2015, Ekim 2015

Medyada tekelleşme ve gazetecilik hatıralarım

28 Ekim 2015 Çarşamba günü Türk basın tarihi açısından önemli bir gün. Dün televizyonların karşısında Koza İpek  Medya Grubu ile ilgili yayınları dikkatle takip ettim. Gelecekte Türk basın tarihi ile ilgili yazı yazacaklar, doktora, yüksek lisans tezi hazırlayacaklar, belgesel çekecek ve araştırma yapacaklar için önemli bir gündü. 40 yıldır gazeteci ve belgeselci olarak bu konuda bende birkaç satır yazı yazmayı kendime görev kabul ettim. Olayın siyasi yönü, diğer etkileri tartışılabilir. Ancak basın özgürlüğü ve medyadaki tekelleşme noktasında çok önemli bir konu. Bu konuda elbette çok şeyler yazılıp, söylendi ve söylenecek. Ben olayı takip ederken 40 yıllık gazetecilik hatıralarımda gözümün önünden bir sinema şeridi gibi geçti. 32 yılı Gebze Gazetesi’nin sahibi ve kurucusu olmak üzere 40 yıllık gazetecilik hatıralarımdan bir bölümünü sizlerle bugün paylaşmak istiyorum.
BASIN VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ
Demokrasi ile yönetilen ülkelerde Basın ve ifade özgürlüğü Anayasa ile teminat altına alınmış ve insan hakkı olarak kabul edilmiştir.  Bir ülkenin gerçek demokrasi ile yönetilmesinin en önemli ölçüsü, Basın ve kitle iletişim araçlarının tam anlamı ile özgür ve bağımsız olmasından geçer.
Demokrasilerde medya özgürlüğü, yasal düzenlemelerle güvence altına alınmasına rağmen dünyanın birçok ülkesinde sürekli tartışma konusu olmuş ve olmaya devam ediyor. Medya özgürlüğünün önündeki en büyük engel, yerel ve yaygın medyada tekelleşme, sansür yasaları, ekonomik zorluklar ve siyasi baskılardır.
Medyada düşüncelerin özgürce ifade edilebilmesi için öncelikle medya kendi içinde özgür olmalı medya sahipleri çalışanlarına baskı uygulamamalıdır. Medya alanındaki  tekelleşme   medyanın gelişmesinin önünde en büyük engeldir.
Haber ağı ve insan kaynakları ile  yerel medya üzerindeki  ekonomik zorluklar,  yerel medyadaki medyada  tekelleşme  ve  yerel siyasi otoriteden gelen  baskı ve  sansür  insanların en temel  hakkı olan  bilgi edinme    hakkında  eşit olarak  yararlanamamalarına  neden olmaktadır.
Düşünceyi ifade etme hak ve özgürlüğünü önündeki  en büyük engel  olan   yerel  Medyadaki  tekelleşmenin başlıca nedenleri, iletişim araçlarının gücünden yararlanmak  başta  yerel  medya sektöründen elde edilen kazancı çoğaltmasının yayında  siyasi, ekonomik ve sosyal  güç sahibi olma duygusu yatmaktadır.
Genelde olduğu  gibi  yerelde  finans çevrelerinde medyaya sahip olma, onun gücünden yararlanma arzusu çok daha yaygındır. Yerel medyaya  sahip olmak  siyasi, sosyal ve ekonomik çıkarlar için önemli üstünlükler sağlar; siyasi çevrelerde itibar görme ya da baskı aracı olarak kullanıldığı için yerel medyada tekelleşme çok yaygındır.
Medya ile  hiç ilgisi olmayan  kişi veya kurumlar   medya sahibi olmanın   sosyal üstünlük, ekonomik  güç ve politik  çevre  sağladığı için  büyük paralar harcayarak  özellikle  yerel  medya sektörüne girdiği ve  medyada tekelleşme için  özel çaba sarf ettiği yerel medyada daha çok görülmektedir.
Bu tespitleri 35 yıldır yerel medya mensubu olarak   sadece gazetecilik yapan , hem gazete sahibi ve hem de  gazete çalışanı yerel medya mensubu birisi olarak  “Yerel medyada  ekonomik, siyasi, sosyal  ve  yasal alanda tekelleşme” sorununu bire bir Kocaeli’de  yaşamaktayım. Yerel medyada tekelleşme ile mücadele eden  Gebze gazetesi örneğini makale konusu  yaptım.
Tekelleşmenin yerel medya üzerindeki etkisi, Yerel medyanın gelişmesinin önündeki en büyük engelin tekelleşme olduğunu 35 yıldan beri Gebze’de “Gebze Gazetesini  “ yayınlayarak görmekte ve yaşamaktayım.
Gebze Gazetesi’ni 25 Mart 1985 yılında kurduğumuzda sadece bir gazete yayınlanmaktaydı.   Gebze’deki Matbaasında gazetemizin basımını kabul etmediğinden gazetemizi basacak da başka matbaa bulamadığımız için İzmit’e gitmek zorunda kaldık. Tam iki yıl her hafta İzmit’e gidip gelmek suretiyle gazetemizi İzmit’te ki matbaalarda bastırıp, dağıtımını Gebze’de yaptık.
O süreç içerisinde hem gazetemizi büyük sıkıntılarla İzmit’te basıyor hem de Gebze’nin o dönem tek gazetesi olan Uyanış Gazetesi’nin tekelleşmesine karşı mücadele veriyorduk. 2 yıl sonra Gebze’de kendi tesislerimizi kurunca, burada gazete çeşitliliğinin artması için siyasi görüşümüz farklı olan Harun Özcan adındaki bir arkadaşıma Demokrat Gebze isminde bir gazete çıkartmasını ve gazetenin de kendi tesislerimizde maliyetine basacağımızın sözünü verdim. Bunun üzerinde Harun Özcan gazeteyi çıkartmaya karar verdi ve 9 ay bu gazeteyi tesislerimizde sadece kağıt ve baskı maliyetine yayınlanmasına vesile olarak, Gebze’de basın-yayın çeşitliliğini arttırdık.
Basın – Yayın hayatında tekelleşmeye her alanda karşı olmaya çalıştım. Basın İlan Kurumu Genel Kurul Üyeliği ve Kocaeli Temsilciliği görevim sırasında Gebze’de resmi ilan alma hakkı kazanan gazetelerin resmi ilan almalarına yardımcı olmaya çalıştım.
Rakip gazetelerin teknik personelinin yetişmeleri için gazetemiz bünyesinde Milli Eğitim Bakanlığı Çıraklık Eğitim Merkezi ile iş birliği yapıp, usta öğretici olarak teknik personel yetişmesine öncülük ettim.
Tekelleşme ile mücadele eden gazete ve gazeteci olarak hep rekabetten kendimiz ile yarışmak, rakiplerimize saygı göstermek, kalitemizi arttırmak prensibini ortaya koyarak bugün ki başarılı noktaya geldik. Gebze Gazetesi’nin bugün ki başarılı konuma gelmesinde tekelleşmeye karşı verdiği mücadele yatmaktadır. Yazının devamını www.gebzegazetesi.com adresindeki köşe yazımdan okuyabilirsiniz.
Gazetemizin başarısı ile ilgili gerek Türkiye Gazeteciler Cemiyeti resmi internet sayfasında gerekse Bağımsız İletişim Ağı resmi internet sayfalarında yazılar yer almaktadır. O yazıları sizlerle paylaşmak istiyorum.
Yerel  Basın Tarihinde Kocaeli
150 yıllık geçmişi olan Türk basın tarihinde yerel gazetelerin ayrı bir yeri ve önemi vardır. 1850’li yıllarda Osmanlı coğrafyasının bir çok bölgesinde gazeteler yerel olarak çıkmaya başladı. Kocaeli bölgesinde de ilk gazetenin 1870’ler de Kocaeli adı ile çıktığını biliyoruz. Cumhuriyet döneminde Kocaeli basını gelişti, Türkiye’de renkli gazete yayınlayan iller arasında yer aldı.
Gebze’de ilk gazete 1954 yılında Gebze’nin sesi adı ile çıktı. 1965’lerde Körfez Gazetesi daha sonra Gebze Postası ve Uyanış adı ile gazeteler yayınlandı. Bu gazetelerin en uzun süre yayın yapanı 15 ila 20 yıl civarında. 1985 yılında yayınlanmaya başlayan Gebze Gazetesi bugün yazılı ve görsel   medya alanında  Kahraman Medya  gurup  olarak  çeşitli  medya  alanında yayın yapmaya  devam ediyor.   (www.gebzegazetesi.com ) (www.kocaeligebze.tv) (www.belgeselyayincilik.com)
Gebze Gazetesinin en önemli özelliği çok geniş görsel ve yazılı arşive sahip olması. Arşivlerimizi araştırmacılara akademisyenlere açmış durumdayız. Yerel gazeteciliğin yanında Devri Alem belgesel programı ile uluslararası alanda gazetecilik yapıyoruz. Kendi bünyemizde kurduğumuz İlim Kültür Tarih Araştırmaları  Merkezi kütüphanesinde binlerce kitap fotoğraf ve video kültür  Medya tarihi araştırmacıları ile   akademisyenlerin  bilgisine sunulmuştur.
Gebze Gazetesi ile sadece yerel gazetecilik değil, ulusal ve uluslararası gazetecilik yaptık. Gazetecilikle yetinmeyerek televizyon belgeselciliği yapmaktayız, Türkiye’nin 81 vilayeti ve dünyada 70’den fazla ülkeyi gezerek, belgeseller çekip araştırmalar yaparak gelecek kuşaklara aktarmaktayız. Devr-i Alem  belgesel programları Gebze Gazetesi’nin bir kültür hizmeti.
TARİH, KÜLTÜR ÇEVRE PLATFORMU
Gebze’de tarih, kültür ve çevre bilinci oluşturduk. Birçok sivil toplum kuruluşunun desteğiyle tarihe, kültüre ve çevreye gerçekten önem veren birçok ismi ödüllendirdik. Birçok Üniversite’den davetler alarak konferanslar verdik. Bugün birçok Üniversite bizi konferans vermeye çağırırken, biz de fırsat buldukça gelen her daveti değerlendirmeye çalışıyoruz. Yine aynı şekilde birçok il ve ilçeden belgesel çekimleri için davetler alıyor ve değerlendirmeye çalışıyoruz.
YAYIN İLKELERİMİZ
31 Yıl önce 25 Mart 1985 tarihinde bu gazete yayın hayatına başladığında  ‘NEDEN GEBZE GAZETESİ?’ başlıklı yazımda gazetemizin yayın ilkesini yazdık.  Gazetemiz hiç bir zaman kasıtlı olarak insanların kişilik haklarına, insanlarını onurlarına ve makamlarına saldırmayacağının altını çizmiştik. Bugüne kadar bu ilkemize hep sadık kaldık. Bugün Gazetemiz Gebze her gün binlerce kişi tarafından satın alınıp okunuyorsa Gazetemizin yayın ilkelerinden taviz vermeden okurlarının güvenine sahip olmasındandır. Gazetemiz sürekli kendisi ile yarış ederek
İNTERNET GAZETECİLİĞİNDE DÜNYA MARKASI
Gazetemiz internet üzerinden dünyaya açılmakta. Her gün dünyanın birçok ülkesinden on binlerce okurumuz gazetemizi (www.gebzegazetesi.com ) internet üzerinden takip edilip, okunmakta. 31 yıllık gazetecilik birikimi arşiv ve bilgilerimizi tüm Gebzelilerle paylaşıyoruz. 31 yıl içinde Gebze ve Türkiye’de çok şeyler değişti. Biz gelişerek büyümeye devam ediyoruz.
31 yıllık bir geçmiş? 31 yıldır yazmak, haber peşinde koşmak, araştırma yapmak, zamanla yarışıp basın yoluyla halka kültürümüze ve tarihimize hizmet etmek. Dile kolay tam 31 yıl? Nereden nereye. Gebze’de Gazete basacak matbaa olmadığı için her hafta İzmit’e birkaç kez gidip gelerek bastığımız gazeteleri sırtımızda Gebze’ye getirip, tek tek abonelerimize bizzat kendimiz dağıtıyorduk. Çektiğimiz sıkıntılar, maddi ve manevi zorluklar hepsi birer anı gibi hatıralarımızda yaşıyor. Halen ilk gününü heyecanı ile gazetecilik yapmaya devam ediyoruz. Yerel medyanın sorunlarını değişik platformlarda gündeme taşıyoruz.  Türkiye Gazeteciler Cemiyeti  tarafından  1997 yılında düzenlenen yerel medya eğitim seminerinde “ Yerel medyanın sorunları  ve Çözüm yılları ile ilgili” yaptığım bir konuşma  paylaşıyorum.
YEREL BASINDA GAZETECİNİN TANIMI, İŞLEVİ, ÇALIŞMA KOŞULLARI VE SORUNLARI
… “  Yerel medyanın  en büyük sorunu yetişmiş eleman gücü. Gebze iş ve işçi bulma kurumuna başvuruyoruz, 1.500 tane bekleyen işsiz var, iş arıyor. Her gün gazetemize ilân basıyoruz, yayıncı, muhabir, gazeteci arıyoruz; maalesef bir kişi başvurmuyor. En büyük sıkıntımız bu. Teknik elemanda da, yayıncı elemanda da ciddi sıkıntılar çekmekteyiz. Gebze Kız Meslek Lisemizin grafik bölümü var, matbaacılık lisesi var. Buradan elemanlar alıyoruz. Elemanlar maalesef versiyonları geçmiş, 20-30 yıl öncesinin makinalarında çalıştığı için yeni makinalara adaptasyon sağlayamıyorlar. Tekrar onları yetiştirmeye çalışıyoruz, İstanbul‘dan uzmanlar getirip kurslar veriyoruz. Çok ciddi sıkıntılar çekiliyor. Bunun için Türkiye‘nin belli yerlerinde mutlaka yayıncılık meslek liselerinin açılması gerekir.
İletişim Fakültesinden sayın dekanlarımız var aramızda, inanıyorum ki karşı çıkacaklardır. Ama biz Anadolu‘da maalesef toplumdan dışlanmış, okuldan atılmış, birileri ile kavgalı insanlarla çalışmak zorundayız, çünkü eleman bulamıyoruz, ciddi sıkıntı içindeyiz. Bunun tek çözümü yayın kuruluşları ile irtibatlı çalışabilecek mutlaka yayıncılık meslek liselerinden geçmiş insanlardır. Gebze‘nin reklamını yapmak için arz etmiyorum ama biz Gebze‘de dört gazeteyiz, kavgamız gürü/tümüz yok Ama maalesef Türkiye‘nin birçok yerinde hatta  ilimiz Kocaeli’nde insanlar birbirlerini öldürürcesine gırtlağına basmaya çalışıyor. Gazeteler arasında büyük kavga var. Biz bunu aştık, kısmen de olsa çıraklık eğitim merkezleri ile anlaşarak matbaalarda çalışan insanları teknik olarak eğitmek için kurslar vermeye çalışıyoruz.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nail Güreli‘den beklentimiz var. Gebze Bayramoğlu‘nda Basın İlân Kurumu‘nun çok modern tesisleri var. Yılda üç ay çalışır, senenin geri kalan kısmında maalesef boştur. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığı öncülüğünde burada kurslar düzenlenebilir. Anadolu’ya, Türk basınına, Türk medyasına çok değerli insanlar kazandırılabilir diye düşünüyorum. Ama maalesef her zaman söylüyorum burası Gültekin Bey‘in başkanlığında sadece belli bir gazeteci grubuna hizmet veriyor, sair zaman boş. Gitmeyen varsa lütfen gitsin görsün ve bu savurganlığa lütfen gazetelerinde yer versinler.
Son olarak şunu ifade etmek istiyorum: iletişim sektörünü acaba kim temsil ediyor? Bunun hep altını çizerek söylüyoruz. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti adı üstünde temsil etmeye çalışıyor ama bir taraftan Basın Konseyi, öte yandan Ankara Gazeteciler Cemiyeti büyük bir mücadele içerisinde. Türkiye‘de basın yayın iletişim sektörü içerisinde 180‘e yakın basın meslek kuruluşu var. Bu çarpıklık önlenmediği sürece sorunlarımız çözülmeyecektir. Teşekkür ediyorum. ( Kaynak: http://www.tgc.org.tr/ybs/01-08.htm “YEREL BASINDA GAZETECİNİN TANIMI, İŞLEVİ, ÇALIŞMA KOŞULLARI VE SORUNLARI” II. Bölüm : Anadolu Basınındaki Zorluklar   Türkiye gazeteciler cemiyeti 1997  Yerel medya eğitim seminerlerinde yaptığım  konuşma)
BAĞIMSIZ  İLETİŞİM AĞI  (BİA ) İNTERNET SİTESİNDE  GEBZE GAZETESİ.’NİN BAŞARI HİKAYESİ
İletişim Mezunları Yerel Medyada çalışmak  İstemiyor!
1982 de Gebze’de günlük gazete yoktu, Uyanış gazetesinde muhabirlik yapmaya başladım… Yangın haberinde gözaltına alınmamı halk önledi… Gebze’de ilk çevre dergisi olan Körfez’i ve Gebze FM radyosunu kurdum… Buranın gazetecilik ve radyoculuk okulu olduk. Gazeteciliğe memleketim Giresun’dan 1978’de ayrılarak yerleştiğim Gebze’de başladım. Askerlik 1982’de bittiğinde de yine Gebze’ye döndüm.
Gebze sanayileşmeye başlayan, Türkiye’nin her yerinden göç alan ve nüfusu gittikçe artan en büyük ilçelerden biri olmasına rağmen Gebze’de günlük gazete yayınlanmıyordu. TRT ve Anadolu Ajansı gibi yaygın basın temsilcisi de yoktu.
Bu büyük eksikliği fark ederek, Gebze’de haftada bir gün yayımlanan “Uyanış” gazetesinde 1982’de köşe yazarı ve muhabir oldum.
İlk haberim, Gebze’deki bir yangın olayı ile ilgiliydi. Haber alınca sabah erkenden yangın bölgesine gittim. İtfaiye yangın yerine susuz gelmişti. O dönem sıkı yönetim olduğu için Belediye Başkanı seçilmemiş, atanmıştı.
İtfaiyenin suyu olmadığı için yangın bölgeyi tehdit ediyordu. Belediye başkanına neden itfaiye susuz geldiğini sorduğumda, bölgenin sıkıyönetim komutanı bana müdahale etti. Ben Başkana tekrar soru sorunca göz altına alınmama halk karşı çıkarak bana destek olmuştu.
Benim gazetecilik hayatım böyle bir ortamda başladı. Haberi daha sonra yazdık, Belediye Başkanı da halktan özür diledi.
1985’e kadar TRT, Anadolu Ajansı, Ulusal Basın Ajansı, Akdeniz Haber Ajans, Türk Haberler Ajansı, Tercüman, Hürriyet Haber Ajansı, Türkiye, Kocaeli gibi gazetelerin Gebze temsilciliği veya muhabirliğini yaptım.
Aynı yıl, Gebze’nin ilk vasıflı yerel gazetesi ve Gebze’nin gazetecilik okulu olarak tanımlanan “Yeni Gebze” gazetesinin kuruculuğunu yaptım. 3 yıl sonra ise Sarı Basın Kartım oldu.
Gebze’de gazete basmak için matbaa olmadığı için iki yıl boyunca her hafta İzmit’e gidip gelerek büyük boy günlük gazete çıkardım. Gazetenin baskısını yapmakla kalmadım, dağıtımını da kendim sağladım.
O dönemler Gazete entertip denen kurşun dizgi makinelerinde diziliyor ve Frankentel denen tipo baskı makinelerinde basılıyordu. Baskı makinelerinde resimler önce çinko klişelere çekiliyor bu klişeler gazeteye resim olarak basılıyordu.
Tek başına gazetemi basmaya ve dağıtmaya devam ettim. l996 sonunda Gebze’nin ilk otomatik gazete baskı makinesini kurdum. Gebze’nin ikinci gazetesi olan “Demokrat Gebze”, 9 ay süreyle matbaamızda basıldı. Gebze’nin ilk çevre dergisi “Körfez”i çıkardım.
1990’lı yıllarda Gebze’nin ilk Radyosu “Gebze FM”i kurdum. “Gebze FM”i uzun yıllar çalıştırdıktan sonra 3 yıl önce devretmek zorunda kaldım. Bunda işlerimin yoğunluğu, gazetecilik ve belgesel çalışmalarım nedeniyle radyoya zaman ayıramamak ve yetişmiş eleman bulamamak etkili oldu.
Radyoculuk deneyimim yoktu. Devrettiğim radyo, şu an bölgesel radyo olarak yayın yapıyor.
Bir ilçede yerel gazete ve radyoculuk yapmak gerçekten çok zor. Yazdığınız haberle hemen yüzleşiyorsunuz. Yazdığınız haberleri değerlendirmesini bire bir yaşıyorsunuz, haberleriniz olumlu veya olumsuz olduğunda okurlarınızdan bire bir tepki alıyorsunuz.
Yerel gazeteciliği ilkeli ve dürüst yaparsanız halk nazarında saygı duyuluyor ve takdir ediliyorsunuz. Gebze’nin ilk radyosunu kurduğumda hem haberleri okuyor, hem insanlarla bire bir görüşmeler yaparak onları bilgilendiriyorduk.
Bölgemizden de olumlu tepkiler alıyorduk. O günleri hiç bir zaman unutmayacağım. İlk fırsatta da Gebze’de radyo ve televizyon kurmak için yine harekete geçeceğim.
Gazete ve radyoculuk insanı çok meşgul eden bir meslek. Bu yoğun çalışma ortamı hem iş ve hem de aile hayatımı büyük çapta etkiledi. Eve gidemediğim günler bile oldu.
Gazete ve radyoculukta 500 bin kişinin yaşadığı Gebze’de önemli hizmetler yaptık. Gebze’nin gazetecilik ve radyoculuk okulu olduk. Gebze Milli Eğitim Müdürlüğü Çıraklık Eğitim Müdürlüğü ile anlaşarak gazetemiz bünyesinde kurs açtık.
Gazete, Matbaacılık kursu olarak eğitim verdiğinden kendi elamanımızı kendimiz yetiştirdik.
İletişim Fakülteleri mezunları yerel yayın kuruluşlarında çalışmak istemiyorlar. Türkiye’nin acilen iletişim meslek liselerine ihtiyaç var. Yerel medyanın en önemli sorunu iletişim bilgisiyle yetişmiş insan gücü.
Yeterli ve özgür medya olduğumuza inanıyoruz. Kuruluşlarımızda her siyasi düşünceden insan çalıştığı gibi her kesime de hitap ediliyor. Yerel medyanın bu yönü güzel. “Yeni Gebze” gazetesi olarak 25 Mart 2003’te 19 yaşına gireceğiz. Habere verdiğimiz değer nedeniyle 19 yılda bir çok ödül aldık.
Bugün ise yalnızca gazetede görevim yok. Anadolu Gazete Radyo ve Televizyon Yayıncıları Birliği’nin (AGRT) Genel Başkanlığı’nı yapıyorum. Ayrıca, Anadolu Belgesel Yayıncılık yapım ve yönetmeni ve Anadolu Yerel Gazete Sahipleri Türkiye temsilcisiyim.
Balkanlar, Gebze, Kocaeli, Giresun ve Espiye Belgeseli kitaplarını hazırladım. Bazı TV’lerde programlar yaptım.
Kültür Bakanlığı’ndan “Belgesel Yapım” yetki belgesini alarak; Karadeniz, Amasya, Balkanlar’da Osmanlı Medeniyeti, Gebze Tarih ve Kültür, Bulgaristan’da Türk Şehirleri gibi TV belgeselleri çektim.
” Gebze gazetesi” BİA üyesi
Bunun yanı sıra, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Basın Konseyi, Bağımsız İletişim Ağı (BİA), Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti’nin üyesiyim. Gazetecilik alanı dışında çeşitli sanayi ve sivil toplum kuruluşlarına da üyeyim. (EÖ) (Kaynak: BİA Haber Merkezi 08 Mart 2003 Bağımsız iletişim ağı resmi internet sitesi)
Evet, sonuç olarak tekelleşme yerel basını daha çok etkilemekte. Sadece ekonomik açıdan tekelleşme değil, siyasi, sosyal, idari  ve ideolojik açıdan tekelleşmeler yerel basınının gelişmesini engellemekte. 31 yıldan beri yerel basında çok önemli bir yere sahip olan Gebze Gazetesi bugün ki başarılı konuma, tekelleşmeye karşı verdiği mücadele ile gelmiştir.

Previous ArticleNext Article

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir