2015, Kasım 2015

Türk – Yunan dostluğu kurulabilir mi?

Türkiye ile Yunanistan yıllardan beri sorun ve sıkıntı içerisinde komşuluklarını sürdürüyorlar. Türk-Yunan dostluğu bir türlü kurulamadı. Türkiye ile Yunanistan arasında inişli çıkışlı mücadeleler devam ediyor. Zaman zaman bahar havası esse de, bazen savaş tehlikesi bile yaşanıyor.

Türk-Yunan dostluğunun bir türlü kurulamaması, her iki ülke için de büyük bir kayıp. İki ülke arasında dostluk köprüleri kurulsa, her iki ülke de bundan kazançlı çıkar. En çok kazançlı çıkacak ülke ise Yunanistan. Çünkü ekonomik sıkıntı içerisinde krizler yaşıyor.
Türk-Yunan dostluğunun kurulamaması tarihin derinliklerinden kaynaklanmakta. Osmanlı Devleti’nin Yunanistan topraklarını fethi ile başlayan gerginlik, Osmanlı’nın son dönemlerinde Girit savaşı ve Osmanlı Yunan savaşı ile Yunanlılar Osmanlılar karşısında güç kazanmaya başlamıştı. Osmanlı’nın yıkılışı Yunanlıların Polatlı’ya kadar Anadolu’yu işgal etmeleri ile çok farklı boyutlara çıkmıştı.
Bugün Türk-Yunan ilişkilerinde yaşanan gerginlerin temelinde geçmişin tarihi dönüm noktaları yatmaktadır. Ancak bu durum sadece Türk ve Yunanlılar arasında değil, daha 1945’te 65 sene önce Avrupa’da birçok ülke ikinci dünya harbinde birbirini işgal etmiş, milyonlarca insan ölmüştü. Fakat bu ülkeler dostluk köprüleri kurmuşlar ve Avrupa Birliği’ni oluşturarak sınırları kaldırmışlar. Ortak para birimi bile kurmuşlar. Avrupa ülkeleri tarihi geçmişe takılıp kalsalardı, bugün çok farklı bir Avrupa Ülkeleri olur ve Türk-Yunan ilişkilerinde yaşananların çok daha farklı boyutu bu ülkeler arasında yaşanabilirdi.
TARİHTEN DÜŞMANLIK DEĞİL DOSTLUK ÇIKARTILMALI
Devri Alem Belgesel programı olarak, dünya coğrafyasında araştırmalar yapıyoruz. Tarihten düşmanlık değil, dostluk çıkartan ülkeler hep kazanmış. Türk-Yunan ilişkileri tarihten düşmanlık çıkartılmadan, dostluk köprüleri kurularak, tarihte yaşananlardan ders ve ibret alınarak iki ülke arasında dostluk ilişkileri başlayabilir.
40 yıllık gazetecilik hayatımda, 1974’te Kıbrıs Barış Harekatı’nın başlaması ile her iki ülke de yaşanan sıkıntılar, meydana gelen olaylar, her iki ülke deki sivillerin gördüğü sıkıntı ve mezalim… Gerçekten tarihin unutamadığı olaylar. Kıbrıs Barış Hareketı’nı bahane eden Yunanlıların, Batı Trakya ve Rodos’ta yaptığı hareketler tarihin utanç tablosudur. Ancak Türkiye’de yaşanan 6-7 Eylül olaylarında İstanbul’daki Rumların ev ve iş yerlerinin yağmalanması Türkiye’nin hatırlamak istemediği utanç tablosu arasındadır.
Bazı karanlık odakların Atatürk’ün evi bombalandı diye o gün gazetelere manşet attırıp, ardından da İstanbul’daki Rum azınlığın mallarını talan etmesi gerçekten üzücüdür. Yunanlıların Batı Trakya’daki Türk azınlığına bugün bile reva gördüğü durum gerçekten vicdanları sızlanmaktadır.
Tarihte yaşanan bu acı olaylar unutulmamalı. Ancak tarihten ders ve ibret alınarak Avrupa Birliği ülkelerinin yaptığı gibi Türk-Yunan dostluğu yeniden inşa edilmeli. Kıbrıs sorunu mutlaka çözümlenmelidir. Şu unutulmasın ki Yunanlılar 500 yıla yakın Osmanlı yönetiminde kalmışlardı. Atina’yı fetih eden Fatih, Akrepol tepesindeki Yunan medeniyetine ait tarihi eserlere dokunmamış, Ortodoks Rumların din, kültür, dil ve etnik kimliğini asimile etmeden korumuştur. Şayet asimilasyon yapılsaydı 500 yıl içerisinde Yunanistan’da bir tane Rum kalmazdı. Fener-Rum patriği bugün İstanbul’da faaliyet gösteremezdi.
TÜRK-YUNAN BAŞBAKANLARI UMUT VERDİ
Yunanistan Başbakan’ı Çipras’ın Türkiye’yi ziyaret ederek Cumhurbaşkanı, Başbakan, Muhalefet partisi liderlerini ziyaret edip görüşmesi gerçekten çok önemli. Çipras farklı bir siyasetçi. Genç, dinamik, cesur olduğu kadar Avrupa Birliği’ne kafa tutabilen, yerleşik düzeni sorgulayabilen, reformcu bir isim.
Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu’da akademik, bilim adamlığının yanında dünya dış politikasını çok iyi bilen, dünyanın birçok ülkesinde akademik çalışmalar yapan bir lider. Davutoğlu ve Çipras’ın konuşmalarını canlı yayında dikkatle dinledim. Her iki liderin Türk-Yunan dostluğu konusunda samimi ve içten davranmaları büyük bir şans. Türkiye ile Yunanistan bölgenin en önemli ülkeleri. Türk-Yunan arasındaki dostluk sadece iki ülkeye değil, dünya barışına ve bölgemizde yaşanan birçok olumsuz olayın çözümüne ciddi katkıda bulunacaktır.
Türk-Yunan dostluğunun kurulması için her iki ülkeden siyasetçilerin yanında, akademisyenlere, sivil toplum örgütlerine, bilim adamlarına, sanatçılara ve en önemlisi iş adamlarına çok büyük görev düşüyor. Şunu net olarak burada söylemek istiyorum. Ne Yunanistan Türkiye’yi işgal edebilir, nede Türkiye Yunanistan’a girebilir. Her iki ülke vakit geçirmeden dostluk köprülerini kurmalı ve tarihten düşmanlık değil dostluk çıkartmalıdır.
Sonuç olarak Yunanistan Başbakanının Türkiye’yi ziyareti çok önemli bir gelişme. Her iki Başbakanın açıklamaları, dostluk ve işbirliği adına önemli bir adım. Yazımı her iki Başbakanın yaptığı açıklamalardan özet bir bölümle noktalamak istiyorum.
‘MÜLTECİLER KONUSUNDA TÜRKİYE VE YUNANİSTAN ORTAK MAĞDUR’
Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras, çalışma ziyareti kapsamında Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile görüştü. Davutoğlu ve Çipras, görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Birbirlerine “Aleksis” ve “Ahmet” diyerek hitap eden iki lider, Ege’deki insani trajedinin engellenmesi için Dışişleri, İçişleri ve ilgili bakanlarının bir araya geleceği çalışma grubu oluşturacaklarını açıkladı. Çankaya Köşkü’ndeki basın toplantısında Davutoğlu, özetle şunları söyledi:
TAHRİK EDENLER VAR
“Türkiye ile Yunanistan arasındaki sorunlu ilişkilerden memnun olanlar, tahrik edenler çıkabilir. Ama bizler sorumlu devlet adamları olarak bu çevrelerin önyargılı yaklaşımlarına karşı dostluğu inşa edebiliriz. İlişkilerimizi yeniden inşa edebiliriz. İnşallah bir gün İstanbul’dan Selanik’e hızlı trenle ya da İzmir’den Selanik’e feribotla birlikte seyahat edebiliriz. Sorun, mülteciler sorunu değil, Suriye sorunu, Suriye’deki baskıcı rejim ile terörist gruplar sorunu. Bu büyük insani sorun, sadece Türkiye ve Yuanistan’ın sorunu değildir. Kimse, BMGK, bütün sorumluluklarını unutarak, meseleyi Ege sahillerinde yaşanan trajedi dolayısıyla Türkiye ile Yunanistan’ın omuzlarına atmamalıdır.
Türkiye ve Yunanistan, aynen Suriyeli mülteciler gibi bu sorunun mağdurlarıdırlar. Müsebbipleri değildirler.  Bu sorunun nihai çözümü, Şam’dan geçmektedir. İnsani trajediyi engelleme gayreti içinde olacağız. Bu çerçevede Merkel’in, Çipras ve benim üçlü toplantıda bir araya gelme fikri vardı bunları da ele aldık.”  Aleksis Çipras ise toplantıda şunları söyledi: “Türkiye ve Yunanistan’ın iki komşu ülke olarak işbirliği Avrupa’daki dengeleri değiştirebilir. Mülteci akınları, terörizm maalesef geniş anlamda olumsuz bir atmosfer doğuruyor bölgemizde”

Previous ArticleNext Article

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir