2015, Kasım 2015

Eskişehir’de belgesel tadında Devr-i Alem

İl il Anadolu’yu gezmeye devam ediyoruz. Bilecik ve Eskişehir’de Devri Alem programının vefalı izleyicileri tarafından davet aldık. Dün bu köşede Osmanlı’nın kuruluş başkenti Bilecik ile ilgili makale kaleme almıştık. Bugünde Yunus Emre’nin, Battal Gazi’nin, Nasrettin Hoca’nın memleketi Eskişehir’den yazıyorum.
Eskişehir her bakımdan çok önemli. İlk kez Eskişehir’e 1984 yılında gitmiştim. Gözüme çok farklı gözükmüş, küçük bir Anadolu kasabasıydı. Ardından gazeteci ve belgeselci olarak birçok kez Eskişehir’e gittim. Türk Dünyası Gazeteciler Şurası’nın Eskişehir’de toplanmasını organize eden komite arasında Avrasya Gazeteciler Birliği Başkanı olarak yer almıştım. 
En son 6 Kasım 2015 tarihinde Eskişehir’deydim. Çok değerli Devri Alem izleyicileri ile buluştuk. Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı ve Türk Dünyası Gazeteciler Platformu Başkanı değerli dostum Yılmaz Karaca ile söyleşi yaptık. Milli ve manevi tarihimizin önemli isimlerini çizgi roman haline getiren sanatçı, kültür adamı, çizer ve yazar Bahattin Atak beyin evinde misafir olduk. 
Bahattin Bey, gerçekten önemli bir kültür adamı. Küçük gezgin adı ile Türkiye’nin birçok il ve ilçesinin çizgilerle fotoromanını çıkartan, tarih ve kültürümüzü çocuklara sevdiren bir isim. Ankara Radyosu’nda halk müziği sanatçılığı da yapmış Bahattin Bey, Türkiye Gazetesi’nde çizdiği kahramanlık hikâyeleri ile gönüllerimizde taht kurdu. Kendisi ile güzel bir söyleşi gerçekleştirip, Devri Alem Belgesel programı olarak çekim yaptık. 
ESKİŞEHİR’E GİTTİNİZ Mİ?
Eskişehir hızlı trenin ana merkezi olması dolayısı ile adeta Türkiye’nin kalbi mesafesinde. Sanayi ve üniversiteler kenti Eskişehir hızla büyüyor. Eskişehir’in marka değerlerini dünyaya tanıtmak için belediye başkanları adeta bir yarış içerisinde. İlk kez Türk Dünyası Gazeteciler Şurası 30’a yakın ülkeden gelen gazeteciler ile Eskişehir’de gerçekleştirilmişti. Bu konuda biz geniş bir araştırma yazısı kaleme almış, www.belgeselyayincilik.com adresinde yayınlamıştık. Bu yazıyı http://www.belgeselyayincilik.com/ismail-kahraman/makale-arsivi/makaleler/turk-dunyasi-gazeteciler-surasi-eskisehirde adresindeki linkten okuyabilirsiniz.
ESKİŞEHİR’İ GEZİYORUZ
Eskişehir, Türkiye’nin bir ili ve en kalabalık yirmi beşinci şehri. 2014 yılına göre Eskişehir nüfusu 812.320’dir. Ortasından Porsuk Çayı geçen şehir, içerisinde Osmangazi Üniversitesi ve Anadolu Üniversitesi’nin bulunması nedeniyle bir öğrenci kenti görünümündedir.
Met helvası, Nuga helvası, Haşhaşlı çörek, Kalabak suyu, Çibörek ve Lületaşı ile meşhurdur. İşlenebilir lületaşı, Türkiye’de yalnız Eskişehir’de çıkarıldığı için Eskişehir taşı olarak bilinir. Türkiye’de Eskişehir ve Sivrihisar dolaylarında yetişen bir çoban köpeği olan akbaş da şehre ait önemli değerlerdendir. Sanat kurumları ve tesisleri ile kültür ve sanatta gelişmiş bir şehirdir. Anadolu Üniversitesi ve büyükşehir belediyesi bünyesinde iki adet senfoni orkestrası bulunmaktadır. Ayrıca her yıl düzenlenen Uluslararası Eskişehir Festivali ile şehirde müzik, tiyatro, resim ve sinema dallarında sergiler ve gösteriler yapılmaktadır.
Türk Silahlı Kuvvetleri Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı Muharip Hava Kuvveti, Hava Füze Savunma Komutanlığı, 1. Hava İkmal ve Bakım Merkez Komutanlığı ve 1. Ana Jet Üs Komutanlığı da Eskişehir’de bulunmaktadır. Ayrıca hem askerî hem de sivil havaalanı (Anadolu Üniversitesi Havaalanı) bulunmaktadır.
Eskişehir 2013 yılında Türk Dünyası Kültür Başkenti ve UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Başkentliği unvanlarını taşımaktadır.
Eskişehir yaşadığı büyük değişimler ile son yıllarda adını sıkça söz ettiren şehirlerin başında geliyor. Konum olarak İstanbul, Ankara ve Antalya gibi büyük şehirlere yakın mesafede bulunan Eskişehir özellikle son 10 yılda yaşadığı gelişmeler ile herkesin ilgilisini çekmiş, güzel ve modern bir Anadolu şehri. Anadolu şehri diyoruz ama şehir aslına bakılırsa sahip olduğu tüm özellikleri ile Avrupa şehirlerinden farksız.
Porsuk Çayı’nda gezen Venedik gondolları, birbirinden güzel parkları, sivil mimarinin en güzel örneklerinden olan Odunpazarı Evleri. Yaşanan tüm bu gelişmelerin ardından şehri ziyaret eden yerli turist sayısı da büyük bir artış göstermiş durumda.
Eskişehir tarih boyunca Porsuk ve Sakarya Nehirlerinin beslediği verimli ovaların etrafına kurulmuş birçok büyük medeniyete ev sahipliği yapmış bir şehir. M.Ö 2000-1200 yılları arasında Hititler’e ev sahipliği yapan şehir daha sonra Frig’lerin en önemli yerleşim yeri olmuş. En parlak yıllarını Roma ve Bizans dönemlerinde yaşayan Eskişehir 1176 yılında ise Selçuklu’nun himayesi altına girmiş. Şehrin yakın tarihine bakacak olursak 19.yy ortalarında Kırım, Balkanlar ve Kafkaslar’dan yoğun göç alan Eskişehir’in kültürü de bu göçlerden etkilenmeye başlamış. Şehrin yakın zamandaki en büyük gelişimi ise 1892 yılında Haydarpaşa – Bağdat Demiryolunun şehre ulaşması ile yaşanmış. Daha sonra 1894 yılında kurulan Tülomsaş da şehrin gelişiminde büyük rol oynamış.
Günümüzde ise Eskişehir; üniversiteleri, kültürel etkinlikleri, müzeleri, senfoni orkestraları ve operasıyla tam bir kültür şehri. Özellikle son yıllarda birçok önemli tarihi yapının ve Adalar Bölgesi’nin düzenlenmesi ile Eskişehir ulusal basının da dikkatini çekmiş durumda. Ekonomi, eğitim, sağlık, kent hayatı, güvenlik, kültür sanat gibi kriterlerin dikkate alınarak hazırlanan “En Yaşanabilir Şehirler Listesi’nde” son yıllarda Eskişehir devamlı ilk 3 sırada yer alıyor. 
ESKİŞEHİR’Lİ BATTAL GAZİ
Eskişehir’in Seyitgazi İlçesi’nde yer alan Seyit Battal Gazi Külliyesi, şehrin en önemli gezi noktalarından biridir. İlçe adını buradaki bir savaşta hayatını kaybeden Battal Gazi’den almıştır. Battal Gazi Emevilerin Bizans’a yönelik seferlerine komutanlık etmiş bir kişidir. Bu savaşların en önemlileri ve destansı niteliktekilerine komutanlık eden Gazi, son savaşını bu gün bu ilçe sınırları içinde kalanNakolea Kalesi önünde vermiştir. Ölüm tarihi 740 olarak belirtilmektedir.
Türbenin bulunduğu alan aslında bir külliye olarak inşa edilmiştir. Yapı günümüze ulaşan en önemli Selçuklu eserleri arasında yer almaktadır. İçerisinde Battal Gazi ile birlikte 1. Alaaddin Keykubat’ın annesi Ummuhan Hatun, Battal Gazi ismiyle birlikte tarihe mal olmuş Elenora‘nın mezarı yer almaktadır.
Seyit Battal Gazi Türbesi kendi mezarı da burada bulunan Ummuhan Hatun tarafından yaptırılmıştır. Yapım tarihi 1208 olarak belirtilmektedir. İçerisinde türbe, çilehane, cami ve dershane bulunmaktadır. Turbeler içinde dikkat çekici olan Battal Gazi’nin 5 metrelik sandukasıdır.
Türbe içinde en dikkat çekici yapılardan birisi de çilehanedir. Bir metrekare bile olmayan alanlara giren kişiler burada kendi gerçeklikleri ve kendi sorularıyla baş başa kalarak inzivaya çekilirdi. Osmanlı’nın son dönemi ve Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar bu çilehane kullanılmıştır. Diğer yandan yapı içinde yer alan medrese (dershane) bölümü de dönemin eğitim anlayışı hakkında ipucu verdiği için değerli bir yapıttır.
ESKİŞEHİR’Lİ YUNUS EMRE
İşlediği konularla Anadolu´da gelişen Türk edebiyatının en büyük adlarından sayılan Yunus Emre, yalnız halk ve tekke şiirini değil, divan şiirini de etkiledi, yazarlığını çağlar boyu sürdürdü. Hece ve aruzla yazdığı şiirlerinde sevgiyi temel aldı. Tasavvufla, İslam düşüncesiyle beslenen dizelerinde insanın kendisiyle, nesnelerle, Allah´la ilişkilerini işledi, ölüm, doğum, yaşama bağlılık, İlahi adalet, insan sevgisi gibi konuları ele aldı. Çağına hâkim olan düşünüş biçimini ve kültürü konuşulan dille, yalın akıcı bir söyleyişle dile getirdi; kendinden önce yetişmiş İran ozanlarının, çağdaşlarının yapıtlarında geçen kavramlara yeni bir öz, yeni bir deyiş kattı. Bu yanıyla tasavvuf düşüncesini, Alevi-Bektaşi inançlarını zenginleştirdi, kendi adına bağlanan tekke şiirinin Anadolu´daki ilk temsilcilerindendir. Doğduğu yer konusundaki tartışmalar Eskişehir´in Mihalıççık ilçesine bağlı Sarıköy ile Karaman üzerinde yoğunlaşmaktadır. Menakıpnâmelerle şiirlerinden çıkarılan bilgilere göre Babalılardan Taptuk Emre´nin dervişidir. Hacı Bektaş-ı Veli ile ilgisi Vilayetname´den kaynaklanmaktadır. 
NASRETTİN HOCA’NIN DİYARI ESKİŞEHİR
Nasreddin Hoca, Türk edebiyatının ve geleneğinin en önemli mizah ustalarından ve bilgelerinden biridir. 1208 yılında Sivrihisar’ın Hortu köyünde doğan Nasreddin Hoca, iyi bir eğitim almış, imamlık, müftülük, öğretmenlik ve kadılık yapmıştır. 1284 yılında Akşehir’de vefat etmiş ve farklı üsluptaki mizahı ile yüzyıllardır halkın sevgilisi olmuştur. Genellikle eşeğin üzerine ters binmiş şekilde karikatürize edilir. Aynı şekilde inşa edilmiş bir heykeli ve Nasreddin Hoca adına yapılmış Nasreddin Hoca Türbesi, Akşehir’de ziyaretçi akınına uğramaktadır.
Sonuç olarak Eskişehir hemen yanı başımızda. Zaman ayırarak Eskişehir’i bir günde gezebilirsiniz. Devri Alem Belgesel Programı olarak sizleri Eskişehir’e davet ediyorum Eskişehir ile ilgili hazırladığımız belgeseli https://www.youtube.com/watch?v=2C2sVu8a_ko adresindeki linkten izleyebilirsiniz.  Bir başka ilimizde buluşmak üzere Eskişehir’den allahaısmarladık değerli okurlar. 
Previous ArticleNext Article

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir