Milletvekili Fatma Hürriyet Kaplan ve İzmit lobisi

Seçim çalışmaları hızla devam ediyor. Siyasi partilerimiz ve milletvekili aday adayları da gazetemize ziyaretlerde bulunuyor. CHP’nin Kocaeli Milletvekili ve 1. Sırada adayı Fatma Hürriyet Kaplan hanımefendi ile dün Kocaeli ve Gebze’nin il olması ile ilgili konuşma imkânımız oldu.
Fatma Hanım, Kocaeli gibi CHP’nin çok önemli isimlerinin bulunduğu bir ilde birinci sıradan ve üstelikte CHP’nin Kocaeli siyasi tarihinde ilk kadın milletvekili olması gerçekten önemli. Bugüne kadar CHP’den Kocaeli’de bir kadın milletvekilinin olmaması gerçekten düşündürücü. Asıl önemli olan Fatma Hanım gibi genç bir isimin, fazla da lobisi olmamasına rağmen CHP’den birinci sıradan milletvekili seçilmesi.
CHP’nin Kocaeli tarihine baktığımızda, Başbakan’dan Dış İşleri Bakanlığı’na, bakanlıklardan, partinin en üst kademelerine kadar görev alan isimlerine baktığımızda CHP Kocaeli’de Genel Başkan Sayın Kılıçtaroğlu’na kadar belli kişilerin ve grupların elindeydi. Ciddi anlamda değişiklikler yapıldı. Hiç kimsenin tahmin etmediği isimler milletvekili seçildi. Dolayısıyla CHP’nin İzmit lobisi tasfiye edilmiş oldu.
İZMİT LOBİSİ NE KADAR GÜÇLÜ?
40 yıldan beri Kocaeli bölgesindeyim. Gazetecilik ve belgeselcilik yapıyorum. İzmit lobisi CHP’de biraz zayıflasa da her zaman dimdik ayakta, güçlü ve etkin konumdadır. İzmit lobisi Kocaeli’nin gelişip büyümesinde en büyük engeldir. Bugün sadece Gebze bölgesi değil, Kandıra, Karamürsel ve diğer ilçelerin gelişip büyümesine de sürekli engel olmuşlardır. İzmit lobisi, İzmit’i sadece Fethiye Caddesi ve Karabaş Mahallesi’nden ibaret görür.
Bugün iktidar partisinde Gebze bölgesini temsil eden listenin üst sıralarında bir isim yok ise İzmit lobisinin etkili olduğuna bakmamız gerekiyor. İzmit lobisi bu olaya da el atıp, Gebze bölgesini devre dışı bıraktı. Meral Akşener sudan sebeplerle MHP tarafından tasfiye ediliyor ise bunun bir yerlerinde İzmit lobisini aramamız gerekiyor. İzmit lobisinin gücü sadece Kocaeli’nin İzmit dışındaki ilçelerine yetiyor. Keşke İzmit lobisi, Kocaeli lobisi olsa da Ankara ve İstanbul’da, Kocaeli’nin sesini duyurup, hak ve menfaatini arayabilse.
MİLLETVEKİLİ KAPLAN; “GEBZE İL OLMALIDIR”
CHP’nin Kocaeli Milletvekili Fatma Hürriyet Kaplan hanımefendi ile Gebze’nin il olması dahil İzmit lobisi ve birçok konuyu konuştuk. Sayın Kaplan hukukçu kimliği ile Kocaeli için önemli bir isim. Genç, dinamik ve heyecanlı. Sayın Kaplan’ın gazetemizi ziyareti esnasında yaptığımız görüşmede yaptığımız söyleşiyi özetle sizinle paylaşıyorum.
NEDEN SİYASET?
Ben hukukçuyum. Vicdani değerleri yüksek olan birisiyim. Üniversite bitince siyasete girmeye karar verdim. 13 yıldır bizi yöneten iktidarın bu ülkeyi nereye sürüklediğini bilen yurttaş olarak kendi çevremde siyaset yapmak yetmiyor. Bunu ülkeye duyurmak lazım, geniş kitlelere duyurmak lazım. Siyaset hizmet etme aracıdır. Okulum bitince CHP’de siyaset yapmaya başladım. Bugün CHP’yi temsilen ilk Kadın milletvekliyim.
KOCAELİ’NİN ÖNCELİKLERİ NELERDİR?
Kocaeli’nin kimliği tam anlamıyla oturmuş değil. Arada kalmış bir yer. Sanayi kenti diyemiyorsunuz, turizm diyemiyorsunuz, sağlık diyemiyorsunuz. Çok karışık. Gündelik projelerle hep satamaya dönük borç ödemeye dönük işler yapılıyor. Sadece bunlara dönük politikalar yapılıyor. Kocaeli’ye marka değeri katacak atılımlara ihtiyaç var. Gelişen Kocaeli’yi göz önüne alarak ön görüyle yatırımlar yapmak gerekiyor. Trafik, yatırım, hasta, üniversite sorunu var. Gebze’nin il olma sorunu var. Gebze’ye haksızlık yaptılar. Bize nasıl olsa oy veriyorsunuz deyip Gebze’den aday göstermediler.
CHP olarak biz Gebze’nin önemini biliyoruz. Eğer tek başına iktidar olursak imzalarımızı attık. Gebze’yi il yapmak istiyoruz. Bu sözümüz bu seçimde de geçerli olacak. Gebze il olmak istiyorsa burada yaşayanların lobilerle sıkıntısı varsa çözüm adresi CHP. Bu iradenin yapabilme koşullarının sözünü verdik. Verdiğimiz sözlerin hepsini tutmaya çalıştık, peşinden yasa teklifleri verdik. Birçoğu Mecliste bekliyor. Onları çözecek yetkiye kavuşamayınca elimiz kolumuz bağlanıyor. Maalesef AKP birçok kurumu kendine göre dizayn etti. Kibirli ben bilirim siyaseti yapıyorlar. Elimizde ki yetkilerle siyasi ahlakı aşmadan demokratik sınırlar içinde insanların sıkıntıalrını anlatmaya çalışıyoruz.
Kocaeli barış içinde yaşayacağımız bir kent. Siyasi kutuplaşmadan uzak bir kent için mücadele ediyoruz. Yerel bazlı sorunların bir an evvel giderilmesini istiyoruz. Gebze yakın bir tarihte il olması için halkıyla daha güçlü ses verecektir. 20023 e kadar Gebze il olacaktır. Ama bu sanayileşmenin önüne de geçmek lazım. Burası sanayiye doydu artık. Üniversite konusunda insanları aldattılar. Sadece tabela değiştirdiler. Mesele isimden ziyade kente verdiği eğitim düzeyi ve kapasitedir. Bu şekilde yeterli bir üniversite değil.
Evet, sonuç olarak Fatma Hürriyet Kaplan Hanım Kocaeli’yi yakından tanıyan, ilçeleri bilen, klasik CHP siyasetçilerinin ötesinde İzmit lobisini fazla dikkate almayan ve üstelik İzmit lobisine rağmen CHP’den birinci sıra milletvekili adaylı olan bir isim olarak çok önemli hizmetler yapacağına inanıyoruz. Ayrıca ziyarette Milletvekili Kaplan’a eşlik eden değerli dostum CHP Gebze İlçe Başkanı Yakup Yılmaz beye teşekkürlerimi sunuyorum.

Başbakan’ın Gebze ve Kocaeli vizyonu

Başbakan sayın Ahmet Davutoğlu’nun Gebze’de düzenlediği mitingi yakından ve halkın içinden takip ettim. Gerçekten coşkulu, kalabalık bir topluluğa Başbakan hitap metti. Tıpkı geçmişte Ekim 2002 tarihinde AK Parti kurucu Lideri sayın Erdoğan’ın Gebze’de yaptığı miting gibi bir miting oldu.
Bir çok Lider Gebze Meydanı’nda konuşma yaptı. Bu meydanda sayın Erdoğan’ı da biz dinledik. Ancak sayın Davutoğlu’nun hem Gebze’de ki bu mitingde yaptığı konuşma hem de Hünkar Çayırı’nda ki Hünkara Vefa konuşması, sayın Davutoğlu’nun Gebze’ye ve Kocaeli’ye bakış açısını ve vizyounu da ortaya koyması açısından önemliydi.
Sayın Başbakan Gebze halkının  beklediği müjdeli haberleri vermese de, Gebze’ye il yapma sözünü gündeme getirmese de, Milletvekili aday tespitinde İzmit lobisi tarafından Gebze’nin kazanacak yerde adayı konusunda haksızlık yapıldığını kabul etmese de Başbakan’ın Gebze konuşması adeta bir manifesto niteliğindeydi.
    Başbakan Sayın Davutoğlu, Kocaeli halkının gönlüne hitap etti. Gönüllerini kazanmaya çalıştı. Ekonomik yatırımları, kültürel projelerle de destekleyerek kültür tarihine yolculuğa çıktı. Fatih’den, Karamürsel Alp’den Akçakoca Gazi’den söz etti. Gebze’nin önemini vurguladı. Kocaeli üzerinden Türkiye’nin kalkınma ve ekonomik modeliyle ilgili önemli mesajlar verdi. Özetle sayın Başbakan Gebze’de tarihe not düşüp zaman noterlik yaptı.
BAŞBAKAN’IN GEBZE KONUŞMASI
Başbakan’ın Gebze’de yaptığı konuşmayı özellikle Gebze ve Kocaeli’yi ilgilendiren bölümleri köşeme alarak belgeselleştirmek istiyorum. Ayrıca yaptığı konuşmanın videolarını da belgesel görüntü olarak çektim. Başbakan’ın Gebze konuşmasında gazetemizde geniş yer verdik. İsterseniz gelin Başbakan’ın Gebze konuşmasıyla ilgili özet bilgileri sizinle paylaşalım.
   AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu “Osmanlı sefere çıkarken Gebze’den  hareket ederdi. Yeni bir sefere Gebze’den çıkıyoruz. Milli iradeyi hakim kılmak için Gebze’den 1 Kasım seferine çıkıyoruz.  Gebze bize Fatih’in emanetidir. Gebze’den yeni bir yolculuğa hazır mıyız? En büyük güvencemiz sizsiniz, 2023 hedefleri için hep beraber çalışacağız. 1 Kasım’ın neticesini Kocaeli bugünden ilan ediyor. Sizlerin gayretleriyle Türkiye’yi daha güçlü, daha özgür daha mutlu bir ülke yapacağız. Bu inançla Gebze ve Kocaeli’nin huzurundayız” dedi.
KOCAELİ TEKNOLOJİ ÜSSÜ
Kocaeli bundan sonra teknolojinin merkezi olacak. Dünya devleri Kocaeli’ye gelip yatırım yapacak. Kocaeli’den bundan sonra dünya markaları çıkacak. Nitelikli istihdamın üssü Kocaeli olacak. Türkiye’nin en önemli projelerinden Bilişim Vadisi’ni Kocaeli’de kuruyoruz. Ülkemizin gururu olacak yerli otomobilin çalışmaları da Gebze’de yapılıyor, 2020’den önce yollara çıkacak. Fırtınalar çıkaranlar, her yeniliğe karşı çıktılar bu ülke onlar karşı çıksa da milli uçağı da milli otomobili de, tankı da, uçağı da yaptı. Kocaeli’nin lider şehir olması için ne gerekiyorsa yapacağız. Türkiye’nin üçüncü bilim merkezini Nisan da açtık. GTÜ’yü sanayiye destek verecek düzeyde daha da büyüteceğiz. Kocaeli’ni hep ihya ettik ve ihya etmeye de devam edeceğiz. Kocaeli’de Gebze’de durmayan tren olmayacak.. Herkes burada duracak.. Gebze OSB’yi Marmaraya bağlayacağız.. Köseköy’e lojistik merkezi yapıyoruz Kandıra’da OSB yapılacak. Gebze metrosunun projesi devam ediyor.. Artık burada trafik sorunu kalmayacak. Kocaelinin her yerini bir diğerine en hızlı bir şekilde bağlayacağız. AK Parti olarak bu şehre çok güzel eserler kazandırdık ve kazandırıyoruz. 13 yılda 17 Milyar TL yatırım desteği sağladık. 2004’e kadar hayata küsmüş rengi solmuş bir Kocaeli vardı. Kentin sahibi yoktu. Bugünse biz varız.
  BAŞBAKAN İMAM HATİPLİLERE KONUŞTU
Başbakan Gebze mitinginden sonra Darıca Bayramoğlu’nda ki Basın İlan Kurumu’nda İmam Hatip Mezunları Derneği ÖNDER’in organize ettiği yemekli toplantıya katıldı. Yemeğe bizleri de dernek yöneticiler davet etti. Çok sayıda davetlinin katıldığı yemekte sayın Başbakan Davutoğlu yine önemli bir konuşma yaptı. Bu konuşmanın özetini sizlerle paylaşmak istiyorum.
ALİMLER OLMADAN MEDENİYETLER OLMAZ
Başbakan Davutoğlu, İslam’ın ilk doğduğu günlere, oradan Selçuklu ve Osmanlı Medeniyetine kadar uzanan etkileyici bir konuşmaya imza attı. İmam Hatiplerin geçtiği zorlu süreçleri gözleri dolarak anlatan Davutoğlu’nu, konuklar hayranlıkla dinledi. Başbakan Ahmet Davutoğlu; “Alimler olmadan medeniyetlerin kurulması ve oturması imkansızdır. Moderniteyle birlikte imam hatipler yeni alim prototipine zemin hazırlamalıdır . İmam hatipler çok derinlikli tefekkür dünyasına sahip alimler yetiştirmelidir.İmam hatipler koruyucu bir misyon üstlendi. Bundan sonra da kurucu bir misyona hazırlanmalı.” Dedi.
    Sonuç Olarak sayın Başbakan’ın Gebze konuşması ve ardından Basın İlan Kurumu’nda İmam Hatiplilere yaptığı konuşma kültür ve siyasi tarihimize ışık tutması açısından önemliydi.  Gebze ilk kez on binlerce kişiyle coşkulu bir kalabalıkla Sayın Davutoğlu’na kucak açtı. Vefa, kültür ve Bilim adamı olan  sayın Davutoğlu, Gebze bölgesine yapılan haksızlığın farkındadır. Bu haksızlıkları seçimden sonra düzeltip Gebze’nin hakkını Gebzelilere teslim edeceğine inanıyorum.

AK Parti’nin Gebze mitingi

AK Parti’nin Gebze miting başlamadan bu yazıyı kaleme alarak sizlerle paylaşıyorum. AK Parti tarihinde Gebze’nin çok ayrı bir önemi var. Daha öncede bu köşeden AK Parti’nin kuruluş tarihi ile ilgili yazılar paylaşmıştım. AK Parti’nin Gebze mitingide hem Gebze hemde Kocaeli açısından çok önemli. Bu yazıyı yazdığım sırada miting henüz başlamadığı için miting hakkında genel bir yorum yapamıyorum. Salı günü daha sağlıklı bir yorumu sizlerle paylaşacak ve Gebze mitingini yorumlayacağım. 
AK PARTİ’NİN KURULUŞ TARİHİNDE GEBZE
14 Ağustos 2001 yılında kurularak esen rüzgârla kuruluşundan 1 yıl sonra 3 Kasım 2002 yılında tek başına iktidara gelen AK Parti’nin temelleri Gebze Eskihisar’da bulunan Atabay Otel’de atılmıştı. Şuanda aktif görevde olan ve olmayan birçok önemli isim dönemin genel başkanı Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde Eskihisar’da uzun bir toplantı yaparak AK Parti’yi kurma kararı almışlardı. Gebze’nin AK Parti’nin kuruluş tarihinde büyük önemi vardır. 
Partinin kurulmasının ardından çalışmalara başlayan AK Parti kurmayları ilk mitingi de yine Gebze’de düzenleme kararı almış, dönemin Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan Gebze Cumhuriyet Meydanı’nda iddialı ve coşkulu bir konuşma yapmıştı. 11 Ekim Cuma günü Saat: 16.00’da Gebze Cumhuriyet Meydanı’nda bulunan Gebze Belediyesi önündeki büyük sahnede Gebzelilere seslenen Sayın Recep Tayyip Erdoğan aynı meydanda daha önce Gebze’ye il sözü veren genel başkanları eleştirerek, “Ben il yapmayacağım. Ama yerinden yönetim sözü veriyorum” demişti. 
AK Parti’nin bu sözlerle başlayan Gebze ilgisi, daha sonra dönemin Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın sık sık Gebze’ye gelmesi ile devam etti. Bazen miting için, bazen toplu açılış için, bazen de bakanları ile birlikte Gebze’ye ziyarete gelen Erdoğan yaklaşık 10 kere Gebze’ye çeşitli nedenlerle gelmiş bulundu.
DAVUTOĞLU’NUN  İKİNCİ ZİYARETİ!
Dün düzenlenen miting ile birlikte Sayın Davutoğlu Gebze’ye ikinci kez gelmiş oldu. Daha önce Gebze Belediyesi tarafından düzenlenen Fatih’e vefa programına katılmak üzere dönemin İçişleri Bakanı olarak Gebze’ye gelen Sayın Davutoğlu, bugün AK Parti’nin Genel Başkanı ve Başbakan olarak Gebzelilere seslendi. 
Evet, sonuç olarak çok önemli bir mitinge dün Gebze ev sahipliği yaptı. Cumartesi günkü yazımda Başbakan Davutoğlu’na Gebze mektubu başlıklı yazım çok büyük ilgi uyandırdı ve birçok yorum yapıldı. İsterseniz Başbakan Davutoğlu’na Gebze mektuplu yazım ve kuruluş tarihi ile ilgili daha önce kaleme aldığım yazıların başlık ve linklerini sizlerle paylaşıyorum.
 
Başbakan Davutoğlu’na Gebze mektubu
http://www.gebzegazetesi.com/basbakan-davutogluna-gebze-mektubu-makale,1259.html
 
Başbakan Davutoğlu Gebze milletvekili mi?
http://www.gebzegazetesi.com/basbakan-davutoglu-gebze-milletvekili-mi-makale,1246.html
 
Erdoğan ve Davutoğlu’nun Gebze ilgisi
http://www.gebzegazetesi.com/erdogan-ve-davutoglunun-gebze-ilgisi-makale,1248.html

Başbakan Davutoğlu’na Gebze mektubu

Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu, 18 Ekim 2015 Pazar günü (yarın) Gebze mitingi için bölgemize geliyor. Seçim dolayısı ile Kocaeli’de yapılacak miting önce Cuma gününe alınmıştı, ardından Pazar gününe ertelendi. Pazar günkü miting için AK Parti seferberlik ilan ederek mitingin kalabalık geçmesi için çaba sarf ediyor.
Başbakan Sayın Davutoğlu’nun Gebze’ye gelecek olması önemli. Gebze bölgesi AK Parti’nin kuruluşundan beri Kocaeli bölgesinde en çok AK Parti’ye oy çıkan bölge. Ancak gerek genel hizmet, gerekse son seçimlerde milletvekili aday tespitinde Gebze bölgesine seçilecek yerden aday gösterilmemesi kamuoyunda büyük rahatsızlık meydana getirdi. Bu konuda gündemde tartışılmasa da parti içerisinde ciddi anlamda sıkıntılar yaşanıyor.
GEBZE BÖLGESİ MÜJDE BEKLİYOR
Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu’nun Gebze’de, Kocaeli ve Gebze bölgesi için önemli açıklamalar yapması bekleniyor. Ancak Sayın Davutoğlu’nun açıklamaları ile Gebze bölgesinin beklentisi ne kadar karşılık bulur bilemiyoruz. Biz tarihe not düşüp zamana noterlik yapan bir gazeteci olarak 35 yıldır Gebze bölgesinin nabzını tutan belgeselci olarak birkaç hususu burada kamuoyu ile paylaşmayı ve Sayın Davutoğlu’na bir mektup ile yüksek bilgilerine sunmayı bir gazetecilik görevi ve Gebze bölgesine bir vefa borcu olarak görüyorum.
Gebze bölgesi Türkiye’de en hızlı gelişen, en çok göç alan, en yoğun nüfusun yaşadığı bir bölge. Altyapı başta olmak üzere, eğitim, sağlık, emniyet ve diğer alanlarda devlet hizmetlerinin bu hızlı gelişme ile paralel gitmediği bir gerçek. Sayın Başbakan, Gebze bölgesinin 2023 vizyonuna göre bölgenin hizmet planlaması yapılmalı, bölgeye gelecek öngörüleri ortaya konarak hizmetler yapılmalıdır.
İstanbul ve İzmit arasında sıkışan Gebze, Darıca, Dilovası ve Çayırova ilçeleri, mevcut organize sanayi sitelerindeki sanayi kuruluşlarının kurulmaya devam etmesi, ayrıca yeni yerleşim ve uydu kentlerin kurulması planlaması, bölgede yakın bir gelecekte nüfusun 2 milyona kadar çıkacağını göstermekte. Yakın bir gelecekte nüfusu 2 milyon olacak olan Gebze bölgesi her bakımdan büyük sorun ve sıkıntılar yaşayacak. Hizmetlerin bu nüfusa göre planlanması gerekiyor.
Yakın bir geçmişte 4 ilçeye bölünen ancak bugün yeni ilçeler kurulması söz konusu olan Gebze bölgesi için ilçe statüsünde yönetim ihtiyaçlara cevap vermemekte ve sorunları çözmemektedir. Bugün olmaz ise yarın Gebze bölgesi Büyükşehir Belediyeli il olması gerekmektedir. Bu konuda Devlet Planlama Teşkilatı’nın mevcut verileri inceleyerek planlama yapması ve Gebze bölgesinin ayrı bir il haline getirilmesi zorunludur. Bu konuda Sayın Başbakan’dan Gebze kamuoyu çalışma yapmasını arzu ediyor.
Gebze bölgesinin Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne ihtiyaç vardır. Farabi Devlet Hastanesi’nin en kısa sürede Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak hizmete açılmasını beklemektedir. Mevcut hastaneler nüfus artışına cevap vermemekte, iş kazalarına müdahale edebilecek iş ve meslek hastanesi kurulmasını istemektedir. Yanık Üniteli tam teşekküllü bir hastanenin kurulması arzu edilmektedir. Bu konuda Sayın Başbakan’dan Gebze bölgesi ilgi ve destek beklemektedir.
GEBZE BÖLGESİ ŞEHİR ÜNİVERSİTESİ’NE İHTİYAÇ DUYUYOR
Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nün, Gebze Teknik Üniversitesi’ne dönüştürülmesi büyük sevinç ile karşılanmıştı. Ancak Teknik Üniversitesi’nin sadece teknik ve teknoloji konularında lisans üstü eğitim verecek olması ve fazla öğrenci almaması Gebze’nin ihtiyacını karşılamamaktadır. Acilen Gebze bölgesine sosyal bilimleri kapsayan fakültelerinde kurulacağı Gebze Bölgesi Üniversitesi kurulmasına ihtiyaç duyuluyor. Gebze bölgesine Sosyal Bilimleri de kapsayacak bir üniversite kurulma müjdesini Sayın Başbakan’dan bekliyor ve istiyoruz.
İstanbul ve İzmit gibi Büyükşehirlerin adeta arka bahçesi ve sanayi çöplüğü durumuna getirilen Gebze, Darıca, Dilovası ve Çayırova ilçeleri için yasal ve idari düzenlemeler yapılarak eğitim ve emniyet teşkilatı başta olmak üzere kamu kurumlarındaki personel eksiklikleri giderilmeli, bölgede faaliyet gösteren fabrikaların vergi kayıtları Gebze bölgesine getirilerek, Gebze bölgesindeki belediyelerin İller Bankası payları yükseltilmelidir. Bu konuda Sayın Başbakan’ın araştırma yaptırarak Gebze bölgesinin hakkını teslim etmesini arzu ediyoruz.
BAŞBAKAN’DAN KÜLTÜR MÜJDESİ BEKLİYORUZ
Mevcut siyasi partilerimiz içerisinde kültür ve sanata seçim bildirgelerinde en fazla yer veren AK Parti’nin olması dikkat çekici. Sayın Başbakan’dan Gebze bölgesine kültür hizmetleri hamlesi yapmasını istiyoruz. 1 milyon nüfusa sahip Gebze bölgesinin halk kütüphanesi bir apartmanın bodrum katında hizmet vermektedir. Fatih’in vefat ettiği Hünkar Çayırı bugün bazı rant peşinde koşan kurum ve kuruluşlar tarafından adeta kuşatılmış durumdadır. Eskihisar Osman Hamdi Bey Müzesi ve Eskihisar Kalesi yatırım ve personel yetersizliği yüzünden hizmete açılamamaktadır. Dünyaca tanınan Kartacalı komutan Anibal’ın Gebze TÜBİTAK içerisindeki anıt mezarı Kültür Bakanlığı uhdesinde olmasına rağmen yerli ve yabancı turizmin hizmetine açılacak şekilde düzenlenmemesi çok büyük eksikliktir. Bu konuda verilen sözler bugüne kadar yerine maalesef getirilemedi. Sayın Başbakan’dan Kültür müjdesi ve hizmetleri bekliyoruz.
YEREL KÜLTÜR DEĞERLERİ KORUNMALI
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e çok köklü bir geçmişe sahip olan Gebze bölgesinin çok önemli yerel kültür değerleri bulunmakta. Osmanlı döneminde padişah saraylarının sebze, meyve ve hayvansal ürünlerinin karşılandığı çavuş üzümü, enginar, zeytin, üzüm çeşitlerinin yetiştiği Gebze bölgesi koyun yoğurdu ve kendine has yetiştirdiği meyve-sebzelerle tanınıyordu. Halen yaz-kış dağda çadırda yaşayan Yörükler Gebze bölgesi sığırlık merasında bulunmakta. Manav ve Yörük kültürünün korunarak gelecek kuşaklara aktarılması konusunda Sayın Başbakan’dan ilgi ve destek bekliyoruz.
Evet, isteklerimizi çoğaltmak mümkün. Biz gazeteci ve belgeselci olarak tarihe not düşüp zamana noterlik yapma adına yaptığımız kısa araştırma sonucu bu mektubu kaleme alarak Sayın Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yüksek bilgilerine sunmayı arzu ettik. İnanıyoruz başta Kocaeli Valimiz Sayın Hasan Basri Güzeloğlu ve Sayın Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanımız İbrahim Karaosmanoğlu olmak üzere Kocaeli’deki ilgili ve yetkililer sadece Gebze bölgesi değil, Kocaeli bölgesini de ilgilendiren istekler ve hizmetleri bir rapor halinde Sayın Başbakan’a sunacaklardır. Sayın Başbakan bizim beklentilerimizin daha üstünde bölgeye çok güzel müjdeleri vereceğine inanıyoruz. Şimdiden ilim adamı, akademisyen, devlet adamı ama her şeyden önce gönül insanı ve kültür adamı Sayın Başbakan Ahmet Davutoğlu’na Gebze’ye hoş geldiniz diyerek yazımı noktalamak istiyorum.

Tataristan Cumhurbaşkanı’ndan tarihi gezi

Tataristan Cumhurbaşkanı Rustam Minnihanov’un Kocaeli gezisi, gerek zamanlaması gerekse Türkiye-Rusya arasındaki ilişkiler açısından önemli bir döneme rastlıyor. Böyle bir dönemde Cumhurbaşkanı’nın Kocaeli’yi ziyaret etmesi gerçekten önemli. Hemen belirtelim, bu ziyaret umarım Türkiye-Rusya ilişkilerine ivme kazandırır. Bozulmaya ve gerginliğe yüz tutan ilişkiler yeniden dostluk düzeyine çıkar.
 Tataristan Rusya Federasyonu içerisinde çok önemli bir konuma sahip. Petrol rezervine sahip, sanayi üretiminde önemli, stratejik askeri araçlar üreten bir ülke. Özellikle Gebze bölgesinden çok önemli sanayi kuruluşları da burada yatırım yapıyor. Sayın Cumhurbaşkanı’nın Gebze’yi ziyareti her iki ülke açısından, ama özellikle bozulmaya yüz tutan Türk-Rus ilişkileri açısından yeni bir dostluk başlangıcına vesile olur.
CUMHURBAŞKANINA GEBZE KİTABI HEDİYE ETTİK
Tataristan Cumhurbaşkanı Rustam Minnihanov’in Gebze ziyaretini yakından takip ettim. Tataristan’a üç kez değişik sebeplerle gidip, belgesel çekme imkânım oldu. Son olarak bu yılın başında Tataristan Cumhurbaşkanı Sayın Rustam Minnihanov’un daveti ve ev sahipliğinde Türk Dünyası Gazeteciler Şurası’nın Tataristan’ın Başkenti Kazan’da toplanmasına Avrasya Gazeteciler Derneği Başkanı ve Dünya Türk Gazeteciler Federasyonu Başkan Vekili olarak bizimde katkımız oldu. 3 gün boyunca burada çok önemli bir şura gerçekleşti. Bu noktada Sayın Cumhurbaşkanı’na teşekkür borcumuz vardı. Bu teşekkürümüzü toplantıya katılarak bizzat kendisine söyleyip, Kocaeli ve Gebze ile ilgili hazırladığımız kitap ve belgeselleri de takdim ettik.
Kitaplarımızı Sayın Cumhurbaşkanı’na takdim sırasında Kocaeli Valisi Sayın H. Basri Güzeloğlu’nun belgeseller ve yaptığımız kültür çalışmaları ile ilgili Sayın Cumhurbaşkanı’na bilgi vermesi beni gerçekten duygulandırdı. İyi niyetle yapılan çalışmaların ve kültürel hizmetlerin mutlaka kabul gördüğü, hedefine ulaştığını bir kez daha anladım.

ORGANİZASYONDA EKSİKLİKLER
Kocaeli Sanayi Odası’nın ev sahipliğinde, Tataristan Cumhurbaşkanı’nın Kocaeli ve Gebze’de ağırlanmasından dolayı öncelikle Sanayi Odası’na şükran borcumuz var. Ancak organizasyondaki eksiklikleri burada yazmayı bir gazetecilik görevi olarak görüyorum. Öncelikle kahvaltının verildiği o küçücük salona çok sayıda insan girdi. Birçoğu ayakta kalarak kahvaltı bile yapamadı. Salon geniş tutulabilir. Cumhurbaşkanı ve üst düzey protokol için paravan ile ayrı bir yer düzenlenebilirdi.
Sanayi Odası Başkanı Sayın Zeytinoğlu’nun konuşmasından önce 8-10 dakikalık İngilizce alt yazılı Kocaeli’yi tanıtan bir sinevizyon davetlilere izletile bilinirdi. Bu organizasyon Kocaeli Üniversitesi, Gebze Teknik Üniversitesi ve TÜBİTAK ile birlikte yapılabilirdi.
Toplantıya Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sayın Fikri Işık’ın katılmaması çok büyük bir eksiklik. Bu toplantıya mutlaka Sayın Bakan katılabilirdi. Bakan bey katılamayacaksa, Bakan Yardımcısı ve Bakanlık Müsteşarı düzeyinde bu toplantıda temsil edilmeliydi. Özellikle otel girişine Kocaeli bölgesinin ekonomik, sanayi, ticari, bilim, teknoloji, turizm ve kültür değerlerini tanıtan bir fotoğraf ve görsel sergi açılabilir, toplantıya katılanlara Kocaeli bölgesini tanıtan bir kitapçık, DVD dağıtılabilirdi.
Yine de eksiği ve fazlası ile çok güzel bir organizasyon. Emeği geçenlere gerçekten çok teşekkür ediyorum. Konuyla ilgili gazetemizin manşetinde yer alan haberimizi sizinle paylaşıyorum.
TATARİSTAN CUMHURBAŞKANI GEBZE’DE!
Tataristan Cumhurbaşkanı Rustam Minnihanov ve beraberindeki heyet Gebze’de incelemelerde bulundu. Kocaeli Sanayi Odası ve Türk iş adamları ile Gebze’de bulunan Workinn Otelde düzenlenen toplantıya, Tataristan Cumhurbaşkanı Rustam Minnihanov, Kocaeli Valisi H. Basri Güzeloğlu, Eski Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen, Rusya Federasyonu İstanbul Başkonsolosu Andrey Podelyshev, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, Tataristan Cumhuriyeti Yatırım Geliştirme Ajansı başkanı Taliya Minullina, Gebze Belediye Başkanı Adnan Köşker, Organize Sanayi Bölgesi Başkanları ve sanayiciler katıldı.
“ANLAMLI BİR HEDEF”
Yapılan kahvaltıdan sonra Kocaeli Sanayi Odası Başkanı Ayhan Zeytinoğlu ve Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu’nun konuşmalarının ardından Kocaeli Valisi H. Basri Güzeloğlu yaptığı konuşmada, “Sayın Cumhurbaşkanımızın hedeflediği gerçekten ortak hedefler aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti devletimizin ve milletimizin de ortak hedefidir.  Kardeş ülkemizle çok köklü ve güçlü olan ilişkilerimizin dış ticaretle daha iyiye gitmesi, işbirliklerimizin kökleşmesi ve Tataristan’daki yatırım imkânları çerçevesinde Türk sanayicisi ve işadamlarının bu coğrafyaya, ata yurtlarına yeniden yatırımcı olarak dönmesi ve işbirlikleriyle yatırımlar gerçekleştirmesi çok önemli ve anlamlı bir hedeftir. İlimiz üretim önceliğindeki öncülüğünü Türkiye’nin bu işbirlikleri temelinde yapacağı buluşmalarda da sürdürmektedir.” Dedi.
İŞ BİRLİĞİ PROTOKOLÜ İMZALANDI
Tataristan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Rustam Minnihanov yaptığı konuşmasında, “ Bugün Türk İşadamları ile bir arada olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Bu toplantının Türkiye Tataristan işbirliği alçısından faydalı olmasını diliyorum. ” dedi. Toplantının ardından Gebze Belediyesi ve Tyulçi Bölgesi Belediyesi arasında kardeş şehir protokolü imzalandı. İki ülke arasında firmaların ticari ilişkilerinin artırılması, karşılıklı ticaret yayınlarının ve tekliflerinin duyurulması, karşılıklı düzenlenecek fuar ve diğer etkinliklere iştirak edilmesi ve karşılıklı delegasyonlar düzenlenmesi amacıyla Kocaeli Sanayi Odası ve Tataristan Sanayi ve Ticaret Odası arasında işbirliği protokolü imzalandı.
TÜRKİYE – TATARİSTAN DOSTLUĞU
Rusya Federasyonu’na bağlı Özerk Cumhuriyetler arasında en önemli konuma sahip Tataristan ile ilgili geniş bir araştırma yapmış bir gazeteci olarak Tataristan’ın başkenti Kazan şehri ile tarihi Bolgar kenti hakkında belgesel çekimleri gerçekleştirdim. TDBB Genel Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu’nun daveti ile daha önce Tataristan’a gitmiş, Türk Dünyası etkinliklerine katılmış, ardından AGRT (Avrasya Gazete Radyo ve Televizyon Yayıncıları Derneği) olarak Türk Dünyası Gazeteciler Şurası’nın Kazan’da organize edilmesinde aktif olarak görev almıştım. Şuranın organize komitesinde yer alarak konu ile ilgili hazırladığım yazı serileri, belgesel ve fotoğraf çalışmaları İKTAV (İlim, Kültür, Tarih ve Teknoloji Araştırmaları Merkezi) öncülüğünde Devr-i Alem Belgesel Yayıncılık internet sayfamız olan www.belgeselyayincilik.com da yer almaktadır.
TATARİSTAN’DA DEVR-İ ALEM

Çalışmaları incelemek için aşağıdaki linklere tıklayabilirsiniz.

Türk Dünyasından 100 Gazeteci İle Tataristan’da Tarihe Not Düştük;

http://www.belgeselyayincilik.com/genel/turk-dunyasindan-100-gazeteci-ile-tataristanda-tarihe-not-dustuk

Eskişehir’den Kazan’a Kültür Başkentleri Belgeseli

Tataristan’da Devri Alem

Rusya’da Devr-i Alem

AK Parti milletvekili adayı Yaman ve Başkan Köşker ile söyleşi

Siyaset hareketlendi. 1 Kasım seçimlerine az bir süre kala birçok siyasetçi gazetemizi ziyaret ederek, kendileri ile bu ziyaretler esnasında görüşmeler yapıyoruz. Geçtiğimiz gün gazetemizi ziyaret eden AK Parti Kocaeli Milletvekili Adayı Cemil Yaman ve Gebze Belediye Başkanı Adnan Köşker ile Kocaeli, Gebze ve siyaset üzerine söyleşi yaptık.
Cemil Yaman Gebze bölgesini yakından bilen bir isim. Keşke kendisine haksızlık yapılmasıydı. Gebze bölgesinin yeri listede en az 5. Sıraydı. Artık olan oldu. Önemli olan önümüze bakmak. Dilovası Belediye Başkanlığı ve Gebze Kültür Müdürlüğü’nden kendisini tanıdığımız Sayın Yaman, Gebze ve Kocaeli’ye önemli hizmetler yapacağına inanıyoruz.
Gebze Belediye Başkanı Sayın Adnan Köşker ile Gebze üzerine söyleşiler yaptık. Gebze’de AK Parti’nin kuruluş yılları ile ilgili önceki gün gazetemizde de yer alan ve ilk kurucular kurulu toplantısındaki fotoğrafları bularak geçmiş üzerinde sohbet ettik. 14 yıl önce ilk kurucular kurulu toplantısında çektiğimiz fotoğrafları konuştuk.
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
AK Parti’nin ilk kuruluş yıllarında düzenlenen kurucular kurulu toplantısı 1 Kasım 2001 tarihinde yapılmıştı. O dönemin fotoğraflarını bizleri ziyarete gelen Sayın Yaman ve Köşker ile paylaştık. Eski günlerle ilgili hatıralarımızı birbirimiz ile paylaştık. İlk günkü heyecanına dönme çabası içerisinde olan ve kuruluş yıllarındaki o görüntüyü yansıtan AK Parti tarihi ve Kocaeli siyasi tarihi açısından büyük önem taşıyan bu fotoğrafları sizlerle ilk kez bu köşede paylaşıyorum.
Hem Gebze hem de Kocaeli adına önemli açıklamalarda bulunan her iki isim Ankara’da yaşanan patlama olayı hakkında da düşüncelerini bizimle paylaştı. Bu konuda gazetemizde yer alan haberin detayları dilerseniz birlikte okuyalım.
2002 RUHU VAR!
AK Parti Kocaeli Milletvekili Adayı Cemil Yaman 1 Kasım için destek istedi.Gebze Belediye Başkanı Adnan Köşker ve İlçe Yöneticileriyle birlikte gazetemizin konuğu olan AK Parti Kocaeli Milletvekili Adayı Cemil Yaman, 2002 ruhuyla sahada olduklarını belirterek sekizinci vekili TBMM’ye taşımak istediklerini dile getirdi. AK Parti Kocaeli Milletvekili Adayı Cemil Yaman, Gebze Belediye Başkanı Adnan Köşker ve AK Parti yöneticileri gazetemizi ziyaret etti. 1 Kasım seçimleriyle ilgili değerlendirmeler yapan Milletvekili Adayı Cemil Yaman, “Kazasız belasız güzel bir seçim diliyorum. Türkiye’nin hak ettiği, tek başına güzel bir iktidar istiyoruz. Sahada şu anda 2002 ruhu var. 7 Haziran’da milletimiz bize kendine çeki düzen ver, koalisyonla ülkeyi yönet dedi. Ama muhalefetin uzlaşmaz tavrı istikrarsız ortamı doğurdu. 1 Kasım’dan sonra Türkiye büyümeye devam edecektir. Yeni Türkiye adımları atılırken Kocaeli’den de destek istiyoruz” dedi.
AMAÇ BELLİ
Ankara’da yaşanan terör olayına değinen Yaman, “Hayatlarını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyorum. Milletimizin başı sağolsun. Burada amaçlanan şey bellidir. Milletimiz bu oyuna gelmeyecektir. Cuma günü Başbakanımız Gebze’de. Birlik ve beraberlik mitingi yapacağız. Görkemli olacaktır. Kocaeli halkı gerekli desteği verecektir. Gebze’de yapılması bizim için güzel duygu. Teşkilatlar cansiperane çalışıyor. Her gün bir ilçedeyiz. 1 Kasım akşamı hep beraber sevineceğiz. Kazanan Türkiye olur inşallah.”dedi. 7 vekil hedefini sekize taşımak istediklerinin altını çizen Yaman, “Ben Müge hanımı da yanımda TBMM’ye götürmek istiyorum. Ben inanıyorum ki giderken Müge hanımı da yanımıza alıp gideceğiz. Eğer 2002 ruhu sandığa yansırsa neden olmasın?”diye konuştu.
GEBZE AK PARTİ İÇİN ÖNEMLİ
Gebze Belediye Başkanı Adnan Köşker ise seçimlerle alakalı olarak, “Türkiye’yi iyi noktalara getirmenin verdiği hazla buradayız. Türkiye demokratik ve güçlü bir ülke olsun. Vatandaşlarımız mutlu yaşasın istiyoruz. Gebze’de yerel yönetimler olarak, Belediye Başkanlığı olarak kentimizin hızlı şekilde kentleşmesi noktasında gayretlerimiz var. Gebze’nin, AK Parti’nin kuruluşunda önemli yeri var. İlk Kocaeli mitingi Gebze’de yapılmıştı. 2002 ruhunu görüyoruz. Vatandaşımız geçmişte olduğu gibi bugünde Partimize sahip çıkacaktır. 1 Kasım bizim için güzel olacak. Cemil Yaman kardeşimizi de, Müge hanımı da meclise taşıyacağız.” şeklinde konuştu.
CANLI YAYINLADIK
AK Parti Kocaeli Milletvekili Adayı Cemil Yaman ve Gebze Belediye Başkanı Adnan Köşker ile yaptığımız söyleşinin gazetemizde geniş bir şekilde yer alan haberini sizlerle paylaştım. Bu söyleşi aynı zamanda www.kocaeligebze.tv adresinde de Canlı Yayın olarak izleyicilerimiz ile de buluştu. Yayının tekrarını http://www.gebzegazetesi.com/gundem/yaman-ve-kosker-ile-roportaj-h4724.html adresindeki linkten izleyebilir, yorumlarınızı bizimle paylaşabilirsiniz.
Evet, sonuç olarak siyaset ve siyasetçi olmazsa olmaz. Seçimler demokrasimizin temel unsurudur. 1 Kasım Türk siyasi tarihi için önemli bir seçim. Seçimlerin ülkemize, milletimize hayırlar getirmesini diliyorum.

Türkiye yönünü neden Japonya’ya çevirdi?

Dünya ülkelerinde adı konulmayan çok büyük bir ekonomik, siyasi ve kültürel savaş devam ediyor. Bu savaşlara ilaveten güçlü ülkeler nufüs alanlarını genişletmek için 3. Dünya ülkelerini dolaylı veya direk işgal etmek için savaşlar çıkartıyorlar.
Adeta 3. Dünya savaşını yaşıyoruz. Rusya’nın Afganistan’a müdahalesi, ardından İran-Irak savaşları, Irak’ın Amerika tarafından işgal edilmesi, son dönemde de Suriye’deki savaş ve Rusya’nın tıpkı Abhazya ve Kırım’ı ihlak ettiği gibi sıcak denizlere inip Suriye’yi işgal etmesi çok önemli.
Türkiye tam bir kıskaç içerisinde. Yıllarca geri kalıp ekonomik, siyasi ve demokratik anlamda gelişememesinin temelinde Amerika tarafından kullanılması ve adeta Amerika’nın koruması altında siyaset gütmesinden kaynaklanıyor. AK Parti’nin ilk dönemlerinde bu durum çok belirgindi. AK Parti ve Erdoğan, Amerika’nın gerçek yüzünü ve İsrail’in Orta Doğu’daki menfaatlerini koruyan bir ülke olduğunu anlayınca tavır koyup bağımsız siyaset üretmeye çalıştı.
Çin ve Rusya ile ekonomik ve stratejik ilişkiler kurmaya çalışan Türkiye, Amerika ve Avrupa Birliği ülkelerinin adeta hışmına uğradı. Avrupa Birliği yıllarca Türkiye’yi birliğin kapısında bekletmesine, AK Parti isyan ederek, “Avrupa Birliği olmadan da yolumuza devam eder, başka ittifaklar ararız” dedi. Avrupa Birliği ile gerginlik tırmandı ve bu noktaya geldi. Bu satırları yazdığım sırada Almanya Başbakanı’nın da Türkiye’ye gelecek olması da önemliydi. Şu unutulmasın ki Türkiye’nin her alanda bölgesel güç olmasına sürekli Almanlar taş koyuyor, İngilizler desteklese de Amerika çok güçlü bir Türkiye istemiyor.
Türkiye son yıllarda bu gerçeği görerek Rusya ve Çin’e yaklaşmasından Amerika çok rahatsız olmuştu. Arap Baharı ile Amerika’nın siyasi eksenine hizmet eden Türkiye, Amerika’nın tam anlamı ile oyununa gelip, Suriye savaşı ve orta doğu batağına çekildi.
Türkiye Suriye olayına çözüm ararken, Rusya’ya yaklaşmıştı. Rusya’da bugün 500 yıldan beri inemediği sıcak denizlere, Akdeniz’e ve Lazkiye’ye indi. Gemilerini demirledi, uçaklarına havalimanı yaptı. Türkiye gerçekten bir ateş çemberi içerisinde. Amerika’nın vefasızlığı, Avrupa Birliği’nin haksızlığı, Rusya’nın da sinsi emelleri Türkiye’yi çok zor duruma düşürdü.
Türkiye bugün bir çıkış arıyor. Yönünü Japonya’ya çevirmiş durumda. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Japonya’ya gidip, stratejik ortaklık anlaşması yapması çok önemli. Tarih boyu Türk Japon dostluğu sürekli iyi seviyelerde oldu. Türkiye bugün, Amerikan ihanetini, Avrupa Birliği’nin vefasızlığını, Rusya’nın sinsi planlarını çok iyi tespit etmiş durumda. Kurtuluşu Türk-Japon dostluğunun her alanda gelişip büyümesi hem Japonların hem de Türkiye’nin büyük menfaatine olacaktır. Türkiye’nin Japonya ile birlikte hareket edecek olması çok önemli. Türk- Japon dostluğu Gebze bölgesinde kurulacak Türk-Japon Üniversitesi ile önemli bir ivme kazanacaktır. Yazımın devamında Türk-Japon dostluğu ile ilgili yaptığım araştırmalarla sizleri baş başa bırakmak istiyorum.
TÜRK – JAPON İLİŞKİLERİ
Türkler ile Japonlar Altay dilleri ailesi vasıtasıyla ortak kültür ürünlerine sahipken, ilk olarak 13. yüzyılda Moğol İmparatorluğu döneminde münasebetlere başlamış, 1870’lerde Sultan 2. Abdülhamid döneminde de diplomatik bağlantıya geçmiştir.
TÜRK JAPON ÜNİVERSİTESİ TOPLANTISI
Şinzo Abe, Ertuğrul Fırkateyni’nin Japonya ile Türkiye arasında uzun süreli dostluklar kurulmasını sağladığını anlattı. İran ile Irak arasındaki savaşta Tahran’da mahsur kalan Japonları Türkiye’nin her tehlikeyi göze alarak kurtardığını anımsatan Abe, “Türkiye ve Japonya birbirlerine yardım etmektedir” diye konuştu.
MARMARAY’I HATIRLATTI
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile arasındaki dostluğun iki ülkenin liderini aşan derin bir dostluk bulunduğunu vurgulayan Abe, “2013 yılı Ekim ayında Türkiye’nin 150 yıllık rüyası olarak belirlenen Marmaray açılış törenine katılmıştım. Orada aramızda güzel hatıralar mevcuttur” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son ziyaretinin farklı olduğunu belirten Abe, “Bu seferki görüşmemiz ikili görüşmelerin 4’üncüsü olmuştur. Sayın Cumhurbaşkanı 2 kez Japonya’yı, ben de 2 kez Türkiye’yi ziyaret ettim. Bu, Türkiye ile Japonya arasındaki stratejik ortaklığın geliştiğini gösterir” ifadesini kullandı.
TÜRKİYE’YE DESTEĞİ SÜRDÜRECEĞİZ
Başbakan Abe, Türkiye’nin dönem başkanlığını yürüteceği G-20’de sürdürülebilir bir ekonomiye dair anlaşmaya varılmasından memnun olduğunu vurguladı.
Bölgesel durum olarak dünyada Suriye’den gelen mültecileri en çok alan ülkenin Türkiye olduğunun altını çizen Abe, “O bölgenin barış ve istikrarına yönelik çalışmalarımızı Türkiye ile birlikte sürdüreceğiz” diye konuştu.
Türkiye ile Japonya arasında siyasi, ekonomik ve kültürel iş birliği bulunduğunu ifade eden Abe, “Bilgi, iletişim ve teknik alandaki dokümanın imzalanmasına sıcak bakıyorum” dedi.
“Marmaray açılış töreninde ben Japonya ile Türkiye’nin çok geniş Asya kıtasını doğudan ve batıdan tutmuş iki kanat olduğunu söylemiştim” diyen Abe, “Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu iki kanadı çırptığını ifade ediyorum” değerlendirmesinde bulundu.
TÜRK-JAPON BİLİM VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ GELİYOR
Abe sonrası açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise Türk-Japon Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nin altyapı çalışmalarının hızla devam ettiğini belirterek, İstanbul’un müstesna bir yerinde bin dönüm kadar araziyi bu üniversite için tahsis ettiklerini bildirdi.
Erdoğan, Japonya Başbakanı Şinzo Abe ile birlikte düzenlediği basın toplantısında, dost ve stratejik ortak Japonya’yı Cumhurbaşkanı olarak ziyaret etmenin mutluluğunu yaşadığını belirtti.
Kendilerine gösterilen misafirperverlik dolayısıyla teşekkürlerini ileten Erdoğan, geçen yıl Türkiye ile Japonya arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasının 90. yılının kutlandığını anımsattı. Bu vesileyle 2014 yılında, Başbakan olduğu dönemde, o yıl için ilk yurtdışı ziyaretini Japonya’ya gerçekleştirdiğini hatırlatan Erdoğan, bu yıl da Türk-Japon dostluğunda çok önemli yer tutan Ertuğrul Fırkateyni’nin Japonya’ya seyahatinin 125. yıl dönümü olduğunu anlattı.
GEBZE İLE ENTEGRE OLACAK!
Kurtköy’de yapılacak Türk-Japon Üniversitesi GTÜ ve Bilişim Vadisi ile beraber çalışacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçtiğimiz hafta Japonya ziyareti sırasında yer tahsisinin yapıldığını duyurduğu Türk-Japon Üniversitesi, Bilişim Vadisi ve Gebze Teknik Üniversitesi ile entegre olacak. Kurtköy’de kurulması planlanan Türk-Japon Üniversitesi’nin ayrıntıları belli oluyor. Geçtiğimiz hafta Japonya’ya giden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Türk-Japon Üniversitesi ile önemli bir ortaklığa imza atacaklarını açıklamıştı. Üniversite’nin Muallimköy’de yapım çalışmaları süren Bilişim Vadisi ve Gebze Teknik Üniversitesi ile entegre olması planlanıyor. Üniversite’nin nereye kurulacağı sorusunu 7 Haziran seçimleri öncesi Basın toplantısı yapan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık’a gazetemiz sormuş ve Bakan Işık, Kurtköy’de yapılacağını açıklamıştı.
KOORDİNELİ ÇALIŞACAK
Toplantıda Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’da Türk-Japon Bilim ve Teknoloji Üniversitesi kurulması için arazi tahsisinin yapıldığını açıkladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye için önemli olduğunu belirttiği, Türk-Japon Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nin altyapı çalışmalarının hızla devam ettiğini vurgulayarak, İstanbul’un müstesna bir yerinde bin dönüm kadar bir araziyi bu üniversite için tahsis ettiklerini anlattı. Yapılacak Üniversite Gebze ile entegre olacak şekilde Bilişim Vadisi ve GTÜ ile koordineli çalışacak. Bilişim Vadisi ve GTÜ, yeni kurulacak Üniversite’ye alt yapı desteği sağlayacak.

Terörün arkasındaki güç

Tarihi günler yaşıyoruz. Gelecekte Türk siyasi tarihi ile ilgili kültür eseri ortaya koyan insanlar Ankara’da 10 Ekim 2015 tarihinde yaşanan Türkiye’nin en kanlı terör olayını unutmayacak, farklı açılardan bu terör olayının, belgeselleri, filmleri çekilecek, kitap ve romanları yazılacak. Terör olayı ile ilgili çok şey söylenecek. İşte biz gelecekte çok konuşulacak bu terör olayının canlı tanıklarıyız.
Gazeteci ve Belgeselci olarak terör olayından iki gün önce 7 Ekim  2015 tarihinde Ankara’da düzenlenen Irak Türkmeneli Zirvesi’ne katılmıştım. Zirvenin yapıldığı otel terör olayının gerçekleştiği Tandoğan Meydanı’nın hemen yanında Etap Altınel Otel’di. 3 gün boyunca Etap Altınel Otel’de hem zirveyi takip ettim, hem de terör olayının yaşandığı köprünün üstünden ve altından geçtim. Hatta akşam geç vakitlerde Hızlı Tren’le Gebze’ye gelmek için bu yolu kullandım.
Tren’in kalkış saatine kadar da Ankara Garı’ndaki Atatürk’ün evi ve Tren Yolu Müzesi’ni gezip müzede belgesel çekimleri yaptım. Olayın yaşandığı gün içim cız etti ve gerçekten üzüldüm. Günün her saati burası insan seli. Bu terör olayı sadece bir düşünceye değil, bütün insanlarımıza yönelik. Bu terör olayı sadece basit bir terör örgütünün işi değil, arkasında çok büyük devletlerin sinsi ve gizli planların olduğu bir terör olayı.
Bu terör olayının canlı şahidi olan herkes, ama özellikle başta siyasetçi ve devlet adamları, gazeteci ve televizyoncular, film yönetmenleri, yazar ve yayıncılar, belgeselciler mutlaka bu terör olayı ile ilgili araştırmalar yapmalı. Terör olayını kendi açılarından değerlendirip, yorumlayarak, terör olayının arkasındaki neden ve niçinleri, bu olaydan hangi devletlerin çıkar sağladığını net bir şekilde açıklayarak, Türkiye üzerinde oynanan oyunları gelecek kuşaklara aktarmalıdır.
Türkiye bugüne kadar yaşamadığı ulusal ve uluslararası arenada çok büyük olaylarla karşı karşıya. Uluslararası güçler, kendilerini dünyanın jandarması olarak gören ülkeler, yıllarca Türkiye üzerinde oyunlar oynadılar. Binlerce yıllık devlet geleneği olan ülkemizi yok etmek, insanlarımızı birbirine düşürmek için sinsi planlar yaptılar. İşte bu planlardan birisi de, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük terör olayı olan Ankara’daki patlamadır.
Ankara’daki terör olayını 16. Uluslarası Safran Film Festivali Belgesel Töreni’ne katıldığım Karabük’te öğrendim. İlk duyduğumda 20 ölü vardı. Ölü sayıları hızla arttı. Bu satırları yazdığımda 97 ölü, 246 yaralı vardı. Gerçekten Türkiye çok önemli terör olayları ile karşı karşıya. Endişe ve korkum önümüzdeki günlerde daha büyük saldırıların yapılma ihtimali. Çünkü serseri mayın gibi halen birçok canlı bomba aramızda dolaşıyor.
“BARIŞ VE KARDEŞLİK MEYDANI OLMALI”
Türkiye bugünlerden geçecek. Ama bugünleri unutmamamız lazım. Ankara Tandoğan Meydanı’nın adı “BARIŞ VE KARDEŞLİK MEYDANI” olarak değiştirilmeli. Ölen ve yaralananların isimleri bir anıt ile ebedileştirilerek burada yaşanan üzücü olayların video görüntüleri, fotoğraflar, ulusal ve uluslararası medyada çıkan gazete kupürleri toplanıp, “Teröre Lanet Müzesi” kurulmalıdır.
Dünya’da en büyük ve en kapsamlı terör olayı olan ama gerçekten terör olayımı, yoksa Amerika’nın kendi kendisine dünyaya hükmetmek için vurduğu 11 Eylül Uğursuz Eylemi ve İkiz Kulelerin yıkılması olayını tam anlamı ile propaganda malzemesi yapmıştı.Geçtiğimiz yıl Amerika’nın New York kentinde İkiz Kulelerin enkazından büyük bir müze çıkartmış, ikiz kulelerin altını görsel malzemeler, enkazdan çıkan atıklar ve daha birçok doküman ile ölenlerin isim ve resimleri ile dünyanın en büyük terör olayı müzesini kurmuş. Bu müzeyi belgesel görüntüler ile gezdim. Amerika ile ilgili hazırladığım bu görüntünün belgesel kayıtları www.belgeselyayincilik.com adresinde izleyebilirsiniz.
Biz geçmişi hemen unutuyoruz. Bu olayı da muhtemelen unutacağız. Ama unutmayalım. Bu tür olayları unuttukça başka olaylar yaşanacak. Tarih hep tekerrürden ibaret olacaktır. Ankara’daki terör olayı basit bir terör olayı değil, iki teröristin ve ne olduğunu tam olarak bilmediğimiz birkaç yıllık sözde İslam Devleti olduğunu söyleyen DAİŞ Terör Örgütü’nün işi değil. Bunun arkasında çok büyük güç odakları ve çok önemli devletler, çıkar çevreleri, Türkiye’yi Irak ve Suriye’ye benzetmek isteyen ülkeler bulunmakta.
Evet, Sonuç olarak Ankara’daki terör olayı ile ilgili çokşeyler yazılabilir. Ama oturup önümüzdeki günlerde dünyada nelerin yaşandığına, Türkiye’nin güçlenmesinden hangi devletlerin çıkarının bozulduğuna kısaca bakalım. Bu terör olayından en fazla kazançlı çıkan hiç şüphesiz kendi insanlarını katleden Suriye rejimi, hiçbir zaman güçlü bir Türkiye istemeyen Siyonist İsrail yönetimi ve Türkiye’yi sürekli kontrol altında tutan, istediği zaman darbeler yapabilen, Türkiye’yi arka bahçesi gibi gören Amerika ve Avrupa Birliği ülkeleri kazançlı çıkmıştır. Birde sözde Türkiye’ye sürekli dostluk teranesinde bulunan, Dünyanın gözünün içine baka baka Kırım’ı ihlak eden, Gürcistan’dan Abhazya’yı koparıp kendine bağlı bir devletçik kuran, en önemlisi de DAİŞ Örgütü’nü bahane ederek ilk kez sıcak denizlere ve Akdeniz’in hemen kıyısına Laskiye’ye üstünü kuran Rusya kazançlı çıkmıştır.
Tarih tekerrürden ibaret. Ders ve ibret alınmasa sürekli tekrar eder. Yazımı terör olaylarından ders ve ibret alınması için son 10 yılda yaşanan terör olayları ile dünyada yaşanan önemli terör olaylarının dökümanları ile ilgili hazırladığım notları birlikte okuyalım diyor ve tarihten bir kez daha ders ve ibret alınmasını istiyorum. Ankara Tandoğan Meydanı’nın adını da “Barış ve Kardeşlik Meydanı” olması için öneride bulunuyorum.
TÜRKİYE’DEKİ TERÖR OLAYLARI
27 Temmuz 2008 Güngören: 18 ölü, 154 yaralı
İstanbul’un Güngören ilçesinin en kalabalık caddesinde ardı ardına iki bombanın patlatılması sonucu 5′i çocuk olmak üzere 18 kişi hayatını kaybetti ve 154 kişi yaralandı.
20 Ağustos 2012 Gaziantep: 10 ölü, 66 yaralı
Ramazan bayramının ikinci günü PKK tarafından gerçekleştirilen bombalı saldırıda 10 kişi ölmüş, 9′u ağır 66 kişi yaralanmıştı.
22 Mayıs 2007 Ankara Anafartalar Çarşısı: 9 ölü 121 yaralı
Ankara’nın Altındağ ilçesinin Ulus semtinde bulunan Anafartalar Çarşısı önünde, 22 Mayıs 2007 günü 18.30 sıralarında meydana gelen intihar saldırısı sonucu 8′i Türk, 1′i Pakistan vatandaşı olmak üzere 9 kişi öldü, 121 kişi yaralandı.
16 Mart 1978 İstanbul Üniversitesi:7 ölü 41 yaralı
16 Mart Katliamı olarak anılan ve 16 Mart 1978 günü İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi önünde gerçekleşen bombalı saldırıda 7 öğrenci yaşamını yitirmiş, 41 öğrenci de yaralanmıştır.
16 Temmuz 2005 Kuşadası:  5 Ölü
Kuşadası saldırıları olarak anılan 3 bombalı saldırının son halkasında 16 Temmuz 2005 günü minibüste bomba patlatılmış,, 3 Türk, 2’si turist 5 kişi ölmüş yaklaşık 20 kişi yaralanmıştı.
20 Temmuz 2015 Suruç saldırısı: 34 ölü 100’den fazla yaralı
Şanlıurfa ilinin Suruç ilçesinde düzenlenen bombalı intihar saldırısında 34 kişi öldü, 100′den fazla kişi yaralandı. Saldırı; Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP)’nin gençlik kolu Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyesi 300 kişinin Amara Kültür Merkezi bahçesinde Irak ve Şam İslam Devleti’nin Kobani Kuşatması sonrası, Kobani’nin yeniden inşa çalışmaları konusunda basın açıklaması yaptığı sırada meydana geldi.  Canlı bombanın IŞİD ile ilişkisi olan Şeyh Abdurrahman Alagöz olduğu belirlendi.
20 Kasım 2003 HSBC ve İngiliz Konsolosluğu saldırıları: 30 ölü 450’den fazla yaralı
2003 yılında El-Kaide bağlantılı teröristler İstanbul, Levent’teki HSBC Bankası genel müdürlüğü ve Beyoğlu’ndaki Birleşik Krallık Başkonsolosluğu’na bombalı saldırı düzenledi. Eş zamanlı saldırılarda 30 kişi hayatını kaybetti.
5 Kasım 2003 Sinagog saldırıları: 27 ölü, 300′den fazla kişi yaralı
5 Kasım günü, saat 9.30 civarında Şişli’deki Bet İsrael Sinagogu, birkaç dakika sonra ise Beyoğlu’ndaki Neve Şalom Sinagogu’nun önünde birer araç infilak etti. Saldırılar sonucunda saldırganlar dahil 27 kişi öldü, 300′den fazla kişi yaralandı.
11 Mayıs 2013 Reyhanlı: 52 Ölü 146 yaralı
Reyhanlı, Hatay’da düzenlenen iki ayrı bombalı saldırı sonucunda 52 kişi yaşamını yitirmiş, 146 kişi yaralanmıştır. Bombalı araçlarla düzenlenen bu saldırı, o tarihe kadar Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en kanlı terör eylemi olarak kayıtlara geçmişti…
10 Ekim 2015: Ankara, Barış Mitingi: 95 Ölü, 246 yaralı
STK’lar ve Sendikalar tarafından düzenlenen ve çeşitli partilerin katılım gösterdiği Barış Miting’inin toplanma alanında bombalı saldırı gerçekleşti.  Saldırıda en az 95 kişinin öldüğü, 48′i ağır 246 kişinin yaralandığı belirtiliyor.
DÜNYA’DA OLAN TERÖR OLAYLARI
İngiltere’deki Yağma ve Terör Olayları (Ağustos-2011)
Londra’da Polisin 4 Ağustos 2011 tarihinde 29 yaşındaki bir sivili öldürmesinden sonra başlayan  protesto gösterileri, başta Londra olmak üzere İngiltere’nin bir kaç şehrinde şiddet gösterileri, yağmalama, kundaklama, soygun ve hırsızlık olaylarına dönüştü. Yaklaşık 1 hafta süren olaylarda 4 sivil hayatını kaybederken, 16’dan fazla sivil ve göstericilerin hedefindeki Londra Emniyetine mensup 111 polis yaralandı.
23 Haziran 1985 Hindistan Havayolları uçağının havada infilak ettirilmesi olayı
Kanada’nın Montreal Havalimanından havalanan, Londra üzerinden Yeni Delhi seferini yapmakta olan Hindistan Havayollarına ait 182 sefer sayılı Boing-747 tipi bir yolcu uçağı, 23 Haziran 1985 tarihinde, İrlanda  hava sahasında uçuş halindeyken Atlas Okyanusunun 9400 metre üzerinde infilak ederek okyanusa düştü.
2009/Noel Günü Saldırısı
Ömer Faruk Abdülmüttalip (ÖFA) isimli Nijeryalı bir El Kaide militanı, 25 Aralık 2009 tarihinde (Noel Günü), Hollanda’dan ABD’nin Detroit şehrine doğru uçan North West havayollarına ait bir yolcu uçağında iç çamaşırlarına yerleştirdiği patlayıcı maddeleri patlatmaya çalışırken diğer yolcuların yardımıyla yakalandı. Dünya’da yaşanan tüm terör olaylarını https://terortakvimi.wordpress.com/ adresinden okuyabilirsiniz.

Hayat bir fetihdir

Fetih, hayatla iç içe. Fetihsiz hayat yok gibi. Ev yapılan toprak fetihdir. Orada sayısız hayatdan eser kalmaz. Yürüyüş bir fetihtir. Basılan yerde nice canlı, hayata veda eder.
     Tarla sürerken, tırpan sallarken, su içerken, lokmaları çiğnerken, mide hazmederken, bağırsaklardan geçiş olurken, bir makama yerleşirken, bir yere tâyin olurken; bitkiler hayatlarını sağlamak, hayvanlar hayatlarını sürdürmek için, hep fetih hareketi içindeler.
     Her doğuş batıştan sonradır. Her hayat, sona eren bir hayatın temelleri üstünde yükselir. Hattâ her saâdet, başkasının üzüntüsü üstünde kurulur. Kızın evlenmesi, ana baba için hüzün değil mi? Bâzan işe alınış, başkasının çıkarılması sonucu olmuyor mu?
     Tiyatro’da her oyun için ayrı bir sahne kurulmaz. Aynı sahnede sayısız oyunlar oynanır. Dünya da bir sahnedir. Elbette birçok oyuncuları ağırlayacak. Bütün mes’ele oyunu tüm kuralları içinde kalarak sıramızı savmak.
     Mahkeme Kadı’ya mülk olmadığı gibi, hiçbir şey bâki değildir. Kimi, bulunduğu yerde           -lâyık olduğu müddetçe-  tabiî süresince kalır; kimi de, hakkını ifa edemediği mevkiden bir vesîle ile uzaklaştırılır.
     Her olayın bir görünen, bir de görünmez yüzü vardır. Görünen yüzü aynanın kara yüzü gibi çirkin olabilir. Görünmez yüzü ise aynanın parlak yüzü gibidir. Aynanın renkli yüzü olmadan renksiz tarafı yâni ayna olmaz.
     Olaylar da böyledir. Nice felâketlerden mutluluk doğduğunu çok görmüşüzdür. Aynı toprak parçası üstünde nice medeniyetler doğup battı. Nice insanlar doğup öldü. Nice yıkıntılar üstünde büyük yapılar dikildi.
     Velhasıl  “Dünya’da her şeyin kendine özgü bir güzelliği vardır. Fakat her göz bunu göremez.” (Çin Atasözü, Bütün Dünya, Haziran 2000, s.46)
     Eğer böyle olmasaydı faaliyet kurur, hareket durur, hayat sönerdi. Kıyamet gelmeden; sessiz bir kıyamet, dünyanın başında kopmuş olurdu.
     Evet, hayat fetihler silsilesinden ibaret. Her nefes alış, nefes verişten sonradır. Veriş olmasa, alış olmayacak. Alış olmayınca hayat dumura uğrayacaktı.
     Yumurta tavuk hikâyesi gibi; hayattan ölüm, ölümden hayat doğuyor. Hayat olmasa ölüm; ölüm olmasa hayat olmayacak. Demek ki her ikisi de gerekli. Artı eksi kutuplar gibi.
     Her bitki neslini çoğaltmak ister. Ve ister ki, yeryüzü sırf kendisiyle kaplansın. Başka bitkilere yer kalmasın. Fakat ilâhî adalet onun bu sınırsız artış ve her yeri kaplamak arzusuna sed çeker. Varlığına ne tamamen son verir ne de bütün dünyayı sarmasına imkân tanır. Mevcudiyetini diğer bitkilerle dengeler.
     Keza her hayvan da çoğalmak ister, öyle ki hep kendisi olsun arzu eder. Başkasına hayat hakkı kalmasın der. İlâhî kader ona da bir hat çizer. O hayvanı ne yokluğa iter, ne de sırf onun varlığına olanak tanır. Ona musallat / cebelleş ettiği diğer hayvanlarla sayılarını dengede tutar.
     Zira dünyada her bitkiye, her hayvana ihtiyaç var. Ne sadece bir çeşit bitki ne de sadece bir cins hayvan; aksine her çeşit bitki, her cins hayvanla bu dünya şenlenir ancak.
     İnsana gelince bu fıtrî fetih arzusu her insan ve her millette de var. Her millet dünyaya hâkim olmayı diler. Bunu da bağlandığı ideolojiyi yaymak, hâkim kılmak için gerçekleştirmek ister.
407
     Her milletteki bu hedefler; milletleri daha doğrusu sâhip oldukları devletleri karşı karşıya getirir. Bütün mes’ele bu hedeflere yürürken; bu yüzden karşı karşıya geldiklerinde veya netice aldıklarında yâni fetih müyesser olup da gerçekleşince, karşı devlet vatandaşlarına nasıl muamele edecekleridir. Evrensel hukuka ne kadar bağlı kalacaklarıdır.
     İnsan mükerrem bir varlıktır. Hakikati arar. Böylesi bireylerden oluşan devlet de büyümek, gelişmek ve ilerlemek ihtiyacındadır. Şüphesiz diğer uluslar da aynı şekilde harekete kendilerini  -imkânları nispetinde-  mecbur hissederler.
     Bu, var oluşlarının en tabiî neticesidir. Fakat artık bu yayılmacılık, asrımızda ekonomik ve mânevî alanlara kaymıştır. Nitekim Batı’nın madde-mânâ plânında yaptığı misyonerlik faaliyetleri, modern fethin akıncı kollarıdır. Tabiatiyle her millet az çok böyle bir çabanın içindedir.
     Gelelim sadede / asıl konuya. Fâtih’in fethine.
     İstanbul bir gelin gibiydi. Gelin ise ortak kabul etmez. Ancak birine yâr, öbürüne bâr / yük olacaktı.
     Fâtih Sultan Mehmed’e yâr oldu.
     Çünkü bundan böyle, cihânın Fâtih gibi cihangîr bir hükümdara; Fâtih’in de dünyayı oradan idare edebileceği, İstanbul gibi  “Dünya Cenneti”  bir şehre ihtiyacı vardı.

Terör belasından ne zaman kurtulacağız?

Dün Ankara’da Türkiye tarihinin en büyük terör saldırısı yaşandı. Ankara’da düzenlenecek barış mitingi için bölgeye gidenlerin toplandığı yerde iki ayrı patlama meydana geldi. Başbakanlık Koordinasyon Merkezi’nden yapılan açıklamada düzenlenen hain terör saldırısı sonucu 95 kişinin hayatını kaybetti, 48 kişinin ağır olmak üzere 246 kişinin de yaralandığı açıklandı.
Olayın haberini Uluslararası Altın Safran Belgesel Film Festivali’ne katılmak üzere gittiğim Safranbolu’da aldım. Karabük Safranbolu 16. Uluslararası Safran Belgesel Filim Festivali, Ankara’da 95 kişinin öldüğü terör saldırısının hüznü ile sona erdirildi. Festivale dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen belgeselciler ve akademisyenlerin katıldığı oturumda ana yurdumuz Türkistan coğrafyası belgesel sunumuzu yaptık. Safranbolu’ya Belgeselcilik Yüksek Okulu açılması önerim büyük ilgi gördü. Türk dünyasından gelen belgeselcilerle ortak projeler ve işbirliği yapma kararı aldık. Piri Reisten Katip Çelebi’ye Osmanlı’nın Dünya’ya bakışı sergisi ile Dünya’ya kültür yolculuğu yaptık. Safranbolu’nun çeşitli bölgelerinde Devri Alem programı olarak tarihe not düşüp zamana noterlik yaptık. Bu güzel programın devam ettiği sırada altığımız kötü haber bizleri derinden sarstı. Program da yarıda kesilerek iptal edildi. Ben Safranbolu Belediyesi’ne misafir perverliğinden dolayı teşekkür ederken, Ankara’daki patlamada hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum.
BİR KAÇ GÜN ÖNCE BOMBANIN PATLADIĞI ALANDAYDIK
Geçtiğimiz hafta Çarşamba günü bizde Ankara’ya gitmiştik. Irak Türkmeneli Kültür Günleri nedeniyle aldığım bir davet üzerine Ankara’ya gitmiş, birçok yönetici ve kurum müdürü ile görüşerek belgesel çekimi yapmıştık. Ankara’ya giderken ve geri dönüşümüzde bombanın patladığı alandan geçmiştik. Bu olayın sadece birkaç gün öncesinde orada olmam nedeniyle haberi alır almaz gözümün önünde o yer geldi. Tarihi Ankara Garı’ndan her gün yüzlerce kişi yolculuk yapıyor. Patlamanın olduğu yer normal zamanlarda da oldukça yoğun kalabalığın olduğu bir yer. Burada düzenlenen mitinge Kocaeli’den 9 otobüs kaldırılmıştı. O otobüste yer alan iki kişi de hayatını kaybetti.
TÜRKİYE’DE TÜM PROGRAMLAR İPTAL EDİLİYOR
Safranbolu’da düzenlenen bu program gibi başta Gebze bölgesinde olmak üzere, birçok siyasi, kültürel, spor aktiviteleri de yaşanan bu olay nedeniyle iptal edildi ya da ertelendi. Yaklaşık 40 yıldır gazetecilik ve belgesel programcılığı yapan bir gazeteci olarak terör ile ilgili bu köşeden daha önce sayısız makale kaleme aldım. Bu makalelerde terörün gerçek yüzünü, Türkiye’ye oynanan oyunları ve ülkemizde yaşanan ateş çemberini düşüncelerim ve yaptığım araştırmalar ölçüsünde sizlerle paylaştım.
NELER YAZDIK?
Daha önce terörle ilgili kaleme aldığım yazıların bir kaçının linklerini sizlerle paylaşmak istiyorum. En son kaleme aldığım Terör sona erecek mi? başlıklı yazıyı; http://www.gebzegazetesi.com/teror-sona-erecek-mi-makale,1170.html adresindeki linkten, Ateş çemberindeki Türkiye başlıklı yazıyı; http://www.belgeselyayincilik.com/ismail-kahraman/makale-arsivi/makaleler/ates-cemberindeki-turkiye adresindeki linkten okuyabilirsiniz. Diğer makaleleri ise www.belgeselyayincilik.com adresindeki Makale Arşivi bölümünden ulaşabilirsiniz.
HERKES ŞAPKASINI ÖNÜNE KOYUP DÜŞÜNMELİ
Evet, daha önce kaleme aldığımız yazıların linklerini sizlerle paylaştım. 80’li yıllarda sağ-sol tartışmalarıyla başlayan süreç ülkemizde derin izler açılmasına neden olmuştu. Bugün ise bazı güçler ve provokatörler aynı sistem ile bu sefer Türkiye’de bir TÜRK – KÜRT çatışması başlatarak ülkemizi iç savaşın içerisine sokmaya çalışıyor.
Son günlerde ülkemizin hemen hemen her yerinde yaşanan olaylarda görüyoruz ki, ülkemizde Suriye gibi, Irak gibi, Mısır gibi çatışma ortamı yaratılmak isteniyor.
Yetkililer yaşanan terör olayları ile ilgili çalışmalarını yaparken, ben bir kez de bu köşeden sesimizin ulaştığı herkese seslenmek istiyorum. Yakmak, yıkmak çözüm değil. Önemli olan yapıcı olmak. Bu sağduyu ve duyarlılık çerçevesinde sorunlara yaklaşmalı bu konunun çözümü noktasındaki görüşlerimizi yetkili mercilere iletmeliyiz. Lütfen bizleri iç savaşın eşiğine getirmek isteyen güçlere izin vermeyelim. İnanıyorum ki, terör hiçbir zaman amacına ulaşamayacak.
Ülkemiz bu olayın ardından görünüyor ki çok büyük tehdit altındadır. Burada bize düşen çok dikkatli olmak ve olayları iyi analiz etmek. Buradan tüm kurumların yetkili ve etkili yöneticilerine, siyasetçilere ve siyasi partilerin genel başkanlarına seslenmek istiyorum. Bu ülke hepimizin. Ülke giderse hepimiz gideriz. Bu nedenle siyasi kaygılar, düşünceler ve her şey bir kenara bırakılarak terör olaylarıyla ilgili çok büyük yaptırım ve çalışmalar hayata geçirilmeli. Artık kaybedecek vakit yok.