Notice: wp_enqueue_script hatalı çağırıldı. Betikler ve stiller wp_enqueue_scripts, admin_enqueue_scripts, ya da login_enqueue_scripts kancalarından önce kayıt edilmemeli ya da sıraya alınmamalıdır. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 3.3.0 sürümünde eklendi.) in /home/belgesel/public_html/wp-includes/functions.php on line 4152
Yıl 2010 – Belgesel Yayıncılık

Vali Harput’un Bursa aşkı şiir yazdırdı

Bursa Valisi Sayın Şahabettin Harput’un  bir çok valiye örnek olacak  Bursa  şiiri  Devr-i Alem ve Belgesel Yayıncılık tarafından klip haline getirildi.

Devr-i Alem ekibi, Bursa’da Basın Yayın Genel Müdürlüğü ile  Basın İlan Kurumunun Yerel ve Bölgesel Medya Eğitim semineri kapsamında gerçekleştirilen  toplantıya katılarak kültür ve maneviyat şehri Bursa’yı ziyaret etmişti.Bu ziyarette, tarih ve kültür insanı ve aynı zamanda  şair olan Bursa valisi Şahabbettin Harput’un makamına konuk olup, Bursa hakkında röportaj yapmıştık.Bu röportaj ile vali Şahabettin Harput’un şair kimliğine de şahitlik yaparak, yeşil Bursa’mızı adım adım Devr-i Alem kameraları eşliğinde  dolaşarak belgesel görüntüler çektik.Vali Harput’ un Bursa şiiri Devr-i Alem tarafından  klip yapılarak  internet ve  TV’lerde yayınlanmaya başladı.

Devr-i Alem farkı ile Bursa valisi sayın Şahabettin Harput’la yaptığımız güzel röportajın ayrıntılarını birlikte okuyalım.Ve ardından sayın valimizin Bursa görüntüleri ile harmanlanmış o güzel şiirinin klip ve belgesel görüntülerini Devr-i Alem farkıyla  (www.belgeselyayincilik.com’dan Devr-i Alem TV’de) izleyelim.

İsmail Kahraman : Değerli bir büyüğümüz, güzel Bursa’mızın güzel insanı, yönetecisi, kültür adamı ve şairi olan Bursa valisi ile birlikteyiz.Sayın valim medeniyet “tamir-i bilad, terfi-i ibad” beldelerin tamir edilmesi, insanların bilgilendirilmesi şeklinde atalarımız şeklinde ifade edilmiştir.Siz bir kültür insanısınız, Bursa daki  tarihi   tapu senedimiz olan  kültür eserlerimiz  adeta yeniden tamir ediliyor havası gördük.Siz bu konuda neler söylemek istersiniz?

Şahabettin Harput : Ben öncelikle  Devr-i Alem TV Belgesel ekibi olarak size çok teşekkür ediyorum.Bizim medeniyetimizin, kültürümüzün, ecdadımızın yani bizim kendimizin anlatılmasına vesile oldunuz.Allah razı olsun.Biz oturduğumuz makamda niçin oturduğumuzu her zaman sorgulamak zorundayız.Hatta ben arkadaşlarıma hep şunu söylerim.”Niçin yaşıyorsunuz, nasıl yaşıyorsunuz.”Bu iki soruyu hep kendimize sormak zorundayız.Dolayısıyla niçin bu makamda oturuyoruz.Üzerimizde bir emmanet var.Önce muhteşem ecdadın bizlere bırakmış olduğu muhteşem miras var elimizde.O ecdadın ruhani maneviyatlarıda şu an üzerimizde.Ben Osman Gazinin türbesine, yada 2. Murad’ın türbesine gittiğim zaman ürperirim.yani tabiri caiz ise onların koltuğunda oturmak gibi birşeydir.

İsmail Kahraman : Bir araştırma yaptık sayın valim şu an elimizde bir şiir var.Sanırım  sizler hece vezninde yazmışsınız.Orada bir cümle var, o beni çok etkiledi.Şöyle yazıyor.”İzin ver toprağını öpeyim.” O ne kadar güzel.”Sevmek tanımakla başlar.” Önce seveceksiniz, sonra vefa.Efendim o güzel şiirinizi Devr-I Alem  tv ekranlarında bizimle paylaşır mısınız?

Şahabetin Harput : Evet olur o zaman Devr-i Alem izleyicileri için şiiri söyleyeyim.

Bursa valimiz sayın Şahabettin Harput’un kaleminden;

 

PADİŞAHLAR ŞEHRİ BURSA

 Tarihimizde ilk başkent dünyamızda bir cennet

Asırlara sığmayan en büyük medeniyet

Dilim dilim zamana sığmayan ebediyet

  Medarı iftiharım devletim ebed müddet

Orhan Osman Gaziler sende yatar yan yana

Devletimin adını onlar yayar cihana

Anlı şanlı Yıldırım yine senin bağrında

Kim istemez ölmeyi bayrak vatan uğruna

             Yeşil Türbende yatar hünkar Mehmet Çelebi

Övmüştü bu milleti o yüce kutlu nebi

   İstanbul fatihinin babası Murat sende

Kosova zaferinin fatihi Murat sende

Yıldırım’ın damadı mübarek Emir Sultan

Dualarla beslenir mübarek kabri her an

Fatih’i Fatih yapan Molla Gürani send

Alleme Fenari’nin ışığı var ensende

Kutupların şahı hazreti büyük Üftade

Herkes gıpta ederken bil ki o da sende

     Yaşıyor dipdiri bil sende Somuncu Baba

  Ulucami üstünden alemlere merhaba!

Bir tarafta dizilmiş tarihi şanlı hanlar

Gözler kamaştırıyor o zarif şadırvanlar

Mevlidin Müellifi yine sende yatıyor

Şefaat-i Nebi’yi aramıza katıyor

        Heybetli surlarıyla sanki billur gerdanlık

Satvetli günlerini hatırlıyor insanlık

      Bir tarih yazılıdır her bir mezar taşında

        Nice şehitler yatar kim bilir kaç yaşında

Kimliğini arayan hemen gelsin buraya

Görünce aşık olur girmiş gibi saraya

Gül bahçesinde güller, evliyalar erenler

Bu ulu hayali rüya gibi görenler

              Çeşmelerinden içer hem kuşlar hem çocuklar

Neşeyle oynaşırlar küçük yavrucaklar

                Sen ışıksın sen Ümid sen vatansın sen bayrak

                Rahmet yüklü bulutlar geliyor sağnak sağnak

İniyor üstümüze damla damla her daim

Nimetler fışkırıyor sanki Cennet-i Naim

Sana selam duruyor gökte kutsal melekler

Hemen kabul olunur seherlerde dilekler

   Nice sırlar saklıyor o muhteşem çınarlar

      Volkan gibi coşarken gürül gürül pınarlar

Suları şırıl şırıl ne muhteşem bir şehir

Sanat ve edebiyat dertlilere panzehir

Bereket saçıyorsun insanlığa herkese

Koşuyor görmek için herkes nefes nefese

Sen tarihsin sen kültür hem termalsin hem deniz

Sen devletsin sen millet, sen biz ve sen hepimiz

         Uludağda karsın sen ve tüm gönüllerde yar

             Sen en güzel iklimsin mevsimlerden ilkbahar

Nadide çiçeklerin en güzel meyvelerin

             Dünyada yoktur bil ki, ne dengin ne benzerin

Cihanı hayran eder İznik’te çinilerin

Milletmin gönlüdür senin en güzel yerin

Karacabey ve Keles Yenisehir Mudanya

Her biri ayrı güzel her biri ayrı dünya

   Ovaların yemyeşil denizlerin masmavi

       Çekirge’de konaklar her biri bir Türk evi

       Öyle efsunkarsın ki aşık oldum ben sana

Öpeyim toprağını izin ver kana kana

      Şahabettin  Harput / Bursa Valisi  (Ekim 2008 Bursa)

Evet izin verirse öpeceğiz.

İsmail  Kahraman : Öpüyorsunuz efendim.Aslında Bursa anlatılmaz yaşanır.Ben son olarak sizlerin mesajlarını almak isterim.Bursa’yı bugüne kadar görmeyenlere veya sadece dağa inip çıkanlara yada transit geçenlere değerli şehrimizin valisi olarak bir kültür insanı olarak neler söylemek isterseniz.

Şahabettin Harput : Bursa bizi bizde bizim için saklayan şehirdir.Yani Bursa’da her insan kendesinden birşeyler bulur.Öyle ise herkes gelsin, kendi kaybettiği birçok değerini, kendi özlediği birçok güzelliğini buraya geldiği zaman görecek.O yüzden şiirde diyorum kimliğini arayan hemen gelsin buraya.O yüzden herkes bir kez daha buraya gelmeli.Ecdad nasıl bu bölgeye imparatorluk kurmuş, nasıl temeller atmış, bizim kimliğmizi, adımızı, eserlerimizi, kültürümüzü asırlarca yaymış ve anlatmış.Gelsinler görsünler.Bir kez daha bu tarihi yaşasınlar.Bizim dinimizde sılah-i rahim müessesi vardır.İnanan için bir görevdir sılah-I rahim.İşte burası sılah-i rahimdir, hepimiz için.Buraya herkesin gelmesini görev olarak görüyoruz ve buralar herkesi kucaklıyor.

   Evet öncelikle sayın valimize değerli zamanı ve  değerli sözleri için çok teşekkür ediyorum.Aslında Bursa ile ilgili anlatılıp söylenecek çok şey var.Sayın valimizin dediği gibi zaman ayırarak Bursa’ya gelmek gerek.Hisssederek Bursa’yı yaşamak gerek.Tarih bilincine ve şuuruna sahip olarak yaşamak, o güzelim asırlık Osmanlı çınarlarını okşamak, akan çeşmelerinden tertemiz sularını içmek, aziz ecdadımızın mezarlarını ziyaret edip Fatiha okuyup vefa borcunu ödemek gerek.Sizleride Bursa’ya davet ediyor www.belgeselyayincilik.com adresimizden Bursa ile ilgili hazırladığımız belgesel görüntülerle başbaşa bırakıyoruz.

 

Fransa’ya Ermeni Kilisesi cevabı

Tarih boyu Fransız firmaları Türkiye’de istedikleri gibi para kazanıp, iş yapabiliyorlar. Fransız kültür ve ekolü  Türkiye’de istediği gibi uygulanabiliyor. Fransa da bir gurup son yıllarda sürekli Türkiye’nin aleyhine çalışıyor ve Türkiye’yi uluslar arası  arenada köşeye sıkıştırmak istiyor. PKK Terör örgütü başta olmak üzere Türk-Ermeni sorunlarını Fransa’nın bazı yöneticileri sürekli kaşıyor.

Sözde ermeni dostu ve Kürt hamiliğine soyunan Fransa, son olarak 1915 Ermeni olayları ile ilgili sözde soy kırım yasa tasarısını Fransa Meclisi’nde oylayarak Türkiye’yi zora sokmak istiyor. Mevcut Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy, seçimleri kazanmak için Türk-Fransız dostluğuna büyük darbe vurmak için çalışırken, Türkiye-Ermenistan arasında da daha fazla gerginlik yaşanmasını planlıyor.

TÜRK İŞADAMI’NDAN SARKOZY’YE CEVAP..

Türkiye Van’da ki Akdamar Kilisesini tamir ederek Türk-Ermenistan ilişkilerinde önemli bir yakınlaşma başlatmıştı. Her yıl dünyanın çeşitli bölgelerinden Akdamar’a gelen Ermeniler, özgürce ibadetlerini yapıyorlar. Türkiye’nin bu iyi niyet girişimi Dünya kamuoyunda büyük ilgi uyandırmıştı. Ermeni olaylarının yeniden gündeme geldiği bu günlerde bir Türk işadamı Ermenistan’da ki tarihi bir kilisenin yıllardan beri bekleyen Kubbesini hiçbir ücret almadan yerine yerleştirmesinin görüntülerini  ilk kez TV ekranlarına Devr-i Alem  belgesel tv program ekibi getirdi.

 Ermenistan’a giden devri Alem belgesel Program  ekibi  tarihi ermeni Kilisesi’nin  Türk firması tarafından hiç bir ücret alınmadan kubbesinin yerine yerleştirilmesini saniye saniye görüntüleyerek belgeselleştirdi. Bu haber görüntülü  medya kuruluşlarına servis yapıldı. Türkiye’nin  Akdamar’dan sonra   bir Türk işadamı tarafından Ermenistan’da  tarihi Kilise’nin  yıllardan beri bekleyen kubbesini hiç ücret almadan yerine yerleştirmesi Fransa’ya ve özellikle Sarkozy’ye çok anlamlı cevap olur.

ERMENİ KİLİSESİNİN KUBBESİ NASIL  KONDU ?

Türk milleti vefalı, insanların yardımına koşan ve en önemlisi karşılık beklemeden dost eli uzatan bir millettir. Bunu bir kez daha Ermenistan’da gördüm ve yaşadım. Gürcistan Ermenistan Sınırında Balla Köyünde tarihi bir kiliseni büyük ve küçük kubbeleri bir yıldır yerine koyulmayı bekliyormuş. Bu kubbelerin yerine koyulması için Türk İş adamından destek istemişler. bir yıldır yerine koyulmayı bekleyen tarihi kiliseni restore edilen kubbelerini vinçleri yerine nasıl yerleştirdiğini sanayi saniye nasıl koyulduğunun belgeselini çektik. Türkiye sadece Akdamar’da değil Ermenistan’da da kiliseye desteğini esirgemiyor ve bir yıldır  yerine koyulmayı bekleyen tarihi kilisenin kubbeleri yerine koyulmasını gerçekleştiriyor. Genç ihtiyar köylü tümüyle toplanıp bu tarihi ana şahitlik ediyorlar. Bölge Başpapazı ile söyleşi yapıyoruz  Türk işadamına katkısından dolayı teşekkür ediyor. .Kiliselerine  kavuşan  Ermeni Köylüleri sevinçli çocuklar şen. Bir şey dikkatimi çekti. Herkesin toplandığı bu alanda bir tane kadın görmedim. Ermeni kadınları evlerini bahçesinden ve pencereden olayı takip ediyorlardı. Tıpkı Anadolu’daki kadınları gibi kendilerine has tavırlarıyla uzaktan seyrediyorlardı. Kilisenin kubbesini yerine yerleştirdikten sonra köyün ileri gelenleri biziler için bir kuzu keserek  kebap yaptılar, mükellef bir sofra donatıldı.  İçki  içmediğimiz  için içkilerin tümü masadan kaldırıldı.

 TÜRK – ERMENİ VE FRANSA İLİŞKİLERİ..

Ancak Ermenistan Türkiye ilişkiler ine zaman düzelir diye aklımıza sorular geliyor. Karabağ sorunu çözülür mü yoksa yeniden savaş mı çıkar bilmiyoruz. Ama sonuç olarak bildiğim bir gerçek var sınır kapıları ne kadar kapalı olursa olsun Ermenistan ile resmi diplomatik ilişkimiz yoksa da 10 binlerce Ermeni kaçak olarak  Türkiye de çalışıyor, her gün onlarca tır ve bir çok iş adamı Gürcistan üzerinden Ermenistan’a giriş çıkış yapıyor.  Temennim Ermenistan Türkiye ilişkileri her iki ülkenin menfaatine düzelir, Karabağ sorunu çözülür. Bölge devletleri ve Türkiye’nin menfaati bundan geçiyor.

Evet  Türkiye sözde Ermeni soy kırım yasa tasarısı ile ilgili  Fransa ile büyük gerginlik yaşıyor. Türk-Fransız ilişkileri’ nin  gergin olduğu bir  dönemde  Türk işadamı’ nin  Ermeni kilisesine  desteğini  belgesel görüntülerle ekranlara getirip  Türkiye’nin  Ermenistan’a nasıl  iyi niyetle baktığını ortaya koyduk. İsteğimiz   Fransa kamuoyu ve Parlamentosu Türk işadamının Ermeni kilisesine   yaptığı bu anlamlı destekten   ders ve ibret alır  ortamı daha fazla germez ve Türk-Fransa  ve Ermenistan ilişkilerine darbe   vurulmaz.  Tarih den  düşmanlık değil dostluk çıkartılmalı. Tarih den ders ve ibret alınmalı.

 Görüntülü haber videosunu izlemek için (www.belgeselyayancilik.com )

Neden Lübnan’a gidiyorum?

Neden Lübnan’a gidiyorum?

Kurban Bayramında İslam Coğrafyasında Devr-i Alem yapmaya devam ediyoruz. Çeşitli kurum ve kuruluşların daveti ile yurt dışı gezilerine katılıp, araştırma yaparak fotoğraf ve belgesel görüntüler ile yaptığımız kültürel çalışmaları, gelecek kuşaklara aktarmaya devam ediyoruz. Değim yerinde ise amacımız Gök kubbede hoş sedalar bırakmak.
Kurban bayramında Cansuyu Derneğinin Lübnan’ın başkenti Beyrut’daki Filistin Mülteci kampların kalan Filistinliler için kurbanların, kurban organizasyonu çerçevesinde dün gece Lübnan’a gittim. Kurban Bayramı coşkusunu da Lübnan’da yaşayacak, Lübnan’daki izlenimlerin ve belgesel görüntülerim ile sizleri de Lübnan’a götürmeye çalışacağız.
AFRİKA YERİNE NEDEN LÜBNAN’A GİDİYORUM?
Cansuyu Derneği Genel Başkanı Sayın Mustafa Köylü Bey, Orta Doğu ve Batı Afrika’dan hangi ülkeye gitmek istersiniz? Sorusuna bu kez ben Afrika değil, Lübnan’a gitmek istiyorum dedim. Lübnan gerçekten önemli. Binlerce yıllık tarihi bir tarihi geçmiş. Hz Osman döneminde İslam medeniyeti ile tanınmış, Selçukluların kısa bir süre kaldığı Yavuz Sultan Selim’in Osmanlı Coğrafyasına kattı ve Osmanlı’dan sonra Fransız Mandasına giren ve son yüz yılda rahat yüzü görmeyen Lübnan, iç savaşlarla hep kan ağladı. 4 milyon’a yakın bir ülke olan Lübnan kültür tarihimizin çok önemli bir parçası. 1920’ye kadar Osmanlı’nın bir vilayetiydi. 17 ayrı etnik grup ve bir dine mensup insanın bir arada yaşadığı Lübnan, son olarak İsrail -Lübnan savaşı ile gündeme gelmişti. İlk kez İsrail, Lübnan’da savaş kaybetmiş, değim yerinde ise teslim bayrağı çekmişti. Halen Lübnan’da Türkiye dâhil birçok barış gücü askeri bulunuyor. Lübnan her bakımdan önemli. Biraz tehlikeli olsa da ben Lübnan’a gitmeye karar verdim. Kurban bayramı coşkusunu Lübnan’da yaşacağım.

LÜBNAN’DA NERELERİN BELGESELİNİ ÇEKECEĞİM
Lübnan ile ilgili bir çok kitap ve yazı inceledim. Beni en çok Falih Rıfkı Atay’ın Zeytin Dağı adlı kitabı etkiledi. Atay, Atatürk’ün de çok yakınında bulunmuş. Türkiye’nin önemli gazetecilerinden birisiydi. Zeytin Dağı Kitabı adını Kudüs’de ki Zeytin Dağından almakta. Falih Rıfkı Atay genç bir teğmen olarak 1. Cihan Harbinde Cemal Paşa’nın emir subayı olarak Mısır, Filistin, Kudüs, Lübnan, Şam ve Suriye bölgelerinde bulunmuş, Osmanlı’nın savaşları nasıl kaybettiğine canlı şahitlik yapmış, Orta Doğu ve Hicaz Coğrafyasında yapılan yanlışlıkları, 1915’deki Orta Doğu Coğrafyasını en sade dil ile kitaplaştırmıştı. Zeytindağı kitabını ilk kez 2006 yılında okumuştum. 2006 yılında okuduğum bu kitabı yeniden çantama koyarak, bu kez kitabın yazıldığı Lübnan Coğrafyasında kitabı bir kez daha okuyacağım. Yaptığım araştırmalar ile bilgileri kameramla belgeselleştirerek, gelecek kuşaklara aktarmak istiyorum.

500 BİN FİLİSTİNLİ MÜLTECİ KAMPLARINDA
Lübnan ve Beyrut’u hep eğlence hayatı ve güzellikleri ile biliriz. Aslında bu coğrafyada dram ve hüzün yaşanıyor. Avrupalılar özellikle Fransa ve İngiltere Hicaz coğrafyasını ve Lübnan’ı ele geçirmek için büyük oyunlar tezgâhlamışlardı. Bu ülkeler yüzünden bu coğrafya da kan ve gözyaşı oldu. Arap- İsrail savaşında yüz binlerce Filistinli mülteci konumuna düşerek Lübnan’a sığındı. Bugün Lübnan’daki mülteci kamplarında 500 bine yakın insan yaşıyor. Bu dramdan Dünya’nın hiç haberi yok. Bir vahşet ve insanlık dramı yaşanan Lübnan’daki ve Beyrut’daki mülteci kamplarını ziyaret edip, Filistinli mülteciler ile görüşeceğim.
Zamanı ve imkanları çok iyi değerlendirerek, kubbede hoş seda bırakmak gerekiyor. Uzun süredir gitmeyi planladığım Lübnan’a bu kurban bayramında giderek, Devr-i alem farkıyla tarihe not düşüp zamana noterlik yapacağım