AK Parti hükümeti ne yapacak?

1 Kasım seçimleri AK Parti’nin zaferi ile sonuçlandı. Gözler AK Parti’nin kuracağı hükümet, Bakanlar Kurulu’nun kimlerden oluşacağı ve en önemlisi seçim vaatlerine çevrildi.

Başbakan Sayın Davutoğlu, seçim vaatleri ile ilgili 100 günlük bir planı olduğunu açıkladı. 1 Kasım seçimlerinde ilk kez AK Parti hükümeti vatandaşa direk katkısı olacak ekonomik vaatlerde bulundu. Bununda neticesini oy patlaması olarak aldı.
AK Parti hükümeti verdiği sözleri ne kadar tutabilecek? Ekonomik vaatlerini ne kadar yerine getirecek? Bu soruların cevabını hep birlikte göreceğiz. Ancak hemen belirtelim. Sayın Davutoğlu klasik bir siyasetçi değil. Akademik kariyeri olan, ilmi derinliği olan, en önemlisi de verdiği sözün arkasında duran Anadolu insanı.
Ekonomik vaatlerin başarıya ulaşabilmesi için insanlarımızın da bilgili ve bilinçli olması gerekiyor. İnsanların geride bıraktığı en büyük servet hayırlı evlattır. Hayırlı evlada mal, mülk bırakmanın anlamı yoktur. Güzel bir söz vardır. “Evladınız hayırlı ise malı ve mülkü ne yapacak. Hayırsız ise neden mal, mülk bırakacaksınız.”
Öncelikle hayırlı vatandaş, hayırlı ülke insanı, millet ve memleketine sahip çıkan bilgili, bilinçli ve vatanperver olmamız gerekiyor. Hükümet ne kadar ekonomik vaatlerini yerine getirir ise getirsin insanlarımız bilinç ve kültürel derinlikten uzak olursa elindeki imkânları israf ederek ekonomik fırsatları iyi değerlendiremeyecektir.
Öncelikle AK Parti hükümeti bilgili ve bilinçli bir toplum meydana getirme noktasında kültürel çalışmalar yapmalı. Bugün gençlerimiz marka çılgınlığına tutulmuş. İsraf başını almış gitmiş. Lüks düşkünü toplum haline geldik. Deyim yerinde ise tam bir tüketim çılgınlığı içerisindeyiz. İnsanımız tam anlamı ile bir borç batağında.
AK Parti’nin ekonomik vaatlerden önce seçim beyannamesinde belirtilen kültür ve sanata dayalı vaatleri ön plana alarak, ilk çalışmayı kültür ve sanat üzerinden yapmalı. AK Parti’nin kültür ve sanat ile ilgili seçim beyannamesinde yer alan vaatleri sizlerle bu köşeden paylaşmak istiyorum.
AK PARTİ’NİN KÜLTÜR SANAT VAATLERİ
Osmanlıcanın etkin bir şekilde öğretilmesi, tarihle ve kültürle olan bağlantının güçlendirilmesi sağlanacak. Yunus Emre Enstitüsünün yurt dışındaki merkezlerinde yürüttüğü Türk dilinin eğitim ve öğretiminin yanı sıra kültürel ve sanatsal faaliyetleri aktif bir biçimde sürdürülecek ve bilimsel araştırmalara verilen destek artırılacak. Tarihin önemli şahsiyetleri ve olayları ile masal kahramanlarının belgesel, dizi ve çizgi filmlere dönüştürülerek tanıtımının yapılması desteklenecek. Çocukların sevebilecekleri ve sorumlu birer birey olarak yetişmelerini sağlayacak içeriğe sahip bilgisayar oyunlarının ve animasyonların üretilmesi teşvik edilecek. Tiyatro, sinema, opera, bale ve müzik alanlarında yerli üretimi evrensel standartlarda teşvik edilmesi sürdürülecek. Bir yandan bu alanlara canlılık kazandırmak için kurumsal düzenlemeler yapılırken, diğer yandan da destek ve teşviklerle sivil katkıyı artırılacak.
KÜTÜPHANE VE MÜZELER YEREL YÖNETİMLERE DEVREDİLECEK
Kütüphane, kültür merkezi ve müze gibi kültürel tesisler yerel yönetimlere devredilecek. Belediye, STK ve özel girişimcilerin kurduğu tiyatroların artırılmasını desteklenecek. Toplumsal bütünlüğü, kimlik ve aidiyet duygusunu güçlendirmek amacıyla kültürel ve sanatsal değerlerin eğitim kurumlarında ağırlıkla ele alınmasına önem verilecek.
ÜCRETSİZ MÜZE KARTI VERİLECEK
Ücretsiz müze kartı vermek suretiyle, okullarda müfredatın bir parçası olarak öğrencilerin müze ve kütüphanelere daha sık gitmelerini sağlanacak. Geleneksel ve çağdaş sanatçıların envanterinin çıkarılması, eserlerinin bir program dahilinde toplanması ve bu eserlerin sergilendiği müzeler oluşturulacak. Ankara ve İstanbul’da ulusal müze kompleksler kurularak, depolarda kalan bütün değerli eserler sergilenecek.
AK PARTİ’NİN EKONOMİK VAATLERİ
AK Parti’nin direk insanı merkez alan, özellikle kadınlar ve gençlere yönelik pozitif desteği ön plana çıkaran vaatlerini sizlerle paylaşmak istiyorum.
KADINLAR İÇİN POZİTİF AYRIMCILIK
Ev almak için konut hesabı açan ve yüzde 25 peşinat biriktirenlere yüzde 15 kamu katkısı sağlanacak. Kadın girişimcilerin 100 bin TL’ye kadar ve 5 yıl vadeli kullanacakları krediler için yüzde 85 kefalet imkânı sağlanacak. Doğum nedeniyle ücretsiz izinde geçen süreler memuriyet kıdeminde değerlendirilecek. Çalışan kadınlara ilk çocukta 2 ay, ikincide 4 ay, üçüncü ve üzeri çocukta 6 ay yarı zamanlı, tam ücretli çalışma hakkı ve çocuğun okula başlama yaşına kadar kısmi süreli çalışma hakkı tanınacak.
GENÇLERE GİRİŞİMCİLİK FIRSATI
 İşini kurmak isteyen gençlere proje karşılığı 50 bin TL’ye kadar karşılıksız destek verilecek. İsteyenlere 100 bin liraya kadar faizsiz kredi verilecek. Yeni iş kuran gençler 3 yıl boyunca gelir vergisinden muaf tutulacak. İlk kez iş bulan her gencin maaşı 1 yıl boyunca devlet tarafından karşılanacak. Lise veya üniversite mezunu gençlerin Genel sağlık Sigortası giderleri 2 yıl süreyle gelir testi yapılmaksızın ve prim alınmaksızın devlet tarafından karşılanacak. Gençlere ücretsiz internet sağlanacak.
TAŞERONLAR KADROYA ALINACAK
Tüm işçi ve Bağ-Kur emeklilerine yıllık ilave bin 200 TL verilecek. Emeklilere TOKİ aracılığıyla 240 taksitte aylık 250 TL bedelle konut sahibi olma imkânı tanınacak. Yüzde 15’ten yüzde 10’a indirilen Bağ-Kur sigortalısı esnaf emekli aylıklarından sosyal güvenlik destek primi kesintisi kaldırılacak. Esnaf’a 30 bin TL’ye kadar faizsiz kredi desteği verilecek. Yemde ve gübrede KDV kalkacak. Taşeronların kadroya alınması için görüşmeler başlayacak.
ÖĞRENCİYE BURS ZAMMI
Öğrencilerin 330 liralık bursu 400 liraya çıkarılacak. Polislerin hizmet tazminatı yüzde 25 artacak. Er ve erbaş maaşları artırılacak. Muhtarlara 350 liraya yakın zam yapılacak. 65 yaş üzeri yaşlılar kimin yanında yaşarsa yaşasın maaşlarını alabilecek. Şubat ayında 30 bin yeni öğretmen alınacak.
Sonuç olarak AK Parti’nin direk insanı merkez alan ve insanlara birebir maddi katkı sağlayacak ekonomik vaatleri ile kültüre yönelik vaatlerini seçim bildirgesinden özetleyerek sizlerin yüksek bilgilerine sunduk. Seçimden önce bu köşede “Partilerimiz kültüre ne kadar önem veriyor?” başlığı ile bir yazı kaleme almış, partilerin kültür ve sanata verdiği önemi seçim beyannamelerinde yer aldığı şekli ile yayınlamıştım. 5 Ekim 2015 tarihinde kaleme aldığım yazıyı sizlerle paylaşıyorum.
Partilerimiz kültüre ne kadar önem veriyor? (5 EKİM 2015 GEBZE GAZETESİ)
1 Kasım seçimleri için geri sayım devam ediyor. 25 gün sonra sandık başına gidecek ve oylarımızı kullanacağız. İnşallah seçimler ülkemize ve insanlarımıza hayırlı ve uğurlu olur, birlik beraberlik getirir, gerginlikler azalır, sevgi ve kardeşlik duyguları gelişir.
Siyasi partilerin seçim bildirgelerini açıkladılar. Tüm partilerin seçim bildirgelerini 40 yıldır araştırmacı gazetecilik, tarih ve kültür belgeselciliği, basın meslek örgütlerinde aktif görev alan uluslararası gazetecilik alanında hizmet vermeye çalışan bir gazeteci olarak seçim bildirgelerini okuyup incelemeye çalıştım.
Hemen belirteyim. Partilerin seçim bildirgeleri daha çok ekonomik ağırlıklıydı. Deyim yerindeyse tüm partiler bol keseden, kaynağı belli olmayan ve hangi kaynaktan finanse edileceği net olarak açıklanmayan vaatler verdiler. Askeri ücretin yükselmesinden, işçi alımlarına deyim yerinde ise bol keseden ekonomik vaatlerde bulundular.
Beni ekonomik vaatlerin ötesinde partilerin bildirgelerindeki Kültür-Sanat ve gençlere yönelik verilen vaatler ilgilendirdi. Sizin gençliğiniz şayet milli ve manevi kültüre sahip değil ise, tarih ve kültür bilinci yoksa en önemlisi geçmişinden habersiz, ülke gerçeklerinden uzak milli kültürle yetişmemiş ise siz o gence ne verirseniz verin, ne kadar para dağıtırsanız dağıtın o daha fazlasını isteyecek ve daha fazlasını harcayacaktır. Öncelikle gençlerimize şükretmelerini, milli ve manevi kültür bilinciyle yetiştirmeyi sağlamalıyız.
Partilerimizin Kültür –Sanat ve gençlere yönelik seçim bildirgelerindeki vaatlerinin kısaca özetledim. Bugün köşeme aldığım AK Parti – CHP  – MHP’nin Kültür, Sanat ve gençlere yönelik vaatleri ve seçim bildirgesindeki maddelerini aşağıda sizlerle paylaşıyorum. Birlikte okuyalım.
AK PARTİ’NİN KÜLTÜR SANAT VAATLERİ
Osmanlıcanın etkin bir şekilde öğretilmesi, tarihle ve kültürle olan bağlantının güçlendirilmesi sağlanacak. Yunus Emre Enstitüsünün yurt dışındaki merkezlerinde yürüttüğü Türk dilinin eğitim ve öğretiminin yanı sıra kültürel ve sanatsal faaliyetleri aktif bir biçimde sürdürülecek ve bilimsel araştırmalara verilen destek artırılacak. Tarihin önemli şahsiyetleri ve olayları ile masal kahramanlarının belgesel, dizi ve çizgi filmlere dönüştürülerek tanıtımının yapılması desteklenecek. Çocukların sevebilecekleri ve sorumlu birer birey olarak yetişmelerini sağlayacak içeriğe sahip bilgisayar oyunlarının ve animasyonların üretilmesi teşvik edilecek. Tiyatro, sinema, opera, bale ve müzik alanlarında yerli üretimi evrensel standartlarda teşvik edilmesi sürdürülecek. Bir yandan bu alanlara canlılık kazandırmak için kurumsal düzenlemeler yapılırken, diğer yandan da destek ve teşviklerle sivil katkıyı artırılacak.
KÜTÜPHANE VE MÜZELER YEREL YÖNETİMLERE DEVREDİLECEK
Kütüphane, kültür merkezi ve müze gibi kültürel tesisler yerel yönetimlere devredilecek. Belediye, STK ve özel girişimcilerin kurduğu tiyatroların artırılmasını desteklenecek. Toplumsal bütünlüğü, kimlik ve aidiyet duygusunu güçlendirmek amacıyla kültürel ve sanatsal değerlerin eğitim kurumlarında ağırlıkla ele alınmasına önem verilecek.
ÜCRETSİZ MÜZE KARTI VERİLECEK
Ücretsiz müze kartı vermek suretiyle, okullarda müfredatın bir parçası olarak öğrencilerin müze ve kütüphanelere daha sık gitmelerini sağlanacak. Geleneksel ve çağdaş sanatçıların envanterinin çıkarılması, eserlerinin bir program dahilinde toplanması ve bu eserlerin sergilendiği müzeler oluşturulacak. Ankara ve İstanbul’da ulusal müze kompleksler kurularak, depolarda kalan bütün değerli eserler sergilenecek.
CHP’NİN KÜLTÜR VE SANAT VAATLERİ
Üniversite harçlarını tamamen kaldırmayı vadeden CHP, 25 yaş altındaki tüm gençler için, ulaşımda, kültür ve sanat etkinliklerinde, çeşitli mağaza ve lokantalarda “Gençlik İndirimi” uygulanmasını hayata geçireceğini bildirdi.
Bildirgede, yeni bir uygulama olarak gençlerin kültür-sanat etkinlikleri ile kitap, gazete, dergi gibi yayınlara eşit erişimi için, maddi durumu elverişli olmayan lise son sınıf öğrencilerine eğitim yılı içerisinde aylık 100 lira kişisel gelişim katkısı (Lise Kart) sağlanacağı belirtildi.
MHP’NİN KÜLTÜR VE SANAT VAATLERİ
Medya`nın toplumsal sorumluluk çerçevesinde yayın yapmasına, Türk dilinin doğru kullanılması ve millî kültür ve ahlaki değerlerin korunmasına katkıda bulunması sağlanacak. Farklı kültürler karşısında, özellikle yeni nesillerin kültür şokuna uğramasına ve kimlik bunalımına düşmesine mani olunacak.
Millî kültür değerlerinin millete tanıtılması ve benimsetilmesini sağlayacak çalışmalar yapılacak. Türk kültürü ve sanatının yaşatılması, geliştirilmesi, tanıtılması ve yaygınlaştırılması amacıyla `millî kültür endüstrisi` oluşturulacak.
Millî kültür değerlerimizin yıpratılarak kültürümüzle ilgili temel millî mutabakatları bozan, kayıtsızlık ve düşmanlık örneği uygulamalar önlenecek.
Sanatçı, sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınarak her devrinde ve her yaşında korunacak.
Sanat ve zanaatlarımız korunacak. Unutulmaya yüz tutmuş kültürel değerler yaşatılacak ve gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde ulaştırılacak.  Geleneksel Türk sanatları ve folkloru korunacak, geliştirilecek ve tanıtılacak.
Ata yadigârı Türk mimarîsinin, musikisinin, tiyatrosunun, sinemasının, edebiyatının korunması ve geliştirilmesi devlet politikası hâline getirilecek.
Bilimsel araştırma ve incelemelerin ışığında tarihi gerçeklerin ortaya çıkarılması ve Türk tarihine ilişkin çarpıtma ve iftiraların önüne geçilebilmesi amacıyla arşivlerin ilim adamlarınca incelemesi sağlanacak.
Gençler müzelerden ücretsiz yararlanacak. Çocukların kişiliklerinin oluşumu ve kültürel değerlerin özümsenmesi açısından `millî çizgi film endüstrisi` geliştirilecek.
Çocukların bilgisayar oyunları vasıtasıyla yabancı kültürlerin etkisinde kalmasının önlenmesi için millî bilgisayar oyunları yazılım endüstrisi teşvik edilecek.
Sonuç olarak partilerimizin Kültür – Sanat ve gençliğe yönelik vaatlerini sizlere özetledik. Yorum ve kararları sizlere verelim. Seçimlerin tekrar ülkemize ve milletimize hayırlar getirmesini temenni ediyorum.

AK Parti Gebze bölgesine vefa borcunu ödemeli

Seçimden önce de gündeme getirmiştik. Gebze bölgesinde aday listeleri açıklandığında, bölgeye tek adayın 7. Sıradan verilmesi kamuoyunda rahatsızlık uyandırmıştı. Bizde Gebze bölgesinde 40 yıldır gazetecilik yapan birisi olarak bu konuyu daha önce köşe yazılarımızda gündeme getirmiştik.
Gebze’nin istek ve sorunlarını sadece bu köşede değil farklı platformlarda da dile getiriyoruz. Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu’nun da Gebze’de düzenleyeceği miting öncesi bu köşeden açık bir mektup kaleme alarak Gebze bölgesinin istek ve taleplerini Sayın Başbakan’a ilettik.
Seçim sürecinde başta Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık başta olmak üzere, AK Partili milletvekili adayları, Gebze, Darıca, Dilovası ve Çayırova bölgesine özel ilgi göstermiş deyim yerindeyse bölgenin kalbini ve gönlünü kazanmaya çalışmıştı.
Gebze bölgesine verilen sözler ve gönül alma işi AK Parti’nin lehine sonuçlandı. Bölgemizde çok ciddi bir oy patlaması yaşanarak, AK Parti’nin 7 milletvekili çıkarmasına imkân sağlandı.
SEÇİM SONUÇLARI ANALİZ EDİLMELİ
AK Parti’nin başta Gebze, Darıca, Dilovası ve Çayırova ilçe yönetimleri ve belediye başkanları olmak üzere ciddi bir analiz yapması gerekiyor. Bölgemizdeki artışla, Kocaeli’nin diğer ilçelerindeki artışların kritiklerini yapıp, partinin üst yönetimine ve milletvekillerinin önüne koyarak, bölgenin hizmet açısından ve temsil yönünden hak ettiği yere getirmeleri gerekiyor.
İşte size küçük bir örnek. İzmit ile Gebze’nin seçim sonuçlarını kıyasladığımızda, İzmit’te 1 Kasım seçimlerinde 86 bin 540 oydan – 110 bin 655 oya çıkış sağlanmış. Yani İzmit 5 ayda oyunu 24 bin 115 arttırmış.Gebze bölgesinde 7 Haziran’da 100 bin 394 oy alınırken, 1 Kasım tarihinde 128 bin 573 oy alarak 28 bin oy artışı  sağladı. Gebze bölgesinde oy artışı da bir hayli fazla.
KOCAELİ GENELİNDEKİ DURUM
Kocaeli genelinde AK Parti’nin aldığı oylar, 7 Haziran seçimlerine göre yaşanan oy artışı ve seçmen sayısı ile karşılaştırma yapılarak bundan sonra yapılacak seçimlerde temsil noktası göz önünde bulundurulmalı. Hizmete ihtiyacı olan yerlere öncelik tanınmalıdır. İşte 7 Haziran ile 1 Kasım seçim sonuçları ile ilgili aldığı oy ve yaşanan artışları kamuoyu ile paylaşarak tarihe not düşmek istiyorum.
GEBZE CEMİL YAMAN’DAN HİZMET BEKLİYOR
Gebze bölgesini temsilen Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gidecek olan Cemil Yaman’dan bölgemiz hizmet bekliyor. AK Parti teşkilatlarının kurulduğu günden bu yana içerisinde olan ve 2009 seçimlerinde Dilovası Belediye Başkanlığı görevine seçilen Yaman, bölgenin sorunlarını ve beklentilerini iyi bilen bir isim. Bu konuda Yaman’ın ciddi bir çalışma yapacağına inanıyor, kendisinin özgeçmişini siz değerli okurlarımızla paylaşmak istiyorum.
CEMİL YAMAN KİMDİR?
1970 yılında Ağrı’nın Hamur ilçesinde dünyaya gelen Cemil Yaman, 1975 yılında ailesiyle beraber Kocaeli Dilovası’na yerleşmiş ve eğitimine burada tamamlamıştır. Fazilet Partisi ile siyaset hayatına atılmış ve Fazilet Partisi Dilovası Belde Teşkilatı Siyasi İşler Başkanlığı görevinde yer almıştır. 1999 yılında Dilovası’ndan ayrılarak Gebze Belediyesi’nde Kültür ve Sosyal İşler Koordinatörü olarak görevine devam etmiştir. 2001 yılında Fazilet Partisi’nin kapatılmasıyla Ak Parti ile yoluna devam etmiş ve Dilovası Belde Teşkilatlanma ve Partinin Kurucu Siyasi İşler Başkanlığı görevlerinde bulunmuştur. Evli ve 4 çocuk babasıdır. 2009 yılında yapılan seçimlerde Ak Parti’den Dilovası Belediye Başkanlığı’nı aday olarak kazanmış ve bir dönem Belediye Başkanlığı yapmıştı. 2014 yılında bu görevinin sona ermesi ile İzmit Belediye Başkan Danışmanı olarak görevini sürdüren Yaman, 1 Kasım seçimleri öncesi AK Parti 7. Sıra Kocaeli Milletvekili Adayı olarak gösterildi ve milletvekili seçildi.
İŞTE İLÇELERİN ALDIĞI OYLAR
İLÇE 1 KASIM           7 HAZİRAN
Başiskele %67 – 35 bin 604 oy            %58,6 – 29 bin 132 oy
Çayırova       %59 – 40 bin 697 oy            %49,3 – 31 bin 793 oy
Darıca %56 – 62 bin 784 oy            %47,1 – 48 bin 859 oy
Derince %52 – 45 bin 441 oy            %42,8 – 36 bin 137 oy
Dilovası %55 – 14 bin 57 oy            %40,1 – 9 bin 923 oy
Gebze %59 – 128 bin 573 oy    %48,9 – 100 bin 394 oy
Gölcük %54 – 52 bin 701 oy            %45,0 – 41 bin 742 Oy
İzmit        %50 – 110 bin 655 oy    %41,0 – 86 bin 540 oy
Kandıra %62 – 19 bin 509 oy            %52,7 – 16 bin 233 oy
Karamürsel %56 – 20 bin 62 oy            %46,7 – 15 bin 942 oy
Kartepe %63 – 42 bin 672 oy            %52,7 – 64 bin 24 oy
Körfez %52 – 48 bin 570 oy            %41,7 – 37 bin 27 oy
Evet, sonuç olarak seçimlerle ilgili farklı değerlendirmeler yapılabilir. Ancak biz Gebze bölgesine yapılan haksızlığın, alınan oy oranları ile bir kez daha gündeme getirmeye çalıştık. Gebze Belediyesi’nde uzun yıllar Kültür Müdürlüğü yapan, Dilovası Belediye Başkanlığı görevini yaptıktan sonra, tekrar başkanlık görevi verilmeyerek bir anlamda dışlanan Cemil Yaman beyin milletvekili seçilmesi siyasetteki sürecin ne kadar değişken olduğunu da yansıtıyor. Siyaset gerçekten zor bir zanaat. Ne zaman ne olacağı belli değil. Teşkilattan gelen, eski ilçe başkanı Cemalettin Kaflı bey yeniden aday gösterilmeyerek Gebze bölgesine bir başka haksızlık yapılmıştı. Cemil Yaman Bey ile bu haksızlık kısmen giderilmiş oldu. Tekrar seçimlerin hayırlı uğurlu olmasını diliyor, AK Parti’nin hizmetlerle Gebze bölgesine vefa borcunu ödemesini bekliyorum.

Türkiye’de yeni bir lider doğdu

1 Kasım seçimleri siyasi yorumcular ve kamuoyu araştırmacıları başta olmak üzere herkesi ters köşeye yatırdı. Seçim sonuçları tam anlamı ile sürpriz oldu. 14 yıllık AK Parti tarihinde Ahmet Davutoğlu liderliğindeki AK Parti kendi rekorunu kırarak girdiği genel seçimlerde en yüksek oyu 1 Kasım’da yapılan seçimlerde aldı. 2011 yılında % 49,9 oy oranı ile 21 milyon 466 bin 356 seçmenin oyunu alan AK Parti, bu seçimlerde % 49,6 oy oranı ile 23 milyon 669 bin 933 seçmenin oyunu alarak tarihinde en fazla oyu almış oldu.
Dünkü yazımda da söz etmiştim. Türk siyasi tarihinde artık yeni bir lider doğuyor. 1 Kasım seçimleri bir anlamda atama ile AK Parti’nin başına gelen ve 7 Haziran seçimlerinde ciddi bir oy kaybı yaşayan Ahmet Davutoğlu’nun kaptanlığında yeniden tek başına iktidar oldu.
Kaptanlar ve liderler zor günler için vardır. Gerçek kaptan fırtınada gemisini limana sağ salim yanaştırandır. Gerçek liderde zor günlerde partisini koruyarak, dağılmadan iktidara taşıyan isimdir. 1 Kasım seçimleri Ahmet Davutoğlu’nun seçidir. Türk siyaseti Ahmet Davutoğlu gibi bilge bir kişiyi liderliğe taşıdı.
DAVUTOĞLU’NDAN MEVLANA RUHU
Siyaseten fazla bir geçmişi olmayan Sayın Davutoğlu, siyasete birazda zorlamayla giren akademisyen bir isim. Siyasetin kendine has yöntemlerini bilmeyen Sayın Davutoğlu, bilge kişiliği, sakin uslübu, en önemlisi de siyasetin kendi özgü bazı anlayışlarından uzak olması önümüzdeki dönemde Ahmet Davutoğlu’nun yıldızını daha da parlatacaktır.
Seçimlerden sonra Ahmet Davutoğlu’nun Konya’da Mevlana türbesini ziyaret ettiğinde yaptığı konuşmada tevazu ve kibirden uzak olunmasını noktasında partililere tavsiye etmesi gerçekten çok önemli. Kendisi bunu bizatihi  tavır, hareket ve özbenliğinde yaşıyor. Türkiye’nin gerçekten kibirden uzak, herkesi anlayan, Mevlana ruhu ile ‘Ne olursan ol yine gel’ diyen bir döneme ihtiyacı var. Sayın Davutoğlu gerek Konya ve gerekse balkondan yaptığı konuşmada bunların altını çizdi. İnanıyoruz bunlar sözde kalmaz ve Türkiye gerginlikten uzak, herkesin birbirini kucakladığı, birbirine saygı gösterdiği, birbirinin hak ve hukukuna riayet ettiği güzel bir dönem yaşar. Türkiye bugün en çok buna ihtiyaç duyuyor.
AHMET DAVUTOĞLU KİMDİR?
Ahmet Davutoğlu’nu ilk kez 1990’lı yıllarda doçentliği sırasında İstanbul Altunuzade’de Türkiye’nin dış politikası ile ilgili düzenlenen akademik bir toplantıda görmüş ve kendisine merhum Ahmet Davutoğlu hoca ile ilişkisinin olup olmadığını sormuştum. Oda sadece isim benzerliği demişti. Sayın Davutoğlu’nun özgeçmişini sizlerle paylaşmak istiyorum.
Ahmet Davutoğlu (d. 26 Şubat 1959, Konya), Türk siyasetçi, uluslararası ilişkiler uzmanı, akademisyen ve büyükelçi, eski Dışişleri Bakanı, eski Başbakan Vekili, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin genel başkanı, 63. Türkiye Hükûmeti’nin başbakanı.
1 Mayıs 2009’da, Dışişleri Bakanı olarak TBMM dışından atandı. 58., 59. ve 60. hükümetler döneminde başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a ve hem bakanlık hem de cumhurbaşkanlığı görevlerinde Abdullah Gül’e dış politika başdanışmanlığı yaptı. 24. Dönem Konya Milletvekili olarak TBMM’ye girmiştir.
27 Ağustos 2014’te, Adalet ve Kalkınma Partisi 1. Olağanüstü Büyük Kongresinde Genel Başkan seçildi ve 28 Ağustos 2014’te cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan başbakanlık vekaletini aldı ve 62. Türkiye Hükûmetini kurmakla görevlendirildi.[1][2][3][4] Ahmet Davutoğlu başbakanlığında kurulan 62. Türkiye Hükümeti bakanlar kurulu listesini 29 Ağustos 2014 tarihinde açıkladı. 6 Eylül 2014 Cumartesi günü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan güven oylaması sonucunda 133 ret oyuna karşılık alınan 306 kabul oyuyla 62. Türkiye Hükümeti Davutoğlu başbakanlığında güven oyu alarak resmen göreve başlamıştır. Ahmet Davutoğlu 2015 Genel Seçimlerinden sonra istifasını Recep Tayyip Erdoğan’a vermiştir fakat yeni hükümet kurulana kadar Başbakanlığa devam etmektedir. Davutoğlu, 1 Kasım’da yapılacak olan seçimlerde Başbakan olarak seçildi.
Gebze’deki Hünkâr Çayırı’nda yaptığı konuşma beni ciddi olarak etkilemiş, o gün bu köşede geleceğin AK Parti Lideri olarak Davutoğlu’nun yer alabileceğini savunmuştum. Sayın Davutoğlu AK Parti Genel Başkanı olduktan sonra 7 Haziran’da seçimleri kaybedince, parti içinden ve dışından ciddi bir grup AK Parti’de yeni bir lider arayışında girmişti. 1 Kasım seçimleri kaybedilmiş olsaydı, AK Parti’de lider tartışmaları başlayacak belki de AK Parti ikiye bölünecekti. Ancak bugün hiç kimse Ahmet Davutoğlu’nun liderliğini veya başarısını tartışacak durumda değil. Sayın Davutoğlu artık AK Parti’nin lideri. 1 Kasım seçimleri Türk siyasetine Ahmet Davutoğlu gibi bilge bir lider kazandırdı. İnşallah başarılı olur.
SEÇİM SONUÇLARI
1 Kasım seçim sonuçları Türk siyasetinde derin izler bırakacak. Daha şimdiden CHP’de kurultay çalışmaları ve liderlik kulisi yapılıyor. MHP’nin mecliste dördüncü parti olması oylarının önemli bir kısmını AK Parti’ye kaptırması, Meral Akşener hanım başta olmak üzere birçok değerli ismin aday gösterilmemesi, MHP’de alttan alta çok büyük tartışmalar başlattı. HDP ise kıl payı barajı geçebildi.
Kamuoyunun gözü ve kulağı mecliste ve yeni kurulacak Davutoğlu hükümetinde olacak. Bakalım Bakanlar Kurulu nasıl oluşacak? Davutoğlu nasıl bir kadro ile hükümet kuracak? Meclis Başkanı kim olacak? Davutoğlu’nun A takımı kimlerden oluşacak? Bunlar cevap bekleyen çok önemli sorular. Bekleyip göreceğiz.
KİMLER MİLLETVEKİLİ SEÇİLDİ?
İşte 1 Kasım seçimlerinin ardından resmi olmayan sonuçlara göre il il milletvekili listesi:
ADANA 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ ADANA MİLLETVEKİLLERİ: Ömer Çelik, Necdet Ünüvar, Fatma Güldemet Sarı, Talip Küçükcan, Mehmet Şükrü Erdinç, Tamer Dağlı
CHP ADANA MİLLETVEKİLLERİ: Elif Doğan Türkmen, Zülfikar İnönü Tümer, İbrahim Özdiş, Aydın Uslupehlivan
MHP ADANA MİLLETVEKİLLERİ: Mevlüt Karakaya, Muharrem Varlı, Seyfettin Yılmaz
HDP ADANA MİLLETVEKİLLERİ: Meral Danış Beştaş
ADIYAMAN 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ ADIYAMAN MİLLETVEKİLLERİ: Ahmet Aydın, Adnan Boynukara, İbrahim Halil Fırat, Salih Fırat
HDP ADIYAMAN MİLLETVEKİLLERİ: Behçet Yıldırım
AFYONKARAHİSAR 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ AFYONKARAHİSAR MİLLETVEKİLLERİ: Veysel Eroğlu, Ali Özkaya, Hatice Dudu Özkal
MHP AFYONKARAHİSAR MİLLETVEKİLLERİ: Mehmet Parsak
CHP AFYONKARAHİSAR MİLLETVEKİLLERİ: Burcu Köksal
AĞRI 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
HDP AĞRI MİLLETVEKİLLERİ: Leyla Zana, Berdan Öztürk, Dirayet Taşdemir
AK PARTİ AĞRI MİLLETVEKİLLERİ: Cesim Gökçe
AKSARAY 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ AKSARAY MİLLETVEKİLLERİ: İlknur İnceöz, Cengiz Aydoğdu, Mustafa Serdengeçti
AMASYA 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ AMASYA MİLLETVEKİLLERİ: Mehmet Naci Bostancı, Haluk İpek
CHP AMASYA MİLLETVEKİLLERİ: Mustafa Tuncer
ANKARA 1.BÖLGE26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ ANKARA 1.BÖLGE MİLLETVEKİLLERİ: Ali Babacan, Yalçın Akdoğan, Ahmet Gündoğdu, Ali İhsan Arslan, Jülide Sarıeroğlu, Murat Alparslan, Ertan Aydın, Fatih Şahin
CHP ANKARA 1.BÖLGE MİLLETVEKİLLERİ: Ayşe Gülsün Bilgehan, Necati Yılmaz, Tekin Bingöl, AylinNazlıaka, Levent Gök, Ali Haydar Hakverdi, Bülent Kuşoğlu
MHP ANKARA 1.BÖLGE MİLLETVEKİLLERİ: Zühal Topcu, Erkan Bülent Haberal
HDP ANKARA 1.BÖLGE MİLLETVEKİLLERİ: Sırrı Süreyya Önder
ANKARA 2.BÖLGE 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ ANKARA 2.BÖLGE MİLLETVEKİLLERİ: Cemil Çiçek, Yıldırım Tuğrul Türkeş, Emrullah İşler, Ahmet İyimaya, Lütfiye Selva Çam, Vedat Bilgin, Aydın Ünal, Nevzat Ceylan
CHP ANKARA 2.BÖLGE MİLLETVEKİLLERİ: Şenal Sarıhan, Murat Emir, Ahmet Haluk Koç, Nihat Yeşil
MHP ANKARA 2.BÖLGE MİLLETVEKİLLERİ: Şefkat Çetin, Mustafa Mit
ANTALYA 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ ANTALYA MİLLETVEKİLLERİ: Mevlüt Çavuşoğlu, Mustafa Köse, Hüseyin Samani, Gökçen Özdoğan Enç, Sena Nur Çelik, İbrahim Aydın, Atay Uslu
CHP ANTALYA MİLLETVEKİLLERİ: Niyazi Nefi Kara, Deniz Baykal, Çetin Osman Budak, Mustafa Akaydın, Devrim Gök
MHP ANTALYA MİLLETVEKİLLERİ: Mehmet Günal, Ahmet Selim Yurdakul
ARDAHAN 26. DÖNEMİ MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ ARDAHAN MİLLETVEKİLİ: Orhan Atalay
CHP ARDAHAN MİLLETVEKİLİ: Öztürk Yılmaz
ARTVİN 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ ARTVİN MİLLETVEKİLİ: İsrafil Kışla
CHP ARTVİN MİLLETVEKİLİ: Uğur Bayraktutan
AYDIN 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
CHP AYDIN MİLLETVEKİLLERİ: Bülent Tezcan, Metin Lütfi Baydar, Hüseyin Yıldız
AK PARTİ AYDIN MİLLETVEKİLLERİ: Mehmet Erdem, Abdurrahman Öz, Mustafa Savaş
MHP AYDIN MİLLETVEKİLİ: Deniz Depboylu
BALIKESİR 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ BALIKESİR MİLLETVEKİLLERİ: Mahmut Poyrazlı, Sema Kırcı, Ali Aydınlıoğlu, Kasım Bostan
CHP BALIKESİR MİLLETVEKİLLERİ: Mehmet Tüm, Ahmet Akın, Namık Havutça
MHP BALIKESİR MİLLETVEKİLLERİ: İsmail Ok
BARTIN 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ BARTIN MİLLETVEKİLİ: Yılmaz Tunç
CHP BARTIN MİLLETVEKİLİ: Muhammet Rıza Yalçınkaya
BATMAN 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
HDP BATMAN MİLLETVEKİLLERİ: Ayşe Acar Başaran, Mehmet Ali Aslan, Saadet Becerikli
AK PARTİ BATMAN MİLLETVEKİLİ: Ataullah Hamidi
BAYBURT 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ BAYBURT MİLLETVEKİLİ: Naci Ağbal, Şahap Kavcıoğlu
BİLECİK 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ BİLECİK MİLLETVEKİLİ: Halil Eldemir
CHP BİLECİK MİLLETVEKİLİ: Yaşar Tüzün
BİNGÖL 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ BİNGÖL MİLLETVEKİLLERİ: Cevdet Yılmaz, Enver Fehmioğlu
HDP BİNGÖL MİLLETVEKİLİ: Hişyar Özsoy
BİTLİS 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
HDP BİTLİS MİLLETVEKİLLERİ: Mizgin Irgat, Mahmut Celadet Gaydalı
AK PARTİ BİTLİS MİLLETVEKİLİ: Vedat Demiröz
BOLU 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ BOLU MİLLETVEKİLLERİ: Ali Ercoşkun, Fehmi Küpçü
CHP BOLU MİLLETVEKİLLERİ: Tanju Küpçü
BURDUR 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ BURDUR MİLLETVEKİLİ: Bayram Özçelik, Reşat Petek
CHP BURDUR MİLLETVEKİLİ: Mehmet Göker
BURSA 26. DÖNEMİ MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ BURSA MİLLETVEKİLLERİ: Mehmet Müezzinoğlu, Efkan Ala, Emine Yavuz Gözgeç, Cemalettin Kani Torun, Hüseyin Şahin, İsmail Aydın, Zekeriya Birkan, Hakan Çavuşoğlu, Bennur Karaburun, Muhammet Müfit Aydın, Osman Mesten
CHP BURSA MİLLETVEKİLLERİ: Lale Karabıyık, Ceyhun İrgil, Orhan Sarıbal, Erkan Aydın, Nurhayat Altaca Kayışoğlu
MHP BURSA MİLLETVEKİLLERİ: İsmet Büyükataman, Kadir Koçdemir
ÇANAKKALE 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ ÇANAKKALE MİLLETVEKİLLERİ: Bülent Turan, Ayhan Gider
CHP ÇANAKKALE MİLLETVEKİLİ: Muharrem Erkek, Bülent Öz
ÇANKIRI 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ ÇANKIRI MİLLETVEKİLLERİ: Muhammet Emin Akbaşoğlu, Hüseyin Filiz
ÇORUM 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ ÇORUM MİLLETVEKİLLERİ: Salim Uslu, Ahmet Sami Ceylan, Lütfiye İlksen Ceritoğlu Kurt
CHP ÇORUM MİLLETVEKİLİ: Tufan Köse
DENİZLİ 26. DÖNEMİ MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ DENİZLİ MİLLETVEKİLLERİ: Nihat Zeybekçi, Sema Ramazanoğlu, Şahin Tin
CHP DENİZLİ MİLLETVEKİLLERİ: Melike Basmacı Kayhan, Kazım Arslan, Gülizar Biçer Karaca
MHP DENİZLİ MİLLETVEKİLİ: Emin Haluk Ayhan
DİYARBAKIR 26. DÖNEMİ MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
HDP DİYARBAKIR MİLLETVEKİLLERİ: İdris Baluken, Nursel Aydoğan, Nimetullah Erdoğmuş, Feleknas Uca, Altan Tan, Çağlar Demirel, Ziya Pir, İmam Taşçıer, Sibel Yiğitalp
AK PARTİ DİYARBAKIR MİLLETVEKİLİ: Mehmet Galip Ensarioğlu, Ebubekir Bal
DÜZCE 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ DÜZCE MİLLETVEKİLLERİ: Faruk Özlü, Fevai Arslan, Ayşe Keşir
EDİRNE 26. DÖNEMİ MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
CHP EDİRNE MİLLETVEKİLLERİ: Okan Gaytancıoğlu, Erdin Bircan
AK PARTİ EDİRNE MİLLETVEKİLİ: Rafet Sezen
ELAZIĞ 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ ELAZIĞ MİLLETVEKİLLERİ: Tahir Öztürk, Metin Bulut, Ömer Serdar, Ejder Açıkkapı
ERZİNCAN 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ ERZİNCAN MİLLETVEKİLİ: Sebahattin Karakelle, Serkan Bayram
ERZURUM 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ ERZURUM MİLLETVEKİLLERİ: Recep Akdağ, Mustafa Ilıcalı, Zehra Taşkesenlioğlu, İbrahim Aydemir, Orhan Deligöz
MHP ERZURUM MİLLETVEKİLİ: Kamil Aydın
ESKİŞEHİR 26. DÖNEMİ MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ ESKİŞEHİR MİLLETVEKİLLERİ: Nabi Avcı, Harun Karacan, Emine Nur Günay
CHP ESKİŞEHİR MİLLETVEKİLLERİ: Gaye Usluer, Utku Çakırözer, Cemal Okan Yüksel
GAZİANTEP 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ GAZİANTEP MİLLETVEKİLLERİ: Mehmet Şimşek, Abdulhamit Gül, Ahmet Uzer, Şamil Tayyar, Canan Candemir Çelik, Abdullah Nejat Koçer, Abduljadir Yüksel, Mehmet Erdoğan
CHP GAZİANTEP MİLLETVEKİLLERİ: Akif Ekici, Mehmet Gökdağ
HDP GAZİANTEP MİLLETVEKİLLERİ: Mahmut Toğrul
MHP GAZİANTEP MİLLETVEKİLLERİ: Ümit Özdağ
GİRESUN 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ GİRESUN MİLLETVEKİLLERİ: Nurettin Canikli, Cemal Öztürk, Sabri Öztürk
CHP GİRESUN MİLLETVEKİLİ: Bülent Yener Bektaşoğlu
GÜMÜŞHANE 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ GÜMÜŞHANE MİLLETVEKİLİ: Hacı Osman Akgül, Cihan Pektaş
HAKKARİ 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
HDP HAKKARİ MİLLETVEKİLLERİ: Selma Irmak, Nihat Akdoğan, Abdullah Zeydan
HATAY 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ HATAY MİLLETVEKİLLERİ: Adem Yeşildal, Orhan Karasayar, Mehmet Öntürk, Fevzi Şanverdi, Hacı Bayram Türkoğlu
CHP HATAY MİLLETVEKİLLERİ: Hilmi Yarayıcı, Mevlüt Dudu, Serkan Topal, Birol Ertem
MHP HATAY MİLLETVEKİLİ: Mehmet Necmettin Ahrazoğlu
IĞDIR 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
HDP IĞDIR MİLLETVEKİLİ: Mehmet Emin Adıyaman
AK PARTİ IĞDIR MİLLETVEKİLİ: Nurettin Aras
ISPARTA 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ ISPARTA MİLLETVEKİLLERİ: Süreyya Sadi Bilgiç, Sait Yüce
CHP ISPARTA MİLLETVEKİLİ: İrfan Bakır
MHP ISPARTA MİLLETVEKİLİ: Nuri Okutan
İSTANBUL 1.BÖLGE 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ İSTANBUL 1.BÖLGE MİLLETVEKİLLERİ: İsmail Kahraman, Mustafa Ataş, Mihrimah Belma Satır, Erol Kaya, Ahmet Berat Çonkar, Berat Albayrak, İsmet Uçma, Metin Külünk, Ravza Kavakçı Kan, Azmi Ekinci, Osman Boyraz, Hasan Turan, Hasan Sert, Mehmet Ali Pulcu, Hurşit Yıldırım, Hulusi Şentürk
CHP İSTANBUL 1.BÖLGE MİLLETVEKİLLERİ: Şafak Pavey, Gamze Akkuş İlgezdi, Gürsel Tekin, Barış Yarkadaş, Mehmet Akif Hamzaçebi, Mahmut Tanal, İlhan Kesici, Oğuz Kaan Salıcı, Onursal Adıgüzel, Ali Özcan, Yakup Akkaya
MHP İSTANBUL 1.BÖLGE MİLLETVEKİLLERİ: Edip Semih Yalçın, İzzet Ulvi Yönter
HDP İSTANBUL 1.BÖLGE MİLLETVEKİLLERİ: Selahattin Demirtaş, Hüda Kaya
İSTANBUL 2.BÖLGE 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ İSTANBUL 2.BÖLGE MİLLETVEKİLLERİ: Hayati Yazıcı, Volkan Bozkır, Burhan Kuzu, Ayşe Nur Bahçekapılı, Fatma Betül Kaya, Ekrem Erdem, Aziz Babuşcu, Durmuş Ali Sarıkaya, Şirin Ünal, Fatma Benli, Hüseyin Bürge, Haydar Ali Yıldız, Ahmet Hamdi Çamlı, Markar Eseyan
CHP İSTANBUL 2.BÖLGE MİLLETVEKİLLERİ: Selina Doğan, Aykut Erdoğdu, Mustafa Sezgin Tanrıkulu, Dursun Çiçek, Süleyman Sencer Ayata, Gülay Yedekçi Arslan, Kadri Enis Berberoğlu, Didem Engin
MHP İSTANBUL 2.BÖLGE MİLLETVEKİLLERİ: Ekmeleddin Mehmet İhsanoğlu, Celal Adan
HDP İSTANBUL 2.BÖLGE MİLLETVEKİLLERİ: Celal Doğan, Filiz Kerestecioğlu
İSTANBUL 3.BÖLGE 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ İSTANBUL 3.BÖLGE MİLLETVEKİLLERİ: Mehmet Mehdi Eker, Mustafa Şentop, Mehmet Doğan Kubat, Serap Yaşar, Feyzullah Kıyıklık, Mehmet Muş, Nureddin Nebati, Mehmet Metiner, Harun Karaca, Tülay Kaynarca, Mustafa Yeneroğlu, Erkan Kandemir, Halis Dalkılıç, Mürteza Zengin, Yıldız Seferinlioğlu, Abdulklah Başçı
CHP İSTANBUL 3.BÖLGE MİLLETVEKİLLERİ: Bihlun Tamaylıgil, İlhan Cihaner, Engin Altay, Ali Şeker, Erdoğan Toprak, Eren Erdem, Mehmet Bekaroğlu, Zeynel Emre, Sibel Özdemir
HDP İSTANBUL 3.BÖLGE MİLLETVEKİLLERİ: Pervin Buldan, Garo Paylan, Erdal Ataş
MHP İSTANBUL 3.BÖLGE MİLLETVEKİLLERİ: Atila Kaya, İsmail Faruk Aksu, Arzu Erdem
İZMİR 1.BÖLGE 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
CHP İZMİR 1.BÖLGE MİLLETVEKİLLERİ: Selin Sayek Böke, Musa Çam, Ahmet Tuncay Özkan, Tacettin Bayır, Özcan Purçu, Ali Yiğit, Murat Bakan
AK PARTİ 1.BÖLGE İZMİR MİLLETVEKİLLERİ: Binali Yıldırım, Mahmut Atilla Kaya, Hüseyin Kocabıyık, Necip Kalkan
MHP İZMİR 1.BÖLGE MİLLETVEKİLLERİ: Oktay Vural
HDP İZMİR 1.BÖLGE MİLLETVEKİLLERİ: Ertuğrul Kürkçü
İZMİR 2.BÖLGE 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
CHP İZMİR 2.BÖLGE MİLLETVEKİLLERİ: Zeynep Altıkol Akatlı, Kemal Kılıçdaroğlu, Zekeriya Temizel, Mustafa Ali Balbay, Aytun Çıray, Atila Sertel, Kamil Okyay Sındır
AK PARTİ İZMİR 2.BÖLGE MİLLETVEKİLLERİ: Fatma Seniha Nükhet Hotar, Mustafa İbrahim Turhan, Hamza Dağ, Kerem Ali Sürekli
MHP İZMİR 2.BÖLGE MİLLETVEKİLLERİ: Ahmet Kenan Tanrıkulu
HDP İZMİR 2.BÖLGE MİLLETVEKİLLERİ: Müslüm Doğan
KAHRAMANMARAŞ 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ KAHRAMANMARAŞ MİLLETVEKİLLERİ: Mahir Ünal, Veysi Kaynak, Nursel Reyhanlıoğlu, Celalettin Güvenç, Mehmet Uğur Dilipak, Mehmet İlker Çitil, İmran Kılıç
MHP KAHRAMANMARAŞ MİLLETVEKİLLERİ: Fahrettin Oğuz Tor
KARABÜK 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ KARABÜK MİLLETVEKİLİ: Mehmet Ali Şahin, Burhanettin Uysal
KARAMAN 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ KARAMAN MİLLETVEKİLLERİ: Recep Konuk, Recep Şeker
KARS 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK Parti KARS MİLLETVEKİLLERİ: Ahmet Arslan, Yusuf Selahattin Beyribey
HDP KARS MİLLETVEKİLİ: Ayhan Bilgen
KASTAMONU 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ KASTAMONU MİLLETVEKİLLERİ: Hakkı Köylü, Metin Çelik, Murat Demir
KAYSERİ 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ KAYSERİ MİLLETVEKİLLERİ: Mehmet Özhaseki, Taner Yıldız, Mustafa Elitaş, İsmail Tamer, Hülya Nergis, İsmail Emrah Karayel, Sami Dedeoğlu
MHP KAYSERİ MİLLETVEKİLLERİ: Yusuf Halaçoğlu
CHP KAYSERİ MİLLETVEKİLİ: Çetin Arık
KIRIKKALE 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ KIRIKKALE MİLLETVEKİLLERİ: Ramazan Can, Abdullah Öztürk, Mehmet Demir
KIRKLARELİ 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
CHP KIRKLARELİ MİLLETVEKİLLERİ: Türabi Kayan, Vecdi Gündoğdu
AK PARTİ KIRKLARELİ MİLLETVEKİLİ: Selahattin Minsolmaz
KIRŞEHİR 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ KIRŞEHİR MİLLETVEKİLİ: Salih Çetinkaya, Mikail Arslan
KİLİS 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ KİLİS MİLLETVEKİLİ: Reşit Polat, Mustafa Hilmi Dülger
KOCAELİ 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ KOCAELİ MİLLETVEKİLLERİ: Fikri Işık, Radiye Sezer Katırcıoğlu, Zeki Aygün, İlyas Şeker, Mehmet Akif Yılmaz, Sami Çakır, Cemil Yaman
CHP KOCAELİ MİLLETVEKİLLERİ: Fatma Kaplan Hürriyet, Haydar Akar, Tahsin Tarhan
MHP KOCAELİ MİLLETVEKİLLERİ: Saffet Sancaklı
KONYA 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ KONYA MİLLETVEKİLLERİ: Ahmet Davutoğlu, Mustafa Baloğlu, Hüsnüye Erdoğan, Ahmet Sorgun, Ziya Altunyaldız, Muhammet Uğur Kaleli, Leyla Şahin Usta, Mehmet Babaoğlu, Abdullah Ağralı, Halil Etyemez, Hacı Ahmet Özdemir, Ömer Ünal
MHP KONYA MİLLETVEKİLLERİ: Mustafa Kalaycı
CHP KONYA MİLLETVEKİLİ: Mustafa Hüsnü Bozkurt
KÜTAHYA 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ KÜTAHYA MİLLETVEKİLLERİ: Mustafa Şükrü Nazlı, Vural Kavuncu, İshak Gazel, Ahmet Tan
MALATYA 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ MALATYA MİLLETVEKİLLERİ: Öznur Çalık, Taha Özhan, Mustafa Şahin, Nurettin Yaşar, Bülent Tüfenkçi
CHP MALATYA MİLLETVEKİLİ: Veli Ağbaba
MANİSA 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ MANİSA MİLLETVEKİLLERİ: Selçuk Özdağ, Recai Berber, Uğur Aydemir, Murat Baybatur
CHP MANİSA MİLLETVEKİLLERİ: Özgür Özel, Mazlum Nurlu, Tur Yıldız Biçer
MHP MANİSA MİLLETVEKİLLERİ: Erkan Akçay, Osman Oktay
MARDİN 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
HDP MARDİN MİLLETVEKİLLERİ: Mithat Sancar, Gülser Yıldırım, Erol Dora, Ali Atalan
AK PARTİ MARDİN MİLLETVEKİLİ: Orhan Miroğlu, Ceyda Bölünmez Çankırı
MERSİN 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ MERSİN MİLLETVEKİLLERİ: Lütfi Elvan, Yılmaz Tezcan, Ali Cumhur Taşkın, Hacı Özkan
CHP MERSİN MİLLETVEKİLLERİ: Hüseyin Çamak, Durmuş Fikri Sağlar, Aytuğ Atıcı, Serdal Kuyucuoğlu
MHP MERSİN MİLLETVEKİLLERİ: Oktay Öztürk, Baki Şimşek
HDP MERSİN MİLLETVEKİLLERİ: Dengir Mir Mehmet Fırat
MUĞLA 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
CHP MUĞLA MİLLETVEKİLLERİ: Akın Üstündağ, Ömer Süha Aldan, Nurettin Demir
AK PARTİ MUĞLA MİLLETVEKİLLERİ: Hasan Özyer, Nihat Öztürk
MHP MUĞLA MİLLETVEKİLİ: Mehmet Erdoğan
MUŞ 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
HDP MUŞ MİLLETVEKİLLERİ: Burcu Çelik Özkan, Ahmet Yıldırım
AK PARTİ MUŞ MİLLETVEKİLİ: Mehmet Emin Şimşek
NEVŞEHİR 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ NEVŞEHİR MİLLETVEKİLLERİ: Mustafa Açıkgöz, Murat Göktürk, Ebubekir Gizligider
NİĞDE 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ NİĞDE MİLLETVEKİLLERİ: Alpaslan Kavaklıoğlu, Erdoğan Özegen
CHP NİĞDE MİLLETVEKİLİ: Ömer Fethi Gürer
ORDU 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ ORDU MİLLETVEKİLLERİ: Numan Kurtulmuş, Oktay Çanak, Metin Gündoğdu, Ergün Taşçı
CHP ORDU MİLLETVEKİLLERİ: Seyit Torun
OSMANİYE 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ OSMANİYE MİLLETVEKİLLERİ: Suat Önal, Mücahit Durmuşoğlu
MHP OSMANİYE MİLLETVEKİLLERİ: Devlet Bahçeli, Ruhi Ersoy
RİZE 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ RİZE MİLLETVEKİLLERİ: Hasan Karal, Hikmet Ayar, Osman Aşkın Bak
SAKARYA 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ SAKARYA MİLLETVEKİLLERİ: Ayhan Sefer Üstün, Şaban Dişli, Mustafa İsen, Ali İhsan Yavuz, Recep Uncuoğlu
CHP SAKARYA MİLLETVEKİLİ: Engin Özkoç
MHP SAKARYA MİLLETVEKİLİ: Zihni Açba
SAMSUN 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ SAMSUN MİLLETVEKİLLERİ: Akif Çağatay Kılıç, Çiğdem Karaaslan, Ahmet Demircan, Fuat Köktaş, Hasan Basri Kurt, Orhan Kırcalı
CHP SAMSUN MİLLETVEKİLİ: Kemal Zeybek, Hayati Tekin
MHP SAMSUN MİLLETVEKİLLERİ: Erhan Usta
SİİRT 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
HDP SİİRT MİLLETVEKİLLERİ: Kadri Yıldırım, Besime Konca
AK PARTİ SİİRT MİLLETVEKİLİ: Yasin Aktay
SİNOP 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ SİNOP MİLLETVEKİLİ: Nazım Maviş
CHP SİNOP MİLLETVEKİLİ: Barış Karadeniz
SİVAS 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ SİVAS MİLLETVeEKİLLERİ: İsmet Yılmaz, Hilmi Bilgin, Selim Dursun, Mehmet Habib Soluk
CHP SİVAS MİLLETVEKİLİ: Ali Akyıldız
ŞANLIURFA 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ ŞANLIURFA MİLLETVEKİLLERİ: Faruk Çelik, Mehmet Kasım Gülpınar, Halil Özcan, Ahmet Eşref Fakıbaba, Mehmet Ali Cevheri, Mehmet Akyürek, İbrahim Halil Yıldız, Mahmut Kaçar, Kemalettin Yılmaztekin
HDP ŞANLIURFA MİLLETVEKİLLERİ: Osman Baydemir, Dilek Öcalan, İbrahim Ayhan
ŞIRNAK 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
HDP ŞIRNAK MİLLETVEKİLLERİ: Faysal Sarıyıldız, Leyla Birlik, Ferhat Encü, Aycan İrmez
TEKİRDAĞ 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
CHP TEKİRDAĞ MİLLETVEKİLLERİ: Faik Öztrak, Candan Yüceer, Emre Köprülü
AK PARTİ TEKİRDAĞ MİLLETVEKİLLERİ: Mustafa Yel, Ayşe Doğan, Metin Akgün
TOKAT 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ TOKAT MİLLETVEKİLLERİ: Coşkun Çakır, Zeyid Aslan, Celil Göçer, Yusuf Beyazıt
CHP TOKAT MİLLETVEKİLİ: Kadim Durmaz
TRABZON 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ TRABZON MİLLETVEKİLLERİ: Süleyman Soylu, Muhammet Balta, Ayşe Sula Köseoğlu, Adnan Günnar, Salih Cora
CHP TRABZON MİLLETVEKİLİ: Haluk Pekşen
TUNCELİ 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
HDP TUNCELİ MİLLETVEKİLİ: Alican Önlü
CHP TUNCELİ MİLLETVEKİLİ: Gürsel Erol
UŞAK 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ UŞAK MİLLETVEKİLİ: Mehmet Altay, Alim Tunç
CHP UŞAK MİLLETVEKİLİ: Özkan Yalım
VAN 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
HDP VAN MİLLETVEKİLLERİ: Figen Yüksekdağ Şenoğlu, Lezgin Botan, Nadir Yıldırım, Tuğba Hezer Öztürk, Adem Geveri, Bedia Özgökçe Ertan
AK PARTİ VAN MİLLETVEKİLİ: Beşir Atalay, Burhan Kayatürk
YALOVA 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ YALOVA MİLLETVEKİLİ: Fiki Demirel
CHP YALOVA MİLLETVEKİLİ: Muharrem İnce
YOZGAT 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ YOZGAT MİLLETVEKİLİ: Bekir Bozdağ, Abdulkadir Akgül, Ertuğrul Soysal, Yusuf Başer
ZONGULDAK 26. DÖNEM MİLLETVEKİLİ LİSTESİ:
AK PARTİ ZONGULDAK MİLLETVEKİLLERİ: Hüseyin Özbakır, Faruk Çaturoğlu, Özcan Ulupınar
CHP ZONGULDAK MİLLETVEKİLLERİ: Şerafettin Turpçu, Ünal Demirtaş

Seçimler ve tarihin canlı şahitleri

Türkiye yarın erken genel seçimlere gidiyor.7 Haziran seçim sonuçları partilere tek başına iktidar olma imkânı sağlamayınca Anayasa gereği Cumhurbaşkanı tarihte ilk kez seçimleri yenileme kararı aldı.   Bugüne kadar çok seçim gördük.  1 Kasım seçimleri her bakımdan önemlidir. Adeta yaşanan tarihe canlı tanıklık yapıyoruz. Bugüne kadar gazetecilik ve belgeselcilik yapan bir kişi olarak birçok seçim gördüm. Fakat bu seçim her bakımdan sebep ve sonuçları itibarı ile önemli.
Seçmenler olarak bugüne kadar kimleri seçmedik ki? 10 Ağustos 2014 tarihinde ilk kez halk olarak Cumhurbaşkanı seçtik. Vekiller, başkanlar, muhtarlar seçtik. Hayatımızın neredeyse büyük çoğunluğu seçim gündemiyle meşgul oldu. 1 Kasım 2015 tarihinde (yarın)  yine sandık başına giderek vekillerimizi seçeceğiz. Şimdiden seçimlerin milletimiz, memleketimiz ve ülkemize hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum.
 SEÇİM HATIRALARIM
 İlkler çok önemli. Hepimiz seçmen olarak, ilk sandığa gittiği günleri hiç unutmayız. Heyecanla ve vatandaş olmanın gururu içerisinde sandığa gidip oy kullanma, büyük mutluluk ve keşifti. Hele küçük yaşlarda evde büyüklerin konuştuğu seçim ve siyaset sohbetlerini dün gibi hatırlıyorum. Ben ilk kez seçmen olarak 12 Eylül darbecilerinin yaptığı anayasa için evet-hayır oylamasına katılmıştım. Anayasanın ne olduğunu bilmeden bir gizli güç bizleri yönlendirerek, anayasaya evet deyin ki bu darbeciler gitsin diye sadece bize değil, bütün ülke insanına empoze ederek seçim sonuçlarını etkiledi. Nitekim o seçimlerde yüzde 92 oranın anayasaya evet oyu çıktı.
KİMLER GELDİ KİMLER GEÇTİ?
1 Kasım 2015 seçimi için sandık başına giderken, geçmişi düşüneceğim.12 Eylül darbesi anayasası için verdiğim oydan sonra, 83 yılındaki genel seçimler Özal’ın seçilmesi, Anavatanlı yıllar, Demirel, Erbakan, Türkeş gibi eski siyasilere siyasi haklarını iade edilme referandumu, Anavatanın kaybederek, Demirel ve İnönü’nün hükümet kurması, Tansu Çiller ve Mesut Yılmaz’ın kazandığı seçimler, Demirel’in Cumhurbaşkanı olması… Ecevit, Bahçeli, ve Mesut Yılmaz’ın hükümet kurmasına zemin hazırlayan seçimler, Erbakan’ın başbakanlığında Çiller ile birlikte kurduğu koalisyon hükümetine zemin hazırlayan seçimler… 28 Şubat süreci darbesinin siyasete müdahalesi, Ecevit’in başbakanlık yolunu açan seçimler. Ecevit’in hastaneden hasta yatağında Türkiye’yi idare etmesi ve AK Parti’nin siyaset sahnesine çıkması, Tayyip Erdoğan’ın siyasi yasaklı olması, Abdullah Gül’ün kurduğu AK Parti hükümeti ve Erdoğan’ın Başbakan olarak hükümet kurduğu ve daha sonra üst üste seçim kazandığı AK partili yıllar. Son seçimde ise Cumhurbaşkanının halk tarafından direk olarak seçilmesi ve Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçildiği seçimler.
 1 KASIM SEÇİMLERİNE NASIL GİDİYORUZ?
7 Haziran’da hiç kimsenin tek başına iktidar olamadığı genel seçimi yaşadık.  Seçimlerden sonra CHP ve MHP arasında koalisyon görüşmeleri, terörün artması, dış politikada gelişmeler ve özelliklede Türkiye’nin yeniden terör sarmanına girmesi. Son olarak başkent Ankara’da 102 kişinin öldüğü Türkiye’nin en kanlı terör olayı olan Ankara katliamı. Son 5 ayda yaşadıklarımız.  İşte bu ortamda Türkiye yarın (1 Kasım 2015 günü)  yeniden genel seçimlere gidiyor.
Şimdi zamanı durdurup,  7 Haziran 2015 seçimlerine giderken bu köşede yazdığım bir değerlendirmeyi sizlerin yüksek bilgisine sunmak istiyorum.  7 Haziran seçimleri ile ilgili yaptığım değerlendirme yazısından bir bölümü sizlerle paylaşmak istiyorum
7 HAZİRAN 2015 SEÇİMLERİNE GİDERKEN ( 6 HAZİRAN 2015)
Geçmiş 55 yıllık siyasi mücadele ve seçimlerle geçen koca bir ömür, Bu siyasi yarışta kimlere oy vermedik ki ne büyük umutlar, ne büyük beklentiler, ne güzel hayallerle sandık başına gidip, vatandaşlık görevini seçmen olarak yapmanın huzur ve mutluluğu içerisinde oylar verip, vekiller, bakanlar, başbakanlar ve cumhurbaşkanları seçmiştik. 7 Haziran’da yine sandık başına gideceğiz. Yine vekilleri seçeceğiz.  Seçim hiç bir parti için çantada keklik değil, Ak parti bugün önde gözüküyor olabilir, ancak bir önceki seçimde aldığı oyun altına inerse siyasi tartışmalar bitmeyecek ve daha da alevlenecektir. Bu seçim liderler seçimi olarak Türk siyasi tarihine geçecek. Siyasi hayatımızda önemli izler bırakacaktır. Bu seçimlerin en güzel tarafı liderlerin ve siyasetçilerin kavgalarına rağmen, seçmende hiç bir gerginliğin yaşanmaması. Seçmenler açısından Türkiye en sakin seçime gidiyor. 7 Haziran seçimlerinin millet, memleket ve ülkemize hayırlar getirmesini temenni ediyorum ve tüm siyasetçilerimize başarılar diliyorum.  (6 HAZİRAN 2015 GEBZE GAZETESİ)
Evet, hiç kimsenin iktidar olamadığı 7 Haziran 2015 seçimlerine Türkiye bu ortamda gitmiş, bizde bu ortamı daha seçim gününden bir gün önce 6 Haziran’da kaleme almıştım. Türkiye yarın 1 Kasım erken genel seçimleri için yeniden sandık başına gidiyor.  Peki, şimdi durum ne olacak seçim sonuçları nasıl çıkacak?
1 KASIM SEÇİMLERİNİ KİM KAZANACAK?
Acı ama gerçek şu. 7 Haziranda hangi ortamda seçime gidiyorsak bugün hiç bir fark yok. Hatta iç ve dış politikada durdum daha da ağır.  Anketlerin seçim sonuçları tahmini hemen hemen aynı. AK Partinin tek başına iktidar olup olmayacağı bıçak sırtında. Siyasi kulislerde seçimlerden sonra 5.  Partinin kurulacağından söz ediyor. Türkiye tarihi günler yaşıyor. Bizler gazeteci ve belgeselci olarak yaşadığımız bu tarihi günlere canlı şahitlik yapıyoruz 1 Kasım seçim sonuçları nasıl çıkarsa çıksın? Seçimlerde ister tek başına iktidar, isterse koalisyon çıksın.  Türkiye ve Türk siyaseti çok farkı bir döneme giriyor.  1 Kasım seçimleri Türk siyasi tarihi için bir milat ve dönüm noktası.  1 Kasım 2015 seçimlerinin şimdiden hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.
7 HAZİRAN SEÇİMLERİNDEN NE SONUÇ ÇIKMIŞTI?
TÜRKİYE GENELİ SEÇİM SONUÇLARI
%41.43 AK PARTİ (258 Milletvekili)
%25.01 CHP (132 Milletvekili)
%16.28 MHP (80 Milletvekili)
%13.39 HDP (80 Milletvekili)
KOCAELİ GENELİ SEÇİM SONUÇLARI
%46.41 AK PARTİ (6 Milletvekili)
%24.26 CHP  (3 Milletvekili)
%15.21 MHP (1 Milletvekili)
%7.66   HDP  (1 Milletvekili)
 Seçim sonuçları ve Türkiye’nin geleceği
 (İsmail KAHRAMAN Makale  8 Haziran 2015 Gebze gazetesi)
 7 Haziran 2015 genel seçimleri Türk siyasi tarihinde sebep ve sonuçları itibari ile çok konuşulacak ve çok tartışılacak. Gazeteci ve belgeselci olarak 7 Haziran seçimlerini yakından takip ederek seçim süreci ile ilgili birçok makale ve televizyon programı hazırlayarak tarihe not düşüp zamana noterlik yapmaya çalıştık. Gerçekten bu seçimler bugünden itibaren çok konuşulacak, siyaset bilimcileri ve siyaset araştırmacıları tarafından 7 Haziran seçimleri ile ilgili akademik çalışmalar bile yapılacaktır.
7 Haziran seçimleri ilk kez hiç meclise girebileceği tahmin edilmeyen HDP’nin yüzde 13 oranında oy olarak meclise girmesiyle meclis aritmetiği ve siyasi dengeler tümüyle değişmiş oldu. 1950 çok partili sisteme geçtikten sonra en uzun süre iktidar da kalma rekorunu elinde bulunduran AK Parti, meclis çoğunluğunu kaybederek iktidardan düştü. Bu seçimler daha henüz kesin sonuçlar açıklanmamasına rağmen erken seçimlerin konuşulduğu bir tartışma ile gündeme geldi. Kimin kiminle koalisyon yapacağı konuşulurken herkes birbirini suçlamaya ve ağır ithamlarda bulunmaya devam eden bir gerginlik ortamını sürdürdü. Özetle, 7 Haziran seçimleri Türk siyasi tarihinde daha çok konuşulacak. Sebep ve sonuçları çok daha fazla tartışılacak.
Seçim süreci ile ilgili birçok makale kaleme almıştım. O makalelerin özetini sizlerle paylaşıyor. Ayrıntısını www.gebzegazetesi.com köşesinden okumaya davet ediyorum.
7 Haziran seçimleri Türkiye’nin geleceği açısından da önemli. Şuan nasıl bir hükûmetin kurulacağı belli değil, liderler birbirini suçluyor. Anahtar parti olan MHP’nin koalisyonlara kapıyı kapatması siyasette kilitlenmeyi gündeme getirdi. Belirsizlik ortamı döviz ve borsayı fırlatırken, ekonomideki istikrarsızlık iş adamlarının korkulu rüyası oldu. Bu seçimler ile ilgili liderler önemli açıklamalar yaptı. Seçimler ile ilgili ulusal basın çok önemli yorumlar yaparken dünya kamuoyu seçimler ile yakından ilgilendi. Bizde www.kocaeligebze.tv olarak seçimler ile ilgili canlı bir makaleyi hazırlayarak bu makalede liderin konuşmalarını seçim sonuçlarını ve seçim yorumlarını sizler ile ve kamuoyu ile paylaştık. Bu makaleye Kocaeli gebze tv’ nin http://kocaeligebze.tv/v/43713/smail-kahramanla-canli-makale–turkiye-genel-secimleri—7-mayis#.VXWGps_tmko Linkinden izleyebilirsiniz
7 HAZİRAN GENEL SEÇİM SONUÇLARI
7 Haziran genel seçimleri ile ilgili gazetemiz geniş bir araştırma yaparak yazılar kaleme aldı. Türkiye genelinde Kocaeli’nde seçim sonuçlarını en iyi şekilde değerlendirirken, Kocaeli bölgesinden bugüne kadar mecliste milletvekilliği yapanların listesini de kamuoyu ile de paylaştı. Ayrıca Kocaeli’nden milletvekili seçilen milletvekillerimizin kimliklerini ayrıntılı bir şekilde paylaştı. Bu satırlarımızı yazdığımız saatlerde MHP ve HDP’de milletvekilliği netleşmemişti. Gazetemizde yer alan haber, 1. Dönemden 24. Döneme Kocaeli Milletvekilleri ve yeni seçilen milletvekillerin özgeçmişlerini www.gebzegazetesi.com adresindeki köşemden okuyabilirsiniz.
TÜRKİYE GENELİ 
%41.43 AK PARTİ (258 Milletvekili)
%25.01 CHP (132 Milletvekili)
%16.28 MHP (80 Milletvekili)
%13.39 HDP (80 Milletvekili)
KOCAELİ 
%46.41 AK PARTİ (6 Milletvekili)
%24.26 CHP  (3 Milletvekili)
%15.21 MHP (1 Milletvekili)
%7.66   HDP  (1 Milletvekili)
GAZETEMİZDE YAYINLANAN HABER
7 Haziran seçimleri Türkiye’de tabloyu değiştirdi. AK Parti’nin Cumhuriyet tarihinde ilk kez  üst üste 4.kez seçim zaferiyle sonuçlanan 7 Haziran seçimlerinde Kocaeli’de Milletvekili dağılımı değişti. Buna göre Kocaeli’de AK Parti 6, CHP 3, MHP 2 vekil çıkardı.
Türkiye seçimini yaptı. 7 Haziran Genel Seçimleri ülke genelinde ilginç bir tabloyu ortaya çıkardı.  AK Parti’nin %42 oranında birinci olduğu, HDP’nin barajı geçtiği genel seçimlerde Kocaeli’de de tablo değişti. Resmi olmayan sonuçlara göre Kocaeli’de AK Parti %46 ile birinci olurken, CHP %24, MHP %15, HDP %7 oy aldı. Seçim Türkiye genelinde olduğu gibi Kocaeli’de de AK Parti’nin zaferiyle sona ererken, CHP oy kaybı, MHP ise oy artışı sağladı.
TABLO DEĞİŞTİ
12 Haziran 2011 Genel seçimlerinde 7 AK Parti, 3 CHP, 1 MHP olan tablo, Kocaeli’de bu kez değişti. Resmi olmayan sonuçlara göre ilimizde AK Parti 6, CHP 3, MHP 2 Milletvekili çıkarmayı başardı. Böylelikle son seçimlerde 7-3-1 olan tablo Kocaeli’de 6-3-2’ye döndü. Bu sonuçlarla Gebze’den Cemalettin Kaflı, Tahsin Tarhan ve Lütfü Türkkan parlamentoda Kocaeli’yi temsil etme hakkı kazandı. Yeni dönemde TBMM’de Gebze’den yine 3 Milletvekili yer alacak.
TÜRKİYE’Yİ NASIL BİR SÜREÇ BEKLİYOR
Türkiye’nin Kader seçimi olarak görülen 7 Haziran’da ortaya çıkan tablo tek başına iktidarı mümkün kılmıyor. Herhangi bir parti 276 milletvekili sayısını yakalayamadığı için koalisyon yolu gözüküyor. AK Parti eğer Koalisyon kuramazsa, diğer üç partide Koalisyon ortağı olmazsa ufukta erken seçim gözüküyor. Zira Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Meclis’i feshetme ve seçimleri yenileme yetkisi bulunuyor. Tüm bu soruların cevabını önümüzde ki günlerde göreceğiz. (8 Haziran 2015  Gebze gazetesi)
Seçim heyecanı neden yok? 
(5 Mayıs 2015  Gebze gazetesi İsmail Kahraman makale)
Türkiye genel seçime gidiyor. 7 Haziran 2015 tarihinde Türkiye’nin en önemli seçimi yapılacak. 7 Haziran seçimleri sadece bir genel seçim değil, Türk Siyasetini yakından ilgilendirecek Türkiye’nin başkanlık sistemine geçip geçmeyeceğinin de oylanacağı bir seçim. Bu seçim için tüm siyasetçiler meydanlarda. Sadece siyasetçiler değil, Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan da, toplu açılış törenleri adı altında meydanlara çıkıp konuşmalar yapıyor.
Seçimlere 23 gün var. Kamuoyuna baktığımız da vatandaşlarda seçim heyecanı yok. Miting alanları heyecanlı değil, liderlerin yaptığı vaatler sıradan gibi. Direk ekonomiyi ilgilendiren açıklamalara ve vaatlere rağmen vatandaşta halen seçim heyecanı yok. Parti liderleri neredeyse vatandaşa ekonomik olarak çalışmadan maaş bile verme vaadinde bulunuyor.
Bu seçimde ilk defa vatandaşın ekonomik gücü ilgi alanına girdi. Önceden laiklik, din, Atatürkçülük ve diğer değerler üzerinden siyaset yapılıyordu. Bu kez bu tür olayların olmamasına rağmen, parti liderlerinin bol keseden vaatten bulunmasına da vatandaş nedense ilgi göstermiyor, seçimlere heyecan duymuyor.
Vatandaşın seçime ilgi duymaması her bakımdan önemli. Bu bir anlamda vatandaşın umudunu yitirdiğinin de işareti olabilir. Seçimlerde vatandaş karşısına çıkan milletvekili adayları seçimlerden sonra ortada gözükmüyor.
İsterse bir anket yapılsın. Şuan Kocaeli bölgesi ve Gebze sokaklarında acaba kaç kişi kendilerini Ankara’da temsil eden milletvekillerinin isimleri tek tek sayabilecek. Bu konuda bir anket yapılsa vatandaş neden seçime ilgi göstermediği daha iyi anlaşılacak. CHP dahil tüm partiler adaylarını Ankara’dan tespit ettiler. AK Parti bile hiç tahmin edilmeyen bir aday listesi ile vatandaş karşısına çıktı. MHP ise birinci sıraya Kocaeli ile ilgisi olmayan bir adayı getirip oturttu.  Elbette adaşlarımızın şahsına bir şey söylemiyoruz. Her biri çok değerli ve kıymetli isimler. Ancak bunun vatandaş nezdinde fazla bir yeri yok. Aday tespiti sırasında bile aday adayları vatandaştan fazla bir şey istemedi. Parti teşkilatları bile adayların tespitinde etkin olmadı. Bu durum adaylara karşı ister istemez vatandaş nezdinde bir mesafe bıraktı. Dolayısıyla vatandaş tespit edemediğim adayın seçimine neden ilgi göstereyim sorununu sormaya başladı.
Bu seçim her bakımdan önemli. Seçimlerde nasıl sonuç alınacağı henüz belli değil, bütün denklemler meclisin dördüncü partisi HDP nin barajı aşıp aşmayacağı üzerine kurulmuş durumda. Seçim anketlerinde çok farklı sonuçlar gündeme geliyor. Bakalım HDP barajı aşacak mı aşmayacak mı? Her şey HDP’nin barajı aşıp aşmamasına bağlı.
Şayet, HDP barajı aşıp meclise girerse yeniden koalisyonlar kapısı açılırsa bu kez yeni bir seçimin gündemde olduğu siyasi gözlemciler tarafından dillendiriliyor. Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan seçimlerden birinci çıkan partiye oda muhtemel ak parti hükümeti kurma görevi verecek. Ancak koalisyon görüşmelerinde istenen sonuç alınamayacağı için sayın Erdoğan yetkisini kullanarak meclisi fesh edip Türkiye’yi erken seçime götürmeyi de planladığı siyasi kulislerde şimdiden konuşuluyor. Seçimlerde vatandaşların heyecanı olmasa da Ankara ve siyasiler çok heyecanlı bakalım seçimlerden sonra neler yaşayacağız. Hep birlikte göreceğiz. (5 Mayıs 2015  Gebze gazetesi)
 Türkiye seçim yorgunu  
( İsmail KAHRAMAN  Makale 7 Hazıran 2015 Gebze gazetesi)
Genel seçimler için dün sandık başına giderek oyumuzu kullandık. İstediğimiz partiye oyumuzu vererek vatandaşlık görevimizi yaptık. Türkiye son 15 ayda 3 seçim yaşadı. Değim yerinde ise tam anlamı ile seçim yorgunuyuz. Geçen yıl mart ayında yapılan yerel seçimlerden sonra Ağustos ayında Cumhurbaşkanlığı seçimi için sandık başına gittik. Dün de 7 Haziran 2015 tarihinde genel seçimler için sandık başına giderek vekillerimizi seçtik. Tam anlamı ile seçim yorgunuyuz. Yorucu ve yoğun bir seçim sürecinden çıktık.
Artık önümüzde 4 yıla yakın bir süre seçim yok. 4 yıl süre ile rahat edeceğiz. Seçim gerginliğinden uzak bir hava yaşayacağız. İnşallah dün yapılan seçimler millet ve memleketimize hayırlı olur. Birlik ve beraberliğimiz pekişir. Gerçekten kıran kırana birçok ilklerin yaşandığı gerginliklerin tavan yaptığı birçok komple teorilerinin ürettiği seçim sürecini dün noktalamış olduk.
OYUMU KULLANDIKTAN SONRA YAZMAYA BAŞLADIM
Torunum 3 yaşındaki Asım Eymen ile sandık başına gidip, oyumu kullandıktan sonra bu satırları yazmaya başladım. Henüz kimin kazandığı belli değildi. Tam anlamı ile belirsiz sonuçların ne olacağını merak edilen bir seçim ile ilgili yorum yapmakta oldukça zor. Önemli olan zoru başarmak ve sonuçlar belli olmadan yorum yapabilmek.
Akşam geç saatlerde seçmenin eğilimi kimin kazandığı, Türkiye gelecek 4 yılda kimin yöneteceği belli olacak. Kazananlar ve kaybedenler ortaya çıkacak. Önemli olan seçim sonuçlarını hazmedebilmek, demokrasinin en güzel tarafı 4 yıldan 4 yıla da olsa sandık başına gitmek, bizi yönetecek insanları kendi oyumuzla tespit edebilmek.
Kazananların yanında kaybedenlere de tarihi görev düşüyor. Gergin geçen, ağır itham ve suçlamaların yapıldığı tarafların birbirini adeta yok etmeye çalıştığı bir seçim sürecinden sonra birlik ve beraberliği sağlamak biraz zor olsa gerek. Kazananlar mutlaka sadece kendilerine oy verenlerin değil, oy vermeyenlerin de milletvekili, bakan ve başbakanı olduğu onlara kabul ettirmesi, onların gönüllerini kazanarak Türkiye’yi huzur ve barış ortamı içine getirmeleri gerekiyor.
SEÇİMLERDEN SONRA NE OLACAK?
Seçim sonuçları ne olursa olsun, seçimleri kim kazanırsa kazansın hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Bu seçimler her bakımdan bir milat. Seçim sonuçları uzun süre tartışılacak. Türkiye’nin yapısal bir değişikliğe girip girmeyeceği, başkanlık sisteminin gelip gelmeyeceği tartışma konusu olacak. Bu seçimler Türkiye’nin farklı bir kulvara girdiğini de göstermiş olacak.
Seçimler ile ilgili bugüne kadar birçok yazı yazdım. En son geçtiğimiz cumartesi günü yazdığım yazıda birçok konuya değenmiş ve değim yerinde ise,  Türkiye’nin kader seçimi olan Türkiye’yi geleceğe hazırlayacak, seçim ile ilgili görüşlerimi sizinle paylaşmıştım. İsterseniz cumartesi günü yazdığım köşeyi http://www.gebzegazetesi.com/siyaset/54-milyon-secmen-550-vekil-sececek-h2401.html linkinden okuyabilirsiniz.
CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ VE BAŞKANLIK SİSTEMİ
Bu seçim Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesinden sonra bizzat cumhurbaşkanının da seçim meydanına çıkarak konuşmalar yaptığı bir seçim olarak Türk demokrasi tarihine geçmiş oldu. Bu seçimler Cumhurbaşkanlığı makamının başkanlık sistemi haline dönüp dönmeyeceğinin de bir oylaması niteliğinde oldu. İsterseniz, Ağustos 2014 tarihine dönelim, Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile ilgili kaleme aldığım yazıları sizlerle paylaşalım.  Bu yazınmın tamamını www.gebzegazetesi.com adresindeki köşemden okuyabilirsiniz
FOTO
7 Haziran 2015 tarihli Türkiye’nin geleceğini belirleyecek, genel seçimlerde torunum Asım Eymen ile birlikte sandık başına giderek oy kullanıp tarihe not düşüp zamana noterlik yaptık.
CUMHURBAŞKANI KİM OLACAK?
( İsmail Kahraman :9 Agustos 2014, Cumartesi  Gebze gazetesi )
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonuna gelmiş bulunmaktayız. Üç adaylı Cumhurbaşkanlığı yarışı yarın yapılacak seçimlerle noktalanacak. Muhtemelen ilk turda seçim sonuçları da belli olacak ve Türkiye Cumhuriyeti 12.Cumhurbaşkanını seçecek.
Cumhurbaşkanlığı seçimleri hep nedameli oldu, sıkıntılar yaşandı. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan ünümüze 11 Cumhurbaşkanı görev yaptı. Ancak bu seçim halkın direk kendisi tarafından oylarıyla seçilecek olmasıyla önem kazanmış oluyor.
Yarın oylarımızı kullanmak üzere sandık başına gideceğiz. Üç adaylı Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde herkes oyunu istediği ardaya verecek ve Cumhurbaşkanın seçecek. Kimin cumhurbaşkanı olacağı merak konusu. Seçimler Başbakan Erdoğan ile Çatı Aday Ekmeleddin İhsanoğlu arasında geçecek.
 ÜÇ ADAY YARIŞIYOR
Yarın yapılacak seçimlerden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, Türkiye’de yeni bir dönemin başlayacağı mutlak gözüküyor. Daha önce Meclis’e karşı bir anlamda sorumlu olan Cumhurbaşkanı halkın oyuyla seçildiği için Başkanlık dönemi ve yetkisi kullanılacaktır.
Türkiye adım adım Cumhurbaşkanlığı seçimlerine gidiyor. Millet tarihte ilk kez kendi Cumhurbaşkanını, kendi oylarıyla seçecek. 10 Ağustos’da sandık başına gidecek Türkiye son viraja girdi.
Seçimlerde İslam Konferansı Eski Genel Sekreteri, MHP ve CHP’nin Çatı Adayı Ekmeleddin İhsanoğlu ile AK Parti Genel başkanı ve başbakan Erdoğan ile HDP Adayı Selahattin Demirtaş yarışacak.
Bu yaz Türkiye’de oldukça sıcak geçti. Zira 10 Ağustos’da sandık başına gidecek olan ülkemizde seçim kampanyaları da 11 ayın sultanı mübarek Ramazan ayına denk gelmişti. Rahmet ve bereket ayının bu manevi havasıyla birlikte, Cumhurbaşkanı adayları kendilerine, parti teşkilatları adaylarına destek aradı. Başbakan Erdoğan’ı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan tanıyorum. Ekmelediin İhsanoğlu’nu ise 20 yıl önce İslam Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi (IRCICA)nın İstanbul’da ki toplantısında tanımıştım.
Evet ilk turu en az Üç adayla geçmesi beklenen Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde müthiş bir çekişme, büyük bir yarış yaşanacak. AK Parti adayı başbakan Erdoğan kazanırsa, Parti’nin geleceği ne olacak, Genel Başkan ve Başbakan kim olacak, AK Parti eski gücünü koruyabilecek mi sorusu cevabını ararken, Ekmeleddin İhsanoğlu Cumhurbaşkanı seçilirse, Türkiye’nin yeni vizyonu nasıl olacak herkes bunu merak ediyor.
Evet sonuç olarak yukarıda adayların kimliklerini sizlerle paylaştık. Yarın, yani 10 Ağustos 2014 tarihinde Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oy kullanarak tarihe tanıklık edeceğiz. Türkiye’de Başkanlık döneminin başlayacağı, Başbakan’dan daha çok Cumhurbaşkanının ön planda olacağı bir ülke konumunda olacağız. Türkiye, Başbakan kim olacak diye tartışsa da önemli olan kimin cumhurbaşkanı seçileceği ve nasıl bir Cumhurbaşkanlığı görevi yapacağını merak ediyor, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin milletimize ve memleketimize hayırlı olmasını diliyorum. Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili daha önce yazdığım köşe yazımı aşağıda ki linkten okuyabilirsiniz.
http://www.gebzegazetesi.com/Koseyazisi-9644-cumhurbaskani-kim-secilecek.html
 YENİ CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN VE TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ
( İsmail Kahraman 12 Agustos 2014, Salı Gebze gazetesi )
Araştırmacı – Gazeteci ve Devr-i Alem Belgesel program yapımcısı olarak bütün yoğunluğuma rağmen her gün yazı yazmayı ihmal etmiyorum. Çünkü günlük yazılarımla o günün tarihini  belgeselleştirip, deyim yerindeyse tarihe not düşüp zamana noterlik yapıyorum. Cumhurbaşkanlığı seçim süreci ile ilgili yazılar kaleme alıp canlı makaleler ile www.devrialem.tv ve www.kocaeligebze.tv´den kamuoyu ile paylaştım. Bu yazılarımın linkini sizlerle paylaşıyorum.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerine vatandaş olarak katılıp sandıklarda oyumuzu kullanarak tarihi bir ana hep birlikte şahitlik yaptık. İlk kez halkın doğrudan katıldığı seçimle Cumhurbaşkanını seçtik. Geçmişe değil geleceğe bakmak gerekiyor. Beğensek de beğenmesek de sayın Erdoğan Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı oldu. Böylece Türkiye de yeni bir dönemde başlamış oluyor.
Cumhurbaşkanlığı seçimleri dolayısıyla ile canlı bir makale hazırlayarak yorumlarımı kamuoyu ile www.devrialem.tv ve www.kocaeligebze.tv´den sıcağı sıcağına paylaştım. Amacım tarihe not düşüp zamana noterlik yapmaktı. Canlı makalede Türkiye´nin Cumhurbaşkanlığı seçim süreçleri ile son dönem yapılan seçimi kendime göre yorumlayıp yeni Cumhurbaşkanı sayın Erdoğan´ın nasıl Cumhurbaşkanı seçildiğini, Kasımpaşa´nın küçük bir mahallesinden Çankaya köşküne giden başarı hikayesini sizlerle paylaşmak istedim. Bu makalemiwww.devrialem.tv ve www.kocaeligebze.tv´den paylaşabilirisiniz.
BAŞARI TESADÜF DEĞİLDİR
Hiçbir başarı tesadüfi değildir. 12 yılda 9 seçime girip her seçimde de başarısını tescil eden bir lider olarak Sayın Erdoğan´ın Cumhurbaşkanı seçilmesini gerek yurt içi gerekse de yurt dışında yankıları sürecek, önümüzdeki dönemde değişik tartışmalarda olacaktır. Biz bir durum tespiti yaparak Devr-i Alem Belgesel Programı tarihe not düşüp zamana noterlik yaptık.
Bir belgeselci olarak önemli anları belgeselleştirmek üzere o gün cereyan eden olayları yorumlayarak hem kalemle yazıya dökmek ve tarihe not düşmek geleneğini sürdürüyorum. Önemli bir ana ve olaya şahitlik ettik millet olarak. İlk kez Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan günümüze cumhurbaşkanlığı seçimlerinde halk direk olarak söz sahibi oldu. Kendisini yönetecek temsile edecek cumhurbaşkanını seçmek üzere Ağustos 2014 de sandık başına gitti. Seçime katılan yüzde 74’ün yüzde 52’sinin oyunu alan Başbakan ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan Türkiye Cumhuriyeti’nin 12. Cumhurbaşkanını oldu. Rakipleri çatı aday olarak bilinen başta CHP ve MHP olmak üzere bir çok partinin adayı olan Ekmeleddin İhsanoğlu idi. Bir diğer rakibi ise Selahattin Demirtaş. 3 adaylı bir seçim yarışı gerçekleşti. Kıran kırana bir mücadele yapıldı. Ve başbakan sayın Recep Tayyip Erdoğan ipi göğüsleyerek Erdoğan Türkiye Cumhuriyeti’nin 12. Cumhurbaşkanını seçildi. Bu bir dönüm noktasıydı. Bu Türkiye’nin yeniden dizayn  edileceğinin de başlangıcıydı. Zira Sayın Erdoğan sürekli mitinglerinde, ekranlarda yeni Türkiye’den söz ediyordu. Ve aktif bir Cumhurbaşkanından söz ediyordu. Ben küçükken şunu düşünmüşümdür. Başbakan sürekli ön plandaydı. Cumhurbaşkanlarını biz tanımıyorduk. Başbakan yukarı başbakan aşağı.. Hep akılımda neden devletin en büyük başı en büyük yetkilisi olan  Cumhurbaşkanı neden duyulmaz ve tanınmazdı.  53 54 yaşındayım ve hemen hemen 48 yıllık geçmişi yakından biliyorum. Cumhurbaşkanları gördük, özellikle Fahri Korutürk. Fahri Korutürk’ten sonra cumhurbaşkanı seçilememesi sistemin kilitlendiği için de 80 yılında askeri darbe olması ve ilk kez devlet başkanlığı ve cumhurbaşkanlığı için referandumlar halk oylaması ve Evren’e verilen oy yüzde 92. Rakipsizdi.  Silahların gölgesinde öyle bir propaganda yapılmıştı ki 80 sonrası o ihtilalden sonra – siz evet diyin yoksa bunlar gitmez- şeklinde bir kara propaganda yapılmıştı.
Evren’in ardından büyük halk desteğiyle Başbakan olan Özal, daha sonra Süleyman Demirel ve Ahmet Necdet sezer cumhurbaşkanlığı yaptı. 2007 yılında 367 krizine rağmen yine AK Parti’nin kurucularından Abdullah Gül 7 yıl boyunca Cumhurbaşkanlığı yaptı. Şimdi ise ilk kez halkın oylarıyla seçilen bir cumhurbaşkanımız oldu ve bu da AK Parti Genel Başkanı Erdoğan’a nasip oldu. Erdoğan halkın oylarıyla Cumhurbaşkanı seçilen ilk kişi olarak tarihe geçti. Seçimlerin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Erdoğan ile ilgili bu zaman kadar yazdığım bütün makaleleri www.gebzegazetesi.com ve www.belgeselyayincilik.com   (12 Ağustos 21014  Gebze gazetesi İsmail Kahraman makale)

Medyada tekelleşme ve gazetecilik hatıralarım

28 Ekim 2015 Çarşamba günü Türk basın tarihi açısından önemli bir gün. Dün televizyonların karşısında Koza İpek  Medya Grubu ile ilgili yayınları dikkatle takip ettim. Gelecekte Türk basın tarihi ile ilgili yazı yazacaklar, doktora, yüksek lisans tezi hazırlayacaklar, belgesel çekecek ve araştırma yapacaklar için önemli bir gündü. 40 yıldır gazeteci ve belgeselci olarak bu konuda bende birkaç satır yazı yazmayı kendime görev kabul ettim. Olayın siyasi yönü, diğer etkileri tartışılabilir. Ancak basın özgürlüğü ve medyadaki tekelleşme noktasında çok önemli bir konu. Bu konuda elbette çok şeyler yazılıp, söylendi ve söylenecek. Ben olayı takip ederken 40 yıllık gazetecilik hatıralarımda gözümün önünden bir sinema şeridi gibi geçti. 32 yılı Gebze Gazetesi’nin sahibi ve kurucusu olmak üzere 40 yıllık gazetecilik hatıralarımdan bir bölümünü sizlerle bugün paylaşmak istiyorum.
BASIN VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ
Demokrasi ile yönetilen ülkelerde Basın ve ifade özgürlüğü Anayasa ile teminat altına alınmış ve insan hakkı olarak kabul edilmiştir.  Bir ülkenin gerçek demokrasi ile yönetilmesinin en önemli ölçüsü, Basın ve kitle iletişim araçlarının tam anlamı ile özgür ve bağımsız olmasından geçer.
Demokrasilerde medya özgürlüğü, yasal düzenlemelerle güvence altına alınmasına rağmen dünyanın birçok ülkesinde sürekli tartışma konusu olmuş ve olmaya devam ediyor. Medya özgürlüğünün önündeki en büyük engel, yerel ve yaygın medyada tekelleşme, sansür yasaları, ekonomik zorluklar ve siyasi baskılardır.
Medyada düşüncelerin özgürce ifade edilebilmesi için öncelikle medya kendi içinde özgür olmalı medya sahipleri çalışanlarına baskı uygulamamalıdır. Medya alanındaki  tekelleşme   medyanın gelişmesinin önünde en büyük engeldir.
Haber ağı ve insan kaynakları ile  yerel medya üzerindeki  ekonomik zorluklar,  yerel medyadaki medyada  tekelleşme  ve  yerel siyasi otoriteden gelen  baskı ve  sansür  insanların en temel  hakkı olan  bilgi edinme    hakkında  eşit olarak  yararlanamamalarına  neden olmaktadır.
Düşünceyi ifade etme hak ve özgürlüğünü önündeki  en büyük engel  olan   yerel  Medyadaki  tekelleşmenin başlıca nedenleri, iletişim araçlarının gücünden yararlanmak  başta  yerel  medya sektöründen elde edilen kazancı çoğaltmasının yayında  siyasi, ekonomik ve sosyal  güç sahibi olma duygusu yatmaktadır.
Genelde olduğu  gibi  yerelde  finans çevrelerinde medyaya sahip olma, onun gücünden yararlanma arzusu çok daha yaygındır. Yerel medyaya  sahip olmak  siyasi, sosyal ve ekonomik çıkarlar için önemli üstünlükler sağlar; siyasi çevrelerde itibar görme ya da baskı aracı olarak kullanıldığı için yerel medyada tekelleşme çok yaygındır.
Medya ile  hiç ilgisi olmayan  kişi veya kurumlar   medya sahibi olmanın   sosyal üstünlük, ekonomik  güç ve politik  çevre  sağladığı için  büyük paralar harcayarak  özellikle  yerel  medya sektörüne girdiği ve  medyada tekelleşme için  özel çaba sarf ettiği yerel medyada daha çok görülmektedir.
Bu tespitleri 35 yıldır yerel medya mensubu olarak   sadece gazetecilik yapan , hem gazete sahibi ve hem de  gazete çalışanı yerel medya mensubu birisi olarak  “Yerel medyada  ekonomik, siyasi, sosyal  ve  yasal alanda tekelleşme” sorununu bire bir Kocaeli’de  yaşamaktayım. Yerel medyada tekelleşme ile mücadele eden  Gebze gazetesi örneğini makale konusu  yaptım.
Tekelleşmenin yerel medya üzerindeki etkisi, Yerel medyanın gelişmesinin önündeki en büyük engelin tekelleşme olduğunu 35 yıldan beri Gebze’de “Gebze Gazetesini  “ yayınlayarak görmekte ve yaşamaktayım.
Gebze Gazetesi’ni 25 Mart 1985 yılında kurduğumuzda sadece bir gazete yayınlanmaktaydı.   Gebze’deki Matbaasında gazetemizin basımını kabul etmediğinden gazetemizi basacak da başka matbaa bulamadığımız için İzmit’e gitmek zorunda kaldık. Tam iki yıl her hafta İzmit’e gidip gelmek suretiyle gazetemizi İzmit’te ki matbaalarda bastırıp, dağıtımını Gebze’de yaptık.
O süreç içerisinde hem gazetemizi büyük sıkıntılarla İzmit’te basıyor hem de Gebze’nin o dönem tek gazetesi olan Uyanış Gazetesi’nin tekelleşmesine karşı mücadele veriyorduk. 2 yıl sonra Gebze’de kendi tesislerimizi kurunca, burada gazete çeşitliliğinin artması için siyasi görüşümüz farklı olan Harun Özcan adındaki bir arkadaşıma Demokrat Gebze isminde bir gazete çıkartmasını ve gazetenin de kendi tesislerimizde maliyetine basacağımızın sözünü verdim. Bunun üzerinde Harun Özcan gazeteyi çıkartmaya karar verdi ve 9 ay bu gazeteyi tesislerimizde sadece kağıt ve baskı maliyetine yayınlanmasına vesile olarak, Gebze’de basın-yayın çeşitliliğini arttırdık.
Basın – Yayın hayatında tekelleşmeye her alanda karşı olmaya çalıştım. Basın İlan Kurumu Genel Kurul Üyeliği ve Kocaeli Temsilciliği görevim sırasında Gebze’de resmi ilan alma hakkı kazanan gazetelerin resmi ilan almalarına yardımcı olmaya çalıştım.
Rakip gazetelerin teknik personelinin yetişmeleri için gazetemiz bünyesinde Milli Eğitim Bakanlığı Çıraklık Eğitim Merkezi ile iş birliği yapıp, usta öğretici olarak teknik personel yetişmesine öncülük ettim.
Tekelleşme ile mücadele eden gazete ve gazeteci olarak hep rekabetten kendimiz ile yarışmak, rakiplerimize saygı göstermek, kalitemizi arttırmak prensibini ortaya koyarak bugün ki başarılı noktaya geldik. Gebze Gazetesi’nin bugün ki başarılı konuma gelmesinde tekelleşmeye karşı verdiği mücadele yatmaktadır. Yazının devamını www.gebzegazetesi.com adresindeki köşe yazımdan okuyabilirsiniz.
Gazetemizin başarısı ile ilgili gerek Türkiye Gazeteciler Cemiyeti resmi internet sayfasında gerekse Bağımsız İletişim Ağı resmi internet sayfalarında yazılar yer almaktadır. O yazıları sizlerle paylaşmak istiyorum.
Yerel  Basın Tarihinde Kocaeli
150 yıllık geçmişi olan Türk basın tarihinde yerel gazetelerin ayrı bir yeri ve önemi vardır. 1850’li yıllarda Osmanlı coğrafyasının bir çok bölgesinde gazeteler yerel olarak çıkmaya başladı. Kocaeli bölgesinde de ilk gazetenin 1870’ler de Kocaeli adı ile çıktığını biliyoruz. Cumhuriyet döneminde Kocaeli basını gelişti, Türkiye’de renkli gazete yayınlayan iller arasında yer aldı.
Gebze’de ilk gazete 1954 yılında Gebze’nin sesi adı ile çıktı. 1965’lerde Körfez Gazetesi daha sonra Gebze Postası ve Uyanış adı ile gazeteler yayınlandı. Bu gazetelerin en uzun süre yayın yapanı 15 ila 20 yıl civarında. 1985 yılında yayınlanmaya başlayan Gebze Gazetesi bugün yazılı ve görsel   medya alanında  Kahraman Medya  gurup  olarak  çeşitli  medya  alanında yayın yapmaya  devam ediyor.   (www.gebzegazetesi.com ) (www.kocaeligebze.tv) (www.belgeselyayincilik.com)
Gebze Gazetesinin en önemli özelliği çok geniş görsel ve yazılı arşive sahip olması. Arşivlerimizi araştırmacılara akademisyenlere açmış durumdayız. Yerel gazeteciliğin yanında Devri Alem belgesel programı ile uluslararası alanda gazetecilik yapıyoruz. Kendi bünyemizde kurduğumuz İlim Kültür Tarih Araştırmaları  Merkezi kütüphanesinde binlerce kitap fotoğraf ve video kültür  Medya tarihi araştırmacıları ile   akademisyenlerin  bilgisine sunulmuştur.
Gebze Gazetesi ile sadece yerel gazetecilik değil, ulusal ve uluslararası gazetecilik yaptık. Gazetecilikle yetinmeyerek televizyon belgeselciliği yapmaktayız, Türkiye’nin 81 vilayeti ve dünyada 70’den fazla ülkeyi gezerek, belgeseller çekip araştırmalar yaparak gelecek kuşaklara aktarmaktayız. Devr-i Alem  belgesel programları Gebze Gazetesi’nin bir kültür hizmeti.
TARİH, KÜLTÜR ÇEVRE PLATFORMU
Gebze’de tarih, kültür ve çevre bilinci oluşturduk. Birçok sivil toplum kuruluşunun desteğiyle tarihe, kültüre ve çevreye gerçekten önem veren birçok ismi ödüllendirdik. Birçok Üniversite’den davetler alarak konferanslar verdik. Bugün birçok Üniversite bizi konferans vermeye çağırırken, biz de fırsat buldukça gelen her daveti değerlendirmeye çalışıyoruz. Yine aynı şekilde birçok il ve ilçeden belgesel çekimleri için davetler alıyor ve değerlendirmeye çalışıyoruz.
YAYIN İLKELERİMİZ
31 Yıl önce 25 Mart 1985 tarihinde bu gazete yayın hayatına başladığında  ‘NEDEN GEBZE GAZETESİ?’ başlıklı yazımda gazetemizin yayın ilkesini yazdık.  Gazetemiz hiç bir zaman kasıtlı olarak insanların kişilik haklarına, insanlarını onurlarına ve makamlarına saldırmayacağının altını çizmiştik. Bugüne kadar bu ilkemize hep sadık kaldık. Bugün Gazetemiz Gebze her gün binlerce kişi tarafından satın alınıp okunuyorsa Gazetemizin yayın ilkelerinden taviz vermeden okurlarının güvenine sahip olmasındandır. Gazetemiz sürekli kendisi ile yarış ederek
İNTERNET GAZETECİLİĞİNDE DÜNYA MARKASI
Gazetemiz internet üzerinden dünyaya açılmakta. Her gün dünyanın birçok ülkesinden on binlerce okurumuz gazetemizi (www.gebzegazetesi.com ) internet üzerinden takip edilip, okunmakta. 31 yıllık gazetecilik birikimi arşiv ve bilgilerimizi tüm Gebzelilerle paylaşıyoruz. 31 yıl içinde Gebze ve Türkiye’de çok şeyler değişti. Biz gelişerek büyümeye devam ediyoruz.
31 yıllık bir geçmiş? 31 yıldır yazmak, haber peşinde koşmak, araştırma yapmak, zamanla yarışıp basın yoluyla halka kültürümüze ve tarihimize hizmet etmek. Dile kolay tam 31 yıl? Nereden nereye. Gebze’de Gazete basacak matbaa olmadığı için her hafta İzmit’e birkaç kez gidip gelerek bastığımız gazeteleri sırtımızda Gebze’ye getirip, tek tek abonelerimize bizzat kendimiz dağıtıyorduk. Çektiğimiz sıkıntılar, maddi ve manevi zorluklar hepsi birer anı gibi hatıralarımızda yaşıyor. Halen ilk gününü heyecanı ile gazetecilik yapmaya devam ediyoruz. Yerel medyanın sorunlarını değişik platformlarda gündeme taşıyoruz.  Türkiye Gazeteciler Cemiyeti  tarafından  1997 yılında düzenlenen yerel medya eğitim seminerinde “ Yerel medyanın sorunları  ve Çözüm yılları ile ilgili” yaptığım bir konuşma  paylaşıyorum.
YEREL BASINDA GAZETECİNİN TANIMI, İŞLEVİ, ÇALIŞMA KOŞULLARI VE SORUNLARI
… “  Yerel medyanın  en büyük sorunu yetişmiş eleman gücü. Gebze iş ve işçi bulma kurumuna başvuruyoruz, 1.500 tane bekleyen işsiz var, iş arıyor. Her gün gazetemize ilân basıyoruz, yayıncı, muhabir, gazeteci arıyoruz; maalesef bir kişi başvurmuyor. En büyük sıkıntımız bu. Teknik elemanda da, yayıncı elemanda da ciddi sıkıntılar çekmekteyiz. Gebze Kız Meslek Lisemizin grafik bölümü var, matbaacılık lisesi var. Buradan elemanlar alıyoruz. Elemanlar maalesef versiyonları geçmiş, 20-30 yıl öncesinin makinalarında çalıştığı için yeni makinalara adaptasyon sağlayamıyorlar. Tekrar onları yetiştirmeye çalışıyoruz, İstanbul‘dan uzmanlar getirip kurslar veriyoruz. Çok ciddi sıkıntılar çekiliyor. Bunun için Türkiye‘nin belli yerlerinde mutlaka yayıncılık meslek liselerinin açılması gerekir.
İletişim Fakültesinden sayın dekanlarımız var aramızda, inanıyorum ki karşı çıkacaklardır. Ama biz Anadolu‘da maalesef toplumdan dışlanmış, okuldan atılmış, birileri ile kavgalı insanlarla çalışmak zorundayız, çünkü eleman bulamıyoruz, ciddi sıkıntı içindeyiz. Bunun tek çözümü yayın kuruluşları ile irtibatlı çalışabilecek mutlaka yayıncılık meslek liselerinden geçmiş insanlardır. Gebze‘nin reklamını yapmak için arz etmiyorum ama biz Gebze‘de dört gazeteyiz, kavgamız gürü/tümüz yok Ama maalesef Türkiye‘nin birçok yerinde hatta  ilimiz Kocaeli’nde insanlar birbirlerini öldürürcesine gırtlağına basmaya çalışıyor. Gazeteler arasında büyük kavga var. Biz bunu aştık, kısmen de olsa çıraklık eğitim merkezleri ile anlaşarak matbaalarda çalışan insanları teknik olarak eğitmek için kurslar vermeye çalışıyoruz.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nail Güreli‘den beklentimiz var. Gebze Bayramoğlu‘nda Basın İlân Kurumu‘nun çok modern tesisleri var. Yılda üç ay çalışır, senenin geri kalan kısmında maalesef boştur. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığı öncülüğünde burada kurslar düzenlenebilir. Anadolu’ya, Türk basınına, Türk medyasına çok değerli insanlar kazandırılabilir diye düşünüyorum. Ama maalesef her zaman söylüyorum burası Gültekin Bey‘in başkanlığında sadece belli bir gazeteci grubuna hizmet veriyor, sair zaman boş. Gitmeyen varsa lütfen gitsin görsün ve bu savurganlığa lütfen gazetelerinde yer versinler.
Son olarak şunu ifade etmek istiyorum: iletişim sektörünü acaba kim temsil ediyor? Bunun hep altını çizerek söylüyoruz. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti adı üstünde temsil etmeye çalışıyor ama bir taraftan Basın Konseyi, öte yandan Ankara Gazeteciler Cemiyeti büyük bir mücadele içerisinde. Türkiye‘de basın yayın iletişim sektörü içerisinde 180‘e yakın basın meslek kuruluşu var. Bu çarpıklık önlenmediği sürece sorunlarımız çözülmeyecektir. Teşekkür ediyorum. ( Kaynak: http://www.tgc.org.tr/ybs/01-08.htm “YEREL BASINDA GAZETECİNİN TANIMI, İŞLEVİ, ÇALIŞMA KOŞULLARI VE SORUNLARI” II. Bölüm : Anadolu Basınındaki Zorluklar   Türkiye gazeteciler cemiyeti 1997  Yerel medya eğitim seminerlerinde yaptığım  konuşma)
BAĞIMSIZ  İLETİŞİM AĞI  (BİA ) İNTERNET SİTESİNDE  GEBZE GAZETESİ.’NİN BAŞARI HİKAYESİ
İletişim Mezunları Yerel Medyada çalışmak  İstemiyor!
1982 de Gebze’de günlük gazete yoktu, Uyanış gazetesinde muhabirlik yapmaya başladım… Yangın haberinde gözaltına alınmamı halk önledi… Gebze’de ilk çevre dergisi olan Körfez’i ve Gebze FM radyosunu kurdum… Buranın gazetecilik ve radyoculuk okulu olduk. Gazeteciliğe memleketim Giresun’dan 1978’de ayrılarak yerleştiğim Gebze’de başladım. Askerlik 1982’de bittiğinde de yine Gebze’ye döndüm.
Gebze sanayileşmeye başlayan, Türkiye’nin her yerinden göç alan ve nüfusu gittikçe artan en büyük ilçelerden biri olmasına rağmen Gebze’de günlük gazete yayınlanmıyordu. TRT ve Anadolu Ajansı gibi yaygın basın temsilcisi de yoktu.
Bu büyük eksikliği fark ederek, Gebze’de haftada bir gün yayımlanan “Uyanış” gazetesinde 1982’de köşe yazarı ve muhabir oldum.
İlk haberim, Gebze’deki bir yangın olayı ile ilgiliydi. Haber alınca sabah erkenden yangın bölgesine gittim. İtfaiye yangın yerine susuz gelmişti. O dönem sıkı yönetim olduğu için Belediye Başkanı seçilmemiş, atanmıştı.
İtfaiyenin suyu olmadığı için yangın bölgeyi tehdit ediyordu. Belediye başkanına neden itfaiye susuz geldiğini sorduğumda, bölgenin sıkıyönetim komutanı bana müdahale etti. Ben Başkana tekrar soru sorunca göz altına alınmama halk karşı çıkarak bana destek olmuştu.
Benim gazetecilik hayatım böyle bir ortamda başladı. Haberi daha sonra yazdık, Belediye Başkanı da halktan özür diledi.
1985’e kadar TRT, Anadolu Ajansı, Ulusal Basın Ajansı, Akdeniz Haber Ajans, Türk Haberler Ajansı, Tercüman, Hürriyet Haber Ajansı, Türkiye, Kocaeli gibi gazetelerin Gebze temsilciliği veya muhabirliğini yaptım.
Aynı yıl, Gebze’nin ilk vasıflı yerel gazetesi ve Gebze’nin gazetecilik okulu olarak tanımlanan “Yeni Gebze” gazetesinin kuruculuğunu yaptım. 3 yıl sonra ise Sarı Basın Kartım oldu.
Gebze’de gazete basmak için matbaa olmadığı için iki yıl boyunca her hafta İzmit’e gidip gelerek büyük boy günlük gazete çıkardım. Gazetenin baskısını yapmakla kalmadım, dağıtımını da kendim sağladım.
O dönemler Gazete entertip denen kurşun dizgi makinelerinde diziliyor ve Frankentel denen tipo baskı makinelerinde basılıyordu. Baskı makinelerinde resimler önce çinko klişelere çekiliyor bu klişeler gazeteye resim olarak basılıyordu.
Tek başına gazetemi basmaya ve dağıtmaya devam ettim. l996 sonunda Gebze’nin ilk otomatik gazete baskı makinesini kurdum. Gebze’nin ikinci gazetesi olan “Demokrat Gebze”, 9 ay süreyle matbaamızda basıldı. Gebze’nin ilk çevre dergisi “Körfez”i çıkardım.
1990’lı yıllarda Gebze’nin ilk Radyosu “Gebze FM”i kurdum. “Gebze FM”i uzun yıllar çalıştırdıktan sonra 3 yıl önce devretmek zorunda kaldım. Bunda işlerimin yoğunluğu, gazetecilik ve belgesel çalışmalarım nedeniyle radyoya zaman ayıramamak ve yetişmiş eleman bulamamak etkili oldu.
Radyoculuk deneyimim yoktu. Devrettiğim radyo, şu an bölgesel radyo olarak yayın yapıyor.
Bir ilçede yerel gazete ve radyoculuk yapmak gerçekten çok zor. Yazdığınız haberle hemen yüzleşiyorsunuz. Yazdığınız haberleri değerlendirmesini bire bir yaşıyorsunuz, haberleriniz olumlu veya olumsuz olduğunda okurlarınızdan bire bir tepki alıyorsunuz.
Yerel gazeteciliği ilkeli ve dürüst yaparsanız halk nazarında saygı duyuluyor ve takdir ediliyorsunuz. Gebze’nin ilk radyosunu kurduğumda hem haberleri okuyor, hem insanlarla bire bir görüşmeler yaparak onları bilgilendiriyorduk.
Bölgemizden de olumlu tepkiler alıyorduk. O günleri hiç bir zaman unutmayacağım. İlk fırsatta da Gebze’de radyo ve televizyon kurmak için yine harekete geçeceğim.
Gazete ve radyoculuk insanı çok meşgul eden bir meslek. Bu yoğun çalışma ortamı hem iş ve hem de aile hayatımı büyük çapta etkiledi. Eve gidemediğim günler bile oldu.
Gazete ve radyoculukta 500 bin kişinin yaşadığı Gebze’de önemli hizmetler yaptık. Gebze’nin gazetecilik ve radyoculuk okulu olduk. Gebze Milli Eğitim Müdürlüğü Çıraklık Eğitim Müdürlüğü ile anlaşarak gazetemiz bünyesinde kurs açtık.
Gazete, Matbaacılık kursu olarak eğitim verdiğinden kendi elamanımızı kendimiz yetiştirdik.
İletişim Fakülteleri mezunları yerel yayın kuruluşlarında çalışmak istemiyorlar. Türkiye’nin acilen iletişim meslek liselerine ihtiyaç var. Yerel medyanın en önemli sorunu iletişim bilgisiyle yetişmiş insan gücü.
Yeterli ve özgür medya olduğumuza inanıyoruz. Kuruluşlarımızda her siyasi düşünceden insan çalıştığı gibi her kesime de hitap ediliyor. Yerel medyanın bu yönü güzel. “Yeni Gebze” gazetesi olarak 25 Mart 2003’te 19 yaşına gireceğiz. Habere verdiğimiz değer nedeniyle 19 yılda bir çok ödül aldık.
Bugün ise yalnızca gazetede görevim yok. Anadolu Gazete Radyo ve Televizyon Yayıncıları Birliği’nin (AGRT) Genel Başkanlığı’nı yapıyorum. Ayrıca, Anadolu Belgesel Yayıncılık yapım ve yönetmeni ve Anadolu Yerel Gazete Sahipleri Türkiye temsilcisiyim.
Balkanlar, Gebze, Kocaeli, Giresun ve Espiye Belgeseli kitaplarını hazırladım. Bazı TV’lerde programlar yaptım.
Kültür Bakanlığı’ndan “Belgesel Yapım” yetki belgesini alarak; Karadeniz, Amasya, Balkanlar’da Osmanlı Medeniyeti, Gebze Tarih ve Kültür, Bulgaristan’da Türk Şehirleri gibi TV belgeselleri çektim.
” Gebze gazetesi” BİA üyesi
Bunun yanı sıra, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Basın Konseyi, Bağımsız İletişim Ağı (BİA), Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti’nin üyesiyim. Gazetecilik alanı dışında çeşitli sanayi ve sivil toplum kuruluşlarına da üyeyim. (EÖ) (Kaynak: BİA Haber Merkezi 08 Mart 2003 Bağımsız iletişim ağı resmi internet sitesi)
Evet, sonuç olarak tekelleşme yerel basını daha çok etkilemekte. Sadece ekonomik açıdan tekelleşme değil, siyasi, sosyal, idari  ve ideolojik açıdan tekelleşmeler yerel basınının gelişmesini engellemekte. 31 yıldan beri yerel basında çok önemli bir yere sahip olan Gebze Gazetesi bugün ki başarılı konuma, tekelleşmeye karşı verdiği mücadele ile gelmiştir.

Altıntaş öncü oldu, başka babayiğit yok mu?

Yerli otomobil ile ilgili kamuoyunda tartışmalar devam ederken, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sayın Fikri Işık’ın aradığı ilk babayiğit Gebze’den çıktı. Gebze kamuoyunun yakından tanıdığı, yaptığı okullarla adından söz ettiren Muzaffer Altıntaş, Bakan Işık’a ilk çıkacak yerli otomobile talip olduğunu söyledi. İlk çıkacak yerli otomobilin kendisine verilmesi halinde Gebze’de gösterilecek bir alana 18 derslikli bir okul yaparak devlete bağışlayacağını açıklaması kamuoyunda büyük yankı yaptı.
KAMPANYAYA İLK DESTEK GEBZE’DEN
Gazetemizin 24 Ekim 2015 sayısında bu sayfada yer alan “Yerli otomobil kampanyası başlatılmalı” başlıklı yazımız üzerine Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık ile konuşmuş, otomobile Kocaeli’li sanayici ve iş adamlarının sahip çıkmasını istemiştik. Bakan bey, birçok projelerinin olduğundan söz etmişti. Bunlar kamuoyunda tartışılırken, Muzaffer Altıntaş’ın kampanyaya sahip çıkması büyük ilgi uyandırdı. Gazetemizin 24 Ekim tarihli sayısında yer alan yazıyı http://www.gebzegazetesi.com/yerli-otomobile-destek-kampanyasi-baslatmaliyiz-makale,1266.html linkinden okuyabilirsiniz.
İLK AÇIKLAMAYI GAZETEMİZE YAPTI
Bakan Fikri Işık’ın TRT televizyonunda Gebzeli bir babayiğitin ilk çıkan yerli otomobile sahip olmak istediğini açıklaması üzerine ulusal medya Gebze’ye akın etti. Birçok televizyon kanalı ve gazete Muzaffer Altıntaş ile konuşma yaptı. Altıntaş ulusal medyaya yaptığı açıklamada, “Ben kuru bir ekmeği üç gün ıslayarak yiyip bugünlere gelen fakir bir Anadolu evladıyım. Ülkeme vefa borcum var. Ben bu araca sahip çıkıyor isem Türkiye’de herkes yerli otomobile sahip çıkmalı. Bunu başarı ile hedefe ulaştırmalıdır” diye açıklama yaptı. Altıntaş, ulusal basından önce dün sabah saatlerinde ilk açıklamayı da gazetemize yapmış oldu.
İş adamı Muzaffer Altıntaş yaptığı okullar ile özellikle de Sultan Orhan Camii’nin yıkılmasını önlemek üzere kurduğu dernek ve camiye yaptığı hizmetlerle tanınan bir isim. Altıntaş’ı iş yerinde ziyaret ederek görüşlerini aldık. Altıntaş her zaman ki babacan tavrı ile, “Ben fakirlikten gelen bir iş adamı olarak yerli otomobile sahip çıktıysam, başta Kocaeli bölgesi olmak üzere, Türkiye genelindeki tüm sanayici ve iş adamlarımız yerli otomobil projesine sahip çıkmalı. Dünya’nın en kaliteli ve en konforlu otomobilleri Türkiye’de üretilmelidir” diye konuştu.
KOCAELİLİLER NEREDE?
Bakan Sayın Fikri Işık’ın basın toplantısında da gündeme getirdiğim için burada da açıkça yazıyorum. Kocaeli hem yerli otomobil markasının ilk numunelerinin yapıldığı Gebze TÜBİTAK’a ev sahipliği yapıyor. Yerli otomobil fikrini gündeme getiren eski Bakan Nihat Ergün ve şimdiki Bakan Fikri Işık’ın seçim bölgesi Kocaeli. Türk sanayisinin atar damarı olan, 14 organize sanayi bölgesi ile organize sanayi başkenti Kocaeli, Bakan Sayın Işık’ın ‘babayiğit’ çağrısına ses vermeli ve Kocaeli komple ‘babayiğit’ olmalıdır. Yerli otomobilin üretim merkezi Kocaeli’de olmalıdır.
Kocaeli Sanayi Odası, Kocaeli Ticaret Odası, Gebze Ticaret Odası ve Körfez Ticaret Odası başkanlarına buradan çağrıda bulunmak istiyorum. Yerli otomobil olayına sahip çıkmak için kampanyalar başlatılmalı. Kocaeli’de ki tüm oda üyelerinin ortak olacağı bir anonim şirket kurulmalı ve yerli otomobil Kocaeli üretilip, dünyaya satılmalıdır.
CUMHURİYET BAYRAMI MÜJDESİ BEKLİYORUZ
Bugüne kadar sesi çıkmayan başta Kocaeli’deki Sanayi ve Ticaret Odalarımız, Meslek Odaları, Organize Sanayi Bölgeleri, Sanayicilerimiz, Esnaf Odalarımız ve diğer meslek örgütleri aranan babayiğit çağrısına ses vermeli. Cumhuriyet Bayramı’nın kutlandığı bugün yerli otomobile biz sahip çıkıyoruz müjdesi vermelidirler.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ KOCAELİ’DE KURULDU
Cumhuriyet Bayramı’nın 92. Yıldönümü kutlanırken, Türkiye yerli otomobili tartışıyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulup, dünyaya duyurulduğu yer Kocaeli. Mustafa Kemal Paşa, 16 Ocak 1923’te Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurulacağını Kocaeli’de yaptığı basın toplantısı ile açıklamıştı. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş müjdesinin verildiği Kocaeli şimdi Türkiye için çok önemli bir prestij olan yerli otomobil olayına sahip çıkmalıdır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş müjdesinin verildiği basın toplantısı ile ilgili daha önce kaleme aldığım yazıyı Çalışan Gazeteciler Gününü ve Atatürk’ün Basın toplantısı başlıklı yazımı http://www.yenigebze.com.tr/Koseyazisi-13065-calisan-gazeteciler-gununu-ve-ataturkun-basin-toplantisi.html veYerli Otomobil Türkiye’nin şerefidir başlıklı yazımı http://www.gebzegazetesi.com/yerli-otomobil-turkiyenin-serefidir-makale,1270.html adresindeki linkten okuyabilirsiniz.

Yerli otomobil ve çocukluk hatıralarım

Geçtiğimiz gün yerli otomobil ile ilgili Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sayın Fikri Işık ile yaptığımız görüşmeyi konu alan yazım büyük ilgi gördü. Birçok okur destek, takdir ve teşekkürlerini ilettiler. Türkiye’nin bugüne kadar bir yerli otomobil üretememesi büyük bir ayıp.
Yerli otomobil fikri ortaya atıldığında oldukça heyecanlandım. Her yerli otomobil gündeme geldiğinde çocukluk anılarım gözümün önünden bir film şeridi gibi geçmekte. Hele ilkokul yıllarımda yerli malı haftasını kutlamak için evden getirdiğimiz birkaç eşya, fındık ve cevizi masa da sergilediğimiz o günler zamanı mazi oldu. Ama “Yerli malı, yurdun malı, Her Türk onu kullanmalı” sözünü hiç unutmadım.
İLK KEZ ARABAYI NE ZAMAN GÖRDÜM?
Araba deyince çocukluk yıllarımı hatırlarım. Farklı bir duyguya kapılırım. Ben 5 yaşlarındayken, Espiye’den köyümüze insan gücü ile araba yolu açılmış ve Kaymakam’ın branda kaplı askeri araçtan bozma jep tarzı otomobili bugün Giresun’un Espiye İlçesi Soğukpınar Beldesi olan Dikmen Köyü’ne çıkmıştı. Gıran’da evimizin önünde Kaymakam’ın otomobilinin insan gücü ile açılan yoldan geçişini heyecan ve birazda korkuyla izlemiştim.
İlk kez kamyonu rahmetli halamın hayır olarak yaptırdığı su değirmeninin taşını getirmek için, Yağlıdere’nin Dalıp Köyü’ne giden hayırseverlerin yemeklerini katır ile birlikte rahmetli babam Şahinyuva Köyü’nün Düzyol mevkiine gitmiş, bende ona eşlik etmiştim. Sırf hayır hizmeti olarak ücretsiz bir şekilde değirmen taşını getirmeye giden köylülerin yemek yiyeceği yerde beklerken kırmızı BMC marka bir kamyonun 50 metre ilerimizdeki yoldan geçerken, ben avut onarının arkasına geçip o kamyonun geçişini biraz korku, biraz heyecan ve birazda hayretle seyrettiğim 6 yaşındaki o günleri hatırlıyorum. İlk kamyonu da o zaman görmüştüm.
ARABAYA İLK NE ZAMAN BİNDİM?
Biraz hafızamı zorluyorum. Arabaya ilk ne zaman bindiğimi hatırlamaya çalışıyorum. Köyümüzün yakınındaki Kızılkaya madeninde Karadeniz Bakır İşletme’ye ait pikaplara binebilmek için köyden saatlerce yürüyerek oraya gidiyor ve bunu başarıyorduk. Oradan 100 metrelik yolda da olsa o pikabın mazot kokulu gidişi beni tarifi imkânsız heyecanlandırıyordu. Sonra yaylamıza yolun geldiği yıllar ve kamyonun arkasından koşarak, kamyona bindiğimiz o çocukluk yılları. Ne de güzeldi? Hepsi artık mazi oldu, geçmişte kaldı.
Kamyon ve otomobiller çocukluk yıllarımızda en büyük hayallerimizdi. İlk oyuncağım rahmetli Rahman dayımın oğlu İsmail ile birlikte bana yaptığı tahta kamyondu. O küçücük tahta kamyon 20’lik çivilere takarak ağaç tekerleklerle yaptığımız ve oynadığımız, ardından da adaşım İsmail ile o tahta kamyonu paylaşamayarak kavga ettiğimiz o günler. Sanki dün gibi hafızamızda.
3 TEKERLEKLİ AĞAÇ DALINDAN YAPTIĞIMIZ ARABAM NEREDE?
İlk kez benim oyuncak arabam rahmetli halamla koyunları otlatırken kestiğim üç tekerlekli kaykay arabası olmaya müsait arabamdı. O arabama tekerler takıp, köyde o arabam ile oynamış ve okumak üzere köyden ayrılır iken arabamı halama teslim ederek, ‘Aman arabama bir şey olmasın. Ben gelip tekrar bu araba ile oynayacağım” diyerek oyuncak arabamı halama teslim etmiştim.
Çocukluk hatıralarımız aslında çok geniş. Zaman zaman o çocukluk hatıralarımı sizlerle paylaşarak tarihe not düşmek istiyorum. İlk kez şehre gittiğim o günler, ilk kez kamyon ile yaptığımız yolculuk, sonra minibüs ve otobüslere binmem ve uçağa ilk kez bindiğim 1988 yılı… Hele rahmetli halamı bayram dolayısı ile yaylada görmek için ilk kez uçak ile Trabzon’a gittiğim ve rahmetli halamın uçakla geldiğimi öğrenince sevinçten boynuma sarılması, hem ağlayıp hem de beni sevdiği o tatlı günler… Rahmetli halam, ‘Oğlum sen köyden ayrılıp okumaya giderken, bana bıraktığın o arabanı ben yıllarca saklayıp, korudum. Ama sen hiç o arabayı sormadın. O araba halen merekte duruyor’ diyerek yıllar sonra bana o çok sevdiğim oyuncak arabamı hatırlatmıştı. Keşke o arabamı saklayıp bugünlere getirebilseydim.
İLK KEZ OTOMOBİL SAHİBİ OLUYORUM
Aslında her gün yaşadığımız olaylarla tarihe canlı şahitlik yapıyoruz. Konu yerli otomobilden açılmıştı. Çocukluk hatıraları ile girdik, şimdi de bu satırlar ile ilk kez hangi tarihte otomobil sahibi olduğumu sizlerle paylaşmak istiyorum. Tarihler 1988… 28 yaşındayım. Artık bir otomobil sahibi olmak istiyorum. Bana şoförlüğü öğreten İşçi Bulma Kurumu eski Müdürlerinden rahmetli İlyas Uzuner’i rahmet ve şükranla anıyorum.
Çat pat şoförlüğü öğrenince artık bir otomobil sahibi olmayı kafaya koymuştum. Kartal’daki o dönem açılan oto pazarına gitmiş, Gebzeli arkadaşım Süleyman Altay’ın satmak üzere pazara götürdüğü, Koç Holding tarafından üretilen Doğan marka otomobile talip olmuştum. Süleyman Bey bana aracın yaramadığını, çok masraf açabileceğini söylemesine rağmen ben o otomobile 5 bin TL’si peşin toplam 7 bin TL’ye satın almıştım.
Çocuklar gibi şendim. Artık bir otomobilim olmuştu. Çocukluk günlerim, geçmiş zaman, bir sinema şeridi gibi gözümün önünden geçerken, ben art arda başka otomobillere sahip olmuştum. Ama o dönemin en yaygın otomobili Tofaş’ın ürettiği Doğan, Serçe, Şahin otomobilleriydi. Ama bunların yenisine sahip olmak öyle kolay değildi. Yazılıp, önceden parasını vererek beklemek gerekiyordu. Gelen vade farkını da ödemek kaydı ile ‘0’ otomobile sahip olunuyordu. Gebze’nin koca yeni ve eski çarşısında birkaç kişinin iş yerinin önünde bu otomobiller vardı.
Yıllarca vatandaş bu tür araçlara adeta mahkûm edilmişti. Dünya’nın o konforlu ve lüks araçları ancak rahmetli Özal ile devreye girmiş ve dünya markası otomobiller Türkiye’ye gelmeye başlamıştı.
Nereden nereye. İşte bizim kuşak bu uzun, meşakkatli süreçten geçerek bugünlere geldi. Bugün yerli otomobil deyince onun için heyecanlanıyorum. Yerli otomobile onun için sahip çıkıp, yerli otomobilin Türkiye’nin namus ve şerefi olduğunu söylüyorum.
Yerli otomobil ile ilgili bugün ki yazım dâhil üç yazı kaleme aldım. Bu yazılarımı başlık ve linkleri ile birlikte sizlerle paylaşıyor ve bir kez daha okumanızı tavsiye ediyorum. Yerli otomobil Türkiye’nin şerefidir; http://www.gebzegazetesi.com/yerli-otomobil-turkiyenin-serefidir-makale,1270.html Yerli Otomobile destek kampanyası başlatmalıyız; http://www.gebzegazetesi.com/yerli-otomobile-destek-kampanyasi-baslatmaliyiz-makale,1266.html
Evet, sonuç olarak linklerini verdiğim bu yazılarımı okuduktan sonra bugün ki yazımı bir kez daha okumanızı, çocukluk anılarınızı yorum olarak bizlerle paylaşmanızı istiyor, inşallah bir gün yerli marka otomobile sahip olacağım günü iple çekiyorum. İnşallah bir gün yerli otomobile sahip olurum.

Yerli otomobil ve çocukluk hatıralarım

Geçtiğimiz gün yerli otomobil ile ilgili Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sayın Fikri Işık ile yaptığımız görüşmeyi konu alan yazım büyük ilgi gördü. Birçok okur destek, takdir ve teşekkürlerini ilettiler. Türkiye’nin bugüne kadar bir yerli otomobil üretememesi büyük bir ayıp.
Yerli otomobil fikri ortaya atıldığında oldukça heyecanlandım. Her yerli otomobil gündeme geldiğinde çocukluk anılarım gözümün önünden bir film şeridi gibi geçmekte. Hele ilkokul yıllarımda yerli malı haftasını kutlamak için evden getirdiğimiz birkaç eşya, fındık ve cevizi masa da sergilediğimiz o günler zamanı mazi oldu. Ama “Yerli malı, yurdun malı, Her Türk onu kullanmalı” sözünü hiç unutmadım.
İLK KEZ ARABAYI NE ZAMAN GÖRDÜM?
Araba deyince çocukluk yıllarımı hatırlarım. Farklı bir duyguya kapılırım. Ben 5 yaşlarındayken, Espiye’den köyümüze insan gücü ile araba yolu açılmış ve Kaymakam’ın branda kaplı askeri araçtan bozma jep tarzı otomobili bugün Giresun’un Espiye İlçesi Soğukpınar Beldesi olan Dikmen Köyü’ne çıkmıştı. Gıran’da evimizin önünde Kaymakam’ın otomobilinin insan gücü ile açılan yoldan geçişini heyecan ve birazda korkuyla izlemiştim.
İlk kez kamyonu rahmetli halamın hayır olarak yaptırdığı su değirmeninin taşını getirmek için, Yağlıdere’nin Dalıp Köyü’ne giden hayırseverlerin yemeklerini katır ile birlikte rahmetli babam Şahinyuva Köyü’nün Düzyol mevkiine gitmiş, bende ona eşlik etmiştim. Sırf hayır hizmeti olarak ücretsiz bir şekilde değirmen taşını getirmeye giden köylülerin yemek yiyeceği yerde beklerken kırmızı BMC marka bir kamyonun 50 metre ilerimizdeki yoldan geçerken, ben avut onarının arkasına geçip o kamyonun geçişini biraz korku, biraz heyecan ve birazda hayretle seyrettiğim 6 yaşındaki o günleri hatırlıyorum. İlk kamyonu da o zaman görmüştüm.
 ARABAYA İLK NE ZAMAN BİNDİM?
Biraz hafızamı zorluyorum. Arabaya ilk ne zaman bindiğimi hatırlamaya çalışıyorum. Köyümüzün yakınındaki Kızılkaya madeninde Karadeniz Bakır İşletme’ye ait pikaplara binebilmek için köyden saatlerce yürüyerek oraya gidiyor ve bunu başarıyorduk. Oradan 100 metrelik yolda da olsa o pikabın mazot kokulu gidişi beni tarifi imkânsız heyecanlandırıyordu. Sonra yaylamıza yolun geldiği yıllar ve kamyonun arkasından koşarak, kamyona bindiğimiz o çocukluk yılları. Ne de güzeldi? Hepsi artık mazi oldu, geçmişte kaldı.
Kamyon ve otomobiller çocukluk yıllarımızda en büyük hayallerimizdi. İlk oyuncağım rahmetli Rahman dayımın oğlu İsmail ile birlikte bana yaptığı tahta kamyondu. O küçücük tahta kamyon 20’lik çivilere takarak ağaç tekerleklerle yaptığımız ve oynadığımız, ardından da adaşım İsmail ile o tahta kamyonu paylaşamayarak kavga ettiğimiz o günler. Sanki dün gibi hafızamızda.
3 TEKERLEKLİ AĞAÇ DALINDAN YAPTIĞIMIZ ARABAM NEREDE?
İlk kez benim oyuncak arabam rahmetli halamla koyunları otlatırken kestiğim üç tekerlekli kaykay arabası olmaya müsait arabamdı. O arabama tekerler takıp, köyde o arabam ile oynamış ve okumak üzere köyden ayrılır iken arabamı halama teslim ederek, ‘Aman arabama bir şey olmasın. Ben gelip tekrar bu araba ile oynayacağım” diyerek oyuncak arabamı halama teslim etmiştim.
Çocukluk hatıralarımız aslında çok geniş. Zaman zaman o çocukluk hatıralarımı sizlerle paylaşarak tarihe not düşmek istiyorum. İlk kez şehre gittiğim o günler, ilk kez kamyon ile yaptığımız yolculuk, sonra minibüs ve otobüslere binmem ve uçağa ilk kez bindiğim 1988 yılı… Hele rahmetli halamı bayram dolayısı ile yaylada görmek için ilk kez uçak ile Trabzon’a gittiğim ve rahmetli halamın uçakla geldiğimi öğrenince sevinçten boynuma sarılması, hem ağlayıp hem de beni sevdiği o tatlı günler… Rahmetli halam, ‘Oğlum sen köyden ayrılıp okumaya giderken, bana bıraktığın o arabanı ben yıllarca saklayıp, korudum. Ama sen hiç o arabayı sormadın. O araba halen merekte duruyor’ diyerek yıllar sonra bana o çok sevdiğim oyuncak arabamı hatırlatmıştı. Keşke o arabamı saklayıp bugünlere getirebilseydim.
İLK KEZ OTOMOBİL SAHİBİ OLUYORUM
Aslında her gün yaşadığımız olaylarla tarihe canlı şahitlik yapıyoruz. Konu yerli otomobilden açılmıştı. Çocukluk hatıraları ile girdik, şimdi de bu satırlar ile ilk kez hangi tarihte otomobil sahibi olduğumu sizlerle paylaşmak istiyorum. Tarihler 1988… 28 yaşındayım. Artık bir otomobil sahibi olmak istiyorum. Bana şoförlüğü öğreten İşçi Bulma Kurumu eski Müdürlerinden rahmetli İlyas Uzuner’i rahmet ve şükranla anıyorum.
Çat pat şoförlüğü öğrenince artık bir otomobil sahibi olmayı kafaya koymuştum. Kartal’daki o dönem açılan oto pazarına gitmiş, Gebzeli arkadaşım Süleyman Altay’ın satmak üzere pazara götürdüğü, Koç Holding tarafından üretilen Doğan marka otomobile talip olmuştum. Süleyman Bey bana aracın yaramadığını, çok masraf açabileceğini söylemesine rağmen ben o otomobile 5 bin TL’si peşin toplam 7 bin TL’ye satın almıştım.
Çocuklar gibi şendim. Artık bir otomobilim olmuştu. Çocukluk günlerim, geçmiş zaman, bir sinema şeridi gibi gözümün önünden geçerken, ben art arda başka otomobillere sahip olmuştum. Ama o dönemin en yaygın otomobili Tofaş’ın ürettiği Doğan, Serçe, Şahin otomobilleriydi. Ama bunların yenisine sahip olmak öyle kolay değildi. Yazılıp, önceden parasını vererek beklemek gerekiyordu. Gelen vade farkını da ödemek kaydı ile ‘0’ otomobile sahip olunuyordu. Gebze’nin koca yeni ve eski çarşısında birkaç kişinin iş yerinin önünde bu otomobiller vardı.
Yıllarca vatandaş bu tür araçlara adeta mahkûm edilmişti. Dünya’nın o konforlu ve lüks araçları ancak rahmetli Özal ile devreye girmiş ve dünya markası otomobiller Türkiye’ye gelmeye başlamıştı.
Nereden nereye. İşte bizim kuşak bu uzun, meşakkatli süreçten geçerek bugünlere geldi. Bugün yerli otomobil deyince onun için heyecanlanıyorum. Yerli otomobile onun için sahip çıkıp, yerli otomobilin Türkiye’nin namus ve şerefi olduğunu söylüyorum.
Yerli otomobil ile ilgili bugün ki yazım dâhil üç yazı kaleme aldım. Bu yazılarımı başlık ve linkleri ile birlikte sizlerle paylaşıyor ve bir kez daha okumanızı tavsiye ediyorum. Yerli otomobil Türkiye’nin şerefidir; http://www.gebzegazetesi.com/yerli-otomobil-turkiyenin-serefidir-makale,1270.html Yerli Otomobile destek kampanyası başlatmalıyız; http://www.gebzegazetesi.com/yerli-otomobile-destek-kampanyasi-baslatmaliyiz-makale,1266.html
Evet, sonuç olarak linklerini verdiğim bu yazılarımı okuduktan sonra bugün ki yazımı bir kez daha okumanızı, çocukluk anılarınızı yorum olarak bizlerle paylaşmanızı istiyor, inşallah bir gün yerli marka otomobile sahip olacağım günü iple çekiyorum. İnşallah bir gün yerli otomobile sahip olurum.

Yerli otomobil Türkiye’nin şerefidir

Türkiye ekonomik güç, insan potansiyeli, çoğrafi konumu, kültür ve tarihi geçmişi açısından dünyanın sayılı ülkeleri arasında yer almaktadır. Her bakımdan önemli olan ülkemizin uluslararası alanda dünya markalarına sahip olmaması gerçekten büyük bir eksiklik.
200 yıllık geçmişi olan Türk sanayi tarihinde özellikle Cumhuriyet sonrası Türk sanayisinin atardamarı olan Kocaeli bölgesindeyiz. Kocaeli’nin son 35 yılının gazeteci ve belgeselci olarak canlı şahitliğini yapıyorum. Sanayimizin nereden nereye geldiğini adeta her gün yakından takip ediyorum.
Bana göre sanayide ki gelişme ihracattan öte uluslararası marka değerlere sahip olmasından geçmektedir. Bugün Türkiye’nin uluslararası alandaki marka değerlerinin ne olduğunu sizlerin yüksek bilgisine sunuyorum. Keşke birçok uluslararası marka değere sahip bir ürünümüz olsaydı. Ama maalesef olmadı, olamadı.
YERLİ OTOMOBİL TÜRKİYE’NİN ONURUDUR
Türkiye son yıllarda yerli otoya sahip olmak için çaba sarf ediyor. 55 yıl önce Devrim Otomobili ile kaçırdığımız bir fırsatı yeniden yakaladık. Devlet ve hükümet bu noktada kararlı ve samimi. Bunun için çok ciddi çalışmalar yapılıyor. Milyonlarca dolar harcanarak marka tescilleri ve ürün hakları satın alındı.
4 adet numune yerli otomobillerin medyaya yansımasından sonra yine bir gürültü kopartıldı. Tartışmalar daha çok yerli mi değil mi? sorusu üzerineydi. 55 yıl önce Devrim Otomobiline yapılan yargısız infaz bu kez yeni yerli otomobil modellerine yapılmaya başlandı. Bu durum hem düşündürücü hem de ülkemiz üzerinde oynanan oyunlar ve uluslararası lobilerin etkinliğini gözleme açısından üzücüdür.
Daha önce bu köşede konuyla ilgili bir yazı kaleme alarak yerli otomobile sahip çıkmak için kampanyalar başlatmalıyız demiştim. Gerçekçelerinide sıralamıştım. Bu yazımı okumak için http://www.gebzegazetesi.com/yerli-otomobile-destek-kampanyasi-baslatmaliyiz-makale,1266.html adresindeki linkten okuyabilir, görüş ve yorumlarınızı bizlerle paylaşabilirsiniz.
BAKAN FİKRİ IŞIK’A BASIN TOPLANTISINDA SORDUM
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sayın Fikri Işık’ın dün düzenlediği basın toplantısında yerli otomobil ile ilgili destek olan kurum ve kuruluşlar var mı diye soru sormuş ayrıntılı cevap almıştım. Ancak tatmin edici cevabı kendisi ile basın toplantısı sonrası yaptığım görüşmede öğrenmiş oldum.
Sayın Bakan bu projeye sahip çıkacak bir babayiğit firma arandığını açıkladı. Aslında bu babayiğit firma Kocaeli’nin bir zati kendisi. Yüzlerce sanayi kuruluşumuz, onlarca sanayi bölgesi, iki tane üniversitemiz ve TÜBİTAK burada. Uluslararası yatırımcı partner destekte alınmak suretiyle çok önemli bir şirket kullanılabilir. Babayiğit bu şirket bu yatırımı gerçekleştirir ve yerli otomobili Türkiye’nin ve dünyanın hizmetine sunar.
Sayın Bakan çok haklı. Birçok ihtimaller üzerinde çalışmalar yapıldığını, her şeyi şuanda açıklamak istemediklerini ve yerli otomobil konusunda birçok kurum ve kuruluşun destek olduğunu söyledi. Köstek olanların sayısının ise çok azınlıkta kaldığını dile getirdi. Gerçekten güzel gelişmeler, ülkemiz adına mutlu ve sevinçli olmalıyız. Yerli otomobil üretilmeli mutlaka üretilmeli ve Türkiye’nin dünya markası olarak uluslararası arenada yerini almalı.
BAKAN’DAN YERLİ OTOMOBİL AÇIKLAMASI
Yerli otomobil konusunda destek görüp görmedikleri konusunda sorduğum soru üzerine yanıt veren Bakan Sayın Işık, “ Bir iki medya grubunun dışında kimseden köstek görmedik. Toplumun büyük bir kesiminde yerli otomobil projesine, özellikle gençlerde çok büyük destek var. Yerli otoya karşı çıkan çok az sayıda insan var. Sanayi odalarımızdan, sendikalardan, esnaf odalarından projeyi desteklediklerine dair ardı ardına açıklamalar geldi. Bu bizi çok mutlu ediyor. Prototipleri açıkladığımız günden itibaren bize ilk sorulan ne zaman çıkacak, kaç para olacak? Yerli otoya gösterilen ilgiden çok memnunum. Ya sahada oyuncu olacağız ya da tribünden izleyeceğiz. Bu projenin Türkiye için önemini çok iyi biliyorum. Karşı çıkanlarda çok büyük mahcubiyet yaşayacaklar. 1.5 yıldır ilmek ilmek kilim dokur gibi çalışmayı yürütüyoruz. Merkez üssü de Gebze TÜBİTAK tesisleri. Benim Bakanlığım boyunca geldiğim kadar gelen başka bakan yoktur. Türkiye’nin dünya yollarında markası olsun, Türkiye teknolojiyi üreten ve takip eden ülke olsun. Destek çok, köstek ise sınırlı. Aleyhte yazanlarında tamamına yakını ideolojik olarak ak parti yaptığı için karşı çıkıyor.
Bu projede başta beri söylüyoruz ki üretim yeri konusunu babayiğitle beraber yapacağız. Ondan dolayı yer konusunda açıklama yapmıyoruz. Türkiye’nin pek çok yerinden bu konuda talep var. Çünkü insanlar projenin hayata geçeceğine inanıyorlar. Bu bizi sevindiriyor. Babayiğit netleşmeden şurada üretilecek demek erken bir açıklama olur. En büyük hassasiyetimiz bu millete bir hayal kırıklığı yaşatmamak. Türkiye devrim otomobilinin yaptı 129 günde ama seri üretime geçemedi. Projeyi itibarsızlaştırmak için ne yazık ki ellerinden geleni yaptılar. Aynı durumun  yaşanmaması için elimizden geleni yapıyoruz, bu yüzden baba yiğit çıkana kadar yeri açıklamıyoruz” dedi.
Evet, yerli otomobil ile ilgili yazılarımız devam edecek. Bu konuda tarihe not düşüp zamana noterlik yapma adına yazılar yazıp, belgesel programlar hazırlayarak gelecek kuşaklara bilgi ve belge bırakacağız. Bugün olmaz ise yarın yerli otomobil olayının gerçekleşeceğine inanıyor, emeği geçenlere şükranlarımı sunuyorum. Öte yandan Sayın Işık’ın basın mensupları ile paylaştığı bilgilerin detayını gazetemiz internet sitesi www.gebzegazetesi.com adresinden okuyabilirsiniz.

Çevre bilincimiz yok, belediye ne yapsın?

Bugün kültürümüze çevre olarak giren çevrecilik, çevreye duyarlı olmak, çevre bilincine sahip olmak deyimleri aslında manevi değerlerimizin başında gelmektedir. Çevrenin bizim kültürümüzdeki anlamı temizliktir. Çevre deyince temizliği anlarız.

Temizliğin milli ve manevi kültürümüzde ki yeri ve değeri o kadar büyüktür ki Kuran-ı Kerim’in birçok ayetinde temizlikten söz edilmekte. İbadet yapabilmek için önce temizlik emredilmekte. Yüce peygamberimizin temizlik ile ilgili o kadar hadisleri var ki onlardan bir kaçı ‘Temizlik imandan gelir. Temizlik imanın yarısıdır.” Daha buna benzer birçok Hadis-i şerif temizliğin önemini ifade etmektedir.
ASLAN YATTIĞI YERDEN BELLİ OLUR
Şehirlerimiz ve beldelerimizi gezdiğimizde temizliğe, çevre düzenine maalesef gerekli önemi vermediğimiz bir gerçek. Elimize geçirdiğimiz her şeyi çöp tenekesine atma yerine rastgele etrafa saçıyoruz. Sadece cahillerimiz bunu yapmıyor, bazı sözüm ona çok bilmiş sanayi kuruluşlarımızdan, akademisyenlere kadar çevreyi hunharca katlediyoruz.
Şöyle bir Gebze’ye çıkıp gezelim. Köyleri dolaşalım. O güzelim çam ormanları içerisine girelim. Harfiyattan, evsel atığa, sanayi atıklarından, kimyasal zehirlere kadar çevreyi acımasızca katlediyoruz. Bunu yaparken de vicdanlarımız sızlamıyor. Atalarımız ne kadar da güzel söylemiş, “Aslan yattığı yerden bellidir” diye. Şehir ve kasabaların uygarlık ölçütü, temizlik ve çevreye verdikleri değer ile orantılıdır.
ÇÖP KÜLTÜRÜMÜZ NEDEN YOK?
Sokağımızın başında Gebze Belediyesi çiçekli, modern bir çöp konteynırını getirip koydu. Çok sevindim. Zira önceden birkaç tane derme çatma çöp bidonunun içine çöp atılmadığı için etrafa saçılıyor, çok kötü kokular geliyor ve rahatsız oluyorduk. Her gün rahatsız eden o pis görüntüden belediye bizi kurtardı ve çok güzel bir çöp konteynırı getirip koydu.
Hem çöp konteynırının üstünde hem de yan tarafına bez afiş ile konteynırın nasıl kullanılacağı, çöpün içeriye atılması gerektiği açık açık yazılmasına rağmen maalesef temizliği kimseye bırakmayan sözüm ona sözde beyefendi ve hanımefendiler zahmet edip, çöp konteynırının o çok güzel kapağını açmadan çöp poşetlerini konteynırın etrafına rast gele atıyorlar. O kadar kötü bir manzara oluşturuyor ki insanı dehşete düşürüyor. Köpeklerde bu çöp poşetlerini delik deşik edince dehşet manzara etrafa saçılıyor.
İbreti âlem için bir süre konteynıra yakın yerde durup bekledim. Kimlerin etrafa çöp attığını, kimlerde konteynıra açarak çöpleri içeriye attığını tespit etmeye çalıştım. İnanın değerli okurlar kendimden utandım. Üstüne toz kondurmayan, ütüsüz sokağa çıkmayan beyefendilerden, makyajsız bakkala gitmeyen hanımefendilere kadar herkes rast gele çöpünü konteynırın etrafına atıyorlar. Bu manzara beni hem üzdü hem de düşündürdü. İşte toplum olarak çevreye verdiğimiz önem.
BELEDİYE NE YAPSIN?
Çöp gerçekten kent yaşamının en büyük sorunu. Maalesef Türkiye bunu bir türlü çözemedi. Kocaeli ve Gebze gibi büyükşehirlerde kısmen çöplerin depolama alanı olsa da Türkiye’nin birçok bölgesinde çöpler dere yataklarına, deniz kıyılarına ve ormanlara rastgele dökülüyor. Bu sorun kangren olarak devam ediyor.
Gebze ve Kocaeli bölgesinde belediyeler çöp depolama alanlarını ıslah etmiş olsalar da, sokak başlarına çok güzel konteynır ve çöp toplama araçları koysalardı maalesef toplum olarak çöplerimizi o konteynırların içerisine atmaktan aciziz. Çevre ve temizlik bilinci olmayan bir toplum haline geldik. Bu acı manzaraya ve düşündürücü duruma belediye ne yapsın?
ÇEVRE VE KENTLİLİK BİLİNCİ
Sadece çöp ve çevre üzerinden olaya bakmamız gerekiyor. Benim kendi yaptığım araştırmada Her şeyin başı sevgi ve kentlilik bilincinden geçiyor. Çevre ve kentlilik bilinci öncelikle okullarda ve camilerde verilmeli. En sade insanımızdan, en büyük sanayicimize kadar Gebze’yi gelip, geçici ve para kazandığımız yer olarak görmekteyiz. Ne kentlilik bilincimiz, nede kente aidiyet duygumuz ve sevgimiz var. Hep birlikte kentimi seviyorum ve kent kültür bilincine sahip oluyorum kampanyası ile Gebze’ye aidiyet duygumuzu ortaya koymalıyız.
Sevmek tanımak ile başlar. Maalesef bugün Gebze’yi, Gebze’nin marka değerlerini, Türkiye’nin birçok ilinden gelerek Gebze’de yaşayan insanlarımızı ne tanıyor, nede sevmeye çalışıyoruz. Yılda bir iki hafta gittiğimiz baba memleketlerine verdiğimiz önemi maalesef yılın 12 ayı yaşadığımız Gebze’ye vermiyoruz. Gebze’yi sevmek tanımak ile başlar. Bugünden tezi yok, Gebze’yi ve Gebze’nin değerlerini sevelim. Gebze kent kültür bilincine sahip olalım. Bunun için öncelikle çöp kültürü ve çevrecilik bilincini kendimizde ve çocuklarımızda geliştirelim.