Notice: wp_enqueue_script hatalı çağırıldı. Betikler ve stiller wp_enqueue_scripts, admin_enqueue_scripts, ya da login_enqueue_scripts kancalarından önce kayıt edilmemeli ya da sıraya alınmamalıdır. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 3.3.0 sürümünde eklendi.) in /home/belgesel/public_html/wp-includes/functions.php on line 4152
Bosna Savaşı’ndan Suriye katliamına Devri Alem (2) – Belgesel Yayıncılık
2015, Kasım 2015

Bosna Savaşı’ndan Suriye katliamına Devri Alem (2)

Bosna savaşlarının üzerinden 20 yıl geçmesine rağmen Bosna’da analar ağlamaya devam ediyor. Bosna savaşlarında ölen ve kaybolanların sayısı halen belli değil. Fatih’in Bosna’ya girdiği ilk yer olan ve adını da bizzat Fatih tarafından derin nehir olduğu için “Derin Ha” dan alan Dirina nehri vadisinde savaş ve soykırımların belgeselini çekiyoruz. Srebenitsa’da binlerce kişinin Sırplar tarafından hunharca katledilerek soykırıma uğradığını ilk kez dünyaya Amerikalı bir gazeteci duyurmuştu. Bizde toplu şehitlikte belgesel çekerek şehitlerimizi hayırla ve rahmetle andık. Bosna savaşlarını anlamadan dünyada bugün yaşananlar anlaşılmaz. Bosna’nın hesabı sorulmadan Suriye’de akan Müslüman kanı durmaz.
 
Cumhurbaşkanı Demirel ve Başbakan Tansu Çiller Bosna savaşları için harekete geçmişti. Tüm İslam dünyasından Bosna’ya silah ve asker gittikten sonra Boşnakların kazanacağı anlaşılınca birleşmiş milletler 4 yıl sonra 1995 de Bosna savaşını durdurmuştu. 15 Kasım 2015 günü Başkent Sarayevo’dan yola çıkıp toplam 500 km. yol giderek Bosna Hersek ve Sırbistan topraklarında Dirina nehri vadisinde soykırım ve savaşların belgesel görüntülerini çekip, birleşmiş milletlerin koruması altında olmasına rağmen Srebenitsa’da soykırımı kurbanlarının toplu mezarlarının başında sizler adına da Fatih’a okudum.
 
Bosna’da analar ağlamaya halen devam ediyor. Suriye’de ise hem analar hem babalar kan ağlıyor. Kadın ve çocuklar vahşice katlediliyor. 20. yüzyılı tarih cinayet yüzyılı olarak hatırlayacaktır. Bizler Bosna’da yaptığımız araştırmalara devam ederken, Suriye’de yaşanan savaşın ve acıların fotoğrafını bugün sizlerle paylaşmak istedim. Evet, Suriye’de cinayet, kan, gözyaşı ve dram var. Fakat halen birçok dünya ülkesi burada yaşananlara sessiz kalıyor.
Suriye’de daha önce yapmış olduğumuz araştırmalara devam ederken, Suriye savaşının bir belgeselini hazırlayarak tarihe not düşüp, zamana noterlik yapmak istiyoruz.
Suriye savaşı insanlığın ayıbı ve yüz karasıdır. Suriye’de yaşanan savaşta binlerde insan suçsuz yere adeta katledildi. Bu savaş ile ilgili yaptığımız araştırmaları sizlerle paylaşmak istiyorum.
SURİYE’DE Kİ SAVAŞ NASIL BAŞLADI?
Suriye İç Savaşı, Suriye Devrimi, Suriye isyanı, ya da Suriye krizi  Suriye Baas Partisi’ne sadık askerler ve bu partiyi iktidardan indirmek isteyen muhalifler arasında süregiden silahlı mücadeledir. Gösteriler 15 Mart 2011’de başlamış ve Nisan 2011 tarihinde ülke çapına yayılmıştır. Gösteriler, Arap Baharı olarak bilinen, Orta Doğu’daki daha geniş bir protest hareketin parçasıdır. Göstericiler, ailesi 1971 yılından beri iktidarı elinde tutan Beşar Esad’ın istifasını ve 1963 yılından beri ülkeyi idare eden Baas Partisi’nin iktidarı bırakmasını talep etmektedir.
Nisan 2011 tarihinde Suriye Ordusu başkaldırıyı bastırmak için görevlendirilmiş ve askerler ülke genelinde göstericiler üzerine ateş açmıştır. Aylarca süren askeri kuşatmaların ve baskının ardından gösteriler silahlı isyana dönüşmüştür. Çoğunlukla firari askerler ve sivil gönüllülerden oluşan muhalif güçler, merkezi bir liderlik olmaksızın direnişe geçmişlerdir. Ülke genelindeki hemen her kasaba ve şehirde yaşanan çatışmalar asimetrik savaş niteliğindedir. 2013 yılında Hizbullah, Beşar Esad’a sadık güçlerin yanında savaşa dahil olmuştur. Beşar Esad yönetimi Rusya ve İran’dan askeri ve parasal destek alırken, muhalifler Katar ve Suudi Arabistan’dan silah desteği almaktadır. Haziran 2013 tarihi itibarıyla Beşar Esad yönetimi ülkenin %30-40’ını ve ülke nüfusunun %60’ını kontrol etmektedir. 2012 sonlarındaki bir BM raporu, iç savaşın Nusayri Şebbiha milisleri ve Sünni muhalifler arasında süregiden “bariz derecede mezhepsel” bir çatışma olduğunu bildirmiş, fakat hem muhalefet, hem de hükümet bunu reddetmiştir.
Birleşmiş Milletler’e göre ölü sayısı Ocak 2015 tarihi itibarıyla 220.000’i aştı. Raporlara göre on binlerce gösterici devlet hapishanelerinde hapsedilmiş, bu göstericiler sistematik işkenceye ve teröre maruz bırakılmıştır. Uluslararası organizasyonlar hem Baas Partisi hükûmetini, hem de muhalefeti insan hakları ihlalleriyle suçlamışlardır. Birleşmiş Milletler’in ve Uluslararası Af Örgütü’nün hem 2012 yılında, hem de 2013 yılında Suriye’deki soruşturmaları ve saha araştırmaları sonucunda, insan hakları ihlallerinin, işkencelerin ve savaş suçlarının büyük kısmının Baas Partisi hükûmeti tarafından yapıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Savaşta kimyasal silahlar birden fazla kez kullanılmış ve bu, uluslararası tepki çekmiştir.
SURİYE’DE 4 YILDA KAÇ KİŞİ ÖLDÜRÜLDÜ?
Suriye İnsan Hakları Örgütü (SNHR) tarafından yayımlanan raporda, 4’ncü yılını dolduran şiddet olaylarında, Esed güçleri tarafından 18 bin 242’si çocuk, 18 bin 457’si kadın, 11 bin 427’si işkence altında olmak üzere 176 bin 678 sivil ile 27 bin 496 silahlı muhalifin öldürüldüğü bilgisi verildi.
Rastgele bombardıman ve infazların kurbanlarının yüzde 19’unun kadın ve çocuklar olduğuna işaret edilen raporda, Esed güçlerinin saldırılarında, 5 bin 150 varil bombası kullandığı ifade edildi. Raporda, varil bombalı saldırılarda 12 bin 194 kişinin katledildiği vurgulandı. Terör örgütü DAEŞ’in de kurulduğu 2013 yılından bu yana, bin 54’ü sivil, 2 bin 913’ü muhalif, 3 bin 967 kişiyi öldürdüğü kaydedilen raporda, Suriye rejimine karşı mücadele eden silahlı gruplardan Nusra Cephesi’nin saldırılarında ise 73’ü muhalif, 258’i sivil 331 kişinin yaşamını yitirdiği aktarıldı.
Raporda, Suriye’deki PYD, YPG gibi Kürt silahlı birliklerinin kontrol altında bulundurdukları bölgelerde zorla silah altına alma, tutuklama ve işkence gibi ihlaller gerçekleştirdiğine ve söz konusu gruplar tarafından düzenlenen saldırılarda da 493 kişinin hayatını kaybettiğine yer verildi. Bu dehşet verici rapor tarihin kara sayfalarında yerini alacak ve bir insanlık ayıbı olarak gençlerimizin ve doğacak olan yeni nesillerimizin önüne çıkacaktır.
SURİYE VİLAYETİ HAKKINDA TARİHİ BİLGİ
Suriye ile ilgili tarih kitaplarında yaptığımız araştırmaları sizlerle paylaşmak istiyorum. Suriye Vilayeti, kuzeyinde Haleb Vilayeti, doğusunda Badiyetü’ş-Şam, güneyinde Hi­caz Vilayeti, batısında Beyrut Vilayeti, Cebel-i Lübnan ve Kudüs-i Şerif mutasarrıflıkla-rıyla sınırlıdır. Yüzölçümü 95.900 km.2’dir. Nüfusu 719.SOO’dür.
FİZİKİ COĞRAFYASI
Dağları: Cebel-i Lübnan yani Garb-i Lüb­nan, Anti Lübnan (Cebel-i Şarkı) yani Şarkı Lübnan olup, bu dağların en yüksek noktaları Cebel-i Muhammel, Cebel-i Şeyh, Cebel-i Nasırı, Cebel-i Aclun ve Cebel-i Havran’dır.
Nehirleri: Asi Nehri, Şeria (Ürdün, Yor­dan) Nehri, Berede Nehri, Nehrü’l-kebir, Nehrü’l-Kelb, Nehrü’l-Kazımiye ve Nehrü’l­Munkatı’dır.
Gölleri: Buheyra-i Uteybe, Buheyra-i Ha­caniye, Buheyra-i A’la, Burak Gölü, Havle Gölü, Taberiye gölleri ve Lut Denizi’dir.
MAHSÜLLERİ, MAMÜL VE SANAYİ ÜRÜNLERİ
Her çeşit hububat, kayısı, meyve, hurma, üzüm, karpuz, limon, portakal, turunç, ağaç kavunu, şamfıstığı ve meyan kökü yetiştirilir.
Mamulleri; Şam alacası, Trablus kuşağı, kefye ve her çeşit akmişe ile at takımları, se­defli çekmece ve buna benzer şeylerdir. Bazı
anayisi ise, üzüm kütüklerine musallat olan kurtların yok edilmesi için imal edilen ve harimiyle anılan zifte benzeyen bir çeşit maden ile tuzlukları da vardır.
CİNAYET YÜZYILI: 20. YÜZYILDAKİ SAVAŞLARDA KAÇ KİŞİ ÖLDÜ?
Cornell Üniversitesi’nde Milton Leitenberg’in (2006) yapmış olduğu “20. Yüzyıldaki Çatışma ve Savaşlarda Ölüm” isimli çalışma insan eliyle işlenen cinayetlerin, katliamların, ölümlerin bir kronolojisini sunuyor.
 Cornell Üniversitesi’nde Milton Leitenberg’in (2006) yapmış olduğu “20. Yüzyıldaki Çatışma ve Savaşlarda Ölüm”  isimli çalışma insan eliyle işlenen cinayetlerin, katliamların, ölümlerin bir kronolojisini sunuyor. Araştırma kimi eleştirilere açık olsa da 20 yüzyıla ilişkin genel bir tabloyu yansıtıyor. Çalışmada iç savaşlarda, sivil savaşlarda ve devletler arası savaşlarda ölen kişilerin istatistikleri sunuluyor. Araştırmaya göre:
Birinci Dünya Savaşı’nda yaklaşık 13 ila 15 milyon, 1918-1922 yılları arasındaki Rus iç savaşında 12,5 milyon, 1909-1916 yılları arasında Meksika iç savaşında 1 milyon, 1936-1939 yılları arasındaki İspanya iç savaşında 600 bin, 1914 öncesi çeşitli sömürge müdahalelerinde yaklaşık 1,5 milyon, İkinci Dünya Savaşı’nda yaklaşık 65-75 milyon, 1945’ten 2000 yılına kadar olan çatışma ve savaşlarda yaklaşık 41 milyon, kişinin öldüğü tahmin ediliyor.
Leitenberg (2006) bütün sonuçların toplandığında 20 yüzyıldaki savaş ve çatışmalarda yaklaşık 136,5 milyon ila 148 milyon arasında insanın öldüğünü belirtiyor. Hobsbawn 20. Yüzyılda öldürülen insan sayısının 1900 yılındaki dünya nüfusunun %10’una tekabül ettiğini belirterek, bu yüzyılda “insan kararıyla” öldürülen kişi sayısını 187 milyon olarak belirtiyor. Hobsbawn bu rakama savaş ya da savaşla ilişkili sürgün ya da açlık sebebiyle ölen insanları da dahil ediyor. Leitenberg, Hobsbawn’ın verdiği bu rakamının tartışmalı olduğunu belirtiyor.
Araştırmada ilgi çeken bir diğer nokta ise 1955’den sonra savaşla ilişkili yaşanan ölümlerin neredeyse tamamının Afrika, Ortadoğu, Uzak Doğu, Latin Amerika coğrafyalarında gerçekleşen savaşlar neticesinde ortaya çıkması. Bu savaşlarda yaklaşık 41 milyon kişi ölmüş. Bu savaşların, iç ayaklanma ve isyanların gerçekleştiği ülkeler (70 ülke) şu şekilde sıralanıyor:
Güney Amerika: Arjantin, Bolivya, Brezilya, Şili, Kolombiya, Kostarika, Küba, Dominik Cumhuriyeti, El-Salvador, Guatemala, Honduras, Jamaika, Nikaragua, Peru,
Ortadoğu: Kıbrıs, Mısır, İran, Irak, Filistin, Lübnan, Suriye, Türkiye, Yemen
Güney Asya: Afganistan, Bangladeş, Hindistan, Nepal, Pakistan, Sri Lanka,
Uzak Doğu: Burma, Kamboçya, Çin, Endonezya, Kore (Güney ve Kuzey), Laos, Malezya, Filipinler, Tayvan, Vietnam,
Sahra Altı Afrika: Angola, Brundi, Kamerun, Çad, Etyopha, Gana, Gine Bissau, Madagaskar, Mozambik, Namibya, Nijerya, Ruanda, Somali, Güney Afrika, Sudan, Uganda, Batı Sahra, Zaire/Kongo, Zambiya, Zimbabve,
Kuzey Afrika: Cezayir, Fas, Tunus
Rusya, Balkanlar: Azerbeycan, Çeçenya, Eski Yugoslavya, Gürcistan, Kosova, Tacikistan
Raporda ilgi çeken bir diğer nokta ise 2. Dünya savaşının bitiminin hemen sonrasından başlayarak 2000 yılına kadar her bir yılda dünyanın herhangi bir bölgesinde bir savaşın ya da iç çatışmanın devam etmiş olmasıdır. Bir bakıma dünya savaşı daha geniş bir alanda ve genellikle müstakil iç savaşlar şeklinde “3. Dünya ülkelerinin” içinde devam etmiştir. Elbette ki sadece genel bir tablo üzerinden konuşuyoruz. Kuşkusuz her ölümün “cinayet” olarak adlandırılması mümkün değildir. Meşru savunma sonucu gerçekleşen ölümler de bu tablonun içindedir.
Ancak dikkat çekici bir husus,  1945 yılında 2. Dünya Savaşı’nın bitmesinden sonra “Dünya barışı ve huzurunu korumak amacıyla” Birleşmiş Milletler’in kurulmuş olmasıdır. Birleşmiş Miletler kuruluşunda kendi misyonunu “Adalet ve güvenliği, ekonomik kalkınma ve sosyal eşitliği, uluslar arasında tüm ülkelere sağlamayı amaç edinmiş küresel bir kuruluştur” şeklinde tanımlamaktadır. Halbuki BM’nin kurulmasında sonra tek bir yıl savaşsız geçmemiş ve 20. Yüzyılda ölen insan sayısının yaklaşık 3’te biri bu dönemde ölmüştür. Bu ülkelerde gerçekleşen pek çok katliam ya ABD, İngiltere, Fransa, Rusya, Çin gibi ülkelerin yerel diktatörlükleri desteklemesiyle ya da bizzat bu ülkelerin eliyle gerçekleşmiştir.
Bilindiği gibi BM 2. Dünya Savaşı’nın galibi ülkeler tarafından, ülkeler arasında meydana gelebilecek anlaşmazlıkları ortadan kaldırmak ve ileride kendi güvenliklerine yönelebilecek tehditleri ortadan kaldırmak amacıyla kurulmuştur.
Hemen akabinde Fransa ve Almanya’nın öncülüğünde yine 2. Dünya Savaşı’nın yarattığı güvensizlik ortamını kaldırmak ve işbirliği ve güven ilişkilerini Avrupa içinde tesis etmek amacıyla Avrupa Birliği’ne giden sürecin başlatılmış olması da dikkati çeken bir diğer husustur.
Özellikle 1945’ten sonraki tabloda Batılı güçlerin kendi aralarında savaşmayı bırakıp savaşı İslam coğrafyasına yaşandığı görülmekte.
Previous ArticleNext Article

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

bayan | mersinescorthande.com | trt 1 canlı