birçok cephede zafer kazandığı bir sırada öne çıkarılan Dayton Barış müzakereleriyle savaşın sona ereceğini gören Sırplar, avantaj elde etmek için iki stratejik kent olan Gorajde ve Srebrenica’yı ele geçirmek maksadıyla bu iki kente saldırdılar. BM tarafından güvenli bölge olarak ilan edildikten iki yıl sonra Srebrenica, 1995 yılının yaz ayında toplu katliamın kurbanı oldu.
Srebrenica çevresindeki ilk toplu mezarları ortaya çıkararak Pulitzer Ödülü kazanan Amerikalı gazeteci David Rohde bu tavrı eleştirerek şöyle dedi: “Uluslararası camia taraflı bir şekilde binlerce insanı silahsızlandırmış ve sonra da onları en azgın düşmanlarına teslim etmiştir. Srebrenica, uluslararası camianın felaketin uzağında durduğu bir durum değildir. Aksine, uluslararası camianın eylemleri katilleri cesaretlendirmiş, onlara yardım etmiş ve işlerini kolaylaştırmıştır. Srebrenica’nın düşmesi gerçekte olması gereken bir durum değildi. Binlerce iskeletin Doğu Bosna’da oraya buraya saçılmasına hiç gerek yoktu. Binlerce Müslüman Bosnalı çocuğun Sırplar tarafından boğazlanmış babalarının, dedelerinin, amcalarının ve kardeşlerinin hikayesi ile büyümesine hiç gerek yoktu.” [4]
Bosna-Hersek Federasyonu Kurulması
Savaşın ilk aylarından başlayarak Birleşmiş Milletler temsilcisi Cyrus Vance ve Avrupa Birliği temsilcisi Lord Owen savaşı durdurmak için taraflarla müzakereler yaptılar. Bosna-Hersek’i etnik açıdan 3 bölgeye ayıran çeşitli haritalar çizildi ve taraflara sunuldu. 1994 yılında NATO uçakları BM’in ilan ettiği uçuş yasağını uygulamaya başladılar. Böylece Sırpların hava üstünlüğü kaybolmuş oldu. Mart 1994 tarihinde Boşnaklar ve Bosnalı Hırvatlar anlaşmaya vardılar ve birbirleriyle savaşmaktan vazgeçtiler.
28 Ağustos 1995’te Saraybosna’daki Markale pazarına atılan bombanın patlaması sonucu 37 kişi öldü, 90 kişi de yaralandı. 30 Ağustos 1995’te, en son UNPROFOR askeri de Bosna Sırp topraklarından ayrılır ayrılmaz NATO uçakları Sırp Cumhuriyeti’nde seçilmiş bazı hedeflere bir dizi hassas vuruş yaptılar. Bosna Sırp askeri birliklerine yönelik NATO bombardımanı için gerekçe olarak Markale’deki silahsız Boşnaklara karşı saldırı ve Srebrenitza katliamı gösterildi. Hırvat, Boşnak ve NATO saldırıları karşısında uzun süre dayanamayan Sırp birlikleri, Ekim ayında teslim olmak zorunda kaldı.
NATO baskılar sonucu İzzetbegoviç, Tudjman ve Miloseviç anlaşma masasına oturdular. 21 Kasım 1995’de Dayton Antlaşması kabul edildi. 14 Aralık 1995’de bu antlaşmanın son halinin imzalanmasıyla birlikte Bosna Savaşı son bulmuş oldu.
BOSNA SAVAŞI İLE İLGİLİ FİLİMLER
Before The Rain – Milcho Manchevski – 1994 ,Underground – Emir Kusturica – 1995, Kusursuz Çember – Savrseni Krug – 1997, Welcome To Sarajevo – 1997,  Savior (Savaş Günahları)-1998-Predrag Antonijevic,   No Man’s Land Fragman – 2001,   Grbavica – Jasmila Zbanic – 2006,  The Hunting Party – Richard Gere ve Terrence Howard – 2007,  Ölüm Çiçekleri-Saraybosna – 2007 – Türk yapımı dizidir. Star’da her Cuma yayınlanmaktadır.,  Alia – Türk yapımı bir film.,  Mavi Kelebekler – 2011 – TRT yapımı Türk dizisi.,  Kan ve Aşk – 2012 – Angelina Jolie,  Venuto al mondo (Sen Dünyaya Gelmeden) (2012)
XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX
SREBENİTSA  KATLİAMI..
Srebrenitsa Katliamı ya da Srebrenitsa Soykırımı,[1] 1991-1995 Yugoslavya İç Savaşı (Hırvatistan Savaşı ve Bosna Savaşı)’nda Sırp Cumhuriyeti Ordusu’nun Srebrenitsa’ya karşı giriştiği Krivaya ’95 Harekâtı esnasında Temmuz 1995’te yaşanan ve en az 8.372[2] Boşnak’ın Bosna-Hersek’in Srebrenitsa kentinde general Ratko Mladiç komutasindaki ağır silahlarla donatılmış Bosna Sırp ordusu tarafından öldürülmesine verilen addır. Katliamda bir kısım kadın ve küçük yaşta çocuğun da öldürüldüğü, belgelerle kanıtlanmıştır [3]. Bosna Sırp ordusunun dışında katliama “Akrepler” olarak tanınan Sırbistan özel güvenlik güçleri de katılmıştır. Birleşmiş Milletler Srebrenitsa’yı güvenli bölge ilan etmiş olmasına[4] karşın 400 silahlı Hollanda barış gücü askerinin varlığı katliamı önlememiştir.
Srebrenitsa katliami II. Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa’da gerçekleşmiş en büyük toplu insan kıyımı olması ve Avrupa’daki hukuksal olarak ilk kez belgelenmiş soykırım olması açısından da önem taşır.[5].
Katliamın gelişimi
Yugoslavya’nın çöküşü üzerine 1992 yılında Sırpların Bosna’da başlattıkları soykırımın ardından bölgeye zoraki olarak müdahale eden Birleşmiş Milletler’in güvenli bölge ilan edilen 6 bölge arasında Srebrenitsa da bulunmaktaydı.
Savaştan önce nüfüsu 24 bin civarı olan kentin nüfusu diğer bölgelerden gelen mülteci göçleriyle 60 bin civarına gelmişti. Artık Srebrenitsa ‘açlık’ ve ‘hastalıklar’ ile mücadele eden bir ‘toplama kampı’na dönüşmüştü.Müslümanların elindeki silahlar BM Barış Gücü tarafından koruma gerekçesiyle toplanmıştı.[6]
Ratko Mladiç komutasındaki Sırplar Srebrenitsa’ya olan saldırılarını sıklaştırdıklarında müslümanların toplanan silahlarını geri almak için yaptıkları başvuru , sorumlu Hollanda komutanı Thom Karremans tarafından reddedildi. BM yalnızca iki F16’yı kent üzerinde bir uçuş yaptırmakla yetindi.
Hollandalı askerler bir gece yarısı Bosna’daki BM Barış Gücü komutanı Hollandalı generalden aldıkları emir doğrultusunda kenti boşalttılar. Savaş sırasında şehrin güvenliğinden sorumlu olan Hollandalı Komutan Thom Karremans kendisine sığınan 25 bin mülteciyi ve şehri Sırplara teslim etti.[7]
Daha sonra orataya çıkan bir video kasedinde Sırp generalin kenti boşaltan Hollandalı komutana bir hediye verirken görüntüleri çekilecekti.Bir hafta süren katliam II. Dünya Savaşı’ından sonra insanlığa yapılan en büyük suç olarak arşivlerde yer aldı.[8]
Lahey Adalet Divanı bir hafta süren katliamın bir ‘soykırım’ olarak kabul etti; ancak Sırbistan’ın sorumlu tutulmayacağına karar verdi.
Srebrenitsa Katliamı ve Müslümanların Toplu Şekilde Kıyımı[değiştir | kaynağı değiştir]
1992 Bosna Savaşı’ndan sonra Sırbistan, Bosna-Hersek’in stratejik alanı haline geldi. Özellikle ülkenin doğu tarafı Avrupa Birliği tarafından Yasak Bölge ilan edildi. Bu bölge içinde Sırbistan’ın o zamanki başkenti Srebrenitsa da vardı. Bu da Bosna Hersek Silahlı Kuvvetleri için bir fırsat olarak değerlendirildi. Ayrıca Bosna Hersek’in bütün maddi varlığı olan en büyük maden ocakları da ülkenin tek geçim kaynağıydı. Bu da Sırplar için bir araç olarak değerlendirildi. Müslüman nüfusun çoğunlukta olduğu ve Sırp zulmüne karşı yetersiz imkânlarla karşı koymaya çalışan Srebrenitsa’nın Tanjarz Kırsalı’nda tam 10000 kişiyi esir alan askeri grup Mladiç’in emriyle esirleri öldürmeye başladı. Sırp vahşeti Avrupa’dan yüz bularak doruğa çıktı ve tam 5 gün süren katliamda 8300 kişi öldürüldü. Kalan 2700 kişi serbest bırakıldı. Öldürülen bu 8300 kişinin cesetleri parçalanıp iskeletleri çıkarttırıldı ve bu cesetler krematoryumda yakıldıktan sonra Lahey Mezarlığı’na gömüldüler. Katliamdan yaklaşık 13 yıl sonra Bosnalı Sırp komutan Ratko Mladiç kaçak olarak yaşadığı Sırbistan’ın Sermiyan köyünde Radovan Karadzic ile beraber yakalanarak tutuklanmış ve Lahey Uluslararası Ağır Ceza Mahkemesi’nde 1 hafta yargılandıktan sonra haklarında tutuklama kararı çıkmıştır, ayrıca Mladiç’in cezası müebbet hapis olarak belirlenmiştir. Lahey’deki uluslararası savaş suçları mahkemesince 16 yıldır aranan Mladiç’in yakalanmasına yönelik Sırp istihbaratının çalışmalarının ardından özel polis birlikleri, Zrenyanin kenti yakınlarında Lazarevo köyüne operasyon düzenledi. Operasyonda “Milorad Komadiç” sahte kimliğini kullanan Ratko Mladiç yakalandı.BM Güvenlik Konseyi kararıyla kurulan Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi’nce yapılan açıklamada, Mladiç’in, Sırbistan’ın iç hukuku gereğince yerine getirilmesi gereken hukuki süreç tamamlandıktan sonra Lahey’e sevkedileceği, bu transferin sabırsızlıkla beklendiği belirtildi.[9]
Soykırımdan sorumlu isimler[değiştir | kaynağı değiştir]
11 Temmuz 1995 günü Ratko Mladiç silahlarından arındırılmış kente hiç zorlanmadan girdi. Sonra da Sırp askerler Müslüman Boşnakları yollarda, dağlarda öldürdüler. Sırp askerler cesetlerin kimlikleri tespit edilmesin diye cesetleri parçalayarak sayıları 64’ü bulan toplu mezarlara gömdüler.[10]
Uluslararası Savaş Suçluları Mahkemesi Tarafından Srebrenitsa Soykırımından Dolayı Aranan, Yargılanan ve Mahkûm Olan Sırp Üst Subaylar ve Siyasilerin listesidir. Momčilo Krajišnik
Bilyana Plavsiç,  Ratko Mladiç,   Zdravko Tolimir
———–
 AKSOYON  DERGİSİN’DEN ALINMIŞTIR….
Bosna’ya müdahale an meselesi
Celal Kazdağlı 29 Temmuz 1995
ETİKETLER
Haberi duyduğunda Başbakan Tansu Çiller çılgın gibiydi. Konuttaki toplantıda bir yandan öfkeyle bağınyor bir yandan da önündeki masayı yumrukluyor ve “Bana formül getirin… Bunları vuracak formül. F16’ları kullanabilir miyiz? Lütfen araştırın “diyordu.
Başbakan Tansu Çiller’i çileden çıkartan olay Sırplar’ın 38 ayın sonunda BM koruması altında bulunan güvenlikli bölge Srebenica’ya saldırması ve kadın, çoluk çocuk demeden sivil insanları, sadece Müslüman ve Boşnak oldukları için katletmesiydi. 20. yüzyılın sonunda ve Avrupa’nın ortagöbeğinde bir soykırırnın yaşanmasıydı.
Çiller’in formül bulmalarını istediği kişiler ise yüksek rütbeli askerler,diplomatlar ve siyasilerdi. Çiller ve çalışma grubu, “Artık toplantılarla bir sonuç alınamayacağı” tespitini yaptı. Grubun çözüm önerisi ise basitti. na’ da katliamı sürdüren Sırplar’a karşı silahlı güç kullanmak. Bosna’da Barış Gücü yerine Müdahale Gücü’nün yer alması.Ama, bunun için önce diplomatik yolların tüketilmesi gerekiyordu. Öyle de yapıldı.
Başbakan Tansu Çiller doğrudan ABD Başkanı Bill Clinton ile temasa geçti. Clinton’dan Bosna için yardım istedi. Hiç olmazsa Londra’da düzenlenecek olan Beşli Temas Grubu toplantısına Türkiye’nin de katılması sağlanmalıydı.
Türkiye, Londra’da düzenlenen Beşli Temas Grubu’nun toplantısına Dışişleri Bakanı Erdal İnönü, Milli Savunma Bakanı Mehmet Gölhan ve Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Ahmet Çörekçi ile katıldı.
ASKERI OPERASYON KAÇıNıLMAZ
ABD, Rusya, Fransa, İngiltere ve Almanya’dan oluşan Bosna Temas Grubu, Sırp saldırıları karşısında cılız bir karar aldı. Gorazde’ye yönelik saldırılar karşısında belki bir müdahaleyi düşünebileceğini açıkladı. Ancak Türkiye’nin de katıldığı toplantı kararlı bir tavır ortaya koymamakla beraber ‘Şu veya bu şekilde Bosna’ya müdahalenin artık kaçınılmaz bir zorunluluk olarak karşılarına çıkacağını” da ortaya koydu. Londra’da açıkça bir karar alınmadı ama Bosna için bir askeri operasyonun da zorunlu olduğu belli oldu.
Böyle bir operasyonun ancak Washington-Paris-Londra üçlüsünün ortak iradesi ile mümkün olduğu da kesinlik kazandı. Londra’nın ayak sürümesine, Washington’un tereddütlü tavrına karşılık Fransa hemen harekete geçti ve Sırplar’ın başkenti Pale’yi bizzat Devlet Bakanı Chi
rac’ın emriyle vurdu. Ayrıca Fransa, muhtemel bir saldırı karşısında Gorazde’yi savunmasız bırakmamak için bin kişilik bir kuvvetin orada olmasını teklif etti ve askerlerin nakli i
.in ABD helikopterlerinden yardım talep etti. Ama Fransa’nın ”yardımcı ol ” teklifine Beyaz Saray şimdilik hayır dedi. Buna karşılık ABD Savunma Bakanı William Perry, Sırp mevzilerinin yoğun hava bombardımanına tutulmasını önerdi.
Tam bu noktada Zenica’da bulunan Türk Birliği’nin Gorazde’ye nakledilmesi teklifi geldi. Bu amaçla Türkiye’nin Fransa ve Amerika’dan nakil için helikopter desteği istemesini seslendiren Cengiz Çandar böylece,”İngilizler’in GaZli Avcı Birlikleri Gorazde’den kaçma hazırlıkları yaparken, bu sayede oyunları da bozulur. Türkiye, böyle bir hamleyle, durumu tırmandırarak, Batılılar’ın Bosna İhaneti ‘nde manevra almalarını daraltmış olur” diye yazdı.
Bosna’da Sırplar’a yönelik herhangi bir silahlı müdahaleyi önlemeye çalışan Rusya Dışişleri Bakanı Andrei Kozirev bu öneriler üzerine “Türkler Gorazde’yi koruyacaklarmış. Nasıl koru
yacaklar acaba?” diye sordu.Bunun cevabını Kozirev’e Fransız, Alman ve Hollandalı bakanlar verdi: “Gorazde sadece Türkler’in sorunu değiL. Müşterek sorunumuz. Biz koruyacağız orayı. “
SıRPLAR’DAN TEHDIT
Cılız da olsa Bosnalı Sırplar’a karşı bir uyarı niteliğinde olan Londra Konferansı kararlarına karşın Sırplar tehditlerini sürdürmekten vazgeçmediler. Bosnalı Sırplar’ın KomutanıGeneral Ratko Mladiç, “Uniter bir Bosna Devleti planlarına karşı başkent Saraybosna da dahil tüm güvenli bölgeleri sırasıyla almaktan korkmayız” cevabını verdi. Nitekim dediğini yapacağını da gösterdi. Srebenica’dan sonra yine BM’ nin denetiminde Güvenlikli Bölge olan Zepa’yı Sırplar ele geçirdi. Ve başta ABD olmak üzere Londra Konferansı’na katılanlar bu gelişme karşısında hiçbir şey yapmadılar. Zaten onlar Zepa’nın düştüğünü daha konferans devam ederken Erdal İnönü’nün aksi görüşlerine rağmen kabul etmişlerdi.
ISLAM ÜLKELERI DAHA KARARLI
Londra’daki Beşli Temas Grubu Toplantısı’nın, Rusya ve İngiltere’nin diretmesine karşılık “Müdahale kaçınılmazdır” yargısının dışında somut karar almamasına rağmen Cenevre’deki İslam Konferansı Teşkilatı’nın toplantısı daha ümit vericiydi.’ Hiç olmazsa İslam ülkeleri tek taraflıuygulanan silah ambargosunun delinmesi kararını çıkarttı. Malezya kararıhemen uygulayacağını ilan etti ve Bosna’ya silah satma kararı aldığını açıkladı. Toplantıdan sonra İslam ülkeleri sadece silah değil maddi yardım konusunda da harekete geçti ve İsrail’in de destek olduğu geniş çaplı para toplama kampanyası başlatıldı.
Ancak Türkiye’nin bu toplantıda dışişleri bakanlığı yapmış ve Islam ülkeleri arasında prestij i oldukça yüksek olan Başbakan Yardımcısı Hikmet Çetin yerine devlet bakanı ve konuya yabancı Onur Kumbaracıbaşı tarafından temsil edilmesi eleştiri konusu oldu.
Toplantıya Çetin’in gitmesi halinde İKT’nin Batı ve özellikle BM üzerinde baskı kozu olarak kullanılmasımümkün olabilirdi. Bu fırsat büyük oranda kaçırıldı.
KARŞılıKlı ÇEMBER OPERASYONU
Türkiye’nin en önemli diplomatik atağı Genelkurmay Başkanı Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı ve Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından gerçekleştirildi. Londa ve Cenevre görüşmelerinin sürdüğü gün Karadayı, Makedonya’da “Askeri Güvenlik ve Güven Artırıcı Önlemler Belgesi”ni imzalıyordu. Bu Makedonya ve Türkiye arasında askeri alanları da kapsayan bir işbirliği anlamına geliyordu. Türkiye bu anlaşma sayesinde Makedonya’da silahlı güç bulundurabilecekti. Yunanistan’ın bu anlaşmaya gösterdiği tepki sürpriz olmadı.
Aslında bu anlaşma Süleyman Demİrel’in daha önce Arnavutluk ve Bulgaristan ile imzaladığı anlaşmaların devamıydı. Ve Yunanistan’ın Rusya ve Sırbistan ile imzaladığı anlaşmalardan sonra gerçekleştirdiği çember harekatına Türkiye’nin verdiği ve Yunanistan’ı çembere alan bir karşı cevaptı. Aynı zamanda savaşın Balkanlar’a yayılmasını önlemek ve Bosnah Müslüman Boşnaklar’a destek amacını taşıyordu.Nitekim Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Zenica’ya yaptığı ziyaretten sonra Split’te Bosna Cumhurbaşkanı Alia İzzetbegoviç ile Hırvatistan Dev
let Başkanı Franjo Tudjman’ı buluşturarak sorunun çözümüne ciddi bir katkıda bulunuyordu. Hırvatlar’ınBoşnak Müslümanlar’a bir kez daha destek olması Bosnalılar için kritik anlam taşıyor. Çünkü İslam ülkeleri Bosna’ya silah naklini büyük oranda Hırvatistan üzerinden gerçekleştirecek. Burada güvenli bir koridor açılmış bulunuyor.
KUVEYT MODELI
Gerçekte bugüne kadar BM yanlış bir politika izlemişti. Ve sonunda 250 bin Boşnak’ın ölümüyle birlikte kendi itibarını ve geleceğini de büyük ölçüde kaybetmişti. Sorun böylesine bir katliam yaşanmadan çözülebilirdi. Nitekim dünyanın önünde Kuveyt’in kurtarılması, Saddam’ın durdurulması gibi bir örnek duruyordu. Hiç olmazsa buradan ders alınabilirdi. ANAP Ankara Milletvekili Vehbi Dinçerler, 12 Mayıs i 992’de TBMM’de yaptığı konuşmada bu örneği hatırlatmış ve “Türk Hükümeti elini çabuk tutsun. Kimse müracaat etmeden BM ye müracaat etsin ve desin ki, buraya Kuveyt’in kurtarılmasıyla ilgili formulü uygulayın. Yani Barış Gücü göndermeyin; müdahale gücü gönderin”önerisinde bulunmuştu.
O tarihten bu yana sadece zaman kaybedilmiş ve 20. yüzyılın sonunda bir katliam yaşanmıştı. İngiltere’nin bir önceki Başbakan’ı Margaret Thatcher’in deyimiyle sadece, “Görüşme, görüşme görüşme… Görüşme adına görüşme yapıldı. Laf olsun diye görüşme yapıldı. Ve en son görüşmeler, Bosna topraklarını Sırplar’a verdirdi.” Ve sonunda BM’ nin bütün itibarı ve anlamı sıfırlandı. Nihayet Bosna Hükümeti’nin Dışişleri Bakanı Şakirbey, Clinton’a, “Birleşmiş Milletler’in görevi bitti. ÇekilsinIer. Hiç olmazsa karşı mızda bir düşman ordusu azalmış olur” demek zorunda kaldı.
Bir süredir Bosna’da 40 bine yakın askerle görev yapan BM’ nin durumu tartışılıyor. Birçok gözlemci BM’nin ,.
çekilmesini savunuyor. Çünkü bu haliyle BM’nin Bosna’da yapabileceği birşeyi kalmadı. Onun yerine müdahale gücü kurulması ve Kuveyt modelinin aynen uygulanması isteniyor.
BM’ nin çekilmesi önerisi ise yeni tartışmaları beraberinde getiriyor. Bölgeden BM ile birlikte Türk askerinin de çekilmesini isteyenler var. Oysa Mesut Yılmaz buna karşı çıkıyor. Bosna’da bulunan 1465 Türk askerinin geri çekilmesi yerine öncelikle üst limit olan 2700’e çıkarılmasını savunuyor. BM’ nin çekilmesi halinde de
“Türkiye Bosna’nın savunması için tertibat almalıdır” görüşünü dile getiri
yor. Yılmaz, Kızılay’ın büro açmasını isterken aynı zamanda uluslararasıarenada girişimlerde başarılı olamaz sa Türkiye’nin tek başına ambargoyu delip silah yardımı yapmasını da öneriyor.
BM’nin Bosna’da başarılı olama
ya~ağı konusunda başta ABD olmak üzere bir çok ülke hemfikir görünüyor. Sorunun çözümü için Fransa ve ABD silahlı gücün kullanılmasından yana. ABD kara kuvveti vermek yanlısı gözükmemekle beraber hava akınıarı için hazır olduğunun işaretini veriyor. Nitekim ABD Genelkurmay Başkanı Sh alikasviii, Sırplar’a yoğun hava saldırısının boyutlarını anlatıyor.
10-12 saat gibi kısa bir sürede Sırplar’ın tüm yığınaklarının yok edileceğini ifade
ediyor. Önerisi Körfez Savaşı’nın model alınması.Bosna konusunda müdahale için belirli bir hava oluşmuşken Türk Hükümeti açıktan bir tavır alamıyor. Ancak TBMM inisiyatifi ele alarak BM çekiIse bile Türk askerinin Bosna’da kalmasını istedi. Meclis ayrıca Kuveyt modelinin uygulanması için hükümetin uluslararası platformlarda çaba harcamasım kararlaştırdı. Meclis’in sabırsız olduğu konu ise; Türk Hükümeti’nin bir an önce ambargoya uymayacağını açıklaması ve aynı şekilde davranacak ülkelerle birlikte Bosna-Hersek’e her türlü savunma aracını ulaş tıracağını tüm dünyaya duyurması.
TÜRKIYE’DEN BOSNA’YA: SILAH VE SAVUNMA ANLAŞMASı
Hükümeti önümüzdeki günlerde iki girişimi birlikte başlatmaya hazırlanıyor. Bunlardan birisi Bosna-Hersek Hükümeti ile “Savunma İşbirliği Anlaşması” imzalamak. İkincisi ise Bosna’ya yönelik tek taraflı uygulanan silah ambargosunu tanımadığını açıklamak. Yani bugüne kadar el altından gönderdiği silah yardımını artık açıktan gönderecek. Hükümet, Meclis’in kararı doğrultusunda Bosna’ya silah yardımını bir milli görevolarak görüyor.
ra Türk ve dünya kamuoyu Bosna’daki dramın BM Barış Gücü ile sona ermeyeceğini çok iyi biliyor. Herkesin beklediği ve istediği Sırplar’a yönelik bir silahlı saldırının gerçekleşmesi. Bunu en çok Türk kamuoyu istiyor. Artık eskisi kadar da yalnız değil. Aynı konu ABD Kongresi’nde de tartışılıyor. Şakirbey’in de dediği gibi. artık BM’ nin görevi bitti. Çekilebilir. Şimdi görev Türk askerine düşüyor. İş Çiller’in dediği gibi Sırplar’ ı vuracak formülü bulmaya kalıyor. Aslında bu formülü ABD Genelkurmay başkanı General Shalikasvili biliyor. Ama formülün işlemesi için Türkiye’nin Washington kilidini açması ve kongreyi ikna etmesi gerekiyor.
Bunun İKT nezdinde daha etkili çalışmalar yapılabilir. Erıuğrul Günay’ın başlattığı seferberlik’, dünya aydınları ve basın mensuplarına yaygınlaştırılabilir. Devletimiz, itibarın ne büyük bir i maj olduğunu kestiremiyor. Oysa, arkasına Asya’yı ve Müslüman ülkeleri de alarak dünyada etkili bir güç haline gelebilir. Hali hazır şartlar, Türkiye’nin ö maj olduğunu kestiremiyor. Oysa, arkasına Asya’yı ve Müslüman ülkeleri de alarak dünyada etkili bir güç haline gelebilir. Hali hazır şartlar, Türkiye’nin ö nüne “Süper Güç” olma yolunda altın fırsatlar sunuyor. Bu fırsatları kullanıp kullanmama konusunda yarınki tarih bizi yargılayacaktır.  ( Kayanak : Aksiyon dergisi)
OSMANLI ATLASI’NDAN BOSNA BİLGİSİ
Bosna Vilayeti, Saraybosna, Banaluka, İz­vornik, Travnik, Bihke ve Hersek sancaklarına ayrılır. Vilayet merkezi Saraybosna şehridir. Sancak merkezleri adları anılan kasabalardır. Ancak İzvornik Sancağı’nın idare merkezi Tuzla-i zir’dir. Hersek Sancağı’nın idare merkezi ise Mostar Kasabası’dır.
MEŞHUR ŞEHİRLERİ
Saraybosna: 42.000 nüfusa sahip sancak merkezidir. Bosna Nehri kollarından Milaçka Ç.1yı kenarındadır. Şehir merkezinde Fatih Sııltan Mehmed’in inşa ettirmiş olduğu bir saray vardır. Şehirde bir çok dokuma tezgahları ve civarında büyük ve güzel ormanlar mevcuttur Banaluka: 14.800 nüfusa sahip sancak merkezidir. Önemli ölçüde demirden yapılmış eşyası dikkate değerdir. Arazisi verimli ve meşe ormanları çoktur.
İzvornik: 12.000 nüfusa sahip sancak merkezidir Hububat ile İşlive denilen erik başlıca mahsüllerdir
Bihke: 4.300 nüfusa sahip sancak merkezidir Civarında çok miktarda hububat yetişir. ayrıca kilim ve kuşak imalatı yapılır.
Mostar: 17.000 nüfusa sahip hersek sancağınını merkezidir.Bol miktarda sahtiyan ve bez imalatı yapılır.
Travnik: 6.600 nüfusa sahip sancak mer­kezidir. Bol miktarda hububat yetişir. Çevre­sinde çam ve meşe ormanları vardır.
ARAZİ DURUMU, MAHSÜLLERİ, SANAYİ VE TİCARETİ
Bosna Vilayeti’ nin arazisi dağlıktır. Başlıca dağ silsilesi Alp Dinarı’ ndan ayrılan Bosna dağlarıdır ki, bu vilayeti, Bosna ve Hersek isimleriyle iki kısma ayırır.
Sava Nehri1 ne akan Ona, Bosna, Drina su­larıyla Adriyatik Denizi1 ne akan Nertova Neh­ri, vilayeti sular. Taşlık ve verimsiz Hersek Ovası dışında arazisi verimli, kereste ormanla­rı pek çok ve atları meşhurdur. Her çeşit hububat, meyve, pirinç, patates, tütün, keten ve İşlive denilen erik yetişir.  Dokumaları, bez, aba, kilim, seccade ve benzeri şeylerdir. Silah imalatı ile saraciye ma­mulü eşyaları meşhurdur. Yıllık ithalatı 4.154.900, ihracatı da 4.080.550 Osmanlı lirası civarındadır .
Kaza Adı   İdare merkezi
BOSNA SANCAGI
Foça    Aynı yer
Foyniça               Aynı yer
Çelebipazan    Ruganica
Visoka     Aynı yer
Vişegrad     Aynı yer
İZVORNİK SANCAGI
 İzvomik                                                  Aynı yer
Belene                                                      Aynı yer
Bhriçka                                                   Aynı yer
Graçaniçe                                               Aynı yer
Maglay      Aynı yer
Kladani        Aynı yer
Vilasaniça      Aynı yer
Srebreniçe       Aynı yer
Gradaçaç       Aynı yer
HERSEK SANCAGI
Gaçka     Metohiye
Nüvesin         Aynı yer
Bileke       Aynı yer
Tirebin         Aynı yer
Lubin         Aynı yer
Liyobuşka         Aynı yer
İstolaç         Aynı yer
Kon içe         Aynı yer
BANALUKA SANCAGI
Derbend          Aynı yer
Gtradişka                                                        Aynı yer
Pridor                                                                                    Aynı yer
Prinyavor                                                                              Aynı yer
Teşne         Aynı yer
Kostaniça         Aynı yer
TRAVNİK SANCAGI
Zeniça          Aynı yer
Glamoç          Aynı yer
İhlevne             Livno
Jobçe                                                                                        Livno
Jopanyaç           Domme
Bogoyna (Akhisar)       İskoble ( Vakf)
Prozor        İskoble ( Vakf)
Yayça         İskoble ( Vakf)
BİHKE SANCAGI
Krupa                 Aynı yer
Petrovaç               Aynı yer
Saneski most              Aynı yer
Sazin               Aynı yer
Klivac                Aynı yer
Evet, Bosna’da daha önce yaptığımız araştırmalar ve edindiğimiz bilgilerin bir kısmını sizlerle paylaştım. 6 kez geldiğim Bosna’da bizler araştırmalarımıza devam ediyoruz. Yarın bu köşeden Suriye Savaşı ile ilgili yaptığım araştırmalar ve bilgileri sizlerle paylaşacağım.
Previous ArticleNext Article

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

bayan | mersinescorthande.com | trt 1 canlı