Ana Sayfa

Selçuklu’dan Osmanlı’ya Antalya’da Devr-i Alem

SELÇUKLU’dan OSMANLI’ya ANTALYA’da DEVR-İ ALEM

 Antalya’da yok olan tarihimiz

Antalya deyince akla deniz turizmi  ve yabancı turist gelir. Bir de Aspendos, Perge ve Demre gibi Hıristiyan kültür ve uygarlığına yönelik tarihi mekânlar hatırlanır. Antalya aslında Selçukludan Osmanlı’ya muhteşem kültür mirasımızın bulunduğu vakıf medeniyetimizin muhteşem eserlerinin yer aldığı bölgedir. Kısaca Antalya Selçukludan Osmanlı’ya kültür şehridir, tarih şehridir. Medeniyet mirasımızın muhteşem eserlerinin bulunduğu bölgedir.

Antalya’ya birkaç kez gitme fırsatım oldu.

İlk kez 1980’li yıllarda TRT muhabiri olarak TRT Eğitim seminerine katılmak üzere gitmiştim.  Ondan sonra birkaç kez daha gittim. Her gidişimde kültür mirasımızın belgesellerini çekerek tarihe not düşüp zamana noterlik yapmaktayım.  Antalya’da hazırladığım “Selçuklu Şehri Antalya” belgeselimiz birçok TV kanalında halen yayınlanmakta ve büyük bir beğeni ile izleyicilerden takdir toplamakta. Bu takdirleri zaman zaman hem telefon hem de mail yoluyla almaktayım. Aslında Antalya için başlı başına geniş çaplı bir belgesel yapılmalı.

Son olarak Antalya’ya 29 Mayıs 2012 tarihinde Kumluca Belediyesi’nin organize ettiği ve binlerce kişinin katıldığı “İstanbul Fethi, Fatih sultan Mehmet ve Fetih ruhu” konulu konferans için gitmiştim. Bu konu da ki haberi de www.belgeselyayincilik.com adresinden okuyabilirsiniz.

Sizler bu satırları okuduğunuz sırada ben yine Antalya yollarındayım. Devr-i Âlem programını Antalya’da yakından izleyen, bizleri sürekli Antalya’ya davet eden gönül dostlarının davetlisi olarak  hafta sonu  Antalya’da olacağım.  Yine belgesel çekimlerimizi yapacak, Antalya’yı tanıtmaya devam edeceğim. Sizleri daha önce Antalya’da yaptığım  belgesel çekimleri  yazıları ile baş başa bırakırken birkaç hususa değinmek istiyorum.

Antalya Türkiye’nin önemli illerinden birisi. İslam medeniyeti Antalya’ya 7.yüzyıl’da Emeviler döneminde geldi. Türklerin gelişi ise Selçuklularla oldu. Osmanlı büyük bir vakıf medeniyeti kurdu Antalya’ya. Antalya, Kültür ve Medeniyet tarihimizin muhteşem eserlerini taşıyor. Ama ne acıdır, Antalya’da ki medeniyet eserlerimize önem vermiyoruz. Antalya’nın İslam Medeniyeti, Selçuklu ve Osmanlı geçmişini ortaya çıkarmak, bu konuda belgeseller hazırlayıp TV’lere dağıtmak için kendi kendime görev verdim. Bu uğurda çalışmalarımı sürdüreceğim.

Ortodoks Rus turistler Antalya Demre’ye önem verirken, Antalyalıların İslam Medeniyeti’nin Rusya’ya Ortodokslardan yıllar önce gittiğini biliyorlar mı? Her yıl 10 Haziran’da Tataristan’ın İdil nehri boylarında Bolgar Türkleri’nin İslamiyeti kabul ettiği yıl dönümü kutlanmakta. Bu sene bu törenlere bizde katıldık. 10 Haziran 2012 tarihinde Rusya’nın Özerk Cumhuriyeti Tataristan’ın İdil boylarında İslam Medeniyeti’nin Rusya’ya girişinin 1090. yıl dönümü törenlerine katıldım. Bu konuda kaleme aldığım iki ayrı yazı www.belgeselyayincilik.com sitemizden Rusya’da Devri Alem ve Tataristan’da Devri Alem başlıklarıyla http://www.belgeselyayincilik.com/genel/rusya%e2%80%99da-devr-i-alem, http://www.belgeselyayincilik.com/genel/kazandan-idil-nehrine-islam-medeniyeti-belgeseli  linklerinde bu yazılarda Rusya’da ve Tataristan’da ki İslam Medeniyeti’nin ihtişamını görecek, Rus turistler Demre’ye ilgili gösterirken Antalyalılarda Tataristan’da İdil boylarına ilgi gösterecektir.

Antalya ile ilgili 5 yıl önce hazırladığımız belgesel halen TV’lerde yayınlanmaya devam ediyor. Antalya’da yok olan Selçuklu ve Osmanlı eserlerini bu belgeselde gündeme getirmiş bulunmaktayız. Belgeseli www.gebzegazetesi.com’da  internet üzerinden yayın yapan Gebze Gazetesi TV’den izleyebilirsiniz.

Şimdi sizleri Antalya ile ilgili hazırladığım belgesel tadında Antalya’ya Kültür yolculuğu yazısı ile baş başa bırakmak istiyorum.

BELGESEL TADINDA ANTALYA’YA KÜLTÜR YOLCULUĞU

Yüzölçümü: 20.788

Nüfusu: 1.726.205

İl Trafik kodu: 07

Telefon Kodu: 242

İlçeleri: Akseki, Alanya, Elmalı, Finike, Gazipaşa, Gündoğmuş, İbradı, Kale, Kemer, Kaş, Korkuteli, Kumluca, Manavgat, Serik.

Anadolu’nun en bereketli coğrafyasında yer alan şehir. Antik Pamphylia, Pisidia ve Lykia bölgelerinin kesiştiği bir nokta. Bereketli coğrafyalara, renkli birçok kültürlere ev sahipliği yapan bir Kent.. Tarih boyunca içinde hep değişik kültürleri, değişik sanatları ve değişik efsaneleri dorukta yaşatmış, doğal güzellikleri denizi ve tarihiyle Akdeniz bölgesinin olduğu gibi yurdumuzun turizm potansiyeli en yüksek illerimizden birisi Antalya..

Antalya’nın doğusunda Mersin ve Karaman, Kuzeyinde Konya, Isparta ve Burdur. Batısında Muğla, güneyinde Akdeniz bulunuyor.

Antalya, M.Ö 546 yılına kadar Lidya Krallığı bu tarihten sonra da Pers hakimiyetine girmiş. Ardından Büyük İskender, bölgedeki bütün kentleri işgal etmiş. Büyük İskender M.Ö. 323 yılında ölünce, generalleri arasında uzun yıllar süren savaşlar başlar ve bu savaşlar M.Ö. 188 yılına kadar sürer. M.Ö. 2. yüzyılda Antalya’nın batı kesimi Bergama Kralı II. Attalos’un eline geçer ve Kral Akdeniz’in batı kıyısında kendi adı ile anılan “Attalia”yı; yani bugünkü Antalya Şehrini kurar. Bu tarihten itibaren kent Attalaia adıyla anılır. Daha sonra Adalia ve Adalya gibi isimler alarak günümüze Antalya olarak ulaşır. Ve daha sonra Roma dönemi..

M.S. 2. yüzyıldan itibaren bölgede hıristiyanlığın yayılmaya başladığını görüyoruz. Bizans egemenliği sırasında, M.S. 5. ve 6. yüzyıllara kadar Antalya’nın yeni bir gelişme devri geçirdiği biliniyor.

1207 yılında Selçukluların kente hakimiyeti ile Antalya’da Türk-İslam Dönemi başladı. Antalya’nın Osmanlı denetimine girişi I.Murat zamanında oldu. Birinci Dünya Savaşı’na kadar Osmanlı yönetiminde kalan Antalya, Teke Sancağı’na bağlı önemli bir liman kenti olarak varlığını sürdürdü.

Şelaleler kenti Antalya

Antalya ve çevresinde birçok antik şehir yer alıyor. İşte Antalya yolu üzerinde Aspendos, İşte Perge ve Side… Bu tarihi yerlerden başka Antalya sahil ve plajlarıyla da biliniyor.  Konyaaltı, Karpuz kaldıran ve Lara sahilleri ünlü. Antalya ayrıca şelaleler şehri olarak da ün yapmış. Düden, Manavgat ve Kurşunlu Şelaleleri, yerli ve yabancı binlerce turistin uğrak yerleri arasında yer alıyor. Yayla ve kış sporlarının yapıldığı Beydağları ve Saklı kent ise şehrin birer tabiat harikası.

Surlar, camiler, kiliseler, , medreseler, mescitler, hanlar ve hamamlar… Hepsi burada. Ya Kaleiçi surlarının çepeçevre sarıp kucakladığı yat limanına ne demeli? Sabahı ayrı güzel, akşamı ayrı…

Tarihi eserlerle tabiat bütünleşiyor

Antalya’yı gezmeye tarihi kent merkezinden başlıyoruz.. Antalya saat kulesi gülümseyip Akdeniz’e selam veriyor. Yivli Minare, Kesik Minare, dar sokakları ve tarihi evleriyle Antalya’nın gözbebeği Kaleiçi aynı zamanda Antalya’nın sembolü. Antalya kaleiçinde en güzel örneklerini görebileceğiniz geleneksel Türk mimarisinin göze çarpan ilk özellikleri tabiatla uyum içinde olmaları. Bu mekanların tamamını yürüyerek dolaşabilirsiniz.

Antalya Antik Şehri, atnalı şeklindeki iki kalın duvar tarafından korunmaya alınmış. Görülmeye değer.

Yivli Minare ve Külliyesi, Kale kapısı semtinde bulunan ve çok sayıda Selçuklu yapıtından oluşan eserler topluluğudur. Yivli Minare, Yivli Camii, Gıyaseddin Keyhüsrev Medresesi, Selçuklu Medresesi, Mevlevihane, Zincirkıran Türbesi ve Nigar Hatun Türbesi’nin yer aldığı yapılardan oluşur.Yivli Minare Antalya’daki ilk İslam yapılarından ve 13. yüzyıla ait bir Selçuklu eseri. Yivli Minare karşısındaki Ulu Cami Medresesi, 13. Yüzyılda Selçuklarından kalma.

Kale içinde Saat kulesinin yakın komşusu Tekeli Mehmet paşa camiine uğruyoruz, bir fatihayla söyleştiğimiz Mehmet Paşa gelenleri ilginç bir atmosferle karşılıyor. Alara han ve Alara kalesi henüz tam olarak çözemediğimiz sırlarla dopdolu.Kim bilir kaç garip bu handa gurbet türküleri söyledi, kaç asker su kalede nöbet tuttu bekledi.Şimdi bir Türk hamamında yıkanıp arınmaya ne dersiniz pazar hamamı en eskisi en ünlüsü Antalya’da.

Antalya, Türkiye’nin önemli turizm merkezilerinden biri. Turizm, il ve kent merkezi ekonomisini belirliyor. Antalya aynı zamanda büyük ölçekli göç alan illerimizden biri.

Torosların güneylerinden kaynaklanan çok sayıda irili ufaklı akarsu, geçtikleri yerlerde ve denize dökülürken eşine ender rastlanır güzellikte şelaleler oluşturuyorlar.Antalya’nın merkezi bizi sihirli güzellikleriyle bir türlü bırakmak istemiyor ama gönlümüz gezinmek arzusunda, gezmek görmek daha çok güzelliklere tanık olmak geçmişten. Bu hevesle Alanya’ya hareket ediyoruz.Yol boyunca portakal bahçeleri bize eşlik ediyor.

Şeyh Secahaddin ve Şeyh Sinan türbeleri büyüleyici havalarıyla bizi tefekküre sevk ediyor. Akdeniz sıcağının belki de en hasmane haliyle hüküm sürdüğü Alanya, yakın geçmişe dek bir narenciye ve muz cennetiydi. Daha sonra gerçekleşen turizmle tanışma ise Antalya’nın bu güzel ilçesinin çehresini tümüyle değiştirdi. Alanya kalesi Akdeniz’in sahibi benim der gibi haşmetli. Selçuklu yadigarı bir camii bizlere gülümsüyor, adı Süleymaniye. Selçuklular zamanında kırmızı tuğlalarla inşa edilmiş kızıl kule ise bir sanat abidesi. Alanya’da, Alanya müzesi ve Damlataş mağarası görülecek diğer önemli yerler arasında.

Yaz, tatil, Antalya… Bu üç kelimeyi yan yana getirince hepimizin aklına Kaş’tan Alanya’ya kadar uzanan uçsuz bucaksız kumsallarda güneşin ve denizin tadını çıkarmak gelir.

Festivaller şehri Antalya

Günümüzde Antalya bir festivaller şehri, en önemli festivalden biri, her yıl Ekim’de yapılan Altın Portakal Film Festivalidir. Türkiye’de en iyi korunmuş Roma anfitiyatrosu olan ve daha sonra 13. YY.da Selçuklu Sarayı olarak kullanılan Aspendos Tiyatrosunun insan yapımı muhteşemliği ve yakın çevresinin doğal güzelliği, bir müzik şöleni ile birleştirildi.

Antalya- Alanya karayolunun 17. km.’ sinde, Düden ve Aksu akarsuları arasında, Aksu İlçesi’nde bulunan Perge harabeleri, Türkiye’nin iyi korunmuş harabe yerlerinden birisi.

Antalya’yı anlatmak mümkün değil. Onu yaşamak gerekiyor. Biz az da olsa anlatmaya çalıştık. Şehirden ayrılmadan önce, Damlataş Mağarasını, Düden ve Kurşunlu şelalesini, perge, Aspendos, Kaş gibi yerleri mutlaka görmeli, portakal ve bergamut reçelinden yemeli, yörük kilimleri ve hediyelik eşyalardan satın almalısınız.

Şair ne güzel söylemiş:

Dalgalanan deniz değil tarihtir

Eteğinde ormanın, dağın taşın kayanın

Hem zor görmeyene Antalya’yı anlatmak

Hem övgüye eyvallahı yok Antalya’nın..

ANTALYA’DA YOK OLAN SELÇUKLU VE OSMANLI MEDENİYETİ (2008-Gebze Gazetesi / Devr-i Alem)

2008 yılı Mart ayın’ da  Konferans vermek üzere  gittiğim Antalya’da  a yok olan Selçuklu vakıf medeniyeti eserlerinin durumu beni derinden üzmüştü. Elmalı’da camisiz mahzun bir abadi gibi duran kesik Minare’nin hali içler acısı, Sinan-i Ümmi külliyesi’nin sahipsiz hali. Ketenci Ömer Paşa Camisi’nin durumu karşısında çok üzülmüştüm. Adını Şehzade Korkut’tan alan Korkuteli’ndeki Alaettin cami’nin perişan hali. Bir sanat harikası olan Alaettin Cami’nin kapı girişinin yıkılmak üzere olması ve duvarlarının yer yer yıkılması üzücü ve düşündürücü. Şehir içindeki Selçuklu hamamı sahipsiz haldeydi.

Antalya merkezde kala içinde belgesel çekimleri yaptım. Kesik minare veya Korkut Camisi 1846 yılında yakılmış. Bir zamanlar caminin için çöplük ve tinerci yatağıymış. Vakıflar Genel müdürlüğü sahip çıkmaya başlamış.Antalya’nın simgesi Yivli minare camisi ve minaresi ile birlikte külliye’de Vakıflar genel müdürlüğü tamirat çalışmaları yapmış. Külliye aslına uygun şekilde tamir edilmesi sevindirici..Antalya’da Roma dönemine ait eserlerin bulunduğu Serik, Aspendos gibi bölgelerdeki Roma eserlerine bölge halkı sahip çıkarken neden Selçuklu eserlerine ilgisiz kalıyor?  Üzücü.

Perge-Aksu’da kaderine terk edilen Selçukludan kalma cami yıkılmak üzere. Diğer bölgelerde Roma eserleri içinde kalan Selçukludan kalma mescit, çeşme ve köprü gibi vakıf medeniyetimizin muhteşem eserleri’ne sahip çıkmak hepimizin görevi. Koruma Kurulu’nun Selçuklu eserlerine ilgisiz kalması düşündürücü.

Alanya yakınlarında Alara hana son döneminde sahip çıkılmış. Han bugün güzel bir durumda.  Alanya -Konak’taki muhteşem Selçuklu Hanı’nın içindeki tarihi Selçuklu mescidi disko olmuş. Kale meyhane halinde. Vakıflar Genel Müdürlüğü Alanya kalesine yıllar sonra sahip çıkmaya başlamış. Osmanlı eseri Kale veya Süleyman paşa cami tamir edilmiş. Bedesten tamir görmüş. Selçuklu eserleri yok olmaktan kurtarılmış.Alanya’da beni en çok yıkılmaya terk edilmiş Karamanoğulları’na ait eserler ilgilendirdi. Dim vadisi girişindeki Ümmiye medresesi yıkılmaya terk edilmiş.  Duvarlar yıkılmış hazine avcılarının tecavüzü sürüyor.   Medrese Duvarlar ve içinde ağaçlar bitmiş. Sahipsiz bir durumda.

Karamanoğulları tarafından yapılan Gülevşen Camisi içler acısı. 800 yıl önce yapılan bu muhteşem Karaman cami mihrabı ayakta. Kapı süslemeleri ve kitabe görülmeye değer. Cami’nin yıkılmaya terk edilmesi.Vefasızlığımızın bir belgesi. Cami’nin yanında Karamanoğlu Alaettin Bey türbesi ahır yapılmış. Manzara dehşet.

Antalya’da  Devr-i Alem

Devr-i Alem programının gerek yurt içi ve gerekse yurt dışından çok vefakar bir izleyici topluluğunun olması beni daha çok çalışmaya ve değişik yerlerin belgeselini çekmeye itiyor. Sağlığımız ve imkanımız el verdiği sürece hiçbir maddi beklenti gözetmeden kültür ve medeniyet tarihimize vefa borcumu ödemek üzere Devr-i Alem Belgesel çekimlerimizi sürdüreceğiz. Gerçekten tarihimize karşı büyük vefa borcumuz var. Antalya’yı deniz turizmi olla algısından çıkarıp Selçukludan Osmanlı’ya Vakıflar şehri kültür ve medeniyet şehrimiz Yörüklerin anavatanı olduğunu tüm dünyaya duyuracağız. Antalya’yı bir kez de Devr-i Alem belgesel programından izlemek için. (www.gebzegazetesi.com) ve (www.belgeselyayincilik.com) sitlerine girerek  Antalya belgeselini  internet üzerinden  izleyebilirsiniz.

Rus turistler neden Antalya’ya geliyor?

Bu köşede Antalya’nın Selçukludan Osmanlı’ya kültür ve medeniyet tarihimizin önemli izlerinin bulunduğu bir vakıf şehri olduğunu anlatmıştım. Bugün sizlere Toros dağlarının zirvesinden Elmalı’dan ve Korkuteli’nden sesleniyorum. Devr-i Âlem programının izleyicilerini davetlisi olarak iftar programına katılmak üzere gittiğim Antalya’da yeni belgesel çekimlerimize Korkuteli ve Elmalı’da devam ediyoruz.

Demre’deki Noel Baba yalanı

Elmalı çok önemli bir merkez. Tarih boyu Ruslar sıcak denizlere inmek için Antalya’nın Demre kentindeki Noel baba’yı kendilerine kutsal merkez seçmişlerdi. Ortodoks Hıristiyan dünyası Noel Baba’nın Demre’de olduğunu her fırsatta duyurmakta. Bunun asıl amacı Rus Ortodoks İmparatorluğunun Akdeniz’e inmesini amaçlamaktı. Bizim sözde kültür adamı ve turizmciler Rusların bu amacına hizmet etmekte Demre’yi Ortodoks dünyasının sözde kutsal merkezi haline getirmekte. Aslında Demre’deki Noel Baba tamamen bir uydurma. Geçmişten günümüze Ortodoks Hrıstiyanlığın lideri olan Rusların sıcak denizlere inmek için Ortodokslara karşı uydurduğu bir propagandadadır.

Elmalı neden maneviyat merkezi haline geldi?

 Osmanlı döneminde Rusların bu siyasi emelini yok etmek için Demre’ye giden yol üzerindeki Elmalı’yı Sünni İslam için Sinan-ı Ümmi gibi tasavvuf ehli aracılığı ile kutsal merkez haline getirilmiştir. Ayrıca Elmalı yakınlarındaki Tekke köy ise Hacı Bektaş’ın soyundan olan ve önde gelen halifelerinden olan Abdal Musa ile Alevi İslam inancı için kutsal merkez haline getirilmiştir. Bunun en önemli nedeni Ortodoks Rus Hıristiyanların Demre’ye geçiş güzergâhı İslam âlemi için manevi bir merkeze dönüştürülerek Ortodoksların Demre’ye inişi bu şekilde engellenmiştir. Bugün artık karayolundan gidilmiyor. Antalya’nın her yerinde Rus turistler cirit atıyor. Rusların Antalya’yı tercih etmelerinin en önemli nedenleri geçmişteki bu Ortodoks inancı olduğu unutulmamalıdır. Biz Devr-i Âlem Programı olarak kendi gayretlerimizle Elmalı ve Korkuteli’ndeki kültür ve medeniyetimizi belgeselleştirerek tarihe karşı vefa borcumuzu ödemeye çalışıyoruz. Elmalı, Korkuteli ve Yörüklerle ilgili yaptığımız kısa bir araştırmayı sizlerin bilgilerine sunuyorum.

Elmalı ve Korkuteli’nde çekim yaptım

Daha öncede gelip çekim yaptığım Antalya’da bu kez Merkez, Elmalı ve Korkuteli’nde araştırma yaparak, çekimler yaptım.İlk kez gittiğim, tarihi şahsiyetler yetiştiren Elmalı ile Korkuteli yok olmaya yüz tutmuş Selçuklu tarihi eserleriyle dolu. Osmanlı’nın ilk belediye teşkilatını kurduğu Elmalı’nın Gönül Sultanı Sinan-i Ümmi’nin, Niyazi Mısri’nin, Abdal Musa’nın, Atatürk’ün emriyle tefsir hazırlayan ve Hak Dini Kur’an Dili meal ve tefsir yazarı Merhum Elmalılı Hamdi Yazırla özdeşleşen Elmalı’da bulunan tarihi yerleri gezerek çekimler yaptım.

Nasıl ki Hıristiyan dünyası Demre’ye önem veriyor, burada hala misyonerlik faaliyetlerini sürdürüyorsa, Müslümanlar içinde Elmalı çok önemli bir yere sahip. Ancak ne yazık ki biz sahip olduğumuz değerleri yeterince koruyamıyoruz.

Elmalı

Antalya’nın eski yerleşim yerlerinden biri olan Elmalı, uzun ve zengin tarihi boyunca birçok medeniyete tanıklık etmiş, yörenin tarihi, M.Ö. 5. ve 4. yüzyıllarda yaşamış olan Likyalılar ile başlamıştır. Beldenin M.Ö. 2000-3000 yıllarına varan yaşantısı, hala tarihin karanlık örtüsü altındadır. Ancak bu devirlere ait mezarlarda yapılan kazılar ve incelemeler, Likyalıların bir Asya Kavimi olduğunu kabule imkân vermiştir. Likya olarak anılan bölge, Roma ve Bizans İmparatorluğu’nun, Selçuklu Devletinin, Teke Beyliği’nin, Osmanlı İmparatorluğu’nun yönetiminde kalmıştır. Özellikle Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde bölgenin en gelişmiş yöresi olarak kültür, sanat ve ticaret alanlarında çevresine örnek olmuş, Likya’nın kuzeyini temsil eden önemli şehirlerden biri olarak kabul edilmiştir. Bölgede yapılan arkeolojik kazılar sonucu yaşanan tarihe ve tanrıçalara ev sahipliği yapan birçok tarihi eser gün ışığına çıkartılmıştır. Bunlardan bazıları olan Kızılbeli Mezarları, Likya Yolu, Fildişi Çocuklu Kadın Heykeli, Gümüş Kral Heykeli, Semahöyük Küp Mezarları, Yapraklı Köyü Yazılı Kaya, Armutlu Köyü Kaya Mezarı, Söğle Yaylası Arı Serenleri tarihsel ve kültürel zenginliğin göstergeleridir.

Bunlara ek olarak Elmalı’nın gelişimi, yörenin Yıldırım Beyazıt zamanında Osmanlı idaresine geçmesi, Osmanlı Devleti’nin ilk zamanlarında Anadolu Eyaletine bağlı olan Teke Livası’nın merkezi ve Teke Paşaları’nın ikametgâhı olmasının ardından idare merkezinin Antalya’ya nakledilmesi üzerine yörenin kaza haline gelmesiyle özetlenebilir. İlçe sıra ile “Kabalı, Amelas, Elmalı” isimlerini almış, ancak bu isimlerin nereden kaynaklandığına dair kesin bir delil bulunamamıştır.

Elmalı evleri

Eski çarşıları, arastaları ve dar sokaklarıyla, her adımda tarihin derinliklerine uzanarak Anadolu kültürünü yansıtan Elmalı, Elmalı Dağı yakınlarında kurulan oldukça eski bir yerleşim yeridir. Geçmişinin cazibesini bugünlere taşıyan yöre; iklimi, doğal güzellikleri ve Sedir Ormanları ile büyük bir turizm potansiyeli taşımaktadır.Cumbaları, eski tip pencereleri ve parlak renkleriyle ilçeyi süsyelen evler ise, zamanın çok gerilerinden bugünü anlatırcasına hala dimdik ayaktadır. Sadece yaşama değil, seyirlik zamanlara da ilham kaynağı olan çift cumbalı ahşap Elmalı Evleri, en az Safranbolu Evleri kadar otantik bir yapıya sahiptir. ve karakteristik özelliklerinin çoğunu bugüne kadar korumayı başarmıştır.

En az 500 yıllık bu evlerin mimari bir öğesi olan ahşap dokusunda, yörenin zenginliği olan sedir ağaçlarından bol miktarda kullanılmıştır. Süslemelerdeki stilize ağaçları, çiçek motifleri ve altı köşeli yıldızlarıyla da Anadolu Kültürünü yansıtan eşsiz örneklerdendir.Elmalı Evleri içerisinde ele alınabilecek en güzel örnek Yeşil Kapıdır. 1600 yılında yapılmış olan bu yapının ahşap işçiliği, insanı şaşırtacak kadar özel bir ustalığın eseridir.Etrafı ormanlarla çevrili Elmalı’da ahşabın mimari bir malzeme olarak kullanıldığı yapılar içinde en görkemlileri Elmalı’nın Tahtamescit Mahallesi’nde Aylar Sokağı’ndaki Elmalı Evleri’dir ki bu sokakta adım adım tarihin izine tanıklık etmek mümkündür.

Korkuteli

Korkuteli Antalya’nın kuzey batısında ve Antalya’ya 60 Km. uzaklıkta bulunmaktadır. Evliya Çelebi’nin Istanoz hakkında yazdığı bilgiye göre burada İsinda adında bir kasaba vardı. İsinda Kasabası Pisidyalılar zamanında kurulmuştur. Alaaddin Kışla Mahallesinde İsinda kasabası Pisidyalılara ait şehir kalıntılarına rastlanmaktadır. Pisidya Cumhuriyeti Eti İmparatorluğuna bağlı, içişlerinde bağımsız bir devlet idi. Pamiiya Karyalıkya gibi diğer küçük devletlerle komşu bulunuyordu. Pisidya’ nın çevresinde bulunan diğer küçük devletlerden bazıları şunlardır. KOMABE (Garipçe),KRATOPOLİS (Kızılkaya),LEGOST (Büyükköy Yakası),POGLA (Çomaklı),SERGÜCİA (Bayat),TİMPRİANDA (İmrahor),VEBRE (Bozova),TERMESUS (Güllükdağı) gibi.

Korkuteli adı

Antalya ve çevresi 1392 yılında Yıldırım BEYAZIT tarafından alınmış idaresi oğlu İsa ÇELEBİ’ye verilmiştir.1402 Ankara savaşından sonra Timur bu bölgeyi Hamitoğullarından alıp Tekebeyi Osman Beye vermiş ise de Antalya da bulunan sancak beyi Hamza Bey Korkuteli’de bulunan Osman beyin üzerine yürüyerek 1423 yılında ortadan kaldırmıştır.Yavuz Sultan SELİM zamanında Kardeşi Şehzade KORKUT Antalya’da sancak beyi idi.İki kardeşin arası açılınca öldürülmekten korkan Şehzade KORKUT Osmankalfalar köyü yakınındaki bir mağarada saklanmakta iken 1310 tarihinde burada kardeşi tarafından boğdurulmuştur.Antalya Osmanlı İmparatorluğu zamanında Anadolu eyaletinin Teke Vilayeti iken 1864 de vilayet taksimatı yapılınca Konya Vilayetinin Teke Sancağına merkez olmuştur.Korkuteli 1879 tarihinde Teke Sancağına bağlı nahiye merkezi olmuştur.1915 yılında Temmuz ayında Antalya Mutasarrufluğuna bağlı ilçe merkezi olmuş adına Istanoz olarak söylene gelmiştir.Yine bu tarihte Vilayet Meclisinin kararı ile Şehzade KORKUT’a izafeten ilçenin adı KORKUTELİ olarak kabul edilmiştir.

Yörüklerle ilgili araştırma

Yörüklerle ilgili de araştırma ve çekimlerim devam ediyor.  Bozok ve Üçoklara dayanan soyları ile konargöçer yaşantılarına devam etmeye çalışan Yörüklerimiz.tüm olumsuz şartlara rağmen gelenek ve göreneklerini devam ettirmeye çalışan Yörük boylarının, konargöçerlerin; yükseklere çıkmak, uçsuz bucaksız bozkırlara, yeşil ovalara, kıvrım kıvrım akan derelere, yemyeşil çayırlara, alçak tepelere, pınarlı yakalara dağlardan bakmak bir tutkudur.

Yüce dağlarda dolaşmak yiğitliktir, vatanı kuran, kurtaran ve savunan yiğitler, efeler, zeybekler, kızanlar çıkmıştır, Yörük obalarından tarih boyunca. Yörükler her zaman asker sayılırlardı, Türk milletinin özünde varlardı. Asker doğup asker ölmeleri de doğaldı. Tarih incelenirse savaştığımız milletler hep yerleşim birimlerini,savunma ve korunma amacıyla kalelerini dağlara, yüksek tepelere kurmuşlardı. Yüksek tepelere yapılmış düşman kalelerine ilk atağı yapan akıncılar, neferler Yörüklerdi. Yörükler dağlara, yükseklere ulaşma sevdasını vatan sevgisi ve hürriyet özlemiyle birleştirilince dayanır mı kaleler. Yörükler tepelere bir bir hâkim olunca Türk ordusu zaten savaşı kazanmış sayılırdı. Tarih hep böyle yazılmıştı. O nedenledir ki ordunun öncüleri, akıncıları, uç askerleri, atlıları, neferleri, Alperenleri, Yörüklerin gözü pek yağız delikanlılardan seçilirdi.

Evet, sonuç olarak bizim bu yazdıklarımızı ve belgesellerimizi bugün anlayamayanlar bizi komplocu olmakla suçlayabilirler. Ama unutmayalım ki devletler günü değil yüzlerce yılı planlamakta. Bugün çok ucuz paraya Rus turistler Antalya’nın kültür değerlerini yok ettiler.  Karadeniz bölgesi halen nataşaların faturasını ödüyor. Önlem alınmazsa Antalya bu faturayı çok daha ağır ödeyecektir.

 Selçuklu’dan Osmanlı’ya Vakıf ve Kültür Şehri  Antalya (Mayıs -2012/ Gebze Gazetesi)

Fatih ve Fetih Ruhu konferansı

Antalya deyince aklımıza deniz, tatil ve Avrupalı turist gelir. Aslında Antalya, İslam medeniyeti ile 1200 yıl önce tanışıp Selçuklu ve Osmanlı Medeniyet’nin kültür ve medeniyet mirası olan bir şehrimiz. Antalya?ya bir de Milli ve manevi gözle bakarak, Antalya?nın kültür tarihimizde ki yerini anlatmamız gerekiyor.

27 ve 30 Mayıs 2012 tarihleri arasında Antalya’da belgesel çekimleri yaptım. Kumluca belediye başkanı değerli gönül dostu ve kültür adamı Hüsamettin Çetinkaya’nın davetiyle İstanbul’un fethinin 559.yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen konferansa katılıp, hem konferansımı verdim hem de Fetih ve Fatih Ruhu konulu belgesel sunumumu gerçekleştirdim. Konferansa binlerce Kumlucalı’nın katılması Antalya adına beni çok sevindirdi.

Antalya’da Osmanlı ve Selçuklu medeniyet şehri

Konferans için gittiğim Antalya’da belgesel çekimi imkanı da buldum. Belediye tarafından tahsis edilen araçla Kaş’dan, Serik ilçesine bir çok ilçeyi gezip özellikle Selçuklu dönemi kültür mirasını belgeselleştirdim. Ruslar ve Ortodoks dünyasının büyük ilgi gösterdiği Demre’de ki Aziz Nikola kilisesinde belgesel çekimleri yaparak Rusların buraya neden ilgi gösterdiklerini araştırmaya çalıştık. 4 gün içerisinde Antalya?da yaptığım çalışmaları sizlerle paylaşmak istiyorum.

Belgesel çekimlerimi Antalya’nın Kumluca ilçesinde başlayıp geçmiş uygarlıklara ait çekimleri yaptıktan sonra Selçuklu döneminde kalan Şıhlar mahallesinde ki tarihi Selçuklu Mezarlığı ve medresesin harabe halinin görüntülerin çekip vakfı medeniyetinin nasıl talan edildiğini ortaya koydum.

Kumluca Belediye başkanı sayın Hüsamettin Çetinkaya ve kumluca kaymakamı sayın Salih Işık bu mezarlığa sahip çıkacaklarını, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün bu vakfa sahip çıkması için girişimlerde bulunacaklarını söylediler. Toros dağlarının zirvesine çıkarak Yörük Türkleri ile ilgili belgesel çekimleri yaptım. Kumluca’da ayrıca seracılık tarihi, tarım ve ziraatın önemi ve tohumculuğun gelişmesiyle ilgili kumluca eşrafından işadamı sayın Kerim Dalgıç beyden bilgiler aldım. Yörükler ve seracılık ile ilgili ayrıntılı bir araştırma ve belgesel çekimi yapmak için ortak çalışma başlattık.

Finike’den Kaş’a Devr-i Alem

Antalya’nın batı tarafını araştıramamıştım. Konferans vesilesiyle Antalya’da gidemediğim bir çok ilçeyi de gezip görme fırsatım oldu. Portakalı ile ünlü Finike, Rusların büyük ilgi gösterdiği Demre, Yunanistan’ın Meyis adası karşısında ki Kaş ilçesini adım adım gezdim. Türk basın tarihinde çok tartışılacak eski Ankara Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Beyhan Cenkçi döneminde Cemiyet adına alınan 1040 dönüm yerde ki villalar, oteller, malikaneler ve arsaların bugün kimlerin elinde olduğunu, buraların yabancılara nasıl satıldığını, gazetecilik mesleğinin kullanılarak bu yerlerin nasıl ele geçirildiğini de araştırma imkanım oldu. Bunu başlı başına bir belgesel konusu yapmak istiyorum.

Kemer’de yok olan Selçuklu sarayı

Batı Antalya?da bir çok antik kent var. Antik kentleri Türkiye cumhuriyeti devleti büyük paralar harcayarak restore ve tamir ediyor. Buralar tamir edilmeli, ancak buralara gösterilen ilgi İslam medeniyeti ve Selçuklu eserlerini de gösterilmeli. Kaş ilçesinde 1200 yıl önce Müslüman Araplar tarafından yapılan hamam çoktan enkaz haline gelmiş. Tarihi kemer ilçesinde Selçuklu Dönemine ait 800 yıl önce yapılan Tarihi Selçuklu sarayı ise yıkılıp yok olmuş. Bu eserlere sahip çıkmak vicdan borcu, milli bir görev. Buralarda belgesel çekimi yaparak tarihe ve ecdada karşı vefa borcumu ödemeye çalıştım. Rusların büyük ilgi gösterdiği Demrede ki Aziz Nikola kilisesinde belgesel çekimi yaparak Rusların ilgisini araştırdık. Kemer ilçesinde ki Selçuklu sarayı yok olmak üzere.

Toros dağları zirvesinde yaşayan Yörüklerin son temsilcileriyle görüştük.

Antalya’da Fatih ve Fetih ruhu konferansı

Kumluca Belediye Başkanı Hüsamettin Çetinkaya’nın davetiyle geldiğimiz Antalya’da çalışmalarımız tüm hızıyla sürüyor. Kumluca Belediyesi’nin organize ettiği “Fatih ve Fetih ruhu” konferansa katılmak için geldiğim Antalya’da dolu dolu üç gün geçiriyoruz.

Kumluca Belediyesi’nin organize ettiği ve açık havada düzenlenen Fatih ve fetih ruhu konferansı önceki akşam gerçekleştirildi. Yaklaşık 2 bin 500 kişi konferansı takip ederek İstanbul’un fethine giden yolda bilgi sahibi oldu. Kumluca Kültür Park’ta düzenlenen konferansı Kumluca Kaymakamı Salih Işık, Kumluca Belediye Başkanı Hüsamettin Çetinkaya, İlçe Emniyet Müdürü Nail Çetinkaya, Mavikent Belediye Başkanı Erdeniz Yavuz, belediye meclis üyeleri, siyasi parti ilçe yöneticileri, daire amirleri ve vatandaşlar izledi.

Fatih ve Fetih Ruhu

İstanbul’un fethinin 559. yıl dönümü dolayısıyla Kumluca Belediyesi organizasyonluğunda düzenlenen fetih gecesi birbirinden renkli görüntülere sahne oldu. Gecede ilk olarak Kumluca Belediyesi Mehter Takımı sahnede yerini aldı. Konser yürüyüşüyle sahne çıkan Mehter Takımı, izleyiciler tarafından alkış topladı.

Gecenin açılış konuşmasını yapan Kumluca Belediye Başkanı Hüsamettin Çetinkaya, tarihte 559 yıl önce yaşanmış bir İstanbul’un Fethi?nin, düzenlemiş oldukları gecede yad ettiklerini söyledi. Çetinkaya, fethin tarihi maneviyatının yanı sıra farklı bir konuya değinmek istediği belirterek, sivil toplum örgütleri tarafından her yıl mayıs ayında öğrenci yurtları yararına düzenlenen kermes etkinliğinin önemine dikkat çekti.

Başkan Çetinkaya?nın konuşmasının ardından ben de bir saate yakın İstanbul?un fethi konulu konferans verdim. Slayt sunumuyla Orta Asya’dan, Orhun abidelerinden, fatih?in fethettiği Trabzon, Mora yarımadası, Kırım gibi yerleri izleyicilere görsel olarak sunarak ecdadı araştırmak için dünyanın birçok ülkesinde yaptığımız araştırmaları anlattım.  Konuşmamda Gelecek nesillere tarihi gerçekleriyle emanet etmek için izleyicilerden kitap okumalarını ve araştırmalarını isteyerek, kermesin ve gecenin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ettim.

Sunumdan önce Kumluca Belediyesi’nin mehter takımı sahne aldı. Mehter takımı 70 yaşına kadar her yaş grubundan insanlardan oluşuyor. Belediye personeli olmayıp gönüllü halktan oluşan Mehter takımı eşsiz bir müzik ziyafeti sunarken, kumluca Belediyesi sadece sosyal belediyecilik değil, kültürel belediyecilik yönünden de önemli işler yapıyoruz.

Antalya çekimlerimiz sürüyor

Antalya temaslarımızda, Kumluca, Kemer, Finike, Demre, Kaş gibi ilçelerde araştırma yaptık. Antalya?da geçmişi 3 bin 500 yıllık süreci bulan antik kentler bulunuyor. Selçuklu dönemine ait ise bir medrese ve bir mezarlık bulunuyor. Burada çekimler yapan ilk Türk belgesel TV ekibi olurken, tarihimizin geniş örneklerini buradan bulduk.Ayrıca Türk kültürü için büyük önem taşıyan Yörükleri de burada ziyaret ettik. Toros dağlarının zirvesine çıkarak buralarda yaşayan Yörüklerle söyleşiler yaptık. Sıkıntılarını, yaşam tarzlarını, beklentilerini dinlediğimiz Yörüklerle ilgili önemli bir çalışmayı başlattık.

Kumluca Kültür Park’ta düzenlenen konferansı Kumluca Kaymakamı Salih Işık, Kumluca Belediye Başkanı Hüsamettin Çetinkaya, İlçe Emniyet Müdürü Nail Çetinkaya, Mavikent Belediye Başkanı Erdeniz Yavuz, belediye meclis üyeleri, siyasi parti ilçe yöneticileri, daire amirleri ve vatandaşlar izledi.İstanbul’un fethinin 559. yıl dönümü dolayısıyla Kumluca Belediyesi organizasyonluğunda düzenlenen fetih gecesi birbirinden renkli görüntülere sahne oldu. Gecede ilk olarak Kumluca Belediyesi Mehter Takımı sahnede yerini aldı. Konser yürüyüşüyle sahne çıkan Mehter Takımı, izleyiciler tarafından alkış topladı.

Gecenin açılış konuşmasını yapan Kumluca Belediye Başkanı Hüsamettin Çetinkaya, tarihte 559 yıl önce yaşanmış bir İstanbul’un Fethi’nin, düzenlemiş oldukları gecede yad ettiklerini söyledi. Çetinkaya, fethin tarihi maneviyatının yanı sıra farklı bir konuya değinmek istediği belirterek, sivil toplum örgütleri tarafından her yıl mayıs ayında öğrenci yurtları yararına düzenlenen kermes etkinliğinin önemine dikkat çekti.

Çetinkaya şunları kaydetti:

“Kültür Park’ta her yıl sivil toplum örgütleri tarafından 4 öğrenci yurdu yararına kermes etkinliği düzenleniyor. Kermes alanında insanlar kucaklaşıyor, birbiriyle kaynaşıyor ve ortaya maddi manevi bir harmanlama sezonuyla yaşanan güzelliklere katkı sağlanıyor. Biz Kumluca Belediyesi olarak sivil toplum örgütlerini bu ülkenin manevi teminatları ve manevi harçları olarak görüyoruz. Ülkemiz bu manevi harçlar üzerinde yükseliyor. Bundan sonrada benzer bir etkinliği herhangi bir sivil toplum örgütü yapmak isterse biz onlarında yanında olacağız.”

Başkan Çetinkaya’nın konuşmasının ardından gecenin konferansını yapmak üzere Gazeteci-Yazar İsmail Kahraman sahneye çıktı. Fatih ve Fetih Ruhu konulu konferansında slayt sunumuyla izleyicilere görsel olarak sunum yapan Kahraman, ecdadı araştırmak için dünyanın birçok ülkesinde araştırma yaptığını söyledi. Kahraman, son zamanlarda medyada ve dizilerde ortaya koyulan Osmanlı tarihin yalanlar üzerine kurgulandığını, toplumun yanlış bilgilendirildiğini ifade etti. Gelecek nesillere tarihi gerçekleriyle emanet etmek için izleyicilerden kitap okumalarını ve araştırmalarını isteyen Kahraman, kermesin ve gecenin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür etti.

 Konferansın sonunda Kumluca Kaymakamı Salih Işık tarafından Gazeteci-Yazar İsmail Kahramana üzerinde kendi resminin işlendiği Kumluca Kalekule figürlü plaket takdim edildi. (Mayıs  2012 – Gebze gazetesi)

Antalya’da Fatih ve Fetih Ruhu konferansı

İstanbul’un fethinin yıldönümü bir çok yerde coşku ile kutlanıyor. Toplantılar Fatih şenlikleri , İstanbul’un fetih konferansları düzenleniyor. İstanbul’un fethi ile ilgili düzenlenen bir çok konferans sadece İstanbul ile ilgili kalıyor aslında  Fatih Sultan Mehmet ve fetih ruhu bu konferanslarda malesef işlenmiyor. Fatih Sultan Mehmet sadece İstanbul un fethi ile anlıyor. Aslında Fatih, Osmanlıyı cihan devleti yapan fatih kültürü ve fetih ruhunu bizlere öğreten bir isim.

Fatih kültürü e fetih ruhunu anlamak ve yaşatmak gerekiyor. Fatih, İstanbul ile birlikte Pontus devletinin başkenti olan Trabzonu da fethederek 2 başkent fetheden Anadolu da  Türk fethini tamamlayan Karadeniz’i Türk gölü haline getirip kırım coğrafyası Kafkasya, tuna boyları, Yunanistan, mora yarım adası Arnavutluk, Bosna hersek, bölgelerini fetheden fethetmekle kalmayıp, buralarda fetih ruhunu yaşatan ve halen kanunnamesi insan hakları evrensel beyannamesinden daha önemli olan büyük bir devlet adamıdır.

Fatihi anlamak ve fetih ruhunu yaşatmak için Devri Alem TV programı ve belgesel yayıncılık olarak yıllardan beri çalışmalar yapıyor, Fatih’in fethederek Osmanlı topraklarına kattığı Osmanlı coğrafyasında çektiğimiz belgeseller bir TV kanalında büyük beğeni ile izleniyor. Bir çok yerden konferanslar ve belgesel sunumları için davetler alıyoruz. Bu sene Antalya bölgesinden gelen davete katılıyorum. Antalya Kumluca belediye başkanı Hüsamettin Çetinkaya Fatih ve fetih ruhu konulu konferansa bizleri davet etti. Burada hem konferansımızı vereceğim hem de Fatih ve fetih ruhu konulu belgeselimizin galasını da gerçekleştirmiş olacağız. İsterseniz gelin fatih ve fetih ruhu konulu belgeselimizden bir bölümü izlemek için gazetemizin www.gebzegazetesi.com, ve www.belgeselyayincilik.com sitelerinden fatih ve fetih ruhu adlı belgeselimi izleyebilirsiniz

Ayrıca daha önce bu köşede yayınladığımız Fatih Sultan Mehmet ve Fatih’in Çayırova’da vefatı ile ilgili belgesel ve yazılarımız var bu yazıları ve belgeseli de yine gazetemizin. www.gebzegazetesi.com ve www.belgeselyayincilik.com okuyabilirsiniz.

Previous ArticleNext Article

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir